Anahtar kelimeler: Destekçisi Ekspres Havalimanı Atatürk Bisiklet Cismani Çarparak Mesuliyet İstikametine Seyir

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ..... SİGORTA A. Ş. tarafından ..... poliçe numaralı sigorta poliçesi ile zorunlu mali mesuliyet sigortası yapılmış olan ..... plaka sayılı araç, sürücü ve araç sahibi davalı .....'in sevk ve idaresinde iken 03.08.2023 tarihinde Basın Ekspres yolundan Atatürk Havalimanı istikametine doğru seyir halinde bulunduğu esnada elektrikli bisiklet ile seyir halinde bulunan müvekkillerin destekçisi .....'a çarparak yaralanmasına, akabinde kaldırıldığı hastanede vefat etmesine sebebiyet vermiştir. İşbu kaza sonucunda Kaza Tespit Tutanağı tutulmuş ve davalı ..... aleyhine, iş bu işbu kaza dolayısıyla "Taksirle Bir Kişinin Ölümüne Neden Olma" suçundan Bakırköy ..... Asliye Ceza Mahkemesi'nin ..... E. Sayılı dosyası ile ceza davası açılmış ve işbu dosyada davalı ...... 'in ve müteveffa ..... kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmadığının tespiti ile beraatine hükmedilmesi yönünde verilen karar kesinleşmiştir. KTK'nda motorlu araç işletenin sorumluluğu bir tehlike sorumluluğu ve buna bağlı olarak kusursuz sorumluluk hali olarak düzenlenmiştir. Buna göre, motorlu araç işleteni zararın oluşumunda kusuru olmasa dahi sorumlu tutulacaktır. Ceza davalarında aranan kurallara aykırılık, zararın doğumu için doğrudan değilse de dolaylı etken ise de, tazminat davalarında ayrıca eylem ile zarar arasındaki nedensellik bağı, başka bir deyişle eylemin zararın oluşmasına etki derecesi araştırılmalı ve kusur dağılımı buna göre yapılmalıdır. KTK. mad. 85 /1 , "Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın işleteni bu zarardan sorumlu olur." hükmünü taşımaktadır. Bu hükme göre, sorumluluk, motorlu taşıt aracının işletilmesine bağlanmıştır. Bu itibarla, işletenin sorumlu olması için, zarara, aracın işletilmesinin sebep olması gerekir. Burada sorumluluğun temeli, işletme tehlikesi, türü ise, tehlike esasına dayalı işletme sorumluluğudur. KTK. 85/I'e göre, işletenin, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararlardan doğan sorumluluğu, kusur sorumluluğu olmadığı gibi, objektif özen ödevinin ihlâline dayanan olağan sebep sorumluluğu da değildir. Bu itibarla, işleten hiç bir kusuru bulunmasa bile, aracın işletilmesinin sebep olduğu zararları tazmin etmek zorundadır.. Bununla birlikte, aracın işletilmesinden doğan zararların tazmininde, işletenin ayrıca kusuru da varsa, bu kusur, ek (munzam) kusur sayılır ve işleteni, KTK. 86'ya göre sorumluluktan kurtulma veya sorumluluğun azaltılması imkanından yoksun kılar. KTK. 85/ I'e göre, işletenin sorumluluğu, objektif özen ödevinin ihlâline dayanan olağan sebep sorumluluğu da değildir. Bu itibarla, işleten yani davalı ..... sürücü ve araç üzerinde bakım ve denetim yönünden her türlü özen ödevini yerine getirdiğini ispat etse bile, zararın, aracın işletilmesinden doğması nedeniyle o, bundan sorumludur. Açıklamalar ışığında, eldeki davada, davalı araç işleteni ......'in tehlike sorumluğu ve KTK'nun yukarıda belirtilen ilgili maddeleri bağlamında meydana gelen maddi ve manevi zarardan sorumluluğu bulunduğu sabittir. Müteveffa ....., kaza tarihinde 9. Sınıfı bitirmiş olup, elim kaza gerçekleşmeseydi 1 ay sonra 10. Sınıfa geçecekti. Mütevaffa ..... kaza tarihinde eğitim gördüğü Mustafa Nevzat Pısak Mesleki Eğitim Merkezi'nde eğitimine devam etmektedir. Aynı zamanda mesleki eğitim görmesi nedeniyle eğitim kurumu tarafından bulunan ve devam etmesi gereken ..... avm yakınındaki "..... Kuyumculuk" işyerinde de staj görmektedir. Bu staj yeri Mustafa Nevzat Pısak Mesleki Eğitim Merkezi tarafından bulunarak mütevaffanın mesleki eğitimi yanında staj yapılması için kaydı yapılmıştır. Mütevaffa devam ettiği staj çalışmaları nedeniyle devletten maaş da almakta, bu maaşının maaş günü müvekkil annesine teslim etmekteydi. Bu staj nedeniyle devletten de asgari ücret üzerinden hesaplanan maaş almaktaydı. Bu nedenlerle Müvekkil ...... oğlunun, müvekkil .....'ın ağabeyinin acı kaybı dolayısıyla destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinin bulunduğunu, müvekkiller ..... VE ..... mütevefa ..... 'ın annesi ve kardeşi olup, ve ..... 'ın gencecik yaşında acı kaybı dolayısıyla desteğinden yoksun kalmışlardır. Bu nedenlerle Müvekkil'ler için derstekten yoksun kalma ve Müvekkil ..... için 1.000.000,00 TL ve Müvekkil ..... için 500.000,00 TL manevi tazminat talebimiz vardır. belirtilen sebeplerle; adli yardım talebimizin kabulü ile, haklı olan davamızın kabulüyle Fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla (bu bir belirsiz alacak davası olup, alacaklar belirlenebilir hale geldiğinde dava değeri yükseltilecektir);
..... için ölen oğlu .....'ın desteğinden yoksun kalması sebebiyle şimdilik 5.000,00 TL Maddi tazminat ve 1.000.000,00 TL Manevi tazminatın, ...... için ölen ağabeyi ..... 'ın desteğinden yoksun kalması sebebiyle şimdilik 5.000,00 TL Maddi tazminat ve 500.000.,00 TL Manevi tazminatın,
Kaza tarihi olan 03.08.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle tahsiline (Sigorta şirketleri, manevi tazminat klozu işaretlenmemişse sadece poliçe limitleri dahilindeki maddi tazminat miktarınca) ve Yargılama giderleri ve ücreti vekaletin davalı yanlara yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ...... vekili cevap dilekçesinde özetle; Hukukun genel ilkelerine göre tazminat talebi zenginleşme aracı olarak kullanılamaz. Müvekkil kıt kanaat geçinmeye çalışmakta olup, sadece emekli maaşı vardır. Haksız fiilden doğan borç ilişkisinin tarafları, '' kusurlu ve hukuka aykırı bir fiil ile başkasına zarar veren '' ve '' zarar gören ''dir. TBK m. 49'a göre '' Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.'' Trafik kazasının oluşmasında müvekkilin kusuru bulunmamaktadır. Ayrıca zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağı olmalıdır. Uygun nedensellik bağının varlığı ispatlanamazsa sorumluluk doğmuş sayılmaz. İspat yükü zarar görene aittir. Trafik kazasının oluşumunda müvekkilin kusuru bulunmamakta, müvekkil kusursuz olup, oluşan zarardan müvekkilin sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir. Bakırköy ..... Asliye Ceza Mahkemesi ..... E. Sayılı dosyasında alınan Adli Tıp Kurumu raporundan da anlaşılacağı üzere kazanın oluşumunda müvekkile atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmamaktadır. İşbu sebeple haksız davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Motorlu aracı kullanan sürücülerin ölüm, yaralanma ve maddi hasarla sonuçlanan kazalardan dolayı sorumlu tutulabilmeleri için, kazanın meydana gelişinde kesinlikle kusurlu olmaları gerekir. Motorlu aracı kullananların sorumluluğu kusur sorumluluğudur. Müvekkil kazanın oluşmasında kusursuzdur. Tazminata konu edilen olaydan kaynaklı olarak müvekkil hakkında ceza davası açılmış olup, ceza davasına konu olay; müvekkil .....'in sevk ve idaresi altında bulunan ..... plaka sayılı araç ile Basın Ekspres yolunda, Atatürk Havalimanı istikametine doğru seyir halinde bulunduğu sırada elektrikli bisiklet ile yan tarafında ve bulunulmaması gereken emniyet şeridinde seyir halinde bulunan maktule çarparak yaralanmasına, akabinde kaldırıldığı hastanede vefat etmesine sebebiyet verdiği iddiası ile görülmüş, yapılan yargılama sonucunda ''Her ne kadar sanık hakkında TCK'nın 85/1 maddesinde düzenlenen taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan cezalandırılması talebi ile kamu davası açılmış ise de; kazanın oluşumunda sanığın taksire dayalı kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından 5271 Sayılı CMK'nun 223/2-c maddesi uyarınca müsnet suçtan sanığın BERAATİNE'' şeklinde hüküm oluşturulmuş ve karar kesinleşmiştir. Kazanın oluşumu ve müvekkilin kusurunun olup olmadığı ile ilgili Bakırköy ..... Asliye Ceza Mahkemesi ..... E. Sayılı dosyasında alınan üç adet rapor bulunmaktadır. Söz konusu raporların tamamında müvekkil ......'in kusursuz olduğu tespiti yapılmıştır. ATK Trafik İhtisas Kurulu raporunda müvekkilin kusursuz olduğu tespiti yapılmıştır. Trafik kazası nedeniyle tazminat davasının hukuki dayanağı, trafik kazasının bir haksız fiil sorumluluğu doğurmasıdır. Haksız fiil sorumluluğunun doğabilmesi için gerekli olan unsurlar şu şekilde sıralanabilir: Hukuka aykırı fiil, zarar, illiyet bağı ve kusur. Yargılama konusu olay açısından ise müvekkil, kaza ve zarar arasında illiyet bağı kurulamamakta ve müvekkilin kusuru bulunmamaktadır. İşbu sebeple müvekkil açısından davanın reddi gerekmektedir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte; ölümlü veya yaralamalı trafik kazaları nedeniyle hükmedilen manevi tazminatın amacı zarara uğrayanda bir huzur duygusu yaratmaktır. Manevi tazminat, davacı için zenginleşme aracı olmamalıdır. Mahkeme manevi tazminat ile ilgili hüküm kurarken olay sebebiyle duyulan acı ve elemin kısmen de olsa giderilmesini amaçlamalıdır. Ancak müvekkil kazanın oluşumunda kusursuz olup, oluşan zarardan da sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir. Kabul anlamına gelmemekle birlikte; maddi tazminat nasıl hesaplanır sorusu, daha somut verilerle cevaplanabilecek bir soru olup, maddi tazminatın mikatarını doğrudan uğranılan zarar ve kusur oranı belirlemektedir. Müvekkil trafik kazasının oluşumunda kusursuzdur. Müvekkilin kusursuz olduğu ceza yargılaması sonrasında verilen beraat hükmüyle de sabittir. İşbu sebeple müvekkilin maddi tazminattan sorumlu tutulması hukuken mümkün değildir. Yukarıda açıklanan nedenlerle kötü niyetle açılan davanın reddi reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacılar tarafından ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir,
Davalı ..... Sigorta A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkil şirketin sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olacaktır. Dolayısıyla, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa müvekkil şirkete düşen bir sorumluluk da olmayacaktır. Ceza dosyası celp edilip incelendiğinde kusur durumuna ilişkin bilirkişiden rapor alındığı, bilirkişinin raporunda sigortalının kusursuz, müteveffanın tamamen kusurlu olduğu şeklinde görüş bildirdiği, yine Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alındığı, ilgili raporda seçenekli görüş bildirildiği ve her iki görüşte de sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunun tespit edildiği ve sigortalının kusursuz olması nedeni ile de beraatine karar verildiği, kararın da kesinleştiği görülecektir. Bu nedenle sigortalının kusuru olmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekmektedir. Davacıların, müteveffanın kendilerine destek olduğunun ya da ileride olacağının somut olarak ispat edilmesi gerekmektedir. TMK Madde 6 uyarınca " Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür." Ayrıca TBK madde 50 uyarınca "Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır." Davacılara sgk tarafından ödeme yapılıp yapılmadığı veya gelir bağlanıp bağlanmadığının tespiti için müzekkere yazılması gerekmektedir. Müvekkil şirket manevi tazminat taleplerinden sorumlu değildir. Davacı davasında müvekkil sigorta şirketinden de manevi tazminat talep etmiş olup, işbu talebinin