Anahtar kelimeler: Özetlemüvekkili Çektikleri Alabilmek Makinelerin Nakledildiğini Rehin Makine Akdedildiğini Firma Ettirdiklerini

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO
: █████████
KARAR NO
: █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU
: Alacak
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Müvekkili firma ile davalı arasında 22.08.2017 tarihinde ortaklık sözleşmesi akdedildiğini, bu kapsamda ortaklığa işletme araçları ve makine alabilmek için kredi çektikleri kurumlar lehine taşınmazları üzerinde rehin tesis ettirdiklerini, satın alınan makinelerin adi ortaklık sözleşmesi gereğince davalı şirketin iş yerine nakledildiğini, her ne kadar belgeler üzerinde makinelerin mülkiyetinin davalı adına kayıtlı olsa da, kurulan adi ortaklık ve dayanadığı sözleşme gereğince yarı mülkiyetinin müvekkiline ait olduğunu, söz konusu makinelerin birlikte işletileceğini ve elde edilen gelir ile öncelikle makinelerin borcunun ödeneceğini, kalan tutarın ise yarı yarıya bölüşüleceğini, tüm bunların ardından davalı firmanın bir anda değiştiğini, müvekkilini iş yerine sokmamaya başladığını, davalının makinelerin kendisine ait olduğunu iddia ettiğini ve adi ortaklık sözleşmesi yükümlülüklerine aykırı davrandığını, davalının sözleşme ve ortaklığa aykırı nedenleri ile müvekkilini zor duruma düştüğünü, borçlarını ödeyemez hale geldiğini, SGK ve vergi borçlarını dahi ödemeyemediğini, bunun üzerine Kadıköy 29.Noterliği'nin 05.11.2018 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin keşide edildiğini, bahse konu ihtarnameden sonra davalının da Kadıköy 32.Noterliği'nin 12.11.2018 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesini keşide ettiğini, taraflar arasında kurulan bu ortaklıkta müvekkilinin edimlerini yerine getirdiğini ancak davalının sözleşmeye uymayarak edimini yer getirmediğini, Protokolün 7. Maddesi uyarınca gelir ortaklık payının müvekkiline hiç ödenmediğini bu nedenle ortaklığın tasfiyesi ile her ay ödenmeyen kar payının ödenmesine ve ortaklık konusu makinelerin mülkiyetinin veyahut rayiç bedellerinin yarısının hesap edilerek ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Müvekkili şirketin, davacı şirkete herhangi bir borcunun bulunmadığını ve davacı şirketten alacaklı durumda olduğunu, zira davacı yanın faturadan kaynaklı borcunun bulunduğunu, taraflar arasında resmi şekil şartı taşıyan herhangi bir ortaklık sözleşmesinin bulunmadığını, söz konusu makineler üzerinde davacının herhangi bir hak ve alacağının olmadığını ve kurulmuş bir sözleşmenin de bulunmadığını, davacı yarafından sunulan sözde adi ortaklık sözleşmesinde imzaların ve kaşelerin biribirinden farklı olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydıyla, sözleşmenin orijinal ıslak imzalı halinin sunulması gerektiğini, davacının iddia ettiği şekilde Kredi Garanti Fonu tarafından onaylanan kredi sonrası, nakit akışının sadece banka değil, ekte sunulan 8 adet toplamda 305.000,00 TL bedelli çekler verilerek satın alındığını, bu çeklerden 165.000,00 TL bedelli kısmının mali sıkıntılar nedeniyle ödemediğini ve icraya konu edildiğini, bu nedenle icraya konu edilen çeklere karşılık .... A.