Anahtar kelimeler: İranda İrandan Usdye Mezunu Daireyi İsim Anlaştığını Adresleri Lisans Usd

T.C. BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: █████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2023
KARAR TARİHİ
: █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Yukarıda isim ve adresleri yazılı taraflar arasında mahkememizde görülen davanın açık yargılaması ve dosyanın tetkiki sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
TALEP
: davacı vekili özetle; Davacının İran'da yüksek lisans mezunu insan kaynakları müdürü olarak çalıştığını, Türkiye'de taşınmaz satın alarak, Türk Vatandaşı olmak istediğini, bu amaçla █████/2021 tarihinde İran'dan Türkiye'ye geldiğini, ... numaralı daireyi satın almak için .... İnşaat Gayrimenkul Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi yetkilisi ... ile anlaştığını, bu anlaşma için █████/2021 tarihli sözleşme yapıldığını, sözleşmede 280.000,00 USD'ye daireyi almak için anlaşma yaptığını, bu sözleşmede yine 254.000,00 USD ve 26.000,00 USD şeklinde iki ayrı ödeme yapılacağının belirtildiğini, davacının daireyi almak için işlem yaptığında kendisine daireyi satamayacaklarını yerine aynı eyrde ... numaralı daireyi mal sahibinden satacaklarını söylediklerini, davacının da bu daireyi vekili olan ... tarafından vatandaşlık için █████/2022 tarihli döviz alım belgeleriyle toplamda 254.000,00 USD olacak şekilde tapu sahibi ...'in hesabına ... ve ... Bankalarından göndererek satın aldığını ve vatandaşlık başvurusunda bulunduğunu, hiçbir şekilde doğrudan davalı ...'ten bir şey satın almadığını, bir ticareti olmadığını ve hayatında ilk kez █████/2021 tarihinde Türkiye ye geldikten sonra hiç tanımadığı davalıya bir borcunun olması da söz konusu olmadığını, ancak davacının tahmin ettiği kadarıyla .. nolu daire için davalının, davacının bilgisiz ve tecrübesizliğinden yararlanıp hile ile kandırarak boş bonoya imza alarak müvekkilimi mağdur etmeye çalıştığını, davacının 280 bin Dolar anlaşmasından geriye 26.000 Dolar ödeme kaldığını, bunun içinde, satın aldığı dairede kiracısı aracılığı ile kira bedelinden mahsup yapılmak üzere; kiracısı 1 senelik peşin ve 2 depozito olmak üzere toplamda 98.000 TL ...'e verilmek üzere ...'in müdürü olan ...'a elden teslim ettiğini, ofisin müdürü ...'ın da ...'e verilmek üzere söz konusu ödemeyi aldığını, daha sonrasında yine ...'in çalışanı ofis müdürü ...'a belge karşılığı iki ayrı ödeme ile 4.050 Dolar ile 10.000 Dolar ödediğini, yukarıda belirtilen taşınmaz alım sözleşmesini yaparken davacının bilgisiz ve tecrübesizliğinden yararlanarak müvekkilimden muhtemelen (ki müvekkilim hatırlamamakta olup imza kendisine ait olmama ihtimali olmakla birlikte) boş senede imza aldığını, ve devamında da Büyükçekmece ... İcra Dairesinin .../... E. sayılı dosyasından 280.000 Dolar bedelli senedi tahsile koyduğunu, davalının davacının Türkiyede ki tek taşınmazını da haksız ve hileli yollarla elde etmeye çalıştığını, İmzayı kabul etmemekle yani davacının böyle bir bonoyu imzaladığını hatırlamamakla birlikte biran için imzanın davacıya ait olduğu sonucuna ulaşılırsa bu takdirde bonoda yer alan yazıların ve imzanın yazılma tarihlerine (mürekkep yaşına) bakıldığında tarihlerin farklı olduğunun ve sonradan senedin üst kısımlarının doldurulduğunun boş senede imza alınarak işlem yapıldığının sabit olduğunu beyanla davacının yoksulluk içinde bulunduğundan dava harç ve masraflarının adli yardım bünyesinden karşılanmasına, davacının Büyükçekmece ... İcra Dairesinin .../... E. sayılı icra takip dosyasına ve takip dayanağı bonoya ilişkin olarak borcunun bulunmadığının tespiti ve davalının takip miktarının %20 si üzerinden kötü niyeti tazminatını davacıya ödemesine, davalı taşınmaza haciz koyduğu ve satışa ilişkin avansı yatırarak satış sırası korunduğu için ve davacının adli yardıma muhtaç olduğundan teminatsız olarak söz konusu icra takibinin durdurulmasına bu mümkün olmadığı takdirde icra takibinde haciz konulan davacının tek taşınmazının satışına ilişkin işlemlerin bu davaya ilişkin kararın kesinleşmesine kadar durdurulmasına ve yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
