Anahtar kelimeler: Etüt Jeolojik Nevşehir İşine Ölçekli İşinin Planları Kayseri Alımı Günde
6. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ : Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K..
İLK DERECE MAHKEMESİ
: Nevşehir 4. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında "Üst Ölçekli ... Alan Planları ve Alan Yönetimi Planı Hizmet Alımı'' işine ilişkin 06.08.2021 tarihinde imzalanan sözleşme ile 6 aşamada ve 600 günde tamamlanacak olan işin 1. aşaması olan 1/25000 ölçekli "Arazi Kullanımına Esas Jeolojik Etüt Raporu" işinin davalı tarafından yerine getirildiğini ve ödemesinin yapıldığını, ancak davalının 2. aşama olan ''Planların ve Yönetim Planın Araştırma/Analiz Sentez ve Değerlendirme'' işini ihale dokümanı ve sözleşme hükümlerine uygun olarak süresinde yerine getirmediğini, bunun üzerine davalıya 4735 sayılı Yasa'nın 20. maddesi uyarınca on gün süreli ihtarname gönderilerek sonrasında sözleşmenin 12.11.2022 tarihinde feshedildiğini ve aynı Yasa'nın 22. maddesi uyarınca davalının 264.000,00 TL tutarındaki kesin teminatının gelir kaydediliğini, ayrıca teminatın alındığı 05.08.2021 tarihinden gelir kaydedildiği 27.12.2022 tarihine kadar aylık toptan eşya fiyat endeksine göre güncellenmesi sonrasında oluşan fark tutardan da davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek teminat güncelleme farkı olan 466.670,65 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP VE KARŞI DAVA
Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesinde; davalının 2. aşama ''Planların ve Yönetim Planın Araştırma/Analiz Sentez ve Değerlendirme'' işini süresinde davacı idareye teslim ettiğini, ancak davacı idarenin keyfi tutum ve davranışlarıyla, Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesinde düzenlenen ''Dürüstlük'' ilkesine aykırı bir şekilde sözleşmeyi feshettiğini, fesih sürecinden önce davacı idarenin işi başka bir yöntemle yaptırmak ve sözleşmeyi karşılıklı olarak feshetmek istediğini söylemesi üzerine işin ilk 2 aşamasını tamamlayan davalının kendisi ile çalışmak istemeyen idarenin bu teklifini kabul ettiğini ve toplantı da kararlaştırıldığı üzere davacıya 11.10.2022 tarih ve ████████ sayılı dilekçesini sunduğunu ancak davalının toplantıda alınan karara aykırı bir şekilde sözleşmeyi tek taraflı olarak feshetme yoluna gittiğini, fesih gerekçelerinin gerçek ve somut verilere dayanmadığını, inceleme yapan kontrol teşkilatında görevli personelin işin niteliğine göre gerekli bilgi ve tecrübeye sahip olmadıklarını, doğru bir inceleme yapamadıkları gibi, teknik şartnameyi de doğru olarak değerlendirmediklerini, arazi çalışmalarına katılması gereken 22 adet personelin görevini eksiksiz bir biçimde yerine getirdiklerini, 2. aşamada her bir analiz çalışmasının arazide yeterli sayıda teknik personel görevlendirilmek suretiyle yapıldığını, yapılan işte teknik açıdan hiçbir eksiklik bulunmadığını, idare tarafından inceleme raporunda eksiklik olarak belirtilip giderilmesi istenen ''Kaya Mekanların Ölçülmesi İşinin'' sözleşme kapsamında bir iş olmadığını, bu işin yapılması konusunda ısrarlı olunması halinde 7.6 milyon bedelle bu işi yapabileceklerini belirttiklerini, davacının bu teklifi kabul etmemesi üzerinde de sözleşmenin tasfiyesini istediklerini fesih işleminin dayanağı olarak gösterilen hiç bir sebebin doğru olmadığını, feshin haksız olduğunu savunarak davanın reddini istemiş; karşı davasında; açıklanan sebeplerle irat kaydedilen 264.000,00 TL teminat bedelinden şimdilik 10.000,00 TL'nini, 2. aşamada yapılan işin bedeli olan 880.000,00 TL + KDV alacağından şimdilik 10.000,00 TL'nin ve haksız fesih nedeniyle oluşan menfi zarar için şimdilik 10.000,00 TL'nin davacı-karşı davalıdan tahsilini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 06.01.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda objektif olarak ifanın imkânsız olduğunun tespit edildiği ancak asıl dava davalısının tacir olması nedeniyle basiretli bir şekilde hareket etmesi gerektiği, ihale şartlarının objektif olarak önceden ilan edilmesi nedeniyle bu durumu önceden tespit edebilecek konumda olduğu, her ne kadar ifanın imkânsız hale gelmesi kendi fiilinden kaynaklanmasa da, yukarıda anılan tespitler doğrultusunda sözleşmeye bağlılık ve karşı tarafta bu doğrultuda oluşturduğu güveninin boşa çıkması sebebiyle davacı kurumun sözleşme kapsamındaki olumsuz zararından sorumlu olduğu, iş bu zararın 10.05.