Anahtar kelimeler: Bam Esaskarar Yazim Eser Ankara Hmk Karara Yoluna İstem Aşamasında

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - ████████

T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
31.HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
(İnceleme aşamasında / Duruşmasız)
(Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
HMK 353/1-a-6)
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2024
NUMARASI
: ████████ Esas-████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
İSTEM;
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ... Elektrik İnşaat... Ltd. Şti. ile davalı ... İnş. San...A.Ş. arasında yapılmış olan 15.06.2014 tarihli taşeron sözleşmesine göre, Ağrı ilinde yapımı tamamlanan 300 Yataklı Devlet Hastanesinin elektrik işlerinin müvekkili tarafından yapımı konusunda anlaşmaya varıldığını, elektrik işleri uygulama projelerinin, müvekkilinin merkez ofisinde çizildiğini, imalat için sözleşmeden sonra inşaat müsait olmadığından, müvekkili şirketin işe başlayamadığını, sözleşme konusu işin, zor bir sürecin ardından davalıya teslim edildiğini, teslim sürecinin akabinde, davalı şirket tarafından müvekkili şirkete hakedişe ilişkin olarak asbuilt proje onayının ön koşul olarak sunulduğunu, bu projenin de müvekkili şirket tarafından onaylatılmasına rağmen hakediş ödemelerinin yapılmadığını, defalarca maillerle ve telefon görüşmeleriyle hakediş talep edilmiş olmasına rağmen bu girişimlerin sonuçsuz kaldığını, müvekkili firmaya hakedişler yapılmadığı gibi hakediş ödemelerinin de yapılmadığı ve dolayısıyla faturalandırılamadığını, fiyat farkı, kullanılan fazla malzeme bedellerinin de hiçbir surette ödenmediğini, müvekkili şirketçe ekte sunulan ve dava dışı alınmış olan bilirkişi raporunda; “Taşerona hiçbir bildirimde bulunulmadan deposundaki malzemelere demirbaşlara, alet edevata ve hurda malzemelerine davalı tarafından el konulduğu, bir kısmının satılıp bir kısmının başka şantiyelere nakledildiği" tespitinin yapıldığını, yine raporda “Taşeron firma hakedişler yaparken sözleşmede yer alınan süreler baz alınarak TEFE-TÜFE farkı vermesi gerekirken, davalı şirketin TOKİ ile yaptığı sözleşme baz alınarak 2013 yılının TEFE-TÜFE fark katsayılarına ödemede baz aldığını, yine davalı firmanın 2017-2018 yıllarında günün koşullarından malzeme alarak müvekkili şirketin hakedişinden, alacaklarından kesinti yaptığını, aynı iş kalemlerine 2013 yılının fiyat farkı katsayılarını uyguladığını, bu durumun davalı yönünden haksız gelir elde edilen bir durum olarak dosyada karşımıza çıktığını, tüm imalatların, hakedişlerin yapıldığı ay itibariyle değerlendirilmesi ve o günkü fiyat farkı katsayıları uygulanarak hakedişler yapılması gerektiğini, ancak bu durum gerçekleştiğinde davalının," müteahhidin fatura karşılığı aldığı tüm malzemeleri, tahakkuk eden alacaktan düşülmelidir.” şeklinde tespit yapıldığını, yine aynı bilirkişi raporunda müteahhit firmaların taşeron firmalarla yapmış oldukları sözleşmelerde taşeronları zora sokacak maddeler ekledikleri, devamlı olarak kendi lehlerine olan düzenlemeler yaptıklarının tespit edildiğini, raporda “Bu proje hakedişlerini incelediğimizde de benzer bir durum görüldüğü ve özellikle işin sözleşme süresinin iki katından fazla sürede tamamlandığı ve bu gecikmenin tamamıyla inşaat grubunun işi geç bitirmesinden kaynaklandığını ve taşeronun gecikmeler ile alakalı bir dahili olmadığı ve bundan dolayıdır ki sözleşmede fiyat farkı hesabı belirtilmiş dahi olsa zamanında yapılmayan hakedişten dolayı fiyat farkı endeksi güncel TEFE-TÜFE endeksi geçici kabul tarihi baz alınarak yapılmıştır.” şeklinde tespitler yapıldığını belirterek müvekkili davacı ile davalı ... İnşaat A.Ş. arasında yapılmış olan 15.06.2014 tarihli taşeron sözleşmesi uyarınca, eksik ödenen fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 10.000,00 TL'nin, davalı firmadan işin bitim tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili, 27.11.2023 tarihinde talebini ıslah ederek, davada talep etmiş oldukları alacağın 4.472.057,13 TL'ye yükseltmiş, bu alacağın 27.11.2023' tarihinden itibaren işleyecek reeskont avans faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