Ş'den alınan ... abkant pres 153.400,00 Tl KDV dahil bedel ile iade edildiğini ve firmaya kalan 41.00,00 TL borcun yapılandırıldığını, dolayısı ile davacının haksız kazanç elde etmek amacı ile huzurdaki davayı açtığını beyan ederek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "...Bilirkişi raporuna ile davacı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onayına sahip olduğu, yanlar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu davacının defterlerine göre davalıya 7.265,21 TL borçlu olduğu , davalının defterlerine göre davacıdan 97.655,21 Tl alacaklı olduğu belirtilmiş olup davalı vekili tarafından davacının borçlarına dayanak faturalar ile kredi sözleşmeleri ,taahhütnameler ve yapılandırma sözleşmesi ve eklerini dosyaya ibraz edilmiştir. Davacı vekili tarafından raporda makine bedellerinin hesaplanmadığını beyanla ile itiraz etmiş ise de davacı vekili tarafından sunulan █████/2025 tarihli beyan dilekçesinde Protokolün 4. Maddesi gereğince satın alma bedelinin yarısını ödeyip ödemediği, ödemiş ise ödemenin kime yapıldığı hususunda beyanda bulunması ve buna dair dekont v.b.tüm belgeleri sunması verilen sürede protokole gereği satın alınan makinaların işletilerek elde edilecek gelirin taraflarca yarı yarıya paylaşılacağını, makinanın geliri ile evvela borçların ödeneceğini beyan ederek protokol kapsamında yapılan ödemelere ilişkin herhangi bir delil ibraz etmediğinden ve Protololde satın alma bedelinin elde edilen gelirden ödeneceği hususunda bir düzenleme bulunmaması hususu da gözetilerek yeniden rapor alınması yönündeki taleplerin reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamında gelen banka kayıtları ve yazı cevaplarına göre; makine bedeli olarak kullanılan kredinin davalı şirket tarafından çekildiği ve ödemenin de davalı şirket tarafından gerçekleştirildiği tespit edilmiş olup dosya kapsamındak verilere göre; davaya konu makinaların alınması için davacı firma yetkilisine ait taşınmazın davalı şirket yetkilisine devir edildiği bu kişinin de kredi için söz konusu taşınmazı KGF (kredi garanti fonu) için ipotek tesis ettiği yönündeki iddiaların ve █████/2017 tarihli Protokolün 4. madde ile de satın alım bedeli için alınan kredi tutarının da taraflarca yarı yarıya ödeneceği hususundaki şartların yerine getirildiği hususu davacı tarafından kesin delillerle ispatlanamamış olduğundan davacı vekilinin dava dilekçesinde yemin deliline dayandığından davacı vekiline yemin deliline başvurup başvurmayacağı hususu hatırlatılmış davacı vekili yemin tektif etmeyeceklerini belirttiğinden davacının protokoldeki tüm şartları yerine getirerek makinaların mülkiyetinin yarısına ve elde edilen karın yarısına hak kazandığı hususunu ispatlanamadığına ..." gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; taraflar arasında █████/2017 tarihinde adi ortaklık sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme hükümleri uyarınca taraflar arasında adi ortaklık kurulduğunu ve sözleşmede belirtildiği üzere müvekkili şirket yetkilisi ...'ın tasarrufunda bulunan Antalya ili Döşemealtı İlçesi ... mahallesi ... Ada, 22 parselde kayıtlı D blok, 6 nolu bağımsız bölüm olan taşınmazın evvela bilabedel davalı firma yetkilisi ve sahibi ...'a devir ve tescil edildiğini, taşınmaz teminat gösterilerek Kredi Garanti Fonu (KGF) tarafından onaylanan kredi sonrası nakit akışı ... A.Ş. Kapalıçarşı Şubesi tarafından sağlandığını ve dava dışı .... A.