Anahtar kelimeler: Yidk Esaskarar Sinai İbareli Firmanın Markanın Fikri Markalarına Bozulmuş Yapılıp

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: ████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20. HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2022NUMARASI
: ███████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: YİDK Kararının İptaliDairemizce verilen █████/2025 tarih ve ████████ Esas, ████████ sayılı kararı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2026 tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olmakla, dava Dairemizin yukarıdaki esasına kaydı yapılıp incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
: Davacı vekili, müvekkilinin “...” ibareli markanın tescili için ██████████ sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, davalı firmanın 2020 35902 sayılı “b ...” ve 2018 28234 sayılı “... ...” ibareli markalarına dayalı olarak yaptığı itiraz üzerine müvekkilinin başvurusunun reddedilmesinin haksız ve hukuka aykırı bir işlem olduğunu, zira davacının “...” ibareli ilk marka tescilinin 2005 yılına kadar uzandığını, yani somut uyuşmazlıkta müvekkilinin 2005 13749, 2005 26262, 2005 26256, 2005 26257, 2009 34118 ve 2011 06651 sayılı “...” ibareli tescilli markalarından kaynaklanan müktesep hakkının mevcut olduğunu, davalı Kurumun çelişkili ve haksız bir işlem yaptığını, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan ayırt edilemeyecek derecede benzer olmadığını, müvekkilinin 2008 yılında özelleştirme sonucu satışa çıkarılan ... Sigorta şirketini, ...’nden (...) satın aldığını, aralarındaki anlaşmaya göre ...’nın 10 yıl boyunca başka bir sigorta şirketi kurmamayı taahhüt ettiğini, ...’nın 13.01.2017 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ’yi TMSF’den devraldığını, ... ile davacı arasında 01.08.2018 tarihinde imzalanan lisans sözleşmesi gereği ...’nın davacının markalarını 5 yıl boyunca kullanma hakkını elde ederken davacının markalarına tecavüz olduğunu öğrenmesi halinde tecavüzü durdurma ve engelleme yükümlülüğünü de üstlendiğini, ...’nın bir iştiraki olan davalı firmanın bu hükme rağmen huzurda dava konusu edilen davacı markasına itiraz etmesinin bahsi geçen lisans sözleşmesinin de ihlali anlamına geldiğini, yani davalı firmanın itirazlarının kötüniyetli olduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2021/M-10133 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal düzeyde birbirleriyle karıştırılma ihtimali doğuracak derecede benzer olduğunu, davacının marka başvurusunun reddedildiği hizmetler açısından taraf markalarının aynı hizmetlerde kullanılacağını, markalarda en ön planda olan ibarelerin ortak olmasının markaları benzer kıldığını, tüketicilerin markaların aynı işletmeye ait olduğunu düşüneceklerini, aksi düşünülse dahi işletmeler arasında ekonomik/idari bağlantı olduğu kanısına kapılacaklarını, yani somut olayda karşılaştırılan markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı önceki tarihlerde tescilli markalarının huzurda dava konusu edilen markadan farklı unsurlar içerdiğini ve farklı birer etki yarattığını, bu durumun ortalama tüketicide seri marka algısı oluşturmayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.Davalı şirket vekili, taraf markalarının görsel, işitsel ve kavramsal açılardan benzer olduğunu, bu markalarda esas unsurun “...” ibaresi olduğunu ve bu ibarenin ortak olduğunu, davacının markasında geçen diğer kelime unsurlarının markanın ayırt ediciliğine katkısı olamayacağını, ayrıca taraf markalarının birebir aynı hizmetlerde kullanılacağını, davacının müktesep hak iddialarına mesnet aldığı markaları incelendiğinde, dava konusu edilen markanın bu markaların ayırt edici karakterinin değiştirilmeden kullanılmasının çok ötesinde ve davalının tescilli markalarından doğan hakları ihlal eder şekilde tasarlanmış olduğunu, davacının taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan ve yargıya da intikal etmiş bulunan önceki tarihlerde tescilli markalarını mesnet alarak yeni marka başvurularında bulunuyor olmasının davacının kötüniyetinin açık bir tezahürü olduğunu, zira davacının “...” ibareli markalarının tescil tarihleri üzerinden 5 yıl geçmiş olmasına rağmen