Anahtar kelimeler: Aküleri Kesip Deri Uyma Bisikletin Kaplama Kanunen Çaldığının Bıçakla Vererek

MAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: ████████ E., ████████ K.SUÇ
: Mala zarar vermeHÜKÜM
: İstinaf başvurusunun esastan reddiTEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ
: BozmaHer ne kadar ilk derece mahkemesince verilen 23.02.2024 tarihli kararda, katılana yönelik mala zarar verme suçundan beraatine dair verilen kararın sanık Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi'nin 20.09.2024 tarihli kararında özetle "Sanığın suça konu aküleri almak için elektrikli bisikletin deri kaplama muhafaza kısmını bıçakla kesip zarar vererek çaldığının anlaşılması karşısında, mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi," gerekçesiyle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-e maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, anılan karara direnme yetkisi bulunmayan ve kanunen uyma zorunluluğu bulunan ilk derece mahkemesince mala zarar verme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmünün aslında Bölge Adliye Mahkemesince verilmiş bir karar olarak kabulünde zorunluluk bulunduğu, esas olarak Bölge Adliye Mahkemesince eylemin nitelendirilerek suç vasfının belirlenmesi ve sanık hakkında beraat yerine mahkûmiyet kararı verilmesi gerektiği, gerekçesiyle bozma kararı verilemeyeceği, bu tür kararların istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince verilmesi gereken kararlardan olduğu, bu şekilde verilen kararların ilk derece mahkemesi kararı niteliğinde bulunduğunun kabulü halinde esasen tarafların var olan temyiz haklarının ellerinden alınmış olacağının anlaşılması karşısında, mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama neticesinde, mala zarar verme suçundan kurulan ve bölge adliye mahkemesince kurulacak olsaydı temyiz yolu açık olacak olan yeni mahkûmiyet hükmünün de temyizi kabil olduğu belirlenerek yapılan incelemede:Yapılan ön inceleme neticesinde; sanık hakkında mala zarar verme suçundan kurulan hükmün temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, temyiz isteminin süresinde olduğu, temyiz dilekçesinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz isteminin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü:I. HUKUKİ SÜREÇA. İlk DereceÖdemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik mala zarar verme suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 151/1, 168/2, 53... maddeleri uyarınca 2 ay hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluklarının ve mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına, karar verilmiştir.B. İstinafİzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 31.01.2025 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile; ilk derece mahkemesince sanık hakkında mala zarar verme suçundan, kurulan hükümlere yönelik sanık müdafiinin istinaf başvurusunun 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 280/1-a maddesi uyarınca esastan reddine, karar verilmiştir.II. TEMYİZA. Temyiz SebepleriSanık Müdafiinin Temyiz İstemiSanığa isnat edilen mala zarar verme suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, sanığın zarar verme kastıyla hareket etmediği, sanığın lehine olan deliller toplanmadan ve eksik inceleme ile mahkûmiyet hükmü kurulduğu, bölge adliye mahkemesi kararının yeterli gerekçeyi içermediği ve hükmün bozulması gerektiğine ilişkindir.B. Değerlendirme ve GerekçeSanık hakkında katılana yönelik mala zarar verme suçundan yapılan yargılama sonucunda, Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.02.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile sanık hakkında katılana yönelik mala zarar verme suçundan sanığın 5271 sayılı Kanun'un 223/2-a maddesi uyarınca beraatine karar verildiği, bu kararın cumhuriyet savcısı tarafından sanık aleyhine istinaf edilmesi üzerine, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 20.09.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında "Sanığın suça konu aküleri almak için elektrikli bisikletin deri kaplama muhafaza kısmını bıçakla kesip zarar vererek çaldığının anlaşılması karşısında, mahkûmiyeti yerine beraatine karar verilmesi," şeklindeki gerekçe ile ilk derece mahkemesi kararının 5271 sayılı Kanunu'nun 280/1-e ve 289/1 maddeleri gereğince bozulmasına karar verilerek dosyanın ilk derece mahkemesine gönderildiği, bozma üzerine yapılan yargılama sonucunda ilk derece mahkemesince temyize konu mahkûmiyet hükmünün kurulduğu anlaşılmakla;25.12.2025 tarih ve 33118 sayılı resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7571 sayılı Türk Ceza Kanunu İle Bazı Kanunlarda ve 631 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un 25. maddesiyle değişik 5271 sayılı Kanun’un 280/1-e maddesinde bölge adliye mahkemelerinin duruşma açmaksızın hükmün bozulmasına karar verebileceği hâllerin sınırlı olarak sayıldığı, dosya içeriğine göre, İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 20.09.