Ş.'ye ortaklık konusu malların bedeli nakit olarak ödendiğini, müvekkilinin taahhütlerini yerine getirdiğini, davalının masraflar çıkarıldıktan sonra makinelerin işletilmesi ile müvekkilinin hissesine düşen payı ödemediğini, sözleşmeye aykırı davrandığını, mahkemece dava konusu olmayan konularda niceleme yapıldığını, taleplerinin adi ortaklığın feshi nedeniyle ortaklık konusu malların yarı mülkiyetinin veyahut bedellerine yönelik dava açtıklarını, bilirkişilerin cari hesaplara odaklanmalarının hatalı olduğunu, tarafların birbirlerinden talep ettikleri cari hesap alacakları olmadığını, lazer kesim makinesinin değerinin tespiti ve makinenin çalışmasıyla elde edilen gelir hususlarının araştırılmadığını, ortaklık sözleşmesindeki imzanın davalı tarafça ikrar edilmiş olduğunu, mahkemece karar gerekçesinde sözleşmeye ilişkin hükümleri yazmasına karşın sözleşme hükümlerinde vakıaların ispatlanamadığına hükmedildiğini, sözleşmenin kesin delil niteliğinde olduğunu, sözleşmenin Genel Şartlar 1. Maddesinde : '' Taraflar %50'ser hisseli olarak I adet... lazer kesme makinesi 1 ac 3304130042 güç kaynağı ... Pres alınarak, sözkonusu makinelere ve çalıştırılmasından elde edilecck gclire %50 oraninda paydas olunarak bir is ortakliği kurulması hususunda tam mutabakata varmışlardır.'' denildiğini, ortada bir ortaklık sözleşmesi olduğunu, sözleşmenin 2. Ve 3. Maddelerinde makinelerin alındığı ve mülkiyetin BORDO ve FYG'ye ait olduğunun belirtildiğini, makinelerin ne şekilde alındığının da sözleşmede belirtilmiş olduğunu, sözleşmede makinelerin %50 ortak olduğu ve geliri hususlarının da kararlaştırıldığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Dava, adi ortaklığa ait makinelerin veya değerinin tahsili ile ortaklık gereği ödenmeyen gelirin tahsili taleplerine ilişkindir.
Davacı, taraflar arasında adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını sözleşme gereği makinelerin alındığını, davalının taahhütlerini yerine getirmediğini, makinelerden el ettiği geliri ödemediğini ileri sürmektedir.
Davalı ise, sözleşmedeki imzayı kabul etmiş, makinelerin kendisi tarafından alındığını, davanını hak sahibi olmadığını resmi bir sözleşme olmadığını savunmuştur.
Uyuşmazlık, taraflar arasındaki kurulduğu iddia edilen adi ortaklık gereğince davalıya ödenen sermaye payının iadesi istemine ilişkindir.
6098 sayılı Kanun'un 620. maddesinin birinci fıkrasına göre; adi ortaklık, iki ya da daha fazla kişinin emeklerini ve mallarını ortak bir amaca erişmek üzere birleştirmeyi üstlendikleri sözleşmedir. Diğer bir anlatımla, adi ortaklık; birbirini tanıyan, diğerinin kabiliyet ve şahsına güvenen, eşit ve aynı durumda olan gerçek veya tüzel kişilerin, ortak amacın gerçekleşmesini sağlayarak katılım paylarını ortaklığa getirme konusunda karşılıklı ve uygun irade beyanlarının birbirine ulaşmasıyla teşkil eden bir kişi topluluğudur.
Ortaklığın varlık sebebi olan amaç birlikteliğinin bir sonucu olarak, ortaklar arası ilişki karşılıklı güven ve iyi niyet temeline dayanmaktadır. Hukuk Genel Kurulunun 10.04.1991 tarihli ve ███████-76 E., ████████ K. sayılı kararında da belirtildiği üzere ortaklar öteki sözleşmelerden tamamen farklı şekilde, emeklerini ve katılım paylarını ortak bir amaç için birleştirdiklerinden, aralarında sıkı bir işbirliği kurulur ve güvene dayanan bu işbirliği ilişkisi nedeniyle ortaklar birbirlerinin vekili gibi, ortaklık işlerinden dolayı özenle hareket etmek, ortakları zarara uğratmamak durumdadırlar.
Buna bağlı olarak, adi ortaklığa esas doğruluk ve güven ilkesi, kanunda açıkça belirtilmemiş olmasına rağmen, ortakların sadakat ve eşit işlem borcunu da beraberinde getirir. Sadakat borcu gereği ortaklar müşterek amacı engelleyen her türlü davranıştan kaçınmalı, sadece kendi menfaatlerini değil ortaklığın amacını koruyabilmek için diğer ortakların menfaatlerini de gözetmelidir. Eşit işlem borcu da, ortaklara ortaklıkla ilişkilerinde iradi olarak eşit olmayan bir şekilde davranılmaması anlamına gelir ve tıpkı sadakat borcu gibi doğruluk ve güven ilkesinin adi ortaklığa özgü tezahür şeklidir.