YANIT
:
Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının aksine, müvekkili şirketin, davacı şirketen alacaklı olduğunu, sözleşmenin hükümlerine ve müvekkili şirketin uyarı ve talimatlarına rağmen davacı şirketin sözleşmeden kaynaklı yükümlülüklerini yerine getirmediğini, imalatları eksik gerçekleştirildiğini, malzemelerin teslim edilmediğini, işçilik ödemelerinin yapılmadığını, davacı şirketin müvekkili şirkete olan 1.348.443,25 TL borcu için, davacı şirket aleyhine Ankara 16. İcra Müdürlüğünün ██████████ E. sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davacı şirket tarafından borca itiraz edilmediğinden takibin kesinleştiğini ve icra işlemlerinin devam ettiğini, akdedilen sözleşme gereği davacı şirketin ilave herhangi bir bedel talep etme hakkı bulunmadığı gibi, maliyetleri karşılamak, uygun sayıda ekip ve ekipmanla işi yürütmek ve tamamlamanın tamamen davacı şirketin sorumluluğunda olmasına rağmen, idareden alınan süre uzatımı sonrasında ilave TEFE, TÜFE fiyat farklarının dahi davacı şirkete ödendiğini, aynı zamanda şantiyede çalıştırdığı işçilerin ücretlerinin ödenmemesi nedeni ile davacı şirketin işçi ücretleri, malzeme temini gibi hususların müvekkili şirket tarafından ödendiği nazara alındığında, davacı şirketin müvekkili şirketten bir alacağı bulunmadığı gibi aksine müvekkili şirkete borçlu olduğunu, dava dilekçesinde atıf yapılan ve davacı şirketin talebi üzerine hazırlanan yanlı rapordaki tespitlerin taraflarınca kabulünün mümkün olmadığını belirterek, haksız davanın öncelikle usulden, bunun kabul görmemesi halinde ise esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2024 tarihli ve ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı kararında özetle; Tarafların dayandıkları tüm deliller, sözleşme kapsamındaki asıl işveren TOKİ'de bulunan kayıtlar, ihale dosyası getirtilmiş, bilirkişi incelemesi yaptırılmıştır.
Davacının ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda Mali Müşavir Bilirkişi tarafından düzenlenen █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda;"davacının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak kapanış tastiklerinin yaptırıldığı, dava konusu ile sınırlı olmak üzere kayıt nizamı bakımından VUK.'na uygun olmadığı, hesabın açılış ve kapanış bakiyelerinin uyumsuz olduğu, mesnesiz kayıtların bulunduğu, davacı şirketin davalı şirkete 24 adet toplam 7.408.434,12-TL (KDV hariç) fatura düzenlendiği, davacının iddia ettiği 25 nolu hakediş faturasının düzenlenmediği, ticari defterdeki kayıtlara göre dava tarihi itibariyle davacının alacağının bulunmadığı, 437.274,63-TL davalının alacaklı olduğu, kayıtların düzensiz olması sebebiyle davalı ticari defterleri ile karşılaştırılması gerektiği, davacının sunduğu cari hesap ekstrelerine göre davacı şirketin 852.829,42-TL alacağının olduğu" belirtilmiştir.
İnşaat Mühendisi, Elektrik Mühendisi, Nitelikli Hesaplama Bilirkişisi ve Mali Müşavirden oluşan bilirkişi heyetinin düzenlediği, hükme esas alınan █████/2023 tarihli bilirkişi raporunda; "Davalının ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu, tarafların kabulünde olan 24 adet hakediş faturasına davacı tarafından düşülen şerhe ve yazılı itiraza rastlanmadığı, 25. Hakedişte sözleşme dışı işlerin yer aldığı, dosyaya sunulan kayıtlara göre 28 adet hakedişin yapıldığı, davacı tarafından yüklenilen işlerin tamamlandığı, davacının sözleşme kapsamındaki işlerdeki keşif artışına bağlı alacağının KDV dahil 3.955.817,58-TL, sözleşme dışı işlerden doğan alacağının 516.239,55-TL olmak üzere davacı yüklenicinin toplam alacağının 4.472.057,13-TL olduğu" belirtilmiştir.