de reddine karar verilmesi gerekmektedir. Zira sigortalı şirket ile müvekkil şirket arasında düzenlenen poliçe ZMS olup, İş gücü kaybı, destekten yoksun kalma gibi konular zorunlu trafik sigortası tarafından karşılansa da manevi talepler trafik sigortası kapsamına girmez. İşbu nedenlerle müvekkil yönünden manevi tazminat talebinin de reddine karar verilmesi gerekmektedir Tüm bu açıklamalar ışığında zaten manevi tazminattan sorumlu olmayan müvekkil yönünden davanın reddi gerekmektedir. Davaya konu hadise haksız fiil teşkil ettiğinden davacı tarafça talep edilen faizin yasal bir dayanağı bulunmamaktadır. Dava konusu talepler haksız fiilden kaynaklanmaktadır. KTK’ nın tazminatın biçimi ile ilgili borçlar kanunun haksız fiil hükümlerine yollama yaptığı ve borçlar kanununda düzenlenen haksız fiil sorumluluğunda uygulanacak faizi sadece sorumluların ödemesi gerektiği açıktır. Kaldı ki hiçbir şekilde davayı kabul manasında olmamak üzere, aleyhimize tazminata hükmedilmesi halinde ıslah edilmemiş tutar için tazminat faiz sorumluluğu dava tarihinden itibaren, aşağıdaki yargıtay kararı’nda da belirtildiği üzere ıslah edilmiş tutara ilişkin tazminat ve faiz sorumluluğu ise ıslah tarihinden itibaren başlatılmalıdır. Belirtilen nedenlerle usul ve esasa ilişkin itirazlarımızın kabulü ile davanın reddine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
█████/2026 Tarihli Bilirkişi Heyet Raporunda;
"... 1-Ölen sürücü .....'ın tali kusurlu olduğu,
2-Sanık sürücü ..... 'in kusursuz olduğu,
3-Kimliği belirsiz yayanın asli kusurlu olduğu, " şeklinde görüş bildirilmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava; trafik kazası haksız fiiline dayalı destekten yoksun kalmaya ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat taleplerine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 03.08.2023 tarihinde tarihinde, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı olup, davalı ..... 'in sürücüsü ve maliki olduğu ..... plaka sayılı aracın, elektrikli bisiklet ile seyir halinde bulunan davacıların destekçisi ...... 'a çarparak yaralanmasına, ve akabinde kaldırıldığı hastanede vefat etmesine sebebiyet verdiğini, davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldığını, acı ve üzüntü yaşadıklarını belirterek KTK 85. Maddesi kapsamında davalının kusursuz sorumluluğunun bulunduğunu belirterek davacılar için ayrı ayrı 5.000,00'er TL maddi tazminatın, davacı anne için 1.000.000,00 TL manevi tazminatın, davacı kız kardeş için 500.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ..... vekili cevap dilekçesinde özetle, davalının kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, bunun dava konusu olaya ilişkin yapılan ceza yargılamasında aldırılan bilirkişi raporları ile belirlendiğini ve ceza yargılamasında beraat kararı verildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, davalı sigorta şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle, sigorta şirketinin sorumluluğunun ancak sigortalısının kusurunun varlığı halinde söz konusu olduğunu, manevi tazminatın poliçe kapsamında bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkememizce dava konusu trafik kazasına ilişkin davalı ..... 'in yargılandığı Bakırköy .... ASCM'nin ..... esas ...... karar sayılı dosyasının tüm suretinin dosyaya celbi sağlanmış, yapılan incelemede, davalı ..... hakkında taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan sanığın taksire dayalı kusurunun bulunmadığı anlaşıldığından beraatine karar verildiği, kararın 12.11.2024 tarihinde kesinleştiği, soruşturma aşamasında aldırılan 18.08.2023 tarihli bilirkişi raporunun ve ceza mahkemesince aldırılan █████/2024 tarihli ATK trafik ihtisas dairesi raporunun bulunduğu görülmüştür.
