Anahtar kelimeler: Gkarar Tedbirhaciz Çıkma Talepli Denizli Başkan Yazim Katip Devri Ara

T.C.
DENİZLİ
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
: ...
ÜYE
: ...
ÜYE
: ...
KATİP
: ...
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
:.... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2026 (Ara Karar)
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av....
DAVALI
: ...
DAVANIN KONUSU
: Ticari Şirket (Ortaklıktan Çıkma veya Çıkarılmaya İlişkin)
G.KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen ara kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili ihtiyati tedbir/haciz talepli dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... adına, davalı şirketin eski ortaklarından ...'den 25.000 TL sermaye karşılığı 50 adet pay devri yapıldığını, müvekkilinin bu şekilde şirkete ortak olduğunu, bu hususun, 19.04.2023 tarihine tescil, 24.04.2023 tarihinde ilan olduğunu, müvekkilinin yapılan işlemden ve şirkete ortak olduğundan haberi dahi bulunmadığını, müvekkilinin, pay devrinin başkaca şahıslara düzenlediği vekaletnameler ile kötü niyetli olarak gerçekleştirildiğini tahmin ettiğini, vekalet görevi kötüye kullanılarak, müvekkilinin haberi dahi olmadan davalı şirkete ortak yapıldığı ve hatta şirkete müdür yapıldığını, pay devrinin, ... Noterliği'nin 19.08.2020 tarihli, ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile ... tarafından ve ... Noterliği'nin 29.03.2023 tarihli ve ... yevmiye numaralı vekaletnamesi ile ... tarafından yapıldığının bilindiğini, müvekkilinin, her iki vekaletname yönünden de vekaletname düzenlediği şahısları azlettiğini, aynı tarihte müvekkilinin temsile yetkili müdür olarak da atandığının gözüktüğünü, ancak müvekkilinin bu işlemlerin hiçbirinden haberi bulunmadığını, müvekkilinin yetkili müdür olarak seçilmek için hiçbir talebi, rızası ve haberi olmadığı gibi bu yönde alınmış bir genel kurul kararı da bulunmadığını, müvekkili şirketin borçlarından dolayı kendisine tebligatlar gelince şirkete ortak olduğundan haberdar olduğunu, davalı şirketin yetkili müdürü 22.11.2023 tarihinde ...olarak belirlendiğini, bu yönde alınmış bir genel kurul kararı da bulunmadığını, müvekkilinin, şirketin yeni yetkilisinin... olduğundan haberi de bulunmadığını, ilgili araştırma yapmak için ... İlinden 1-2 ay önce ...'a geldiğinde bu hususları öğrenildiğini ve akabinde hemen arabuluculuğa başvurularak huzurdaki iş bu dava ikame ettiklerini, müvekkiline başlatılan tüm icrai işlemler yönünden ihtiyati tedbir talebi talebinde bulunduklarını, ... İcra Dairesi'nin ...dosyası, ... İcra Dairesi'nin ... Esas dosyası ile Vergi Dairesi, SGK, AYDEM, MUSKİ tarafından müvekkili aleyhine yapılan tüm takiplerin ve yargılama süreci içerisinde ortaya çıkabilecek olan tüm icra takiplerinin müvekkili yönünden tedbiren durdurulmasını, dava süreci boyunca şirkete ait mal varlığını azaltacak, şirketi daha büyük oranlarda borç altına sokarak ayrılma akçesinin ödenmesini güçleştirecek nitelikteki tüm icrai ve diğer işlemlerin tedbiren durdurulmasını, şirket adına kayıtlı taşınmaz, araçlar ve banka hesaplarına tedbir konulmasını, şirkette haklı olarak ayrılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
İlk derece mahkemesi █████/2026 tarihli ara kararında; İhtiyati tedbir şartlarının gerçekleşmediği gibi davacı tarafça haklılığını yaklaşık olarak ispat edecek nitelikte delilde dosyay ibraz etmediği gerekçesiyle davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin reddine, ayrıca İİK 72/3 maddesi gereğince İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ihtiyati tedbir yoluyla takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğinden davacının icra takibinin durdurulması taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Yerel Mahkeme tarafından tedbir taleplerinin mahiyeti ve amacı ile davanın konusu anlaşılmamış olduğundan, bütün tedbir taleplerinin reddedildiğini, taraflarınca iki farklı hususta tedbir talep edildiğini, bu taleplerden biri müvekkili aleyhine başlatılan icra takiplerinin yargılama süresince durdurulması olduğunu, ikincisinin ise; davalının malvarlığına ihtiyati tedbir konulması olduğunu, yargılama süresince icra işlemlerinin durdurulmasına yönelik tedbir taleplerinde yerel mahkemenin gerekçesinin aksine hiçbir hukuka aykırılık bulunmadığını, müvekkilinin şirkette müdür olmadığı dönemlere ilişkin olarak başlatılan icra takiplerinde müvekkilinin hiçbir yasal sorumluluğunun olmadığını, .