kullanılmıyor olmaları nedeniyle davalı tarafından davacının markaları aleyhine bir iptal davası açıldığını, YİDK kararının yerinde ve doğru olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların markalarının kapsamlarının aynı olduğu, çekişme konusu olan 36. Sınıftaki “Sigorta hizmetleri. Finansal ve parasal hizmetler. Gayrimenkul komisyonculuğu, müşavirliği ve idaresi hizmetleri. Gümrük müşavirliği hizmetleri.”'nin tüketicilerin bir kısmının özen ve dikkat göstererek satın aldıkları hizmetler olduğu, ancak bu hizmetlerin tüketicileri toplumun her kesiminden kişiler olduğu, dolayısıyla eğitim, kültür, sosyo ekonomik durum farkı olmaksızın pek çok kişinin bu hizmetlerin kullanıcısı/tüketicisi durumunda olduğu, dolayısıyla iş bu hizmetler yönünden iltibas eşiğinin orta düzeyde olduğu, zira satın alma sürecinde, çok geniş yelpazedeki tüketicilerin tümünün aynı dikkati göstermesinin mümkün olmadığı, bu durumun da yanılgı tehlikesini arttırdığı, davaya konu olan herhangi bir şekil unsuru içermeden düz yazı ile eşit büyüklükte aynı sırada “...” ibaresinden oluştuğu, söz konusu markanın başında yer alan ... ibaresinin nitelik bildiren bir kelime olduğu, ... ibaresinin artı, fazla, pozitif edat niteliğinde bir kelime oluğu ve sonunda yer alan Sigorta ibaresinin ise tescil edilmek istenilen bir dizi hizmetin kendisini ifade etmesi nedeniyle markada tali unsur niteliğinde olduğu ve markanın esaslı unsurunun ... ibaresi olduğu, davaya ve redde mesnet gösterilen markaların ise kimisinin şekil ve kelime unsurundan oluşan karma marka olup, üstte özel tasarlanan B harfi ile bu harfin altında ise ... ve ... SİGORTA ibaresinden kimisi ise herhangi bir şekil içermeden düz yazı ile ... ..., ... ..., ... ... ve ... ... ibaresinden oluştuğu, taraf markalarında ortak olan unsurun “...” ibaresi olduğu, gerek davaya konu olan gerekse mesnet olan markanın sonuna konumlanan “...”, “...” “...”, “..., “...” ve “SİGORTA” ibarelerin markalara işitsel ve görsel anlamda ayırt edicilik katmadığı, bu ibarelerin 36. Sınıfta yer alan hizmetlerin, cinsini yahut niteliğini belirterek gönderme yapması nedeniyle markaların esaslı unsurunun sadece “...” ibaresi olduğu, bu nedenle davacı markası ile davaya mesnet olan markaların kurgu mantığının benzer özellikler benzerlikler taşıdığı, dava konusu markalarda baskın ve başat olan ‘...”’ kelimesinin hedef kitleler açından karıştırılma ihtimalinin daha fazla olacağı, dava konusu marka ile mesnet olan markanın bütünsel alamda, markaların birbirlerinin farklı versiyonları, alternatifleri veya bir serinin devamı niteliğinde olduğunu, “...” ibaresi ile karşı karşıya kalan tüketicinin bu ibareyi davacının markası olarak yorumlama yoluna gidebileceği, dava konusu markanın görsel mizanpajındaki farklılıkların benzerliği bertaraf edecek nitelikte olmadığı, hal böyleyken, başvuru konusu marka ile itiraza mesnet markanın genel izlenim yönünden benzer olduğu ve aralarında ilişkilendirme ve karıştırma olasılığının olacağı, “...” kelimesinin herkesin kullanımına açık bir ibare olmadığı ve davalının tescilli “...” esas unsurlu/ibareli markaları hükümsüz kılınmadıkça, bu ibarenin aynı mallar üzerinde üçüncü kişiler tarafından markasal kullanımının mümkün olmadığı, kaldı ki, davacı markasında “...” ibaresi 6769 S. SMK’nın 7/5 maddesi anlamında açıklayıcı bir unsur olarak da kullanılmadığı, dava konusu marka başvurusunda yer alan 36. Sınıftaki tüm hizmetler yönünden mal/hizmet listelerinin aynı/aynı türden olduğu, davacının dava dilekçesinde “...” ibaresini içeren markalarının tescilli olduğunun ifade edildiği, davacının müktesep hak oluşturacağı öngörülen markalarından ██████████ sayılı ██████████ sayılı ..., ... hayat, ██████████ sayılı ... sigorta g şekil, ██████████ sayılı güvenli araç sigortası platin kasko poliçesi g şekil, ██████████ sayılı güvenli aile paket poliçesi g şekil, ██████████ sayılı g sigortacılık ... işidir şekil markaların aslı unsurunun da ... ibaresi olmadığı, bu nedenle davaya konu olan başvurusunda yer alan asli unsur önceki tarihli belirtilen bu markaların asli unsuru muhafaza edilerek başvuruya konu edilmediği, ayrıca markalar arasında işletme ile bağlantısı ve tüketici