Anahtar kelimeler: Pizza Virajı Semtindeki Yönüne Dağıtıcısı Alamayarak Cismani Promil Anında Yakınlarında

T.C.

İZMİR
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2014
KARAR TARİHİ
: █████/2020
Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İDDİA
:Davacı vekilinin mahkememize verdiği dava dilekçesinde özetle; 24.11.2012 günü davalılardan ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... Yönüne doğru seyir halinde iken ... yakınlarında bulunan virajı alamayarak ... istikametine doğru seyir eden müvekkili ...'nun sevk ve idaresindeki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu müvekkilli ...'nun ağır şekilde yaralanmasına sebebiyet verildiğini, davaya konu kaza anında davalı sürücü ...'nın 1.17 promil alkollü olduğunun tespit edildiğini, müvekkili ... olay tarihinde ... semtindeki ... isimli iş yerinde pizza dağıtıcısı olarak çalıştığını, bu kaza sonrasında müvekkilinin 4 ayak parmağının koptuğunu, bu yaşadığı olaylar sonucu müvekkilinin maddi ve manevi yönden büyük acı ve sıkıntılar geçirdiğini, çalışamaz hale geldiğini, müvekkilinin 27 yaşında olup henüz bekar olduğunu, gençliğinin baharında davalının kusuru nedeni ile sebep olduğu bu kaza neticesinde vücut tamlığını yitirdiğini, bu olay nedeni ile diğer müvekkilleri ... ve ...'nun da kardeşleri ...'ın başına gelen olaylar nedeni ile büyük üzüntü ve acılar çektiklerini, müvekkili ... halen tedavilerinin devam ettiğini, bu nedenlerle müvekkili ... açısından davanın kabulü ile mahkemece tespit edilecek iş gücü kaybının belirlenerek olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsilini, yaşamış olduğu bu acılar nedeni ile 100.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş ve ...'dan müteselsilen tahsilini, diğer müvekkillerinin de kardeşlerinin yaşamış olduğu bu acılar nedeni ile çektikleri acı ve sıkıntıyı bir nebze de olsa hafifletmek adına müvekkili ... için 30.000,00.-TL diğer müvekkili ... için 20.000,00.-TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyen yasal faizi ile birlikte davalılar ... A.Ş ve ...'dan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
: Davalı ... Şirketi vekili davaya karşı vermiş olduğu cevap dilekçesinde, davaya konu kazaya karışan ... plakalı aracın dava dışı ... Şti'ne ait olduğunu, söz konusu aracın üç yılı aşkın bir süredir bir başka şirkete kiraya verildiğini, uzun süre ile kiralama sözleşmelerinde işleten artık kiracının kendisi olduğunu, aracın işletilmesinden ...Şti'nin sorumluluğunun olamayacağını, davacılar tarafından kaza ile ilgili müvekkili şirkete herhangi bir başvuruda bulunulmadığını, bu nedenlerle de müvekkili sigorta şirketinin temerrüde düşmediğini, ayrıca manevi tazminatın poliçe teminatı dışında olduğunu, davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vermiş olduğu cevap dilekçesinde, tali yoldan ana yola kontrolsüz ve hızlı biçimde aniden çıkan davacı ...'nun kazanın oluşunda tam ve asli kusurlu olduğunu, bu nedenle müvekkilinin almış olduğu alkolün kazanın meydana gelmesinde herhangi bir etkisinin bulunmadığını, ayrıca müvekkilinin almış olduğu alkolün çok cüzi miktarda olup müvekkilinin direksiyon hakimiyetini kaybedecek etkisinin de olamayacağını , davayı kabul etmediğini ayrıca talep edilen tazminat miktarlarının da fahiş olduğunu, talep edilen tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... A.Ş vekili vermiş olduğu cevap dilekçesinde , davaya konu kazaya karışan ... plakalı aracın ... Şti'ne ait olup müvekkili şirket tarafından uzun süreli kiralama sözleşmesi ile kiralanan ve şirket çalışanlarının kullanımına tahsis edilen araçlardan olduğunu, kazanın oluşunda müvekkilinin kusurunun bulunmayıp davacı sürücü ...'nun %100 oranında kusurlu olduğunu , davayı kabul anlamına gelmemek kaydı ile davacıların talep ettikleri maddi ve manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, davacılar İsmail ve ... açısında talep edilen destekten yoksun kalma tazminatın ise hukuki dayağının bulunmadığını, BK'nun 54.Maddesinde bedensel zararların tazmininin talep hakkının sadece bedensel zarara uğrayan kişiye tanındığını, bu nedenle davacı ...'un aylık geliri ile diğer davacıların yaşamına katkı sağladığı yönündeki iddiaların gerçekten uzak olduğunu, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini savunmuştur.
GEREKÇE
: İzmir ...Asliye Hukuk Mahkemesinin ... E.-... K sayılı dosyası ile açılan davanın █████/2013 tarihli görevsizlik kararı ile mahkememize tevdii edildiği ve mahkememizin yukarıda belirtilen esasına kaydedildiği anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık ön inceleme duruşmasında " █████/2012 tarihinde meydana gelen kaza nedeni ile tarafların kusur oranı, davacı ...'nun maluliyet oranı, davacıların maddi ve manevi zararlarının oluşup oluşmadığı oluştu ise miktarı " şeklinde tespit edilmiştir.
