Anahtar kelimeler: Müdafisi Mahsuba Aydın İnceleyen Sayı Süreç Müdafileri Dosyayı Hukukî Müsadereye
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 1. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Ağır Ceza
    SAYISI
    : 502-451
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Sanığın kasten öldürme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 81/1, 29, 62, 53, 63... . maddeleri uyarınca 15 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, mahsuba ve müsadereye ilişkin Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 11.04.2018 tarihli ve 582-295 sayılı, resen istinafa tabi hükme yönelik olarak sanık müdafileri ve katılanlar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosyayı inceleyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Ceza Dairesince 03.12.2019 tarih ve 2232-2468 sayı ile hükmün müsadere yönünden düzeltilerek istinaf başvurularının esastan reddine, bu kararın sanık müdafisi ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 26.04.2021 tarih ve 2110-7678 sayı ile; "...18.11.2019 tarihli bilirkişi raporuna göre ilk haksız hareketin olay günü saat 13.00 sıralarında maktulün sanığa hakaret etmesi ile kaynaklandığı, devamında da sanığın maktule hakaret içerikli mesajlar atarak karşılık verdiği görülmüş ise de, sanık savunmalarından anlaşılacağı üzere maktul ile sanık karşılaştıklarında herhangi bir tartışma yaşamadıkları, bir süre birlikte gezdikleri, hatta sanığın maktule 50 TL para vererek yanından uğurladığı, bu nedenle 13.00 sıralarında hakaretten ibaret söz nedeniyle sanığın haksız tahrik altında kalmadığı, aynı gün akşam saatlerinde sanığın maktulle buluşmak istediği ancak maktulün çağrılara cevap vermemesi üzerine, sanığın sinirlenerek hakaret içerikli mesaj yazdığı, taraflar arasında yine karşılıklı mesajlaşmaların olduğu, devamında sanığın, maktulün ikametine gece vakti rızası dışında silahla gelerek nitelikli konut dokunulmazlığını ihlal suçunu işlediği, maktulün bu sırada sanığa küfrettiği, sonrasında ise sanığın maktulü öldürdüğü anlaşıldığından, sanık hakkında koşulları bulunmadığı hâlde 5237 sayılı TCK'nın 29. maddesinde belirtilen haksız tahrik hükümlerinin uygulanması suretiyle eksik ceza tayini" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.
    Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 06.10.2021 tarih ve 468-560 sayı ile bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar vermiştir.
    Hükmün sanık müdafii ve katılanlar vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Özel Dairece 07.02.2022 tarih, 12960-925 sayı ve oy çokluğu ile direnme kararı yerinde görülmemiş, gönderilen dosyayı inceleyen Yargıtay Ceza Genel Kurulunca 22.03.2022 tarih ve 104-197 sayı ile; "…Cumhuriyet savcısından esas hakkındaki görüşü sorulmadan, hazır bulunan sanık ve müdafilerine esasa ilişkin savunmaları tespit edilmeden ve sanığa son söz ... tanınmadan yargılamanın bitirilmesi suretiyle sanığın savunma hakkının kısıtlanması isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin bozulmasına" karar verilmiştir.
    Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesince 02.11.2022 tarih ve 262-577 sayı ile; sanığın önceki hüküm gibi haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar vermiştir.
    Hükmün sanık müdafii ve katılanlar vekillerince temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 06.07.2023 tarih ve 2209-4808 sayı ile;
    "1- Sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 29. maddesinin birinci fıkrasının uygulanma koşullarının oluşmadığı gözetilmeden eksik ceza tayini,
    2- Katılanların tamamı yararına tek vekâlet ücretine hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden bir kısım katılanlar yararına vekâlet ücretine hükmedilmesi," isabetsizliklerinden bozulmasına, oy çokluğuyla karar verilmiştir.
    Daire Başkanı ...; hükmün onanması gerektiği düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.
    Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesi ise 04.10.2023 tarih ve 502-451 sayı ile; (2) sayılı bozma nedenine uymuş, (1) sayılı bozma nedenine ise; "…Bir an için gündüz vakitlerinde başlayan mesajlaşma nedeniyle soğuma yaşandığı ve bu durumun tahrik oluşturmadığı kabul edilse dahi Yargıtay bozma kararında da belirtildiği üzere akşam saatlerinde maktulden kaynaklı hakaret içerikli mesajların, davranışların tahrik oluşturduğunda ve bunun etkisi ile sanığın maktulün evine geldiği açıktır. Bir an için akşam saatlerinde yaşanan mesajlaşma ve maktulden kaynaklanan hareketlerin tahrik oluşturmadığı kabul edilse dahi sanığın eve girmesinden sonra olay sırasında yaşanan boğuşma ve maktulün altından bıçak çıkması, olayın bu anına ilişkin tarafsız ve bağımsız tanık olmaması, sanığın savunmalarında maktulün kendisine bıçak çektiğini savunmuş olması ve olay yeri inceleme raporunda da (2) nolu delil numarası ile numaralandırılan paslanmaz ibareli yarı açık çakı bıçağın olay yerinden elde edilmiş olduğunun belirtilmiş olması, bu hususun sanığın savunmalarını doğrular mahiyette olması karşısında tek başına bu durumun dahi asgari düzeyde tahrik nedeni oluşturduğu kanaatine varılmıştır." şeklindeki gerekçeyle bozmaya direnerek sanığın önceki hüküm gibi haksız tahrik altında kasten öldürme suçundan cezalandırılmasına karar vermiştir.
    Hükmün sanık müdafii ve katılanlar vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 23.11.2023 tarihli ve 114941 sayılı bozma istekli tebliğnamesi ile dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca kararına direnilen daireye gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 24.04.2024 tarih, 9055-2808 sayı ve oy çokluğuyla direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan nedenlerle karara bağlanmıştır.
    II. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Kasten öldürme suçunun sübutuna ilişkin bir uyuşmazlık ve bu kabulde dosya içeriği itibarıyla herhangi bir isabetsizlik bulunmayan somut olayda, Özel Daire çoğunluğu ile Yerel Mahkeme arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    III. OLAY VE OLGULAR
    İncelenen dosya kapsamından;
    Olay yeri inceleme raporundan; 03.05.2017 tarihinde saat 21.30 sıralarında Aydın ili, ... ilçesi, Park Mahallesi'nde bir şahsın ateşli silahla öldürüldüğünün bildirilmesi üzerine olay yerine gidildiği, dört katlı binanın dördüncü katındaki daireye girildiği, oturma odasında kanepeye dizleri üzerinde çökerek kapanmış hâlde bir erkek cesedi olduğu, ceset yere yatırıldığında, 10,5 cm namlu uzunluğu olan bir çakının yarı açık vaziyette cesedin altından çıktığı, odada 9 mm çapında bir adet boş kovan ve deforme mermi çekirdeği ile bataryasından ayrılmış, ekranı çatlamış cep telefonu, camı yerinden çıkmış bir adet gözlük bulunduğu, oturma odası dışında evde herhangi bir dağınıklık olmadığı, sanığın olaydan sonra binerek kaçtığı belirtilen araçta bir adet tabanca, biri atım yatağında, on biri şarjörde, on üç adedi ise kutu içerisinde olmak üzere toplam yirmi beş adet mermi bulunduğu, araç bagajında uyuşturucu içmekte kullanılan cam düzenek, araç içerisinde ise kısmen dolu rakı ve votka şişelerinin bulunduğu,
    Otopsi raporundan; 172 cm boyunda, orta yapılı, 40 yaşlarındaki erkek cesedinde başta, ense üst kısımda, etrafında is bulunan mermi çekirdeği giriş deliği, yüzde maksiler bölgede çıkış deliği olduğu, kanda alkol tespit edilmediği ancak kanda 285 ng/ml metamfetamin, 14 ng/dl amfetamin bulunduğu, kişinin vücudunda bitişik atış mesafesinden ateşlenmiş müstakilen öldürücü nitelikte bir adet ateşli silah yarası olduğu, ölümünün ateşli silah yaralanmasına bağlı kafatası kemikleri kırığı, beyin doku harabiyeti ile beyin zarları kanaması sonucu meydana geldiği, cesetten mermi çekirdeği elde edilemediği,
