Anahtar kelimeler: Ereğli Krediye Süt Satımdan Doğacak Aşden Temliki İktisadi Üreticileri Doğmuş

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
:İSTANBUL ANADOLU 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2020İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;DAVA
: Davacı vekili; müvekkili ile dava dışı ... Üreticileri Birliği İktisadi İşletmesi arasında 16.11.2018 tarihinde 30.000.000-TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, işbu krediye istinaden dava dışı Süt Birliği İşletmesinin davalı ... . AŞ'den olan doğmuş ve doğacak 40.000.000-TL miktarda alacağı Ereğli 2. Noterliği'nin 15.05.2019 tarihli sözleşmesi ile müvekkiline temlik edildiğini, işbu alacağın temliki sözleşmesinin muhatabı ... yetkililerince imzalanan muvafakatname ile, ilgili temliki kabul ederek defterlerine işlediklerini, doğmuş ve doğacak temlik sınırına kadar oluşan tüm borçlarını banka hesabına ödeyeceklerini ve bu konuda takas haklarından feragat ettiklerini kabul ve beyan ettiklerini, bunun üzerine dava dışı Konya Süt Üreticileri Birliği İktisadi İşletmesi tarafından 09.07.2019 tarihinden itibaren borçlu ...'ya 09.09.2019 tarihine kadar toplam 48 adet fatura kesildiği, bedellerinin borçlu tarafından müvekkiline ödenmek üzere düzenlenerek e-fatura sistemi üzerinden tebliğ edildiğini, bu faturaların hepsinin borçlu ... tarafından onaylandığını, ekli BA-BS formları uyarınca 2019 yılı içerisindeki 10 ayda dava dışı fatura keşidecisi ve banka müşterisi iktisadi işletme tarafından borçlu ...'ya fatura miktarı üzerinde toplam 49.046.919-TL'lik mal teslim edildiğini, fatura konusu malların borçlu tarafından teslim alındığına dair hiçbir şüpheye yer bırakılmayacak şekilde vergi dairesine resmi bildirimler yapıldığını, dava dışı iktisadi işletme ile davalı arasındaki alacağın daha önce de 05.07.2017 tarihli temlik sözleşmesiyle müvekkiline temlik edildiğini ve yine 07.07.2017 tarihli aynı şirket temsilcileri tarafından verilen muvafakatnameye istinaden, 2018 yılı boyunca borçlu tarafından müvekkiline önceki sözleşme uyarınca ödemeler yapıldığını, ancak davalının bu defa böyle bir borcu olmadığını beyan ederek kötü niyetli davrandığını, dava dışı iktisadi işletmenin müvekkiline karşı yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle hesaplarının kat edildiğini ve Konya Ereğli 1. Noterliği'nin █████/2019 tarihli ihtarnamesinin gönderildiğini, ihtara cevap olarak iktisadi işletme tarafından yalnızca 344.122,29-TL borçları olduğunun beyan edildiğini, müvekkilince yapılan araştırmada ihtar cevabında yer alan miktarın, iki firma arasındaki muavin defter kayıtlarından tespit edildiğini, ancak temlik teyit tarihi olan 16.07.2019 tarihinden itibaren davalı nezdinde dava dışı kredi borçlusunun 16.265.314,18-TL alacağı doğduğunun anlaşıldığını, fakat bu alacağın davalı ... tarafından taahhütlerine aykırı olarak takasa konu edildiğini, borçlu tarafından müvekkiline 16.07.2019 tarihinde sunulan ve daha önce de aynısını verip riayet ettikleri takas hakkından feragat taahhüdü gereğince, müvekkilinin alacağının borçlu ... ile alacağı temlik eden iktisadi işletme arasındaki hesap ilişkisinden bağımsız olduğunu,davalının TBK nın 124. maddesi gereğince takas hakkından önceden feragat ettiğini, müvekkilinin temlik aldığı 16.265.314,18-TL alacağın tamamının ödenmesi için Konya Ereğli 2. Noterliği'nin 12.12.2019 tarihli ihtarnamesinin borçlu ...'ya gönderildiğini, ancak davalının herhangi bir ödeme yapmadığını,davalı borçlu aleyhine İstanbul Anadolu 10. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında başlattıkları icra takibine davalının itiraz ettiğini, davalının takas hakkından feragat etmesi nedeniyle müvekkiline karşı takas defi ileri süremeyeceğini belirterek, davalının itirazının iptali ile aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.CEVAP