: davalı vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı yanın yoksulluk içerisinde olduğu beyanına katılmadıklarını, lüks sitede değeri en az 8 milyon TL olan taşınmazı bulunduğunu, ve bu taşınmaz başlatılan icra takibiyle haczedildiğini, böyle lüks bir sitede taşınmaz sahibi olup yoksulluk içerisinde olunduğunun iddia edilmesinin akla ve mantığa aykırı olduğunu, tamamen teminat ve diğer harçları yatırmamak üzere kurgulanmış bir beyan olduğunu, bu yöndeki taleplerin reddini talep ettiklerini, söz konusu dairenin her ihtimalde semeresinin mevcut olduğunu ve malikinin bundan faydalandığını, ayrıca söz konusu davacının beyanlarına göre yurt dışında da ekonomik durumu gayet iyi olan bir kişi olduğunu, her ne kadar söz konusu taşınmaz haczedilse de; icra dairesi kasasında alacaklı olarak davalıya ödenecek miktarda bir para bulunmadığından satış işlemlerinin devam etmesi gerektiğini ve davacı yanın takipte kesinleşen miktarı icra dairesi veznesine yatırması gerektiği kanaatinde olduklarını, davacı yanın icra takibini durdurma talebinin reddi gerektiğini, takibin ... tarafından başlatıldığını, oysa davacı yanın borca yönelik sunmuş olduğu belgeler ve itiraz ettiği hususlar, yaptığını iddia ettiği ödemeler dava dışı 3. Bir kişi olan ... isimli kişiye yapılmıştır, davalıya senet karşılığı olarak ödenmiş bir meblağ mevcut olmadığını, ... isimli kişi ile davacı arasında iddia edilen ödemeler nedeniyle iş bu davanın açılması hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, dava konusuyla ilgisi olmamakla beraber, davacı tarafından sunulan belgelere bakılınca, sözleşme yapılan şirketle parayı ödediğini iddia ettiği şirketin farklı olduğunu, dava konusu olmayan konu ile ilgili bile çelişkilerin mevcut bulunduğunu, ayrıca yine ileri sürülen sözleşme ayrı bir tüzel kişi olan Kurumsal ... isimli limited şirketi ile olduğunu, bu şirketle yapılan sözleşmelerde şirketin muhatap olduğunu, davalı ile ilgisi olmayan hususların bu davada ileri sürülmesinin anlaşılamadığını, davacı asilin huzurdaki dava açılmadan önce ödeme yapacağını belirterek davalı görüştüğünü, ancak daha sonra dava açma yoluna gittiğini, bu nedenle açılan bu davanın hukuka ve yasaya aykırıdır olup kötü niyetli olduğunu, davacının bilgisizlik ve tecrübesizliğinden bahsedildiğini, oysa dava dilekçesinde davacının tahsili, yüksek seviyede olduğunu, taşınmaz alımı ile vatandaşlık alacak ve uluslararası yatırım ve vatandaşlık işlerini yapacak kadar da bilgili olduğunu, davalıdan borç alıp ödemeyerek müvekkilimi son derece mağdur ettiğini, davalının kendi nam ve hesabına herhangi bir ödeme almadığından, davacı yanca ödendiği iddia edilen ödemelerin hiç birini kabul etmediklerini, söz konusu ödemeleri yaptıklarını iddia ettikleri ... isimli kişinin davalı nam ve hesabına ödeme almaya yetkili olmadığını, nitekim dava konusu olmamakla beraber Kurumsal ... şirketinde de çalışan ya da yetkili de olmadığını, Ne amaçla bu şekilde iddia da bulunulduğunun da anlaşılamadığını, ayrıca yine dava ile ilgili olmamakla beraber kira gelirinin davalı tarafından alındığı iddia edildiğini, kambiyo senetlerinin sebeplerden mücerret olduğunu, davacının davalının hesap ve namına ödeme yaptığını kanunda sayılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini, borçlu olan davacı hakkında alacak miktarının %20'si oranından az olmayacak miktarda icra inkar tazminatına hükmedilmesine, alacak Miktarının %10 Oranından Az Olmaycak Miktarda Para Cezasına hükmedilmesine, mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER
:
Büyükçekmece ... İcra Dairesinin .../... E. sayılı dosyası,
Büyükçekmece İcra Dairesinin .../... E. sayılı dosyası,
Tapu kayıtları, davacıya ait sosyo ekonomik araştırma, davacıya ait imza örnekleri ve imza örneklerini içerir evrak asılları, dava konusu senet aslı,
Mahkememizce aldırılan █████/2025 tarihli adli tıp raporu,
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
Dava Büyükçekmece ... İcra Dairesinin .../.... E. Sayılı icra takip dosyasına ve takip dayanağı bonoya ilişkin olarak borcunun bulunmadığının tespiti ve davalının takip miktarının %20 si üzerinden kötü niyeti tazminatını davacıya ödemesine, davalı taşınmaza haciz koyduğu ve satışa ilişkin avansı yatırarak satış sırası korunduğu için ve davacının adli yardıma muhtaç olduğundan teminatsız olarak söz konusu icra takibinin durdurulmasına bu mümkün olmadığı takdirde icra takibinde haciz konulan davacının tek taşınmazının satışına ilişkin işlemlerin bu davaya ilişkin kararın kesinleşmesine kadar durdurulması isteminden ibarettir.
Asıl konu ise daire alım satımı sırasında Büyükçekmece ... İcra Dairesinin .../.... esas sayılı dosyasındaki takip kanusu senette imzanın davacıya ait olup olmadığı ve senedin tarihlerinde ve üst kısımlarında imza yazılma tarihlerinde çelişki olup olmadığı noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan adli tıp incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.
Mahkememizce aldırılan █████/2025 tarihli adli tıp raporu bilimsel veri ve içeriğe sahip, denetime elverişli bulunması sebebiyle hükme esas alınmıştır.
Mahkememizce aldırılan █████/2025 tarihli Adli Tıp Raporu ile;
"Alacaklısı ..., borçlusu ... olan, █████/2021 düzenleme, █████/2022 tediye tarihli 280.000USD bedelli senette; inceleme konusu senette ... adına atılı imzalar ile ...'nin mukayese imzaları arasında; tersim biçimi, işleklik derecesi, alışkanlıklar, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından söz konusu imzaların ...'nin eli ürünü olduğu, (...-...-.), İnceleme konusu senette tediye tarihi bölümünde yer alan "15.01.2022", metin bölümünde yer alan "15 Ocak 2022", "...", "mi", "Nakden" ibareleri bir kalem; borçlu imzaları ikinci bir kalem; diğer yazıların farklı fiziki evsafta üçüncü bir kalemle yazılmış olduğu, Mürekkeplerde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından inceleme konusu senette yer alan yazıların yaşı hakkında zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği hususlarının tespit edildiği görülmüştür. "
Dava konusu bonoda imza davacı tarafından iddia edildiği gibi boş kağıda atılmış olsa dahi Yargıtay ... HD’nin 06.02.2007 tarih ve .../... esas .../... karar sayılı ilamında belirtildiği üzere geçerli olup, aksini yazılı delille menfi tespit davasında belirlemek mümkün ise de, bu doğrultuda dosyada bir belge bulunmamaktadır.
Açığa imza atılması halinde taraflar arasında anlaşmaya aykırı olarak doldurulduğunu ispat külfeti bunu ileri sürene ait olup bunun yazılı delille ispat edilmesi gerekir.
"...Yargıtay ... Hukuk Dairesinin .../... esas, .../... karar sayılı ilamında, Adli Tıp Kurumunun yaşı tespitinin yapılmasında bilimsel bir yöntem olmadığına ilişkin raporların olduğu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun .../... esas .../... karar sayılı ilamında, ülkemiz koşullarında mürekkep yaşı tespitinin mevcut durumda mümkün olmadığı, yargı camiasında bilinmesi ve kabul edilmesi gerektiği şeklinde olduğudur.."