    Aydın Devlet Hastanesince sanık hakkında düzenlenen 04.05.2017 tarihli rapordan; sanığın idrarında, amfetamin ve metamfetamin tespit edildiği,
    Telefonlar üzerinde inceleme yapan bilirkişi tarafından düzenlenen rapordan; maktulün kullandığı hattan sanığın kullandığı telefon hattına olay günü saat 13.00'te "Senin ebeni s.keyim." şeklinde mesaj gönderildiği, sanığın saat 13.02, 13.07'de bu mesaja küfürle karşılık verdiği iki mesaj gönderdiği, maktulün saat 13.05, 13.09, 13.10, 13.14'te sanığa hakaret içeren mesajlar gönderdiği, sanıkla maktulün saat 14.00 sıralarında Aydın il merkezinde buluşmaya ilişkin karşılıklı mesajlar gönderdikleri, maktulün saat 18.52'de sanığa "S.kerim gelmeni." şeklinde bir mesaj gönderdiği, sanığın da saat 20. 43... .06 arasında maktule "Orospu çocuğu benim evde çocuklarımı bekliyor senin karın önce Başkanı ara diyor sen bırak önce yemek yiyelim diyorsun. Ben karını aradım tlf açık dinliyorum modu, nasıl vefasız, nankör kanı bozuk piçsin, iyilik yapan nankörlük sende marifetmiş, şerefsiz ara beni, gel bu ara sözlerin hesabını sor hadi."; "Piç oğluna yalan söyletmiyorsun senin gibi bozuk olsun diye uğraşıyorsun. Kanın bozuk olsun diye uğraşıyorsun, acizlik yapıyorsun, elimi uzatıyorum, namussuzlukla suçluyorsun çünkü adisin. Maya bozuk, tohum bozuk, yanıma gel, kendini dövün gel itiraf et."; "Hadi çare kapat telefonu uyuyor numarası yap gerçekleri unut."; "Ulan bir kere hayatında adam ol, gel konuşalım sana zarar vermem. Korkma eteğin altına sığınma." içerikli mesajlar gönderdiği, maktulün son olarak saat 21.07'de sanığa "Neredeysen söyle, ... verecek iylugin, amk koyurna. ... de yarın işe göndermiyorum, ben de gitmiyorum." şeklinde mesajlar gönderildiği,
    Anlaşılmaktadır.
    Katılan ... Cumhuriyet Başsavcılığında; maktulün eşi olduğunu, sanıkla ailece görüştüklerini, maktul ile sanık arasında husumet bulunmadığını, maktulün sanıktan bir miktar ödünç para aldığını bu borç nedeniyle zaman zaman aralarında küçük tartışmalar çıktığını, sanığın maktule "Seni vururum." diye şaka yollu serzenişlerde bulunduğunu, sanıkla olaydan bir yıl evvel gönül ilişkisi yaşadıklarını, ancak bu durumdan kimsenin haberdar olmadığını, olay akşamı saat 21.00 sıralarında işten çıkıp eve geldiğini, evde kocası maktulden başka 16 yaşındaki oğlu katılan ...'nın da bulunduğunu, sanığın maktulü telefonla arayıp aşağıya gelmesini istediğini, maktul dışarı çıkmayınca telefonda tartışıp birbirlerine küfrettiklerini, sanığın kendisini de telefonla aradığını ancak maktul kızdığı için telefonunu kapattığını, oğlu ...'nın arızalı telefonunu tamirciye vermek için evden çıktığını, bu sırada kapı zilinin çaldığını, sanığın alkollü bir şekilde eve girdiğini ve maktulle tartışmaya başladığını, kavgayı ayırmaya çalışırken kimin attığını görmediği bir yumrukla yaralanıp yere düştüğünü, kalktığında eşini kanlar içinde gördüğünü, sanığın maktulü neden öldürdüğünü bilmediğini, evde bulunan bataryasından ayrılmış cep telefonunun maktule, camı ayrılmış gözlüğün ise sanığa ait olduğunu,
