Anahtar kelimeler: Görünür Fizik Rehabilitasyon Oranın Kurulup Sakarya Yana İhaleleri Payının Beraber

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: ███████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı arasında yapılan sözleşme uyarınca 2017 yılından bu yana, Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmet alım ihaleleri kapsamında ortaklık kurulup beraber çalışıldığını, müvekkili şirketin payının 1/3 olarak kararlaştırıldığını, sürecin bu şekilde yürütüldüğünü, bu oranın ihale başvuru belgelerinde de görünür durumda olduğunu, bu bağlamda tarafların ortaklığı açısından ... Ltd.Şti. ve ....Ltd. Şti Adi Ortaklığı kurulduğunu, Pendik Vergi Dairesinde ... vergi numarasını aldığını, ortaklığın muhasebesinin ayrıca tutulduğunu, muhasebe kontrolünün davalı tarafça yürütüldüğünü, müvekkili şirkete gereken bilgilerin verilmediğini, müvekkili şirketin ortaklık payı oranında masrafları da gerçekleştirdiğini, dönem itibariyle 64.000 Euro tutan cihazların alımı, teknik şartnamede belirtilen vasıflara uygun olarak seçilen ... plakalı araçların alımı, hizmetin verileceği yerin tefrişatı açısından yapılan masrafların 1/3'ü karşılandığını, bunların tamamının ortaklık dahilinde yapılan işte kullanılmak üzere teslim edildiğini, süreç tamamlanıp, davalı şirket ve müvekkili şirketin Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü ihalelerine girmeye başladığını, ihalelere katılım açısından gerekli yükümlülüklerin büyük kısmının bahse konu ilk aşamada sağlandığını, yüksek meblağlı masraflar ilk başlangıçta karşılandığı için, ilk ihale sonrası ihaleye katılım şartlarını sağlamak açısından gerekli masraflar karşılanmış olduğundan masrafların düştüğünü, bahse konu durumun 19.11.2022 tarihli protokolde de dile getirildiğini, tarafların imzaladığı protokol içeriğinde 2017 yılından bu yana bahse konu işin beraber yürütüldüğünü, cihazların müvekkili şirket tarafından sağlandığı durumunun yazılı olarak ortaya konulmasının yanı sıra, cihazların müvekkili şirket tarafından sağladığının da kabul altında olduğunu, ihale süreçleri geçirilip, hizmetlerden gelen gelirlerin elde edildiğini, uzunca bir süre müvekkili şirkete gelir-gider durumu açısından yeterli bilgi verilmediğini, müvekkili şirketin bu minvaldeki taleplerinin tamamının reddedildiğini, bu durumun ortaklık ilişkisi başta olmak üzere birçok hususu yürütülmesini zor hale soktuğunu, davalı şirketin müvekkili şirket muhasebesine gönderdiği verilerin eksik olmasına rağmen, gönderilen eksik verilerdeki müvekkili şirket payına düşen kısmın dahi tam anlamı ile ödenmediğini, müvekkili şirketin muhasebe kayıtlarının incelenmesi sonucu ortaya çıktığını, eksik gönderilen kısım açısından müvekkilinin alması gereken kar payının 663.801,80 TL eksik olduğunun tespiti üzerine davalı şirket ile tekrardan iletişime geçildiğini ancak bir sonuç alınamadığını, davalı yanın ortaklık ilişkisi noktasında kararlaştırılmamış olan kesintileri de yaptığını, bu kesintilere uygulamada olmayan firma kullanım kesintisi gibi isimler koyduğunu, bir kısım kesintilerin ise mükerrer olduğu görüldüğünü, yapılan en önemli kesintilerden olan giderler kısımları ile alakalı da herhangi bir bilgilendirmenin söz konusu olmadığını, müvekkili şirkete bildirilmediğini, müvekkili şirket adına Beyoğlu 16'ıncı Noterliği ... yevmiye numaralı 8 Mayıs 2024 tarihli ihtarname keşide edildiğini, dava konusu takibe konu meblağın yanı sıra diğer