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda tespit edilmiş olduğu; karşı dava açısından davacı ifanın imkânsızlığı sebebiyle davalıya karşı sorumlu ise de, ifanın imkânsızlaştığı ana kadar ifa etmiş olduğu kısmın bedelini isteyebileceği, iş bu zararın 10.05.2024 tarihli bilirkişi heyet raporunda tespit edilmiş olduğu, buna karşın ifanın imkânsızlığından borçlunun sorumlu olması sebebiyle menfi zarar talebinde bulunamayacağı, irat kaydedilen teminatın ise asıl davada zarar hesabına dahil edilerek güncellenmesi sebebiyle aradaki farkın asıl dava davacısına verilmesinden dolayı asıl davacıya ait olduğu gerekçeleriyle asıl davanın kısmen kabulüne 373.336,52 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karşı davanın kısmen kabulüne 10.000,00 TL iş bedelinin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte karşı davalıdan alınarak davacıya verilmesine, teminat iadesi ve menfi zarar taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile konusunda uzman altı kişilik bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan 03.01.2024 tarihli rapordaki tespit ve değerlendirmelere ve özellikle anılan raporda davaya konu sözleşme kapsamındaki işin eksik yapıldığının ve teknik şartnamede gösterilen kapsamı (alanı ve miktarı) ve süreleri nazara alındığında davalı tarafından görevlendirilen teknik personelin yetersiz olduğunun belirtilmiş olmasına, davalı tarafın tacir olup basiretli tacir gibi davranma yükümlülüğü altında bulunmasına ve davalı yanın sözleşmeden ... edimini eksik ifa etmesi nedeniyle davacı iş sahibinin sözleşmeyi haklı nedenle feshettiğinin anlaşılmasına göre İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı- karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde; davacı idarenin ikinci bölüm işinin teslim süresinden önce sözleşmeyi feshetmek istediğini davalı şirkete bildirdiğini, tarafların yaptıkları toplantıda sözleşmenin karşılıklı feshedilmesi yönünde görüş birliğine vardıklarını, davacı idarenin yapılan toplantıda işin tasfiyesi için dilekçe verildiği takdirde işi tasfiye edeceğini bildirmesi üzerine bu kapsamda davacı idareye davalı şirket tarafından işin tasfiye edilmesi yönünde dilekçe verildiğini, ancak davacı idarenin kalan işi başka bir kuruma verme niyet ve gayreti içerisinde çeşitli bahaneler üreterek taraflar arasındaki sözleşmeyi haksız olarak feshettiğini ve teminat mektubunu irat kaydederek, davalı şirketi ihale yasaklısı konumuna getirdiğini, bilirkişi raporunda davacı idarenin fesih nedeni olarak kabul edilen kaya oyma mekanların ölçülmesi işinin sözleşme ve teknik şartname içerisinde yer almadığını, envanterleme işinin bu işi kapsamadığını, kaya oyma mekanlarının envanterleme çalışmasının binlerce sayfadan oluşan bir veri olarak davacı idareye sunulduğunu, davalının 830 milyon m² alan içinde bulunan tüm kaya oyma mekanlarını drone-leddar teknolojisini kullanarak, yani havadan leddar tarayıcılar taşıyan dronlar uçurarak tarayıp envanterlediğini bilirkişi heyetinin bu kadar büyük bir alanı gezerek binlerce kaya oyma mekanının doğru yada yanlışlığını tespit etmediğinin açık olduğunu, hiçbir somut veriye dayanmaksızın bu kadar büyük bir alanın ölçülemeyeceği düşüncesine vardıktan sonra davalı-karşı davacının bu işi tam olarak yapamamasının muhtemel olduğu yönünde görüş bildirdiğini, bilirkişilerin davalının envanterleme çalışmasını incelemediğini, davacı idarenin sözleşmeyi feshettikten sonra kalan 3. ve 4. aşama işi ... Üniversitesi'ne yaptırdığını, ... Üniversitesi’nin üstlendiği işlere ilişkin sözleşme, teknik şartname ve araştırma raporları ile ilgili haritalar incelendiğinde kaya oyma mekânların envanterlenmesi işinin bulunmadığının ve işin 1. ve 2. aşamalarının davalı- karşı davacı tarafından teslim edildiğinin anlaşılacağını, bu hususta bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, bilirkişi heyetinin dosyaya flash bellek içerisinde sunulan binlerce sayfadan oluşan envanter çalışmasını incelemesi ve denetlemesi mümkün olmadığı gibi 830 milyon m² alana sahip ...’nı gezerek sunulan envanter çalışmasının doğru veya yanlış olduğunu söyleme imkânının da bulunmadığını, bilirkişiler ve idare tarafından envanterlenmediği belirtilen alanın sayısal değerinin ve feshe sebebiyet verip vermeyeceğinin somut olarak ortaya konmadığını, kanaate dayalı görüş bildiren raporun hükme esas alınmasının doğru olmadığını beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Asıl ve karşı davada uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, asıl davada teminat güncelleme farkının, karşı davada teminat bedelinin iadesi ile ücret alacağı ve menfi tazminatın tahsili istenmektedir.
1-Asıl davada davalı şirket vekilinin temyiz istemi yönünden;
Miktar veya değeri temyiz kesinlik sınırını geçmeyen davalara ilişkin nihai kararlar, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362. maddesi uyarınca temyiz edilemez. Temyize konu edilen miktarın kesinlik sınırının altında kalması halinde anılan Kanun'un 366. maddesi atfı ile aynı Kanun'un 352/1-b maddesi hükmü uyarınca temyiz dilekçesinin reddine karar vermek gerekir.
Dosya içeriğine göre asıl davada hüküm altına alınan ve temyize konu edilen toplam miktar 373.336,52 TL olup, Bölge Adliye Mahkemesinin karar tarihi olan 2025 tarihi itibari ile kesinlik sınırı olan 544.000,00 TL'nin altında kaldığından kesindir.
2.Karşı davada davacı şirket vekilinin temyiz istemi yönünden,
Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup karşı davada davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Asıl davada davalı vekilinin temyiz dilekçesinin kararın miktar itibariyle kesin olması nedeniyle REDDİNE,
2.Karşı davada Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA,
Alınması gereken harcın mahsubu ile fazla yatırılan miktarın talep halinde davalı-karşı davacıya iadesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.01.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!