    İstinabe olunan mahkemede; olay akşamı sanık maktulü arayınca maktulün telefonu fırlattığını, bunu üzerine sanığın kendi telefonuna "Aşağı in, oğlunun arkasına, eşinin eteğine saklanma." diye mesaj gönderdiğini, sanığın kendisini iterek eve zorla girdiğini ve maktul ile boğuşup yumruklaşmaya başladığını, ayırmaya çalışırken yüzüne darbe aldığını, yüzünü yıkamak için lavaboya gittiğini, bu sırada silah sesi işittiğini, maktulün yerde, sanığın ise maktulün başında durduğunu, maktulün sanığa borçlu olduğunu, bu borcu sanığa ait tarla ve bahçelerde çalışarak ödemeye çalıştığını,
    Katılan ... Cumhuriyet Başsavcılığında; maktulün oğlu olduğunu, sanıkla babasının çok yakın arkadaş olduklarını, babası işsiz kalınca sanığın tarlasında çalışması için babasına iş verdiğini, yine annesi ...’in işe girmesi için sanığın çok yardımcı olduğunu, babası maktul ile sanık arasında bir borç alacak ilişkisi olduğunu da bildiğini, babası ile sanığın birlikte gezdiklerini, sanığın maktulü çağırmak için sık sık evlerine geldiğini, babasıyla evde içki içtiklerini, olay akşamı saat 18.00 sıralarında eve geldiğini, evde babasını koltukta uyurken bulduğunu, annesinin ise eve saat 20.00 sıralarında geldiğini, yemek hazırladığını, bu sırada sanığın, babasını telefonla iki kez aradığını, babasının telefonu açmadığını, telefonu kendisine verip uyuduğunu söylemesini istediğini, sanığa, babasının uyuduğunu, on dakika sonra uyandığında kendisini arayacağını söylediğini, sanığın ise sinirlenerek "Telefonu çabuk babana ver!" dediğini, babasının işaret etmesi üzerine telefonu kapattığını, sanığın bu kez annesi ...'e mesaj atmaya başladığını, mesajları gören babasının sinirlendiğini ve sanığa cevap yazdığını, sanığın yeniden annesini aradığını, telefonu açan annesinin sanıktan düzgün konuşmasını istediğini, babasının söylemesi üzerine arızalı olan telefonunu yaptırmak için dairelerinden çıktığını, apartman kapısını açtığında sanıkla karşılaştığını, sanığı sakinleştirmeye çalıştığını, sanığın kendisini eliyle iterek apartmandan dışarı savurduğunu, arkasından gitmeye çalışınca da alkollü olan sanığın "Sen gelme aşağıda dur." diyerek kendisini ittirdiğini, bu sırada sanığın belinde tabanca gördüğünü,
    İfade etmişlerdir.
    Sanık savcılıkta; maktul ile uzun yıllardır arkadaş olduklarını, ailece görüştüklerini, maktul ve ailesine maddi yardımda bulunduğunu, 03.05.2017 tarihinde saat 15.30 sıralarında bir iş için Aydın'a gittiğini, maktulün telefonla kendisini arayarak bulunduğu yere geldiğini, maktulün ...'e dönecek yol parası olmadığı için kendisiyle birlikte ...'e döndüğünü, maktulü ilçe merkezine götürüp bıraktığını, parası olmadığı için de maktule 50 TL verdiğini, üzerini değişip tarlaya çalışmaya gittiğini, maktulün ise Söke'de işi olduğunu söyleyerek ayrıldığını, yaklaşık üç saat sonra maktulün kendisine mesaj atıp 20 dakikaya kadar geleceğini bildirdiğini, maktulü beklediğini, gelmeyince telefonla aradığını, bir süre sonra maktulün kendisini telefonla arayıp ...'e geldiğini, kendisini almasını istediğini, maktulü alıp bahçeye geçmek için ilçe merkezine geldiğini, hem maktulü hem de eşi katılan ...'i telefonla aradığını, maktulün aşağıya inmesini söylediğini, ancak ...'in kendisine maktulün uyuduğunu söyleyip eve gelerek maktulü uyandırmasını istediğini, bunun üzerine maktulün apartmanına girdiğini, merdivenlerde maktulün oğlu katılan ... ... ile karşılaştığını, maktulün eşi ...'in kendisini karşıladığını ve maktulü uyandırmaya çalıştığını ancak maktulün ...'i başından savmaya çalıştığını, kendisi "Kalk" deyince maktulün ...'e yumruk attığını ve kendisi ile ...’e sinkaflı küfretmeye başladığını, maktulü sakinleştirmeye çalıştıklarını, o anda ...’in odadan çıktığını, maktulün kendisine