Tarafların iddia ve savunmaları kapsamında ileri sürmüş oldukları tüm delilleri toplanmış bildirmiş oldukları tanıkları dinlenmiştir.
Dosyamız içeresinde yer alan İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyasına sunulan █████/2014 tarihli bilirkişi raporunda motosiklet sürücüsü ...'nun asli kusurlu olduğu ...'nın tali kusurlu olduğu görüş ve kanaatini bildirilmiştir.
İzmir Adli Tıp Şube Müdürlüğünün █████/2015 tarih ... sayılı raporunda : Hastanın yaşına göre meslekte kazanma gücünde azalma ( kalıcı sakatlık - maluliyet oranının %13 (yüzdeonüç) olduğunu, şahsın yaralanmasının 45 gün süre ile iş ve gücüne engel teşkil edeceği 4 (dört) ayda tıbbi şifa bulacağı görüşünü bildirmiştir.
İstanbul 3. Adli Tıp İhtisas Kurulunun █████/2015 tarih ve ... karar sayılı raporunda : ...'nun █████/2012 tarihinde geçirdiği motosiklet kazasına bağlı arızası sebebiyle █████/2008 tarih ve ... sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Çalışma Yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası bildirilmemekle Grup 1 kabul olunarak ... A%9 E cetveline göre %7,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı, İyileşme ( geçici iş göremezlik ) süresinin gelişen komplikasyon tedavisi nedeniyle olay tarihinden itibaren 5 aya kadar uzayabileceği görüşünü bildirmiştir.
Adli Tıp Genel Kurulun █████/2017 tarihli ... karar sayılı raporunda; ... hakkında düzenlenmiş adli ve tıbbi belgelerde bildirilen veriler Genel kurulca tekrar değerlendirildiğinde ... 'nun mevcut tıbbi belgelerin incelenmesi ve kurumumuzca muayenesi sonuncunda █████/2012 tarihinde geçirmiş olduğu motosiklet kazasına bağlı olan ayak amputasyon ve travma sonrası stres bozukluğu nedeniyle █████/2008 tarih ve ... sayılı resmi gazetede yayımlanan çalışma gücü ve meslekte kazanma gücü kaybı oranı tespit işlemleri yönetmeliği hükümlerinden yararlanılarak ve meslek grup numarası kabul olunarak E cetveline göre %15,2 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı iyileşme süresinin olay tarihiden itibaren 6 (altı ) aya kadar uzayabileceği görüşünü bildirmiştir.
İstanbul Adli Tıp Kurumunun █████/2018 tarih ve ... karar sayılı raporunda; davalı sürücü ...'nın %25 oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'nun %75 oranında kusurlu olduğu kanaatini bildirmiştir.
Tarafların sosyal ve ekonomik durum araştırmalarının yapılması için ilgili birimlere müzekkere yazılmış tarafların sosyal ve ekonomik durumlarına ilişkin raporları dosyamız içeresine girmiştir.
Mahkememizce aldırılan █████/2018 tarihli ... tarafından düzenlenen bilirkişi raporunda; █████/2012 tarihli trafik kazasının oluşunda ;... plakalı araç sürücüsü davalı ... 'nın %25 oranında tali kusurlu olduğu, kazaya karışan ... plakalı araç sürücüsü davacı ...nun %75 oranında asli kusurlu olduğunu davacı ...'nun %75 kusur ve %15,2 özür oranına gör maluliyet tazminatının 28.410,96 TL tedavi giderinin 4.400,50 TL tutarında hesaplandığı, hesaplanan maluliyet tazminatı ve tedavi giderinden davalılar ... ve ... A.Ş █████/2012 kaza tarihinden itibaren yasal faizi ile sorumlu olduğu, davacı ... 'nun dava konusu kaza nedeniyle gelen maluliyeti bulunmadığı davalı ... Şirketinin hesaplanan tazminatlardan bir sorumluğu bulunmadığına dair görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Davacı tarafa kaza tarihinden önce elde etmiş olduğu gelirine ilişkin delilini sunması için süre verilmiş olup davacının yapmış olduğu işe ve gelirine ilişkin olarak tanık anlatımları dinlenilmiştir. Tanık Ozan Emrah Mindivanlı beyanında davacının prim dahil aylık 2.000,00-TL ücret aldığını beyan etmiştir. Davacının gelirine ilişkin tanık anlatımları dinlenildikten sonra tazminat miktarının hesaplanması için dosya bilirkişiye tevdii edilmiştir.
