Anahtar kelimeler: Bam Başkan Yazim Eser Katip Üye Ankara Hmk Karara Esastan

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ
T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ31.HUKUK DAİRESİ(İnceleme aşamasında / Duruşmasız)(Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)DOSYA NO
: ████████ EsasKARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN
: ... (...)ÜYE
: ... (...)ÜYE
: ... (...)KATİP
: ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2024NUMARASI
: ████████ Esas- ████████ KararDAVANIN KONUSU
: İtirazın İptali ( Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İSTEM;Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davacı ... Mağazacılık Bil. Teks. Day. Tük. Mal. İnş. San. Ve Tic. Ltd. Şti.'nin, davalı/borçlu ... Grup İnş. Taah. San ve Tic. A.Ş.'den olan yüklü miktarda cari hesap alacağı olduğunu, müvekkilinin ödenmeyen alacaklarının tahsili amacı ile Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı icra dosyası ile davalı/borçlu aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, ödeme emrinin davalı/borçlu şirkete tebliğ edildiğini, davalı/borçlu şirketin █████/2020 tarihli itiraz dilekçesi ile ödeme emrine itiraz ettiğini, davalı/borçlunun takibe itiraz dilekçesinde; müvekkiline borcu bulunmadığını, bu nedenle takibe, asıl alacak ve fer'ilerin tamamına, faiz oranına ve işlemiş faiz miktarına, itiraz ettiğini belirttiğini, ancak davalı/borçlunun, itirazının tamamen haksız ve kötü niyetli olduğunu, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında █████/2020 tarihinde arabuluculuk görüşmesi de gerçekleştirildiğini, ancak anlaşma sağlanamadığını, müvekkili şirket ile davalı/borçlu şirket arasında "Alt Yüklenici Sözleşmesi" akdedildiğini, davalı/Borçlu ... firmasının, Adana Su ve Kanalizasyon İdaresi (... ) Genel Müdürlüğü'nün Ceyhan (Adana) İçme Suyu Mevcut Şebeke Değişim İnşaatı (Boru Değişimi) Yapım işini aldığını ve ... ile buna ilişkin █████/2017 tarihli sözleşmeyi akdettiğini, davalı borçlu tarafından idareden alınmış olan bu işe ilişkin olarak da müvekkili firma İle borçlu davalı şirket arasında █████/2017 tarihli Alt Yüklenici Sözleşmesi akdedildiğini, Alt Yüklenici Sözleşmesi gereğince müvekkili şirketin "Ceyhan (Adana) İçme Suyu Mevcut Şebeke Değişim İnşaatı (Boru Değişimi) Yapım işi kapsamında yapılacak olan betonarme boru, muayene bacaları, asfalt betonu binder tabakası yapılması, kontrollük hizmetleri işlerini Yapım İşleri Genel Şartnamesine uygun olarak yapmasının kararlaştırıldığını, sözleşme kapsamında taraflarca oluşturulmuş olan birim fiyat listesi gereğince yapılacak işin bedelinin KDV hariç 11.608.781,00 TL olarak kararlaştırıldığını, müvekkili şirketin, akdedilmiş olan alt yüklenicilik sözleşmesi gereğince üstlenmiş olduğu işleri eksiksiz şekilde ve programa uygun şekilde ifa etmeye başladığını, davalı/borçlunun "Sözleşmenin Devri Sözleşmesi" ile yüklenicisi olduğu işleri dava dışı başka bir şirkete devrettiğini, ve devri bahane ederek müvekkilinin cari hesap alacaklarını ödemekten kaçındığını, müvekkili şirket ile davalı/borçlu arasında akdedilmiş olan alt yüklenici sözleşmesi ve bu sözleşme gereğince kararlaştırılmış olan işlerin müvekkili tarafından yapımı devam ederken, davalı/borçlu şirketin, █████/2019 tarihinde, dava dışı ... Enerji İnşaat Ticaret A.Ş. İle "Sözleşmenin Devri Sözleşmesi" akdettiğini, bu devir sözleşmesi gereğince, davalı/borçlu ... ile akdetmiş olduğu, "Ceyhan (Adana)İçme Suyu Mevcut Şebeke Değişim İnşaatı (Boru Değişimi) Yapım İşine ilişkin sözleşmeyi ... Enerji İnş. Tic. A.