saldırdığını, belindeki silahı aldığını, üzerine çullanarak silahı kafasına tuttuğunu ve "Seni öldüreyim mi, senin ananı avradını sinkaf ederim, zaten benim silahımı da kaptırmıştın." diyerek bağırmaya başladığını, elini tutup yukarı kaldırınca silahın ateş aldığını, şoka girdiğini, silahı alıp evden çıktığını, maktulün eşi ... ile 30 yıldır arkadaş olduklarını, ... ile duygusal ilişkilerinin olmadığını, ...’in neden bu şekilde ifade verdiğini bilmediğini, katılan ... ...'yı tartaklayarak merdivenlerden indirmediğini, alkollü bir şekilde bağırarak maktulün evine de girmediğini, maktulün evine onunla konuşmak için gittiğini, ancak maktulün hem uykusuz hem de tahminine göre uyuşturucu madde kullandığı için kendinde olmadığını, bu sebeple kendisine saldırdığını ve bu talihsiz olayın meydana geldiğini,
    Mahkemede; olay günü maktulün kendisinden borç para istediğini, maktule önceden defalarca borç para verdiğini, sabit bir işte çalışmayan maktulün uzun süredir işsiz olduğunu, kendisine ait arazilerde çalışarak borçlarını ödemeye çalıştığını, olaydan evvel de defalarca maktulü evine gidip uyandırarak işe götürmek zorunda kaldığını, olay günü kendisinden borç alan maktulün Söke'ye gideceğini söylediğini, kendisinin ise maktule, bahçeye bıraktıkları tarım aletlerini almaları gerektiğini ifade ettiğini, maktulün kendisine kesinlikle geleceğini söylediğini, bunun üzerine maktulün yanından ayrılıp bahçeye gittiğini, bir süre sonra maktulün kendisini arayıp Söke'den döndüğünü, kendisini almasını söylediğini, ...'e gelip maktulü aradığını, telefonu maktulün oğlu ...'nın açtığını ve babasının uyuduğunu söylediğini, ...'ya babasını uyandırmasını söylediğini, maktulün telefonu kapalı olduğundan eşi ...'i aradığını ve maktulün aşağı inmesini istediğini, ardından maktulün evine gidip kapıyı çaldığını, ...'nın kapıyı açtığını, ...'nın kendisine "Babam çok sinirliydi." dediğini, daireye çıkıp kapı zilini çaldığını, kapıyı maktulün eşi ...’in açtığını, ...'ten bahçeye gitmek için eşini kaldırmasını istediğini, ...'in kendisine "Sen kendin kaldır, her defasında sen kaldırıyordun." dediğini, bunun üzerine maktulü uyandırdığını, maktulün "Senin de işinin de ... koyayım." şeklinde sözler söyleyerek ayağa kalktığını, ...'in aralarına girdiğini, maktulün ...'e ve kendisine yumruk attığını, bu esnada maktulün çakı bıçağı gibi bir şey çıkarmaya çalıştığını, belinde bulunan silahı almaya çalıştığını, çıkan arbedede silahın ateş aldığını,
    Bölge adliye mahkemesinde; maktulun evine gittiğinde, apartmanın giriş kapısını maktulün oğlu ...'nın açtığını, iddia edildiği gibi ...'yı itmediğini, dairenin giriş kapısını maktulün eşi ...’in açtığını, ayakkabılarını çıkarıp eve girdiğini, olaydan iki gün önce uyuşturucu madde aldığını, önceleri uyuşturucu madde kullanmadığını, kendisini uyuşturucuya maktulün alıştırdığını,
    Bozmadan sonra mahkemede; maktulün evine zorla girmediğini ve maktule saldırmadığını, maktulün kendisine saldırdığını bu nedenle yüzünde kesi ve morluk oluştuğunu, gözlüğünün kırılıp yere düştüğünü, mesajlar incelendiğinde maktule sürekli olarak aşağı inmesini söylediğinin görüleceğini, maktulün işe gelmeyeceğini söylemesi üzerine yukarıya çıkmak zorunda kaldığını, eve girdiğine maktulün kanepede uyuyor numarası yaptığını, ancak bir anda yerinden fırladığını, maktulün elinde bıçak olduğunu, küfrederek önce kendisine ardından eşi katılan ...'e vurduğunu, boğuşma sırasında belindeki silahı almaya çalıştığını, bu esnada silahın ateş aldığını,
    Savunmuştur.
