Anahtar kelimeler: Mahsuba Terörle Cümle Mücadele Giresun Çektirilmesine Silahlı Delaletiyle Süreç Rejimine
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 3. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ceza Dairesi
    SAYISI
    : 787-1095
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanık ...’ın silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 314/2, 3713 sayılı Terörle Mücadele Kanunu’nun 5, TCK’nın 62, 53, 58/9 ve 63. maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba, sanıklar ... ve ...’nın ise silahlı terör örgütüne yardım etme suçundan ayrı ayrı TCK’nın 220/7 ve 314/3. maddeleri delaletiyle 314/2, TCK’nın 220/7-2. cümle, 3713 sayılı Kanun’un 5, TCK’nın 62/1, 53... . maddeleri uyarınca 2 yıl 1 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin Giresun 2. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 19.02.2018 tarihli ve 36-36 sayılı hükümlerin, sanıklar müdafileri ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince 18.02.2019 tarih ve 234-200 sayı ile İlk Derece Mahkemesince kurulan hükümlerin kaldırılarak sanıkların 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi uyarınca beraatine karar verilmiştir.
    Bu hükümlerin de Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 16. Ceza Dairesince 14.04.2021 tarih ve 6323-2680 sayı ile;
    "…1. CMK'nın 280, 303/1-a, 193/2, 2 16... . maddeleri uyarınca; istinaf mahkemelerinin, ilk derece mahkemesince toplanan delilleri takdir ederek dosya üzerinde yapacakları incelemeler neticesinde beraat kararı veremeyecekleri nazara alındığında, anılan kanun maddelerine de yanlış anlamlar yüklenerek Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesinin 5271 sayılı Kanunun 280/2 maddesine aykırılık oluşturacak şekilde duruşma açmaksızın evrak üzerinde ilk derece mahkemesince belirlenen hapis cezasını kaldırarak CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanığın beraatine yönelik karar vermesi,
    2. Sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütünün hiyerarşik yapısına dahil olduğunu gösterir biçimde çeşitlilik, devamlılık ve yoğunluk içermemesi nedeni ile örgüt üyesi olarak kabul edilmelerine yasal olanak bulunmamakta ise de dosya kapsamındaki delillerle örgüte muhazir ... Sendikasına üye olan ve Bank ...'daki hesabı üzerinden örgütün talimatı üzerine işlem yapan sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde TCK' nın 220/7 maddesi kapsamında örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülerek yazılı şekilde beraat kararı verilmesi" isabetsizliklerinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesi ise 24.11.2021 tarih ve 787-1095 sayı ile; "Her ne kadar dairemizce Yargıtay bozma ilamından sonra duruşma açılmış ise de, 5271 Sayılı CMK'nın 307/1 maddesindeki düzenleme dahilinde tarafların bozmaya karşı beyanlarının duruşma açmak suretiyle alınmasının kanuni zorunluluk olması dolayısıyla bozma sonrası dairemizce duruşma açılmasının Yargıtay bozma ilamına fiili uyma niteliğinde olmadığı nazara alınarak, 5271 Sayılı CMK'nın 303/1-a, 280/1-a maddesindeki kanuni düzenlemelerin yanı sıra duruşma açmadan dosya üzerinden mahkumiyet kararlarının beraate çevrilmesine dair Bölge Adliye Mahkemesi daire kararlarının aleyhe taraf ve savcılık istinafı da olmasına rağmen bu yöndeki uygulamanın kanuni dayanağı olduğu yönünde örnek teşkil edecek Yargıtay 16.Ceza Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar, aynı dairenin █████/20 21... /13 90... /3087 Karar, Yargıtay 11.Ceza Dairesinin ████████ 72... /7801 Karar sayılı vb. onlarca farklı Yargıtay ilgili daire ilamlarından hareketle dairemiz uygulamasının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatiyle" bozma kararına direnerek önceki hüküm gibi sanıkların beraatine karar vermiştir.