Bono, ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup, bonoyu düzenleyen, asıl borçlu durumundadır (6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu m. 779/1).
Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır.
2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir.
Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6).
İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Kambiyo senetlerine dayalı davada ise ispat yükü davacı borçludadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir.
Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve .../..-... E., .../... K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.
Yukarıda yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: Davacılar, kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir.
6100 Sayılı HMK m. 201 gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların yazılı delillerle ispatlanması gerekir.
Yargıtay içtihatları ve öğretide kabul edildiği üzere, bonolara özgü seçimlik unsurlardan biri de temel borç ilişkisinden kaynaklanan borcun dayandığı nedenin gösterilmesine yönelik “bedel kaydı”dır. Yinelemek gerekirse “bedel kaydı” kambiyo senedinin ihtiyari kayıtlarındandır. Bu kayıt keşidecinin (borçlunun), senedin lehdarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar. Aslında kambiyo senetleri hukuku yönünden bu kayıtların bir anlamı ve önemi yoktur. Çünkü kambiyo senedinin düzenlenmesiyle, mücerret bir borç ilişkisi yaratılmaktadır. Bu nedenle de karşı edimin elde edilip edilmediğinin önemi de bulunmamaktadır. Temel borç ilişkisinin bir sözcükle senede yansıtılması şeklinde ortaya çıkan bedel kaydının varlığı ya da yokluğu senedin bono niteliğini etkilemez. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehdar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel defi nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.
Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehdarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.
Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerekir (12/4/1933 gün ve .../... Sayılı YİBK ).
Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ..../... E. .../... K. )
6102 sayılı TTK'nın 776/f maddesi uyarınca bonolarda tanzim edildiği gün ve yerin yazılması zorunludur. Yine aynı Kanun'un 778. maddesi göndermesiyle uygulanması gereken aynı Kanun'un 703/c maddesi gereğince bononun vade tarihinin "keşide gününden muayyen bir müddet sonraya" ait bulunması zorunludur. Aksi takdirde dayanak belge kambiyo senedi vasfını taşımaz. Öte yandan takip dayanağı bononun tanzim ve vade tarihinde tahrifat yapılması kambiyo vasfını etkilemiyorsa takibin iptalini gerektirmez. Ancak, tahrifat öncesi tanzim tarihinin, bononun vade tarihinden sonrası olduğunun belirlenmesi ya da çift vade oluşması yahut lehdar ve cirantalara karşı takipte senedin yasal sürede protesto edilmeme sonucunun doğduğu hallerinde (bu kişiler bakımından) ise senet kambiyo vasfını kaybedeceğinden İİK'nın 170/a maddesi uyarınca takibin iptali gerekir. Senedin kambiyo vasfını haiz olmaması ya da alacaklının yetkili hamil olmaması nedeniyle takibin iptaline karar verilmesi halinde ise İİK'nın 170/a-2. maddesinde tazminat öngörülmediğinden alacaklı aleyhine tazminata hükmedilmesine olanak yoktur.
Sebepten mücerret olan kambiyo senetlerinde borçlu, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamadığı için kambiyo yükleniminden kaynaklanan borcunu ödemekten kaçınma hakkı olduğunu (bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası) ileri sürebilir. Bir kambiyo senedinin temel alacağı geçersizse, ya da sona ermişse, o kambiyo senedi bedelsiz - karşılıksız demektir. Bu durum diğer imzaların geçerliliğini etkilemez. Bedelsizlik iddiası Türk Ticaret Kanunu’nun 687. maddesi anlamında bir “doğrudan doğruya defi”, kişisel defidir. Burada, kambiyo senedinden doğan kambiyo ilişkisi dışındaki nedenlere (temel borç ilişkisine) dayanılmaktadır. Bedelsizlik, bir kişisel defi olduğundan keşideci tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. (TTK, m. 687, 659.1, 825, I). Çünkü Keşidecinin sadece lehtarla arasında bir temel borç ilişkisi vardır. Fakat borçlu, senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak koşuluyla hamile karşı da bedelsizlik def ini ileri sürebilir.
