Anahtar kelimeler: Malürünlerin Anlaşmış İddiadavacı Satıcısının Lojistik Çoğu Navlun Aldıktan Alıcısı Ülkelerde

T.C. İstanbul Anadolu 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)DAVA TARİHİ
: █████/2024KARAR TARİHİ
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkil şirketin ulusal ve uluslararası karayolu taşımacılığı ve nakliye komisyoncuğu işi yaptığını, davalı şirketin de aynı şekilde karayolu taşımacılığı faaliyeti yürüttüğünü, davalı-borçu şirket, alıcısı ve satıcısının farklı ülkelerde bulunduğu mal/ürünlerin nakliyesini yapmak için alıcı ve/veya satıcı firma ile navlun bedeli ve sair hususlarda anlaşmakta, anlaşmış olduğu bedeli ilgili firmalardan tahsil ettiğini, yapılan işbu anlaşma akabinde davalı-borçlu şirket, taşımayı bizzat kendi bünyesinde yapabildiği gibi çoğu zaman da kar payını aldıktan sonra başka lojistik firmaları ile belirli bir bedel üzerinden anlaşarak o firmalar eliyle gerçekleştirdiğini, davaya konu olayda davalı-borçlu şirketin; satıcısı (----) şirketi, alıcısı ----) şirketi olan ürünlerin ---- karayolu ile nakliyesinin yapılması hususunda alıcı ----- şirketi ile belirli bir bedel üzerinden anlaşmaya vardığını, taşımayı bizzat kendi bünyesinde gerçekleştirmediği, ---- üzerinden sürekli aktarma işi yaptığını bildikleri ve daha önce de birçok kez beraber çalıştıkları müvekkil firma ile iletişime geçmiş ve müvekkil firmanın vermiş olduğu fiyat teklifini kabul ederek, taşımayı müvekkil firmanın yapması yönünde anlaşmaya vardığını, anlaşma uyarınca müvekkil şirket, Türkiye'de aktarmalı olacak şekilde ----- yapılacak nakliyat için davalı-borçlu şirketten 14.850,00 Euro navlun bedeli alacağını, davalının isteği üzerine taşınacak ürünler müvekkil tarafından sigortalanmış olup anlaşma uyarınca kararlaştırılan tutarın yarısı sefer başlangıcında, diğer yarısı da sefer sonunda (ürünler alıcıya teslim edildiğinde) ödeneceğini, müvekkil şirketin, nakliyesini üstlendiği ürünler satıcı (----) şirketi tarafından, aktarma ülkesi olan Türkiye'deki ---- tarafından da ürünlerin alıcısı olan ----) şirketi'ne faturalandırdığını, davalı şirketin yapılan anlaşma sonrası müvekkil şirket; 13.04.2023 tarihinde ürünleri satıcının (-----) adresi olan ---- teslim alıp tıra yükleyerek yola çıkmış, 24.04.2023 tarihinde aktarma yeri olan ------ ulaşmış, 27.04.2023 tarihinde ürünleri başka bir tıra aktararak yeniden yola çıkmış ve ----- ulaşarak güzergahı tamamladığını, ------ ulaşıldığında davalı-borçlu firma yetkilileri, müvekkil şirket yetkilisine ulaşarak ürünlerin tesliminin bekletilmesini, beklenilen her gün için uğranılan zararın kendileri tarafından tazmin edileceğini söylemiş, toplam 3 gün bekletilen teslimat için günlük 150,00 Euro'yu müvekkile (toplam 450,00 Euro) ödemeyi kabul ettiklerini, 22.05.2023 tarihinde alıcıya teslim edilen ürünler için davalı-borçlunun müvekkile ödemesi gereken toplam tutar 15.300,00 Euro olduğunu, müvekkil şirketin davalı ile yapmış olduğu anlaşmanın tüm koşullarını eksiksiz ve kusursuz bir şekilde yerine getirdiğini, anlaşılan tutarın 7.500,00 Euro'sunu sevkiyat sırasında müvekkil firmaya ödeyen davalı-borçlu yan , kalan 7.800,00 Euro'yu da ödeyeceğini vaat ederek alacaklı müvekkili sürekli oyaladığını ödenmeyeceğini beyan ettiğini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulü ile; davalı-borçlu tarafından ---İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı takip