    Direnme kararına konu hükümlerin de Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 24.01.2022 tarihli ve 3803 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya CMK’nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen Daireye gönderilmiş, inceleme yapan Yargıtay 3. Ceza Dairesince 08.06.2022 tarih ve 7637-3834 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIK KONUSU VE ÖN SORUN
    Özel Daire ile Bölge Adliye Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; silahlı terör örgütüne üye olma ve yardım etme suçlarından sanıkların mahkûmiyetlerine ilişkin İlk Derece Mahkemesince verilen hükümlerin istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Bölge Adliye Mahkemesince duruşma açılmaksızın beraat kararı verilip verilemeyeceğinin ve sanıkların eylemlerinin silahlı terör örgütüne üye olma suçunu mu yoksa silahlı terör örgütüne yardım etme suçunu mu oluşturduğunun belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği'nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesince verilen direnme kararının yeni hüküm niteliğinde olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
    III. ÖN SORUNA İLİŞKİN BİLGİLER
    İncelenen dosya kapsamından;
    İlk Derece Mahkemesince sanıkların mahkûmiyetine ilişkin istinaf edilen hükümlerin Bölge Adliye Mahkemesince kaldırılarak ayrı ayrı beraatlerine karar verildiği, bu hükümlerin de temyiz edilmesi üzerine Özel Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının "Duruşma açmaksızın evrak üzerinde ilk derece mahkemesince belirlenen hapis cezasını kaldırarak CMK'nın 223/2-e maddesi gereğince sanıkların beraatine yönelik karar vermesi ve sanıkların eylemlerinin bir bütün halinde TCK'nın 220/7 maddesi kapsamında örgüte yardım etme suçunu oluşturacağı gözetilmeden suç vasfında hataya düşülmesi" isabetsizliklerinden bozulduğu, bozma üzerine yapılan yargılamada Bölge Adliye Mahkemesinin 28.09.2021 tarihli tensip zaptı doğrultusunda sanıkların duruşmada SEGBİS sistemi vasıtasıyla dinlenmeleri için ikametlerinin bulunduğu yer mahkemelerine talimat yazıldığı, müdafilerine duruşma için tebligat çıkarıldığı ve tebligata tensip zaptının eklendiği, 24.11.2021 tarihli duruşmada hazır bulunan sanıklar ve müdafileri ile Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı beyanları alındıktan sonra yargılamanın sona erdirildiği ve önceki hüküm gibi beraat kararı verildiği anlaşılmaktadır.
    IV. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Ön Soruna İlişkin Açıklamalar
    CMK'nın "Davaya yeniden bakacak mahkemenin işlemleri" başlıklı 307. maddesi şöyledir;
    "(1) Yargıtaydan verilen bozma kararı üzerine davaya yeniden bakacak bölge adliye veya ilk derece mahkemesi, ilgililere bozmaya karşı diyeceklerini sorar.
    (2) Sanık, müdafii, katılan ve vekilinin dosyada varolan adreslerine de davetiye tebliğ olunamaması veya davetiye tebliğ olunmasına rağmen duruşmaya gelmemeleri nedeniyle bozmaya karşı beyanları saptanmamış olsa da duruşmaya devam edilerek dava yokluklarında bitirilebilir. Ancak, sanık hakkında verilecek ceza, bozmaya konu olan cezadan daha ağır ise, her hâlde dinlenmesi gerekir.
    (3) Yargıtaydan verilen bozma kararına uyulması hâlinde ilk derece mahkemesi tarafından verilen karara karşı, istinaf veya temyiz sınırlarına bakılmaksızın sadece temyiz yoluna başvurulabilir.
    (4) Yargıtaydan verilen bozma kararına bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin direnme hakkı vardır. Direnme kararları, kararına direnilen daireye gönderilir. Daire, mümkün olan en kısa sürede direnme kararını inceler ve yerinde görürse kararını düzeltir; görmezse dosyayı Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderir. Direnme üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara karşı direnilemez.
    (5) Hüküm yalnız sanık tarafından veya onun lehine Cumhuriyet savcısı veya 262 nci maddede gösterilen kimselerce temyiz edilmişse, yeniden verilen hüküm, önceki hükümle belirlenmiş olan cezadan daha ağır olamaz.".