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma kararının 5271 sayılı Kanunu’nun 280/1-e. maddesinde sınırlı olarak sayılan bozma nedenleri arasında gösterilmediği, bölge adliye mahkemesi ceza dairesince davanın yeniden görülmesine karar verilerek yapılacak duruşma sonucunda hukuka aykırılığın giderilmesi yerine dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde bozma kararı verilmesinin ve anılan karara yönelik direnme yetkisi bulunmayan ilk derece mahkemesince yeniden hüküm kurulmasının yasal dayanağının bulunmadığı, bölge adliye mahkemesince yapılan uygulamanın kanuna açıkça aykırılık teşkil ettiği, bu konuda Anayasa Mahkemesi tarafından verilen bir kararda ise "İstinaf Dairesinin 5271 sayılı Kanun'da sınırlı olarak sayılı hâller dışında bir nedenle bozma kararı vermesi başvurucu yönünden önemli sonuçlar doğurmaktadır. Nitekim İstinaf Dairesi, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi uyarınca duruşma açarak ve tarafları da çağırarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda bir karar vermesi gerekirken dosya üzerinden karar vermiş; başvurucuyu mahkemeye erişim hakkının yanında bölge adliye mahkemesi önünde sözlü yargılanmadan ve bununla bağlantılı diğer usul güvencelerinden yoksun bırakmıştır." değerlendirmeler bulunarak bölge adliye adliye mahkemesinin yasaya aykırı bozma kararının başvurucunun Anayasa'nın 36. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiğine hükmetmiştir(Ömer Oral [GK], B. No: ██████████, 9/1/2025, § …). Aynı konuda Yargıtay Ceza Genel Kurulu ise "Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, 5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Bu düzenlemelere göre istinaf mahkemeleri şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir: ............Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kati surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisinin bulunmadığı, esas itibariyle makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu söylenmelidir.Hukuki düzenlemeler ve yapılan açıklamalar karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulama, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları verilegeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286. maddesinin birinci fıkrası uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün değildir. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması da söz konusu olabilmektedir." şeklinde değerlendirmelerde bulunarak bölge adliye mahkemelerinin, kanuni dayanağı bulunmayan (5271 sayılı Kanun'un 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar hariç) bozma kararları ile iş bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemesince tesis edilen kararların, görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle "hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz sayılmaları" gerektiğine hükmetmiştir (YCGK, T.:30.04.2025, E.: 2024/6-490, K.:████████).Bu açıklamalar ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesinin, 20.09.2024 tarihli ve █████████ Esas, █████████ Karar sayılı bozma kararı ile bozma kararı üzerine verilen Ödemiş 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 14.11.2024 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının hukukî değerden yoksun olduğu, 5271 sayılı Kanun’un 280/1-g maddesi uyarınca duruşma açılarak ve taraflar da çağrılarak delillerin değerlendirilmesi sonucunda anılan Kanun maddesinin 2. fıkrasına göre yeniden hüküm kurulması gerektiği gözetilmeden, yazılı şekilde hükümlerin bozulmasına karar verilmesinde, hukuka aykırılık bulunmuştur.III. KARARGerekçe bölümünde açıklanan nedenle, diğer yönleri incelenmeyen İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesi kararının 5271 sayılı Kanun’un 302/2. maddesi uyarınca, Tebliğname’ye uygun olarak oy birliğiyle BOZULMASINA,Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304/2. maddesi uyarınca İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 21. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine,05.01.2026 tarihinde karar verildi.