Anahtar kelimeler: Erzurum Vasfında Kambiyo Mahsus Yazim Senedi Senetlerinden Senetlerine Menfi Belgenin

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025 (Karar)
NUMARASI
: ████████ Esas, ████████ Karar
DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA;
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Erzurum... İcra Müdürlüğü'nün 2019/... Esas sayılı dosyası ile müvekkili aleyhine 25.04.2019 tarihinde kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, takip dayanağı belgenin kambiyo senedi vasfında olmadığı yönünde, Erzurum İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2019/... Esas sayılı dosyası ile itiraz edildiğini, dayanak belge, müvekkili ...'ın, ...'a kefil olduğu davalı banka ile olan kredi işlemleri sırasında, kredi evrakları arasında, bilgisi dışında müvekkiline imzalatılan boş bir belge olduğunu, davalı banka alacaklı olmadığı gibi kötü niyetli olarak hareket ettiğini, senede tanzim tarihi olarak yazılan 17/.../2010 tarihinde, ne ...'a ne de ...'a 100.000 USD nakit para verilmediğini, bu durum banka kayıtlarıyla sabit olduğunu, senet 100.000 USD olmasına rağmen takibe konulan miktar 207.318,69 TL olduğunu, bu senede vade tarihi olarak yazılan 07/.../2019 tarihinden sonra, miktar olarak yazılan 100.000 USD” a mahsuben herhangi bir ödeme müvekkili tarafından davalı bankaya yapılmamış olması nedeniyle esasen yasal unsurları itibariyle kambiyo senedi olmayan bu belgeye dayalı bir borç olmadığı gibi kambiyo senetlerine mahsus icra takibinin 25.04.2019 tarihinde yapılmış olması da yasaya aykırı olduğunu, bir bankanın, herhangi bir şahsa ya da şirkete, 9 yıl sonra tahsil edilmek üzere, senet karşılığında 100.000 USD nakit para vermesi ve kendi halinde geçimini sağlayan hiçbir bankada döviz hesabı dahi olmayan bir şahsın bankaya Amerikan doları cinsinden borçlanması hayatın olağan akışına ve mantığa aykırı olduğunu, senedi işleme koyan bir banka olduğunu ve bankaların yapılan işlemlerin haricinde başkaca bir işlemden kaynaklı alacaklı olduğu düşünülemeyeceğini, dava dışı ... tarafından farklı tarihlerde birden fazla kredi çekildiğini, çekilen tüm kredilere ilişkin farklı ipotekler alındığını ve her bir kredi için yeni kefalet ilişkisi kurulduğunu, ve hatta ödemesi tamamlanan kredilere ilişkin ipoteklerin kaldırıldığını, ...'ın 2010 yılında davalı bankadan kullanmış olduğu kredi için kefil olarak borç yükümlülüğü altına giren müvekkilinin, borcun ödenmesiyle sorumluluğu ortadan kalktığını, daha sonradan ... tarafından davalı bankadan çekilen kredilere kefil olmayan müvekkilinin bu kredilere ilişkin borcunun da olmadığını, bu sebeple, kefil olmadığı halde bankanın yapmış olduğu sözleşme ve sonradan kambiyo vasfı kazandırılan senetten müvekkilinin sorumlu tutulması dürüstlük kurallarına aykırı olduğunu, müvekkilinin kendisine borçlu olmadığını bilmesine rağmen Erzurum ...İcra Müdürlüğünüm 2019/... sayılı dosyasıyla hakkında icra takibi başlatan davalı banka haksız ve kötü niyetli olduğunu, İcra takibiyle yapılan hacizler ve akabinde yapılan takibin çevrede duyulması müvekkilinin itibarını sarsmış olup bu denli yüksek bir borç ile karşı karşıya kalması aile düzenini bozduğunu, manevi taleplerine ilişkin haklarını saklı tuttuklarını, bu nedenle borçlu olmadığının tespiti için dava açma zorunluluğu hasıl olduğunu, davacı müvekkilinin takip konusu yapılan ....İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyası ile istenen 207.318,69-TL 07/.../2019 vade tarihli senetteri dolayı davacı müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitini ve takibe konulan senedin iptalini, Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas numaralı dosyadaki takibin ihtiyati tedbiren durdurulmasını, alacaklı olmadığı halde icra takibi yapan davalı bankanın haksız ve kötü niyetli olması sebebiyle İİK 72. Mad. gereğince talep olunan alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının dava dilekçesindeki iddialar gerçeğe ve hukuka aykırı olduğunu, öncelikle 17/.../2010 tarihli genel kredi sözleşmesinde, davacı müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduğunu, davacının iddia ettiği gibi, davacı sadece kefil olmayıp aynı zamanda müşterek borçlu olduğunu, dolayısıyla, davacının sadece kefil olduğu ve diğer borçlu ...’