Anahtar kelimeler: Heyete Bam Esaskarar Başkan Tevdi Yazim Katip Konya Üye Talebi

T.C. KONYA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...
T.C.KONYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO
: ...KARAR NO
: ...KARAR TARİHİ
: █████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)ÜYE
: ..... (...)KATİP
: ..... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ... Esas ... KararDAVACILAR
: 1- ........VELAYETEN
: 2- ........: 3- ........VEKİLİ
: Av.....DAVALI
: ........VEKİLİ
: Av.....DAVA
: Sigorta (Trafik Sigortası Kaynaklı)İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı müvekkil █████/2023 günü Konya ili Selçuklu ilçesi ........ Caddesi ve ........ caddesinin kesişiminde bisiklet ile yayalara yeşil ışık yandığından karşıdan karşıya geçmek istemiş, ışık ihlali yaparak kırmızı ışıkta geçen plakası tespit edilemeyen kırmızı renkli bir transporter müvekkiline çarptığını, Müvekkil kazadan sonra Beyhekim Devlet Hastanesi ve Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinde bir takım ameliyatlar geçirerek tedavi sürecini tamamladığını, Kolunda halen platin olduğunu, Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydı şimdilik 100,00 TL kalıcı maluliyet tazminatının başvuru tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsilini, Yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.Davalı vekili cevap dilekçesinden özetle; davacının haksız davasının öncelikle zamanaşımı ve dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine mahkeme aksi kanaatte ise esastan reddi ile vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi ... Esas ... Karar sayılı gerekçeli kararında özetle; "Somut olayımızda; tüm dosya kapsamı, dosyadaki tüm bilgi - belgeler, tüm deliller, alınan bilirkişi rapor/ları, tarafların iddia - savunmaları, yukarıda yapılan açıklamalar, bir bütün halinde değerlendirildiğinde, Mahkememizce benimsenen hükme esas alınan bilirkişi raporunun denetime elverişli olduğu sonuç ve kanaatine varılarak, TMK 1/3 ve 6100 Sayılı HMK 297. Maddesi kapsamında Anayasa'nın 138/1 maddesi atfı ile Davacının, geçici iş göremezlik davasının kabulü ile ; 40.976,45 TL'nin temerrüt tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınıp, davacıya verilmesine dair mahkememizde oluşan vicdani kanaate göre;Davacının, geçici iş göremezlik davasının KABULÜ İLE ; 40.976,45 TL'nin temerrüt tarihi olan █████/2024 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte (poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere) davalıdan alınıp, davacıya VERİLMESİNE" şeklinde hüküm kurulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davalı vekili sunduğu istinaf dilekçesinde özetle; davacının, dava dilekçesinde sadece 100,00 TL kalıcı maluliyet tazminatının tahsilini talep ettiğini, yargılama aşamasında alınan sağlık raporunda sürekli sakatlık oranının %0 olarak tespit edildiğini, davacının dava dilekçesinde geçici iş göremezlik tazminatına dair bir talep bulunmadığını, davacı tarafın yargılama devam ederken maluliyet raporu alındıktan ve davacının kalıcı maluliyeti olmadığı belirlendikten sonra geçici iş göremezlik tazminatı ile ilgili olarak arabuluculuk yoluna başvurduğunu ve karar duruşmasından hemen önce arabuluculuk son tutanağını mahkemeye sunarak davasını ıslah ettiğini ve geçici iş göremezlik tazminatı istediğini, dava devam ederken yapılan arabuluculuk başvurusunun ve sunulan tutanağının hukuken hiçbir geçerliliğinin bulunmadığını, ayrıca davacının çocuk yaşta olduğunu, geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tüm bu nedenlerle Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas ... karar sayılı davanın kabulüne ilişkin kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasına, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin karşı tarafa yükletilmesini talep ve beyan etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır.Mahkemece verilen karar, davalı ........ vekilince aşağıdaki yönlerden istinaf edilmiştir.- Usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve temerrüt istinafında;2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü "Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir" denilmiştir.Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına/........'na karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre "Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır".HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." denilmiş,2.fıkrada ise, "Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir." düzenlemesi mevcut olup;6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta, meydana gelen trafik kazasın nedeniyle davacının, dava tarihinden önce davalıya belgeler ile birlikte başvuru dilekçesi ile başvurdukları, davalının sorumluluk noktasından ödeme yapmayacağına dair cevap verdiği, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.Dava açmadan önce başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı, ancak davalının olumsuz cevap verdiği, davalının cevabı ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği gibi başvurudan itibaren sekiz günlük süre de gözetilerek faiz başlangıç tarihinin usule uygun belirlendiği sonucuna ulaşıldığı, bu halde yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği açıktır. Bu sebeplerle, davalı tarafın itirazı yerinde değildir.-........'nın sorumluluğa dair itirazı yönünden ;........'nın hangi hallerde sorumlu tutulduğu ve Hesaba hangi şartların gerçekleşmesi halinde dava yöneltilebileceği 5684 sayılı Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesi ve ........ Yönetmeliği'nin 9. maddesinde belirtilmiştir.Sigortacılık Kanunu'nun 14. maddesinin 2. fıkrası uyarınca “ Hesaba;a) Sigortalının tespit edilememesi durumunda kişiye gelen bedensel zararlar için,b) Rizikonun meydana geldiği tarihte geçerli olan teminat tutarları dâhilinde sigortasını yaptırmamış olanların neden olduğu bedensel zararlar için,c) Sigorta şirketinin malî bünye zaafiyeti nedeniyle sürekli olarak bütün branşlarda ruhsatlarının iptal edilmesi ya da iflası halinde ödemekle yükümlü olduğu maddî ve bedensel zararlar için,ç) Çalınmış veya gasp edilmiş bir aracın karıştığı kazada, Karayolları Trafik Kanunu uyarınca işletenin sorumlu tutulmadığı hallerde, kişiye gelen bedensel zararlar için,d) Yeşil Kart Sigortası uygulamaları için faaliyet gösteren Türkiye Motorlu Taşıt Bürosunca yapılacak ödemeler için başvurulabilir”.Uyuşmazlık, davaya konu kaza nedeni ile ispat yükünün kime ait olduğu, kazaya, plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olup olmadığı, ispat yükünün yer değiştirip değiştirmediği hususlarında toplanmaktadır.Davacı vekili, kazanın, plakası tespit edilemeyen aracın davacıların içinde bulunduğu araca arkadan çarpması şeklinde gerçekleştiğini iddia etmiştir.Kazanın meydana gelmesinden sonra davacının hemen hastaneye başvurduğu ve kolunun bileğinden kırıldığının tespit edildiği, tedavi süreci nedeniyle yaklaşık on gün sonra da emniyete başvurup kaza ile ilgili şikayet ve beyanda bulunduğu, beyanında kazayla ve kendisine çarpan araç, kişinin fiziksel özellikleri ile ilgili ayrıntılı ifadelerde bulunduğu, mahkemece alınan ayrıntılı, gerekçeli uzman trafik bilirkişi raporunda da davacı bisikletlinin kusursuz, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün ise tam kusurlu olduğu belirtilmiş; Cumhuriyet Başsavcılığınca taksirle yaralamaya neden olma suçu iddiası ile yapılan soruşturmada, şüpheli veya şüphelilerin tespit edilmemesi nedeniyle daimi arama kararı verildiği görülmüştür.Meydana gelen yaralanmanın