Mahkememizce aldırılan █████/2020 tarihli bilirkişi raporunda ; 24.11.2012 tarihinde yaralanan ...’nun; Kazancının asgari ücret düzeyinde olduğunun kabulü halinde; Geçici iş göremezlikten kaynaklı maddi tazminat alacağının SGK tarafından karşılandığı, Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 150.837,66 TL olduğu, olaydaki kusurunun (%75) indirilmesi sonrası bakiye alacağının 37.709,41 TL olacağı, Bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 2.890,08 TL olduğu, olaydaki kusurunun (%75) indirilmesi sonrası bakiye alacağının 722,52 TL olacağı, SGK sorumluluğunda olmayan tedavi giderinin 550,00 TL olduğu, olaydaki kusurunun (%75) indirilmesi sonrası bakiye alacağının 137,50 TL olacağı, Böylelikle davacının toplam maddi tazminat alacağının 38.569,43 TL olduğu ve davalıların bu bedelin tamamından sorumluluklarının olacağı, kazancının asgari ücretin 2,7 katı düzeyinde olduğunun kabulü halinde Geçici iş göremezlikten kaynaklı bakiye maddi tazminat alacağının 1.533,81 TL olduğu, Sürekli maluliyetten kaynaklı maddi tazminat alacağının 361.042,82 TL olduğu, olaydaki kusurunun (%75) indirilmesi sonrası bakiye alacağının 90.260,70 TL olacağı, Bakım giderinden kaynaklı maddi tazminat alacağının 2.890,08 TL olduğu, olaydaki kusurunun (%75) indirilmesi sonrası bakiye alacağının 722,52 TL olacağı, SGK sorumluluğunda olmayan tedavi giderinin 550,00 TL olduğu, olaydaki kusurunun (%75) indirilmesi sonrası bakiye alacağının 137,50 TL olacağı, böylelikle davacının toplam maddi tazminat alacağının 92.654,53 TL olduğu ve davalıların bu bedelin tamamından sorumluluklarının olacağı, Davacının SGK sorumluluğunda olan tedavi giderleri toplamının 18.221,35 TL olduğu görüş ve kanaatini bildirmiştir.
Davacılar vekilinin bedel arttırım dilekçesi sunduğu görülmüştür.
Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler ile tanık anlatımlarına göre davacının gelirinin net olarak ispat edilemediği kanaatine varılmıştır. Davacı tanığı her ne kadar davacının kaza tarihinde 2.000,00-TL geliri olduğunu söylemiş ise de; kaza tarihindeki asgari ücret dikkate alındığında bildirilen gelirin asgari ücretin 2.7 katı olduğu 2020 yılında ise bu rakamın Asgari Ücret 2.324,70 X 2,7 = 6.276,69-TL'ye tekabül ettiği anlaşılmakla, davacı ...'nun pizza dağıtıcılığı yaptığı dikkate alındığında piyasa şartları gözetilerek tanıkların bu yöndeki beyanına itibar edilmemiştir. Bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere tanık beyanında belirtilen 2.000,00-TL ücret kaza tarihindeki asgari ücretin 2.7 katına tekabül etmektedir. Mevcut bilgi ve belgelere göre davacının zararının tam olarak belirlenemediği davacının gelirinin asgari ücretin üzerinde olacağına dair kanaat getirildiğinden TBK madde 50/2 de yer alan "Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hakim olayların olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler " hükmü ile birlikte Yargıtay 1. H.D.'nin 31.12.1976 tarih ve █████████-13138 sayılı kararında da belirtildiği üzere "Hakim; insana, tabiata, gerçeğe, olağana sırt çevirmeden ve katı kalıplar içinde sıkışıp kalmadan uyuşmazlığa insan kokusu taşıyan bir çözüm getirmek zorundadır" anlayışı ile davacının kaza tarihinde yapmış olduğu işe ilişkin gelirinin belirlenmesi için mahkememiz hakimi tarafından kendi sosyal çevresinde pizza dağıtıcısının gelirinin belirlenmesi için sondaj çalışması yapılmıştır. Bu amaçla değişik markalar altında çalışan pizza dağıtıcılarına değişik zaman ve tarihlerde mahkeme ortamından bağımsız olarak, hatta kimisine bizzat sipariş vermek suretiyle siparişin teslimi esnasında sorulmak suretiyle, kimisine çalışmış olduğu işletme önünde sohbet mahiyetinde sorular sormak surtiyle samimi ortamda 2020 yılında pizza dağıtıcılarının gelirleri öğrenilmeye çalışılmıştır. Edinilen bilgiye göre değişik alternatiflerde işletmenin tercihine göre pizza dağıtıcılarının gelirlerinin değişkenlik gösterdiği anlaşılmıştır.