alacakların da hesaplanıp gönderilmesi için süre verildiğini, ihtar tebliğ edildiğini, davalı şirketin Kartal 4'üncü Noteri ... yevmiye numaralı 21 Mayıs 2024 tarihli cevabı keşide ettiğini, ödeme yapmayı reddettiğini, arabuluculuğa başvurulduğunu ancak anlaşamama ile sonuçlandığını beyanla davanını kabulünü, İstanbul 32. İcra Müdürlüğü ... E sayılı dosyasındaki itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20’ sinden aşağı olmamak üzere, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasını karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafça müvekkili aleyhine İstanbul 32. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası marifetiyle icra takibine geçildiğini, taraflar arasında herhangi bir yetki sözleşmesi bulunmadığını, davanın görülmesinde yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Mahkemeleri olduğunu, müvekkili şirket .... Ltd. Şti. ile davacı taraf arasında Sakarya il Sağlık Müdürlüğü uhdesindeki ███████████ ihale kayıt numaralı “Fizik Tedavi Rehabilitasyon ve Evde Rehabilitasyon İle ...Tedavisi Hizmeti Alımı” kamu ihale daha sonrasında ██████████, ███████████, ███████████, ███████████, ████████████ ihale kayıt numaralı kamu ihalelerine davacı ve müvekkili şirketin adi ortaklık usulüyle birlikte katılarak ve en düşük istekli olduklarını ve bahse konu kamu ihalelerindeki ilgili idareyle sözleşme imzalayarak ve kamu ihalesindeki hizmetleri ifa ettiklerini, adi ortaklığın ödemekle yükümlü olduğu işçilik alacakları (kıdem tazminatı vb.) ve iş yapılan döneme ait harç veya vergi ödemeleri yahut ceza kesilmesi gibi durumlar söz konusu olabileceğinden hesapların açık tutulduğunu, adi ortaklığın tasfiye süreçlerinin davacı tarafın uzlaşmacı olmayan tutumu nedeniyle tamamlanamadığını, adi ortaklığın Sakarya İl Sağlık Müdürlüğüne hizmet verdiği dönemde tüm muhasebesel bilgi kayıtlarının adi ortaklığın tüm taraflarıyla paylaşıldığını, davacının kendisine bilgi verilmediği yönündeki iddialarını kabul etmediklerini, davacı taraf işin ifası için kendisinin çokça yatırım yaptığını iddia etse de bu yatırım için iddia edilen tutarları kabul etmediklerini, davacı tarafça iddia edilen yatırımın çok daha fazlasının müvekkili şirket tarafından yapıldığını, işin gereği için gereken masraf ve ekipman ihtiyacının ekseri çoğunluğunun müvekkili şirket tarafından karşılandığını, taraflarca 2023 döneminden sonraki süreç için müvekkili şirketin ilgili ihaleye tek başına girdiğini, davacı tarafa yalnızca bir dönem cihaz kullanım bedeli ödediğini, daha sonrasında davacının cihazlarını iade ederek kendi cihazlarıyla süreci devam ettiğini, bu dönem ise davaya konu alacak kapsamında olmadığını, davacı taraf bu dönemle ilgili İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ████████ Esas sayılı dosyasıyla ayrı bir dava ikame ettiğini, davacı, müvekkili şirketten adi ortaklığın kuruluş tarihinden 31.12.2023 tarihine kadar olan süreç içerisinde 663.801,80 TL alacaklı olduğunu iddia ettiğini, bu hesabı adi ortaklığın mali müşavirinden alınan gelir tablolarına göre kendisi tarafından bir hukuki dayanak olmaksızın yapıldığını, işbu gelir tablolarında şirketin net kar-zarar hesabı yer almadığını, müvekkili, ne kadar ücret aldıysa yarısı kadarını davacı şirkete ödediğini, taraflar arasında Kartal 15. Noterliğince 10.3.2017 tarih ve ... yevmiye no ile akdedilen sözleşmenin 8. Maddesi “Hesap dönemi:İlk yıl için hesap döneminin başlangıç tarihinden