Anahtar kelimeler: Davaalacak Nakte Çevirdiğini Bayisi Satımdan Usdnin Bayilik İntifa Aslında Ermesi

T.C.
İSTANBUL21. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████ EsasKARAR NO
:████████DAVA
:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2024KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin davalı şirketin bayisi iken, davalı şirket ile aralarında bayilik ve intifa sözleşmesinin rekabet kurumunun kararı uyarınca süresinden önce sona ermesi sonrası davalının aslında hiç bir alacağı olmamasına rağmen müvekkiline ait 3 adet toplam 1.430.000,00 TL bedelli teminat mektubunu nakte çevirdiğini ve ayrıca 350.000,00 USD satış destek teşvik prim bedelini ödemediğini, müvekkili şirketin davalı şirketin usul ve yasalara aykırı işlemi nedeni ile davalı kurumdan 350.000,00 USD'nin Türk Lirası karşılığı olan 625.540,00 TL'nin ve 1.430.000,00TL'nin avans faizi ile davalı şirketten tahsili için .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/... Esas sayılı dosyası üzerinden dava açıldığını, davalı şirketin aynı mahkemede sözleşmeyi haklı feshettiklerini, alacaklarının tahsili için teminat mektuplarını nakte çevirip alacaklarının bir kısmını mahsup ettiklerini, halen alacaklı olduklarını ileri sürerek bakiye 859.273,66 USD ve 274.721,52 TL'nin avans faizi ile birlikte müvekkilinden tahsili için karşı dava açtıklarını, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2014/... Esas sayılı dosyasında verilen karar Yargıtay denetiminden geçerek bozulduğunu ve .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/... Esas sayılı dosyası üzerinden tekrar yapılan yargılama sonucu müvekkili lehine 1.229.531,00 TL teminat mektubu iade bedeli alacağına 04.01.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ve 59.065,00 TL satış teşvik prim alacağına 03.02.2014 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte müvekkiline ödenmesine karar verildiğini, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı kararının tekrar temyiz incelemesinden geçerek Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas - █████████ Karar sayılı 13.07.2023 tarihli kararı ile onandığını, ilamın tebliği ile davacının hiç vakit kaybetmeden, alacağın tahsili amacıyla bozma kararı öncesi karara dayanılarak açılan .... İcra Dairesi'nin 2017/... Esas sayılı dosyasına yeni karar ve ilam sunularak yeniden icra emri gönderildiğini, müvekkiline 30.11.2023 tarihinde Mahkeme ilamı doğrultusunda 1.288.596,00 TL asıl alacak (1.229.531,00 TL'si Teminat mektubu iade bedelinden kaynaklı alacak, 59.065,00 TL'si Satış Teşvik Pirim alacağından kaynaklı alacak) ve 1.761.637,56 TL asıl alacaklara işleyen avans faizi (1.681.434,18 TL'si Teminat mektubu iade bedelinden kaynaklı alacağa işleyen avans faizi, 80.203,38 TL 'si Satış Teşvik Pirim alacağına işleyen avans faizi) olmak üzere toplam 3.050.233,56 TL alacağı hesaplandığını ve bu alacaklardan tahsil harcı mahsup edilip müvekkiline ödeme yapıldığını, dava konusu alacağın 03.02.2014 günü dava edildiğini, 9 yıl 9 ay 27 gün sonra 30.11.2023 tarihinde ancak tahsil edilebildiğini, alacağın gerçek karşılığı olan bedelinin TÜİK Yİ-ÜFE verileri esas alınarak ödeme tarihindeki (30.11.2023) değeri mahkemece belirlenerek, bu bedelden müvekkiline ödenen bedelin mahsup edilmesi suretiyle munzam zararın tespit edilmesi gerektiğini belirterek; alacağın 30.11.2023 tarihinde geç ödenmesi nedeniyle uğranılan munzam zararın fazlaya ilişkin talep ve dava haklarını saklı tutarak 100,00 TL'sinin 30.11.2023 gününden ödeme tarihine kadar geçen sürede gerçekleşen enflasyondan (Yİ-ÜFE'den) aşağı olmayacak şekilde faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Yargılamanın uzaması nedeniyle alacağına geç ulaşmasından ötürü alacağında enflasyona bağlı olarak temerrüt faizini aşan kısım yönünden oluştuğunu iddia ettiği zararın aşkın zarar olamayacağını, davacının davasının reddi gerektiğini, davacı bizzat dava dilekçesinde (6. madde) "..