Anahtar kelimeler: Avukatnun Gözetmemesi Gününün İstemli Davetiye Günde Dinlenerek Tanzim Menfaatlerini Hakem

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 36. Hukuk Dairesi
SAYISI
: 2025/2 E., 2025/3 K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 23.12.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir.Belli edilen günde gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı asıl ... ve vekili Avukat.....'nun sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saat 14.00'te Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili; hakem kararının gerekçesi hatalı tanzim edildiğinden hakem kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı avukatın görevini yerine getirmemesi ve müvekkilinin menfaatlerini gözetmemesi nedeniyle haklı olarak azledildiğini, hatalı tanzim edilen rapora dayanarak verilen hakem kararının kamu düzenine aykırı olduğunu ileri sürerek; TBB Tahkim Merkezinin ███████ E. sayılı dosyası ile verilen hakem kararının iptaline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; müvekkilinin vekil olarak görevlerini yerine getirdiğini, davacının tahkime cevap dilekçesindeki beyanları ile dava dilekçesindeki beyanlarının çelişkili olduğunu, davacının bilirkişi raporuna yönelik beyanlarının haksız olduğunu savunarak; davanın reddini istemiştir.III.MAHKEME KARARIMahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin, avukatlık ücret sözleşmesinden kaynaklandığı, davacının müvekkil, davalının avukat sıfatında bulunduğu, sözleşme gereğince taraflar arasındaki avukatlık sözleşmesinden doğan anlaşmazlıklarda Türkiye Barolar Birliği Tahkim Kurulunun yetkili olduğu konusunda mutabık kaldıkları, davacı asilin taşınmazların satışına yönelik ortaklığın giderilmesi davası nedeniyle davalı avukatı vekil tayin ettiği, tahkime konu uyuşmazlığın, tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edebilecekleri avukatlık sözleşmesinden kaynaklanması nedeniyle tahkime elverişli olduğu, yine tahkim yargılamasında ve karar içeriğinde kamu düzenini ihlal eden bir husus tespit edilmediğinden, kararın kamu düzenine de aykırı olmadığı, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun ( 6100 sayılı Kanun) 407. ve devamı maddeleri ile aynı Kanunun, hakem kararına karşı iptal davasının düzenlendiği 439. maddesi gereğince, somut olayda gerek davacı tarafından ileri sürülen, gerekse resen dikkate alınacak olan 13.12.2024 tarihli ve ... no.lu sayılı Türkiye Barolar Birliği Tahkim Merkezi Tek Hakem kararının iptaline ilişkin nedenler mevcut olmadığı gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiş; karara karşı, davacı vekili temyiz yoluna başvurmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili; müvekkilinin kardeşleri ile anlaşacağını belirtmesine rağmen davacının dava açma konusunda müvekkilin ailesini ikna etmeye çalışmasının müvekkilin güvenini zedelediğini, haksız nedenle azlin gerçekleştiği kabul edilse dahi yapıların kaçak olması nedeniyle ekonomik değeri bulunmadığından vekalet ücretinin arsa değerine göre tespit edilmesi gerektiğini, Hakem kararına dayanak teşkil eden bilirkişi raporunun hatalı tanzim edildiğini, bu nedenle Yargıtay'ın yerleşik kararlarına rağmen hatalı tanzim edilen rapora dayanarak verilen hakem kararı açıkça kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini belirterek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, Hakem Kararının iptali istemine ilişkindir.1. Tahkim, özel hukuk alanına ilişkin uyuşmazlıkların bağımsız ve tarafsız hakemler eliyle ve yargısal yolla çözümü demektir. Tahkimin tanımı 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nda (HUMK) yer almazken, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 412/1 maddesinde; “Tahkim sözleşmesi, tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya Hakem Kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları anlaşmadır.” şeklinde tanımlanmıştır.4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun 4. maddesinde