Anahtar kelimeler: Mahsuba Çorum Sayı Süreç Haberdar Teşebbüs Uyan Müsadereye Öldürme Yokluğunda

YARGITAY DAİRESİ
: 1. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ağır CezaSAYISI
: 227-47I. HUKUKİ SÜREÇSanığın teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 82/1-a, 35/2, 62/1, 53, 54... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesince 15.12.2015 tarih ve 147-242 sayı ile kurulan hükmün, katılan Kurum vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 03.10.2018 tarih ve 2332-3888 sayı ile; "...6284 sayılı Kanun gereğince Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının duruşmadan haberdar edilmesi gerektiği gözetilmeden yokluğunda yargılama yapılması...'' isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Bozmaya uyan Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesince 01.10.2020 tarih ve 410-128 sayı ile sanığın teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçundan TCK'nın 82/1-a, 35/2, 62/1, 53, 54... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba, bu hükmün de katılan Kurum vekili ve sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Ceza Dairesince 13.10.2021 tarih ve 6665-13313 sayı ile; "... Sanık hakkında katılan ...'a karşı tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü yönünden; suçun tasarlanarak işlendiğinin kabulü için, sanığın eylemini gerçekleştirmeye olay tarihinden önce karar vermesi, kararında sebat ve ısrar göstermesi, karar ile icra arasında makul bir süre geçmesinin gerektiği, oysa somut olayda sanığın, katılan ...'a karşı önceden aldığı karar doğrultusunda silahla tehdit ve basit yaralama eylemlerini gerçekleştirdikten sonra, elindeki tüfekle doğrudan yukarı çıkarak katılan ...'ın bulunduğu ikametin kapısını sert bir tekme atarak kırmak suretiyle içeriye girdiği ve hiçbir şey söylemeden bitişik atış mesafesinden kafasını hedef alıp av tüfeğiyle bir el ateş ederek öldürmeye teşebbüs ettiği olayda, sanığın, katılan ...'ı öldürme kararını ne zaman aldığının ve şarta bağlı olup olmadığının kesin şekilde tespit edilemediği, oluşa ve tüm dosya içeriğine göre, sanığın, katılan ...'a karşı olan öfkesi devam etmekte iken katılan ...'ı öldürme kararını verdiğinin ve eylemini gerçekleştirdiğinin kabulü gerektiği, somut olayda TCK'nin 82/1-a maddesi gereğince 'tasarlama' koşullarının oluşmadığı gözetilmeden, 'öldürmeye teşebbüs' suçundan TCK’nin 81, 35. maddeleri uyarınca hüküm kurulması yerine, suçun niteliğinde yanılgıya düşülerek yazılı biçimde 'tasarlayarak öldürmeye teşebbüs' suçundan aynı Kanun'un 82/1-a, 35. maddeleri uyarınca hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini ..." isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 22.02.2022 tarih ve 227-47 sayı ile; ''...Sanığın olaydan kısa bir süre önce olayda kullandığı tüfekle ... ilçesinden Çorum'a geldiği,olaydan kısa bir süre önce mağdura bu tarz bir olay gerçekleştireceği yönünde tehditlerde bulunduğu,yine tanık ... ile böyle bir olay gerçekleştireceğini çağrıştıracak şekilde facebook'ta görüşmeler yaptığı,arkadaşının eylemine engel olabileceğini düşünerek olayda kullandığı tüfeği sakladıktan sonra o gün tanığın evine gittiği ve arkadaşına ablasının MR'nın çekileceğini söyleyerek o geceyi hastanede geçirdiği, olay günü servis saatini bildiği mağduru evin dışarısında başkaları tarafından görülmeyecek yerde beklediği, mağduru evlerine götürmeye çalıştıktan sonra mağdurun sanıktan kurtulup servise aracına binmesinin ardından açık olan apartman kapısından içeri girerek yukarı çıkan sanığın zile basmadan mağdurların evinin giriş kapısına ayağı ile vurup içeri girdiği, hiçbir şey söylemeden mağdur ...'ın kafasına ateş ettiği birlikte dikkate alındığında sanığın eylemini tasarlamak suretiyle gerçekleştirdiği sonuç ve kanaatine varılmış, sanığın tasarlayarak kasten öldürmeye teşebbüs suçundan eylemine uyan TCK'nın 82/1-a ve 35/1-2 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir..." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek sanığın önceki hüküm gibi cezalandırılmasına karar vermiştir.Direnme kararına konu hükmün de katılan Kurum vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 12.12.2022 tarih ve ██████████ sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 10.05.2023 tarih, 15619-2936 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KAPSAMI VE KONUSUDirenme kararının kapsamına göre inceleme; sanık ... (...) ... hakkında katılan ...’ya yönelik teşebbüs aşamasında kalan nitelikli kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Özel Daire ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık ... (...) ...'in katılan ...’ya yönelik eyleminin teşebbüs aşamasında kalan, nitelikli (tasarlayarak) kasten öldürme suçunu mu yoksa basit kasten öldürme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.III. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Sanık ile inceleme dışı katılan ...'in Facebook isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden tanıştıkları, bir süre arkadaşlık ettikleri ve ...'in ayrılma isteğine sanığın rıza göstermediği, ...'in babası olan inceleme dışı katılan ...'in, sanık tarafından kendisine 18.02.2015 tarihinde tehdit içerikli mesajlar gönderilmesi üzerine 20.02.2015 tarihinde polis merkezine müracaat ettiği, sanığın babası olan tanık ...'in belirtilen olay sebebiyle ...'ten özür dilediği, aynı gün sanık tarafından ...'e bir kez daha mesaj gönderilmesi üzerine sanığın anne ve babasının ...'in iş yerine gittikleri ve söz konusu olayın bir daha tekrarlanmayacağını söyledikleri, ancak sanığın 23.02.2015 tarihinde okuluna gittiği ...'e iletilmek üzere arkadaşı ...'a küçük bir kutu içerisinde üç sayfalık tehdit içerikli mektubu verdiği, söz konusu mektubun sonradan emniyet görevlilerine teslim edildiği, yine sanığın Cumhuriyet Başsavcılığında ve yargılama evresinde ikrar ettiği üzere ... ... ve ... isimleriyle Facebook üzerinden paylaşımlarda bulunduğu, tanık ...'ya aynı platform üzerinden yazdığı 02.03.2015 tarihli mesajlarda; "tarihe karışacam, sabah ...'in annesini, küçük kardeşini bıçakladım, bir tanede kız kardeşini bıçakladım", "kesin öldüler, bide üstüne boğazlarını kestim", "maalesef doğru akşam cesetleri görürler" ifadelerine yer verdiği, ... ... adıyla oluşturduğu hesap üzerinden de ..., ... ve katılan ...'ı hedef alan tehdit içerikli paylaşımlar yaptığı, bu bağlamda 04.03.2015 tarihinde yapılan paylaşımlarda; ''Kızım okula gidemedi mi senin yüzünden (...) Ben onun yüzünden okuldaki hocalarıma bakamıyorum, benim zoruma gitmiyor mu gidiyor ama onu diyen yok ama (...)'', "(...)... bey o ettiğin küfürleri sana bir bir yutturmazsam benim adımda ... değil, tamam mı a...k...gavatı seni demek inceldiği yerden kopacak, bu dakikadan sonra nasıl kopuyormuş görelim bakalım şerefsiz adi köpek (...)'', ''İnceldiği yerden kopsun dedin ya kopsun o zaman kim kime kopuyormuş bakalım'' şeklindeki ifadelerin kullanıldığı, sanığın ertesi gün ... ilçesinden minibüsle ... ve ailesinin ikamet ettikleri Çorum'a gittiği, yanında götürdüğü bir çuval içerisine konulmuş çanta içerisindeki adli emanete kayıtlı av tüfeğini ...'in evinin yakınlarında bulunan bir inşaata sakladığı, bir av bayiinden de fişek aldıktan sonra arkadaşı olan tanık ...'nın evine uğradığı, yaklaşık dört beş saat kaldıktan sonra aynı gün saat 22.00 sıralarında ablası için MR çektirileceği bahanesiyle belirtilen evden ayrıldığı ve geceyi hastane koridorunda geçirdiği, ertesi gün saat 06.00 sıralarında hastaneden ayrılıp tüfeği de sakladığı yerden aldıktan sonra okul servisi saatini bildiği ...'in evinin önünde beklemeye başladığı, kısa süre sonra okula gitmek için apartman kapısından çıktığını gördüğü ...'in yanına gittiği, apartmanın içerisine doğru götürmek istediği ...'i kolundan tuttuğu, kendisine direnç göstermesi üzerine sanığın tüfeğini ...'e doğrulttuğu, ancak ...'in bir fırsatını bulup eliyle boğazını da sıkmakta olan sanıktan kurtularak okul servisine binmeyi başardığı, sanığın ise apartman kapısının da açık olmasını fırsat bilerek elindeki tüfekle binaya girdiği ve olay esnasında katılan ...'ın bulunduğu eve yöneldiği, ...'in servis şoförünün telefonundan aramak suretiyle bu durumu babasına bildirdiği, ...'in uyarmak amacıyla eşini aradığı sırada sanığın, dış kapısını tekmeleyerek açtığı evin içerisine girdiği, ardından tüfeğini eşiyle telefonla konuşmakta olan katılan ...'ın alın bölgesine doğrultarak bitişik atış mesafesinden bir kez ateş ettiği, atış esnasında geriye dönmeye çalışan katılan ...'