Kambiyo senedinin bedelsizliğine dayalı menfi tespit davasında davacı, senet temel borç ilişkisindeki bir nedenden dolayı bedelsiz kaldığı için kambiyo borcunu ödemek zorunda olmadığını ileri sürmektedir. Bu durumda bir kambiyo ilişkisinin varlığı esasen davacı tarafından kabul edilmektedir. Davalının kambiyo alacağını ayrıca başka delillerle ispat etmesine gerek yoktur. Bedelsizlik davacının öne sürdüğü bir vakıa olduğuna göre bunu ispat yükü de davacıya aittir. Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası açan borçlu temel alacağın mevcut olmadığını, karinenin aksini öne sürmektedir. Davacı, hem temel ilişkiyi, hem de temel ilişkideki bir nedenle senedin bedelsiz olduğunu ispat edecektir.
Tarafların iddia ve savunmaları, celp edilen tüm deliller, mahkememizce aldırılan adli tıp raporu ve tüm dosya kapsamına binaen;
Somut olayda; İstanbul Beylikdüzü Mercan ... numaralı daireyi satın almak için Kurumsal İnşaat Gayrimenkul Sanayi Ve Ticaret Limited Şirketi yetkilisi ... ile anlaştığı, anlaşma için █████/2021 tarihli sözleşme yapıldığını, sözleşmede 280.000,00 USD'ye daireyi almak için anlaşma yaptığını, bu sözleşmede yine 254.000,00 USD ve 26.000,00 USD şeklinde iki ayrı ödeme yapılacağının belirtildiğini, davacının daireyi almak için işlem yaptığında kendisine daireyi satamayacaklarını yerine aynı ayarda ... numaralı daireyi mal sahibinden satacaklarını söylediklerini, ancak davacının tahmin ettiği kadarıyla ... nolu daire için davalının, davacının bilgisiz ve tecrübesizliğinden yararlanıp hile ile kandırarak boş bonoya imza alınarak işlem yapıldığı, tarihlerin farklı olduğunu iddia etse dahi, yukarıda detaylı olarak izah edilen şekilde iş bu davada ispat yükünün davacı üzerinde olmasına rağmen, davacının hem temel ilişkiyi, hem de temel ilişkideki bir nedenle senedin bedelsiz olduğunu ispat edemediği, mahkememizce aldırılan █████/2025 tarihli Adli Tıp Raporu ile; dava konusu senet üzerindeki imzaların davacıya ait olduğunun tespit edildiği, mürekkeplerde yazı yaşı tayinine yarayan ve halen kullanılagelen bilimsel herhangi bir yöntem bulunmadığından inceleme konusu senette yer alan yazıların yaşı hakkında zaman birimleri açısından bir tespite gidilemediği hususlarının tespit edildiği, mürekkep yazı yaşı tayinine ilişkin emsal Yargıtay kararlarının da bu doğrultuda olduğu anlaşılmakla davanın reddine, borcun var olup olmadığı yargılamayı gerektirdiğinden, davalı vekilinin tazminat talebinin yasal koşullar oluşmadığından reddine karar vermek gerekmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-DAVANIN REDDİNE,
Davalı vekilinin tazminat talebinin yasal koşullar oluşmadığından reddine,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL harcın peşin alınan 152.237,26 TL harcın mahsubu ile fazla 151.505,26 TL harcın hükmün kesinleşmesine müteakip istem halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK'nun 333. maddesi uyarınca yatırılan avanstan kullanılmayan gider avansının (iş bu kararın tebliğ gideri avanstan karşılanmak ve bu gider mahsup edilmek kaydıyla) kararın kesinleşmesinden sonra resen davacıya iadesine,
5-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden Yürürlükteki Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap edilen 1.148.059,22 TL avukatlık ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, (█████/2026 tarihli 1 USD=45,13 TL M.B. Efektif satış)
6-Davalı tarafından dosyaya masraf depo edilmemesi ve yargılama gideri yapılmaması nedeniyle bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
Dair karar, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde HMK'nun 342.maddesi gereğince dilekçe ile mahkememize veya başka bir yer mahkemesine İstinaf kanun yolu harcı, tebliğ giderleri dahil olmak üzere tüm giderler ödenerek istinaf yolu açık olmak üzere hazır olan taraf vekilleirnin yüzüne karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Başkan ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Üye ...
e-imzalıdır
Katip ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!