Anahtar kelimeler: Mahsuba Ağırlaşmış Maktul Suçuna Süreç Sayı Gaziantep Hukukî Yardım Sıfatıyla

YARGITAY DAİRESİ
: 1. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: 715-23I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın maktul ...'e yönelik neticesi sebebiyle ağırlaşmış kasten yaralama suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 87/4-son , 62/1, 53, 54... . maddeleri uyarınca 13... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba ilişkin Gaziantep 6. Ağır Ceza Mahkemesince kurulan 27.12.2019 tarihli ve 162-678 sayılı hükmün, sanık müdafii ve katılanlar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesince duruşmalı yapılan inceleme neticesinde 11.01.2021 tarih ve 715-23 sayı ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, sanığın kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla iştirakten 5237 sayılı TCK'nın 81/1, 39/2-a-c, 62/1, 53, 54... . maddeleri uyarınca 10 yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, müsadereye ve mahsuba, bu kararın da sanık müdafiileri ve Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 1. Ceza Dairesince 09.03.2022 tarih ve 8185-1833 sayı ile hükmün onanmasına oy çokluğu ile karar verilmiştir.Daire üyesi ... ; ''...Sanık ...’un, fiilden sonraki davranışları, sanık ...’nin çoban olması nedeniyle omzunda sürekli tüfek bulundurmasının hayatın olağan akışına uygun olması gibi hususlar göz önünde bulundurulduğunda diğer sanık ... ile birlikte maktulü öldürme hususunda fikir ve irade birliği içerisinde olduğuna ya da eyleme maddi manevi destekte bulunup yardım eden sıfatıyla katıldığına dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delillerin mevcut olmadığı anlaşılmıştır. Ceza Hukukunun temeli olan "şüpheden sanık yararlanır" ilkesi göz önünde bulundurularak, sanık ...’nun diğer sanık ... ile birlikte maktulü ellerindeki sopalarla yaralama kastıyla gittikleri, ancak ...’nin ani gelişen kastıyla maktulü öldürmesi nedeniyle sanık ...’un kasten yaralama iradesinin teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşılmakla; sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kasten yaralama olarak nitelendirilmesi gerektiği ...'' düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 28.04.2024 tarih ve 44453 sayı ile; "... Taraflar arasındaki öldürmeyi gerektirecek boyutta bir husumet bulunmadığı, olay yerine sanık ...’nin omzunda tüfek ve elinde sopa ile yürüyerek, sanık ...’un ise elinde sopa ile ve traktörle geldikleri, sanık ...’nin çoban olması nedeniyle omzunda sürekli tüfek bulundurmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu gibi sanık ...’un fiilden sonraki davranışları nazara alındığında, sanık ...'un, diğer sanık ...'nin ani ortaya çıkan öldürme kastını önceden bildiğine veya öngördüğüne ya da diğer sanık ... ile birlikte maktulü öldürme hususunda fikir ve irade birliği içerisinde olduğuna yahut eyleme maddi manevi destekte bulunup yardım eden sıfatıyla katıldığına dair cezalandırılmasına yeterli her tür şüpheden uzak, kesin, somut ve yeterli delil bulunmadığından, öldürme kastının şüpheli kaldığı, şüpheden sanığın yararlanacağı kuralı gereğince ortaya çıkan kastının yaralamaya yönelik olduğu ancak tanık ...’in elindeki sopayı alması nedeniyle eylemini