Adi ortaklık sözleşmelerinde "şekil serbestisi" ilkesi uygulanmakta olup, ortaklık ilişkisinin sözlü olarak da kurulabilmesi mümkündür. Adi ortaklık sözleşmesinde şekil, ispat açısından önem arz etmektedir.
Taraflar arasında ortaklık ilişkisinin varlığına dair ihtilaf çıktığında, ispat yükü, ortaklık ilişkisinin varlığını iddia edene düşer.
Bir ortak tarafından adi ortaklığa ilişkin olan sermaye payının, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğranılan zararın veya kar payının talep edilmesi; aynı zamanda ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsar.
Ayrıca fesih talebinin mutlaka fesih istenmesi şeklinde açıkça olması zorunluluğu yoktur. Örneğin; ortağın, ortaklığa getirdiği sermayenin iadesini istemesi, ortaklığın feshi ve tasfiyesi istemini de kapsamaktadır.
Adi ortaklığın tasfiyesindeki aşamalar şu şekilde gerçekleşecektir:
Birinci aşamada; (taraflarca veya anlaşamamaları hâlinde Mahkemece atanacak) tasfiye memuru tarafından sona erdiği tarih itibariyle ortaklığın aktif ve pasifi ile birlikte tüm mal varlığı belirlenerek hazırlanan mal varlığı bilançosu taraflara tebliğ edilmeli, bu husustaki itirazlar toplanacak delillere göre hakim tarafından değerlendirilmeli,
İkinci aşamada; tasfiye memuru tarafından ortaklığın malvarlığına ilişkin satış ve nakde çevirme işlemi gerçekleştirilmeli, şayet bu mallar mevcut değilse değerleri tasfiye memuru marifetiyle saptanmalı,
Üçüncü ve son aşamada ise; yukarıdaki işlemler sonucu oluşan değerden, tasfiye memuru, tarafından öncelikle ortaklığın borçları ödenmeli ve ortaklardan her birinin, ortaklığa verdiği avanslar ile ortaklık için yaptığı giderler ve katılım payı geri verilmeli, bundan sonra bir şey artarsa, bu kazanç veya zarar da belirlenerek ortaklara paylaştırılmak üzere son bilanço düzenlenmelidir.
Bu aşamalardan sonra ise; tasfiye memurunun yaptığı tasfiye işleminin sonuç bilançosuna göre hâkim, tarafların hak ve yükümlülüklerini belirleyip, tasfiye işlemini sonlandırmalı ve bu doğrultuda hüküm oluşturmalıdır.
Hal böyle olunca İlk Derece Mahkemesince; taraflar arasında düzenlenen ortaklık sözleşmesi ile geçerli bir adi ortaklık ilişkisinin kurulduğunun kabulü ile davacı ortak tarafından koyulan sermaye payının talep edilmesinin aynı zamanda ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsayacağı gözetilerek, uyuşmazlığın yukarıda açıklanan sıra ve yöntem izlenerek çözümlenmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.( Y. 3. HD█████████- █████████)
Somut olayda taraflar arsında adi ortaklık kurulmuş olduğu, sözleşmedeki imzanın davalı tarafça yargılama sırasında kabul edildiği, sözleşeme hükümlerinde adi ortaklığa alınan makinelerin alınması, ödenmesi ve gelirinin paylaştırılmasının da düzenlenmiş olduğu, makinelerin adi ortaklık malvarlığına ait olduğu gözetilerek davacının talebinin adi ortaklığın fesih ve tasfiyesini de kapsadığı anlaşılmakla mahkemesince adi ortaklığın fesih ve tasfiyesine ilişkin hükümlerin uygulanması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalıdır.
Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulüne,HMK 353/1-a-6 md gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yukarıda belirtilen şekilde yargılama yapılarak hasıl olacak sonuca göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
K A R A R
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun kabulü ile, kararın, HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasıyla, yeniden yargılama yapılıp bir karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine geri gönderilmesine,
Peşin alınan istinaf karar harcının istinaf edene isteği halinde iadesine,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!