Buna göre kimi pizza dağıtıcılarının 2020 yılında asgari ücret almakla birlikte iş yerinin yoğunluğuna göre 0,75 kuruş yada 1,00-TL civarında pirim aldıkları ayrıca almış oldukları bahşişlerinde kendilerine ait olduğu kimi işletmelerde ise prim olmaksızın değişkenlik göstermekle beraber 3.500,00 TL civarında maaş aldıkları kimi pizza dağıtıcısının ise 4.000,00-TL civarında aylık gelir elde ettiği yönünde bilgi edinilmiştir. 2020 yılında asgari ücretin 2.7 katı gelirin 6.276,69-TL olduğu ve bu miktarında pizza dağıtıcılarının 2020 yılı geliri ile uyumlu olmadığı anlaşılmıştır. Somut olayda davacının gelirinin ve dolayısı ile uğramış olduğu zararının net olarak tespiti mümkün olmamıştır. Fakat bu imkansızlığa rağmen adil ve hakkaniyetli bir çözüm yolu Mahkememizce uygulanmaya çalışılmıştır. Buna göre 2020 yılında pizza dağıtıcılarının gelir seviyesine dair edinilen bilgiler ve dosya içerisinde yer alan bilgiler değerlendirildiğinde asgari ücrete göre bilirkişice yapılan hesaplamadan uzaklaşarak davacının 2020 yılı aylık geliri yaklaşık olarak 4.000,00-TL civarında kabul edilerek yuvarlama yapılmak suretiyle takdiren tazminat miktarı belirlenmiştir. Davacı ...'nun aylık gelirinin 4.000,00-TL olduğuna dair somut bir delil bulunmadığından bilirkişiden bu gelir seviyesi dikkate alınarak tekrar hesap yapması istenilmemiştir.
Her ne kadar davacı vekili talep kısmındaki bedeli kalem kalem açıklamamışsa da bedel artırım dilekçesi içeriği ve bilirkişi raporuna göre bedel artırımında bulunmuş olduğundan bilirkişi raporundaki kalemleri benimsediği anlaşılmıştır.
Tüm bu bilgiler ışığında TBK 'nun 50/2 maddesi gereğince bilirkişice asgari ücret üzerinden ve ayrıca tanık beyanına göre asgari ücretin 2.7 katı oranında davacının gelir elde ettiği var sayılarak olasılıklı hesap yapılmış olması ve davacının da talebini bilirkişice yapılan asgari ücretin 2.7. Katına göre yapılan hesaba göre artırmış olması sebebi ile tazminat miktarında takdiri indirime gidilerek davacının kusur oranı da gözetilerek davacının tüm tazminat talepleri bir kül halinde değerlendirilerek davacının zararının 66.000,00-TL olduğu takdir ve kanaatine varılmıştır.
Davacılardan ...'nun herhangi bir maddi zararının olmadığı anlaşıldığından bu davacının maddi tazminata ilişkin davası reddedilmiştir.
Kazanın oluş şekli davacının uzuv kaybı, kaza tarihi, kaza tarihinden sonra işleyecek faiz ve paranın alım gücü, tarafların sosyal ve ekonomik durumları ile kusur oranları gözetilerek manevi tazminatın miktarı belirlenmiştir. Davacılardan ...'nun 4 ayak parmağı kopmuş olduğu ve bu suretle ağır bedensel zarar gördüğü anlaşılmakla TBK madde 56/2 gereğince zarar görenin yakınlarınında manevi tazminat talep edebileceğine dair hüküm dikkate alınarak uzuv kaybı yaşayan ...'nun babası ve kardeşi için de manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir. Davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiş olması ve bu kısmen kabul ve kısmen reddin mahkememizin takdirine bağlı olması nedeniyle aşağıda detaylı şekilde gerekçelendirileceği üzere yargılama giderlerinin tamamı davalılar üzerinde bırakılmış olup, davalılar lehine vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Yargılama giderlerinin tamamının davalılar üzerinde bırakılmış olması ve reddedilen manevi tazminat yönünden davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiş olması sebebi ile ; Bu konuda öncelikle mevcut düzenleme, mahkeme uygulamaları ve Anayasa Mahkemesinin kararlarına değinmekte fayda vardır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" başlıklı 32...Maddesinde "1) Kanunda yazılı hâller dışında, yargılama giderlerinin, aleyhine hüküm verilen taraftan alınmasına karar verilir.
(2) Davada iki taraftan her biri kısmen haklı çıkarsa, mahkeme, yargılama giderlerini tarafların haklılık oranına göre paylaştırır.
(3) Aleyhine hüküm verilenler birden fazla ise mahkeme yargılama giderlerini, bunlar arasında paylaştırabileceği gibi, müteselsilen sorumlu tutulmalarına da karar verebilir. " hükmüne yer verilmiştir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 'Yargılama Giderleri' başlıklı 323. maddesinde; vekille takip edilen davalarda kanun gereğince takdir olunacak vekâlet ücreti yargılama giderleri arasında sayılmış,
1136 sayılı Avukatlık Kanunu'nun 'Avukatlık Ücreti' başlıklı 164. maddesinde de, avukatlık ücretinin, avukatın hukuki yardımının karşılığı olan meblağı veya değeri ifade ettiği, 16...maddesinin son fıkrasında ise, avukatlık ücretinin takdirinde, hukuki yardımın tamamlandığı veya dava sonunda hüküm verildiği tarihte yürürlükte olan tarifenin esas alınacağı kurala bağlanmış,
02.01.2020 tarih ve 30996 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan ve hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin; "Manevi tazminat davalarında ücret" başlıklı 10'ncu maddesinde;
"1)Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
2)Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
3)Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
4)Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir."