Ödeme tarihinden dava tarihine kadar geçen süre dikkate alındığında müvekkilin alacağının enflasyon karsısında önemli ölçüde değer kaybına uğratıldığı, dolayısıyla müvekkile şahsi olarak aşırı ve olağan dışı bir külfet yüklendiği ve ölçülü olmadığı anlaşılmaktadır." şeklinde beyanı ile, aşkın zarar talebini enflasyon sebebiyle paranın değer kaybına dayandırdığını, bunun dışında bir zarar iddiasında bulunmadığını ve iddiasını ispatlamaya yönelik somut bir gerekçe de ortaya koymadığını, Türk Borç Kanunu'nun 122. maddesinde düzenlenen aşkın zararın, paranın enflasyon karşısında değer kaydetmesinden dolayı meydana gelen zarar değil, geç ödeme nedeniyle zararı doğuran olay nedeniyle alacağın zamanında ödenmemesi üzerine aynı gün vadesi gelmiş bir borcu ödemek için borçlunun ödediği geçmiş günler faizinin üzerinde bir faizle borçlanması ya da alacaklısına daha yüksek faiz ödemek durumda kalması gibi fiilen uğranılan zararlar olduğunu, davacı temerrüt faizini kanun gereği ispat etmeden talep edebilmekte iken, faizi aşan aşkın zararını genel ekonomik olumsuzlukların (enflasyon, yüksek ve değişken döviz kurları ve mevduat faizleri) dışında kendi durumuna özgü somut vakıalarla ispat etmek zorunda olduğunu, soyut bir iddia zararın varlığını ortaya koyma açısından yeterli olmadığını, davacının aşkın zararı bulunduğunu kabul etmemekle birlikte, aşkın zararın varlığı ve talep edilebilmesi için kanunen aranan alacaklının zararı, borçlunun temerrüdü ve kusuru şartları gerçekleşmediğinden davacının davasının bu açından da reddi gerektiğini, davacının iddia ettiği gibi alacağın geç ödenmesi söz konusu olmadığı gibi, malvarlığında azalma ya da engellenen kazançtan dolayı somut olarak zarara uğradığına dair bir iddiası da bulunmadığından TBK'nın 122. maddesine dayalı tazminat talebinin şartları oluşmadığını, müvekkili tarafından, davacının .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararına davalı olarak .... İcra Müdürlüğü'nün ████████E. sayılı dosyasından başlattığı icra takibi kapsamında taraflarına gönderilen icra emrinin tebliği ertesinde takip kesinleşmeden 30.11.2023 tarihinde asıl alacak, asıl alacağa işleyen faiz, icra vekalet ücreti ve masrafları icra dosyasına yatırdığını, hal böyle iken alacağın varlığının yargılamayı gerektirmesi ve yargılamanın uzun sürmesinden dolayı müvekkili şirkete kusur izafe edilemeyeceğinden, davacının aşkın zarar talep edemeyeceğini, aşkın zarar talep edilmesi için aranan şartların gerçekleşmediğini beyanla, davacının aşkın zarara uğradığı iddiasıyla açtığı davanın reddini talep etmiştir..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas - █████████ Karar sayılı 13.07.2023 tarihli kararı ile .... İcra Dairesi'nin 2017/... Esas sayılı dosyasının örnekleri getirtilip incelenmiştir.İncelenen dosyalardan, mahkemece hükmedilen alacakların avans faiziyle birlikte █████/2023 tarihinde 3.388.149,05 TL reddiyat yapıldığı, bunun 3.050.233,56TL'sinin asıl alacaklar ve faizi olduğu anlaşılmıştır. Davacı taraf da bunu aşan miktarın tazminat olarak ödenmesini talep etmiştir.Tarafların sunduğu belgeler incelenmiş, bilirkişiden rapor alınmıştır.Mahkememizce resen seçilen mali müşavir bilirkişiden alınan raporda özetle;"1.229.531,00TL teminat mektubu iade bedeli için; .