nezdinde yaratılan izlenimin korunmadığı, dolayısıyla bu markalar bakımından müktesep hak koşulları somut olayda oluşmadığı, davacının dava konusu marka başvurusuna konu edilen 36. Sınıftaki Sigorta hizmetler bakımından davacının önceki tarihli ██████████ tescil numaralı markasından kaynaklı müktesep hakkının bulunduğundan söz edilebileceği, ancak, bunun için dava konusu başvurunun belirtilen hizmetler için uzun süreli kullanımının da ispat edilmesi gerektiği, ne var ki marka işlem dosyası kapsamında müktesep hak iddiasına dayanak yapılan markaların uzun süreli kullanımının ispat edilmemiş olduğu, bu nedenle de müktesep hak iddiasının kabulü için aranan koşullar arasında yer alan uzun süreli kullanımın ispat edilememesi nedeniyle davacının önceki tarihli markalarından kaynaklı müktesep hakkının bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesince davanın esası dışından SMK'nın 6/1. maddesi uyarınca itiraza vaki karar hakkında inceleme yapması gerekirken tüm bu hususları konu dışında tutup markaların kullanılıp kullanılmadığı konusunu kendi içerisinde değerlendirerek hükme esas aldığını, davalının kesinleşmeyen bir mahkeme kararı ile ilk derece mahkemesinin kararına etki ettiğini, müvekkilinin markalarının da aynı hizmet sınıfında, "..." ibareli ve önceki tarihli olduğunu tespit etmesine rağmen, akla ve mantığa uymayan nedenlerle tescil talebinin reddine karar verilmesinde bir sakınca görmediğini, davalının her aşamada kötüniyetini devam ettirdiğini, .../... Sigorta AŞ'nin, müvekkilinin markasının üçüncü kişilere kullandırmayacağı hususunda bir taahhütname talebinde de bulunduğunu, .../... Sigorta AŞ'nin bu taahhüt talebi üzerine müvekkilinin, marka lisans sözleşmesine ilişkin taahhütname imzaladığını, bu taahhütname ile müvekkilinin, "..." markalarını ... ve iştirakleri dolayısıyla davacı ... Sigorta AŞ haricinde herhangi bir üçüncü gerçek veya tüzel kişiye kullandırmayacağının taahhütünü verdiğini, bu hususun dahi davalının müvekkiline ait markalarının tesciline itiraz konusunda haksız olduğunu ortaya koyduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Dairemizce, davacının başvurusuna konu biçim, renk ve düzenleme tarzı itibarıyla özgün niteliği bulunan “...” ibareli marka başvurusu ile davalının itirazına mesnet gösterdiği, "..." ve "... ..." esas unsurlu markaları arasında, markaların biçim, renk ve düzenleme tarzı itibarıyla görsel, sescil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı, markalarda ortak olarak bulunan "..." ibaresinin, sigorta hizmetlerinin amacına vurgu yaptığı, bu itibarla ayırt ediciliğinin oldukça düşük olduğu, başvuruda farklı olarak yer verilen ibarelerin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağladığı, markaların bir bütün olarak korunabileceği, karşılaştırma sırasında işaretlerin parçalara ayrılarak incelenmesinin ve iltibas bulunup bulunmadığının bir parçaya bağlı olarak yapılmasının mümkün olmadığını, iltibas incelemesinin sadece işaretlere bakılarak değil, onların kapsamında bulunan ürünler ile onların niteliğini gözeterek ve her ikisinin birbirine etkisi nazara alınarak yapılmasının gerektiği, ortalama tüketicilerin davacının başvurusuna konu işareti davalının itirazına mesnet markaları ile ilişkilendirmeyeceği, markalar arasında belirgin biçimde farklılık bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu ürün ve hizmetler için ayırdığı satın alım süresi içinde, başvuru konusu markayı gördüğünde derhâl ve hiç düşünmeden bunun davalının itirazına mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, tarafların markalarının benzer olmadığı ve iltibas riski taşımadığı kanaatine varıldığı, dava konusu başvuru ile davalının itirazına mesnet markaları arasında benzerlik bulunmadığından SMK'nın 6/1 hükmü koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile YİDK kararının iptaline karar verilmiştir.YARGITAY 11. HUKUK DAİRESİ'NİN █████/2026 TARİH VE █████████ ESAS, ████████ KARAR SAYILI İLAMININ ÖZETİ : Yargıtay 11. Hukuk Dairesince; somut uyuşmazlıkta davacının marka başvurusunun "..." şeklinde iken davalı şirketin itiraza mesnet markalarının "...”, “... ...” ibarelerinden oluştuğu, davacının marka başvurusunda yer alan "..." ibaresinin