Anahtar kelimeler: Muavin Esaskarar Durduğunu Yazildiği Ortağı Defter Yabancı Devamının Zaman Kullanan

T.C. ... 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
YARGILAMA YETKİSİNİ KULLANAN
T.C.
...
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali
DAVA TARİHİ
: █████/2025
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan itirazın iptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
: Davacı vekili, davalının ortağı olan müvekkilinin, şirket işlerinin devamının sağlanması bakımından zaman zaman TL ve zaman zaman ise yabancı para üzerinden borç verdiğini, verilen borçların bir kısmının iade edildiğini, bu durumun ticari defter ve kayıtlarla sabit olduğunu, yaptırılan özel denetimde 2022-2023-2024 yılı muavin defter kayıtlarının kontrolü sonucunda alacağının sabit bulunduğunu, tahsili için yapılan icra takibinin haksız itirazla durduğunu ileri sürerek, davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve inkar tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili, görev, yetki, husumet, hak düşürücü süre ve zamanaşımı itirazlarının olduğunu, davacının, müvekkilinin hali hazırda ortağı, eski yönetim kurulu başkan vekili (yardımcısı) ve şirket finans ve muhasebe yöneticisi bulunduğunu, davacının, yönetim kurulunda müşterek imza yetkisi ile şirket adına ödemeler, alışverişler, sözleşmeler dahil bir çok iş ve işlemler yürüttüğünü, bu bağlamda iddia ve talep edildiği kadar bedelleri belgesiz ve dayanaksız bir şekilde borç vermesinin hayatın olağan akışına uygun olmadığını, davacının hiçbir zaman müvekkili şirkete borç veya ödünç bir bedel vermediğini, aksine sürekli ve devamlı olarak müvekkili şirkete borçlandığını, zira davacının ve ailesinin tüm şahsi gider ve harcamalarının şirket hesapları üzerinden ödendiğini, davacı tarafça huzurdaki davada iddia ve talep olunan ödemelerin ise davacı şirketin ve hissedarı olduğu ... Şirketi'nin gelirleri olduğunu, davacı tarafın finans ve muhasebe müdürü ve şirket ortağı olmasından kaynaklı olarak hesabına emaneten aktarılan veya elden nakden emanet edilen davalı şirket parasının şirket hesabına aktarılması olduğunu, kesinlikle borç alacak ilişkisine dayanmadığını savunarak davanın istemiştir.
KANITLAR
: ... 3. Genel İcra Dairesi'nin ██████████ takip sayılı dosyası incelenmiş, icra takibinin genel haciz yoluyla icra takibi niteliğinde olduğu, takip alacaklısının davacı, borçlusunun davalı, takip dayanağının cari alacak bulunduğu, itirazla durduğu ve işbu itirazın iptali davasının süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Arabuluculuk anlaşamama tutanağı ibraz edilmiştir.
Davacı tarafça ödeme belgeleri, mahsup fişleri v.s sunulmuştur.
Davacı tarafından özel denetim raporu ibraz edilmiştir.
Taraflar arasındaki işlemleri gösterir hesap hareketleri .... ..... .... A.Ş'den celbedilmiştir.
Davalı şirketin ticaret sicil dosyası getirtilmiştir.
Mahkememizce nitelikli hesap, bankacı ve SMM bilirkişisinden oluşturulan bilirkişi kurulundan rapor ve ek rapor alınmış, anılan raporda; davalının ticari defter ve kayıtlarının usulüne uygun tutulduklarını, davacı ile olan ilişkisinin 'ortaklara borçlar' adı altında davacı adı belirtilerek takip edildiğini, kayıtları incelediklerini, TL ve yabancı para ödemelerini, iade edilen tutarları tespit ettiklerini, banka kayıtlarının kontrolünün yapıldığını, buna göre davacının, davalıdan 16.821.227,94 TL, 1.322.300,00 USD ve 680.776,90 Euro alacaklı olduğunu, 2022 yılında davalının, dava dışı ... Inshaat Ltd'nin yurt dışı iştiraki olduğunun anlaşıldığını, TTK'da anonim şirket ortaklarının şirkete borçlanmasının yasak olmasına rağmen borç vermesine engelleyen hükmün bulunmadığını, aynı Kanun 395. maddesi uyarınca yönetim kurulu üyesinin, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisini veya başkası adına herhangi bir işlem yapamayacağının, aksi hlde, şirketin yapılan işlemleri batıl olacağını ileri sürebileceğinin düzenlendiğini, işlemlere dair genel kurul onayının olmadığını, sebepsiz zenginleşme hükümlerinin dikkate alınması gerektiğini, para yatırma işlemlerinin, davacı adına üç ayrı kişi tarafından yapıldığını, iştirak geliri olduğuna dair açıklama olmadığını, davalı kayıtlarında da iştirak gelirlerine dair açıklamaya yer verilmediğini, takdirin mahkemeye ait bulunduğunu görüş olarak açıklamışlardır.
Davalı taraf, uzman görüşü sunmuştur.
Eksik harç ikmal ettirilmiştir.