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı kararına göre, 04.01.2014 tarihinden tahsil tarihi olan 30.11.2023 tarihine kadar geçen süre için, 59.065,00 TL Satış Teşvik Priminden Kaynaklı Alacak için 03.02.2014 tarihinden .... İcra Dairesi'nin 2017/... Esas sayılı dosyasındaki reddiyat makbuzuna göre 30.11.2023 tahsil tarihleri ve Yüksek yargı kararlarına göre en az 5 değişkenin ortalaması alınarak hesaplama yapılmıştır. 5 değişkenin toplamı 92.668.065,42TL olup; ortalaması ise 18.533.613,08TL olduğunu, " bildirmiştir.Tarafların itirazları üzerine alınan ek raporda özetle; "Dosya kapsamında teminat mektubu iade alacağı 1.229.531,00 TL (04.01.2014) ve satış teşvik primi alacağı 59.065,00 TL (03.02.2014) tarihli olup, 30.11.2023 tarihindeki tahsil dikkate alındığını, Mahkemecede re'sen gözettiği üzere güncellemede yalnızca Yargıtay içtihadında esas alınan beş ekonomik gösterge her biri ayrı ayrı uygulanıp sonra ortalaması alındığında, Dolar Endeksine göre (TCMB efektif satış) 17.112.878,99 TL, Altın Gram Endeksine göre 28.282.051,33 TL, TEFE/TÜFE Artış Oranlarına göre 15.757.522,96 TL, Memur Maaş Artış Oranına göre 14.148.018,82 TL, Asgari Ücret Artış Oranına göre 17.367.593,31 TL, tüm endeksler toplamı 92.668.065,41 TL, Alternatif Hesaplama (sadece yurt içi ÜFE) 15.757.522,96 TL, ortalama (Munzam Zarar Tutarı) ise 18.533.613,08 TL olduğunu, " bildirmiştir.Davacı tarafın █████/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini 18.533.613,08 TL'ye arttırması üzerine dosya üye hakimden mahkememiz heyetine tevdii edilerek yeni duruşma gününün taraflara tebliğ edilmiştir.Bilirkişi raporu yeterli görülüp yeni bir rapor alınmamıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, davacının davalıdan olan alacağını geç elde etmiş olmasından dolayı, paranın yüksek enflasyon karşısında alım gücündeki azalmanın faizle karşılanmayan kısmının tespiti ile bu miktarın tazmini talepli açılan munzam zarara ilişkin tazminat davasıdır.Taraflar arasında .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... sayılı kararına konu yargılamada hükmedilen alacakların geç ödendiği, asıl alacakların mahkeme kararı üzerine avans faiziyle birlikte █████/2026 tarihinde ödendiği sabittir.Bilirkişi raporu ile, .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2021/... Esas dosyasına konu alacağın avans faiziyle birlikte ödenmesinin enflasyon karşısında düşük kaldığı sabittir.6098 sayılı TBK'nın Aşkın zarar başlıklı 122. Maddesine göre; Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür.Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder.Davacı ıslah dilekçesi ile, bilirkişi raporunda tespit edilen toplam alacağın tahsilini talep etmiş ise de, icra kanalıyla yapılan tahsilatın düşürülmesi gerektiği anlaşılmış, mahkememizce yapılan mahsup sonrası istenebilir tazminatın ortalamaya göre 15.483.389,52 TL olduğu hesaplanmıştır.Davalı taraf savunmasında, munzam zararın somut olarak ıspatı gerektiğini savunmuş, bilirkişi de Dolar Endeksi, Altın Gramı, TEFE/TÜFE Artış Oranları, Memur Maaş Artış Oranı, Asgari Ücret Artış Oranı ve yurt içi ÜFE'ye göre hesaplama yapmıştır.Davacı, petrol bayiliği yapan ticaret şirketi olduğu ve kazançlarını tekrar yatırıma aktaracağı en beklenen davranıştır. Davacının vaktinde parayı alsaydı sadece faize koyup enflasyon karşısında başka yatırım araçlarına yatırmayacağını söylemek, ülkemiz gibi yüksek enflasyonun olduğu ekonomik sistemlerde kabul edilebilir bir durum değildir. Ticaret şirketleri sadece enflasyon karşısında parasının kıymetini korumakla kalmaz, aynı zamanda ortaklarına kazanç payı