Mahkememizce davacının KTK 85. Ve 86. Maddeleri kapsamında tazminat talebinin yerinde olup olmadığının tespiti hususunda üçlü teknik bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup, buna göre olayın, █████/2023 günü saat 07:30 sıralarında Sanık sürücü ..... idaresindeki ..... plakalı otomobil ile Basınekspres Yolu üzerinde Atatürk Havalimanı istikametine doğru sol şeritte seyirle geldiği kaza mahalli ..... Mağazası önünde idaresindeki aracın sağ ön kısımları ile kendisiyle aynı istikamette yolun sağ tarafından en sol şeride doğru yönelen Müteveffa sürücü ..... idaresindeki tescilsiz elektrikli skuterle çarpışması şeklinde meydana geldiği, █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; kaza mahallinde emniyet şeridi (200 cm) bulunduğu, Sanık sürücü ..... 'in kusurunun olmadığı, Müteveffa sürücü ..... 'ın tamamen kusurlu olduğunun belirtildiği, Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından dosyaya sunulan 07.06.2024 tarihli raporda olayın iki seçenekli olarak değerlendirildiği, 1.Durumda;A) Sanık sürücü ..... 'in kusursuz olduğu, B) Müteveffa sürücü ...... 'ın tali kusurlu olduğu,C) Kimliği belirsiz yayanın müteveffa sürücüye müdahale etmesinin asli etken olduğu, 2.Durumda;A) Sanık sürücü .....'in kusursuz olduğu, B) Müteveffa sürücü .....'ın asli kusurlu olduğu, C) Kimliği belirsiz yayanın etkenliğinin bulunmadığı kanaatinin bildirildiği, mahkememizce görevlendirilen teknik bilirkişi heyetince yapılan değerlendirmede ATK'nın 1.durum olarak belirtilen değerlendirmesinin olaya uygun düştüğü kanaatine varıldığı, buna göre dava konusu kazanın, banket üzerinde seyirle gelen müteveffa sürücünün yine banket üzerinde yürüyen kimliği belirsiz yayanın müdahalesinin etkisiyle idaresindeki aracın kontrolünü kaybetmesi sonucu gerçekleştiği kanaatine varılmakla davalı sürücü ..... 'in yönetimindeki otomobili ile sol şerit üzerinde seyirle geldiği kaza mahalli yol bölümünde, yolun en sağından sola yönelen ve sol şeride geçiş yaparak hareket alanına giren müteveffa sürücü yönetimindeki araçla karıştığı olayda atfı kabil kusuru bulunmamakta olduğu, müteveffa sürücü ..... sevk ve idaresindeki elektrikli skuter ile nizamlara aykırı bir şekilde kaza mahalli yol sınıfına uygun olmayan bir araçla ve banket üzerinden seyirle geldiği kaza mahallinde her ne kadar bankette yürüyen yayanın kendisine müdahalesi olsa da yol üzerinde seyreden araçların seyir durumunu dikkate alması gerekirken bu hususlara uymadığı anlaşılmakla gerçekleşen kazada dikkat ve özen yükümlülüklerine aykırı davranışları ile tali kusurlu olduğu, kimliği belirsiz yayanın banket üzerinde yürüdüğü sırada, yine banket üzerinden karşı yönden seyirle gelen müteveffa sürücünün idaresindeki elektrikli skutere sürücünün can güvenliğini tehlikeye düşürecek şekilde müdahalede bulunmasının, gerçekleşen olayda asli etken olduğu belirtilmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun (KTK) işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğuna ilişkin 85'inci maddesinin 1'inci fıkrasına göre; bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün ünvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Buna karşılık, aynı Kanunun 86'ncı maddesinin 1'inci fıkrası uyarınca, aracın işleteni ve işletenin bağlı olduğu teşebbüs sahibi, kendisinin veya eylemlerinden sorumlu bulunduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın, trafik kazasının bir mücbir sebepten veya zarar görenin ya da bir üçüncü şahsın ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulur. Aracın işleteninin veya bağlı olduğu teşebbüs sahibinin, kazanın mücbir sebepten, mağdurun veya üçüncü şahsın ağır kusurundan meydana geldiğini ispat etmesi olayların normal cereyanına göre kazada işletenin ya da yardımcılarının kusuru ve araçta bozukluk bulunmadığı anlamına da gelir. (İstanbul BAM 40.HD ████████ esas █████████ karar sayılı ilamı) Bu kapsamda yukarıdaki tespitler ve yasal düzenlemeler değerlendirildiğinde; dava konusu kazanın meydana gelmesinde 2918 sayılı KTK' nin 86. maddesi karşısında sürücüsü davalı .....'in kusurlu olmadığı, kazanın her iki durum değerlendirmesine göre de davalı ..... dışındaki zarar gören müteveffanın veya dava dışı kimliği belirsiz yayaların asli etkisi/ağır kusuru ile gerçekleştiğinin anlaşıldığı, buna göre davalı sürücünün trafik kazasından meydana gelen maddi zarar ve manevi zarardan sorumluluğu bulunmadığı ve buna bağlı davalı sigorta şirketinin de sorumluluğu bulunmadığı anlaşıldığından davanın reddine karar verilmesi gerekmiştir.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın REDDİNE;
2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL karar harcının ve dava açılırken yatırılmadığı anlaşılan 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 1.347,40-TL harcın davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Davalılar yargılamada kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükteki bulunan AAÜT uyarınca reddedilen dava değeri üzerinden hesaplanan 10.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca 4.700,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınması ile hazineye gelir kaydına,
6-Kullanılmayan yargılama gider avansının 6100 Sayılı HMK 333. maddesi uyarınca kararın kesinleşmesine müteakiben yatırana iadesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekili ve davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip ......
☪ e-imzalıdır. ☪
Hakim .....
☪ e-imzalıdır. ☪

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!