Anahtar kelimeler: Heyete Bam Esaskarar Fiilden Başkan Tevdi Yazim Katip Konya Üye

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
KARAR TARİHİ
: █████/2026
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
ÜYE
: ..... (...)
KATİP
: ..... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas ... Karar
DAVACI
: ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVALI
: ........
VEKİLİ
: Av.....
DAVA
: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :
Davacı vekili dava dilekçesinde özet olarak; Davacı vekili, 30.04.2024 tarihinde müvekkiline ait ........ plakalı çekici ve buna bağlı dorsenin Konya Meram’da seyir halindeyken, ........’a ait direkten sarkan kablolara çarpması sonucu maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kaza tespit tutanağına göre müvekkile ait aracın yasal yükseklik sınırları içerisinde olduğunu, davalı şirketin ise yolu güvenli tutma yükümlülüğünü ihlal ederek tam kusurlu bulunduğunu, meydana gelen kazaya ilişkin davalı şirkete yapılan başvurularının sonuçsuz kaldığını, arabuluculuk görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesini, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla; şimdilik 1.000 TL maddi hasarlı trafik kazasından kaynaklanan zarara ilişkin maddi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, 100 TL Değer kaybının kaza tarihinden işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, aracın tamir sürecinde kullanılamayacak olması nedeniyle araç mahrumiyetinden kaynaklanan karşılığının fazlaya ilişkin her türlü haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 100 TL'sinin kaza tarihi itibarıyla işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılar üzerine bırakılmasını talep dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özet olarak; Davalı ........ vekili, öncelikle mahkemenin yetkisiz olduğunu (yetkili yerin Ankara olduğunu), davanın zamanaşımına uğradığını ve husumetin kendilerine yöneltilemeyeceğini, esas yönünden ise; kaza tespit tutanağının tek taraflı tutulduğunu, kabloların standartlara uygun olduğunu ve kazanın dışsal etkenlerle (doğa olayları veya 3. şahıslar) meydana gelmiş olabileceğini, dolayısıyla illiyet bağının kesildiğini, ayrıca talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu ve sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını savunarak müvekkili şirket aleyhine açılan usul ve yasaya aykırı davanın öncelikle ilk itirazları dikkate alınarak, yetki, husumet ve zamanaşımı yönünden reddini, mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk derece mahkemesi gerekçeli kararında özetle; "Tüm dosya kapsamı ve toplanan deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde;davaya konu trafik kazasının oluşmasında ........'nin%100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğu, ........ plakalı çekici şoförü ........'ın ise kusurunun olmadığı, kaza neticesinde davacıya ait araçta değer kaybı bedelinin 32.000,00 TL olduğu, hasar bedelinin 43.920,00 TL olduğu, yine davacının araç mahrumiyetinden kaynaklı zararının 35.000,00 TL olduğu anlaşılmış ve oluşan vicdani kanaat ile;
Davacının davasının KABULÜ İLE; 32.000,00TL değer kaybı, 43.920,00 Hasar bedeli ve 35.000,00 TL araç mahrumiyet bedeli olmak üzere toplamı olan 110.920,00 TL'nin kaza tarihi olan 30.04.2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın Ankara Asliye Ticaret Mahkemelerinde açılması gerektiğini, müvekkili şirketin ilgili kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacının iddia ettiği tüm hususları tek taraflı maddi hasar tutanağına dayandırdığını, mahkemece hükme bu tutanağı esas aldığını, davacı taraf niteliği itibariyle davaya konu edilen alacağın miktarını belirleyebilecek durumda olmasına davanın belirsiz olarak ikame edilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğu yönündeki itirazlarının mahkemece kabul görmediğini, kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirketin tam kusurlu olmasının mümkün olmadığını, davacı tarafın maddi tazminat talebinin haksız olup mahkemece hükme bağlanan tazminat miktarının sebepsiz zenginleşmeye sebep olacak mahiyette olduğunu, kararın kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.