ödemek amacıyla parasını daha karlı işlere yatırır ve enflasyon üzerinde bir kazan sağlar. Bu yatırım araçları mevduat hesapları olabileceği gibi, mevduat faizlerinin enflasyonun altında kaldığı gerçeği nedeniyle altın, döviz, kıymetli madenler, mal alım satımları, ticari ve sınai işletmelere iştirak gibi yollarda mevcuttur. Sürekli büyüyün ekonomi içinde genel olarak şirketler de büyümekte ve enflasyonun üzerinde gelirler elde etmektedir. Bu gelirlerin yatırım sermayesine eklenmesi halinde Dolar Endeksi, Altın Gramı, TEFE/TÜFE Artış Oranları, Memur Maaş Artış Oranı veya Asgari Ücret Artış Oranına eşit veya üstünde bir varlığa ulaşacaktır.Davacının alacağının doğduğu tarihte en kötü ihtimalle akar yakıt alım satımına yatıracağı aşikardır. Faizin başlangıç tarihindeki akaryakıt fiyatları █████/2023 tarihi itibarıyla diğer yatırım araçlarının üzerinde artmıştır. Bilirkişi tarafından Dolar Endeksi, Altın Gramı, TEFE/TÜFE Artış Oranları, Memur Maaş Artış Oranı ve Asgari Ücret Artış Oranı ortalaması alınması suretiyle bulunan 18.533.613,08 TL'ye davacının alacağını ulaştıracağı kabul edilmelidir. Bu miktarın altında bir değere yatıracağını kabul etmek, şirketlerin kar elde etme amacı ve ekonomi piyasasına da uygun düşmeyecektir. Davacının aşkın zararı olduğunu kabul etmek zorunludur. Bu zarar miktarı ise bilirkişi tarafından tespit edilen ve mahkememizce uygun bulunan 18.533.613,08 TL'den, icra kanalıyla tahsil edilen miktarın mahsubu sonrası 15.483.389,52 TL'den az olmayacağını kabul etmek lazımdır.Yukarıda alıntılanan 6098 sayılı yasanın 122. Maddesine göre davacının zararını ıspatlaması için için özel bir zarar türü ve şekli belirtilmemiş, aksine, temerrüt faizini aşan bir kayıp olmasını aşkın zarar olarak kabul etmiştir. Buna karşı davalı kendisinin bir kusuru olmadığını ıspatlamak zorundadır. Somut olayda davalının inkarı nedeniyle alacağın geç ödendiği ve bunun bir kusur olduğu tartışmasızdır.Yukarıda anlatılanlar kapsamında dosya incelendiğinde; davacının ticaret şirketi olması ve kar amacı gütmesi, enflasyon üzerinde yatırım ve karlılık sağlayacağının kendisinden beklenen bir davranış olarak kabul edilmesi gereği, alacağın geç ödenmesi ve değer kaybı yaşanması nedeninin davalının inkara ve davayı uzatmaya yönelik kusuru olması nazara alındığında, davacının tazminat talebinin, mahkememizce yapılan mahsup sonrası bulunan 15.483.389,52 TL yönünden kabulüne, bu miktara zararın oluştuğu tarih olan █████/2023 tarihinden tekrar avans faizi uygulanmasına karar vermek gerektiği vicdani kanaat hasıl olmuş ve aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
:1-Davacının davasının KISMEN KABULÜ İLE; 15.483.389,52 TL'nin █████/2023 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan kısma ilişkin talebin reddine,2-Alınması gerekli 1.057.670,33 TL karar harcından, başlangıçta alınan 427,60 TL peşin ve ıslah harcı olan 316.506,10 TL harçların mahsubu ile, eksik kalan 740.736,63 TL harcın davalı taraftan alınarak hazineye gelir kaydına,3-Davacı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca hesaplanan 1.179.667,79 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,4-Davalı lehine hüküm tarihindeki AAÜT uyarınca red edilen kısım yönünden hesaplanan 438.516,06 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 5.137,00 TL yargılama giderinden davanın kabul/ red oranına göre 4.291,58 TL'sinin ve davacı tarafça peşin yatırılan 427,60 TL harcın, 427,60 TL başvurma harcının ve 316.506,10 TL ıslah harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, geri kalan yargılama giderinin davacı üzerinde