varlığı, kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın neden olduğu, tam kaza anını ve yerini göstermeyen ancak davacının tarif ettiği araca benzer nitelikteki kırmızı renkli aracın kaza tarihinde yol üzerindeki mahalde de görüldüğü sabittir. Kolluk ve savcılıkça yaralanmanın başka şekilde olduğu, kazanın şüpheli olduğu, yaralanmanın kaza sonucunda gerçekleşmediği, kazanın tek taraflı olduğu yönünde soruşturulmanın genişletilmesine dair bir tespite de dosya içinde rastlanmamıştır. Cumhuriyet Başsavcılığınca, meydana gelen yaralanma sebebi ile daimi arama kararı verildiğine göre, kazanın çift taraflı olduğu, diğer bir anlatımla davacı çocuğun yaralanmasına neden olan kazada bir başka aracın/sürücünün de varlığı, soruşturma konusunda yetkili resmi makamın da kabulündedir.Kazanın varlığını ispat yükü davacıda olup, davacı taraf, aksi ispat edilinceye kadar sözü edilen deliller ve soruşturma dosyası ile kazanın varlığını ve kazaya plakası tespit edilemeyen başka bir aracın/sürücünün neden olduğunu ispatlamıştır. Bu durumda kazanın tek taraflı olduğu, kazaya karışan başka bir aracın bulunmadığını ispat yükü, bunu iddia eden davalı taraftadır. Bu doğrultuda da; toplanan deliller, aksi sabit oluncaya kadar geçerli resmi delillerden olup aksinin de aynı derecede delil ile ispatlanması gereklidir. Somut olayda, kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebep olmadığı hususu davalı tarafça aynı nitelikte bir delil ile ispatlanamamıştır. Kaldı ki kazanın oluş şekli, kaza sonrası alınan adli doktor raporları, tedavi belgeleri, davacının ayrıntılı oluş şekline ve delillere uygun beyanı, kazayı tam göstermeyen ancak davacının anlatımını teyit eden kamera görüntüleri gözetildiğinde kazanın varlığı hususu şüpheli de bulunmamaktadır.Buna göre kazanın varlığının ve kazaya, plakası tespit edilemeyen bir aracın tamamen kusuru ile sebep olduğunun aksi sabit oluncaya kadar sabit olan açıklanan deliller ile ispatlandığı gözetilerek işin esasına girilmesi yerinde olup buna yönelik itirazın reddi gerekmiştir. (bkz. Aynı yönde emsal YARGITAY 17. Hukuk Dairesi ████████ ESAS, █████████ KARAR sayılı ilamı)-Geçici iş göremezliğin teminat dışı olduğuna ilişkin yapılan istinaf incelemesinde;Geçici iş göremezlik zararı bedensel zarar niteliğinde bir zarar türü olup geçici iş göremezlik zarar kaleminin sürekli sakatlık teminat limiti içinde değerlendirilmesi gerekmekte olup belirtilen teminat limiti göz önüne alınarak davalının sorumluluğu bulunmaktadır.(Bkz. aynı yönde geçici iş göremezlik tazminatının sakatlık ve ölüm teminat limitinde yer aldığına dair Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ██████████ Karar; ██████████ Esas, ██████████ Karar; █████████ Esas, ██████████ Karar sayılı ilamları)- Gelire ilişkin itirazda;Haksız fiil sorumluluğunda zarar verenin sorumlu tutulabilmesi için fiil, zarar ve uygun illiyet bağının bulunması gerekir. Zararın ise haksız fiiller yönünden TBK.nın 54. Maddesinde belirtildiği şekilde kazanç kaybı olabileceği gibi çalışma gücünün azalması veya yitirilmesi de bir zarar olarak kabul edilmiştir. İş gücü kaybı sebebiyle uğranacak tek kalem zarar, gelir kaybına ilişkin olan değildir. Dava konusu olayda da davacı her ne kadar 7 yaşında ve gelir getiren bir işte çalışmıyor olsa da geçici iş göremezlik süresi yani %100 malul sayıldığı iyileşme süresi boyunca herhangi bir işte çalışmaması zararının olmadığı şeklinde yorumlanması haksız fiilin zarar ilkesi ile bağdaşmaz. Zarar gören geçici iş göremezlik süresi içinde günlük işlerini yerine getirememesi, öz bakımını sağlayamaması da bir zarardır. Geçici iş göremezlik süresi içinde küçüğün zararının bulunmadığı ve bu süre için tazminat hesabı yapılmaması zarar veren lehine olup zararın sadece maddi olarak gelir azalması ve kazanç kaybı olduğu sonucunu