Anahtar kelimeler: Alevli Alevlerin Büyüyerek Söndürülerek Unvanıyla Depoda Kattaki Cephesinde Hızla İtfaiye

T.C.

İSTANBUL
10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████ Esas
KARAR NO
: ████████
DAVA
: Tazminat (Rücuen Tazminat)
DAVA TARİHİ
: █████/2026
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Gaziosmanpaşa 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ████████ Esas, ████████ karar sayılı ve █████/2026 tarihli mahkeme ilamı ile verilen görevsizlik kararı üzerine dosya mahkememize tevzi edilmiştir.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Poliçe teminat süresi içerisinde, 27.12.2025 tarihinde, sigortalı dairenin yer aldığı binanın arka cephesinde bulunan ve davalı ...tarafından ...unvanıyla kiracı sıfatıyla işletilen ... Sokak No:149 D:1 adresindeki işyerinin depo alanında alevli bir yangın çıktığı, davalının fiili denetim ve kontrolünde olan söz konusu depoda başlayan yangın, hızla büyüyerek alevlerin yükselmesi neticesinde davacı şirketin sigortalısına ait bodrum kattaki daireye sirayet ettiği, itfaiye ekiplerinin müdahalesi ile söndürülerek olay tutanak altına alındığı, meydana gelen bu riziko üzerine davacı şirket nezdinde 20112600012 numaralı hasar dosyası açıldığı, yapılan ekspertiz çalışması neticesinde; sigortalıya ait dairenin balkon tavan ve duvar boyaları, mutfak dolapları, kombi ve tesisat hatları, PVC doğramalar, kapılar, zemin parkeleri, elektrik tesisatı, demir korkuluklar ve muhtelif ev eşyalarında ağır hasar meydana geldiği tespit edildiği, brüt hasar tutarı 803.188,42 TL olarak belirlendiği, meydana gelen olayda herhangi bir sovtaj değeri bulunmadığından ve poliçe kapsamında muafiyet söz konusu olmadığından bu kalemlerde kesinti yapılmadığı, eşya bedeli üzerinden hesaplanan 98.076,27 TL eksik sigorta tenzili uygulandığı, sigortalıya net 705.112,15 TL tazminat ödenmesine karar verildiği, tüm bu nedenler doğrultusunda davanın kabulüne, davacı şirket tarafından sigortalısına ödenen 705.112,15 TL hasar tazminatının, ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete ödenmesine, İİK m. 257 ve devamı hükümleri uyarınca, bu aşamada belirtilen harca esas değer üzerinden davalının menkul, gayrimenkul ve 3. şahıslardaki hak ve alacaklarına ve banka hesapları üzerine ihtiyati haciz konulmasına, yargılama giderleriyle ücreti vekaletin karşı tarafa tahmiline, karar verilmesinin talep ve dava edildiği anlaşılmıştır.
DELİLLER VE GEREKÇE
:
Davanın, davacı ile dava dışı sigortalısı arasında düzenlenen konut sigortası poliçesi kapsamında, davalıların kusurundan kaynaklandığı iddia edilen hasar nedeni ile sigortalısına ödemiş olduğu hasar tazminatının davalılardan rücuen tahsiline ilişkin olduğu anlaşılmıştır.
Somut olayda davacı, konut sigortasıyla dava dışı sigortalısı ...'in taşınmazını sigorta etmiş, meydana gelen █████/2025 tarihli yangın nedeni ile yine sigortalısına hasar ödemesi gerçekleştirmiş, nihayetinde sigortalısının halefi olarak iş bu davayı ikame etmiştir.
6102 sayılı TTK m. 1472’de düzenlenen halefiyet, yasal, sınırlı ve cüz’î halefiyet niteliğindedir. Bu maddeden doğan halefiyet hakkına istinaden açılan veya açılacak olan dava, esas itibariyle sigortalının, kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigortacı, sigorta bedelini ödedikten sonra hukuken sigorta ettiren yerine geçer ve dava, tazmin ettiği bedel nisbetinde sigortacıya intikal eder. Bu şekilde sigortalısının haklarına halef olan sigorta şirketi, ödediği tazminat miktarınca hukuken sigortalı yerine geçerek açtığı rücû davası, aslında bir tazminat davası olup, bu niteliği itibariyle aynı zamanda şahsî nitelikte bir eda davasıdır. Burada sigortacı, sigorta ettiren yerine geçtiği için şahsî ve rücûu ödediği bedelle sınırlı olduğundan dolayı da cüz'î haleftir. Sigortacının, sigortalıya ödediği tazminat oranında sigortalının yerine geçeceği ve onun kanunî halefi olacağı, ilke olarak 31.03.1954 gün ve ███████ E. - ███████ K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtilmiştir.
Yine; 17.01.1972 tarih ve 1970/2 E., 1972/1 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da, sigortacının, zarara sebebiyet veren aleyhinde açtığı rücû davasının, kanundan doğan halefiyete dayandığı ve halef olanın, halefiyet yolu ile nasıl bir hak iktisap etmiş ise, o hakka sahip olacağı vurgulanmış; ...sigorta ettirenin ne hakkı varsa bunların, şartları gerçekleşince sigortacıya geçeceği; sigortacının, sigorta ettirenin bütün def’ilerini üçüncü şahsa karşı ileri sürebileceği ve Borçlar Kanununun 44. üncü maddesine (TBK m. 52) de dayanabileceği; tabiatıyla sigorta ettirenin olayda dava hakkı yoksa, sigortacıya da bu yönde bir hakkın intikal etmeyeceği açıklanmıştır.