: Davalı vekili; ... Ürünleri İktisadi İşletmesi'nin müvekkili şirkete çiğ süt satarken, diğer yandan yem ve kimyasal satın aldığını, taraflar arasındaki cari hesap ilişkisinin sonucu olarak müvekkilinin iktisadi işletme tarafından gönderilen çiğ süt faturalarını doğrudan olduğu gibi kabul edip işleme almadığını, iktisadi işletmenin alacağının, müvekkilinin ilgili ayda işletmeye sattığı yem ve benzeri maddelerin fatura tutarlarının, ceza kesintileri ve vergi ile diğer yasal kesintilerin mükerrer veya hatalı fatura iadelerinin düşülmesi sonucu oluştuğunu ve böylece oluşan alacak bakiyesinin müvekkili şirket tarafından vadesinde işletmeye ödendiğini, dava dışı işletmenin davacı banka nezdinde kullandığı kredilere ilişkin borcunu ödemek amacıyla müvekkilinden olan alacağını 05.07.2017 tarihli 40.000.000-TL tutarlı, 05.02.2018 tarihli 40.000.000-TL tutarlı, 26.09.2018 tarihli 60.000.000-TL tutarlı ve 15.05.2019 tarihli 40.000.000-TL tutarlı temliknameler ile davacı bankaya temlik ettiğini, müvekkili şirketin de temlik öncesinde olduğu gibi, temlik sonrasında da cari hesap ilişkisine ve temliknamelere uygun olarak ödemelerini davacı bankanın temliknamelerde bildirdiği hesaba ödemeye devam ettiğini, bu arada İktisadi İşletme'nin konkordato başvurusu sonucunda Ereğli 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyasında 26.09.2019 tarihinde geçici mühlet, 25.02.2020 tarihinde ise iflas kararı verildiğini, müvekkili ile iktisadi işletme arasındaki ticari ilişkinin 2019 yılı Eylül ayı itibariyle sona erdiğini, bunun üzerine davacı bankanın 06.10.2019 tarihli ihtarname ile 15.05.2019 tarihli temlikname kapsamında vadesinin geldiğini iddia ettiği 1.512.000-TL alacağın ödenmesini ve henüz vadesinin gelmediğini iddia ettiği 14.753.314,18-TL alacağın vadesi geldiğinde ödenmesini talep ettiğini, müvekkili şirket tarafından ise 30.10.2019 tarihli ihtarname ile cari dava dışı işletmenin 16.265.314,18-TL (1.512.000+14.753.314,18) alacağı olmadığının cevaben bildirildiğini, davacı bankanın bu defa 12.12.2019 tarihli ikinci bir ihtarnameyle 15.05.2019 tarihli temlikname kapsamında vadesi geldiğini iddia ettiği 16.265.314,18-TL alacağın ödenmesini talep ettiğini, ancak cari hesap ilişkisine ve uygulamaya aykırılık teşkil eden davacı bankanın talebinin müvekkili şirket tarafından kabul edilmediğini, davacının alacağına dayanak olarak 09.07.2019 ile 09.09.2019 tarihleri arasında müvekkili şirkete dava dışı Birlik tarafından kesilen çiğ süt alım faturalarını, 15.05.2019 tarihli temlikname ile temliknamede müvekkili şirketin takas hakkından feragat ettiğine ilişkin 16.07.2019 tarihli beyanını gösterdiğini, davacı bankanın, müvekkili şirket tarafından İktisadi İşletmesi'ne kesilen yem ve ham madde satışından kaynaklı faturalar ile çiğ süt satışları ile ayıplar ve kalite sorunlarından kaynaklı ceza faturalarını, yine müvekkili şirkete mükerrer kesilen faturaları dikkate almadığını, cari hesap ilişkisini görmezden gelerek sadece işletmenin çiğ süt satışlarından dolayı kestiği sınırlı sayıda faturaya dayandığını, müvekkili şirket ile süt işletmesi arasındaki ticaretin 07.04.2011 tarihinde başladığını, en son tarihli çiğ süt alım sözleşmesinin 01.01.2019 tarihinde düzenlendiğini, anılan sözleşme uyarınca işletmenin müvekkili şirkete çiğ süt tedariki sağladığını, ancak taraflar arasındaki sözleşmelerin 5 ve 6. maddeleri uyarınca müvekkili şirketin tedarik ettiği yem karşılığı olan bedelleri mahsup etmesi suretiyle çiğ süt bedellerinin ödendiğini, buna göre taraflar arasında karşılıklı mal alım satımına dayalı ticari ilişki olduğunun davacının da bilgisi dahilinde bulunduğunu, dolayısıyla işletmenin temlike konu