ın 2010 yılında müvekkil bankadan kullanmış olduğu kredi için kefil olduğunu, borcun ödenmesi nedeniyle sorumluluğun kalktığını, bu tarihten sonra çekilen kredilere kefil olmadığını, bu nedenle de borcu olmadığını, kefil olduğu kredi sözleşmesinin sona erdiğini ve bu nedenle kendisinin de kefaletinin sona ermesi gerekirken, müvekkilinin kefaleti devam ettirdiği iddiasının hem gerçeğe hem de hukuka aykırı olduğunu, davalı müvekkilinin, davacı borçlulara kredi kullandırdığını ve borçlularda kredi borcunu ödemek için kambiyo senedi tanzim etmiş ve müvekkiline verdiklerini, söz konusu borç ödenmeyince, davalı müvekkilinin, alacağın tahsili amacıyla, borçlular hakkında, Erzurum ...İcra Müdürlüğünün 2019 / ... esas sayılı dosyasıyla icra takibi açtığını, davacı borçlu, icra takibine itiraz ettiğini ve takibin iptali için Erzurum .... İcra Hukuk Mahkemesinde dava açtığını ve davasının reddedildiğini, davacı aynı gerekçelerle mahkememize de menfi tespit davası açtığını, açılan davanın haksız olduğunu, reddine karar verilmesini savunmuştur.
YEREL MAHKEME KARARI;
Mahkemece, "... Tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde;
Davacının, dava dışı ... ile davalı banka arasında yapılan 100.000,00 USD tutarlı genel kredi sözleşmesine müteselsil kefil olduğu, bölge adliye mahkemesi kaldırma ilamında yer alan "Davalı banka vekilinin beyanları, kredi sözleşmesinin tarafları, sözleşme tarihi, genel kredi sözleşmesinin limiti ile senet düzenleme tarihi ve bedelinin 100.000 ABD Doları olmasına karşılık bonoya dayalı başlatılan takibin 207.318,96 TL asıl alacak üzerinden başlatılmış olması, davaya konu bononun davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında imzalanan 17/.../2010 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan doğmuş ve doğacak borçlara kefil olan davacı ile asıl borçlu tarafından bu sözleşmenin teminatı olarak verildiği sonucuna ulaşılmasına neden olmaktadır." şeklindeki tespitten de anlaşıldığı üzere davacının kefaletinin geçerli olduğu noktasında bir tereddüt bulunmadığı ve fakat hangi kredi borcundan kaynaklı kefalete dair borcunun bulunduğu noktasında tereddüt hasıl olduğu, nitekim bölge adliye mahkemesi kaldırma ilamında da " takip dayanağı bononun 17/.../2010 tarihinden sonra imzalanmış kredi sözleşmelerinden kaynaklanacak borçları kapsamayacağı gözetilerek, takip konusu borcun 17/.../2010 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve 17/.../2010 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenip ödenmediği saptanarak " şeklindeki tespitin de buna ilişkin olduğu, bu bağlamda kaldırma ilamı doğrultusunda mahkememizce keşif icra edildiği ve bilirkişice yerinde inceleme yapıldığı, akabinde mahkememizce dosyanın Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilerek finans alanında uzman bilirkişiye tevdii edildiği ve 19/.../2025 tarihli raporun dosyaya sunulduğu, yukarıda sonuç kısmına yer verilen ve hükme esas alınan mezkur bilirkişi raporuna göre de davacı ile davalı banka arasında kefaletten kaynaklı bir ilişkinin olduğu ve uyuşmazlığa konu bononun da bu kefalete ilişkin verildiği noktasında tespite yer verildiği, davaya konu takibin kaynağının, davacının kefil olduğu dava dışı ... ile davalı banka arasında akdedilen 17/.../2010 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklı borcun ifa edilmemesinden doğduğu, akabinde yapılan yapılandırma sözleşmelerinin de mezkur genel kredi sözleşmesi kapsamında borcun devamı niteliğinde yapıldığı ve esasen yapılandırmanın daha lehe olduğu da gözetildiğinde raporda da işaret edildiği üzere davacının kefaletinin devam ettiği, netice olarak mezkur genel kredi sözleşmesinden kaynaklı davalı banka alacağının devam etmesi ve davacının da kefaletinin geçerli olması karşısında davacının davalı bankaya borcu bulunduğu noktasında mahkememizde kanaat hasıl olmuş ve davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "Davanın reddine," şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI
:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin kredi sözleşmesinde dava dışı ...'ın borcuna kefil sıfatıyla yer aldığını, ancak kefaletin geçerli olabilmesi için müvekkilinin kendi el yazısı ile sorumluluk miktarını açıkça yazması, zorunlu kefaleti kabul ettiğine dair açık ve özgür irade beyanında bulunması gerektiğini, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, senedin boş olduğunun bankanın cevabi yazısında ispatlandığını, senedin vade tarihinin senedin düzenleme tarihinden çok sonra ve farklı kalemle yazıldığını, sonradan doldurulduğu ve senet üzerinde yer alan yazıların farklı kalem ve yazı karakterlerinden oluştuğunu, birden fazla kişi tarafından doldurulduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edildiğini, bu durumda senedin esaslı unsurlarının müvekkili tarafından yazılmamış olmasının senedin geçerli şekilde düzenlenmediğini ortaya koyduğunu, TTK'nın 776. maddesi uyarınca bu haliyle bono vasfı taşımayan bir belgeye dayanılarak kambiyo yoluyla takip yapılamayacağını, müvekkilinin hiçbir zaman 100.000 USD tutarında bir kredi ya da nakdi ödeme almadığını, banka kayıtları incelendiğinde senedin tanzim tarihi olan 17/.../2010 tarihinde ne müvekkiline ne de dava dışı borçlu ...'a 100.000 USD ödemesi yapılmadığını, bankanın döviz hesabı dahi bulunmayan bir kişiye 2010 yılında 9 yıl vadeli, yüksek meblağda bir nakit ödeme yapmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, senedin daha önce kullandırılan ve tamamen ödenen krediye ait teminat niteliği taşıdığının kesin olduğunu, asıl borcun ortadan kalkmasıyla birlikte feri niteliğindeki senedin de hükmünün kalmadığını, bu nedenle yapılan takibin hukuken geçersiz olduğunu, dava dışı borçlu ...'a kullandırılan kredi karşılığında banka tarafından araç rehni tesis edildiğini, TBK'nın 586/2. maddesi uyarınca rehin var iken doğrudan kefile başvurulmasının hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi raporlarının lehlerine olduğunu, ancak gerekçeli kararda hiçbir şekilde değerlendirilmediğini, raporda takibe kono 17/.../2010 tarihli genel kredi sözleşmesinde başka bir kredi ilişkisinin bulunmadığı, bu sözleşmeye konu 65.000 TL kredinin tamamen ödendiği, takibe konu senedin vade tarihinin sonradan eklendiği, müvekkili veya dava dışı borçluya 100.000 USD verilmediğinin net olarak tespit edildiğini, ayrıca bilirkişi raporlarında senet ile kredi sözleşmesi üzerinde bulunan yazının aynı elin ürünü olduğunun ispatlandığını, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, bonoya dayalı olarak başlatılan takipten dolayı borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Davalı banka tarafından davacı hakkında Erzurum ... İcra Müdürlüğünün 2019/... E. Sayılı dosyasında 17/.../2010 tanzim tarihli ve 07/.../2019 ödeme tarihli 100.000 ABD Doları bedelli bonoya dayalı olarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı, 207.318,96 TL asıl alacak 741,75 TL ihtiyati haciz masrafı olmak üzere toplam 208.060,71 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, davacı vekili tarafından dava dilekçesinde, davacının kefil olduğu borcun tamamen ödendiği ileri sürülerek davacının bahsedilen takip nedeniyle borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava ettiği, davalı vekili tarafından davalı banka ile ... arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinin davacı tarafından müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzalandığını davalı bankanın borçlulara kredi kullandırdığını ve borçluların kredi borcunu ödemek için takibe dayanak bonoyu verdiklerini savunarak davanın reddini istediği anlaşılmaktadır.
