Anahtar kelimeler: Esaskarar Sinai Sınai Fikri Haklar Mühendislikin Marka Layihalar Tecavüzden Hakkına

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: ████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: Marka (Marka Hakkına Tecavüzden Kaynaklanan)Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2025 Tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekillerince istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkillerinden ... Mühendislik'in "...", bu şirketin tek pay sahibi ve yönetim kurulu başkanı diğer müvekkili ...'un da "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı ...'un davacı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi iken 2017 yılı mart ayında şirketten ayrılarak hisselerini devrettiğini, █████/2018 tarihinde diğer davalı ... Ltd. şirketini kurduğunu, davalılar ... ve ... Ltd Şti.'nin "www.....org", "www.....com", "www.....org", "www.....com.tr" alan adlı web sitelerinde müvekkilİ şirkete ait markaların kullandığını, davalıların markaya tecavüz suçu teşkil eden bu hareketleri nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ███████ D. İş ve Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ███████ D. İş sayılı dosyalarında müvekkillerinin markalarına yönelik tecavüzün tespit edildiğini, Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin ███████ D. İş sayılı dosyasında davalıların "www.....org", "www.....com", "www.....org" alan adlı web sayfalarına erişimin engellenmesine karar verildiğini, markasına tecavüz nedeniyle müvekkil şirketin maddi zarara uğradığını, davalı ...'un davacılardan ...'un oğlu olmasından faydalanarak müvekkillerinin markalarına tecavüz etmek ve müşteriler ile ilişki kurmak suretiyle ticari kazanç sağladığını, dolayısı ile müvekkillerinin elde etmesi gereken kârın davalılar tarafından elde edildiğini ileri sürerek tecavüzün men'ine, "www.....org", "www.....com", "www.....org", "www.....com.tr" alan adlı web sayfalarına erişimin engellenmesine, müvekkillerinin markaları sayesinde gerçekleşen işlemlerden oluşan kar nedeniyle davalı şirket bakımından, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 151/II-b hükmü uyarınca 19.000,00 TL, ve davalı ... bakımından: 151/II-c hükmü uyarınca 1.000,00 TL maddi tazminatın tahsini talep ve dava etmiş, █████/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile davalı şahıs bakımından talebini 2.632,09 TL'ye yükseltmiştir.Davalılar vekili, zamanaşımı ve derdestlik itirazına bulunduklarını, davanın arabulucuk dava şartı yerinde getirilmeden açıldığını, müvekkili ...'in davacı şirketin tek yetkilisi olan gerçek kişi davacının oğlu olduğunu, davacı Şirketin ortağı iken █████/2017 tarihinde ortaklıktan ayrıldığını, müvekkilinin ... ... isimli şirketi 2014 yılında Dubai'de, davalı Şirketin ise 2018 yılında kurulduğunu, bu şirketlerin faaliyetlerinden müvekkili ...'in babası olan davacı ...'nun haberdar olduğunu, bu nedenle markaya yönelik ihlalin varlığının kabulünde dahi davacının sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığını, dava konusu internet sitelerinin davalı şirketlerle bir ilgisinin bulunmadığını, bu internet sitelerinin müvekkili ... tarafından davalı şirket tarafından kurulmadan önce 2014 yılından beri ... ... şirketinin yurt dışındaki faaliyetleri için açılan siteler olduğunu, müvekkilinin yurt içi faaliyetinin bulunmadığını, davacıların markalarının markasal olarak kullanılmadığını, müvekkilinin kullanımları ile davacıların markları arasında iltibasa neden olacak bir benzerlik bulunmadığını ve dava konusu web sitesi içeriklerinin davacı şirkete ait web sitesi içeriğinden farklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, Dairemizin ████████ Esas █████████ Karar sayılı ortadan kaldırma ilamı doğrultusunda, kullanmama def'ine ilişkin delillerini sunması için davacılara 2 haftalık kesin süre verildiği, ancak verilen bu süre içinde davacıların tecavüze dayanak markalarını ciddi ve yoğun olarak kullandıklarını ortaya koyamadıkları, kesin süre sona erdikten sonra bildirilen delillerin dikkate alınamayacağı, bu minvalde davacıların usulüne uygun şekilde kullanımı ispatlayamadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece kurulan hükmün kaldırma kararına