Somut olayda tarafların iddia ve savunmaları ile dosyaya sunulan deliller birlikte değerlendirildiğinde; Açılan davanın eser sözleşmesi kapsamında davacı yüklenicinin, davalı iş sahibinden talep ettiği, noksan ödenen bedelin tahsili talepli alacak davası olduğu, davacı yüklenicinin, davalı iş sahibinin sözleşme kapsamında ve sözleşme dışı yaptırılan işlerden dolayı eksik ödenen alacağının davalıdan tahsilini talep ettiği, davalı iş sahibinin ise; davacının sözleşme kapsamındaki işleri eksik ve ayıplı olarak ifa ettiğini, davacı namına yapılan ödemelerin kendilerine ödenmediğini, iddianın aksine kendilerinin davacı yükleniciden icra takibine konu yapılan alacağının olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Bilirkişi raporundaki tespitler ve taraflarca dosyaya sunulan kayıtlara göre; Taraflar arasında davalı ile dava dışı TOKİ arasında yapılan "Ağrı İli Üçyüz Yataklı Devlet Hastanesi Yapım İşi"nin elektrik işlerinin yapılmasına yönelik █████/2014 tarihli sözleşmenin olduğu, davacının yüklenici/taşeron, davalının ise iş sahibi/yüklenici, asıl iş sahibinin ise dava dışı TOKİ olduğu konusunda ihtilaf olmamakla birlikte, davacının yaptığı iş karşılığı davalıdan alacağının olup olmadığı konusunda ihtilaf olduğu anlaşılmıştır. Sözleşmeye göre işin bitim tarihinin █████/2015 olduğu, Sözleşmenin 9. Maddesine gör işin "anahtar teslim, götürü bedelli" olarak kararlaştırıldığı, sözleşme bedelinin ise 8.400.000,00 TL olduğu, davacı taşeronun iş programına uymadığı, işi geciktirdiğinin ispatlanamadığı, bilirkişi raporundaki hesaplamaya göre, davacının sözleşme kapsamındaki işlerdeki keşif artışına bağlı alacağının KDV dahil 3.955.817,58-TL, sözleşme dışı işlerden doğan alacağının 516.239,55-TL olmak üzere, davacı yüklenicinin toplam alacağının 4.472.057,13-TL olduğu anlaşılmakla, dava bu miktar üzerinden kabul edilerek, 4.472.057,13 TL’nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesi, alacağın 10.000 TL’sine dava tarihinden, 4.462.057,13 TL’sine ıslah tarihi olan 03.11.2023’den itibaren avans faizi uygulanması gerektiği kanaati ile davanın kabulüne dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili tarafından verilen █████/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; alacaklarının belirlenmediğini ve miktar olarak bilinmediği için davanın, belirsiz alacak davası olarak açıldığını ve rapor ile alacakları belirlendikten sonra ıslah talepleri ile dava değerinin arttırıldığını, bu nedenle Yargıtay kararında da belirtildiği üzere alacaklarının tamamına işin bitiş tarihi olan 27.06.2015 tarihinden itibaren veya dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerektiğini, davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddinin gerektiğini, dava dosyasında konu edilen alacaklarının sözleşmeye dayalı bir alacak olduğunu, bu nedenle Borçlar Kanununun genel zamanaşımı hükümlerine göre 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu, bu nedenle davalı vekilinin bu konuda ki istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, ayrıca müvekkili tarafından yapılan sözleşmeye istinaden yapılması gereken iş ve işlemlerin tamamlandığını ve bu konuda ilgili kurum tarafından hem geçici kabul hem de kesin kabullerin yapıldığını, bu nedenle sözleşmeye dayalı olan alacak kalemlerinin kabulünde hukuka aykırılık bulunmadığını, ayrıca sözleşme dışı yapılan iş ve işlemlere ilişkin davayı ispat ettiklerinin, bilirkişi tarafından kabul edilerek hesaplamasının yapıldığını ve davanın bu konuda kabulüne karar