Anahtar kelimeler: Lokantasının Üstünde Girerek Müdürünün İhaleye Başlattığını İlamsız Zonguldak Tlye Takibi
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ████████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, taraf vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili, davalının müvekkili aleyhine Zonguldak 3.İcra Dairesinin █████████ sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkilinin icra müdürünün itirazın süresinde olmaması nedeniyle reddine ilişkin işlemine yönelik şikayetlerinin Zonguldak İcra Mahkemesinin ████████ Esas sayılı kararıyla reddedildiğini, müvekkilinin üstünde .... adlı Lokantasının bulunduğu taşınmazı açılan ihaleye girerek 05.01.2012 tarihinde davalıdan 931.966,00 TL’ye satın aldığını, teminat ve bir kısım ödeme dışında kalan 711.000,00 TL için davalı ile bir anlaşma yapıldığını, müvekkilinin her biri 237.000,00 TL bedelli üç adet çek verdiğini, ardından müvekkilinin ödeme yaparak çek asıllarını geri aldığını, çeklerden birinin üçüncü kişiye verilmesi nedeniyle ödemenin de üçüncü kişiye yapıldığını, müvekkilinin üçüncü çekten 157.000,00 TL ve faizi kadar borcu kaldığını, müvekkilinin davalıya takip tarihi olan 06.08.2013 tarihinde 157.000,00 TL asıl alacak ve bunun yasal faizi olan 27.000,00 TL kadar borcunun olduğunu, bunun dışında kalan kısım için yapılan takibin haksız olduğunu, davalının ödenen kısım hakkında da takip yaptığını, davalının ancak yasal faiz talep edebileceğini, takip talebindeki ve ödeme emrindeki faiz oranlarının birbirinden farklı olduğunu takip talebinde aylık 1.40 faiz talep edildiğini, ödeme emrinde ise değişen oranlarda yasal faiz denildiğini ileri sürerek 157.000,00 TL asıl alacak ve yasal faizi (27.000,00 TL) dışında talep edilen miktarlar yönünden ve kabul edilen miktara işleyecek yasal faiz üstündeki faiz oranı yönünden borçlu olmadığının tespitine, alacağın %20 oranında kötüniyet tazimantına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili, davacının kamu alacağını ödemeyi geciktirmek amacında olduğunu, ispat yükünün davacıya ait olduğunu, talep edilen faiz oranın yerinde olduğunu savunarak davanın reddine alacağın %20 si oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 11.10.2018 tarihli davanın kısmen kabulüne dair ilk kararının Bölge Adliye Mahkemesinin 28.05.2019 tarihli kararıyla HMK 'nın 353/1-a/6 hükmü uyarınca kaldırılmasına karar verilmesinden sonra İlk Derece Mahkemesince yeniden yapılan yargılamanın sonucunda 13.01.2022 tarihli kararıyla,davalının .... mah. 125 ada sayılı taşınmazın satışı hususunda ihale düzenlediği, ihalede davacının taşınmazın m² fiyatı olarak 215,00 TL teklif verdiği, taşınmazın 931.969,10 TL bedel karşılığında davacıya ihale edildiği ve ihale bedelinin 186.393,82 TL sinin peşin bakiye kısmının ise 62.131,27 TL tutarındaki taksitler ile on ay boyunca ödeneceğine karar verildiği, davalının icra takibi öncesinde havale yolu ile davacıya 07.07.2011 tarihinde 50.000,00 TL, 13.09.2011 tarihinde 205.749,88 TL, 01.08.2012 tarihinde 237.000,00 TL ve 23.10.2012 tarihinde 80.000,00 TL gönderdiği, davacının icra takibi öncesinde davacıya toplam 572.749,88 TL ödediği, icra takibi tarihi itibari ile davacının borcunun 359.218,48 TL asıl alacak 62.566,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 421.785,24 TL olduğu, her ne kadar davacı tarafından davalıya 237.000,00 TL tutarlı üç adet çek verildiği ve çeklerin ödendiği iddia edilmiş ise de; bahsi geçen ödeme iddiasının davacı tarafından ispatlanmadığı, her ne kadar tanık dinlenmiş ise de tanıkların beyanlarının HMK'nın 200. maddesi ve davalının da tanık dinletilmesine muvafakati olmadığı birlikte değerlendirildiğinde dikkate alınamayacağı, her ne kadar davacı vekili tarafından 03.03.2016 tarihli dilekçesi ile icra dosyasına mahsuben 300.000,00 TL ödenmesi nedeniyle fazla ödenen 143.000,00 TL'nin istirdatı talep edilmiş ise de; davacının takip tarihi itibariyle toplam borcunun asıl alacak ve işlemiş faiz ile toplam 421.785,24 TL olduğu, ödenen tutarın takip miktarını geçmediği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davacının Kapatılan Zonguldak 3. İcra Müdürlüğünün █████████ Esas sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibinden dolayı davalıya 60.945,74 TL asıl alacak ve 30.385,57 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 91.781,31 TL borçlu olmadığının tespitine, istirdat talebinin reddine, tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin 15.09.2022 tarihli kararıyla, İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının reddine karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