nitelik bildiren bir kelime olduğu, ... ibaresinin İngilizce "artı, fazla, pozitif" gibi anlamlar ifade ettiği, "Sigorta" ibaresinin ise tescil edilmek istenilen bir kısım hizmeti ifade etmesi nedeniyle tali unsur niteliğinde bulunduğu, davalı Şirketin redde mesnet markalarında yer alan "..., Sigorta" kelimelerinin de tali nitelikte olduğu, buna göre tarafların markalarının esas unsurunu “...” ibaresinin oluşturduğu, davacının başvuru markası ile davalı Şirketin mesnet markaları görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olup, markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmü anlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu kabul edilerek sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiştir.GEREKÇE
: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dairemizce verilen █████/2025 tarih ve ████████ Esas, ████████ sayılı kararın Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████/2026 tarih ve █████████ Esas, ████████ Karar sayılı ilamıyla bozulması üzerine, davanın Dairemizin yukarıdaki esasına kaydının yapılıp bozma ilamına uyulmasına karar verilmiştir.Tüm dosya kapsamı ve uyulan bozma ilamı uyarınca, 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceğinin düzenlendiği, markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde, her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibarıyla görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerektiği, somut uyuşmazlıkta davacının marka başvurusunun "..." şeklinde iken davalı şirketin itiraza mesnet markalarının "...”, “... ...” ibarelerinden oluştuğu, davacının marka başvurusunda yer alan "..." ibaresinin nitelik bildiren bir kelime olduğu, ... ibaresinin İngilizce "artı, fazla, pozitif" gibi anlamlar ifade ettiği, "SİGORTA" ibaresinin ise tescil edilmek istenilen bir kısım hizmeti ifade etmesi nedeniyle tali unsur niteliğinde bulunduğu, davalı Şirketin redde mesnet markalarında yer alan "..., Sigorta" kelimelerinin de tali nitelikte olduğu, buna göre tarafların markalarının esas unsurunu “...” ibaresinin oluşturduğu, davacının başvuru markası ile davalı Şirketin mesnet markaları görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olup, markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas ihtimalinin bulunduğu, diğer yandan Dairemizce verilen kararda, davacının müktesep hak oluşturacağı öngörülen markalarının davacıya müktesep hak sağlamayacağı yönündeki gerekçesinin yerinde bulunduğu, ancak davacının bu hususa ilikin temyiz isteminde bulunmadığı için davacının müktesep hakkının bulunmadığı hususunun tartışılamayacağı gerekçesi ile davanın reddine dair aşağıda gösterilen şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davanın REDDİNE,2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, davacıdan peşin olarak alınan 80,70-TL harcın mahsubu ile kalan 651,30-TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,3-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesap olunan 55.000,00-TL maktu vekaletin ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,4-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,5-Davalı kurum tarafından temyiz aşamasında yapılan 90,00-TL tebligat ve posta gideri, 3.033,70-TL temyiz yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.123,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,6-Davalı ... Sigorta A.Ş tarafından temyiz aşamasında yapılan 3.033,70-TL temyiz yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak anılan davalıya verilmesine,7-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),8-Harçlar Kanunu uyarınca davacıdan alınması gereken 732,00-TL istinaf karar ve ilam harcından peşin olarak yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,9-Davalılar kendisini vekille temsil ettirdiğinden istinaf aşamasında duruşma açıldığından ve tek duruşma yapıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca belirlenen 22.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,Dair, duruşmaya katılan davalı şirket, davalı ... vekilinin yüzlerine karşı, diğer tarafın yokluğunda, yapılan açık yargılama sonucunda █████/2026 tarihinde HMK 361 maddesi uyarınca kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.