Ş.'ye devrettiğini, davalı/borçlu ile dava dışı ... şirketi arasında yapılan devirde, altyüklenici olan müvekkilinin alacaklarının dikkate alınmamış olup devir tarihine kadar, müvekkili tarafından yapılmış ve hakedişe bağlanmış olan işler nedeni ile müvekkilinin davalı/borçlu şirketten alacaklarının da ödenmediğini, müvekkili şirket ile davalı/borçlu şirket arasında yapılmış olan bir çok mail yazışmalarının da mevcut olduğunu, davalı tarafça müvekkiline gönderilmiş olan mailler ve ekinde yer alan cari hesap ekstrelerinden de davalı/borçlunun müvekkili şirkete yüklü miktarda borcu olduğunu ve müvekkili ile mutabakata varmak üzere çalışmalar yapıldığının anlaşıldığını, tüm bunların yanı sıra, davalı/borçlu tarafından, devir sözleşmesi tarihinden sonraki tarihlerde müvekkili şirkete bir kısım ödeme de yapılmış olduğunun yine ticari defter ve belgeler ile sabit olduğunu, bu durumda, davalı/borçlu tarafından devir sözleşmesine dayanılması mümkün olmayıp davalı/borçlunun, devir tarihi sonrasında müvekkili ile mutabakat ve ödemelere ilişkin mailleşmelerde bulunması ve ödeme yapmış olmasının, davalı/borçlunun, müvekkiline karşı olan sorumluluklarını yerine getirmeye devam ettiğine ilişkin temayül oluşturmakta olup davalı/borçlunun bundan sonrasında sözleşme devrine dayanmasının hukuken mümkün olmadığının ortada olduğunu, tüm bunların yanı sıra, davalı/borçlu ile dava dışı ... arasında akdedilmiş olan Sözleşmenin Devri Sözleşmesi kapsamında, "sözleşmenin bedeli" başlıklı madde kapsamında, ... ile yapılmış olan asıl sözleşme bedelinin 12.125.781,00 TL olduğunu, devir tarihine kadar yapılmış olan hakedişlerin 659,02 (7.156.904,47TL.) olduğu ve tamamlanmış hali ile devredilmesi sonrasında kalan sözleşme bedelinin devralana denk gelecek bedel olduğunun belirtildiğini, yani ... ile yapılmış olan sözleşme kapsamındaki işe ilişkin olarak devir tarihi öncesinde yapılmış olan işlerin bedellerinin davalı/borçlu ...'a ait olacağını, devri sonrasındaki bedelin ise dava dışı ...'ya ait olacağını, bu durumda, sözleşmenin devri öncesinde, müvekkili tarafından ifa edilmiş olan işler nedeni ile ortaya çıkmış olan alacakların da davalı/borçlu tarafından müvekkiline ödenmesi gerektiğinin açık olduğunu, davalı/borçluya, borçlu olduğu tutarı ödemesi için yapılan bildirimlere rağmen davalı/borçlu tarafından ödeme yapılmaması üzerine başlatılmış olan icra takibi kapsamında da takip öncesi işlemiş faizin talep edildiğini, bu bakımdan da davalı/borçlunun, işlemiş faiz tutarına ilişkin itirazının da haksız olduğunu, davalı/borçlunun, borçlu olduğu ve borç miktarını bilmesine rağmen müvekkili tarafından başlatılmış olan icra takibini sürüncemede bırakmak üzere haksız ve kötü niyetli olarak itiraz etmiş olduğunu belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile, davalının Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün █████████ E. sayılı icra takibine ilişkin itirazının iptali ile takibin devamına, davalı/borçlu aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.YANIT
:Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili aleyhine açılan davanın maddi ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, müvekkili ile dava dışı Adana Su ve Kanalizasyon İdaresi arasında Ceyhan ( Adana ) İçme Suyu Mevcut Şebeke Değişim İnşaatı ( Boru Değişimi) Yapım İşi'ne ilişkin 10.08.2017 tarihli sözleşme akdedildiğini, müvekkilinin idareye karşı üstlenmiş olduğu edimlerin bir kısmının yerine getirilmesi amacıyla davacı ile 28.02.2017 tarihli sözleşmeyi akdettiğini, akdedilen sözleşme ile davacının, Ceyhan ( Adana ) İçme Suyu Mevcut Şebeke Değişim İnşaatı ( Boru Değişimi) Yapım İşi kapsamında yapılacak olan betonarme boru, muayene bacaları, asfalt betonu binder tabakası yapılması, kontrollük hizmetlerinin yapımını üstlendiğini, söz konusu sözleşme idareye bildirilmiş olup davacnın aynı zamanda idare nezdinde de resmi alt yüklenici konumunda olduğunu, asıl iş kapsamında davacı tarafından yapılan imalatlara istinaden idare ile müvekkili arasında toplam 6 adet hak ediş imzalandığını, İdare ile yapılan 6 nolu hak ediş tarihinin 06.02.2019 olup bu tarihten sonra idare ile hak ediş düzenlenmediğini, davacı ile yapılan görüşmeler neticesinde, idare nezdinde devam eden işin kendilerine devri konusunda mutabık kalındığını ve bu doğrultuda işlemlerin yapılması amacıyla davacının talimat ve istemi üzerine ...'a vekalet verildiğini ve 01.10.2019 tarihi itibariyle de sözleşmenin devredildiğini, ancak sonradan ve haricen öğrenildiği üzere davacı şirketin sahibi ...'