alacağının ancak bu mutabakatlar sonucunda doğduğunu, bu hususun sözleşmenin 8.4 ve 6.1 maddelerinde düzenlendiğini, kısaca müvekkili şirket tarafından hiçbir zaman işletmenin hak edişleri üzerinde takasa yönelik bir uygulama olmadığını, esasen daha önceki süreçte de müvekkili şirket nezdinde muaccel hale gelen alacakların zaten vadesi geldiğinde bankaya ödediğini, müvekkili şirketin uygulamasında herhangi bir değişiklik bulunmadığını, dosyaya ibraz ettikleri hukuki mütalaada belirtildiği üzere cari hesap ilişkisi sona ermeden, hesap kesilmeden tarafların alacaklı veya borçlu sayılamayacağını, TBK'nın takasa ilişkin 143. maddesinde de cari hesaba ilişkin özel teamüllerin saklı olduğunun düzenlendiğini, aynı hususun TTK'nın 97. maddesinde de düzenlendiğini, dolayısıyla karşılıklı alacakların birbirini götürmesi sonucunda bir alacak ortaya çıkmadan temlikin mümkün olmadığını, alacağın cari hesap kayıtlarına göre belirlenmesi gerektiğini, öncesinde süt birliğinin müvekkilinden bir alacağı bulunmadığından, bu alacağın temlikinden söz edilemeyeceğini, 05.07.2017, 02.05.2018, 26.09.2018 ve 15.05.2019 tarihli temliklere istinaden dava dışı süt birliği tarafından düzenlenen çiğ süt faturalarından müvekkilinin kestiği fatura bedelleri düşüldükten sonra kalan alacağın davacıya ödendiğini,müvekkilinin davacıya bir borcu bulunmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece; davalının 15.05.2019 tarihli alacağın temliki işlemine kayıtsız şartsız muvafakat ettiğine dair 16.07.2019 tarihli belge bulunduğu, davalının temlike muvafakatinde kayıtsız ve şartsız devre onay verdiği, her ne kadar davalı ile dava dışı birlik arasındaki sözleşmede ödemeler yapılırken tedarikçinin borçlarının kesintisinden sonra kalan miktarın ödeneceği düzenlemesi varsa da, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği bunun davalı yanca ancak sözleşmenin diğer tarafı olan birliğe karşı ileri sürülebileceği, davalının savunmasında ileri sürdüğü gibi, temlik eden Birliğe sattığı yem vb. maddeler sebebiyle olan alacağının çiğ süt satımından olan temlik edene alacağından tenzili sonrasında kalan tutarın temlik edenin alacağı olabilmesi için cari hesap sözleşmesi bulunması gerektiği, hal böyle olunca cari hesap sözleşmesi bulunmadığından, Birlikten olan alacağın temlike konu alacaktan takası sonucu ortaya çıktığından ve davalı da takas hakkından 16.07.2019 tarihli muvafakat ile vazgeçtiğinden, onay verdiği tarihten sonraki oluşan alacaklarının temlik edilen alacaktan indiremeyeceği sonucuna varıldığı, kaldı ki davacı banka ile dava dışı Birlik arasındaki işlemin alacağın temliki işlemi olduğu, sözleşmenin devri olmadığı, bu nedenle davalının dava dışı birlik ile arasındaki sözleşmeden kaynaklı hakları davacıya karşı ileri süremeyeceği, bilirkişi kök raporunda davalının 16.07.2019 tarihli temlike onay ve takastan feragat beyanı nedeni ile TBK'nın 188 ve 145. maddeleri gereği bu tarihten sonra davalı tarafından dava dışı birliğe düzenlenen iade, yem ve demirbaş faturalarının düşülmemesi gerektiği bildirilmesine rağmen sehven düşüldüğü, yapılan bu maddi hatanın 21.07.2022 tarihli ek raporda giderildiği, takas hakkından önceden feragat edilmesinin mümkün olduğu, davalının temlike onay verdiği ve takas hakkından kayıtsız şartsız vazgeçtiği, davacı ile dava dışı birlik arasındaki işlemin alacağın temliki ilişkisi olduğu, davalı ile dava dışı birlik arasındaki sözleşme ilişkisinin devralınmadığı, bu nedenle davalının söz konusu iade faturaları, yem ve demirbaş faturaları vs. gibi alacaklarını davacı temlik alanın alacağından mahsup etmesinin mümkün olmadığı, bunları ancak kendi sözleşenine karşı ileri sürebileceği, her ne kadar davalı yanca davalı ile dava dışı birlik arasındaki sözleşmenin 6. maddesinin