    IV. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Doktrinde Uyuşmazlığa İlişkin Görüşler
    5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 29. maddesinde haksız tahrik; "Haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işleyen kimseye, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on sekiz yıldan yirmi dört yıla ve müebbet hapis cezası yerine on iki yıldan on sekiz yıla kadar hapis cezası verilir. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir." şeklinde, ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak kabul edilmiştir.
    Ceza sorumluluğunu azaltan bir neden olarak düzenlenen haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin kendisinde meydana getirdiği hiddet ya da şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi durumunda kusur yeteneğindeki azalmayı ifade etmektedir. Bu hâlde fail, suç işleme yönünde önceden bir karar vermeden, dışarıdan gelen etkinin ruhsal yapısı üzerinde meydana getirdiği karışıklığın neticesi olarak bir suç işlemeye yönelmektedir. Bu yönüyle haksız tahrik, kusurun irade unsuru üzerinde etkili olan nedenlerden biridir. Başka bir anlatımla, haksız tahrik hâlinde failin iradesi üzerinde zayıflama meydana gelmekte, böylece haksız fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altındaki kişinin suç işlemekten kendisini alıkoyma yeteneği önemli ölçüde azalmaktadır.
    Ceza Genel Kurulunun istikrar kazanmış kararları ile doktrinde de kabul gören görüşler doğrultusunda haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi için;
    a) Tahriki oluşturan haksız bir fiil bulunmalı,
    b) Fail öfke veya şiddetli elemin etkisi altında kalmalı,
    c) Failin işlediği suç bu ruhsal durumunun tepkisi olmalı,
    d) Haksız tahrik teşkil eden eylem mağdurdan sâdır olmalıdır.
    01.06.2005 tarihinde yürürlüğe giren TCK'da, 765 sayılı Kanun'da yer alan ağır – hafif tahrik ayırımına son verilerek; tahriki oluşturan eylem, somut olayın özelliklerine göre hâkim tarafından değerlendirilip, sanığın iradesine etkisi göz önünde bulundurulmak suretiyle, maddede gösterilen iki sınır arasında belirlenen oranda cezasından indirim yapılacağı hüküm altına alınmıştır.
    Haksız tahrik hükmünün uygulanabilmesi açısından, failin suçu ilk haksız fiilin doğurduğu öfke veya şiddetli elemin etkisiyle işleyip işlemediği önemlidir. Mağdur ya da ölenden gelen haksız hareketin psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunan hâllerde, haksız tahrik hükmünün uygulanması gerekmektedir.
    Evrensel bir ceza hukuku ilkesi olan kuşkudan sanık yararlanır prensibi uyarınca bir olayda ilk haksız hareketin sanıktan mı, yoksa maktul ya da mağdurdan mı kaynaklandığının her türlü şüpheden uzak ve inandırıcı delillerle kanıtlanamaması hâlinde, oluşan kuşku sanık lehine yorumlanarak sanığın TCK'nın 29. maddesindeki haksız tahrik hükmünden yararlandırılması gerektiği hususunda herhangi bir tereddüt bulunmamakta ise de bu kabulün dosya kapsamından anlaşılan olayın gerçekleşme biçimine, somut olayın özelliklerine ve hayatın olağan akışına uygun düşmesi zorunluluğu karşısında her olayın kendine özgü koşulları değerlendirilerek bir sonuca varılması gerektiği gözden uzak tutulmamalıdır.