aykırı olduğunu, zira BAM kaldırma kararında davalıların fiillerinin, müvekkillerinin "..." ve "..." markalarına tecavüz niteliğinde olduğu tespitinin bulunduğunu, ilk derece mahkemesince █████/2025 tebliğ tarihli ara karar ile davaya konu markanın ciddi kullanımını gösterir delillerin ibrazı için süre verildiğini, █████/2025 tarihinde süresi içinde delillerin ibraz edildiğini, bu delillerin incelenmemesi nedeniyle bu kez █████/2025 tarihinde delillerin mahkemeye tekrar bildirildiğini, ancak █████/2025 tarihinde bildirilen deliller göz ardı ederek süresinde delil ibrazında bulunulmamış gibi hüküm kurulduğunu, kadı ki, kaldırma kararından önce de markanın ciddi biçimde kullanımını ortaya koyan delillerin dosyasına ibraz edildiğini ve davalıların yalnızca "..." markası için kullanmama def'ini öne sürdüklerini, dosyada mevcut tespit dosyaları ile suç duyurusu üzerine Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yapılan soruşturma ile davalıların müvekkillerinin markalarını kullandığının sabit olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.Davalılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacıların müvekkilleri ... ve ... Elektronik Ltd.Şti 'nin ayrı ayrı eylemleri nedeniyle tazminat, tecavüzün tespit ve men'i ile erişimin engellenmesi talebinde bulunduğunu, müvekkilleri arasında zorunlu dava arkadaşlığı bulunmadığını, önceki gerekçeli kararda, her bir davacının her bir davalı için açtığı davaya yönelik ayrı ayrı hükümler kurulmuş ve her bir red gerekçesi için ayrı ayrı vekalet ücreti ödenmesine karar verilmiş iken kazanılmış hakka aykırı olarak her bir davalı için ayrı vekalet ücretine hükmedilmemesinin doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir.GEREKÇE
:Dava, marka hakkına yönelik tecavüzün durdurulması, erişimin engellenmesi ve tazminat istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dairemizin 7/7/2025 tarihli, ████████ E-█████████ K sayılı ilamında açıklandığı üzere, 6769 sayılı SMK'nın 29/1-a maddesi uyarınca, marka sahibinin izni olmaksızın, markayı 7. maddede belirtilen biçimlerde kullanmak, marka hakkına tecavüz teşkil etmekte olup markaya tecavüz için tescilli marka ile aynı ve benzer olan ibarenin, tescilli marka kapsamında yer alan mal ve hizmetlerle aynı veya benzer olan mal ve hizmetlerde marka sahibinin izni olmaksızın kullanılması yeterlidir. Marka sahibi tarafından izin verilmeyen ve marka tecavüz oluşturan ibarenin kullanıldığı ürünlerin orjinal olup olmamasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Somut olayda davalı tarafça dava konusu intenet sitesinde "..." ve "..." ibareleri ile satılan ürünlerin, davacı taraftan ya da onun yetkili kıldığı lisans alandan satın alındığı savunulmadığı gibi, bahsi geçen internet sitelerinde yer alan "..." ve "..." ibareli bazı kullanımların, davacıların üretim ve ticaretimi yaptıkları ürünlerin dışındaki ürünler üzerinde kullanıldığı ve davacılara ait markaların davalı tarafça izin alınmadan bu ürünler üzerinde de kullanıldığı hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır.SMK'nın 29/2 maddesinde "19 uncu maddenin ikinci fıkrası hükmü tecavüz davalarında def’i olarak ileri sürülebilir. Bu durumda kullanıma ilişkin beş yıllık sürenin belirlenmesinde dava tarihi esas alınır." hükmüne yer verilmiştir. Dairemizin anılan kaldırma kararında, davalılar vekilinin süresi içinde sunduğu cevap dilekçesi davacı Şirkete ait ██████████ sayılı ve "..." ibareli markan yönünden kullanmama def'inde bulunduğu ve buna göre davalının bu savunması üzerinde durularak, davacı Şirketin markasını kullanıp kullanmadığı, kullanmakta ise hangi mal ve hizmetler üzerinde kullandığı hususunda delillerinin toplanması ve sonucuna göre karar verilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Mahkemece, █████/2025 tarihli duruşmada davacıya dayanmış olduğu ██████████ sayılı markanın kullanıma ilişkin delillerini sunması için 2 haftalık kesin süre verilmiş, kesin süreye riayet edilmemesinin sonuçları hatırlatılmıştır. Davacılar vekili █████/2025 tarihinde "..." markasını içeren 4 adet ... Elektronik Şirketinin adı ve adresini içeren kartvizit niteliğinde ekran görüntüsü ve 9/███████ tarihli bir adet içinde "..." ibaresinin bulunduğu "elektronik sıra çağrı sistemi" teklifinin görüntüsünü sunmuştur. Davacı tarafından sunulan, kartvizit ve dava tarihi olan 12/8/2021 tarihinden sonraki bir tarihte düzenlenen teklif görüntüsünden "..." markasının yaygın, fasılasız ve ticari etki doğuracak şekilde kullanıldığı sonucununa ulaşılamayacağından davacı şirketin bu markaya dayalı hak iddiasında bulunması mümkün değildir. Dolayısıyla mahkemece anılan marka yönünden kurulan hükümde bir isabetsizlik yoktur.Bununla birlikte, davalıların "..." ibareli markanın kullanımının ispatına yönelik herhangi bir kullanmama def'i bulunmamaktadır. Dairemizin anılan ilamında da sadece davacı Şirkete ait ██████████ sayılı ve "..." ibareli markan yönünden kullanmama def'inde bulunduğu belirtilerek, bu marka yönünden kullanım delillerinin incelenmesi istenmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davalıların bu markayı marka sahibinin rızası dışında kullandıkları sabit olduğundan, davalıların bu eylemi 6769 sayılı SMK'nın 29/1-a ve 7. maddeleri uyarınca marka hakkına tecavüz niteliğindedir. Dolayısıyla mahkemece, davacı tarafın "..." ibareli markası yönünden verdiği karar isabetli olmamıştır.Bu durumda davacı tarafça talep edilebilecek tazminat tutarının tespitine gelince; davacılar vekili müvekkillerine ait "..." ve "..." ibareli markalarına yönelik tecavüz nedeniyle davalı ...'dan 151/II-c hükmü uyarınca 2.632,09 TL ve davalı şirket yönünden 51/II-b hükmü uyarınca 19.000,00 TL, maddi tazminat talebinde bulunmuştur. Dosya içinde bulunan D. İş tespit dosyaları ve bilirkişi raporunda davalı ...'un "..." markasına tecavüz teşkil eden internet sitelerinin davalılardan ...'a ait olduğu, ancak davalı ...'un ticari faaliyetlerini davalı şirket üzerinden gerçekleştirdiği tespitinde bulunulmuştur. Bilirkişi heyeti davalı şirkete ait ticari defterler üzerinde yapmış olduğu incelemeler sonucunda, şirketin "..." ve "..." markalı ürünlerin satışından elde ettiği toplam karın 10.528,38 TL olduğu ve elde edilen bu kârın %25'inin lisans bedelini teşkil ettiği ve buna göre davacı ...'ya 2.632,09 TL lisans bedeli ödenmesi gerektiği tespit edilmiştir. Ne var ki, tespit edilen bu bedel iki markanın satışından elde edilen kar esas alınarak belirlenmiş olup, raporda her bir marka yönünden ayrı ayrı değerlendirme yoluna gidilmemiştir.Öte yandan davalı gerçek kişi ile davalı şirketin davacılardan ...'un markasını izinsiz olarak kullanmaları, iştirak halinde tek bir eylem olup, davacının bu eylem nedeniyle davalı şirket yönünden SMK'nın 151/II-b hükmü uyarınca net kazanç üzerinden ve davalı gerçek kişi yönünden aynı Kanun'un 151/II-c hükmü uyarınca lisans bedeli üzerinden maddi tazminat talep etmesi mümkün değildir.Kabule göre de, her bir davacı tarafından kendi markasına dayalı olarak davalılar aleyhine marka hakkına tecavüzün meni, erişimin engellenmesi ve maddi tazminat talebinde bulunulmuş olup, davacılar arasında zorunlu dava arkadaşlığı olmadığından, davanın reddi nedeniyle davacılar aleyhine ayrı ayrı vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken, tek bir vekalet ücretine karar verilmiş olması da doğru görülmemiştir.Bu halde mahkemece öncelikle, 6100 sayılı HMK'nın 31. maddesi uyarınca davacıdan maddi tazminat yönünden tercih hakkını SMK'nın 151/II-b, II-c hükmünden hangisi için kullanacağının sorularak açıklığa kavuşturulması ve sonrasında bilirkişi heyetinden davalıların "..." markasına yönelik tecavüzleri nedeniyle davacının talep edebileceği tazminat miktarı hususuna bilirkişiden ek rapor alınması, maddi tazminat miktarının tam olarak belirlenmesinin mümkün olmaması halinde ise TBK'nın 50. maddesi göz önünde tutularak hakkaniyete uygun bir miktara karar verilmesi gerekmektedir.Dairemizce, taraf vekillerinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi █████/2025 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,4-Davacılar tarafından yatırılan 732,00-TL maktu, 500,00-TL nispi istinaf karar ve ilam harçlarının istek halinde davacılara iadesine,5-Davalılar tarafından yatırılan 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalılara iadesine,6-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,8-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.