taraflar arasında bir cari hesap ilişkisi kurulduğunun teyidi olduğu ileri sürülmüş ise de, ilgili madde incelendiğinde ödeme koşullarının kararlaştırıldığı, sözleşmenin cari hesap sözleşmesi mahiyetinde olmadığı, TTK anlamında cari hesap sözleşmesinde bütünlük olduğu, davalı ile birlik arasında süt satımında kaynaklı alım bedellerinin belirli vadelerle ödenmesine ilişkin sözleşmenin 6. maddesinin, TTK'nın 89 ve devamında öngörülen cari hesap sözleşmesiyle bir ilişkisi olmadığı, icra takibinin 48 adet faturadan kaynaklandığı, davalı yanca takibe dayanak yapılan faturalara itiraz edildiğine dair yazılı bir delil ibraz edilmediği, iade faturalarının alacaktan mahsubunun zaten mümkün olmadığını, bir an için aksi kabul edilse dahi söz konusu faturalar için iade faturası düzenlenmesinin bu alacağı ortadan kaldırmayacağı, burada ispat külfetinin iade faturasını düzenleyen tarafa geçtiği, süresi içinde itiraz edilmeyerek kesinleşen futuradaki alacakla ilgili olarak, süre geçtikten sonra iade edilmesi veya ticari defterlere kaydedildikten sonra iade faturası düzenlenmesinin, borçtan kurtulmayı sağlayan ve alacağı tartışmalı hale getiren geçerli bir araç olmadığı, davalı yanca 16.07.2019 tarihinden sonra davacıya yapılan ödeme miktarının 9.486.332,95-TL olduğu, davacının, bu ödemenin eski tarihli temlik sözleşmelerinden kaynaklı alacaklara ilişkin olduğunu ileri sürdüğü, bu konuda alınan bilirkişi 2. ek raporunda, hesap ekstrelerinde yatırılan paraların hemen altında işbu tutarın hangi kredilere mahsup edildiğinin görüldüğünün, havale makbuzlarında herhangi bir açıklama olmadığı, temlik onay tarihi 16.07.2019 öncesi kullandırılan kredilerin dökümünün ibraz edildiğinin, davalının 16.07.2019 öncesi yaptığı ödemelerden toplamda 9.144.310,27-TL'sinin 16.07.2019 öncesi kullandırılan kredilere mahsup ettiğinin görüldüğünün, davacı bankanın dava dışı birlik ve davalı tarafla süregelen ilişkisi dikkate alındığında ödemelerin TBK'nın 102. hükümlerine göre önce muaccel hale gelen alacaklardan mahsubunda bir usulsüzlük olmadığı, davacının davalıdan isteyebileceği tutarın 16.265.314,10-TL olduğunun belirtildiği, havale makbuzlarında açıklama bulunmadığından, TBK'nın 102. maddesi gereği ödemelerin vadesi ilk önce gelen borca mahsubunda bir usulsüzlük bulunmadığı, alacak likit olup davalının itirazında haksız olduğu, davacı ile dava dışı birlik arasındaki temlik sözleşmesinin 6. maddesi gereği borç ödeninceye kadar birliğin davacıya karşı sorumluluğu devam ettiğinden, dava dışı birlik ile tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile hüküm verildiği gerekçesiyle,davalının takibe itirazının iptaline,asıl alacak üzerinden%20 oranda hesaplanan icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ
: Davalı vekili; mahkemece müvekkili ile dava dışı birlik arasındaki ilişkinin cari hesap ilişkisi olduğunun dikkate alınmadığını, taraflar arasında en son 01.01.2019 tarihli çiğ süt alım sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmenin 5. ve 6. maddeleri uyarınca, müvekkilinin Birliğe tedarik ettiği yem bedellerini mahsup etmek suretiyle çiğ süt bedellerini ödediğini, buna göre taraflar arasında karşılıklı mal alım satımına dayalı bir ticari ilişki (cari hesap) olduğunun sabit olduğunu, bu ticari ilişkide müvekkilinin Birliğe kimyasal yem vb satışı yaptığını, sonrasında ise alınan çiğ süt bedelinden bu bedeller düşülerek ödeme yapıldığını,Birliğin temlike konu alacağının ancak bu mutabakatlar sonrasında doğduğunu, sözleşmenin 6.1 ve 8.4 maddelerindeki düzenlemeleri dikkate alındığında, sözleşmenin cari hesap sözleşmesi niteliğinde olduğunu, müvekkili şirket tarafından hiçbir zaman süt birliğinin hak edişleri üzerinde takasa yönelik bir uygulama yapılmadığını, birliğe yapılacak