bırakılmasına,6-Harcanmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,7- Zorunlu arabuluculuk ücreti olan 3.600,00 TL'nin 3.000,00TL'sinin davalıdan, 600,00TL'sinin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,İlişkin gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize ya da mahkememize gönderilmek üzere başka yer mahkemesine verilecek bir dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy çokluğu ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı. █████/2026Başkan ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırÜye ...e-imzalıdırKatip ...e-imzalıdır(M)MUHALEFET ŞERHİEldeki davada, davacının davasının 9 yıl 9 ay 27 gün sonra kesinleşmesinden dolayı alacak bedelinin geç alınmasından dolayı oluşan munzam zararının tespiti ve HMK m. 107 gereğince bu alacağa karşılık şimdilik 100,00 TL'nin tahsilini talep etmektedir.6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 122. maddesinde munzam zarar; '' Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder'' şeklinde düzenlenmiştir. Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ████████ Karar nolu █████/2021 tarihli ilamında belirtildiği üzere; "Munzam zarar, borçlu temerrüde düşmeden borcunu ödemiş olsaydı, alacaklının mal varlığının kazanacağı durum ile temerrüt sonucunda ortaya çıkan ve oluşan durum arasındaki farktır. Başka bir anlatımla, temerrüd faizini aşan ve kusur sorumluluğu kurallarına bağlı bir zarar biçiminde tanımlanabilir." şeklinde tanımlanmıştır. (benzer nitelikte Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun ███████-938 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı)Başka bir ifadeyle; alacaklı, borcun kendisine geç ödenmesi sebebiyle uğradığı zararın ne olduğunu ve miktarını ispatla yükümlüdür. Bu bağlamda zarardan anlaşılması lazım gelen; davacının bu paranın ödenmemesi sebebiyle mahrum kalınan kar ya da varsayılan gelir değildir. Bu zarar davacının öz varlığından, ekonomik ve sosyal faaliyetlerinden, toplum içindeki statüsünden, başına gelen olaylardan kaynaklanan somut olgular nedeniyle uğramış olduğu zarardır. O halde davacı-alacaklı, uğradığı zararın kendisine ödenen temerrüt faizinden fazla olduğunu somut olgulara dayanarak kesin ve net bir biçimde kanıtlamalıdır.Genel ve soyut nitelikteki enflasyonun ya da bankalarda mevduat için ödenen faizin temerrüt faizinden yüksek oranda olması, munzam zararın gerçekleştiği ve kanıtlandığı anlamına gelmez. Burada davacının kanıtlaması gereken husus, enflasyon ve mevduat faizinin yüksekliği gibi genel olgular değil, şahsen ve somut olarak geç ödemeden dolayı zarar gördüğü keyfiyetidir. Örneğin, alacağını zamanında tahsil edememekten ötürü başkasına olan borcunu ödemek için daha yüksek oranda faizle borç aldığını; alacaklı olduğu parayı zamanında alsa idi, yabancı para ile ödemek durumunda olduğu borcunu, geçen süre içinde gerçekleşen bu fark nedeniyle daha yüksek kurdan ödemek zorunda kaldığını; borçludan alacağını zamanında tahsil edeceğine güvenerek üçüncü kişilere karşı bir takım yükümlülükler altına girip, borçlunun borcunu geç ödemesi yüzünden bu üçüncü kişilere karşı edimini yerine getiremediği için cezai şart ya da vergi cezası ödediğini, mallarının haczedildiğini veya yüksek faizli kredi almak zorunda kaldığını; kanıtlamak durumundadır. Yoksa soyut ve doğrudan davacının zararını ifade etmeyen, genel ekonomik konjöktürel olgular Borçlar Kanunu'nun 105. maddesinde sözü edilen munzam zararın tazminini gerektirmez. (Benzer nitelikte ... BAM 21. HD █████/2020 Tarih, █████████ Esas, ████████ Karar)Öte yandan, borçlunun borcunu ödemede temerrüde düşmesi durumunda, alacaklının