Mahkemece █████/2022 tarihli ve 2020/...Esas, 2023/... Karar sayılı ilamı ile;
1-Davanın kabulü ile,
Davacının Erzurum.... İcra Müdürlüğünün 2019/... Esas sayılı dosyasına konu senetten dolayı borçlu olmadığının tespitine,
Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, karar verilmiştir.
Hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu üzerine, Dairemizin █████/2023 tarihli ve 2022/.... Esas 2023/... Karar sayılı ilâmı ile özetle;
"...Takip dayanağı bono incelendiğinde tanzim tarihinin 17/.../2010 tarihi, ödeme tarihinin 07/.../2019 tarihi olduğu, 100.000 ABD Doları bedelli olduğu, keşidecisinin dava dışı ..., avalistin davacı ... olduğu, lehtarın davalı banka olduğu görülmektedir. Yine dosya kapsamındaki genel kredi sözleşmesi incelendiğinden 17/.../2010 tarihinde dava dışı ... ile davalı banka arasında imzalandığı ve 100.000 ABD Doları limitli olduğu, davacının genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladığı anlaşılmaktadır. Davacı taraf takip dayanağı bononun 17/.../2010 tarihli genel kredi sözleşmesinin teminatı olarak verildiğini ileri sürmekte davalı banka vekili ise bononun borcun ödenmesi için verildiğini savunmaktadır. Mahkemece, 25/.../2022 tarihli bilirkişi raporu alınmış ise de alınan bilirkişi raporunun mahallinde banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak düzenlenmediği ve yeterli incelemeyi içermediği anlaşılmaktadır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki davacı bonoyu avalist olarak imzalamış olmasına göre avalist TTK'nın 702/2. maddesi uyarınca şekle aykırılıktan dolayı borçlu olmadığnın tespitini isteyebileceği gibi borcun sona erdiğini de ileri sürebilir. Davalı banka vekilinin beyanları, kredi sözleşmesinin tarafları, sözleşme tarihi, genel kredi sözleşmesinin limiti ile senet düzenleme tarihi ve bedelinin 100.000 ABD Doları olmasına karşılık bonoya dayalı başlatılan takibin 207.318,96 TL asıl alacak üzerinden başlatılmış olması, davaya konu bononun davalı banka ile dava dışı asıl borçlu ... arasında imzalanan 17/.../2010 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan doğmuş ve doğacak borçlara kefil olan davacı ile asıl borçlu tarafından bu sözleşmenin teminatı olarak verildiği sonucuna ulaşılmasına neden olmaktadır.
25/.../2022 tarihli bilirkişi raporunda davalı banka tarafından dava dışı asıl borçlu banka müşterisi ...'a 09/.../2010 tarihinde taksitli kredi, █████/2015 tarihinde konut kredisi, █████/2017 tarihinde 2. el ticari araç kredisi ve █████/2017 tarihinde 2. el makine/teçhizat kredisi olmak üzere farklı türde krediler kullandırıldığı belirtilmiştir. Ancak bu bilirkişi raporda davalı banka ile bu tarihlerde farklı kredi sözleşmesi imzalanıp imzalanmadığı ve takip konusu borcun hangi kredi sözleşmesinden kaynaklandığı hususu açıklığa kavuşturulmamıştır.
Mahkemece, davalı banka kayıtları üzerinde mahallinde inceleme yaptırılarak dava konusu bononun davalı bankadaki muhasebe kayıtları ile dava dışı asıl borçlunun kredi dosyaları ve kredi onay belgeleri incelenerek takip dayanağı bononun 17/.../2010 tarihinden sonra imzalanmış kredi sözleşmelerinden kaynaklanacak borçları kapsamayacağı gözetilerek, takip konusu borcun 17/.../2010 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanıp kaynaklanmadığı ve 17/.../2010 tarihli kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenip ödenmediği saptanarak varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir." gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/(1)-a-6 maddesi uyarınca kararın kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece bilirkişi bilirkişi raporları alınmış ve yeniden yapılan yargılama neticesinde;
Mahkemece;
Davanın reddine, karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
İstinaf talebinde bulunan davacı vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, mahkemece yargılama sırasında alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli ve denetime açık olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf aşamasında alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,
3-İstinaf başvurusu sırasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
5-Kararın kesinleştirme ve gider avansı ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
6-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali/iadesi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 04.02.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!