verildiğini, bu konudaki istinaf taleplerinin de reddi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılarak istinaf başvuruları doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen █████/2024 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Davacı şirket taleplerinin, işi bırakmasından itibaren iki yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağından, davanın esasına girilmeksizin öncelikle zamanaşımı nedeni ile davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yerel mahkemece davacı taleplerinin zamanaşımına uğradığı gözardı edilerek hüküm tesis edildiğini, dosya kapsamında alınan raporlar arasında mübayenet bulunmasına karşın yerel mahkemece raporlar arasındaki bu mübayenet giderilmeden hatalı ve eksik incelemeye dayalı son rapora dayanılarak hüküm tesis edildiğinden yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, yerel mahkemece; müvekkili şirketin usulüne uygun tutulmuş defter ve belgeleri yerine davacı şirketin usulüne uygun olarak tutulmayan ticari defterlerine itibar edilerek hüküm kurulduğundan kararın kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, davacı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığını, buna karşılık müvekkili şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğunu ve müvekkili şirketin kayıtlara göre davacıdan dava tarihi itibariyle 1.348.443,25 tl alacaklı olduğunun sabit olduğunu, davacı şirketin müvekkili şirkete bulunan 1.348.443,25 TL borcu için davacı şirket aleyhine Ankara 16. İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı dosyasından takibe geçildiğini, davacı şirketin takibe konu borca itiraz etmediğinden takibin kesinleştiğini, icra işlemlerinin devam ettiğini, bu durumun dahi, başlı başına davacı şirketin iddialarının mesnetsizliğini diğer bir deyimle müvekkili şirketten alacaklı olmayıp müvekkili şirkete borçlu olduğunu ortaya koymasına ve bir nevi ikrar mahiyetinde olmasına karşın yerel mahkemece davacı şirketin usulüne uygun tutulmayan açılış ve kapanış tasdikleri olmayan defter ve belgelerinden hareketle hazırlanan ek rapora dayanılarak kurulan yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, davacı şirketin sözleşme konusu işi tamamlamadan şantiyeyi terk etmesi üzerine işçilerinin müvekkili şirkete aktarılarak işin müvekkili şirket tarafından tamamlandığının sabit olmasına karşın bu hususun gözardı edilerek hüküm kurulduğunu, TOKİ ile müvekkili şirket arasında "Ağrı Suçatağı 300 yataklı hastane inşaatı ile altyapı ve çevre düzenlemesi ikmal işi" kapsamında; Geçici Kabul İtibar Tarihinin: 15.12.2017 ve Kesin Kabul İtibar Tarihinin:15.12.2018 olduğu (Kesin kabul için İdarece iş ve işlemler geç yapıldığından 2019 yılı Eylül ayında işlemler sonuçlanmıştır) davaya konu İşlerinin yapımı aşamasında davacı şirket tarafından geçici kabul öncesinde yapılması gereken işlerin tamamlanmadan işin bırakıldığı -(ki davacının bu yönde ikrarı da mevcuttur) ve bu işlerinde İdare'ye olan sorumluluk gereğince müvekkili şirket tarafından tamamlandığının sabit olduğunu, davacı şirketin, sözleşme dışı işleri ve sözleşme konusu işleri bile tamamlanmadan şantiyeyi terk ettiği ve müvekkili şirkete borçlu olduğunun, sabit olmasına karşın yerel mahkemece eksik incelemeye ve varsayıma dayalı ek rapordan hareketle kurulan hükmün hatalı olduğunu, müvekkili şirket tarafından yapımı üstlenilen Ağrı 300 Yataklı Devlet Hastanesi Yapım İşi kapsamında, davacı şirket ile müvekkili şirket arasında 15.06.2014 tarihli Anahtar Teslimi Götürü Bedel Genel