başkaca bir hususu kanıtlamadan salt ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar (enflasyon, yüksek faiz, döviz kur farkı, paranın değerindeki düşüş vb. gibi olgular) Borçlar Kanunu'nun 105. maddesindeki munzam zararın kanıtları olarak gösterilip, bunların doğurduğu olumsuzluk gerçek zarar olarak gösterilemez. Ülkedeki enflasyon oranı zararın miktarının gerçekçi bir biçimde saptanabilmesi için ölçü olarak kullanılabilir ise de somut olgulara dayanmaksızın salt zararın varlığını ispat etmek için kullanılamaz.Dosya tüm kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde; davacının .... Asliye Ticaret Mahkemesi 2014/... Esas sayılı dosyasında davacı-karşı davalı olarak yer aldığı, yargılama neticesinde verilen ilk kararın Yargıtay tarafından bozularak İlk Derece Mahkemesine geri gönderildiği, bozma kararı üzerine İlk Derece Mahkemesi tarafından 2021/... Esas ve 2021/... Karar sayılı dosyasında davacı-karşı davalı lehine karar verildiği ve verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek █████/2023 tarihinde kesinleştiği, davacının asıl dava konusu alacak için █████/2014 tarihinde dava açtığı, davanın 2023 tarihinde Yargıtay incelemesinden geçerek kesinleştiği ve alacağın █████/2023 tarihinde tahsil edildiği görülmüştür. Davacı tarafından yargılamanın uzun sürmesi sebebi ile dava tarihindeki alacak miktarı ile karar tarihindeki alacak miktarı arasındaki bedel arasında fahiş farklılığının olduğu, Yİ-ÜFE'ye göre ödeme tarihindeki miktarın dava tarihindeki miktardan fazla olduğu, temerrüt faizini aşan şekilde munzam zararı olduğunu, yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle asıl alacağını geç almasından dolayı zarara uğradığını, dava konusu alacağın gerçek karşılığı olan bedelin kendisine ödenmesini talep etmiş ise de; munzam zararın oluşabilmesi için öncelikle temerrüde uğrayan asıl alacağının varlığını, bu alacağının geç veya hiç ifa edilmemesinden dolayı temerrüt faizi ile karşılanmayan zararını ve miktarını, zarar ile borçlu temerrüdü arasındaki uygun illiyet bağını, zararın ortaya çıkışını belirleyen inandırıcı hükme esas tutulabilecek nitelikte maddi olguları da açıklamakla yükümlü olduğu, borçlunun, ancak temerrüdündeki kusursuzluğunu kanıtlamakla sorumluluktan kurtulabileceği, ancak buradaki kusursuzluk durumunun temerrüde düşmekteki kusursuz olduğu, yoksa temerrüde düştükten sonraki aşamada gelişen olaylarda (yargılamanın uzaması vs.) aranan bir kusur olmadığı açıktır.Mezkur asıl davaya konu icra dosyası incelendiğinde; davacı-alacaklı tarafından █████/2023 tarihinde icra emri düzenlendiği, düzenlenen icra emrinin davalı-borçluya █████/2023 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlu tarafından █████/2023 tarihinde ve süresinde, temerrüde düşmeden, icra dosyasına 3.388.149,05 TL ödeme yapıldığı, davacı tarafından salt yargılamanın uzun sürmesi sebebiyle paranın kendisine geç ödenmesinden doğan somut ve şahsi bir zararın varlığına dayanmadığı, (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarih ve █████████ esas ████████ karar sayılı ve █████/2014 tarih ve ██████████ esas ██████████ karar sayılı ilamı) genel olguya dayalı olarak davasını açtığı, munzam zararın talep edilebilmesi için temerrüt faizini aşan şekilde zararı olduğunu somut delillere dayalı olarak ispat etmesi gerektiği, kanaatimce davacının ispat yükünü yerine getirmediği ve davacının davasını ispatlayamadığı ve somut olayda munzam zarar talep edilemeyeceğinden davacının davasının reddine karar verilmesi gerektiği düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.Üye ...e-imzalıdır