Dairenin 25.05.2023 tarihli ilamıyla, Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için yapılan ve kesinleşen icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkin olduğu, davacının davalı belediyeden ihale ile almış olduğu taşınmazın satışına ilişkin ihale dosyasının incelenmesinde; toplam ihale bedelinin 931.936,10 TL olduğu, %20 peşinat bedelinin 186.393,82 TL olarak kararlaştırıldığı geriye kalan bedelin ise 12 taksitte ödenmesinin planlandığı, eldeki menfi tespit ve istirdada konu icra takibinden önce, davalı belediyenin müzekkere cevabından, 01.07.2011 tarihinde 50.000,00 TL, 13.09.2011 tarihinde 205.749,88 TL, 01.08.2012 tarihinde 237.000,00 TL, 22.10.2012 tarihinde 80.000,00 TL davacı tarafından ödeme yapıldığı bildirilmiştir. 06.08.2013 tarihinde davalı ... tarafından davacı aleyhine, 420.164,22 TL asıl alacak, 93.402,33 TL faiz toplamı 513.566,55 TL üzerinden icra takibi başlatılmıştır. Yine davalı Belediyenin 06.11.2017 tarihli cevabi yazısında; 21.01.2016 tarihinde 300.000 TL, 18.02.2016 tarihinde 95.000,00 TL, 03.05.2016 tarihinde 64.672,30 TL, 18.08.2016 tarihinde 50.000,00 TL, 24.01.2017 tarihinde 105.000,00 TL, 17.03.2017 tarihinde 50.000,00 TL davacı tarafından ödeme yapıldığının bildirildiği İİK 72/6 maddesi gereği menfi tespit davası devam ederken borcun ödenmesi durumunda davanın kendiliğinden istirdat davasına dönüşeceği tartışmasızdır. İlk derece mahkemesince ve akabinde Bölge Adliye Mahkemesince gözardı edilen hususun bu yöne ilişkin olduğu o halde yapılacak işin, öncelikle davacının takip tarihi itibariyle davalı belediyeye olan borcunun tespiti, takip tarihinden sonra yapılan ödemeler gözetilerek takip dosyasındaki güncel borca istinaden yapılacak hesaplama ile fazladan yapılan bir ödemenin olup olmadığının net bir şekilde ortaya konulması olduğunu buna göre mahkemece, açıklanan maddi ve hukuki olgular gözetilerek dosya konusunda uzman bilirkişiye tevdi edilerek; yapılan itirazları karşılar ve az yukarıda bahsedilen Belediye cevabi yazılarında bildirilen ödemeler de dikkate alınarak bir hesaplama yapılmak suretiyle, ayrıntılı açıklayıcı taraf ve Yargıtay denetimine uygun rapor alınarak varılacak sonuca uygun bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik inceleme ve yanılgılı gerekçe ile hüküm tesisinin hukuka aykırı olduğu gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına, bozma nedenine göre davalı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla, Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda; Dava dosyası tekmil mündericatı üzerinde raporda ayrıntılı şekliyle yaptıkları inceleme ve değerlendirme sonucunda ve belirtilen gerekçelere binaen; Yargıtay 3. Hukuk Dairesinin 25.05.2023 tarih, ████████ Esas ve █████████ Karar sayılı bozma ilamına göre; Davacının takip tarihi itibariyle davalı belediyeye olan borcunun 450.882,09 TL asıl alacak, 61.428,67 TL faiz olmak üzere toplam 512.310,76 TL olarak hesap edildiği, Takip tarihinden sonra yapılan ödemeler gözetilerek takip dosyasındaki güncel borca istinaden yapılan hesaplamada Davacının Davalıya (115.881,50 asıl borç + 66.932,95 icra takip masraf, harç ve vekalet ücreti=) 182.814,45 TL fazla değil eksik ödemesi bulunduğu yani bu tutar kadar borcu bulunduğu hesap etmişlerdir. Alınan bilirkişi raporu usul ve yasaya uygun hüküm kurmaya elverişlidir. Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 02.02.2025 tarihli bilirkişi raporunda; Davacının Davalıya (115.881,50 asıl borç + 66.932,95 icra takip masraf, harç ve vekalet ücreti=) 182.814,45 TL fazla değil eksik ödemesi bulunduğu yani bu tutar kadar borcu bulunduğu gerekçesiyle davanın ve kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş, hüküm taraf vekillerince temyiz edilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili, 02.02.2025 tarihli bilirkişi raporunun maddi gerçeğe aykırı olduğunu bilimsel verilere dayanmadığını denetime elverişli olmadığını itirazlarının değerlendirilmediğini icra takibi öncesi verilen 29.02.2012, 30.03.2012,30.04.2012 tarihli her biri 237.000,00 TL tutarlı 3 adet çekin dikkate alınmadığını, bilirkişilerin raporda çeklerin ödendiğini kabul etmesine rağmen yaptıkları hesaplamalarda açıklama yapmadan çekleri gözardı ettiklerini, 2 adet çekin müvekkiline iade edilmiş olmasının borcun ödendiğini gösterdiğini, ... Belediyesinden gelen ve ödenen miktarları gösteren evrakta müvekkilinin icra takibinden kat kat fazla ödeme yaptığının anlaşılmakta olduğunu, bilirkişi raporunda bundan bahsedilmediğini, ödemelerin hiçbirisinin değerlendirilmediğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
Davalı vekili, davacı aleyhine icra inkar tazminatına karar verilmesini gerektiğini belirterek kararı temyiz etmiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, 2004 sayılı İcra İflas Kanunun 72.maddesi kapsamında icra takibinden sonra açılan menfi tespit istemine ilişkindir.