aynı yılın aralık ayının 31 inci günün sonuna kadardır, sonraki yıllarda takvim yılı esas alınır” şeklinde düzenlendiğini, davacı firma kendi muhasebe defterlerine ortaklık sözleşmesine aykırı olarak sene içinde farklı tarihlerde adi ortaklık adına kaynağı belli olmayan bilgilerle adi ortaklık üzerinden kendisine alacak kaydı işlediğini, davacı, gerçeklikten uzak olan kayıtlarla kendi hesaplarında ortak girişimi borçlandırdığını, müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi kötü niyetli olduğunu, davanın reddine, davacı aleyhine İİK m. 72/4 uyarınca alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine ve yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;" Dosya kapsamında alının bilirkişi ek raporunda davalı tarafın ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2017- 2018 - 2020 - 2021 - 2022 yılları Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve bu yıllar Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin süresinde yaptırılmış olduğu, 2019, 2023 yılları yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin ibraz edilmediği, ayrıca 2017 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin ibraz edilmediği, 2024 yılı ticari defterleri ile ilgili olarakdavalının 2024 yılında E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, E-Defter uygulamasında yalnız Envanter Defterinin noter tasdikine tabi olduğu, davalının 2024 yılı Envanter defterinin açılış tasdikini yasal süresi içerisinde yaptırmış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davalının 2018-2020-2021-2022 ve 2024 yılları ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı, 2017, 2019 ve 2023 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı Mahkemenin takdirinde olduğunu, davalının incelenen 2017-2018-2019-2020-2021-2022-2023-2024 yıllarına ait ticari defterlerinde davacı yan ile ticari ilişkisinin mevcut olduğunu, davalının incelenen ticari defterlerine göre, davalı 320. Satıcılar hesap kodu altında davacı ile olan cari ilişkilerini, 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında ise “... Ortaklığı” ile olan cari ilişkilerini takip ettiğini, davalının muhasebe kayıtlarında yer alan 320 - Satıcılar Hesabı altında, 320.01.0019 kodlu hesap incelendiğinde, 24.02.2023 itibarıyla davacı ile borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit
edildiğini ancak 320.01.S04 kodlu hesap incelendiğinde, davalının davacıdan 8.018,14 TL alacaklı olduğunun belirlendiğini, davalının “FTR-Budan” Ortaklığı ile olan muhasebe ilişkileri ise 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında takip edildiğini, bu kapsamda yapılan incelemelerde 131.02 kodlu hesapta dönem sonu itibarıyla borç/alacak bakiyesi bulunmadığını, 133.01.01 kodlu hesapta, davalının ortaklıktan 60.359,93 TL alacaklı olduğunu, 641.02 kodlu hesapta, dönem sonu itibarıyla toplam 3.415.733,10 TL gelir kaydının yapıldığını, 132.02 kodlu hesapta, 31.12.2019 itibarıyla davalının ortaklıktan 1.533.690,35 TL alacaklı olarak kapanışın yapıldığını, dosyada mübrez davalı şirketin banka hesap hareketlerinin filtreleme yöntemiyle ayrıştırılması neticesinde davacıya ödenen ortaklık karı toplam 1.892.000,00 TL, davalıya ödenen ortaklık karı ise toplam 3.242.000,00 TL olduğunu, bunun yanında, idare tarafından yapılan hakkediş ödemelerinin toplam tutarı 19.209.052,13 TL olduğu, diğer yandan üçüncü kişilere yapılan ödemelerin 6.688.044,05 TL, maaş ve sair ödemelerin 