ödemelerin temlik ilişkisi başladığı günden beri müvekkili tarafından bu cari hesap yöntemi uyarınca yapıldığı dikkate alındığında, davacının bakiye alacak iddiasının haksız olduğunu, cari hesap ilişkisinde ancak hesabın kesilmesi ile taraflardan hangisinin alacaklı olduğunun belirleneceğini ve bakiyenin ödenmesinin de hesabın kesilmesi ile istenebileceğini, sözleşme sona ermeden, hesap kesilmeden taraflardan hiçbirinin alacaklı ve borçlu sayılmayacağını, buna göre müvekkili ile Birlik arasındaki ilişkinin cari hesap niteliği dikkate alınarak, gerekli mahsuplaşmalar sağlandıktan sonra ortaya çıkacak tutar üzerinden temlik alacaklısına ödeme yapılması gerekeceğini, davacının da cari hesap ilişkisine itirazı bulunmadığını,mahkemece taleple bağlılık ilkesine aykırı olarak davacının kabul ettiği cari hesap ilişkisinin yok sayılmasının usule aykırı olduğunu, hükme esas alınan hesaplamalarda yalnızca davacı banka kayıtlarının esas alındığını,alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkiler giderilmeden karar verilmesinin hatalı ve hukuka aykırı olduğunu, davacının temlik dönemlerine ilişkin herhangi bir ayrıma gitmeksizin genel bir mahsup uyguladığını,müvekkili tarafından davacı bankaya yapılan ödemelerin belirli bir temlik dönemine indirgenmeksizin ilk temlik tarihi olan 05.07.2017'den başlayarak bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiğini, bu çerçevede dava dışı süt birliğinin davacı bankadan kullandığı kredi tutarları ve müvekkilinin yaptığı ödemelerin hangi krediye ilişkin olduğu, hangi ödemenin hangi kredi borcundan mahsup edildiğine yönelik olarak yapılan inceleme ve değerlendirmenin hatalı olduğunu, müvekkili şirket kredi sözleşmelerinin borçlusu değil, temlik sözleşmelerinde dava dışı birliğin alacaklarını davacı bankaya ödemekle yükümlü temlik borçlusu olduğunu, bu nedenle dava dışı birliğin kredi borçları ve bakiye tutarlarının değil, dava dışı birliğin müvekkili şirket nezdinde doğan alacakları ile müvekkili şirket tarafından yapılan ödemelerin incelenmesi gerektiğini, ayrıca alacak likit olmadığından müvekkili aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.GEREKÇE
: Dava, davacı ile dava dışı ... Üreticileri Birliği İktisadi İşletmesi arasında akdedilen alacağın temliki sözleşmesine dayalı olarak temlik eden Süt Birliğinin davalıdan olan alacaklarının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.Somut olayda; davacı banka ile dava dışı İktisadi İşletme arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında işletmeye krediler kullandırıldığı, aynı zamanda iktisadi işletme ile davalı ... arasında karşılıklı olarak süt, yem ve ham madde satışına ilişkin ticari ilişki bulunduğu, davacı banka ile İktisadi İşletme arasında, işletmenin devir borçlusundan (...) doğmuş ve doğacak alacaklarından 40.000.000-TL'lik kısmının, bankadan kullanılan kredilerin teminatı olmak üzere davacı bankaya devrine ilişkin 15.05.2019 tarihli alacağın temliki sözleşmesi akdedildiği, davalı tarafından imzalanan 16.07.2019 tarihli belge ile ise alacağın devrine muvafakat edildiği ve takas dahil herhangi bir defi ileri sürülmeksizin alacağı devralan bankaya ödeneceğinin taahhüt edildiği, davacı bankaca davalıya keşide edilen 08.10.2019 tarihli ihtarname ile 15.05.2019 tarihli temlikname kapsamında Birliğin vadesi gelen alacaklarından 1.512.000-TL'nin ödenmesini talep ettiği, davalı tarafından keşide edilen 30.10.2019 tarihli cevabi ihtarname ile dava dışı Birliğin müvekkilinden 344.128,29-TL alacağı bulunduğunun bildirildiği, davacı tarafından keşide edilen 12.12.2019 tarihli ihtarnameyle bu kez 15.05.2019 tarihli temlikname kapsamında İktisadi İşletmenin 48 adet faturasına dayalı 16.265.314,18-TL alacağının 1 iş günü içinde ödenmesinin talep edildiği, davalının ödeme yapmaması üzerine davacı tarafından 22.01.2020 tarihinde 48 adet faturaya dayalı olarak İstanbul Anadolu 10. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyasında 16.265.314,10-TL alacağın tahsili istemiyle takip başlatıldığı, davalı borçlunun süresinde borca itirazı üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır.Mahkemece Birliğin ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen 06.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda; birliğin davalı ...'ya 16.07.2019 tarihinden 30.09.2019 tarihine kadar 15.271.204,81-TL'lik fatura düzenlediği, davalı tarafından temlik edene 125.623,78-TL fiyat farkı, 3.240.000-TL iade ve 10.417,18-TL mera fonu olmak üzere toplam 3.376.040,78-TL tutarlı fatura düzenlendiği, bu faturalar düşüldüğünde Birliğin 11.895.163,85-TL alacaklı olduğu,davalı tarafından davacı bankaya 25.07.2019-26.09.2019 tarihleri arasında toplam 9.486.032,95-TL ödeme yapıldığı, davalının 31.12.2019 tarihi itibariyle Birliğe 486.506,85-TL borçlu olduğu, davalının davacı bankaya yaptığı ödemelerin İktisadi İşletmenin 11.895.163,85-TL alacağından düşülerek davalının temlik sözleşmesine dayalı olarak davacıya 2.409.130,90-TL borcu bulunduğu; 24.05.2021 tarihli ek raporda ise; İktisadi İşletme tarafından davalıya 09.07.2019 tarihinden 30.09.2019 tarihine kadar 16.783.204,81-TL'lik fatura düzenlendiği, davalı tarafından ise Birliğe 125.623,78-TL fiyat farkı, 3.240.000-TL iade ve 10.417,18-TL mera fonu olmak üzere toplam 3.376.040,96-TL tutarlı fatura düzenlendiği, bu fatura bedellerinin düşülmesi sonucunda temlik edenin davalıdan 13.407.163,85-TL alacaklı olduğu, davalı tarafından davacı bankaya 25.07.2019- 26.09.2019 tarihleri arasında toplam 9.486.032,95-TL ödeme yaptığı, davalının 31.12.2019 itibariyle Birliğe 486.506,85-TL borçlu olduğu, davalının davacı bankaya yaptığı ödemelerin Birliğin alacağından düşülmesi sonucunda davalının temlik sözleşmesine dayalı olarak davacıya 3.921.130,90-TL borcu bulunduğu,Birlik ile davalının BA-BS bildirimlerinde, Birliğin düzenlediği toplam 120.406-TL tutarlı iki faturanın davalının BA bildirimlerinde yer almadığı, bunun dışında tarafların tüm BA-BS bildirimlerinin birbirini doğruladığı tespit edilmiştir.19.01.2022 tarihli bilirkişi kurulu raporunda; davalının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle temlik edene 486.506,85-TL borçlu olduğu, davacının takibe konu ettiği 48 adet temlik edenin faturaları toplamının 16.265.314,18-TL olduğu, bu faturalara karşılık davalı tarafından toplam 3.240.000-TL tutarlı iade faturaları düzenlendiği, davalı ile temlik eden arasındaki sözleşmenin cari hesap sözleşmesi niteliğinde olmadığı, davalının temlike kayıtsız şartsız muvafakat etmesi nedeniyle kendisinin temlik edenden karşı alacağını temlik mahsup edemeyeceği, davalının temlike onay verdiği 16.07.2019 itibariyle cari hesabında Birliğe 2.031.370,76-TL borçlu olduğu, 16.07.2019 tarihli faturalar dahil 44 adet fatura bedelinin 14.753.314,18-TL olduğu, buna devir tarihindeki borç bakiyesi eklendiğinde 16.784.684,94-TL borç bulunduğu, bu tutardan davalının 3.240.000-TL tutarlı iade faturalarının düşülmesi sonucunda 13.544.684,94-TL borç kaldığı, davalının 16.07.2019 tarihinden itibaren davacıya yaptığı ödemelerin toplamının 9.486.332,95-TL olduğu, bu tutarın 13.544.684,94-TL'den düşülmesiyle kalan borcun 4.058.351,99-TL olduğu, temlike onay tarihinden sonra düzenlenip davacının listesinde yer almayan faturalar toplamının 517.890,65-TL olduğu bildirilmiştir.21.07.2022 tarihli ek raporda; kök raporda davalının 16.07.2019 temlike onay ve takastan feragat beyanı nedeniyle TBK 188 ve 145. maddesi hükümlerinin dikkate alınması gereği belirtilerek, bu tarihten sonra davalı tarafından dava