Dava; maddi hasarlı trafik kazası sebebiyle hasar ,değer kaybı,mahrumiyet istemine ilişkindir.
1-Yetkili mahkeme itirazının incelenmesinde:
6100 sayılı HMK.'nin genel yetkiyi düzenleyen 6.maddesinin 1.fıkrasına göre; "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir. "7. maddesinde de, "davalı birden fazla ise dava, bunlardan birinin yerleşim yeri mahkemesinde açılabilir. Ancak, dava sebebine göre kanunda, davalıların tamamı hakkında ortak yetkiyi taşıyan bir mahkeme belirtilmişse, davaya o yer mahkemesinde bakılır. Birden fazla davalının bulunduğu hâllerde, davanın davalılardan birini sırf kendi yerleşim yeri mahkemesinden başka bir mahkemeye getirmek amacıyla açıldığı, deliller veya belirtilerle anlaşılırsa, mahkeme, ilgili davalının itirazı üzerine, onun hakkındaki davayı ayırarak yetkisizlik kararı verir." denilmektedir. Yine aynı Yasa'nın 16. maddesinde ise, "Haksız fiilden doğan davalarda, haksız fiilin işlendiği veya zararın meydana geldiği yahut gelme ihtimalinin bulunduğu yer ya da zarar görenin yerleşim yeri mahkemesi de yetkilidir." hükmü yer almaktadır. HMK 16.madde hükmü, HUMK.’daki düzenlemeye oranla daha genişletilmiş ve ayrıntılandırılmıştır. Ancak, HMK.'nda kesin yetki halleri açıkça sayılmış olup, haksız fiile ilişkin davalardaki yetki, kesin yetki olmayıp, bir seçimlik yetkidir. ” (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 27.05.2015 tarih, ve ███████-2359 Esas, █████████ Kararı)
Bir davada, birden fazla genel ve özel yetkili mahkeme varsa, davacı bu mahkemelerden birinde dava açmak hususunda bir seçimlik hakka sahiptir. Davacı, davasını bu genel ve özel yetkili mahkemelerden hiçbirinde açmaz ve yetkisiz bir mahkemede açarsa, o zaman seçme hakkı davalılara geçer. Somut olayda, dava trafik kazasından kaynaklanmakta olup, trafik kazası netice itibari ile bir haksız fiildir. Davaya konu trafik kazası Konya ilinde meydana gelmiştir. Davalının adresi Ankara olup davacının dava tarihindeki yerleşim yeri dava dilekçesine ekli vekaletnameden de anlaşıldığı üzere Konya'dır. Davacının kanunda öngörülen yetkili mahkemede dava açtığı dikkate alındığında davalı vekilinin itirazının reddi gerekmiştir.
2-Belirsiz alacak davası açılamayacağı itirazın incelenmesinde :
Dava dilekçesindeki açıklamalara göre açılan dava belirsiz değil, kısmi alacak davası niteliğinde bulunduğu gibi miktarı yargılama ve alınacak bilirkişi raporları ile tam olarak belirlenebilecek olan talep için belirsiz alacak davası açılması da mümkün bulunmakla yersiz itirazların reddi gerekmiştir.
3-Kusura ve husumete ilişkin itirazın incelenmesinde:
Davalının sorumluluğunun dayanağı olan ve yapı malikinin sorumluluğunu düzenleyen,
TBK'nın 69. maddesi, "Bir binanın veya diğer yapı eserlerinin maliki, bunların yapımındaki bozukluklardan veya bakımındaki eksikliklerden doğan zararı gidermekle yükümlüdür.
İntifa ve oturma hakkı sahipleri de, binanın bakımındaki eksikliklerden doğan zararlardan, malikle birlikte müteselsilen sorumludurlar.
Sorumluların, bu sebeplerle kendilerine karşı sorumlu olan diğer kişilere rücu hakkı saklıdır." hükmünü içermektedir.