ise “Tahkim anlaşması, tarafların, sözleşmeden kaynaklansın veya kaynaklanmasın aralarında mevcut bir hukukî ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tümünün veya bazılarının tahkim yoluyla çözülmesi konusunda yaptıkları anlaşmadır.” şeklinde tanımlanmıştır.Tahkime elverişli olup tahkim yargılama şartı olan hukuki uyuşmazlık yabancılık unsuru içermiyorsa milli tahkim kurallarına tabi olur. HMK'nın 407. maddesinde “Bu Kısımda yer alan hükümler, 21.06.2001 tarihli ve 4686 sayılı Milletlerarası Tahkim Kanunu'nun tanımladığı anlamda yabancılık unsuru içermeyen ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır.” hükmü ile milli tahkimde kriterler belirlenmiştir. Milli tahkime ilişkin hükümler HMK'nın 407- 444 maddeleri arasında düzenlenmiştir.Milletlerarası Tahkim Kanunu, yabancılık unsuru taşıyan ve tahkim yerinin Türkiye olarak belirlendiği veya Milletlerarası Tahkim Kanunu hükümlerinin taraflar ya da hakem kurulunca seçildiği uyuşmazlıklar hakkında uygulanır. Milletlerarası Tahkim Kanunu’nun uygulanabilmesi için uyuşmazlığın yabancılık unsuru taşıması, tahkim yerinin Türkiye olması gerekmektedir. Milletlerarası tahkime ilişkin hükümler ise 4686 sayılı Miletlerarası Tahkim Kanunu’nda düzenlemiştir.Uyuşmazlıkta tahkim yargılamasına başvurulabilmesi için HMK m.412 uyarınca tahkim sözleşmesinin bulunması gerekli olup bu sözleşme taraflar arasındaki sözleşmenin bir şartı veya ayrı bir sözleşme şeklinde yazılı olarak yapılabildiği gibi yazılı şekil şartının yerine getirilmiş sayılması için, tahkim sözleşmesinin taraflarca imzalanmış yazılı bir belgeye veya taraflar arasında teati edilen mektup, telgraf, teleks, faks gibi bir iletişim aracına veya elektronik ortama geçirilmiş olması ya da dava dilekçesinde yazılı bir tahkim sözleşmesinin varlığının iddia edilmesine davalının verdiği cevap dilekçesinde itiraz edilmemiş olması yeterli sayılmış, asıl sözleşmenin bir parçası hâline getirilmek amacıyla tahkim şartı içeren bir belgeye yollama yapılması hâlinde de tahkim sözleşmesi yapılmış sayılır. Tahkim şartı veya anlaşmasının geçerli olabilmesi için tarafların, tahkim iradesini açıkladıkları tahkim şartı ya da sözleşmede tartışma ve karışıklığa neden olmayacak biçimde açık ve kesin olarak belirtmiş olmaları zorunludur. Taraflar sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıkların tümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini kararlaştırabilecekleri gibi sadece bir bölümünün tahkim yoluyla çözülebileceğini de kararlaştırabilirler.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun 13.04.2018 tarihli ve 2016/2 E., 2018/4 K. sayılı kararında;“…Yargı, devletin temel fonksiyonlarından biridir ve kural olarak taraflar arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yeri Mahkemelerdir. Ancak özel hukuka ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde Mahkemeler yerine hakemlere başvurulması konusunda sözleşme yapılabilir veya taraflarca bağıtlanan sözleşmelere bu yönde bir hüküm konulabilir (HMK m. 412/2). Özel hukukun taraflara tanıdığı irade serbestisi, kendisini sözleşme yapıp yapmamak, sözleşmenin karşı tarafını ve içeriğini belirlemek noktalarında gösterdiği gibi taraflar arasında çıkmış ve çıkması muhtemel uyuşmazlıkları hakemler eliyle çözmek noktasında da gösterir. Hakem kararı, devlet mahkemeleri tarafından verilen karar gibi bağlayıcıdır. Bu hâliyle tahkim, alternatif uyuşmazlık çözüm yollarından biridir…” şeklinde belirtildiği üzere hakem kararları bağlayıcı ve kesindir.Uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözülebilmesi için; tarafların uyuşmazlığın tahkim yolu ile çözümleneceği konusunda anlaşmış olmaları yanında öncelikle uyuşmazlığın tahkime elverişli olması gerekir. Milli tahkime elverişlilik HMK'nın 408. maddesinde; “Taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir.” şeklinde düzenlenmiştir. Tahkime elverişlilik, kamu düzenini ilgilendiren bir kavramdır. Uyuşmazlığın tahkime elverişli olup