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas, ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyasında borçlandırıcı işlemin doğduğu tarihte müvekkilinin, davalı şirkette yetkili müdür olmadığını, bu sebeple, şirketin mal varlığından alacağın tahsil edilemediği iddiası ile müvekkili müdürün sorumluluğuna gidilmesinin hukuken mümkün olmadığını, müvekkilinin iş bu dosyalara borçlu olarak eklenmesindeki tek sebebin kendisine gönderilen haciz ihbarnamesine yasal süresinde cevap verememesi olduğunu, bu sebeple, iş bu icra takipleri ile Vergi Dairesi, SGK, Aydem, Muski tarafından müvekkiline karşı başlatılan bütün icra takiplerinin tedbiren durdurulması gerektiğini, davalı şirketin malvarlığına tedbir konulması yönündeki taleplerinin de şirketin malvarlığının dava konusu olmadığı ancak dava konusu üzerine tedbir konabileceği gerekçesi ile reddinin de hukuka aykırı olduğunu, şirketin banka hesaplarına tedbir konulmasını istemelerindeki amacın davacı müvekkilinin yasal hakkı olan ayrılma akçesinden mahrum kalmasının ve geri dönüşü olmayan hak kayıplarının önüne geçebilmek olduğunu, bu nedenlerle yerel mahkemenin ihtiyati tedbir taleplerinin reddi ve icra takibinin durdurulması taleplerinin reddi yönündeki 29.01.2026 tarihli ara kararına karşı istinaf başvurusunun kabulünü, iş bu kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir taleplerinin ve icra takiplerinin durdurulması yönündeki taleplerinin kabulünü, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmiştir.
HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE
:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava, şirket ortaklığından çıkma ve ayrılma akçesinin tahsili istemi olup, istinaf başvurusuna konu uyuşmazlık ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesi ile şirket borçlarından dolayı müvekkili aleyhine başlatılan icra takiplerinin tedbiren durdurulmasını ve ayrılma akçesinin ödenmesini teminen şirket malvarlıklarına ve banka hesaplarına tedbir konulmasını talep etmiş olup, ilk derece mahkemesince tedbir talebinin reddine dair verilen karara karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
6102 sayılı TTK'nın 638/2 maddesine göre ise; Her ortak, haklı sebeplerin varlığında şirketten çıkmasına karar verilmesi için dava açabilir. Mahkeme istem üzerine, dava süresince, davacının ortaklıktan doğan hak ve borçlarından bazılarının veya tümünün dondurulmasına veya davacı ortağın durumunun teminat altına alınması amacıyla diğer önlemlere karar verebilir.
Belirtilen hükümlerde alınacak önlemler konusunda ayrıntılı düzenleme bulunmadığından, geçici hukuki koruma konusunda, genel hüküm olan HMK'nın 389. vd. maddeleri uygulanmalıdır.
6100 sayılı HMK'nın 389/2 maddesi; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.".
6100 sayılı HMK'nın 390. maddesi; "Tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır." hükmünü içermektedir.
Somut olayda, davalı şirketin mal varlıklarının uyuşmazlık konusu olmadığı, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere göre, geçici hukuki koruma kararı verilmezse telafisi güç veya imkansız zararların doğacağının yaklaşık olarak ispat edilemediği, bu suretle HMK'nın 389. maddesindeki yaklaşık ispat koşulunun yerine getirilmediği, yerel mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, kararda sonuç itibariyle hukuka aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... Esas sayılı dosyasında verilen █████/2026 tarihli ara karara karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı peşin alındığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile KESİN olarak karar verildi.█████/2026
...
Başkan ...
Üye...
Üye ...
Katip ...
Bu belge güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!