dışı Birliğe düzenlenen iade, yem ve demirbaş faturalarının düşülmemesi gerektiği bildirilmesine karşın, sehven düşüldüğünden bu maddi hatanın düzeltildiği, temlik sözleşmesi kapsamında temlik edenin buna bağlı olarak davacı bankanın alacak tutarının 16.784.684,94-TL fatura toplamından 9.486.032,95-TL ödemenin düşülmesiyle 7.298.651,99-TL olduğu, davacının takibinde listelediği 48 adet faturaya göre yukarıda 16.07.2019 tarihi esas alınarak değerlendirme yapıldığı, ancak temlike onay tarihinden sonra dava dışı Birliğin temlike konu yaptığı doğacak alacakları kapsamında düzenlediği fatura bedellerinin de eklenmesi halinde istenebilecek tutarın (7.298.651,99-TL+517.890,65-TL=) 7.816.542,64-TL olacağı, davalı ile dava dışı Birlik arasındaki cari hesap ilişkisi bakiyesine göre değerlendirme yapılması halinde dava dışı Birliğin davalıdan takip tarihi itibariyle 486.206,85-TL alacağının bulunduğu belirtmiştir.14.11.2022 tarihli 2. ek raporda ise; dava dışı Birliğin davacı bankaya olan kredi borç tutarının 16.07.2019 tarihinden sonra kullandırılan kredilerin takip tarihi itibarı ile bakiyesinin 16.973.096,18-TL, 16.07.2019 öncesi kullandırılan kredilerden (davalının temlike onayından sonra yaptığı) ödemeler düşüldükten sonra devreden bakiye 391.976,60-TL olup, takip tarihi itibarıyla toplamın 17.365.072,78-TL olduğu, takipte istenen tutarın ise 16.265.314.10-TL olduğu, davacı bankanın dava dışı Birlik ve davalı tarafla süregelen ilişkisi dikkate alındığında, ödemelerin TBK'nın 102. maddesi hükümlerine göre mahsubunda bir usulsüzlük olmadığı, davalıdan isteyebileceği tutarın 16.265.314,10-TL olduğu, uyuşmazlığın takipte isteme yer verilen faturalar ile aynı kapsamdaki temlike onay belgesine ekli faturalarla sınırlı temlik olarak değerlendirilmesinde, temlike onay tarihinden sonraki ödemelere nazaran, davadaki talebin bu ihtimalde 21.07.2022 tarihli ek raporda açıklanan gerekçelerle davacı bankanın, davalıdan isteyebileceği tutarın 7.298.651,99-TL olduğu, ancak temlike onay tarihinden sonra düzenlenen ancak davacının listesinde yer almayan toplamı 517.890,65-TL olan faturaların eklenmesi halinde davacı bankanın davalıdan isteyebileceği tutarın 7.816.542,64-TL olacağı, davacı ile dava dışı Birlik arasındaki cari hesap ilişkisi bakiyesine göre değerlendirme yapılması halinde ise dava dışı Birliğin davalıdan takip tarihi itibariyle 486.506,85-TL alacağının bulunduğunun tesbit edildiği bildirilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 89/1 maddesinde cari hesap; iki kişinin herhangi bir hukuki sebep veya ilişkiden doğan alacaklarını teker teker ve ayrı ayrı istemekten karşılıklı olarak vazgeçip bunları kalem kalem alacak ve borç şekline çevirerek, hesabın kesilmesinden sonra çıkacak artan tutarı isteyebileceklerine ilişkin sözleşme olarak tanımlanmıştır. Buna göre cari hesap sözleşmesinin temel unsurları; karşılıklı alacakların hesaba kaydedilmesi, tek tek talep ve ödeme hakkından vazgeçilmesi, bakiyenin ancak sözleşmede kararlaştırılan dönem sonunda belirlenmesi olarak özetlenebilir. Bu nedenle cari hesapta hesap devresi içinde hesaba kaydı gerçekleşen alacakların münferiden ödenmesi istenemez, temerrüt gerçekleşmez, zamanaşımı süreleri işlemez, cari hesap dışında kalan bir alacakla takas edilmeleri istenemez ve aynı zamanda hesaba kaydedilen alacak ile borç kalemleri bir bütün oluşturduğu için tek tek alacakların devredilmesi, rehnedilmesi ya da haczedilmesi mümkün değildir. Cari hesap sözleşmesinde taraflar, hesaba kaydedilen alacakların hesap devresi sona erdiğinde herhangi bir beyanda bulunmaksızın kendiliğinden ve toplu olarak takası hususunda anlaştıkları için, devre bitiminde tarafların karşılıklı olan alacakları, daha az olan alacak tutarı kadar sona ermektedir. Bu