olmadığının kendiliğinden dikkate alınması gerektiği gibi HMK'nın m.439/2-g uyarınca iptal sebebi olarak kabul edilmiştir.6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun 2. maddesinde; "Bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar." aynı kanunun 3/1-ı maddesi; "Sağlayıcı: Kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla tüketiciye hizmet sunan ya da hizmet sunanın adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi," aynı kanunun 3/1-k maddesi; "Tüketici: Ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek veya tüzel kişiyi," aynı kanunun 3/1-l maddesinde; "Tüketici işlemi: Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi,"ni ifade ettiği belirtilmiştir.6502 sayılı Kanun'un Tüketici sözleşmelerindeki haksız şartlar başlığı ile 5. maddesinde; "(1) Haksız şart; tüketiciyle müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme şartlarıdır.(2) Tüketiciyle akdedilen sözleşmelerde yer alan haksız şartlar kesin olarak hükümsüzdür. Sözleşmenin haksız şartlar dışındaki hükümleri geçerliliğini korur. Bu durumda sözleşmeyi düzenleyen, kesin olarak hükümsüz sayılan şartlar olmasaydı diğer hükümlerle sözleşmeyi yapmayacak olduğunu ileri süremez.(3) Bir sözleşme şartı önceden hazırlanmış ve standart sözleşmede yer alması nedeniyle tüketici içeriğine etki edememişse, o sözleşme şartının tüketiciyle müzakere edilmediği kabul edilir. Sözleşmeyi düzenleyen, bir standart şartın münferiden müzakere edildiğini iddia ediyorsa bunu ispatla yükümlüdür. Sözleşmenin bütün olarak değerlendirilmesinden standart sözleşme olduğu sonucuna varılırsa, bu sözleşmedeki bir şartın belirli unsurlarının veya münferit bir hükmünün müzakere edilmiş olması, sözleşmenin kalan kısmına bu maddenin uygulanmasını engellemez.(4) Sözleşme şartlarının yazılı olması hâlinde, tüketicinin anlayabileceği açık ve anlaşılır bir dilin kullanılmış olması gerekir. Sözleşmede yer alan bir hükmün açık ve anlaşılır olmaması veya birden çok anlama gelmesi hâlinde; bu hüküm, tüketicinin lehine yorumlanır.(5) Faaliyetlerini, kanun veya yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütmekte olan kişi veya kuruluşların hazırladıkları sözleşmelere de niteliklerine bakılmaksızın bu madde hükümleri uygulanır.(6) Bir sözleşme şartının haksızlığı; sözleşme konusu olan mal veya hizmetin niteliği, sözleşmenin kuruluşunda var olan şartlar ve sözleşmenin diğer hükümleri veya haksız şartın ilgili olduğu diğer bir sözleşmenin hükümleri dikkate alınmak suretiyle sözleşmenin kuruluş anına göre belirlenir.(7) Sözleşme şartlarının haksızlığının takdirinde, bu şartlar açık ve anlaşılır bir dille yazılmış olmak koşuluyla, hem sözleşmeden doğan asli edim yükümlülükleri arasındaki hem de mal veya hizmetin piyasa değeri ile sözleşmede belirlenen fiyat arasındaki dengeye ilişkin bir değerlendirme yapılamaz.(8) Bakanlık, genel olarak kullanılmak üzere hazırlanmış sözleşmelerde yer alan haksız şartların, sözleşme metinlerinden çıkarılması veya kullanılmasının önlenmesi için gerekli tedbirleri alır.(9) Haksız şartların tespit edilmesi ve denetlenmesine ilişkin usul ve esaslar ile sınırlayıcı olmamak üzere haksız şart olduğu kabul edilen sözleşme şartları yönetmelikle belirlenir." düzenlenmesine yer verilmiştir. Bu düzenlemeye göre tüketiciyle müzakere edilmeden, tek taraflı olarak sözleşmeye konulan, tarafların sözleşmeden doğan hak ve yükümlülüklerinde iyi niyet kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan sözleşme koşulları haksız şarttır. Taraflardan birini tüketicinin oluşturduğu her türlü sözleşmede yer alan haksız şartlar tüketici için bağlayıcı değildir. Yine 6502 sayılı Kanun'un 5. maddesinin Bakanlığa verdiği yetkiye dayalı olarak çıkartılan 17.06.2014 tarih ve 29033 sayılı RG de yayınlanan Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin Haksız Sözleşme Şartları başlıklı Ek-1. maddesinin (n) bendinde ise; "Aşağıda yer alan sonuçları hedefleyen veya bu sonuçları doğuran şartlar haksız şarttır....