Anahtar kelimeler: Borçludavalı Satımdan Batı Bati Davalıborçlu Esaskarar Yanın Yapmaya Durduğunu Yazildiği

T.C. Ankara Batı 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
Yargılama Yapmaya Ve Hüküm Vermeye Yetkili
T.C. ANKARA BATI 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
HAKİM
:
KATİP
:
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; taraflarınca borçlu/davalı aleyhine Ankara Batı İcra Müdürlüğü .... E. takip sayılı dosyası ile 353.640,00 TL'lik fatura alacaklarını tahsil amacıyla borçlu aleyhine icra takibi başlatıldığını, İcra takibinin davalı/borçlu yanın haksız itirazı neticesinde durduğunu, Taraflarınca söz konusu uyuşmazlığın çözümü için; █████/2025 tarihinde arabuluculuğa başvurulduğunu ve █████/2025 tarihinde yapılan görüşmede anlaşma sağlanamadığını, müvekkil ile davalı/borçlu arasındaki ticari ilişki sebebi ile müvekkili tarafından davalıya cam ve benzeri işlemlerde kullanılmak üzere ürünler imal ettiğini ve bu ürünleri davalıya teslim ettiğin borçlu/davalı şirket çalışanı olarak sipariş fişinde geçen ürünlerin teslim edildiğine ilişkin olarak imza attığını, ürünlere ilişkin █████/2025 tar .... numaralı faturanın düzenleri Söz konusu fatura bedeline ilişkin olarak davalı/borçlu tarafından herhangi bir şekilde ödeme yapılmadığını, Ankara Batı İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, Borçlu/davalı tarafından söz konusu icra takibine herhangi bir ödeme dekontu ya da makbuz ibraz edilmeksizin itiraz teslim anında edildiğini, İtiraz edilen icra takibi; borçlu/davalı kesilen faturaya dayanmakta olup, ödenmeyen fatura tarafların ticari defterlerinde olduğunu, bilirkişi marifetiyle bu kayıtlar incelendiğinde; davalının müvekkilin alacağına zeval vermek için haksız itiraz ettiği kanıtlanacağını, takip konusu alacak; likit fatura alacağı olup, likit alacağa haksız şekilde itiraz eden borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, davalı/borçlu adına icra takibi yapılmasından sonra harici yapılan görüşmelerde her ne kadar davalı/borçlu tarafından iade faturası kesildiğine ilişkin olarak beyanlarda bulunulsa da söz konusu fatura müvekkilinin sisteminde gözükme davalı tarafin iade faturası olsa dahi söz konusu teslim edilmiş malların müvekkiline iade edildiğine ilişkin olarak bir belge icra dosyasına itiraz edilirken beyan edilmediğini, Müvekkili tarafından üretilip davalı/borçluya imza karşılığı teslim edilmiş olan malların hala daha davalı/borçlu uhdesinde bulunduğunu, malların iadesi gerçekleşmediği gibi herhangi bir ödeme yapılmadığını, Davalının hem malları hala uhdesinde tuttuğunu, müvekkiline teslimini yapmadığını, herhangi bir ödeme yapmadığını, hiç bir gerekçe göstermeksizin ve yazılı belgeye dayanmaksızın sadece borçlu olmadığı iddiası ile takibin durmasına haksız ve kötü niyetli olarak neden olan borçlunun bu iddiası karşısında, haksız itirazın iptali ile, durmasına karar verilen takibin devamı maksadı ile iş bu davanın ikamesi zorunluluğu tarafımızca hasıl olduğunu, davanın kabulü ile davalının hal ve niyetli itirazının iptali ve Ankara Batı İcra Müdürlüğü .... E. sayılı takip dosyası 353.640,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, alacak miktarının %20'sinden az olmamak kaydıyla borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; Davalı Vekili cevap dilekçesinde; Sayın Mahkemeniz nezdinde görülmekte olan işbu dava, ticari hayatın temelini oluşturan güven, dürüstlük ve ahde vefa ilkelerinin davacı tarafça ağır bir şekilde ihlal edilmesi neticesinde, müvekkili şirketi haksız bir borç altına sokma gayesiyle açılmış, tamamen kötü niyetli bir dava olduğunu, Davacının iddiaları maddi vakıalara ve hukuka aykırı olup, davanın esastan reddi gerektiği, kabul beyanı olmamakla birlikte, müvekkil firma tarafından usulüne uygun olarak tanzim edilmiş iade faturası hakkında Sayın Mahkeme TTK'nin m.21/f.2 hükmünü gerekçe göstererek iade faturasının süre yönünden usulsüz olduğuna ilişkin bir karar vermesi hakka ve hukuka aykırı olacağını, kanunda konu olarak “faturanın içeriği” ifade edilmekte, faturanın olağan içeriğinin ne olması gerektiği, diğer bir ifade ile neye itiraz edilmesi gerektiği konusu önem taşıdığını, TTK düzenlemeleri göz önüne alındığında, fatura, dayanak alım-satım ilişkisinin sözleşmesel kurulumu aşamasına değil bu ilişkinin ifasına ilişkin bir belge olduğunu, bu temele dayanarak, fatura tanzimi ile bir ticari ilişkinin şartları tayin edilmemekte ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca da “faturanın mutad içeriği haricindeki kayıtların yazılmamış sayıldığı” kabul edildiğini, (Yargıtay'ın E.2001/1, K. 2003/1 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı )Bu sebeple, Kanun gereği 8 (sekiz) günlük süre içinde itiraz edilmesi gereken içerik, belirtildiği şekilde faturanın olağan içeriğine ilişkin olduğunu, faturanın ağırlaştırılmasına ilişkin olarak her türlü çabanın davacı tarafından gösterildiğini, zira davacı tarafa iletilen sipariş formunda istenilen mallar ve adet sayısı detaylı bir şekilde açıkça belirtildiğini, davacının sipariş formunda yer almayan malları göndermesi ve müvekkil firmayı maddi olarak külfete maruz bırakması faturanın olağan içeriği ile ilgili bir husus olmadığını, faturanın müvekkili firma tarafından zımnen kabul edildiğine ilişkin bir hüküm kurulması Yargıtay kararlarına aykırılık teşkil edeceğini, davacının da arkasını dolanmaya çalıştığı hususun bu olduğunu, Müvekkil Firma kendisine yapılan ticari usulsüzlük sebebiyle de iade faturasını kestiğini, hem hukuki hem de ticari olarak borç altına girmediğini, müvekkili firma tarafından 05.12.2024 tarihli .... numaralı satın alma sipariş formunda, davacı ....'tan temin edilecek üzere, adet fiyatı 17,00 TL olarak belirlenmiş “750 adet Körük Lastik ©95mm” bulunduğunu, fakat davacı tarafından tanzim edilen ve dava dilekçesinde belirtilmiş olan; 03.01.2025 Tarihli ... numaralı fatura belgesinin muhtevasına bakıldığı zaman; müvekkilinin siparişiyle hiçbir surette örtüşmediğini, Davacı, sipariş edilen 7S0 adet ürün yerine, sanki 5050 adet ürün sipariş edilmiş gibi fahiş bir miktarı fatura ettiğini, müvekkili şirketi gerçek sipariş bedelinin yaklaşık yedi katı bir borçla karşı karşıya bırakmaya çalıştığını, bu durum, basit bir hesaplama hatasının çok ötesinde, ticari ilişkiyi temelden dinamitleyen, kabulü imkansız bir eylem olduğunu, davacının hukuka aykırılıkları bununla da sınırlı kalmadığını, Müvekkili şirketin hiçbir zaman talep etmediğini, sipariş formlarında veya herhangi bir yazışmada zikredilmeyen 1300 adet büyük cam ile 5200 adet kelepçenin de müvekkiline gönderildiğini ve bu sipariş dışı ürünlerin bedeli de usulsüz faturaya eklendiğini, müvekkilinin mevcut durum karşısında ... numaralı faturada görüleceği üzere ilgili ürünler hakkında iade faturası tanzim ederek haksızlığın önüne geçmek istediğini, ayrıca söz konusu durum hakkında davacı ile mail yoluyla da iletişime geçildiğini, Sipariş edilmeyen malların gönderilmesi hususu, Türk Borçlar Kanunu'nun 7. maddesinde düzenlenen "ısmarlanmamış bir şeyin gönderilmesi" durumunun tipik bir örneği olduğunu, davacının hem sipariş edilmemiş malları göndermesi hem de bu mallar üzerinden alacak iddiasında bulunması, hakkın kötüye kullanılmasından başka bir anlama gelmediğini, müvekkili firma tarafından, davacı...'a hakkında iade faturası düzenlenen malların teslim edilmesi gerektiğine dair Ankara .... Noterliği, 05.02.2025 tarihli .... yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiğini, defalarca davacı tarafla iletişime geçilmeye çalışıldığını, müvekkili şirket depolarında haksız olarak yer işgal eden bu malların bir an önce geri alınması talep edildiğini, ancak davacının tüm bu iyiniyetli çağrıları cevapsız bıraktığını, mallarını geri almaktan imtina ederek müvekkili firmayı fiili bir çıkmaza sürüklediğini, davacının, kendi yarattığı bu haksız durumun sonuçlarını müvekkili firmaya yüklemek gayesiyle takibi başlattığını, takibe konu alacağın hukuki bir dayanağı olmadığını, faturanın tek başına varlığı, alacağın varlığını ispatlamadığını, faturanın, geçerli bir sözleşme ilişkisine, bir siparişe ve malın uygun olarak teslim edildiğine dayanması gerektiğini, Müvekkilinin ticari defterleri incelendiğinde, davacının ... numaralı faturasının kabul edilmediği, aksine bu faturaya karşılık bir iade faturası düzenlendiği net bir şekilde görüleceğini, bu durum, borcun müvekkili tarafından hiçbir zaman kabul edilmediğinin en somut delili olduğunu, davacı, malın iadesine ilişkin olarak yapmış oldukları taleplerini bilmesine rağmen tarafımıza herhangi bir dönüş sağlamadığını, müvekkili firma aleyhine icra takibi başlatarak kötü niyetini sübuta erdirdi; bu durum, İİK m. 67/2'de düzenlenen kötü niyet tazminatı koşullarının tamamının oluştuğunu gösterdiğini, davacı, borçlu olmadıklarını bile bile yasal işlem yaptığını, müvekkili zedelediğini ve gereksiz yere masraf yapmasına neden olduğunu, bu nedenle, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava, faturaya dayalı alacağa ilişkin başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Ticari defterlerin delil olması Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 222. Madde düzenlenmiştir. Buna göre kanunun ilgili hükmü aşağıdaki gibidir;
"..(2)Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur."
Mahkememizce taraf defterleri üzerinde yerinde inceleme yapmak üzere görevlendirilen SMM Bilirkişi tarafından sunulan raporda; davacı ve davalı defterlerinin kanunun aradığı şartları taşıdığı, sahibi lehine delil gücüne sahip olduğu tespit edilmiştir. Öte yandan davalının defterlerinin incelenmesinde de davacı tarafından düzenlenen faturaların davalı defterlerinde de kayıtlı olduğu, söz konusu faturalara herhangi bir itirazda bulunulmadığı tespit edilmiştir.
Davacı tarafından düzenlenen dava konusu faturaların, hem davacı hem de davalı tarafın ticari defterlerine kaydedildiği, bu haliyle taraflar arasında söz konusu faturaya dayalı ticari ilişkinin ve buna bağlı borç ilişkisinin mevcut olduğu anlaşılmıştır. Tarafların usulüne uygun tutulmuş ve birbirini doğrulayan ticari defter kayıtlarının, uyuşmazlık konusu alacağın varlığı bakımından güçlü delil niteliğinde olduğu kuşkusuzdur.
Davalı tarafça, dava konusu faturaya konu malların sipariş edilenden fazla olduğu ve talep dışı ürün gönderildiği ileri sürülmüş ise de; tacir olan davalının, basiretli bir iş insanı gibi davranma yükümlülüğü gereği, teslim aldığı iddia edilen mallara ilişkin ayıp veya fazlalık iddiasını teslim anında ya da en geç makul süre içerisinde davacıya bildirmesi gerekir. Somut olayda, davalının bu yönde süresinde yapılmış herhangi bir itirazının bulunmadığı, aksine faturayı kendi ticari defterlerine kaydettiği, bu suretle fatura içeriğini zımnen kabul ettiği anlaşılmıştır.
Her ne kadar davalı tarafından, faturaya konu malların fazla gönderildiği iddiasıyla teslimden yaklaşık 17 gün sonra davacıya ihtarname gönderildiği anlaşılmış ise de, anılan ihtarın teslimden itibaren makul süre içinde yapılmadığı, ayrıca ihtar içeriğinin fiili iade olgusunu ispata elverişli bulunmadığı, bu nedenle davalının bu yöndeki beyanlarının borcu ortadan kaldırıcı nitelikte kabul edilemeyeceği kanaatine varılmıştır.
Her ne kadar davalı tarafça, faturadan yaklaşık 20 gün sonra iade faturası düzenlendiği ileri sürülmüş ise de; söz konusu iade faturasının davacının ticari defterlerinde yer almadığı, davacı tarafından kabul edildiğine dair herhangi bir delilin sunulmadığı ve en önemlisi, faturaya konu malların fiilen davacıya iade edildiğine ilişkin sevk irsaliyesi, teslim tutanağı veya benzeri herhangi bir yazılı delilin dosyaya ibraz edilmediği görülmüştür. Bu itibarla, tek taraflı olarak düzenlenen iade faturasının, fiili iade olgusunu ispatlamaya yeterli olmadığı açıktır.
Bu durumda, davalı tarafın faturaya konu malların teslim edilmediği ya da fazla gönderildiği yönündeki savunmasını usulüne uygun ve yeterli delillerle ispatlayamadığı, aksine mevcut ticari defter kayıtları ve dosya kapsamı itibariyle davacının alacağının sabit olduğu kanaatine varılmış, açıklanan nedenlerle davanın kabulüne karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan gerekçeler uyarınca;
1-Davanın KABULÜ ile;
Davalının Ankara Batı İcra Müdürlüğünün .... E. Sayılı dosyasına yaptığı itirazın İPTALİNE, takibin 353.640,00-TL asıl alacak yönünden DEVAMINA,
2-Kabul edilen asıl alacak (353.640,00-TL) miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranında (70.728,00- TL) icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,
3-Alınması gereken 24.157,15-TL harçtan dava açılırken peşin olarak alınan 6.039,29-TL harcın mahsubu ile bakiye 18.117, 86-TL harcın davalıdan alınarak HAZİNEYE GELİR KAYDINA,
4-Davacı tarafça yatırılan ve mahsup edilen 6.039,29-TL harcın davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
5-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 56.582,40-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
6-Davacı tarafça yapılan 8.153,50- TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
7-Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısmın karar kesinleştiğinde HMK 333. Maddesine uygun şekilde İADESİNE,
8-6325 Sayılı Kanunun 18/4-14 maddesi gereğince Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanacak olan 4.600,00-TL arabuluculuk giderinin davalıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle başvuru yapılmak suretiyle, Ankara Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2026
Katip ... E-imzalıdır Hakim ....E-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!