1.Temyiz olunan mahkeme kararındaki gerekçeye, çeklerle ödeme iddiasının ispatlanamamış olmasına, Belediyenin müzekkere cevabıyla bildirdiği ödemelerin bilirkişiler tarafından dikkate alınarak rapor hazırlanmış olmasına, menfi tespit davasında borçlu hakkında tazminata karar verilebilmesi için İİK m. 72/3 hükmü uyarınca tedbir kararı verilmiş olması gerekmesine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2. Somut olayda davalı, bakiye taşınmaz satış bedelinin tahsil amacıyla davacı hakkında Zonguldak 3.İcra Dairesinin █████████ sayılı dosyasıyla 420.164,22 TL asıl alacak 93.402,33 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 513.566,55 TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatmıştır. Davacı ise iş bu dava ile takip tarihi itibariyle davalıya 157.000,00 TL asıl alacak 27.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 184.000,00 TL borçlu olduğunu belirterek kalan miktarlar (263.164,22 TL asıl alacak, 66.402,33 TL işlemiş faiz ) yönünden menfi tespit isteminde bulunmuştur.
İlk Derece Mahkemesinin 13.01.2022 tarihli davanın kısmen kabulüne dair verdiği karar, Dairece, Belediyenin müzekkere cevabında bildirdiği ödemelerin gözetilmesi ve davacının takip tarihinden sonra istirdatı gereken ödemesinin olup olmadığının net olarak ortaya konulması gerektiği gerekçesiyle bozulmuştur.
Dosya kapsamından, taşınmaz satış bedelinin 931.969,10 TL olduğu, ihale sözleşmesine göre satış bedelinin bir kısmının peşin kalanının vadeler belirlenerek taksitler halinde ödenmesine karar verildiği ve davacının icra takibinden önce davalıya havale yoluyla toplam 572.749,88 TL ödediği sabittir. Davalı ..., 06.11.2017 tarihli dilekçesiyle icra takibinden sonra toplam 664.672,38 TL ödeme yapıldığını bildirmiştir
İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyulmasına karar verilmesinden sonra iki farklı bilirkişi heyetinden rapor alınmış, 10.06.2024 tarihli bilirkişi raporunda sonuç olarak davacının 20.443,97 TL fazla ödeme yaptığı tespit edilmişken 02.02.2025 tarihli bilirkişi heyet raporunda borcundan fazla ödeme yapmadığı sonucuna varılmıştır. Buna rağmen Mahkemece raporlar arasındaki çelişki giderilmeden veya hangi gerekçeyle benimsendiği açıklanmadan 02.02.2025 tarihli rapora göre karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup bozma sebebidir.
Öte yandan, kabule göre de 02.02.2025 tarihli raporda takip tarihi itibariyle davacının 450.882,09 TL asıl alacak 61.428,67 TL işlemiş faiz borcunun olduğu hesap edildiğine göre, işlemiş faiz yönünden menfi tespit hükmü kurulmaması doğru olmadığı gibi takip talebinde 420.164,22 TL asıl alacak talep edilmesine rağmen bilirkişi tarafından talep edilenden fazla olacak şekilde 450.882,67 TL asıl alacak üzerinden hesaplama yapılması da hatalıdır.
Şu halde, Mahkemece raporlar arasındaki çelişkiyi de giderecek şekilde, davacının takip tarihinde davalıya borçlu olduğu miktarın ve takip sırasında yapılıp istirdatı gereken tutar bulunup bulunmadığının belirlenmesi amacıyla yeniden bir bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde çelişki giderilmeden karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı olup kararın bozulmasına karar verilmiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1.Davacı vekilinin sair , davalı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddine,
2.Temyiz olunan kararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 371.maddesi gereği BOZULMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz karar harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine,
Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davacıya iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
25.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!