4.022.327,67 TL ve vergi ile sair ödemelerin 3.364.680,41 TL olarak kaydedildiği, hak ediş ödemeleri (19.209.052,13 TL) dikkate alındığında, bu tutardan davacıya ödenen 1.892.000,00 TL, davalıya ödenen 3.242.000,00 TL, üçüncü kişilere ödenen 6.688.044,05 TL, maaş ödemeleri 4.022.327,67 TL ve vergi ödemeleri 3.364.680,41 TL düşüldüğünde bakiye 0,00 TL olarak hesaplandığı, bu hususun elde edilen hakkediş gelirlerinin yapılan ödemeler ve giderlerle tamamen mahsup edildiğini gösterdiğini, kök raporda da belirtildiği üzere tarafların adi ortaklık kapsamında ayrıca bir defter ve kayıt tutmadıkları, yalnızca davalının ticari defterleri üzerinden değerlendirme yapılabildiği ancak davalı şirketin ticari defterlerinde ortaklığa ilişkin verilerin dışında kendi faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerin de bulunması, ortaklıktan doğan net karın somut şekilde ayrıştırılarak tespit edilmesine engel teşkil ettiği, bu nedenle kök raporda yer alan görüş ve kanaat aynen korunduğunun beyan edildiği, alınan bilirkişi raporu ve ek bilirkişi raporunda davacının davalı şirket ile kurduğu adi ortaklıktan herhangi bir kar payı veya hak ediş alacağının olmadığının incelenen ticari defter ve banka kayıtlarından tespit edildiği, davalının ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma vasfını taşıdığı, bilirkişi raporu ve ek raporun denetime elverişli ve hükme esas almaya yeterli olduğu anlaşılmakla davacı tarafından ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, davalı tarafın kötüniyet tazminatı yönünden yapılan yargılamada ise uyuşmazlığın yargılamayı gerektirmesi ve davacının icra takibinde kötüniyetli olduğunun yasal delillerle kanıtlanamadığı, dosya içeriğinde de kötüniyetin varlığını açıkça ortaya herhangi bir delile rastlanmadığı..." gerekçeleriyle davanın ve davalının kötü niyet tazminat taleplerinin koşulları oluşmadığından reddine, karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; ihalelerin yapıldığı yer olan Sakarya Valiliği İl Sağlık Müdürlüğünden gelen müzekkere cevabında davalı şirkete toplamda 51.536.035,53 TL ödeme yapıldığının bildirildiğini, mahkemece gelen müzekkere cevaplarının dahi değerlendirilmediğini, hatalı ve eksik inceleme neticesinde hukuka aykırı karar verildiğini, davalı şirketin, ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının tespit edilmiş olmasına rağmen, mahkemece sahibi lehine delil olma vasfı taşıdığı kabul edildiğini, müvekkil şirkete ait cihaz listesi delil olarak sunulduğunu, davalı şirket tarafından cevap dilekçesinde, bahse konu cihazların ihaleler kapsamında kullanımı kabul edilmiş olmasına ve hatta sözleşmede yer almasına rağmen tespit edilememiş olarak kabul edildiğini, kabul etmek manasına gelmemek üzere, davalı şirketin karının 19.209.052,13 TL olarak kabul edilmesi halinde dahi iddialarının ispatlanmış durumda olduğunu, davalı şirketin muavin kayıtlarının bilgisayar ortamında düzenlenebilir olduğu tespit edilmiş olmasına rağmen, hükme gerekçe olarak kullanıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Dava, adi ortaklık gelirin tahsil talebiyle başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasında Sakarya İl Sağlık Müdürlüğü fizik tedavi ve rehabilitasyon hizmet alım ihaleleri kapsamında ortaklık kurulduğu noktasında ihtilaf yoktur.
Davacı, müvekkili şirkete gelir-gider durumu açısından yeterli bilgi verilmediğini,kar payının eksik ödendiğini ileri sürmektedir.