ın oğlu ...'ın sözkonusu vekalete istinaden sözleşme devrini davacıya yapmadığını, dava dışı ... A.Ş firmasına yani kendisinin sahibi olduğu firmaya gerçekleştirdiğinin öğrenildiğini ve devir işleminin geçerli olmadığı beyanı ile idareye Ankara 30. Noterliği'nin 19.08.2020 tarih 08558 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek devir sözleşmesinin geçersiz olduğunun bildirildiğini, davacı şirketin, .... A.Ş. firması ile danışıklı bir şekilde işlem yapmak suretiyle müvekkilini borçlandırmak ve haksız kazanç elde etmek niyetiyle hareket ettiğini, işbu davanın çözümlenebilmesi amacıyla öncelikle M.K'nun 2. maddesine istinaden "tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi" kapsamında inceleme ve araştırmanın yapılması gerektiğini, davacı şirketin sahibi ve kurucusu olan ...'ın dava dışı .... .A.Ş. firmasının sahibi ve ortağı ...'ın babası olduğunu, Ticaret Sicil kayıtlarında şirketlerin adresi farklı görünse de sunulan imza sirkülerinde her iki şirketin idare merkezinin aynı olduğunu, aralarında fiili ve organik bağ bulunduğunu, davalının taşeron sözleşmesini ... Mağazacılık...Ltd. Şti ile yani ... ile akdettiğini, ...’ın, vekaletnamenin oğlu ...'a verilmesini istediğini, ...'ın bu talebine istinaden de müvekkili tarafından devir işlemlerinin idare nezdinde gerçekleştirilmesi amacıyla Ankara 35. Noterliğinin 23.09.2019 tarihli 21767 yevmiye nolu vekaletnamesinin ...'a verildiğini, ... ile yapılan sonraki görüşmelerde ise devir işleminin 01.10.2019 tarihinde gerçekleştirildiğinin belirtildiğini, ve devir ile birlikte de müvekkilinin işten tamamen elini çekmiş olduğunu, bu nedenle tüzelkişilik perdesi aralanmak suretiyle sonuca gidilmesinin gerektiğini, tüm borç ve alacakların ile birlikte davacıya devredildiğini ve taraf birleşmesi ile birlikte borcun sona erdiğini, sözleşmenin tüm borç ve alacakları ile devredildiğini, işbu davanın müvekkiline yöneltilmesinin yerinde olmayıp husumet yokluğu nedeniyle davanın reddinin gerektiğini, müvekkilinin idare nezdinde kabul edilen 01.10.2019 tarihli devir sözleşmesi ile birlikte asıl sözleşmeden doğan taraf olma sıfatı ile birlikte bütün hak ve borçlarını ....AŞ. firmasına devrettiğini, yapılan devir işlemi ile birlikte müvekkili yerine .... .A.Ş. Firmasının geçtiğini ve davacının, alt yüklenici olarak idare nezdindeki çalışmasına ve işine devam ettiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müvekkiline husumet yöneltebileceği düşünülecek olsa dahi, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, müvekkili ile idare arasında toplam 6 adet hak ediş imzalanmış olup son imzalanan hakedişin 06.02.2019 tarihini taşıdığını, İdare ile düzenlenen hak ediş ve idare tarafından yapılan ödemelere paralel olarak da davacı tarafından müvekkiline hakedişlere istinaden faturalar kesilerek gönderildiğini, 06.02.2019 tarihinden sonra, idare tarafından hak ediş düzenlenmediğini ve hiçbir kabul işlemi yapılmadığını, devir 01.10.2019 tarihinde gerçekleşmiş olup 06.02.2019 — 01.10.2019 tarih aralığında varsa yapılan bir imalat, bu imalatların kabulünün daha sonraki hak edişlere dahil edilerek iş bedellerinin de devir alan .....A.Ş. firmasına ödendiğini, ayrıca davacı tarafından müvekkilinden talep edilen alacağın varlığı ve miktarı ile talep edilebilir durumda olup olmadığının yargılamayı gerektirdiğini, likit bir alacaktan söz edilemeyeceğini, bu nedenle davacının icra inkar tazminatı talebinin de yerinde olmadığını belirterek davanın reddi ile davacının takip miktarının %20'sinden aşağı olamamak üzere tazminata mahkum edilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2024 tarih, ████████ Esas- ████████ Karar Sayılı kararında özetle; Dava, taraflar arasındaki eser sözleşmesine ilişkin bakiye cari hesap alacağına istinaden, davacı tarafından yapılan ilamsız icra takibinde, davalının borca itiraz etmesi nedeniyle İ.