    Buna göre, Yargıtayca verilen bozma kararı üzerine dosyanın gönderildiği bölge adliye veya ilk derece mahkemelerince yeni bir tensip kararıyla duruşma günü tayin edilecek ve ilgililer duruşmaya çağrılıp bozmaya karşı diyecekleri sorulduktan sonra bozma ilamına uyulup uyulmaması yönünde bir karar verilecektir. Bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin göreve ilişkin olanlar dışında bozma ilamına uyma ya da direnme kararlarından birisini verebilmesi mümkündür. Maddenin üçüncü fıkrasında bölge adliye veya ilk derece mahkemesinin bozma kararına ısrar hakkı olduğu vurgulandıktan sonra, ısrar üzerine Yargıtay Ceza Genel Kurulunca verilen kararlara uymanın zorunlu olduğuna işaret edilmiştir. Aynı maddenin son fıkrasında ise sınırlı biçimde uygulanabilecek olan cezayı aleyhe değiştirememe veya aleyhte düzeltme yasağı kabul edilerek yalnız sanık veya onun lehine ilgililer tarafından temyiz davası açıldığında, bozma üzerine yeniden kurulan hükümde belirlenen ceza ve sonucun önceki hükümle belirlenen cezadan ve sonuçtan daha ağır olamayacağı hüküm altına alınmıştır.
    Bozmadan sonra serbestlik kuralı uyarınca bozma kararına uyma ya da direnme kararlarından birini verme konusunda serbest olan ilk derece mahkemelerinin Özel Dairelerin bozma kararlarına uymayı tercih etmeleri durumunda, bu kez uymadan sonraki serbestlik kuralı devreye girecektir. Serbestlik kuralı, ceza muhakemesinde maddi gerçeğin araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi amacının zorunlu bir sonucu olup mahkemenin bozma kararına uyulmasına karar verdikten sonra da, sanığın hukuki durumunu yeniden serbestçe değerlendirme hak ve yetkisi bulunmaktadır. Temyiz edilen önceki hüküm bozma kararı verilmesiyle ortadan kalkmış olduğundan, derece mahkemelerince önceki karardan farklı olarak, suçun sübutu ve niteliği de dâhil olmak üzere sanığın hukuki durumuyla ilgili tüm hususlarda, CMK'nın 217. maddesi uyarınca ulaşılan vicdani kanaat doğrultusunda serbestçe karar verilebilecektir. Nitekim, Yargıtay Özel Daireleri tarafından da ilk temyiz incelemesinde yerinde görülerek bozma konusu yapılmayan hususlar, lüzumu hâlinde hükmün yeniden temyizen incelenmesi sırasında bozma konusu yapılabilmekte, hatta ilk bozma kararından tamamen farklı olacak şekilde bozma kararı verilebilmektedir.
    Kunter'e göre; "Uymadan sonraki duruşmanın bozmadan önceki duruşmanın devamı niteliğinde olması, mahkemenin uymadan sonraki serbestliğini de açıklar. Gerçekten mahkeme bozmaya uymadan sonra ikinci son kararında kaide olarak serbesttir. Gerek Yargıtay'ın görüşü ile gerek eski kararı ile bağlı değildir. ...Serbestlik kaidesi ceza muhakemesinde hakikatın araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi gayesinin tabii ve mantıki sonucudur. Gerçekten, temyiz yolu davası açılmakla son kararın yargılaşmasının önüne geçilmiştir. Yargıtay son kararı bozduğu, mahkeme de buna uyduğu için son karar ortadan kalkmıştır. Ortada, değil yargı, son karar dahi olmadığından, yargının otoriteleri de bahis konusu olmamak gerekir. O halde mahkeme hakikate en uygun ve en isabetli kararı vermek imkanına malik bulunmalıdır... Nitekim Yargıtay da ilk bozma kararı ile bağlı değildir." (Nurullah Kunter, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul 1989, 9. Bası, s. 1112-1114). Bu serbestlik iki konuda kısıtlanmıştır:
    1- Bozmaya uyan mahkemenin bozma nedenine göre gerekli işlemleri yapması gerekir.