Yapı malikinin sorumluluğu, bir kusur sorumluluğu olmadığı gibi, bir tehlike sorumluluğu da değildir. Bu sorumluluk, niteliği itibariyle bir kusursuz sorumluluk türü olan, özen sorumluluğudur. Bu nedenle, sorumluluğun doğması için yapı eseri malikinin veya yardımcılarının kusurlu olması şart değildir. Sorumluluk, yapı eserinin yapımındaki bozukluğa veya bakımındaki noksanlığa dayanmaktadır. Burada, yapı malikine bir kurtuluş kanıtı tanınmamıştır. Sorumluluğun şartları, genel şartlar, özel şartlar olmak üzere ikiye ayrılır. Genel şartlar: 1-Zarar, 2- İlliyet bağı, 3-Hukuka aykırılık, Özel şartlar: 1-Sorumlu ile yapı eseri arasında mülkiyet ilişkisi bulunması, 2- Bir yapı eserinin mevcut olması, 3- Yapı eserinin yapımının bozuk veya bakımının eksik olmasıdır. İlliyet bağı genel şartı yönünden, meydana gelen zarara, üçüncü kişinin illiyet bağını kesemeyecek yoğunluktaki kusuru veya mücbir sebep teşkil etmeyen bir umulmayan hal sebep olmuşsa malik sorumluluktan kurtulmaz. Buna karşılık zarar, illiyet bağını kesecek yoğunluktaki mücbir sebep, zarar görenin kusuru veya üçüncü bir kişinin kusuru sonunda meydana gelmişse, yapı eserindeki bozukluk veya noksanlık, zararın sebebi olamayacağından, malik sorumlu tutulmaz. (Prof Dr. Fikret Eren Borçlar Hukuk Genel Hükümler Ankara 2017 s. 665 v.d) Anılan hükmün 3. bendi düzenlemesine göre, zararın meydana gelmesinden başka kimselerin malike karşı sorumlu olmaları yapı malikinin sorumluluğunu ortadan kaldırmamaktadır.
Mahkemece alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda; davaya konu kazanın oluşumunda ........'nin 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 13. maddesinde belirtilen “Çeşitli kişi, kurum ve kuruluşlar, karayolu yapısında yapacakları ve esasları yönetmelikte belirtilen çalışmalarda; zorunlu nedenlerle meydana gelen arıza, engel ve benzerlerini en kısa zamanda ortadan kaldırarak karayolunu kullananlara ve araçlara zarar vermeyecek duruma getirmek zorundadırlar.” kuralı ihlal ettiğinden %100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğu, ........ plakalı çekici şoförü ........'ın ise meydana gelen kazada kural ihlalinin (kusurunun) olmadığı görüş ve kanaatinin bildirildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece alınan kusur raporuna göre davalının % 100 kusurlu olduğu anlaşılmıştır.
Bu açıklamaların ışığında, zarar görenin veya üçüncü bir kişinin illiyet bağını kesecek yoğunlukta bir kusuru bulunduğu savunulup kanıtlanmadığı nazara alınarak davalının müvekkilinin kusursuz olduğuna yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
4- Faiz türü ve başlangıcına yönelik itirazın incelenmesinde:
Davacı vekilince temerrüt faizi olarak avans faizi istenilmiş bulunmakla, zarar gören araç ticari araç olup, davalı taraf da tacir olup itiraz yersizdir.
Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. Mahkemece haksız fiil tarihinden itibaren faiz uygulanması yerinde olup itiraz yersizdir.
Bu halde, kamu düzeni ve istinaf sebepleri çerçevesinde; dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön ile kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına; dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 7.576,94 TL karar ve ilam harcından istinaf aşamasında yatırılan 1.895,00 TL nin mahsubu ile bakiye 5.681,94 TL eksik harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf aşamasında davalı tarafından yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Karar tebliği ve harç işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.
█████/2026
.....
Başkan
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Üye
...
e-imzalı
.....
Katip
...
e-imzalı
Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!