İ.K.'nun 67. maddesine dayalı olarak açılan itirazın iptali davasıdır. Davanın yasal bir yıllık süresi içinde açıldığı anlaşılmıştır.Her ne kadar davalı vekili, davacı tarafın taraf ehlişetinin bulunmadığı yönünde itirazda bulunmuş ise de; Dosya kapsamı ve davanın konusu itibariyle davalı tarafın taraf ehliyetinin bulunduğu anlaşılmakla husumet itirazının reddine karar verilmiştir.Dava dilekçesi, cevap dilekçesi, taraflar arasında imzalanan sözleşme ve ekleri, hakkediş dosyası, ibraz edilen ve getirtilen bilgi-belgeler, icra dosyası, bilirkişi raporları ile tüm dosya kapsamı dikkate alındığında; işbu davanın tarafları olan ... Mağ. Ltd. Şti. ile ... İnş. A.Ş. arasında, 28.02.2017 tarihinde Alt Yüklenicilik Sözleşmesi imzalandığı, alt yüklenici konumundaki şirket tarafından, asıl yüklenici şirket aleyhine, işin, dava dışı 3. bir şirkete devrinden önce, alt yüklenici davacı şirketçe gerçekleştirdiği işin bedelinin tahsili(cari hesap) alacağının tahsili iddiasıyla Ankara 32.İcra Müd'nün █████████ Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yaptığı, davalı borçlunun borcunun bulunmadığını belirterek borca ve ferilerine itiraz etmek suretiyle takibin durmasına sebebiyet verdiği, davacı alacaklının ise davalının itirazının iptali için eldeki davayı açtığı anlaşılmaktadır.Taraflar arasında; alt yüklenici sözleşmesi akdedildiği ve davacı tarafın bir kısım işi yaptığı konularında anlaşmazlık bulunmamaktadır. Taraflar arasındaki anlaşmazlık sözleşmenin devri nedeniyle davalının sorumluluğunun ortadan kalkıp kalkmadığı, davacı şirket ile dava dışı işi devir alan şirket arasınaki ailevi bağ nedeniyle tüzel kişilik perdesinin aralanması gerekip gerekmediği, davacı tarafın sözleşmenin devrinden önceki döneme ait davalı taraftan cari hesap alacağı olup olmadığı, varsa miktarı noktalarında toplanmaktadır.Mahkemece alınan taraf ticari defterlerini inceleyen SMMM bilirkişi raporları ile birbirini teyit eden SMMM, inşaat mühendisi, sözleşme-hesap uzmanından oluşturulan bir ve ikinci bilirkişi heyet raporlarının usul ve yasa ile dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçeli olduğu görülerek hükme esas alınmıştır.Hükme esas alınan bilirkişi raporlarının diğer delillerle birlikte değerlendirilerek yapılan incelemesi sonucunda; Dava dışı kurum olan ... (Adana Su Kan. İşl.) ile davalı ... İnş. A.Ş. arasında Ceyhan/Adana İçme Suyu Mevcut Şebeke Değişim İnşaatı (boru değişimi) yapım işine ait 10.08.2017 tarihinde ana sözleşme düzenlenmiş ve bu sözleşme bedelinin KDV ayrık 12.125.781,00 TL olarak belirlenmiştir. Ayrıca bu sözleşmenin 15.maddesinde alt yüklenici olarak davacı ... Mağ. Ltd. Şti.nin adı gösterilmiştir.Eldeki davanın tarafları olan ... Mağ. Ltd. Şti. ile ... İnş. A.Ş. arasında, ise, 28.02.2017 tarihinde Alt Yüklenicilik Sözleşmesi imzalanmış, sözleşmenin konusu, Ceyhan/Adana İçme Suyu Mevcut Şebeke Değişimi İnşaatı (boru değişimi) yapım işi kapsamında yapılacak olan betonarme boru, muayene bacaları, asfalt betonu, binder tabakası yapılması ve kontrollük hizmetleri olup işin tutarı 11.608.781,00 TL olarak gösterilmiştir.Sonrasında, 01.10.2019 tarihinde, davalı ... İnş. A.Ş. nin işin geri kalan kısmının imalatını dava dışı ... A.Ş.’ye devretmiştir.Dava dışı idarenin 01.10.2019 tarihli komisyon kararına göre, sözleşme devrinden önce yapılan iş tutarının, ana sözleşme bedeli olan 12.125.781,00 TL’nin, % 59,02’sine tekabül ettiği, ... İnş. A.Ş.nin sözleşme devrinden önce yaptığı toplam imalat tutarının 05.11.2018 tarihli 6 nolu hakedişte 7.156.904,47 TL olarak gösterildiği görülmüştür.Davacı ... Mağ. Ltd. Şti. tarafından, davalı ... İnş. A.