"Tarifelerin üçüncü kısmına göre ücret" başlıklı 13'ncü maddesinde;
" 1) Bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde gösterilen hukuki yardımların konusu para veya para ile değerlendirilebiliyor ise avukatlık ücreti, davanın görüldüğü mahkeme için Tarifenin ikinci kısmında belirtilen maktu ücretlerin altında kalmamak kaydıyla (7 nci maddenin ikinci fıkrası, 10 uncu maddenin üçüncü fıkrası ile 12 nci maddenin birinci fıkrası, 16 ncı maddenin ikinci fıkrası hükümleri saklı kalmak kaydıyla) bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
2)Ancak, hükmedilen ücret kabul veya reddedilen miktarı geçemez." kuralına yer verilmiştir.
Yukarıda yer verilen mevzuat hükümlerinden; manevi tazminat davasının maddi tazminat veya para ile değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması ve davanın kısmen reddine karar verilmesi durumunda, reddedilen maddi ve manevi tazminat açısından ayrı ayrı ve tarifenin 3.kısmına göre (reddedilen manevi tazminat miktarına ilişkin vekalet ücreti bakımından 10.maddenin 2.fıkrasına) nispi avukatlık ücretine hükmedilmesi gerektiği açıkça anlaşılmaktadır.
Mevcut düzenleme karşısında uygulamada Mahkemeler reddedilen kısım üzerinden davalı yararına vekalet ücreti takdir etmekte ve yine yargılama giderlerini kabul ve ret oranına göre taraflar üzerinde bırakmaktadırlar.
Kısmen ret ile sonuçlanan manevi tazminat davalarında, reddedilen manevi tazminat bakımından davalı lehine tarifeye göre hükmedilecek vekalet ücretinin ve reddedilen miktara göre yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasının hak arama özgürlüğü ve mahkemeye erişim hakkı bağlamında irdelenmesi gerekmektedir. Bu nedenle konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi kararlarına değinmek gerekmektedir.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 3...maddesinde, hak arama özgürlüğü için herhangi bir sınırlama nedeni öngörülmemiş olmakla birlikte, bunun hiçbir şekilde sınırlandırılması mümkün olmayan mutlak bir hak olduğu söylenemez. Özel sınırlama nedeni öngörülmemiş hakların da hakkın doğasından kaynaklanan bazı sınırlarının bulunduğu kabul edilmektedir. Ayrıca hakkı düzenleyen maddede herhangi bir sınırlama nedenine yer verilmemiş olsa da, Anayasanın başka maddelerinde yer alan kurallara dayanarak bu hakların sınırlandırılması da mümkün olabilir. Dava açma hakkının kapsamına ve kullanım koşullarına ilişkin bir kısım düzenlemelerin hak arama özgürlüğünün doğasından kaynaklanan sınırları ortaya koyan ve hakkın norm alanını belirleyen kurallar olduğu açıktır. Ancak bu sınırlamalar Anayasa'nın 13. maddesinde yer alan güvencelere aykırı olamaz (AYM, 01.11.2012 tarih, E.███████, K.████████ sayılı karar).
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası'nın 90. maddesinin son fıkrasında “Usulüne göre yürürlüğe konulmuş Milletlerarası andlaşmalar kanun hükmündedir. Bunlar hakkında Anayasaya aykırılık iddiası ile Anayasa Mahkemesine başvurulamaz. (Ek cümle: 7/5/2004-5170/7 md.) Usulüne göre yürürlüğe konulmuş temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası andlaşmalarla kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası andlaşma hükümleri esas alınır.” hükmüne yer verilmiştir.
Yine Anayasa'nın 14...maddesinin 3. fıkrasında ise, “Herkes, Anayasada güvence altına alınmış temel hak ve özgürlüklerinden, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi kapsamındaki herhangi birinin kamu gücü tarafından, ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesine başvurabilir. ” hükmü yer almıştır.
Bir tam yargı davası sonucunda , davacı aleyhine hükmedilen vekalet ücretinin, Anayasa ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile korunan hak arama hürriyeti ve mahkemeye erişim hakkını ihlal ettiği iddiasıyla yapılan bireysel başvuru sonucunda verilen Anayasa Mahkemesinin 7.11.2013 tarih ve B. No:... numaralı kararında konuya ilişkin temel ilkeler ortaya konulmuştur. Buna göre,
“Sözleşme’nin adil yargılanma hakkını düzenleyen ...maddesinde, mahkemeye erişim hakkına açıkça yer verilmemişse de maddenin (1) numaralı fıkrasındaki “herkes medeni hak ve yükümlülükleri ile ilgili uyuşmazlıklar ya da cezai alanda kendisine yöneltilen suçlamalar konusunda karar verecek olan, … bir mahkeme tarafından davasının … görülmesini istemek hakkı...” ifadeleri çerçevesinde ve hakkın doğası gereği mahkemeye erişim hakkını da kapsadığının kabulü gerekir.