(n)Tüketicinin özellikle, hukuki düzenlemelerde öngörülmemiş bir hakeme müracaatını öngörmek, gösterebileceği delilleri ölçüsüz derecede sınırlandırmak veya mevcut hukuki düzen uyarınca diğer tarafta olan ispat külfetini tüketiciye yüklemek suretiyle tüketicinin mahkemeye gitme veya başka başvuru yollarını kullanma imkanını ortadan kaldıran veya sınırlandıran şartlar,..." düzenlenmelerini içeren sözleşme şartlarının haksız şart olarak kabul edileceğine ilişkin hüküm yer almaktadır.Yine HMK'nın "İptal" başlıklı 439. maddesinde; "(1) Hakem kararına karşı yalnızca iptal davası açılabilir. İptal davası, tahkim yeri bölge adliye mahkemesinde açılır; öncelikle ve ivedilikle görülür.ç) Hakem veya hakem kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği,ğ) Kararın kamu düzenine aykırı olduğu, tespit edilirse, Hakem Kararları iptal edilebilir.(6) İptal davası hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabilir. Temyiz incelemesi, bu maddede yer alan iptal sebepleriyle sınırlı olarak, öncelikle ve ivedilikle karara bağlanır. Temyiz, kararın icrasını durdurmaz." şeklinde yer alan hükümler birlikte değerlendirildiğinde; tüketici hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda tahkim koşulunun bu türden uyuşmazlıkların tahkime elverişli olup olmadığının tayininde Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin Haksız Sözleşme Şartları başlıklı Ek-1. maddesinin (n) bendinde yer alan hükümlerin değerlendirilerek tüketici hukukundan kaynaklanan uyuşmazlıklarda tahkim yasağının olduğu kabul edilerek HMK'nın 439. maddesinin “(ç)” bendinde düzenlenen; "hakem veya Hakem Kurulunun, hukuka aykırı olarak yetkili veya yetkisiz olduğuna karar verdiği," şeklinde düzenlemeye aykırı olduğu gibi aynı zamanda kanunun “(ğ)” bendinde düzenlenen; "kararın kamu düzenine aykırı olması " şeklindeki hükümler re'sen dikkate alınarak sonuca uygun karar verilmesi gerekir.Dairemizin █████████ E., █████████ K. sayılı emsal kararı da aynı yöndedir.Somut uyuşmazlıkta dava konusu olan ve tahkime konu tüketici davacı ile hizmet sağlayıcı davalı arasındaki Avukatlık hizmeti ortaklığın giderilmesi konusuna ilişkin olup bu dava dosyalarının takip edilmesinden kaynaklı vekalet ücreti alacağının tahsiline ilişkindir. Bu niteliğe göre uyuşmazlık konusu tüketici işlemi niteliği ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun kapsamında kaldığı, davacının (müvekkilin) 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici sıfatına haiz olduğu anlaşılmaktadır. Söz konusu bu mevzuat hükmü değerlendirildiğinde tüketici işlemi niteliğinde kalan (hizmet sağlayıcı olarak avukat ile ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden iş sahibi gerçek kişi olarak vekil eden arasındaki) avukatlık sözleşmesinde yer alan tahkim şartına ilişkin hükmün Tüketici Sözleşmelerindeki Haksız Şartlar Hakkında Yönetmeliğin Ek 1. madde 1/n maddesi düzenlemesi karşısında haksız şart olarak kabul edilmelidir. Sözleşmedeki haksız şart niteliğinde olan bu tahkim şartının geçersiz olduğu kabul edildiğinde tahkim davasına konu uyuşmazlığın tahkime elverişli olduğu kabul edilemez. Hal böyle olunca, Bölge Adliye Mahkemesince; tahkime elverişli olmayan bir konuda verilen hakem kararının HMK'nın 439. maddesinin "(ç)" ve "(ğ)" maddelerinde yer alan düzenlemelere aykırılık nedeniyle iptaline karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.2. Bozma nedenine göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;1.Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi (İlk Derece) kararının davacı yararına BOZULMASINA,2.Bozma nedenine göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına,40.000,00 TL Yargıtay duruşması vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacıya verilmesine,Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde temyiz edene iadesine,Dosyanın Bölge Adliye Mahkemesine (İlk Derece) gönderilmesine,23.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.