ın, sağ kulak bölgesinden hayati tehlike geçirecek, yüzünde sabit ize neden olacak ve organlardan birisinin işlevini yitirmesine yol açacak şekilde yaralandığı, sanığın tüfeğini bu kez katılan ...'ın evde bulunan kızı ...'ye doğrultsa da ...'nin "Abi anneme ne yaptın, bize yapma, anneme bak!" demesi üzerine ateş etmekten vazgeçtiği ve tüfeğini bırakarak olay yerinden uzaklaştığı hususunda İlk Derece Mahkemesi ile Özel Daire arasında uyuşmazlık ve bu kabulde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmaktadır.Sanık ... (...) ... aşamalarda; ... ilçesinde ikamet ettiğini, bir arkadaşının Facebook hesabından fotoğrafını görerek beğenmesi üzerine ...'e arkadaşlık teklifi gönderdiğini, onun da kabul etmesi üzerine 2014 yılının yedinci ayından itibaren Facebook üzerinden yazışmaya ve görüşmeye başladıklarını, toplam yedi kez de yüz yüze görüştüklerini, arkadaşı olan ...'nın ikametinde 29.11.2014 tarihinde buluşarak doğum günlerini kutladıklarını, ...'in babasının arkadaşlıklarından haberdar olduğunu, kendisine kızını rahatsız etmemesini söylediğini, rahatsız etmeyeceğini söylemesine rağmen ... ile görüşmeye devam ettiklerini, aramalarının bazılarında telefona katılan ...'ın çıktığını, yanlış aradığını söyleyerek kapattığını, bir defasında ...'in babasının kendisine kızarak küfür ettiğini, ''Neden küfür ediyorsun, kızın beni arıyor!'' dediğini, ardından da ...'in kendisine attığı mesajları göstermek için evlerine gittiğini, kapı zilini çaldığını, babasının polisi araması üzerine kaçtığını, ...'in babasının, kendisini okuldaki öğretmenlerine şikâyet ettiğini, bu sebeple öğretmenlerinden uyarı aldığını, okuluna ve arkadaşlarına rezil olduğunu, ...'in anne ve babası sorduğunda ilişkilerini inkâr edip kendisini sürekli kendisini zor durumda bıraktığını, arkadaşlarını da kendisine düşman etmeye çalıştığını, tüm bu sorunları gidermek ve ...'in gözünü korkutmak için olaydan bir gün önce öğleden sonra ... ilçesinden Çorum'a gittiğini, yanında yaz mevsiminde mantar toplamaya gittiğinde dağda bulmuş olduğu çifte kırma av tüfeğini de götürdüğünü, tüfeği ... ...'un evinin yakınlarında bulunan bir inşaataki tahtaların arasına sakladığını, ertesi gün evinin önünde beklerken gördüğü ...'e; "Ailene doğruları söyle, yalan konuşup beni zor durumda bırakma!'' dediğini, ...'in ise kendisine; "Elindeki tüfekle ne yapacaksın? Seni babama söyleyip hapse attıracağım!'' şeklinde karşılık verdiğini, ''Ailene doğruları söyle, beni zor durumda bırakma, sen de gel ailenle görüşeceğiz!'' demesine rağmen ...'in servise bindiğini, eve ...'in ailesi ile görüşmek üzere çıktığını, daire kapısını ayağı ile vurarak açtığını, içeri girdiğinde katılan ...'ın telefonda birisi ile konuştuğunu ve karşı tarafta bulunan şahsa ''Elinde silah ile karşımda duruyor!" dediğini, oda kapısı önünde tüfeği ilk önce kendine doğrulttuğunu, ancak sonradan vazgeçerek katılan ...'a doğrultuğunu ve tetiğe bastığını, tüfeğin önce ateş almadığını, diğer tetiğe bastığında ise patladığını, her ne kadar mektup ve Facebook'taki yazışmalar kendisine ait olsa da bu olayı planlamadığını beyan etmiş, Cumhuriyet Başsavcılığında farklı olarak; ...'e gönderdiği mektubun ilk iki sayfasının kendisine ait olduğunu, son sayfayı kendisinin yazmadığını, Facebook'taki "... ... (illede sen)" ve "... ..." adıyla açılmış hesapların kendisine ait olduğunu, "..." rumuzlu hesabın ve bu hesaba ait yazışmaları ise kabul etmediğini, bozma öncesinde 17.11.2015 tarihli celsede ise; ''...'' isimli hesabın da kendisi tarafından kullanıldığını savunmuştur.IV. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarAyrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 14.11.2023 tarih ve 512-598; 29.05.2024 tarihli ve 288-170 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;Tasarlamadan söz edilebilmesi için failin, bir kimsenin vücut bütünlüğü veya yaşam hakkına karşı eylemde bulunmaya sebatla ve koşulsuz olarak karar vermiş olması, düşünüp planladığı suçu işlemeden önce makul bir süre geçmesine ve ulaştığı ruhi sükûnete rağmen bu kararından vazgeçmemesi ve gerçekleştirmeyi planladığı fiili, belirlenmiş kurgu dâhilinde icra etmesi gerekmektedir.Tasarlama hâlinde fail, anında karar verip fiili işlememekte, suç işleme kararı ile fiilin icrası arasında sükûnetle düşünebilmeye yetecek kadar bir süre