Anahtar kelimeler: Cirodaki Bağcılar Çekte Çeke Caddesi Şubesi Başlattığını Kambiyo İmzanın Temlik

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senedinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2017
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
Davanın kabulüne ilişkin verilen kararın temlik alan davalı ... AŞ vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
DAVA
: Davacı vekili, temlik eden davalı Türkiye Katılım Bankası'nın müvekkili şirket aleyhine ..., Bağcılar Caddesi Şubesi, ... nolu █████/2015 keşide tarihli ve 17.400-TL bedelli çeke dayanarak İstanbul 29. İcra Daire'sinin ... esas sayılı kambiyo takibi başlattığını, ancak çekte müvekkiline ait olduğu iddia edilen cirodaki imzanın müvekkilinin temsilcisinin olmadığını ileri sürerek, müvekkilinin icra takibi dosyasında borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
: Temlik eden davalı ... Bankası AŞ vekili, çekte müvekkilinin 6. ciranta olduğunu ve çekteki cironun sıhhati bilinemeyeceğinden iyiniyetle takip başlattığını belirterek, davanın reddine ve %20 oranında tazminata karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
: Mahkemece, grafolog bilirkişi ve ATK Fizik İhtisas Dairesi raporlarına göre davaya konu çekte davacı şirketin temsilcisi ...'e atfedilen imza ile mukayese imzalar arasında tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından farklılıklar saptandığından davacı temsilcisinin el ürünü olmadığının tespit edildiği, bu hususun herkese karşı ileri sürülebilecek mutlak def'i olduğu ve davacının çeke dayalı icra takibinden dolayı borçlu olmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile 17.400-TL bedelli çeke dayalı davaya konu icra takibi nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine ve icra takibinin davacı şirket yönünden iptaline karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
: Temlik alan davalı vekili, davacının çekin rızası hilafına elinden çıktığına dair bir şikayette bulunmadığından iyiniyetli olmadığını, davacının kıymetli evrak sorumluluğundan kurtulamayacağını, davacının beyanlarına göre imza örneklerinin toplanmasının hatalı olduğunu, sahteliğin denetime elverişli raporlarla ortaya konulması gerektiğini; sahtelik bilemeyeceğinden yargılama gideri ve vekalet ücretinin yüklenemeyeceğini belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
GEREKÇE
: Dava, temlik eden davalının davacı şirket aleyhine başlattığı icra takibine konu çekteki imzanın davacının temsilcisine ait olmadığı iddiasına dayalı menfi tespit istemine ilişkindir.
Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün ya da bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada "imzanın sahte olması", "senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması", "borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması", "senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması", "imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması", "senedin zamanaşımına uğramış bulunması" vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def'i olarak kabul edilmektedir (Yargıtay HGK'nın █████████ E., ████████ K. sayılı ve █████/2015 tarihli ilamı).
İmza inkarına dayalı menfi tesbit davasında imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü, takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. Mahkemece yöntemince yapılan grafolojik inceleme ile çekteki davacı şirketin temsilcisine atfedilen cirodaki imzanın onun eli ürünü olmadığı tespit edilmiştir. Davalı alacaklı vekili bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ileri sürse de mahkemece çekin keşide tarihinden evvelki tarihleri taşıyan yeterli sayıda imza aslı toplanarak hem grafolog bilirkişi aracılığıyla hem de Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi nezdinde inceleme yaptırılmış, çekteki imzanın davacı temsilcisine ait olmadığı tespit edilmiştir. Sahteliği nedeniyle geçersiz bir imza, sahibini bağlamaz. Takibe konu çekteki cirodaki imzanın davacıya ait olmadığı belirlendiğine göre, davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
HMK'nın 312/2. maddesinde davalının, davanın açılmasına kendi hâl ve davranışıyla sebebiyet vermediği ve yargılamanın ilk duruşmasında davacının talep sonucunu kabul etmesi halinde yargılama giderlerini ödemeye mahkûm edilmeyeceği düzenlenmiştir. Somut olayda, ilk duruşmada talep sonucunu kabul etmemiş davalının yargılama giderlerine yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır.
Açıklanan nedenlerle, mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından, temlik alan davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Temlik alan davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
Peşin yatırılan 349,60-TL harcın, alınması gereken 1.398,21-TL istinaf karar harcından mahsubu ile kalan 1.048,61-TL harcın temlik alan davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
Temlik alan davalı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nın 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!