Diğer taraftan, Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 22.03.1944 tarihli ve 37 E./9 K. Kararına göre de "Sigortacının sigorta poliçesinden münbais olmayıp kanundan aldığı bir salâhiyete istinaden ve haksız fiil sebebiyle alacaklı yerine kaim olarak hareket ettiği davada hukuk mahkemesine başvurması gerekir."
Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.
HMK'nun 114/(1)-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olması dava şartı olduğundan HMK'nun 115.maddesine göre dava şartlarının mevcut olup olmadığı mahkemece davanın her aşamasında kendiliğinden araştırılabilir.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 1. maddesinde; "Mahkemelerin görevi, ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar, kamu düzenindendir." hükmü yer almaktadır. HMK 114/1.c maddesi uyarınca "Mahkemenin görevli olması" dava şartlarından olup, HMK 138 maddesi dikkate alınarak dava şartlarının öncelikle karara bağlanması gerekmektedir. HMK 115. maddesinde ise "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler. Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir..." düzenlemesi yer almaktadır.
Yukarıda da açıklandığı üzere, somut olayda uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 1472. maddesi uyarınca sigorta şirketi tarafından sigortalısına ödenen tazminatın, haksız fiile sebebiyet veren davalılardan rücuen tahsili isteminden ibarettir. Davacı sigorta şirketi bu davayı sigortalısına halefen açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır.
Tüm dosya kapsamından, konut sigortası ile taşınmazını sigorta ettiren dava dışı sigortalı Yağmur Aygüler'in taşınmazında meydana gelen hasarı sigorta poliçesi kapsamında tazmin eden davacı sigorta şirketinin, sigortalısının haklarına halef olarak işbu bu rücuen tazminat davasını ikame ettiği, dava dışı sigortalının taşınmazını şahıs olarak sigorta ettirdiği, dava dışı sigortalı ile davalılar arasında ticari bir ilişki olmadığı, halefiyete dayalı rücuen tazminat davasının mutlak ticari iş olmadığı gibi, hasarın her iki tarafı da tacir olanlar arasındaki haksız fiilden de kaynaklanmadığı, sigortacının halefiyet hukuku ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olduğu, bu nedenle dava dışı sigortalı ile davalılar arasında dava görülmüş olsa idi hangi mahkeme davaya bakmaya görevli ise, davacı sigortacının da açacağı davaya da o mahkemenin bakması gerektiği, açıklandığı üzere dava dışı sigortalı ile davalılar arasında tazminat davası görülse idi davaya Asliye Hukuk Mahkemelerinin görevli olacağı, dolayısı ile davacı sigorta şirketinin de, sigortalısına ödediği tazminatın rücuu için görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla mahkememizin görevsizliğine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçeleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE, Görev hususunun 6100 Sayılı HMK 114/1-c hükmü kapsamında "dava şartı" niteliğinde olması nedeniyle HMK 115/2, fıkrası uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,
2-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 20. Maddesi uyarınca bu görevsizlik kararı süresi içinde kanun yoluna başvurulmayarak kesinleşmiş ise kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde taraflardan birinin kararı veren mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edildiğinde dava dosyasının görevli İstanbul Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesi'ne GÖNDERİLMESİNE,
3-Dava dosyasının görevli ya da yetkili mahkemeye gönderilmesinin talep edilmemesi halinde mahkememizce davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesine,
4-HMK m. 331/2 hükmü gözetilerek; dosyanın görevli İstanbul Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesi halinde, yargılama harç ve giderleri hususunda görevli İstanbul Sulh Mahkemesince karar verilmesine; aksi durumda talep üzerine dosyanın ele alınarak yargılama giderleri hususunda bir karar verilmesine,
5-İhtiyati haciz talebinin görevli mahkeme tarafından değerlendirilmesine,
Dair, tarafların yokluğunda gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize verilecek bir dilekçe ile ya da İstanbul Bölge Adliye Mahkemesine hitaben yazılmış, başka mahkeme tarafından mahkememize gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili istinaf dairesine istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.█████/2026
Katip
Hakim
¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır
"Bu belge 5070 Sayılı Kanun hükümlerince elektronik imza ile imzalanmıştır."

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!