Ş. aleyhine, Ankara 32. İcra Müdürlüğünün █████████ sayılı dosyasıyla 10.07.2020 tarihinde; 2.215.490,75 TL asıl alacak, 305,935,00 TL takip öncesi faiz olmak üzere toplam 2.521.425,75 TL üzerinden icra takibine geçilmiştir.Davacı alt yüklenici firmanın sözleşme bedeline göre yaptığı imalatın %59,02’sine denk geldiği, toplam imalat tutarının 05.11.2018 tarih 6 nolu hakedişe göre, KDV ayrık 7.156.904,47 TL, fiyat farkının KDV ayrık 1.178.944,13 TL, böylece toplamın 7.156.904,47 + 1.178.944,13= 8.335.848,60 TL, ancak, taraflar arasında hakediş düzenlenmemesi (zira hakkedişler dava dışı idare ile, davalı ana yüklenici arasında yapılmıştır) ana sözleşme bedeli olan 12.125.781,00 TL ile, alt yüklenici sözleşmesi bedeli olan 11.608.781,00 TL’ye oranına göre (%95,736) 7.980.408,00 TL, KDV ile birlikte 9.416.881,44 TL olacağı, ihtiyat kesintisi tutarı olan 399.020,40 TL’nin eklenmesi halinde bu tutarın (9.416.881,44+399.020,40) 9.815.901,84 TL‟ye ulaşacağı belirlenmiştir.Tarafların ticari defter kayıtlarının karşılaştırılması sonucunda (takip tarihi itibariyle); Davacı defterlerinden, davalı şirketin 2.215.490,75 TL borç bakiyesi gözükürken, davalı defterlerinde, davacı şirketin 1.558.449,56 TL alacak bakiyesinin gözüktüğü, böylelikle, taraf ticari defterlerinin bir biriyle örtüşmediği ve (2.215.490,75 – 1.558.499,56= 656.991,19 TL) 656.991,19 TL fark oluştuğu; Bu farkın 500.000,00 TL’inin, davacı tarafından, dava dışı M. Taşpolatoğlu’nun(davalı çalışanı) banka hesabına yapılan havale tutarından, 81.712,24 TL’sinin davacı faturalarının davalı ticari defterlerine eksik kaydedilmesinden, 75.281,31 TL’sinin ise davalı defterlerinde davacı aleyhine oluşan borç alacak farkı (130.366,33 – 55.085,02= 75.281,31)ndan kaynaklandığı anlaşılmıştır. Dolayısıyla davacı defterlerinde görülen borç kaydının gerçeği yansıttığı ve davalı tarafın 2.215.490,75 TL cari hesap borcunun bulunduğu belirlenmiştir.Her ne kadar davalı taraf, tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle borcun mevcut olup olmadığının belirlenmesi gerektiğini iddia etmiş ise de; Söz konusu borcun, sözleşmenin devrinden önce gerçekleştiği göz önüne alındığında, bu borcun, davacı ... Mağ. Ltd. Şti.ne ödenmesi gerektiği, bu aşamada davalının iddiasının değerlendirilmesi gerekmediği kanaatine varılmıştır.Yukarıda belirtilen gerekçelerle; Davacı şirketin eldeki davayı asıl alacak üzerinden açtığı ve takipten önce işleyen işlemiş faiz talebinde bulunmadığı, davacının takip tarihi itibariyle 2.215.490,75 TL cari hesap alacağının bulunduğu, tarafların tacir olup aralarındaki ticari ilişki nedeniyle alacağa davacı tarafından istenen ticari faizin yerinde olduğu belirtilerek davanın kabulü ile; Davalının Ankara 32. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı dosyasında 2.215.490,75 TL asıl alacağa yönelik itirazının iptali ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari(reeskont) faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına; Alacak yargılamayı gerektirdiğinden davacının icra inkar tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:Davacı vekili tarafından verilen █████/2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Davalı-borçlı şirket ile ... (Adana Su ve Kanalizasyom İdaresi)'nin boru değişim işini aldığını ve ... ile █████/2017 tarihli sözleşmeyi akdetmek sureti ile ana yüklenici olduğunu, davalı-borçlu şirket ...'ye yapılacak olan boru değişim işi kapsamında müvekkili şirket ile alt yüklenici sözleşmesi akdettiğini, müvekkili şirketin, bu sözleşme gereğince üstlenmiş olduğu edimleri eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, davalı-borçlunun da buna ilişkin hiç bir itirazının bulunmadığını, söz konusu işler devam ederken davalı-borçlu şirketin █████/2019 tarihinde dava dışı ... Enerji İnş. Tic. A.