Davalı ise, sözleşme gereği hesap döneminin aralık ayının 31 inci günün sonuna kadar olduğunu, sonraki yıllarda takvim yılı esas alınacağını, davacının kendi muhasebe defterlerine ortaklık sözleşmesine aykırı olarak sene içinde farklı tarihlerde adi ortaklık adına kaynağı belli olmayan bilgilerle adi ortaklık üzerinden kendisine alacak kaydı işlediğini, gerçeklikten uzak olan kayıtlarla kendi hesaplarında ortak girişimi borçlandırdığını, borcun olmadığını savunmuştur.
Mahkemesince taraf delilleri toplanarak bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Mali müşavir ve hukukçu bilirkişiler kök raporlarında özetle; "... Taraflar arasında yapılan protokol gereğince, davacıya ortaklıktan elde edilen net kârın 1/3'ünün cihaz kirası karşılığında ödenmesi kararlaştırıldığı, ancak, alınan ihaleler çerçevesinde yapılan işlerin hangi tarafça ve nasıl yürütüldüğü, ekipman ihtiyacının nasıl karşılandığı, işin ifası sırasında yapılan masrafların detayları ve kayıt altına alınıp alınmadığı, karşılığında yapılan ödemelerin tespiti gibi hususlar, ancak detaylı bir özel denetim süreci ile netlik kazanabileceği, mevcut veriler doğrultusunda, davacının ortaklıktan hak ettiği payın tam olarak belirlenebilmesi için şirket merkezinde detaylı ve belge bazlı bir inceleme yapılması gerekmekte olup, bu tür bir denetimin yaklaşık 6 ila 9 ay arasında sürebileceği ..." yönünde tespitte bulunmuşlardır.
Bilirkişiler ek raporlarında ise, "davacının ticari defter ve kayıtların davalı tarafta olduğunu, kendi tarafların herhangi bir ticari defter bulunmadığı beyan edildiğinden davacı yan nezdinde ticari defter incelemesi yapılamadığı,... Ayrıca dosyaya celp edilen Başakşehir Vergi Dairesi Müdürlüğünün 21.10.2024 tarihli cevabi yazısında; “...213 sayılı Vergi Usul Kanununa göre mükellefin defter ve belge tutma yükümlülüğü 171 ile 242. maddeler arasında ayrıntılı olarak düzenlenmiştir. Ayrıca Türk Ticaret Kanunu'nun 64. maddesi ve devamında yer alan hükümler ticaret ile uğraşan kişilere ticari defterleri tutma ve saklama zorunluğu getirmektedir. Mezkur kanunların ilgili maddeleri uyarınca defter ile belgeleri tutma ve saklama yükümlülüğü mükellefin kendisine ait olup dairemizde mükellefe ait defter ve belgelerin bulunmadığı...” bildirildiği, Davalı defterlerini, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2017-2018-2020-2021-2022 yılları Yevmiye, Defter-i Kebir ve Envanter defterlerinin açılış tasdikinin ve bu yıllar Yevmiye Defterinin kapanış tasdikinin süresinde yaptırılmış olduğu, 2019, 2023 yılları yevmiye defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin ibraz edilmediği, ayrıca 2017 yılı yevmiye defterinin kapanış tasdikinin ibraz edilmediği, 2024 yılı ticari defterleri ile ilgili olarak, davalının 2024 yılında E- Defter uygulamasına geçmiş olduğu, E-Defter uygulamasında yalnız Envanter Defterinin noter tasdikine tabi olduğu, davalının 2024 yılı Envanter defterinin açılış tasdikini yasal süresi içerisinde yaptırmış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davalının 2018-2020-2021-2022 ve 2024 yılları ticari defterlerinin yasal süreler içinde ve usulüne uygun şekilde açılış ve kapanış onamalarının yapıldığı, 2017, 2019 ve 2023 yılları ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığı tespit edilmiş olup, sahibi lehine