Elektrik İşleri Taşeron Sözleşmesi akdedildiğini, sözleşme maddeleri ile taşeron/davacı şirket tarafından üstlenilen işin, MÜVEKKİL ŞİRKET TARAFINDAN İDAREYE KARŞI YÜKÜMLÜLÜKLERİNİN AYNI KOŞULLARLA YÜKLENİLMİŞ OLDUĞUnun anlaşıldığını, uyuşmazlığın bir bölümünün; davacı şirketin "Sözleşme Dışı İşler" başlığı altında talep edilen bedellerin asıl işverence müvekkili şirkete ödenip ödenmediği ve söz konusu işlerin davacı şirket tarafından teslim edilip / edilmediği noktasında toplandığını, taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği, anahtar teslimi götürü bedel işi kapsamında olmasına rağmen, davacı şirketin mali aciz içinde bulunması nedeniyle, müvekkil şirketin işin tamamlanmamasından kaynaklanacak yasaklama ve teminat gelir kaydı yaptırımlarına maruz kalmaması adına iyi niyetle, davacı şirket adına yüklü miktarda malzeme satın alınarak şantiyeye gönderildiğini, , hatta bir kısmının davacı şirkete fatura dahi edilmediğini, sözleşmenin işbu amir düzenlemelerine ve müvekkili şirketin uyarı ve talimatlarına rağmen davacı şirket tarafından yükümlülüklerinin yerine getirilmediğini, müvekkili şirket tarafından azami iyi niyet gösterilmesine rağmen davacı şirketin soyut ve mesnetsiz iddiaları ve talepleri ile karşı karşıya kalındığını, davacı şirketin müvekkili şirketten ilave herhangi bir bedel talep etme hakkı bulunmadığı gibi, maliyetleri karşılamak, uygun sayıda ekip ve ekipmanla işi yürütmek ve tamamlamak tamamen davacı şirketin sorumluluğunda olmasına karşın; idareden alınan süre uzatımı sonrasında ilave TEFE, TÜFE fiyat farklarının dahi davacı şirkete ödendiğini, aynı zamanda şantiyede çalıştırdığı işçilerin ücretlerini ödememesi nedeni ile davacı şirketin işçi ücretleri, malzeme temini gibi hususların müvekkili şirket tarafından ödendiğini belirterek istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, Taraflar arasında düzenlenen █████/2014 tarihli ve konusu, "Ağrı ilindeki 300 yataklı devlet hastanesinin elektirik işlerinin yapımı" olan taşeron sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir. Davacı taşeron vekili sözleşme kapsamında, müvekkili teşaronun edimlerini usulüne uygun yerine getirerek davalıya teslim ettiğini, sözleşme kapsamı dışında da imalatlar yaptığını, ancak gerek sözleşme kapsamında hakkettiği alacaklarının gerekse fiyat farkı alacaklarının ve kullanılan malzeme ile elkonulan alet ve edevatlarına karşılık olarak fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 10.000,00 Tl alacağın işin bitim tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ıslah dilekçesi ile bu taleplerini 4.472.057,13 TL ye yükeltmiştir.
Davalı davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, ticari defterler üzerinde yapılan inceleme sonucunda uzman bilirkişi kurulundan alınan rapor sonrasında ticari defterlere göre davacının alacağının bulunmadığı anlaşılmakta ise de, dava dışı idareden getirtilen ihale dosyası ile taraflar arasındaki kayıt ve belgeler ve hakediş belgelerinin incelenmesi sonucunda davacı taşeronun, davalı yükleniciden keşif artışına bağlı olarak 3.955.817,58 TL, sözleşme dışı işlerden dolayı ise 516.339,55 TL olmak üzere toplam 4.472.057,13 TL alacaklı olduğu kabul edilerek 10.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren 4.462.057,13 TL alacağı ise ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanması gerektiği kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne dair karar verilmiş, bu karar karşı taraf vekilleri istinaf kanun yoluna başvurmuşlardır.