Ş. Adlı şirket ile Sözleşmenin Devri Sözleşmesi akdettiği ve ... ile akdettiği sözleşmeyi bu şirkete devrettiğini, devir sözleşmesi kapsamında, devir tarihine kadar yapılmış olan işlere ilişkin hak edişlerin davalı-borçlu şirkete ait olacağının açıkça belirtilmiş olup ...'den celb edilmiş olan kayıtlar kapsamında davalı-borçlu tarafından bu hak edişlerin tahsil edilmiş olduğunun da ortaya çıktığını, davalı-borçlu şirketin bu devirde ve sonrasında müvekkili şirketin kendisi için alt yüklenici olarak yapmış olduğu ve hak edişe bağlanmış olan işleri ve de bunlara bağlı olarak müvekkilinin haklı alacaklarını ödemediğini, müvekkilinin haklı alacağının, hak edişlere ve bu hak edişlere göre düzenlenmiş faturalara dayalı cari hesap alacağı olduğunu, müvekkili tarafından düzenlenmiş olan faturaların her birinin davalı-borçlu tarafından kabul edildiğini ve ticari defterlerine kaydedilmiş durumda bulunduğunu, Davalı-borçlunun müvekkiline borcu olduğunu bildiğini, nitekim tarafların ticari defter ve belgeleri arasındaki farkın da yine davalı-borçlu tarafından kayıtların eksik ve yanlış tutulmasından kaynaklanmakta olduğunun dosya kapsamında sabit olduğunu, yapılmış olan bilirkişi incelemesi ile davalı-borçlunun, müvekkili tarafından düzenlenmiş ve gönderilmiş olan usulüne uygun faturaları kabul ederek ticari defterlerine kaydetmiş olduğu ancak sebebini açıklayamadığı şekilde fatura bedellerinin özellikle eksik olarak kaydedildiği, davalı-borçlunun, ticari defterlerine hiç bir dayanak belge bulunmamasına rağmen müvekkili aleyhine bir kısım borç kaydı yapmış olduğu, davalı-borçlu tarafından bildirilmiş olan şirket çalışanı hesabına gönderilmiş ve oradan da davalı-borçlu şirkete geçmiş olan müvekkilinin 500.000TL'lik ödemesinin de yine davalı-borçlu tarafından kayda alınmamış olduğunun anlaşıldığını, tüm bu hususların, davalı-borçlunun müvekkiline borçlu durumda olduğunu bilmekte olduğunu, bilinçli ve kötü niyetli olarak bu borcunu haksız şekilde azaltmak üzere ticari defterleri kapsamında belgesiz ve gerçek dışı kayıtlar yapmış olduğunu gösterdiğini, takibe itiraz dilekçesinde müvekkiline "herhangi borcu olmadığını" beyan etmiş olan davalı-borçlunun müvekkiline borçlu durumda olduğunu, davalı -borçlunun müvekkili tarafından tanzim edilmiş olan faturaları itirazsız olarak kabul ettiğini ve defterlerine işlediğini, müvekkili tarafından yapılmış olan işlere ilişkin hiç bir itiraz ileri sürmediğini, hatta müvekkili tarafından yapılmış olan işlere ilişkin olarak da ...'den hak ediş bedellerini tahsil ettiğini, davalının bunları bilerek icra takibini sürüncemede bırakmak adına kötü niyetli olarak takibe itiraz ettiğinin ortada olduğunu, bu durumda inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yerel mahkeme tarafından bu taleplerinin reddedilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiş;Davacı vekili tarafından aynı dilekçede davalı tarafın istinaf başvurusuna karşı cevaplarında ise özetle; tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisinin bu davada uygulanmasının hukuken mümkün olmadığını, Davalı-borçlunun , müvekkili şirkete borçlu durumda olduğunun açıkça ortada olup kendi ticari defter ve belgeleri kapsamında da "borçlu" olduğunun anlaşıldığını, Davalı-borçlunun, sözleşme devrini gerekçe göstererek müvekkilinin haklı alacaklarını ödemekten kaçınamayacağını, devir tarihine kadar yapılmış olan hak edişlerin %59,02 (7.156.904,47 TL) olduğu ve tamamlanmış hali ile devredilmesi sonrasında kalan sözleşme bedelinin devralana denk gelecek bedel olduğunun belirtildiğini, davalı şirket devir tarihine kadar olan işlere ilişkin hak edişleri kendisinin alacağını, davalı/borçlu şirketin devir tarihine kadar müvekkili tarafından yapılmış olan işlere ilişkin hak ediş ödemelerini ...'den tahsil etmiş olduğunun da yine ...'den gelen kayıtların bilirkişiler tarafından incelenmesi ile ortaya çıktığını, müvekkilinin alacak miktarının 2.215.490,75 tl olduğunun belirlendiğini, faturaların, davalı tarafça kendi defterlerine eksik bedel gösterilmek sureti ile kaydedilmiş olduğunu, 81.712,24 tl'lik farkın davalının borç hesabına eklenmesi gerektiğinin bilirkişi raporlarıyla da ortaya çıktığını, 75.281,31tl' lik kısmın müvekkili şirket kayıtları ile örtüşmediğini, davalının bu tutara ilişkin belge