dosyasına yapılan itirazın iptali ile takibin devamını, haksız ve mesnetsiz itiraz nedeniyle davalı-borçlu aleyhine alacağın %20’siden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacı ile davalı arasında uluslararası kara yolu taşımacılığı alanında yıllardan beri süre gelen taşımacılık faaliyeti mevcut olduğunu, süre gelen zamanlarda gerek davacı, gerekse davalı müvekkil alt nakliyeci üst nakliyeci olarak faaliyet sürdürdüğünü, CMR Konvansiyonu ve TTK 879. Madde uyarınca taşıyıcı, kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin, görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur hükmü gereğince, davacı taraf yükün boşaltımında müvekkil firma ile müşteri iletişimini hiçe sayarak boşaltma zamanına uymamış ve müvekkil firmayı zor durumda bıraktığını, davacı tarafın navlun bedelinin 14.850,00- Euro olduğunu beyan etmiş olup , 15.300,00- Euroya anlaşılmış ve 27.04.2024 tarihinde fatura kesildiğini, toplam nakliyenin 15.300,00- Euro olacak şekilde fatura edildiğini, müvekkil şirketçe cari hesaba mahsuben 7800 Euro hesaba ve 2.100,00- Euro şoföre ödeme o yapılmış olup cari hesapta toplamda 5.700,00- Euro bakiyesi göründüğünü, müvekkil firma eski çalışanı ..., Müvekkil firma tahsilat ve muhasebe görevlisi ... ve operasyon müdürü ... bu hususlara şahit olup tanık beyanları, ticari defter ve belgelerin celbi ile bu hususlar sübuta ereceğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla itirazların kabulü ile huzurdaki işbu davanın reddini, icra inkar tazminat taleplerinin reddine,%20 den az olmamak kaydıyla davacı tarafa kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME ve GEREKÇE
: Dava, İİK 67. Maddesi kapsamında tacirler arasındaki taşıma ilişkisine dayalı fatura alacağının tahsiline yönelik icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.---- İcra Dairesi'nin ----- sayılı takip dosyası celp edilmiş incelenmesinde; davacı-takip alacaklısı tarafından davalı-takip borçlusu aleyhine █████/2023 tarihinde asıl alacak 7.800,00Euro tutarındaki alacağın, fer'ileriyle birlikte tahsiline yönelik genel haciz yoluyla yapılan icra takibi olduğu, ödeme emrinin borçluya █████/2023 tarihinde tebliğ edildiği, borçlu tarafından verilen 7 günlük süre içerisinde itiraz dilekçesi sunulduğu, itiraz dilekçesinde borca ve fer'ilerine itiraz edildiği; icra müdürlüğünce takibin durdurulmasına karar verilmiş olduğu, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmediği görülmüştür.Mahkemece yapılan yargılama sırasında, taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesi uzmanlık gerektiren yönleri olduğundan bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.Bilirkişi rapor içeriğine göre; Mali yönden; tespit ve değerlendirmeler ; Davacı ---- İCRA Dairesi ----- esas ile 20.11.2023 tarihinde Davalı aleyhine 7.800.- EURO Fiili Ödeme Tarihi üzerinden ---- NAKLİYE NAVLUN BEDELİ olarak (asıl alacak*KDV) 243.448,92 TL (7.800,00 EUR * 31,2114 Kur) için takip başlattığı, söz konusu takibe takip borçlusu vekili tarafından 19.12.2023 tarihinde borç ve ferilerine itiraz edilmiş ve ilgili icra dairesi tarafından takibin durdurulması üzerine rapor konusu davanın açıldığı, Mahkeme tarafından yapılan görevlendirme gereği davacı şirket yönünden yasal ticari defter ve kayıtları ile birlikte dosyaya sunulan tüm belgeler incelenmiş ve birlikte değerlendirilmiş olarak; Ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının bulunup bulunmadığı, tarafların tacir olup olmadığı, ticari defter kayıtlarının sahibi lehine delil olma niteliklerini taşıyıp taşımadığı, ticari defter kayıtları ve BA-BS formları karşılıklı olarak değerlendirilerek, takip ve dava tarihleri itibari ile alacak-borç durumunun tespiti, talep edilmiş olup, davalı tarafın 2023 yılları Yasal Defter ve Kayıtlarının ve kayıtlara ilişkin Belgelerin tetkiki sonucunda; Davacı yönünden; ---- ve İlgili Vergi Dairelerinden gelen yazılara göre Şirketin Tacir olarak “Yurt içi ve yurt dışı Lojistik işletmeciliği" konusunda ticari faaliyette bulunduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin her ne kadar süresinde tasdiklerinin yapıldığı anlaşılmakla birlikte, Muhasebe prensiplerine uygun tutulmadığı, hesapların mutabakatsız kapatıldığı, banka hesaplarının muhasebesel kayıtlara intikal ettirilmediği hususları dikkate alındığında delil niteliği taşıyamayacağı görüşü oluşmakla birlikte, delil olarak değerlendirilme takdiri hakkındaki kararın (6100 sayılı HMK 2221) Mahkememize ait bulunduğunu, uyuşmazlık konusunu oluşturan ---- no.lu fatura tutarının bu bakiye içinde yer aldığı dikkate alındığında ; davaya konu bakiye alacağı 15.300,00 Euro (karşılığı 327.533,22 TL) nın davacı kayıtlarında alacak bakiyesi olarak yer aldığı, tahsilatlara ilişkin kayıtlara yer verilmediği, davacının bu kayıtlara rağmen yasal defterler haricinde tutmuş olduğu kayıtlarını dikkate alarak 15.300,00 Euro fatura bedeli (-) 7.500,00 Euro tahsilat £ 7.800,00 Euro ( karşılığı 243.448,92 TL) talebi ile İcra Takibi başlattığı, bu yönden haklılık yönünde karar verilmesi durumunda davacının talebiyle bağlı kalacağı ilkesinden hareket ile değerlendirme yapılması gerektiği, davalı yönünden; ----- İlgili Vergi Dairelerinden gelen yazılara göre Şirketin Tacir olarak “Yurt içi ve yurt dışı Lojistik işletmeciliği" konusunda ticari faaliyette bulunduğu, GİB Vergi dairesine verilen beyanlar ve mizanların mutabık olduğu, muhasebe kayıtların genel muhasebe prensiplerine uygun olarak tutulduğu, görülmüş olup mevcut tespitler yönünden davalı tarafın ticari defterlerinin delil niteliği taşıdığı görüşü oluşmakla birlikte, delil olarak takdiri hakkındaki kararın (6100 sayılı HMK 2221) Mahkemeye ait olduğu, uyuşmazlık konusunu oluşturan ----- no.lu fatura tutarının davalı kayıtlarında 15.300,00 Euro (karşılığı 327.533,22 TL) yer aldığı ve yine aynı cari hesap kayıtlarına göre 4.5.2023 tarihinde 7.500,00 Euro (161.004,00 TL Karşılığı) ---- hesabından ödeme sonucunda döviz üzerinden cari hesap bakiyesinin 7.800,00 Euro olarak göründüğü, davalı tarafından 13.05.2023 tarihinde dava dışı bir kişiye (şoföre) e yapılan 2.100,00 Euro ödemenin , davacı adına yapıldığı iddia edilmekle birlikte söz konusu tutarın kendi kayıtlarında da davacı adına açılan yasal cari hesapta yer almadığı, ancak bahse konu tutarın davacıya intikalinin ispatı durumunda dahi, hesap bakiyesinin 5.400.