doğurur. Zarar hesabında pasif dönem için dayanak teşkil eden “efor kaybına” ilişkin görüş, küçüklerin sürekli iş göremezliğinin bulunması halinde kabul edildiği gibi eforun tamamen %100 oranında kaybedildiği geçici iş göremezlik süresi için de kabul edilmesi gerektiğine karar verilmiş ise de; BUNA YÖNELİK DİRENME KARARIMIZ HGKK ... ESAS VE ...KARAR SAYILI İLAMI ÇERÇEVESİNDE BOZULDUĞUNDAN BU ÇERÇEVEDE;Kaza tarihinde 18 yaşından küçük olan davacının, gelir getirici bir işte çalışmadığı, dolayısıyla geçici iş göremezlik süresince mahrum kaldığı herhangi bir kazancı bulunmadığı anlaşılmakla geçici iş göremezlik zararı da doğmamış olup geçici iş göremezlik tazminatı verilmeyecektir.Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; olay tarihinde 18 yaşının altında ve çalışmadığı sabit olan davacının geçici iş göremezlik tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirme ile bu kalem alacak yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup kaldırmaya gerektirmiştir.(Bkz. aynı yönde emsal Yargıtay 4 HD'nin ... Esas, ... Karar, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2016 tarihli ... Esas, ...Karar, Yargıtay 3 HD'nin ... Esas, ... Karar sayılı ilamlarıÖte yandan davalının istinaf itirazlarından olarak, dava dilekçesi içeriğine göre davacının yaralanması nedeniyle iş göremezlik tazminatı talebinde bulunulduğu sabit olmasına göre alınan maluliyet raporuna göre geçici iş göremezlik tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; istinaf süresi içinde olmayan ek istinaf dilekçesinde belirtilen arabuluculuğun da zorunlu olmakla birlikte dava dilekçesi ekinde arabuluculuğa başvurulduğu da görülmesine göre bu hususlara ilişkin yersiz itirazların reddi gerekmiştir.Bu nedenle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK.nın 353/1-b.2. maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile; ilk derece mahkemesi kararın KALDIRILMASINA,HMK.nın 353/1-b-2.maddesi gereğince YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMASINA,1-Davacının davasının REDDİNE,İlk Derece Yargılaması Yönünden;2-Alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin ve tamamlama harcı olarak alınan toplam 567,56 TL harcın mahsubu ile bakiye 164,44 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,4-Davalı tarafından yapılan yargılama gideri olmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiği anlaşıldığından davalı yararına yürürlükteki AAÜT hükümleri uyarınca belirlenen ve takdir edilen 40.976,45 TL ücreti vekaletin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,6-6102 sayılı TTK'nun 5/A maddesi kapsamında arabuluculuğa başvurulduğundan 3.600,00-TL arabulucu ücretinin 6235 sayılı Kanunu 18/A-13.maddesi gereğince davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,7-Davacı tarafından dava başında depo edilen gider avansından kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde davacıya iadesine,İstinaf Yargılaması Yönünden;8-İstinaf başvurma harcı dışında, istinaf peşin harcı olarak alınan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,9-Davalı tarafından yapılan 2.002,00 TL istinaf başvuru gideri ve 15 TL tebligat gideri olmak üzere toplam 2.017 TL yargılama giderlerinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine,10-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,11-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,12-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,Dair, 7550 sayılı yasanın 20. Maddesi ile değişik 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2024 yılı itibari ile (378.290,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. █████/2026.....Başkan...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Üye...e-imzalı.....Katip...e-imzalıBu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.