Mahkemeye erişim hakkı, bir uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyabilmek ve uyuşmazlığın etkili bir şekilde karara bağlanmasını isteyebilmek anlamına gelmektedir. Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir.
Dava sonucundaki başarıya dayalı olarak taraflara vekâlet ücreti ödeme yükümlülüğü öngörülmesi de bu kapsamda mahkemeye erişim hakkına yönelik bir sınırlama oluşturur. Böyle bir sınırlamanın meşru görülebilmesi için kamu yararı ile birey hakkı arasında makul bir dengenin gözetilmiş olması gerekir. Bu yükümlülüklerin kapsamını belirlemek kamu otoritelerinin takdir yetkisi içindedir. Öngörülen yükümlülükler dava açmayı imkânsız hale getirmedikçe ya da aşırı derece zorlaştırmadıkça mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği söylenemez. Dolayısıyla davayı kaybetmesi halinde başvurucuya yüklenecek olan vekâlet ücreti bu çerçevede değerlendirilmelidir.
Buna karşılık bir hukuki uyuşmazlığı mahkeme önüne taşıyan başvurucuların, reddedilen dava konusu miktar üzerinden hesaplanan vekâlet ücretini karşı tarafa ödemeye mahkûm edilmeleri ihtimali veya olgusu, belirli dava koşulları çerçevesinde mahkemeye başvurmalarını engelleme ya da mahkemeye başvurmalarını anlamsız kılma riski taşımaktadır. Bu çerçevede, davanın özel koşulları çerçevesinde masrafların makullüğü ve orantılılığı, mahkemeye erişim hakkının asgari sınırını teşkil etmektedir.
Taraflardan birinin yargılamadaki başarı oranına göre kazanılan veya kaybedilen değer oranında lehine veya aleyhine mahkeme masraflarının hükmedilmesine yönelik düzenlemeler mahkemeye erişim hakkına müdahale oluşturmakta ise de abartılı, zorlama veya ciddiyetten yoksun talepleri disipline etmeye yönelik orantılı müdahaleler meşru görülebilir.
Ancak, yukarıda da ifade edildiği üzere, bu sınırlamaların hakkın özüne zarar vermeyecek nitelikte, meşru bir amaca dayalı ve kullanılan aracın sınırlama amacı ile orantılı olması, kamu yararının gerekleri ile bireyin hakları arasında kurulmaya çalışılan adil dengeyi bozacak şekilde birey aleyhine katlanılması zor külfetler yüklenmemiş olması gereklidir.”
Denilmektedir. Anayasa Mahkemesi ; 02.10.2013 tarih ... başvuru numaralı ..., 24.06.2015 tarih ... başvuru numaralı ..., 23.01.2015 tarih ... başvuru numaralı ..., 15.06.2016 tarih ... başvuru numaralı ... ve daha bir çok kararında aynı gerekçelere yer vermiştir.
Anayasa Mahkemesi tarafından yapılan değerlendirmelere göre, istenen tazminatın reddedilmesi üzerine belirli bir oranının karşı tarafa vekâlet ücreti olarak ödenmesi yükümlülüğü öngörülmesi tek başına mahkemeye erişim hakkını ihlal eden bir müdahale olarak nitelendirilemeyecektir. Ancak her bir uyuşmazlığın kendini özgü niteliklerinin ve uyuşmazlığa konu olayın, davacıların mahkemeye erişim hakkı üzerinde farklı sonuçlar doğurabilmesi de mümkündür.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin ... başvuru numaralı Mesutoğlu-Türkiye kararında özetle; mahkemeye erişim hakkının mutlak olmadığı, bazı sınırlamalara tabi olabildiği, bununla birlikte, getirilen kısıtlamaların, hakkın özünü ortadan kaldıracak ölçüde, kişinin mahkemeye erişimini engellememesi gerektiği, mahkemeye erişim hakkına getirilen bu tür sınırlamaların ancak meşru bir amaç güdüldüğü takdirde ve hedeflenen amaç ile başvurulan araçlar arasında makul bir orantı olması halinde Sözleşmenin 6/1. maddesi ile bağdaşabileceği, bu ilkelerden hareketle, dava açma hakkının doğal olarak yasayla belirlenen şartları olmakla birlikte, mahkemelerin yargılama usullerini uygularken bir yandan davanın hakkaniyetine halel getirecek kadar abartılı şekilcilikten, öte yandan, kanunla öngörülmüş olan usul şartlarının ortadan kalkmasına neden olacak kadar aşırı bir gevşeklikten kaçınılması gerektiği belirtilmektedir.
Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin Manevi tazminat davalarında ücret başlıklı 10. Maddesinin Anayasaya aykırılığının iddiası Mahkememizce düşünülmüş ise de söz konusu düzenleme bir kanun maddesi olmadığından ve bunun denetimi yetkisi Anayasa Mahkemesinde bulunulmadığından dolayı Anayasaya aykırılık iddiasında bulunulmamıştır. HMK md. 326/2'deki düzenlemede ise dava türünün belirtilmemiş olması ve haklılık oranına göre yargılama giderlerinin paylaştırılacak olması sebebi ile Anayasaya aykırılık iddiasında bulunulmamıştır.