-Euro olabileceği, tespitleri yapılmış olup açıklanan hususlar birlikte değerlendirildiğinde; her ne kadar davacı taraf yasal defterlerinin delil niteliği taşımadığı kanaati oluşmakla birlikte delil niteliği taşıdığı kanaatine varılan davalı tarafın yasal defter kayıtları dikkate alındığında ; davacı /takip alacaklısı ...” nin ----- Sayı 27.04.2023 tarihli 15.300,00 EURO tutarında fatura kapsamında davalı/ takip borçlusu ... nden 7.800,00 EURO alacaklı olduğu, davacı adına dava dışı şoföre e yapıldığı iddia edilen 2.100,00 Euro tutarında ki ödemenin, davacıya intikali hususunda yasal belge-kayıt yönünden ispatına dair herhangi bir delil olabilecek belgeye rastlanılmadığı ve talebe rağmen rapor yazım tarihine kadar bu konuda herhangi bir belge sunulmadığı, yapılan tespit ve oluşan kanaatin hukuken değerlendirilmesinin, davacının alacağı hak edip etmediği - itirazın yerindeliği hususunun Mahkememize ait olduğunu,Taşımacılık Yönünden davalı firmanın üst taşımacı konumunda olduğu ve dava konusu taşıma işini ifa etmesi için bu olayda alt taşımacı konumunda olan ----. Firmasına devrettiği, ---. Firmasının ise iş bu taşıma işini taşıma konumunda olan -----. Firmasına devrettiği, alt taşımacı konumunda olan davacı firmasının ise iş bu taşıma işini taşıma sözleşmesine uygun olarak yerine getirme yükümlülüğü olduğu yani davacı altı taşımacının taşıma muhteviyatı emtiayı taşıma sözleşmesi gereği gönderilene teslim etme yükümlüğü olduğu, her ne kadar doğruluğu ve içeriği uzmanlık alanımız dışında kaldığından sebeple teyit edilemeyen ---- yazışmalarında; davalı üst taşımacı tarafından “navlun bedeli tahsil edilmeden taşıma muhteviyatı malın alıcıya teslim edilmemesi gerektiği yönünde talimat verildiği” hususlarına rastlanmış olunsa da 3 gün süre ile bu talimata uyulduğu sonrasında ise malın taşıma sözleşmesi yükümlülüğü gereği alıcısına 22.05.2023 tarihinde alıcısına teslim edildiği, bu teslimin dosyada yer alan ------ numaralı ve 27.04.2023 tarihli CMR belgesi ile sabit olduğu, buradaki takdir tamamen Sayın Mahkemeye ait olmak üzere; TTK'nın yukarıda yer verilen “Taşıma ücretinin hesaplanması ve ödenmesi” başlıklı 870/1.Maddesinde “Taşıma ücreti, eşyanın tesliminde ödenir. Taşıyıcı, taşıma ücretinden başka, eşya için yapılan, duruma ve şartlara göre gerekli olan giderleri de isteyebilmektedir" şeklindeki hükümden hareketle taşımacı tarafından navlun bedelinin ve buna bağlı taşımacıdan kaynaklanmayan araç bekleme ücreti v.s. diğer giderlerin de taşımanın tamamlanması ile hak edilebileceği, gelinen noktada davacı alt taşımacı olan ----. Firması tarafından dava konusu alâkalı olarak davalı üst taşımacı olan----. isabet eden 450 USD tutarındaki araç bekleme ücretinin talep edilebileceğini beyan etmişlerdir. Davacı, davalıdan mal satın almak amacıyla davalı ile ticari ilişkisinin bulunduğunu, anlaşma gereği ön ödemeleri yaptığı fakat davalının ürünleri teslim etmediğini, yapılan ön ödeme bedelinin iadesi gerektiğinden bahisle ilamsız icra takibi yaptığı, Türk Medeni Kanunu m:6 gereği icra takibinde talep etmiş olduğu alacağının varlığını ispatlamak ile yükümlüdür.6100 sayılı HMK 200. maddeye göre bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ikibinbeşyüz Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ikibinbeşyüz Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat edilemez.Faturaya dayalı alacak taleplerinde tek başına fatura düzenlenmesi akdi ilişkinin varlığını ve mal teslimini ispatlamaz. Yine faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olması da fatura içeriği malların/ hizmetin teslimini/ ifasını kanıtlamaya yeterli değildir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde " Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK m:222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK m:222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması ve defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m:222/4)." hükümlerine amirdir. Yukarıda verilen yasa maddeleri ve TTK 82. maddesi gözetildiğinde ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. İİK madde 67 gereğince, itirazın iptali davasının itirazın tebliğinden itibaren, 1 yıl içinde açılması gerekir. Hak düşürücü süreler, dava şartı olup taraflar ileri sürmese de mahkemece resen gözetilir. Somut olayda icra takibindeki, itiraz dilekçesinin davacı alacaklıya tebliğ edilmemesi nedeniyle İİK'nun 67.maddesinde belirtilen bir yıllık hak düşürücü sürenin başlamadığı anlaşıldığından davanın süresi içinde açıldığı kabul edilmiştir. Davacı vekilince █████/2026 tarihli sulh protokolünün sunulması konulu dilekçe sunulduğu, Mahkemece sulh protokolü doğrultusunda karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözümü amacıyla yapılan yargılama ve yargılama sırasında bilirkişilerden alınan denetime elverişli rapor içeriklerine göre; davacı/takip alacaklısının davalı/takip borçlusu hakkında fatura alacağına istinaden takip başlattığı, davalı/takip borçlusunun tebliğ edilen ödeme emri üzerine takibe borca ve fer'ileri yönünden süresinde itiraz ettiği ve takibin durduğu, eldeki itirazın iptali davasının süresinde açıldığı, tarafların yargılama sırasında sulh olduğu, sulh prokolüne göre karar verilmesinin talep edildiği anlaşılmakla bu doğrultuda karar verilmiş, protokol gereği dava açıldığı anda davacının davayı açmasında haklı olduğu anlaşıldığından anlaşma dışı yargılama giderlerinden HMK 331. Madde gereği davalı sorumlu tutulmuş, yine anlaşma gereği icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına dair karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Taraflar arasında yargılama sırasında █████/2026 tarihli sulh protokolü düzenlenmekle ve bu protokole göre karar verilmesi talep edildiğinden;- Davalının --- icra dairesinin ------ esas sayılı dosyası kapsamında asıl alacak ve ferileri olmak üzere davacı tarafa toplamda 10.000,00EURO ödeyeceğinin,- Ödemelerin fiili ödeme tarihindeki ------ efektif satış kuru üzerinden TL karşılığı olarak iki eşit taksitte ilk taksitin 5.000,00Euro karşılığı en geç █████/2026 tarihine kadar, 2. Taksit tutarının 5.000,00Euro karşılığı TL nin en geç █████/2026 tarihine kadar ödeneceğinin tespitine2- Sulh anlaşmasına göre icra inkar tazminatı hükmedilmesine yer olmadığına,3-Alınması gerekli maktu karar harcı 732,00 TL’den peşin olarak yatırılan 4.868,86 TL'nin mahsubu ile 4.136,86 TL bakiye harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacılara iadesine,4-Arabuluculuk aşamasında yapılan ve Hazine tarafından karşılanan 3.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili hazineye gelir kaydına, buna ilişkin harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,5- Taraflar leh/ aleyhine sulh protokolüne göre harç, vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilmesine yer olmadığına,6-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa iadesine,Mahkememizin bu kararına karşı gerekçeli kararın tebliğinden itibaren (2) hafta içinde (HMK 345/1), mahkememize veya mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine dilekçe verilmek suretiyle, Bölge Adliye Mahkemesi ilgili hukuk dairesince incelenmek üzere tarafların istinaf yasa yoluna başvuru hakkı bulunduğuna dair davacı vekilinin yüzüne karşı davalının yokluğunda verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.