delil olma vasfı Sayın Mahkemenin takdirlerine bırakıldığı, Davalı tarafından sunulan muavin dökümlerine göre, davalı 320. Satıcılar hesap kodu altında davacı ile olan cari ilişkilerini, 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında ise “... Ortaklığı” ile olan cari ilişkilerini takip etmekte olduğu, Davalının muhasebe kayıtlarında yer alan 320 - Satıcılar Hesabı altında, 320.01.0019 kodlu hesap incelendiğinde, 24.02.2023 itibarıyla davacı ile borç/alacak bakiyesinin bulunmadığı tespit edilmiştir. Ancak, 320.01.S04 kodlu hesap incelendiğinde, davalının davacıdan 8.018,14 TL alacaklı olduğu, Davalının “...” Ortaklığı ile olan muhasebe ilişkileri ise 131, 132, 133 ve 641 hesap kodları altında takip edilmektedir. Bu kapsamda yapılan incelemelerde: 131.02 kodlu hesapta dönem sonu itibarıyla borç/alacak bakiyesi bulunmamaktadır. 133.01.01 kodlu hesapta, davalının ortaklıktan 60.359,93 TL alacaklı olduğu görülmüştür. 641.02 kodlu hesapta, dönem sonu itibarıyla toplam 3.415.733,10 TL gelir kaydının yapıldığı tespit edilmiştir. 132.02 kodlu hesapta, 31.12.2019 itibarıyla davalının ortaklıktan 1.533.690,35 TL alacaklı olarak kapanışın yapıldığı, Davalı şirketin banka hesap hareketlerine bakıldığında, davacıya ödenen ortaklık karı toplam 1.892.000,00 TL, davalıya ödenen ortaklık karı ise toplam 3.242.000,00 TL olarak görüldüğü, bunun yanında, idare tarafından yapılan hakkediş ödemelerinin toplam tutarı 19.209.052,13 TL olduğu, diğer yandan üçüncü kişilere yapılan ödemeler 6.688.044,05 TL, maaş ve sair ödemeler 4.022.327,67 TL ve vergi ile sair ödemeler 3.364.680,41 TL olarak kaydedildiği, Hakkediş ödemeleri (19.209.052,13 TL) dikkate alındığında, bu tutardan davacıya denen 1.892.000,00 TL, davalıya ödenen 3.242.000,00 TL, ü kişilere ödenen 6.688.044,05 TL, maaş ödemeleri 4.022.327,67 TL ve vergi ödemeleri 3.364.680,41 TL düşüldüğünde bakiye 0,00 TL olarak hesaplandığı, bu husus, elde edilen hakkediş gelirlerinin yapılan ödemeler ve giderlerle tamamen mahsup edildiğini göstermekte olduğu, Kök raporda da belirtildiği üzere, tarafların adi ortaklık kapsamında ayrıca bir defter ve kayıt tutmadıkları, yalnızca davalının ticari defterleri üzerinden değerlendirme yapılabildiği, ancak davalı şirketin ticari defterlerinde ortaklığa ilişkin verilerin dışında kendi faaliyetlerinden elde ettiği gelirlerin de bulunması, ortaklıktan doğan net karın somut şekilde ayrıştırılarak tespit edilmesine engel teşkil ettiği, bu nedenle kök raporda yer alan görüş ve kanaat aynen korunmakta olduğu..." yönünde görüş bildirmişlerdir.
Buna göre, tarafların adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin taleplerinin olmadığı, bu yönde istinaf itirazı da ileri sürülmediği, davalı defterlerine göre yapılan değerlendirmede davacı ile olan adi ortaklık haricinde de işlerinin ve gelirlerinin olduğu, ticari defter ve kayıtlara göre de davacıya yapılan eksik ödemenin bulunmadığının saptanmış olduğu anlaşılmış olmakla mahkemesince yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60 TL'nin bu taraftan alınarak hazineye irat kaydına, (Harç tahsil müzekkeresinin temyiz edilen dosyalarda Dairemizce, temyiz edilmeden kesinleşen dosyalarda İlk Derece Mahkemesince ilgili Vergi Dairesine yazılmasına,)
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!