sunamadığını, davalı/borçlu şirketin müvekkili tarafından gönderilen 500.000,00 TL' yi aldığını ancak bunu ticari defterlerine kaydetmediğini, davalının istinaf başvurusunun müvekkilinin haklı alacağına ulaşmasını geciktirme amacı taşıdığını belirterek davalının istinaf kanun yolu başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştirDavalı vekili tarafından verilen █████/2024 tarihli istinaf başvuru dilekçesinde özetle; işbu davanın çözümlenebilmesi amacıyla öncelikle mk 2. maddesine istinaden "tüzel kişilik perdesinin aralanması ilkesi" kapsamında inceleme ve araştırmanın yapılması gerektiğini, yerel mahkemenin borcun sözleşmenin devrinden önce gerçekleştiği gerekçesiyle bu iddialarının değerlendirilmesine gerek bulunmadığı yönündeki değerlendirmesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararında firmaların yazılı adresinin, kurucu ortağın aynı olmasının, tüzel kişilik perdesinin aralanması için yeterli görüldüğünü ve firmaların iç içe birlikte faaliyette bulundukları kabul edilerek tek bir firma gibi değerlendirilerek sonuca gidildiğini, Davacı ... Mağacılık … Ltd. Şti. firmasının sahibi ve kurucusunun ... olduğunu, dava dışı ...… .A.Ş. firmasının sahibi ve ortağının ... olduğunu, ...'ın, ...’ın babası olduğunu, aile bağı, baba-oğul ilişkisi bulunduğunu, her iki firmanın da idari merkezlerinin aynı olduğunu, bu hususların bilirkişi raporu ile de tespit edildiğini, bu iki hususun dahi her iki firmanın esasen tek bir firma olduğunu, birlikte hareket ettiklerini, aralarında fiili ve organik bağ bulunduğunu ortaya koyduğunu, bu iki hususun dahi her iki firmanın esasen tek bir firma olduğunu, birlikte hareket ettiklerini, aralarında fiili ve organik bağ bulunduğunu ortaya koyduğunu, ..., ...…aş, ... Mağazacılık…LTD.ŞTİ. ve ...'ın esasen aynı kişi ve aynı taraf olduğunu, devirden sonra dahi işe yine ...…LTD.ŞTİ.'nin alt taşeron olarak devam ettiğini ve ...…A.Ş'nin ise işveren olarak göründüğünü, bu şekilde hem ...…A.Ş. hem de ... Mağazacılık…LTD. ŞTİ. firmasının idareden iş bitirme/iş deneyim belgesi almasının sağlandığını, yani ...'ın, hem kendi hem de oğlu menfaatine işlem yaptığını, ancak gelinen aşamada bu durumun müvekkili aleyhine kullanılmak istendiğini, bu nedenle tüzelkişilik perdesi aralanmak suretiyle sonuca gidilmesinin gerektiğini, bu hususun dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, işi devir alan ve işi yapan davacının kendisi olmasına rağmen dava dilekçesinde; davacı hak ve alacaklarından mahrum bırakılmak amacıyla üçüncü bir firmaya devir işlemi yapıldığı ve hatta kendi alacaklarının bu devre konu edilmediğini n ifade edildiğini, bu hususun gerçek durumla uzaktan yakından bir bağlantısı bulunmadığını, devrin, tüm borç ve alacaklar ile birlikte davacıya devredildiğini ve taraf birleşmesi ile birlikte borcun sona erdiğini, sözleşmenin, tüm borç ve alacakları ile devredildiğini, işbu davanın müvekkiline yöneltilmesinin yerinde olmayıp husumet yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, tüm itirazları baki kalmak ve aksini kabul anlamına gelmemekle birlikte davacının müvekkiline husumet yöneltebileceği düşünülecek olsa dahi müvekkilinin davacıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporuna karşı itirazlarının giderilmediğini, bu raporda, önceki raporlara yapmış oldukları itirazlarının dikkate alınmadığını belirterek usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia ettiği yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili tarafından verilen, davacı tarafın istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından müvekkilden talep edilen alacağın varlığı ve miktarı ile talep edilebilir durumda olup olmadığı, yargılamayı gerektirdiğinden likit bir alacaktan söz edilemeyeceğini, dolayısıyla davacının tazminat yönünden yapmış olduğu istinaf itirazlarının reddedilmesi gerektiğini, davacı tarafın haksız kazanç elde etme niyetinde olduğunu, davacı ile ... A.Ş. Arasında fiili ve organik bağ bulunduğunu, ... A.