    2- Hüküm sadece sanık lehine temyiz edilmişse, verilecek yeni karar öncekinden daha ağır bir cezayı içeremez (Nur Centel - Hamide Zafer, Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayıncılık, İstanbul, 2014, 11. Bası, s. 790-791). Esas itibarıyla doktrinde hâkim görüş de böyledir (Erdener Yurtcan, Ceza Yargılaması Hukuku, Vedat Yayıncılık, 2005, s. 500-501, Bahri Öztürk - Veli Özer Özbek - Mustafa Ruhan Erdem, Uygulamalı Ceza Muhakemesi Hukuku, Seçkin Yayınevi, 6. Bası, s. 459-461, Nurullah Kunter - Feridun Yenisey - Ayşe Nuhoğlu, Muhakeme Hukuku Dalı Olarak Ceza Muhakemesi Hukuku, Beta Yayınevi, İstanbul, 2010, 18. Bası, s. 1782).
    Şu hâle göre; Yargıtayın belli bir eksiklik nedeniyle hükmü bozduğu durumlarda bozmaya uyma kararı veren derece mahkemesinin, bu eksikliği mutlaka ikmal etmesi gerekir. Bu durum bozmadan/uymadan sonraki serbestlik ilkesinin ilk istisnasını oluşturur. Derece mahkemesi bundan sonra kural olarak ceza muhakemesinde hakikatın araştırılması ve en isabetli kararın verilmesi gayesinin tabii ve mantıki sonucu olarak ne Yargıtayın görüşü ile ne de eski kararı ile bağlı olmaksızın ikinci son kararında serbestçe hareket edebilecektir. İkinci/son hüküm yönünden bozmadan/uymadan sonraki serbestlik ilkesinin (ikinci) istisnasını ise cezayı aleyhe değiştirememe veya aleyhte düzeltme yasağı (CMUK madde 326/son) oluşturur.
    Diğer yandan, Ceza Genel Kurulunun 27.05.2014 tarihli ve 54-280, 24.04.2012 tarihli ve 391-1 73... .04.2007 tarihli ve 325-100 sayılı kararları başta olmak üzere istikrar kazanmış kararlarında; uyma kararının dönülebilecek nitelikte bir ara kararı niteliğinde olmayıp davanın esasına etkili olan kararlardan olduğu, bozmaya uymakla, yerel mahkemenin bozma kararında gösterilen esaslara göre işlem yapıp karar verme ödevi doğduğu, sonradan bu kararın bir kısmından veya tamamından açıkça ya da örtülü olarak geri dönülerek ilk hükmün aynen veya yeniden kurulmasının, uyma kararının hüküm ve sonuçlarını ortadan kaldırmayacağı, bu nedenle bozmaya uyan yerel mahkemenin dönülemez nitelikteki bu karardan sonradan dönerek, önceki hükmünde direnmesinin isabetsiz olduğu ve kurulan hükmün de yeni bir hüküm olduğu kabul edilegelmiştir.
    B. Ön Soruna İlişkin Hukuki Nitelendirme
    Bölge Adliye Mahkemesince, zımni/fiili uymanın sonuçlarını doğuracak biçimde, tensip zaptında sanık ve müdafilerine duruşma için tebligat çıkarılmasına karar verilerek duruşma tarihinin belirlenmesi ve icra edilen duruşmada hazır bulunanların ve Cumhuriyet savcısının bozmaya karşı beyanlarının alınması suretiyle bozma doğrultusunda işlem tesis edilmesi neticesinde kurulan hüküm, yeni bir hüküm olmakla temyiz incelemesinin Yargıtayın ilgili dairesi tarafından yapılması gerektiği kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Bölge Adliye Mahkemesinin son uygulaması direnme kararı niteliğinde olmadığından, dosyanın temyiz incelemesi yapılmak üzere Özel Daireye gönderilmesine karar verilmelidir.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    Dosyanın, bozma doğrultusunda işlem yapılarak kurulan hükmün temyiz incelemesinin yapılması için Özel Daireye gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!