Hukuk sistemimizde normalar hiyerarşisi bulunması ve alt normun üst norma aykırı olamayacağı kuralı ile Mahkeme kararlarının Anayasa, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Yasalara uygun olması gerektiği, kararlarda Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarının da dikkate alınması gerektiği ve kararların bunlara uygun olması gerektiği, bu uygunluk sağlanırken normlar hiyerarşisinin uygulanması Mahkemeye bir ödev olarak verilmiştir.
Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası ve Yüksek Mahkeme kararları ışığında Manevi tazminat davaları açısından davanın kısmen kabul kısmen reddedilmesi durumunda yargılama giderlerinin kimin üzerinde bırakılacağı hususu Mahkememizce değerlendirilmiştir.
Manevi tazminat davasında tazminatın miktarının, mahkemece takdir edildiği ve mahkemenin takdirini belirleyecek objektif bir kriterin bulunmadığı bilinmektedir. Manevi Tazminat davasının bu özelliği gereği, gerçekte hak edilen tazminat miktarının dava açılmadan önce davacılar tarafından bilinmesi veya öngörülmesi mümkün değildir. Dava açılması aşamasında karşı karşıya kalınan bu belirsizliğin, hak kaybına uğramamak için davacıları yüksek miktarlı istemlerde bulunmaya yönlendirebileceği açıktır.
Manevi tazminat davaları açısından ıslah yolu ile bedelin artırılması veya belirsiz alacak davası açılması da mümkün değildir. Benzer durum daha önce İdare Mahkemeleri nezdinde açılan tam yargı davalarında bulunmakta iken yukarıda da alıntı yapılan bir kısım Anayasa Mahkemesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi ve Danıştay kararlarına konu olmuştur. Tartışmalar ve Mahkeme kararları sonucunda tam yargı davalarında da davacıya davasını ıslah edebilme imkanı getirilmiştir. Manevi tazminat davalarında ıslah yapılması veya davanın belirsiz alacak davası olarak açılmasına imkan tanınması da pek mümkün değildir. Zira karar verilmeden önce hakimin manevi tazminat miktarına ilişkin görüş bildirmesi mümkün değildir. Yukarıda değinildiği üzere manevi tazminat miktarı tamamen Hakimin takdirindedir. Hakim dahi kararı verinceye kadar manevi tazminat miktarının ne olacağını bilememekte, manevi tazminat miktarının belirlenmesine dair somut ve objektif hesap yöntem ve metodu bulunmamaktadır. Hal böyle iken davacıdan davasının hangi mahkemeye ve hangi hakime dahi düşeceğini bilmezken ve yine davalının sosyal ve ekonomik durumu ile tarafların kusuruna dair Hakimin takdirini bilebilecek bir durumda değilken manevi tazminat talebine dair dava değerini belirlemesini istemek ve dava sonucunda belirlemeye çalıştığı bedelden aşağı bir tazminat miktarına hükmedilmesi nedeniyle davacının yargılama giderleri ile sorumlu tutulması Anayasa ile güvence altına alınan Mahkemeye erişim hakkını engellemektedir.
Manevi tazminat davasının kısmen kabulü halinde yargılama giderlerinin bir kısmından davacının sorumlu tutulması ve ayrıca davalı yararına vekalet ücretine hükmedilmesi adeta davalıya verilen bir ödül olmaktadır. Bu durum tarafların sulh olmasını da önleyebilmektedir.
Manevi tazminat davası öncelikle davacının manevi zararının bulunup bulunmadığı yönünde bir tespite ilişkindir. Manevi zararın varlığına ilişkin tespitten sonra ise zararın giderilmesi veya bir nebze olsun zarara uğrayan kişideki adalet duygusunun tecellisi için bir miktar bedele hükmedilmektedir. Manevi zararın varlığının kabul edilmesi halinde artık bu noktada davacı davasını açmakta haklı olduğunu ispatlamış durumdadır. Bu noktadan sonra hükmedilecek tazminat miktarının haklılık açısından bir önemi bulunmamaktadır. Diğer bir anlatımla davalı davacıyı manevi olarak zarara uğratmıştır ve bu hususu mahkeme kararı ile hüküm altına alınmış olması sebebi ile davacı davasında haklıdır. Tazminat miktarının belirlenmesi hususu ise tamamen tarafların sosyal ve ekonomik durumuna ve olayın meydana geliş şekline göre Hakimin takdirindedir.
Bir çok ilk derece Mahkemesi kararı manevi tazminat miktarının azlığı veya çokluğu gerekçe gösterilerek Yargıtay tarafından bozulmakta hatta bozma kararı sonrasında verilen kararın dahi yine aynı gerekçe ile bozulduğu bilinen bir durumdur. Hal böyleyken ; yukarıda da değinildiği gibi davacıdan daha dava açılmadan önce hakimin takdirini tahmin etmesini beklemek ve bu takdirin ne olacağını bilememesi sebebi ile yargılama giderlerinden sorumlu tutmak, Adil olmadığı gibi Anayasal güvence altında bulunan Mahkemeye erişim hakkını da engellemektedir. Bu soruna ilişkin çözüm odaklı düzenleme yetkisi kamu otoritelerine ait olmakla birlikte manevi zararın meydana geldiğinin kabulü halinde tazminat miktarına bakılmaksızın yargılama giderlerinin tamamının davalı üzerinde bırakılması çözüm önerisi olarak sunulabilir.