kapsamda somut olayda davalı ile alacağı temlik eden Birlik arasında akdedilmiş olan 01.01.2019 tarihli çiğ süt alım sözleşmesinin 6.1, 6.2 ve 7.8. maddelerinde, Birliğe ... tarafından yapılacak mera, stopaj, ceza, yem ve kimyasal alacak kesintileri sonrasında kalan bedellerin ödeneceği yönünde düzenlemeler yer alsa da, taraflar arasındaki sözleşme cari hesap sözleşmesinin temel unsurlarını içermediğinden, sözleşmenin cari hesap sözleşmesi olarak nitelendirilmesi mümkün değildir. Bu nedenle temlik eden ile davalı arasındaki ilişki açık hesap ilişkisi niteliğindedir. Davacı banka ile dava dışı Birlik arasındaki temlik sözleşmesi ise sözleşmenin devri değil, Birliğin davalıya hitaben düzenlediği faturalara dayalı doğmuş ve doğacak alacakların temliki niteliğindedir. Davalı ... tarafından 15.05.2019 tarihli temlik sözleşmesi sonrası düzenlenen 16.07.2019 tarihli taahhütnamede ise, alacağın devrine kayıtsız şartsız muvafakat edildiği, devredilen alacağın devredenin iznine ve temlik alana bankanın ihtarına gerek kalmaksızın, takas dahil herhangi bir defi ileri sürülmeksizin temlik alan bankaya ödeneceği taahhüt edilmiştir. Bu beyan niteliği itibariyle takastan feragat niteliğinde olup, TBK'nın 145. maddesi hükmü gereğince takas hakkından önceden feragat mümkün ve geçerlidir. Bu nedenle davalının temlik eden adına düzenlediği yem, kimyasal, iade vb. fatura bedellerinin, davacının temlik aldığı fatura alacaklarından mahsubu mümkün değildir.Dayanak icra takibi dava dışı Birlik tarafından davalıya hitaben düzenlenen toplam 16.265.314,18-TL tutarlı 48 adet faturaya dayalı olarak başlatılmış olup, faturalar davalının ticari defterlerinde kayıtlıdır.Davalının temlike onay verdiği 16.07.2019 tarihi sonrasında davacı bankaya toplam 9.486.332,95-TL ödeme yaptığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında önceki dönemde de alacağın temliki ve temlike onay şeklinde ilişki bulunmakta olup, davalının ödeme dekontlarında ödemenin hangi dönem ve hangi temlik kapsamında yapıldığı hususunda bir açıklama yer almamaktadır. Bilirkişi kurulu 2. ek raporunda bu hususta, davacı banka kayıtlarına göre davacının 16.07.2019 temlike onay tarihi öncesinde dava dışı temlik edene toplam 16.973.096,18-TL tutarında kredi kullandırıldığı, bu tarih öncesi kullandırılan kredilerden ise yapılan ödemeler sonrasında 391.976,60-TL alacak bakiyesi bulunduğu, bunların toplamı 17.365.072,78-TL olup, davacı bankanın dava dışı Birlik ve davalı tarafla süregelen ilişkisi dikkate alındığında, ödemelerin TBK'nın 102. maddesi hükümlerine mahsubunda bir usulsüzlük olmadığı görüşü bildirilmiştir. Davalının ödeme dekontlarında ödemelerin işbu dava ve takip konusu fatura alacaklarına istinaden yapıldığına dair bir açıklama bulunmamaktadır. Nitekim davacının ödeme talepli ihtarnamesine karşılık davalı tarafından keşide edilen 30.10.2019 tarihli cevabi ihtarname ile davacının ödeme talebinin kabul edilmediği bildirilmiştir. Bu durumda söz konusu davalı ödemelerinin davacı bankanın önceki temlik sözleşmelerinden kaynaklanan ve daha önce vadesi gelen eski alacaklarından mahsubu, TBK'nın 102. maddesi hükmüne uygundur. Ayrıca faturalara dayalı alacak likit nitelikte olup, davalı da itirazında haksız bulunmakla, icra inkar tazminatı talep koşulları da oluşmuştur. Bu nedenlerle davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
:Yukarıda açıklanan nedenlerle:Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 1.111.083,61-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 277.771-TL harcın mahsubu ile kalan 833.312,61-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye ödenmesine,Davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 28-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. █████/2026