geçmektedir. Fail bu süre içinde suçu işleyip işlememe konusunda düşünmekte ve suçu işlemekten vazgeçmemektedir. Failin suçu işlemekten vazgeçmesi ve fakat bir başka nedenle ve bir başka ani kararla fiili işlemesinde tasarlamadan söz edilemez. Suç işleme kararının hangi düzeydeki eylem için ve ne zaman alındığı ile eylemin şarta bağlı olmayan bu kararlılıktan ne kadar zaman geçtikten sonra gerçekleştirildiği mevcut delillerle belirlenmeli, suç kararıyla eylem arasında geçen zaman dilimi içerisinde ruhi sükûnete ulaşılıp ulaşılamayacağı değerlendirilmelidir.Suçun tasarlanarak işlenmesi; suç işlemeyi kolaylaştırması, mağduru en savunmasız ve zayıf anında gafil avlaması suretiyle neticeyi garanti altına alması ve suç işlemedeki kararlılığı itibarıyla sanığın toplum için tehlikelilik derecesi gözetilerek nitelikli hâller arasında kabul edilmiştir.Diğer taraftan amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de doktrin ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmına gözetilip diğer kısmı gözardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimale sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, muhtemel şüphenin gerekçeli bir şekilde tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti durumunda vicdani kanaate ulaşılmasının mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.B. Somut Olaya İlişkin Hukuki Değerlendirmeİnceleme dışı katılan ...'le Facebook isimli sosyal paylaşım sitesi üzerinden tanışan ve bir süre görüşen sanığın, kendisiyle daha fazla görüşmek istemeyen ... ve ailesini gerek telefonla aramak ve mektup göndermek gerekse sosyal medya yoluyla paylaşımlar yapmak suretiyle tehdit ettikten sonra olay tarihinde evine gittiği ...'in annesi katılan ...'ı av tüfeğiyle ateş ederek nitelikli bir şekilde yaraladığı ve böylelikle teşebbüs aşamasında kalan tasarlayarak kasten öldürme suçunu işlediği mahkemece kabul edilen olayda;Sanık, genel hatlarıyla istikrar gösteren aşamalardaki savunmalarında; ilişkilerini inkâr ederek kendisini ailesine ve çevresine karşı zor durumda bırakan ...'i ailesiyle yüzleştirmek ve onu korkutmak amacıyla olay günü av tüfeğiyle katılan ...'ın oturduğu apartmana gittiğini, olayı önceden planlamadığını ileri sürmüştür. Sanığın bu yöndeki savunması, olaydan hemen önce apartman girişinde karşılaştığı ...'in sanık tarafından evlerine götürülmek istendiği yönündeki anlatımları ile elinde bulunan av tüfeğini adı geçene karşı kullanmaması hususlarıyla desteklenmiştir. Sanığın, servise binmeden önce ...'in kendisini şikâyet edeceğini söylemesi üzerine sinirlenip ani bir kararla katılanın bulunduğu eve çıkarak eylemi gerçekleştirme ihtimali de dikkate alındığında; mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığın katılan ...'ı koşulsuz ve kesin olarak öldürmeye karar verdiği, ruhi sükunete erişmesinin ardından bir muhakeme yaparak bu kararından dönmesine imkân sağlayacak makul bir sürenin geçtiği ve bu süre zarfında verilen kesin karar ile oluşan tasavvur doğrultusunda hazırlıklar yaptığı yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı anlaşılmakla, in dubio pro reo/şüpheden sanık yararlanır ilkesi gereğince sanığın teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu, TCK'nın 82/1-a maddesi uyarınca "tasarlayarak" işlediğinin kesin olarak kanıtlanamadığının kabulü gerekir.Bu itibarla, Yerel Mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan on Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın eylemin tasarlayarak gerçekleştirdiği, direnme kararının isabetli olduğu görüşüyle karşı oy kullanmışlardır.V. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Çorum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 22.02.2022 tarihli ve 227-47 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLMADIĞINA, söz konusu hükmün, sanık ... (...) ...'in katılan ...’ya yönelik eylemini tasarlayarak işlemediğinin, sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kasten öldürme suçunu oluşturduğunun gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,2- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 10.12.2025 tarihinde yapılan birinci müzakerede karar için yeterli çoğunluk sağlanamadığından, 24.12.2025 tarihinde yapılan ikinci müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.