GEREKÇE
: Dava, şirket ortağının şirkete borç olarak verdiğini ileri sürdüğü paranın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Somut uyuşmazlıkta davacının, davalı anonim şirketin ortağı bulunduğu, öncesinde bu şirketin yönetim kurulu üyeliğini de yaptığı, şirketin ticari faaliyetleri sırasında finansman sağlanması bakımından borç para verdiğini, kısmi ödemeler yapıldığını, bakiye alacağının ödenmediğini, tahsili için icra takibi başlatıldığını, anılan takibin itirazla durduğunu ileri sürdüğü, davalının ise, borç para verme durumunun olmadığını, kayıtların gerçeği yansıtmadığını, dava dilekçesinde açıklanan tutarların, davalının yurt dışı iştiraki şirketin gelirleri olduğunu, kayıtların davacı tarafından kendi lehine düzenlendiğini savunduğu hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Çekişme, davalı anonim şirketin ortağı olan davacının, davalıya 2022, 2023 ve 2024 yılları içinde TL, USD ve Euro cinsi paralar şeklinde borç verip vermediği, verdiğini ileri sürdüğü borçların davalı tarafından ödenip ödenmediği, dava ve takip tarihi itibariyle davacının alacağının olup olmadığı, varsa miktarı, davanın hak düşürücü sürede açılıp açılmadığı, istemin zamanaşımına uğrayıp uğramadığı yönlerinde toplanmaktadır.
Davalı taraf her ne kadar hak düşürücü süre itirazı ve zamanaşımı def'inde bulunmuş ise de, anılan itirazlar gerekçeli şekilde ön inceleme duruşmasında reddedilmiş ve işin esası incelenmiştir.
Davacı, şirketin ortağı olarak şirkete finansman ihtiyacını karşılamak için borç para verdiğini ileri sürmüş, davalı davanın reddini savunmuş, tarafların işbu dava için aktif ve pasif dava ehliyetlerinin olduğu kabul edilmiştir.
Dava konusu olayda, iddia, savunma, ticaret sicil kayıtları, genel kurul tutanakları, kabuller ve bilirkişi raporu kapsamından, davacının, halen davalı şirketin ortağı olduğu, uzun süre yönetim kurulu üyeliği de yaptığı ve dava öncesi bu sıfatını kaybettiği anlaşılmaktadır.
TTK'nın 358. maddesi uyarınca anonim şirketlerde pay sahipleri, sermaye taahhüdünden doğan vadesi gelmiş borlarını ifa etmedikçe ve şirketin serbest yedek akçelerle birlikte karı geçmiş yıl zararlarını karşılayacak düzeyde olmadıkça şirkete borçlanamayacaktır. Öte yandan, aynı Kanunun 395/2. maddesinde de pay sahibi olmayan yönetim kurulu üyeleri ile yönetim kurulu üyelerinin pay sahibi olmayan yakınlarının şirkete nakit borçlanamayacağı düzenlenmiştir. Bu düzenlemelerin amacı, şirketin mal varlığının korunmasına yöneliktir. Ancak, mevzuatımızda ortakların şirkete borç vermesine engel bir durum bulunmamaktadır. TTK'nın 395/1. maddesinde ise, yönetim kurul üyesi, genel kuruldan izin almadan, şirketle kendisi veya başkası adına herhangi bir işlem yapamaz; aksi halde, şirket yapılan işlemin batıl olduğun ileri sürebilecektir. Ancak, diğer tarafın böyle bir iddiada bulunması mümkün değildir. Davalının usulüne uygun tutulmuş ticari defter ve kayıtları, tarafların banka kayıtları, tahsilat ve ödeme belgeleri, internet bankacılığı kayıtları, haricen yaptırılan inceleme ve benimsenen bilirkişi raporu kapsamından, davacının, davalı şirkete borç paralar verdiği, bir kısım iadeler yapıldığı, halen alacaklı göründüğü, bu alacağın TL, USD ve Euro cinsi olmak üzere talepten fazla tespit edildiği, davalı anılan paraların yurt dışı iştiraki şirketin elde ettiği gelirler olduğunu, kayıtların gerçeğe aykırı düzenlendiğini savunduğu, bu savunmalarını kanıtlayamadığı gibi, sahte kayıt ve başka usulsüzlük nedeniyle davacı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu da bildirmediği, davacı alacağının, banka kayıtları, davalının usulüne uygun tutulan kendi ticari defter ve kayıtları ve de bilirkişi raporuyla sabit bulunduğu, yönetim kurulu üyesi sıfatının olduğu dönemde vermiş olduğu paralarla ilgili olarak batıllığın davalı tarafından savunulabileceği, bu halde de sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre davacının talep hakkının olacağı, anılan alacağın belli ve bilinebilir nitelikte, başka bir ifadeyle likit bulunduğu, davacı yararına inkar tazminatı koşullarının gerçekleştiği, davalının daha önce temerrüte düşürüldüğünün kanıtlanmadığı, davacının işlemiş faiz alacağının yerinde olmadığı sonucuna varılmış ve aşağıdaki şekilde hüküm kurmak gerekmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacının davasının kısmen kabulüne, davalının, ... 3. Genel İcra Müdürlüğü’nün ██████████ takip sayılı dosyasında yaptığı itirazın kısmen iptaline, icra takibinin 5.360.046,67 TL asıl alacak üzerinden icra takibindeki diğer koşullar üzerinden devamına,
2-Hüküm altına alınan alacağın %20’sine isabet eden 1.072.009,33 TL inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 366.144,79 TL nispi karar ve ilam harcın için peşin alınan 91.536,20 TL peşin harç ile 3.000,00 TL tamamlama harcı toplamı 94.536,20 TL'nin mahsubu ile noksan olan 271.608,59 TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irad kaydına,
4-Arabuluculuk aşamasında harcanan 4.600,00 TL giderinden 4.464,95 TL'nin davalıdan, 135,05 TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
5-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davacı yararına kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 703.605,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davacıya verilmesine,
6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca davalı yararına reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalıya verilmesine,
7-Davacı tarafından yatırılan 91.536,20 TL peşin harç ile 3.000,00 TL tamamlama harcı toplamı 30.985,40 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
8-Davacı tarafça yapılan 615,40 TL başvuru harcı ve 30.370,00 TL posta/bilirkişi gideri olmak üzere 122.521,60 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre hesaplanan taktiren 30.075,71 TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
9-Davacı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde iadesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!