Anahtar kelimeler: Azledilerek Çalışıyormuş Yapımı Kanalizasyon Hakedişlerin Hakedişdeki Devrettiğini İşini Taşeronluk Olunduğunu
6. Hukuk Dairesi         ████████ E.  ,  ████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ███████ E., ███████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının .... Kanalizasyon Yapımı İşi'ni 01.09.2010 tarihli taşeronluk sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini, sözleşme gereği hakedişlerin davalının hesabına geçtiği tarihten itibaren 5 gün içinde müvekkilinin hesabına yatırılması gerekmesine rağmen yapılan 3 hakedişdeki alacaklarının ödenmediğini, çalışmayan kişilerin davalı tarafından çalışıyormuş gibi gösterilerek müvekkilinin yüksek sigorta primi ödemesine sebep olunduğunu, müvekkilinin azledilerek imza yetkisine son verildiğinden idare nezdinde işi yapma imkanı kalmayan müvekkilince sözleşmenin 08.08.2011 tarihli ihtarname ile feshedilerek alacakların ödenmesinin talep edildiğini, sözleşme gereği davalının cezai şart, ödemesi gerektiğini, müvekkilinin sözleşme ve all risk sigorta bedeli olarak ödediği tutarın iadesi gerektiğini, hakedişlerdeki teminat kesintisi idarece davalı nam ve hesabına yatırıldığından davalının teminat kesintilerini müvekkiline ödemesi gerektiğini, müvekkilinin çalıştığı dönemde meydana gelen selde malzemelerin dereye akması nedeniyle yapılan başvurular sonrası SGK tarafından davalıya yapılan ödemelerin ve müvekkilne ait teslim edilmeyen malzeme bedellerinin ödenmesi gerektiğini, belirtilen nedenlerle 9.000,00 TL tazminat ve 1.000,00 TL cezai şart alacaklarının en yüksek ticari faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 14.10.2014 tarihli ıslah talebi ile 9.000,00 TL tazminat taleplerinin 8.000,00 TL'sinin hakediş alacağı, 1.000,00 TL'sinin diğer tazminat talepleri olduğu, hakediş alacağı taleplerini 378.729,75 TL olarak ıslah ettiklerini, diğer kalem tazminat alacakları ve cezai şarta dair talepleri yönünden dava miktarını artırma ve ek dava açma haklarını saklı tuttuklarını beyanla davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile taşeronluk sözleşmesi imzalanmasından sonra davacının dava dışı şirket ile müvekkili şirketin bilgisi dışında ortaklık kurduğunu, söz konusu ortaklığa rağmen yüklenilen işin sadece %30 civarındaki kısmının yapılabildiğini ve iş sahibi idarelerden müvekkiline uyarı yazısı, eksik hatalı imalât yapıldığına dair yazılar gönderilmesine zemin hazırladığını, tüm yazılı ve sözlü uyarılara rağmen işi sağlıklı bir şekilde yürütemediğinden davacıya azilname gönderildiğini, davacının kendi kusuru ile müvekkilin zararına sebebiyet verdiğini, müvekkilin uğramış olduğu bu zararları karşılamak yerine kötüniyetli olarak iş bu davayı açarak haksız taleplerde bulunduğunu, belirtilen nedenlerle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 18.11.2014 tarihli kararı ile taraflar arasındaki sözleşmenin 11. maddesine göre hakedişlerin yüklenicinin hesabına geçtiği günü müteakip 5 iş günü içerisinde davacıya ödeme yapılacağının belirtildiği, yapılan hakedişlerden davacıya ödeme yapılmadığı, davalının kesintiler yapıldıktan sonra 378.729,75 TL'yi davacıya ödemesi gerektiği, ceza koşulu sözleşmenin gereği gibi ifa edilmemesi için kararlaştırıldığından ve davacı borcun ifasını talep ettiğinden ceza koşuluna hükmedilmeyerek davanın kısmen kabülüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Mahkemenin 18.11.2014 tarihli kararının süresi içinde taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nce, davacının ıslah dilekçesindeki 1.000,00 TL tazminat talebi yönünden hangi maddi tazminat kalemi için ne miktarda talepte bulunduğu açıklattırılarak varsa ve toplanmamış ise taleplerle ilgili deliller toplandıktan sonra, davacı vekilinin, dava dilekçesinin 3. maddesindeki açıklamaları da gözetilerek, kararda kabul edilme ve edilmeme gerekçeleri de gösterilmek suretiyle sonucuna uygun bir karar verilmesi gerekirken, bu husus üzerinde durulmadan ve gerekçe gösterilmeden yazılı şekilde hüküm tesisinin doğru olmadığı ve davacı tarafından gönderilen ihtarnamenin tebliğ tarihi araştırılıp tanınan ödeme süresi de eklendikten sonra saptanacak temerrüt tarihinden itibaren, kabul edilen alacağa faiz uygulanması gerekirken, temerrüt tarihi saptanmadan, ihtarname tarihinden faiz uygulanmasının da kabul şekli itibariyle usul ve yasaya aykırı görüldüğü gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir.