1-Mahkemece son olarak aldırılan █████/2023 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bu raporun hüküm vermeye yeterli nitelikte olmadığı anlaşılmaktadır. Şöyle ki, davacı ile davalı arasında imzalanan hakedişlere, bu sözleşmenin eki olan YİGŞ 39 ve 40. Maddeleri uyarınca itiraz edilip edilmediği, hakedişlerin kesinleşip kesinleşmediği incelenmeden hükme varılması doğru olmamıştır. Mahkemece öncelikle, taraflar arasında yapılan tüm hakedişler, sözleşme ve ekleri, HMK'nın 266. maddesi hükmünce yeniden oluşturulacak uzman bilirkişi heyetine incelettirilmeli, itiraz edilmediğinden kesinleşen fiyat farkı alacakları, vergi kesintileri ve SGK borçları, işçi alacakları varsa bu hakedişlere usulüne uygun olarak itiraz edilmemiş olması sebebiyle hakedişler kesinleşmiş sayılacağından yine hakedişlere giren sözleşme dışı fazla imalat bedelleri var ise, davacı taşeronun hakedişlere girdiği anlaşılan sözleşme dışı fazla imalat bedellerine ilişkin olarak da fazla imalat bedeli alacağı talebine hakkı bulunmayacağından davacının dava konusu ettiği alacak kalemlerinin hakedişlere girip girmediği, usulüne uygun olarak bu hakedişlere itiraz edilip edilmediği, bu sebeple hakedişlere giren alacaklar yönünden hakedişlerin kesinleşip kesinleşmediği hususlarının uzman bilirkişi kuruluna tespit ettirilmesinden ve bilirkişi raporu ile davacının talep edebileceği alacak tutarının belirlenmesinden sonra uyuşmazlığın esası yönünden hüküm kurulması gerekmektedir. Oysa ki mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, taraflar arasında düzenlenen hakedişlere davacı taşeronun itirazının olup olmadığı ve hakedişlerin kesinleşmediği hususunda inceleme yapılmadığı anlaşılmaktadır.
2-Yine davalı yüklenicinin, davacı taşeron hakkında Ankara 16. İcra Müdürlüğünün ██████████ Esas sayılı icra dosyası ile yapmış olduğu icra takip dosyasının bulunduğu ve bu takip dosyasına itiraz edilmediği için takip dosyasına konu borcun kesinleşmiş olduğu davalı yanca savunulduğundan mahkemece bu takip dosyası getirtilerek bilirkişi kuruluna bu takip dosyası üzerinde de inceleme yaptırılmak suretiyle davalının icra takibine konu ettiği alacağın, eldeki davada davacı taşeron alacağından mahsubu istediği alacak kalemlerine ilişkin olup olmadığının incelenmesi ve değerlendirmesinin yapılarak davalının bu dosyada davacı alacağından mahsubunu istediği alacak kalemlerine ilişkin olduğunun anlaşılması halinde icra dosyası ile ayrıca talep edilmiş olması sebebiyle eldeki dosyada davacı taşeronun var olduğu belirlenen alacağından mahsubunun yapılmaması gerektiği, ancak icra takibine konu edilen alacağın davalının bu dosyada mahsubunu talep ettiği alacak kalemlerine ilişkin olmadığının anlaşılması halinde ise, davalının mahsubunu istediği ve davacı adına yaptığını söylediği davacı işçilerine ödediği alacaklar ile davacı adına malzeme alımı yapıldığına dair savunmayı haklı gösterecek bilgi belgeler ile ispat konusunda gösterilen tüm delillerin birlikte değerlendirilerek buna göre taraflar arasındaki işin kesin tasfiyesi konusunda mahkemece uzman bilirkişi kurulundan rapor alınmasından sonra davacının davaya konu alacaklarının esası hakkında karar verilmesi gerekmektedir.
3- Yine davalı vekili cevap dilekçeleri ile ıslaha karşı sunmuş oldukları cevap dilekçelerinde, zamanaşımı definde bulunduğu halde mahkemece davalının hukuki dinlenilme hakkı kapsamında zamanaşımı defi hakkında olumlu olumsuz bir karar verilmeden ve zamanaşımı definin yerinde olup olmadığı gerekçeli kararda da tartışılıp değerlendirilmeden davanın esas yönünden sonuçlandırılmış olması da kabul şekli itibariyle doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin ayrı ayrı kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeni bir uzman bilirkişi kurulundan dosyaya getirtilen tüm bilgi ve belgeler üzerinde inceleme yaptırılmak suretiyle taraflar arasındaki işin tasfiye kesin hesabı konusunda rapor aldırılmasından sonra davacının davaya konu talepleri hakkında davalının zamanaşımı defi de tartışılıp değerlendirilerek hüküm kurulması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin AYRI AYRI KABULÜNE,
2-Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarihli ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, taraflarca yatırılan istinaf karar harçlarının talep halinde kendilerine iadesine,
5-Taraflarca yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,
7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!