tamamlayamadığından eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı bu durumda eylemine uyan kasten yaralamaya teşebbüs etmek suçundan cezalandırılması yerine kasten öldürmeye yardım etmek suçundan kurulan hükmün bozulmasına karar verilmesi gerektiği... " düşüncesiyle itiraz yoluna başvurmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 1. Ceza Dairesince 29.06.2022 tarih, 5296-5831 sayı ve oy çokluğuyla itiraz nedenlerinin yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE KONUSUİnceleme dışı sanık ... hakkında maktule yönelik kasten öldürme suçundan kurulan mahkûmiyet hükmü Özel Dairece onanmak suretiyle kesinleşmiş olup, itirazın kapsamına göre inceleme; sanık ... hakkında kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla iştirakten kurulan mahkûmiyet hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığın eyleminin teşebbüs aşamasında kalan kasten yaralama suçunu mu yoksa kasten öldürme suçuna yardım eden sıfatıyla iştiraki mi oluşturduğunun belirlenmesine ilişkindir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;23.11.2015 tarihli otopsi tutanağında; kişinin vücudunda bir adet av tüfeği toplu saçma taneleri yarası tespit edilmiş olup, bunun tek başına öldürücü nitelikte olduğunun, atışın yakın atış mesafesinden yapıldığının, kişinin ölümünün av tüfeği toplu saçma taneleri yaralanmasına bağlı dış kanama sonucu meydana gelmiş olduğunun ve vücudunda başkaca darp, cebir izinin olmadığının belirtildiği,Olay yerinde bir adet 12 cal. boş kartuş ve kan izlerinin bulunduğunun, olayda kullanıldığı iddia edilen sopaların ele geçmediğinin belirtildiği,Anlaşılmaktadır.Katılanlar aşamalarda; tüm sanıklardan şikayetçi olduklarını, sanıkların en ağır şekilde cezalandırılmalarını talep ettiklerini,Tanık ...; olay sabahı maktule ait arazide çalıştıkları sırada inceleme dışı sanık ...'nin hayvanlarının maktulün arazisine girdiğini, inceleme dışı sanık ... hayvanları çevirmeye geldiğinde maktul ile aralarında ufak bir tartışma çıktığını, tanıklar ... ve ... ile birlikte tarafları araladıklarını, yaklaşık yarım saat sonra sanık ... ile inceleme dışı ...'nin olay yerine geldiklerini, kendisinin kavga çıkmasın diye alttan aldığını, her iki sanığın ''Dayı sen karışma'' , '' Vururuz, kırarız'' dediklerini, sanık ...'un elinde beyzbol sopası, ...'nin ise bir elinde sopa ve sağ omuzunda da tüfeğinin olduğunu, her ikisinin de sopalarını maktule salladıklarını, ancak maktul makinenin üzerinde olduğundan isabet ettiremediklerini, kendisinin beyzbol sopasını almak için sanık ...'un üstüne atlayıp mücadele ettiği anda bir el silah sesini geldiğini, makinenin paletinin üstünde ayakta duran maktulün vurulması üzerine paletin üzerinden düştüğünü, maktulün kasığından yaralandığını görünce hemen arabasını getirdiğini, inceleme dışı sanık ... olay yerinden kaçarken sanık ...'un maktulü arabasına taşımak için kendisine yardım ettiğini, ambulansa götürülene kadar da kendilerine eşlik ettiğini,Tanık ...; olay günü maktul ile inceleme dışı sanık ... arasında gerçekleşen ilk kavgayı ayırdığını, daha sonra inceleme dışı sanık ...'nin hayvanlarının yanına gittiğini, maktulün ise ... ile birlikte arazide çalışan kepçeye doğru yöneldiklerini, yaklaşık on beş dakika sonra tekrar tartışma sesi duyduğunu, sesin geldiği yöne doğru hızlı bir şekilde ilerlerken bir el silah sesi işittiğini, olay yerine vardığında maktulün yerde yattığını, inceleme dışı sanık ...'nin elinde tüfekle maktule yakın bir yerde durduğunu, sanık ... ve tanık ...'ın da olay yerinde olduklarını, inceleme dışı sanık ...'nin silahı nasıl edindiğini bilmediğini, köy yerinde dağlık bölgede davar otlattıklarını, hem kurt korkusundan hem de hayvanları çalınmasın diye çobanların genelde yanlarında tüfek taşıdıklarını,Tanık ...; olay günü tarafların iki kez karşı karşıya geldiklerini, ilk karşılaşmalarından on dakika kadar önce inceleme dışı sanık ... ve tanık ... ile birlikte çay içtiklerini, sonra inceleme dışı sanık ... ile birlikte sürüyü çevirmek için maktulün arazisine yakın bir bölgeye gittiklerini, bu sırada maktul ve inceleme dışı sanık ...'nin kavgaya tutuştuklarını, tek başına ayıramadığı için tanık ...'i çağırdığını, bu sırada olay yerine ...'ın geldiğini, birlikte tarafları ayırdıklarını ve sürülerinin başına gittiklerini, kısa bir süre sonra silah sesi duyduğunu, hayvanlarının başında durması gerektiğinden olay mahalline gitmediğini, ...'nin silahı nasıl edindiğini bilmediğini,28.12.2018 tarihinde alınan Cumhuriyet Başsavcılığındaki ifadesinde farklı olarak; silahın olay günü ...'nin eşeğinin heybesinde olduğunu gördüğünü,Tanık ...; olay tarihinden iki gün önce maktulün abisi ... ile oğlu inceleme dışı sanık ...'nin tartıştıklarını, olay günü oğlu ...'un kendisini aradığını, maktulün inceleme dışı sanık ...'yi dövdüğünü söylediğini, bunun üzerine olay yerine yaklaştığında her iki oğlunun da orada olduğunu, maktulün ise olay yerinde bulunan kepçenin içerisinden oğullarına karşı ''İkinizi de öldüreceğim, anasını, avradını sinkaf ettiklerim! '' diyerek aşağı atladığını gördüğünü ve hızlandığını, olay yerine yüz metre kala bir el silah sesi duyduğunu, vardığında tüfeğin inceleme dışı sanık ...'nin elinde olduğunu, maktul yere düşünce kepçeci ...'ın yerden aldığı sopa ve taşla oğlu inceleme dışı sanık ...'nin kafasına üç dört defa vurduğunu, sanık ...'un araya girerek inceleme dışı sanık ...'yi ...'ın elinde aldığını, hemen kepçeciye ait olan kamyoneti getirterek ... ve ... ile birlikte maktulü kamyonete bindirerek hastaneye gönderdiklerini,İnceleme dışı sanık ...; olay gününden bir kaç gün önce hayvan otlatırken maktulün kardeşi ... ile kavga ettiklerini, ...'in sopayla kafasına vurduğunu, bu olayı babasına anlatması üzerine aile büyükleri ve köy muhtarının araya girmesi ile ... ile barıştıklarını, olay günü hayvanları otlattığını, maktulün de tanık ... ... ile birlikte tarlasında çalıştığını, maktulün yanına gelerek kendisine küfür edip yüzüne tükürdüğünü ve eliyle bir kaç yumruk vurduğunu, bunun üzerine ağabeyi olan sanık ...'u arayıp yaşananları anlattığını, abisi sanık ...'un yanına gelerek ''...'nun yanına gidelim sizi barıştıralım'' dediğini, birlikte maktulün yanına gittiklerini, maktulün kepçenin içinde olduğunu, sanık ...'un kepçenin camını tıklattığını, maktul dışarı çıkınca sanık ... ile tanık ...'ın olay yerinden elli altmış metre kadar uzaklaşarak konuşmaya başladıklarını, tanık ...'ın abisi sanık ...'a saldırdığını görünce kendisinin de kaçmak istediğini ancak maktulün sopayla kafasına vurduğunu, bunun üzerine yanında bulunan av tüfeğiyle bir el havaya ateş ettiğini, taşa değen saçmaların maktule isabet ettiğini ve maktulün yaralandığını, abisi sanık ... ile tanık ...'ın maktulü alıp götürdüklerini, kendisinin baygın olduğunu, silahı her gün hayvan otlatmaya giderken yanında götürdüğünü, ...'nun kendisini dövdüğü olayda da silahın yanında olduğunu, diğer çobanların dağda hayvan güderken silah taşıdıklarını, olay yerine öldürme amacıyla gitmediğini, olay anında abisi ... gelmeden önce de silahının üzerinde olduğunu, istese idi maktulü o zaman öldürebileceğini,İfade etmişlerdir.Sanık ...; olaydan bir kaç gün önce maktulün abisi ... ile kardeşi olan inceleme dışı sanık ... arasında hayvan meselesi yüzünden tartışma yaşandığını ancak bu olay nedeniyle şikayetçi olmadıklarını, olay günü evde olduğu sırada ''... ...'yi öldürdü'' şeklindeki söylentiyi duyunca inceleme dışı sanık ...'yi aradığını, inceleme dışı sanık ...'nin maktul ile arasında bir kavga yaşandığını söyleyerek olayın büyümemesi için gelip müdahale etmesini istediğini, bunun üzerine traktör ile olayın olduğu yere gittiğini, olay yerine gittiğinde maktul ve ...'ın kepçe ile fıstık bahçesinde çalıştıklarını, inceleme dışı sanık ...'nin fıstık bahçesinde olmadığını, hayvanlarının yanında olduğunu, ...'a ''Dayı büsbüyük adamsın, bunların kavga etmesine neden müsaade ediyorsun, hayvanlık etme!'' demesi üzerine ...'ın göğüs hizasına tekme ile vurup kendisini yere düşürdüğünü sonra da kendisini darp ettiğini, inceleme dışı sanık ...'nin de fıstık bahçesine geldiğini ancak nasıl geldiğini görmediğini, silah sesini duyduktan sonra sesin geldiği yöne baktığında maktulün yerde olduğunu, inceleme dışı sanık ...'nin de aynı tarafta olduğunu, aralarında bir kaç metre mesafe olduğunu, o sırada inceleme dışı sanık ...'nin başını elleri arasına alıp oturur vaziyette iken ''Ben nasıl böyle bir hata yaptım'' dediğini, kendisinin de inceleme dışı sanık ...'ye vurduğunu, silahı alıp yere attığını, maktulün sol bacağını kasıklarına yakın olan bölgede kanamayı görünce yaraya tampon yaptıklarını, maktulü ... ile birlikte ...'ın aracına bindirdiklerini, bu sırada babası ... ile tanıklar ... ve ...'in de fıstık bahçesine geldiklerini, inceleme dışı sanık ...'nin olay yerinden nasıl ayrıldığını bilmediğini, yolda ambulansı, köy muhtarını ve jandarma karakolunu aradığını, yaralıyı ambulansa teslim ettiklerini, bu esnada maktulün kendisine ''... sen gelme, bizimkiler sana birşey yapabilir'' dediğini, yol üzerinde tam hatırlayamadığı bir yerde ambulanstan inerek, köye döndüğünü,Mahkemede; inceleme dışı sanık ...'nin olayda kullandığı tüfeği sürekli hayvan otlattığı için beraberinde götürdüğünü,Bölge Adliye Mahkemesinde; olay yerine giderken elinde sopa olmadığını, olay yerinde bulunan ince bir fıstık dalını öylesine eline aldığını, olay olunca kardeşine ne yaptın diye kızdığını ve tokat atıp tüfeği ileriye doğru fırlattığını,Savunmuştur.V. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Öğretide Uyuşmazlık Konusuna İlişkin GörüşlerAyrıntıları Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 26.11.2025 tarihli ve 529-539 sayılı, 16.04.2025 tarihli ve 173-166 sayı ile 08.02.2023 tarihli ve 398-66 sayılı içtihatları ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;Suçun icrasına iştirak etmekle birlikte, işlenişine bulunduğu katkının niteliği gereği kanuni tanımdaki fiilî gerçekleştirmeyen diğer suç ortaklarına şerik denilmekte olup TCK’da şeriklik, azmettirme ve yardım etme olarak iki farklı şekilde düzenlenmiştir. Buna göre, kanuni tanımdaki fiilî gerçekleştirmeyen veya özel faillik vasfını taşımadığı için fail olamayan bir suç ortağı, gerçekleşen fiilden TCK'nın 40. maddesinde düzenlenen bağlılık kuralı uyarınca sorumlu olmaktadır.TCK’nın 39/2. maddesindeki düzenlemeye göre, yardım etme; maddi yardım ve manevi yardım olarak ikiye ayrılmaktadır.1- Bir suçun işlenmesine maddi yardımda bulunma çok çeşitli şekillerde ortaya çıkmakla birlikte anılan maddede maddi yardım;a) Suçun işlenmesinde kullanılan araçları temin etmek,b) Suçun işlenmesinden önce veya işlenmesi sırasında maddi yardımda bulunarak icrasını kolaylaştırmak,Olarak sayılmıştır.2- Manevi yardım ise;a) Suç işlemeye teşvik etmek,b) Suç işleme kararını kuvvetlendirmek,c) Suçun işlenmesinden sonra yardımda bulunmayı vaad etmek,d) Suçun nasıl işleneceği konusunda yol göstermek,Şeklinde belirtilmiştir.Kişinin eyleminin, bir suçun katılma aşamasına ulaşıp ulaşmadığı, ulaşmışsa da suça katılma düzeyinin belirlenmesi için, eylemin bir aşamasındaki durumun değil, eylemin yapılması için verilen kararın, bu kararın icra ediliş biçiminin, olay öncesi, sırası ve sonrasındaki davranışların da dikkate alınıp, tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerekir. Zira "yardım etme"yi müşterek faillikten ayıran en önemli unsur, kişinin suçun işlenişi sırasında fiil üzerinde ortak hâkimiyetinin bulunmamasıdır.İştirak iradesi, suça katılanların birbirinden ayrı hareketlerini bir bütün hâline getiren, onları bağlayan manevi bir bağdır (YCGK 20.02.2020 tarihli ve 145-116 sayılı). Mevcut katkı somut olayın özelliklerine göre zımni olarak veya ani ortaya çıkan bir karar biçiminde de olabilir.Doktrinde bir kısım yazarlarca, kararlaştırılan hareketlerin sınırı dışında kalıyorsa meydana gelen farklı suçtan, sadece bu hareketleri yapanların mesul bulundukları; yok eğer kararlaştırılan hareketlerin kapsamı içinde ise ortaya çıkan farklı sonuçtan (kararlaştırılandan daha hafif veya daha ağır olup olmadığına bakılmaksızın) bütün ortakların birlikte sorumlu olacakları ifade edilmiştir (Nevzat Toroslu, Haluk Toroslu, Ceza Hukuku Genel Kısım, Savaş Yayınevi, 2019, s. 347). Diğer bir kısım yazarlar ise bu açıklamalara ilaveten, anlaşma dışında kalan netice ile suç ortaklarının hareketleri arasında nedensel bir bağ bulunması gerektiği, ortaklardan birinin anlaşma dışı olarak işlemiş olduğu suçun, öteki ortakların hareketlerinin nedensel bir sonucu olmasının lüzumlu olduğu, ortada böyle bir nedensel bağ yok ise anlaşma dışında kalan suçtan sadece eylemi icra eden failin sorumlu tutulacağı ve en nihayetinde meydana gelen neticenin beşeri deney kurallarına göre olağan ve öngörülebilir bir netice olması gerektiğini dile getirmektedirler (Hafızoğulları-Özen, s.343 vd).Müşterek faillikten bahsedebilmek için fiil üzerinde hakimiyet yanında "suçu birlikte işleme iradesi"nin de mevcudiyeti gerekir. Müşterek faillerden birinin kararlaştırılan suçtan başka bir suçu veya kararlaştırılan suçun nitelikli veya ağır şeklini gerçekleştirmesi halinde, diğer müşterek faillerin gerçekleşeceğini (en azından) tahmin ettikleri, hesaba kattıkları, öngördükleri ve gerçekleşmesine katlandıkları bu neticelerden de sorumlu tutulacakları konusunda müstakar uygulamada tereddüt yoktur (CGK'nın 16.04.2025 tarihli ve 173-166 sayılı kararı).Birlikte suç işleme kararı olmaksızın birbirinden habersiz birden fazla kişi tarafından aynı konu üzerinde aynı suçun aynı anda işlenmesi hâlinde ise yan yana faillik söz konusu olacaktır. Ancak suçun failleri arasında böyle bir müşterek suç işleme kararı mevcut değilse, bu kişilerin müşterek fail olarak sorumlu tutulması söz konusu değildir. Bu durumda birbirinden habersiz hareket eden kişilerin sorumluluğunu bizzat kendi davranışları göz önünde tutularak tayin etmek mümkün olacaktır (Özgenç, s. 519).İştirak iradesinin söz konusu olabilmesi için belli bir suçun gerçekleştirilmesinin bilinmesi ve istenmesinin yanı sıra kendi davranışı ile diğerlerinin davranışına katkıda bulunmak bilinç ve iradesi de gereklidir. İştirakte söz konusu olan isteme, belli bir suçun işlenmesini istemedir. Yoksa belirsiz sayıda suçların işlenmesi için kişilerin tahrik edilmesi sonucu işlenen suçlarda iştirak söz konusu değildir... (Timur, Demirbaş, Ceza Hukuku Genel Hükümler, 16. Baskı, Seçkin Yayıncılık, Ankara 2021, s. 535). İştirak iradesinde önemli olan ve suça katılanlarca bilinip istenen husus suç değil, suçta işbirliğidir. İştirak iradesinin oluşma zamanı, suçtan önce ya da suç işlenirken olmalıdır. Suç işlendikten sonra iştirak iradesinden bahsedilemez(YCGK 28.12.2022 tarihli ve 296-860 sayılı).Öte yandan TCK'nın 21/1. maddesine göre; suçun kanuni tanımındaki unsurların bilerek ve istenerek gerçekleştirilmesi olan ve failin iç dünyasını ilgilendiren kast, dış dünyaya yansıyan davranışlara bakılarak, daha açık bir ifadeyle, failin olay öncesi, olay sırası ve olay sonrası davranışları ölçü alınarak belirlenmelidir. Bu cümleden olarak ilkeleri, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun istikrar bulunan kararlarında açıklandığı üzere, bir eylemin kasten öldürmeye teşebbüs mü yoksa kasten yaralama mı sayılacağının belirlenmesinde, fail ile mağdur arasında husumet bulunup bulunmadığı, varsa husumetin nedeni ve derecesi, failin suçta kullandığı saldırı aletinin niteliği, darbe sayısı ve şiddeti, mağdurun vücudunda meydana getirilen yaraların yerleri, nitelik ve nicelikleri, hedef seçme imkânı olup olmadığı, failin fiiline kendiliğinden mi yoksa engel bir nedenden dolayı mı son verdiği gibi ölçütler esas alınmalıdır.Kastın belirlenmesi açısından her bir olayda kullanılması gereken ölçütler farklılık gösterebileceğinden, tüm bu olguların olaysal olarak ele alınması gerekmektedir.B. Somut Olayda Hukuki NitelendirmeOlaydan iki gün önce sanık ...'un kardeşi inceleme dışı sanık ...'nin hayvanlarının maktulün ailesine ait araziye girmesi üzerine, maktulün kardeşi ... ile inceleme dışı sanık ... arasında yaşanan kavga nedeniyle aileler arasında gerginlik bulunduğu, olay günü maktule ait arazide maktulün tanık ... ile birlikte iş makinesiyle fıstık çukuru açtıkları esnada inceleme dışı sanık ...'nin hayvanlarını maktulün arazisine sürmesi üzerine inceleme dışı sanık ... ile maktul arasında çıkan tartışmanın kavgaya dönüşmeden tanıklar ..., ... ve ... tarafından aralandığı, akabinde inceleme dışı sanık ...'nin abisi olan sanık ...'u arayarak kendisinin dövüldüğünü anlatıp olay yerine çağırdığı, yaklaşık yarım saat sonra sanık ...'un traktörle ve inceleme dışı sanık ...'nin ise yaya olarak maktulün bulunduğu yere gittikleri, maktulün kavga çıkacağını anlaması üzerine ve tanık ...'ın da tavsiyesiyle iş makinesi üzerine çıktığı ve iş makinesinin kısmen korunaklı bölümünde beklediği, olay yerine gelen sanık ...'un elinde beyzbol sopası, inceleme dışı sanık ...'nin ise sağ omuzunda tüfek elinde de bir değnek olduğu, her iki sanığın ellerindeki sopaları maktulün ve tanık ...'ın bulunduğu iş makinesine doğru salladıkları, tanık ...'ın sanık ...'un elindeki sopayı almak amacıyla iş makinesinden aşağıya indiği ve sanık ...'un elindeki sopayı almak için mücadele ettiği esnada inceleme dışı sanık ...'nin iş makinesinin üzerindeki maktule yakın mesafeden tüfek ile ateş ederek maktulü femoral bölge hizasından vurduğu ve olay yerinden kaçtığı, ağır yaralı konumunda bulunan maktulün sanık ...'un yardımlarıyla tanık ... 'a ait araçla hastaneye götürüldüğü, ancak maktulün kurtarılamayarak vefat ettiği kabul edilen olayda,Sanık ... ve inceleme dışı sanık ...'nin ellerinde sopalarla olay yerine gelmelerindeki ortak iradelerinin maktul ...'in gözünün korkutulması ve darp etmek suretiyle kasten yaralanması olmakla birlikte hakkında kasten öldürme suçundan verilen mahkûmiyet hükmü kesinleşen inceleme dışı sanık ...’nin kasten yaralama suç işleme kararı dışına çıkarak, aniden gelişen ve alınan suç işleme kararını aşacak şekilde çoban olması nedeniyle sürekli taşıdığı ve olay anında da omzunda bulunan av tüfeğiyle ateş ederek maktulü öldürmesiyle sonuçlanan olayda; sanık ...'un asıl fail olan inceleme dışı sanık ... ile ancak anlaşma konusu nedeniyle oluşan sonuçtan sorumlu tutulması gerektiği, bu nedenle sanığın sorumluluğunun iştirak etmek üzerinde karar aldıkları kasten yaralama suçu ile sınırlı olması gerektiği, bu suçun da tanık ...'ın müdahalesi ise teşebbüs aşamasında kaldığı anlaşıldığından, sanık ... hakkında teşebbüs aşamasında kalan kasten yaralama suçundan hüküm kurulması gerektiği hâlde yardım etmek suretiyle kasten öldürme suçundan hüküm kurulmasında isabet bulunmadığı kabul edilmelidir.Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.Çoğunluk görüşüne katılmayan sekiz Ceza Genel Kurulu Üyesi; sanığın eyleminin yardım eden sıfatıyla kasten öldürme suçuna iştiraki oluşturduğu düşüncesiyle karşı oy kullanmışlardır.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,2-Yargıtay 1. Ceza Dairesinin 09.03.2022 tarihli ve 8185-1833 sayılı onama ilamının KALDIRILMASINA,3- Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 11.01.2021 tarihli ve 715-23 sayılı kararının sanık hakkında teşebbüs aşamasında kalan kasten yaralama suçundan hüküm kurulması gerekirken yardım eden sıfatıyla kasten öldürme suçuna iştirakten hüküm kurulması isabetsizliğinden BOZULMASINA,4- Dosyanın CMK'nın 304/2. maddesi uyarınca kararı veren Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, oy çokluğu ile 10.12.2025 tarihinde karar verildi.