Davacının karar düzeltme talebinde bulunması üzerine, Yargıtay (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nin 10.04.2017 tarihli, █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile davacının karar düzeltme talebi reddedilmiştir.
Mahkemenin ilâm başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş, davacı vekilinin işin devri nedeniyle davacının ödediği bedelin iadesi, all-risk bedelinin ödenmesi, teminat bedelinin davalı hesabına yatması sebebiyle davacıya iadesi, sel sebebiyle davalı hesabına yatan bedelin iadesi ve davacının fazladan ödediği sigorta primlerinin iadesine dair 1.000,00 TL tazminat talepleri yönünden dosya tefrik edilerek yukarıdaki esasa kaydedilmiş, davacı vekili tarafından 08.02.2024 tarihli celsede ıslah için süre verilmesi talep edilmiş ise de bozma öncesi yapılan yargılama sırasında 14.10.2014 tarihinde ıslah yapılmış olması ve HMK'nın 176/2. maddesi uyarınca yargılama sırasında sadece bir kere ıslah yapılabileceği de değerlendirilerek talebin reddine karar verildiği, davacının sel sebebiyle yapılan ödemeler, fazla ödenen sigorta primlerinin iadesi, işin devri nedeniyle davacının ödediği ücretin iadesi talepleri yönünden lehine hukuki yarar sağlayacak olan davacının alacağını ispata yönelik herhangi bir bilgi veya belge sunamadığı, söz konusu ödemelerin yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi veya belge bulunmadığından bazı alacaklar yönünden alacak miktarının dahi hesaplanamadığı, all risk poliçe bedelinin ise dosya içerisinde yer alan belgelere göre davalı tarafından yapıldığı, alınan 11.07.2023 tarihli bilirkişi raporunda her ne kadar ödemelerin davacı tarafından yapıldığı kabulüne yer verilmiş ise de davacı tarafça süresi içerisinde ödemelerin sigorta şirketine verilmek üzere davalı tarafa yapıldığı yönünde bilgi veya belge sunulmadığından söz konusu taleplerin ayrı ayrı reddine, davacının teminat alacağının ise 21.936,08 TL olduğu ancak davacı vekilince talep edilen ve ıslah edilen miktarın taleple bağlılık ilkesi gereğince dikkate alınması gerektiği değerlendirilerek söz konusu talep yönünden talebinin kabulüne ve fazlaya dair haklarının saklı tutulmasına karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde; sözleşme bedeli ve all-risk bedelinin peşin olarak ödendiğinin sözleşmeden anlaşıldığını, imzalı sözleşmenin ödemelerin yazılı ispatı olduğunu, ayrı bir ödeme belgesine ihtiyaç olmadığını, sözleşme haksız feshedildiğinden cezai şart da ödenmesi gerektiğini, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmeden hüküm kurulduğunu, hak edişlere dair hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu, sel bedeli ve all risk poliçe bedeli yönünden karar verilmemesinin hatalı olduğunu, fazla ödenen primlerin iadesinin gerektiğini ve mahkeme kararında bu yönde hüküm bulunmadığını, kararın her talep yönünden hüküm içermesi gerektiğinden, hüküm kurulmamasının anayasaya aykırı olduğunu, hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, teminat alacağı yönünden bozmadan sonra ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle ıslah taleplerinin reddinin doğru olmadığını, eksik inceleme ve değerlendirme ile karar verildiğini, hüküm hatalı olduğundan yargılama gideri ve vekalet ücretinin de hatalı olduğunu, fazlaya dair haklar saklı tutulmasına rağmen bu yönde hüküm kurulmamasının hatalı olduğunu beyan etmektedir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3/2. maddesinin atfı ile uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428. ve 439/2. maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.
Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere,
22.01.2026 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
MUHALEFET ŞERHİ
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan tazminat, cezai şart, hak ediş alacağı na ilişkindir.
Mahkemece ikinci kez ıslah yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Sayın çoğunluk ile aramızda oluşan uyuşmazlık, davaların yığılması halinde her bir talep bakımından ıslahın mümkün olup olmadığı, bir başka ifadeyle ıslahın dosya bazında mı, yoksa talep olarak mı değerlendirileceği, buradan hareketle bir dosyada birden fazla ıslahın mümkün olup olmadığı noktasında düğümlenmektedir.
Davacı vekili, diğer taleplere ilişkin ıslah hakkını saklı tutarak hakkediş alacağı bakımından talebini ıslah etmiş, daha sonra verdiği ıslah dilekçesiyle diğer talepleri bakımından ıslah talebinde bulunmuştur.
Bilindiği üzere davaların yığılması 6100 sayılı HMKnın 110. Maddesinde “ Davacı, aynı davalıya karşı olan, birbirinden bağımsız birden fazla asli talebini, aynı dava dilekçesinde ileri sürebilir…” şeklinde düzenlenmiş, ıslahın kapsamı ve sayısı ise 176/2.maddesinde “ Aynı davada, taraflar ancak bir kez ıslah yoluna başvurabilir” şeklinde düzenlenmiştir.
Aynı dava dilekçesinde birlikte dava konusu yapılan taleplerin tamamının tek dava sayılması halinde Yasanın açık hükmü gereği birden fazla ıslah yapmak mümkün olmayacaktır. Eğer her bir talep bakımından ayrı bir davanın varlığının kabulü halinde ise her bir talep bakımından ıslah mümkün olacaktır.
Hiç şüphesiz talepler birlikte değerlendirilerek yargılamanın aynı dosya üzerinden görülmesi kural olmakla birlikte, her bir talep bakımından tefrik kararı verilerek ayrı dosyalar oluşturulması da mümkündür. Ayrı dosyalar oluşturulması halinde her dosya bakımından ıslah yapılması kabul edilirken, birlikte görülen taleplerin hepsi için bir ıslah yapılmasını kabul etmek yargı önünde eşitlik ilkesine de aykırı olacaktır.
Ayrıca 110.maddenin başlığı “Davaların yığılması” olup her bir talebin ayrı bir dava olduğunun kabulü gerekir. Aksi halde madde başlığı “taleplerin yığılması” olması gerekirdi. Yine 176/2.maddede de “aynı davada” demek suretiyle her bir dava bakımından ıslah yapılabileceğinin kabulü gerekir.
Açıklanan bu sebeplerle davaların yığılması halinde her bir talep bakımından ıslah yapılmasının mümkün olması gerektiği düşüncesiyle kararın bozulması gerekmekle, onama yönünde oluşan çoğunluk görüşüne katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!