    B. Uyuşmazlığa Dair Hukuki Nitelendirme
    Aydın ilinin ... ilçesinde yaşayan maktul ile sanığın arkadaş oldukları, ekonomik bakımdan güçsüz olan maktulün daha varlıklı olan sanığın yanında zaman zaman çalıştığı ve sanıktan ödünç para aldığı, katılanların beyanına göre sanığın, maktulün eşi katılan ...'in işe girmesinde yardımcı olduğu, işsiz olan maktule tarlasında çalışma karşılığında zaman zaman para verdiği, bilirkişi raporuna göre olay günü saat 13.00 sıralarında maktulün, "Senin ebeni s.keyim." şeklinde bir mesajı cep telefonu vasıtasıyla sanığa gönderdiği, sanığın da maktule hakaret içeren mesajlar göndermesinden sonra sanık ve maktulün Aydın il merkezinde buluşarak birlikte vakit geçirdikleri, yanında para olmadığını söyleyen maktulün sanıktan borç para aldığı, sanığın savunmasına göre akşam saatlerinde bahçede çalışmak üzere maktul ile sanığın sözleştikleri, maktulün çalışma yerine gelmemesi üzerine, sanığın maktulü telefonla aradığı, maktulün saat 18.52’de sanığa "S.kerim gelmeni." şeklinde bir mesaj daha gönderdiği ve sanığın aramalarına karşın telefonunu açmadığı, eşi ve oğluna da sanıkla görüşmek istemediğini söylediği, maktul ve sanığın birbirlerine yeniden karşılıklı hakaretler içeren mesajlar gönderdikleri, maktulün evine giren sanıkla maktul arasında yaşanan kavga sırasında sanığın tabancasıyla ateş ederek maktulü öldürdüğü, sanığın ve maktulün kanlarında amfetamin ve metamfetamin isimli uyarıcı maddeler tespit edildiği, sanığın maktulün kendisine saldırması üzerine çıkan arbedede silahın kazayla ateş alarak maktulün öldüğünü savunduğu anlaşılan dosyada;
    Sanıkla maktul arasında olay günü gönderilen mesajlara ilişkin bilirkişi raporundan, olay günü ilk kez saat 13.00'te küfürlü mesaj göndererek sanığa hakaret eden maktulün, gün içerisinde buluşup görüşmelerinden sonra da bu kez saat 18.52'de sanığa küfür içerikli bir mesaj daha göndererek hakaret etmesi, söz vermesine karşın tarlaya çalışmaya gelmediği gibi telefonla kendisini arayan sanığa hakaret ederek cevap vermesi, öldürme olayıyla aynı gün içerisinde gönderilen bu hakaret mesajlarının sanık üzerindeki psikolojik etkisinin devam ettiğinin kabulünde zorunluluk bulunması karşısında, sanığın eylemini maktulden kaynaklanan ve kendisine yönelen haksız fiilin meydana getirdiği hiddet ve şiddetli elemle gerçekleştirdiği, bu şekilde sanık hakkında TCK'nın 29. maddesinde düzenlenen haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluştuğu kabul edilmelidir.
    Bu itibarla Yerel Mahkeme direnme gerekçesinin isabetli olduğuna, usul ve kanuna uygun bulunan hükmün onanmasına karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanık hakkında haksız tahrik hükmünün uygulanma koşullarının oluşmadığı, bu nedenle Yerel Mahkemenin direnme gerekçesinin isabetli olmadığı düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.
    V. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Aydın 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 04.10.2023 tarih ve 502-451 sayılı direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün gerekçesinin İSABETLİ OLDUĞUNA, usul ve kanuna uygun bulunan söz konusu hükmün ONANMASINA,
    2- Dosyanın, İlk Derece Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 17.12.2025 tarihli müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!