Mahkeme kararları hukuki olduğu kadar adil ve evrensel hukuk kurallarına da uygun olmak zorundadır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında Mahkememizde görülen dava ele alındığında ; ... tarafından açılan maddi tazminat davasında Mahkememizce takdiri indirimde bulunulmuş olması sebebi ile davacı ...'ın davasının reddedilen kısmı yönünden karşı vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Yukarıda belirtilen hususlar dikkate alınmadan yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret tarifesinin uygulanması halinde ; Manevi tazminat isteminin reddedilen kısmı açısından karşı vekalet ücretine karar verilmesi halinde özellikle Davacı ... ve ... lehine hükmedilen manevi tazminat miktarı olan 1.000-TL -1.500,00-TL kadar davalılar yararına vekalet ücretine hükmetmek gerekecektir. Bu durumda Mahkememizin verdiği karar etkisini ve anlamını yitirecektir. Davalılar ise dolaylı olarak ödüllendirilmiş olacaktır. Zira lehine 1.000,00-TL 1.500,00-TL manevi tazminata hükmedilen davacılar aynı miktarda karşı vekalet ücreti ödemek zorunda kalacaklardır ki bu durum adalet duygusunu da zedeleyecek olduğundan yukarıda belirtilen sebeplerle davalılar yararına karşı vekalet ücretine hükmedilmemiştir.
Yukarıda yapılan açıklamalar ile Anayasa Mahkemesi ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında yer verilen "Kişinin mahkemeye başvurmasını engelleyen veya mahkeme kararını anlamsız hale getiren, bir başka ifadeyle mahkeme kararını önemli ölçüde etkisizleştiren sınırlamalar mahkemeye erişim hakkını ihlal edebilir." gerekçesi de dikkate alınarak manevi tazminata ilişkin tüm yargılama giderleri davalılar üzerinde bırakılmıştır.
Maddi tazminat isteminin takdiren indirilmiş olması sebebi ile adalet ilkesi gereğince de yargılama giderleri davalılar üzerinde bırakılmıştır.
Dosya içerisinde yer alan bilgi ve belgeler bir bütün olarak değerlendirildiğinde yukarıdaki gerekçelerle aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın kısmen kabul kısmen reddi ile;
Davacı ... tarafından açılan maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 66.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan ... ve ... A.Ş. için kaza tarihi olan █████/2012 tarihinden, davalı Anadolu Türk Sigorta Şirketi için dava tarihi olan █████/2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olmak üzere davalılardan alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Davacı ... tarafından açılan ve diğer davacılar tarafından mirasçı sıfatıyla devam olunan maddi tazminat davasının reddine,
2-Davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 17.500,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Davacı ... tarafından açılan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacı ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
Davacı ... tarafından açılan ve diğer davacılar tarafından mirasçı sıfatıyla devam olunan manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 1.500,00-TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacı ... ve ...'ya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine,
3-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi gereğince alınması gereken ‭5.874,66‬-TL harcın peşin alınan 546,50-TL ile tamamlama harcı olarak alınan 1.411,54-TL'den mahsubu ile ‭3.916,62‬-TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irad kaydına, (davalı sigorta şirketinin sorumluluğu ‭2.550,42‬-TL ile sınırlıdır)
4-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca davacı ... için kabul edilen maddi tazminat yönünden 9.380,00-TL vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacı ...'ya verilmesine,
5-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca davacı ... için kabul edilen manevi tazminat yönünden 3.400,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacı ...'ya verilmesine,
6-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca davacı ... için kabul edilen manevi tazminat yönünden 1.000,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacı ...'ya verilmesine,
7-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca davacı İsmail mirasçıları olan davacılar için kabul edilen manevi tazminat yönünden 1.500,00-TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ... A.Ş'den alınarak davacılara verilmesine,
8- ... tarafından açılan ve diğer davacılar tarafından mirasçı sıfatı ile devam olunan reddedilen maddi tazminat davası yönünden Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari ücret tarifesi uyarınca 50,00-TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalılara verilmesine,
9-Davacı tarafından yapılan 1.000,00-TL bilirkişi ücreti, 1.777,55-TL posta ve tebligat ücreti olmak üzere toplam 2.777,55-TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacılara verilmesine,
10- Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
Dair Davacılar vekilinin, davalılar ... ve ... A.Ş vekillerinin yüzlerine karşı, diğer davalının yokluğunda tebliğden itibaren 2 hafta içerisinde İzmir Bölge Adliye Mahkemesine İstinaf yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okundu, usulen anlatıldı. █████/2020
Katip ...
e-imzalı
Hakim ...
e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!