Ş.'nin yetkilisinin, davacı firma yetkilisinin oğlu olduğunu, istinaf dilekçelerinde yaptıkları ayrıntılı açıklamalar doğrultusunda, ... A.Ş.'ni başka bir firma gibi göstererek müvekkilinden bedel talep etmesinin ve müvekkilinin kötü niyetli olduğu iddialarının kabul edilemeyeceğini belirterek davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini istemiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;Dava, taraflar arasındaki █████/2017 tarihli alt yüklenici sözleşmesinden kaynaklanmak olup, davacı taşeron sözleşme kapsamında yaptıkları işlerin toplam bedelinin KDV hariç 11.608.781,00 TL olduğunu, edimin usulüne uygun şekilde yerine getirildiğini, işin yapımı sırasında davalı yüklenicinin yüklenici sözleşmesini, █████/2019 tarihinde dava dışı ... Enerji Tic. A.Ş'ye devrettiğini, ancak devir tarihine kadar olan borçlardan devreden davalı şirketin sorumlu olduğunu belirterek devir tarihine kadar gerçekleştirilen ancak bedeli ödenmeyen 2.215,490,75 TL alacaklarının ödenmesi amacıyla davalı hakkında başlatılan icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına ve %20 oranında icra inkar tazminatına hükmolunmasını talep etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iki farklı bilirkişi kurulundan alınan rapor sonrasında, bu raporlar hüküm vermeye yeterli görülerek taraflar arasındaki alt yüklenici sözleşmesi kapsamında, davacı taşeron tarafından yüklenici sözleşmesinin devri tarihine kadar gerçekleştirilen imalat bedeli alacaklarından devreden yüklenicinin sorumlu olduğunu, hem taraf ticari defterleri ile hem de dava dışı ...'den getirtilen bilgi ve belgelerin incelenmesinden ve düzenlenen hakediş belgelerinden anlaşıldığı, bu sebeple davalının, sözleşmenin devredildiği dava dışı ... A.Ş ile davacı arasında organik bağ bulunduğu, bu sebeple tüzel kişilik perdesinin aralanması gerektiği konusundaki savunmanın bu kapsamda araştırılmasının davanın esası yönünden dosyaya bir yenilik katmayacağı kabul edilmek suretiyle davalının bu konudaki savunmasına değer verilmeden davacının takip tarihi itibariyle davalı devreden yükleniciden ödenmeyen 2.215.490,75 TL alacak talebine hakkı bulunduğu kabul edilmek suretiyle davanın asıl alacak yönünden kabulüne ve davalının bu tutar asıl alacağa yapmış olduğu itirazın iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına alacak yargılamayı gerektirdiğinden, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, bu karara karara karşı taraf vekilleri yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuşlardır.Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla taraf vekillerinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin █████/2024 tarihli ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan taraf vekillerinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf kanun yoluna başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353(1)-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davacıdan alınması gerekli 732,00 TL istinaf maktu karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 427,60 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 304,40 TL istinaf karar ve ilam harç bedelinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olduğundan davalıdan alınması gerekli 151.340,17 TL istinaf nispi karar ve ilam harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 37.835,05 TL harç bedelinin mahsubu ile kalan 113.505,12 TL istinaf karar ve ilam harç bedelinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına4-Taraflarca ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçları ile istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,5-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından, taraflar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın dairemizce taraflara tebliğine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.Başkan ...Üye ...Üye ...Katip ...e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır