Anahtar kelimeler: Atlandığı Etebligat Satımdan Çeke İsminin İsmi Yazılmış İstirdat Muhatabı Keşideci

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davalı tarafından, 15.07.2024 keşide tarihli, 1.000.000,00 TL bedelli ...seri nolu muhatabı ...Bankası A.Ş. Olan çeke dayalı olarak, diğer davalı ... ve dava dışı Keşideci ... A.ş. hakkında, İstanbul ...İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip başlatıldığı, anılan takip kesinleştikten sonra müvekkili ve bir çok şirkete 1. Haciz İhbarnameleri tebliğ edildiği, müvekkiline tebliğ edilen ilk haciz ihbarnamesi 28.01.2025 tarihinde saat 11.15'te e-tebligat olarak gönderildiği, bu ihbarnamede 7 adet borçlu ismi belirtilmişse de 8 sıra numarası yazılmış 4 no'lu borçlu isminin atlandığı, 3 no'lu borçludan 5 no'lu borçluya geçildiği, müvekkili şirket çalışanı sabah 11.15'te gelen haciz ihbarnamesine cevap vererek borçlu görünen şahıs ve firmalarla ticari ilişkisi olmadığını belirterek haciz ihbarnamesine itiraz etmiş evrağı iadeli taahhütlü mektupla icra dairesine gönderdiği, davalı aynı gün bu kez saat 16.33'de aynı dosya üzerinden daha evvel yazdığı borçluları da yazarak ama bu kez 3. Sıraya diğer davalı ...'in de ünvanını ekleyerek tekrar 1. Haciz İhbarnamesi gönderttiği, e-tebligatları açan müvekkili şirket çalışanı her iki ihbarnamede 8 sıra numarası olması nedeniyle araya eklenen ... şirketini fark etmemiş ve daha evvel 1. Haciz İhbarnamesine itiraz ettiği için gelen evrağı mükerrer zannettiği, bundan sonra davalı 21.02.2025 tarihinde 2. Haciz İhbarnamesi göndermiş, müvekkili şirket daha evvel itiraz ettiği için buna itiraz göndermediği, en son 06.03.2025 tarihinde müvekkili şirkete yine borçlu ... bakımından 3. Haciz İhbarnamesi tebliğ edildiği, bu kez müvekkili şirket 26.03.2025 tarihinde müvekkili şirket haciz ihbarnamesine itiraz ettiği, bu işlemlerden sonra, müvekkili şirket icra dosyasına, haciz ihbarnamelerine süresinde cevap vermediğinden bahisle borçlu olarak eklendiği, müvekkili şirketin tüm araçlarına ve banka hesaplarına haciz konulduğu, ayrıca ...Sokak No:7 Sarnıç - İZMİR adresindeki merkezine 10.04.2025 tarihinde fiili hacze gelindiği, banka hesapları üzerindeki haciz kayıtları müvekkili şirketin ödemelerini sekteye uğrattığından haciz tehditi altında ihtirazi kayıtla dosya borcunun tamamını alacaklı vekili Av. ...'ın Denizbank nezdindeki... nolu hesabına tarafa haricen ödemek zorunda kaldığı, anılan icra dosyasında çek keşidecisi olan ...Anonim Şirketi hakkında İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...Esas sayılı dosyası üzerinden Konkordato davası açıldığı, 22.11.2024 tarihli ara kararla 3 ay geçici mühlet verildiği, dava konusu takip dosyası da bu geçici müddet içinde açıldığı, nitekim dosya borçlusu ...Anonim Şirketi hakkındaki takip İstanbul ... İcra Hukuk Mahkemesi'nin ...E - ... K sayılı 03.12.2025 tarihli ilamı ile İPTAL edildiği, davalı tüm dosya borcunu müvekkili şirketten tahsil ettiği halde sadece, müvekkili bakımından haricen tahsil beyanında bulunmuş ancak icra dosyasının kapatılmasını talep etmediği, İcra dosyası halen açık vaziyette olduğu, takip dayanağı çek hakkında, ...Cumhuriyet Savcılığı Sahtecilik ve Dolandırıcılık Bürosu'nun ... nolu dosyası üzerinden soruşturma başlatıldığı, davalı ..., daha sonra aynı borçlulara karşı İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas ve İstanbul ... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyaları üzerinden kambiyo senedine dayalı (ÇEK) icra takipleri başlattığı, bu dosyalar üzerinden de müvekkili şirkete ve bir çok 3. Şahsa haciz ihbarnameleri göndererek süresinde cevap vermeyi gözden kaçıran unutan 3. şahsıları Uyap sistemine borçlu olarak ekleterek dosyaları tahsil etme yoluna gittiği, o dosyalarda da 3. Şahıslar icra tehditi altında ödemeler yaptıkları, yukarıda açıklanan sebeplerle, müvekkili şirketin haciz tehditi altında, alacaklı ...'a ödemek zorunda kaldığı 1.786.000,00.-TL'sının ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle davalılardan müşterek ve müteselsilen tahsiline, dava masraf ve vekalet ücretlerinin karşı taraflara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ...A.Ş. Vekili Cevap
: Davacı tarafça müvekkil...A.Ş. aleyhine açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istirdat davasının esastan reddine, müvekkili şirketin davacı ile hiçbir ticari ilişkisinin bulunmaması, nedeniyle davanın müvekkil yönünden husumet yokluğundan reddine, davacının iik m. 89/1, 89/2 ve 89/3 haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz etmeyerek borcun zimmetinde sayılmasına kendi kusuruyla sebebiyet vermesi gözetilerek davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Yapı Sanayi ve Ticaret LTD.Vekili Cevap: Davacı tarafça müvekkil ... Yapı Sanayi ve Ticaret A.Ş. aleyhine açılan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istirdat davasının esastan reddine, müvekkil şirketin davacıya herhangi bir ödeme borcu bulunmaması ve davacının yaptığı ödemeden fiilen yararlanmamış olması nedeniyle davanın müvekkil yönünden husumet yokluğundan reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...Vekili Cevap
: davanın, davacının İcra ve İflas Kanunu madde 89/3 uyarınca süresinde menfi tespit davası açmayarak borcu ödemesi neticesinde, İİK madde 89/5 hükmüne dayalı olarak açılmış bir istirdat davası olduğu, İİK madde 89/5 uyarınca açılan davalarda, takip alacaklısı ile kendisine haciz ihbarnamesi gönderilen üçüncü kişi arasında doğrudan bir ticari ilişki bulunmadığından, uyuşmazlık takip hukukundan kaynaklanmaktadır ve görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu, öncelikle görev ilk itirazımızın kabulü ile davanın hmk madde 114/1-c ve 115/2 uyarınca görev dava şartı yokluğundan usulden reddine, davacının hak düşürücü süreyi geçirmiş olması nedeniyle davanın usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise ispatlanamayan davanın esastan reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Davanın, İİK 89/1, 89/2, 89/3 maddesi uyarınca tebliğ edilen haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz edilememiş olması nedeni ile menfi tespit davası ile birlikte ödenmiş bedelin istirdadı talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde, bu kanundan doğan hukuk davalarının ticari dava sayıldığı, aynı Kanunun 5. maddesinin ikinci fıkrasında, bir yerde Ticaret Mahkemesi varsa Asliye Hukuk Mahkemesi'nin vazifesi içinde bulunan ve bu Kanunun 4. maddesi hükmünce ticari sayılan davalara ticaret mahkemesinde bakılacağı hususları düzenlenmiştir.
5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanun 6. maddesi ve 6100 sayılı HMK'nın 2. maddesi gereğince, genel görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemesidir. Asliye Ticaret Mahkemeleri ise özel mahkeme niteliğindedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 14. maddesine göre “Bir ticari işletmeyi kısmen dahi olsa kendi adına işleten kimseye tacir denir.” Aynı Kanunun 17. maddesi hükmünce de; “iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildir.” düzenlemesi yer almaktadır.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 3. maddesi hükmüne göre bu Kanunda düzenlenen hususlarla bir ticari işletmeyi ilgilendiren bütün işlem ve fiiller ticari işlerdendir.
Ticari davalar ise aynı Kanunun 4/1 maddesinde tanımlanmıştır. Bu maddeye göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işleri ve tarafların tacir olup olmadıklarına bakılmaksızın Türk Medenî Kanununun, rehin karşılığında ödünç verme işi ile uğraşanlar hakkındaki 962 ilâ 969 uncu maddelerinde, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun malvarlığının veya işletmenin devralınması ile işletmelerin birleşmesi ve şekil değiştirmesi hakkındaki 202 ve 203, rekabet yasağına ilişkin 444 ve 447, yayın sözleşmesine dair 487 ilâ 501, kredi mektubu ve kredi emrini düzenleyen 515 ilâ 519, komisyon sözleşmesine ilişkin 532 ilâ 545, ticari temsilciler, ticari vekiller ve diğer tacir yardımcıları için öngörülmüş bulunan 547 ilâ 554, havale hakkındaki 555 ilâ 560, saklama sözleşmelerini düzenleyen 561 ilâ 580. maddelerinde; fikrî mülkiyet hukukuna dair mevzuatta; borsa, sergi, panayır ve pazarlar ile antrepo ve ticarete özgü diğer yerlere ilişkin özel hükümlerde ve bankalara, diğer kredi kuruluşlarına, finansal kurumlara ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu maddeye göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için tarafların her ikisinin tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması veya ticari nitelikte çekişmesiz yargı işi olması veyahut da açılan davanın maddede altı bent halinde sayılan davalardan olması gerekir. Taraflardan biri tacir değilse veya tacir olmasına rağmen uyuşmazlığın ticari işletmeyle ilgisi yoksa ticari davanın varlığından söz edilemez.
Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.
Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.
Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, Kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.
Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.
Yine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK'nın 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK'nın 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK'nın 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
Açıklamalar doğrultusunda, açılan davalarda öncelikle mahkemenin yargılamada görevli olup olmadığı yönünden değerlendirme yapılması gerekmektedir.
Yukarıda belirtildiği üzere davanın, İİK 89/1, 89/2, 89/3 maddesi uyarınca tebliğ edilen haciz ihbarnamelerine süresinde itiraz edilememiş olması nedeni ile menfi tespit davası ile birlikte ödenmiş bedelin istirdadı talebinden ibaret olduğu anlaşılmıştır.
İstanbul Bam 9. HD.'nin █████/2026 tarih ve ████████ E ve ████████ K sayılı ilamında özetle ''Mahkemece, Mahkemenin görevsizliğine, Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinin görevli olduğuna karar verilmiş, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulmuştur. Somut olayda; İhbarnamenin gönderildiği icra dosyasında takip, davalı alacaklı tarafından dava dışı borçluya kambiyo senedi vasfında çek ve bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü takip yolu ile icra takibi başlatılmıştır. Ancak davacı, takip konusu kambiyo senetlerinde keşideci, lehtar, ciranta olarak taraf değildir. Başka bir ifadeyle davacı taraf olmadığı icra takip dosyasında kendisine gönderilen haciz ihbarnameleri nedeniyle borçlu olmadığından menfi tespit talep etmiş olmaktadır. Dava, İİK'nın 89. maddesi gereğince haciz ihbarnamesi üzerine açılan menfi tespit davası olup bu davalarda görevli mahkeme genel mahkemelerdir. Mahkemece, bu husus gözetilerek işin esasına girilmesi gerekirken, yazılı şekilde Asliye Ticaret Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi isabetsizdir...'' denilerek yerel mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Dosya kapsamından davacının İstanbul ... İcra müdürlüğünün ... E sayılı takip dosyası ile bu takibe dayanak █████/2024 keşide tarihli 1.000.000,00 TL bedelli çekin tarafı olmadığı, 3. şahıs konumunda olduğu, davanın İİK'nın 89. maddesi gereğince haciz ihbarnamesine itiraz süresinin kaçırılması nedeni ile açılan menfi tespit ve istirdat davası olduğu, iş bu davada görevli mahkemelerin genel mahkemeler olduğu anlaşıldığından Mahkememizin görevsizliğine, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca usulden reddine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, 6100 Sayılı HMK.'nın 2. maddesi uyarınca ilgili ihtilaflara bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemelerine ait olduğu, mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, işbu davanın göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/c maddesi uyarınca USULDEN REDDİNE,
2-HMK 20. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesine müteakip taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ ASLİYE HUKUK MAHKEMESİNE gönderilmesine, taraflarca 2 haftalık süre içerisinde dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesinin talep edilmediği takdirde RESEN davanın açılmamış sayılacağına karar verileceğinin ihtarına, (ihtar edildi)
3-HMK'nun 331/2 maddesi gereğince görevsizlik ve yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerine o mahkemenin hükmedeceği, gönderme kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkemenin dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği ön görüldüğünden yargılama giderleri konusunda bu aşamada KARAR VERİLMESİNE YER OLMADIĞINA,
4-Yargılama, harç ve masrafların ve diğer hususların görevli mahkemece dikkate alınmasına,
Dair, tarafların yokluğunda 5235 sayılı Kanun'un 33-(1), 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341-(1) ve devamı maddeleri uyarınca, gerekçeli kararın usulen taraflardan her birine tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre dahilinde, Mahkememize dilekçe ile başvurmak suretiyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere dosya üzerinden karar verildi.█████/2026
Katip
¸e-imzalıdır
Hakim
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!