Anahtar kelimeler: Akıma Direğindeki Gerilimli Kapılarak Van Erzurum Masrafı Gelmesinde Göremezlik Kusurunun

MAHKEMESİ : Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Van 1. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacılar vekili; davacı ...’in 21.07.2017 tarihinde davalıya ait yüksek gerilimli elektrik direğindeki kaçak akıma kapılarak ağır yaralandığını, olayın meydana gelmesinde davalının kusurunun bulunduğunu belirterek, fazlaya dair hakkı saklı kalmak kaydıyla; davacı ... için 1.000,00 TL iş göremezlik ve 1.000,00 TL tedavi masrafı olmak üzere toplam 2.000,00 TL maddi tazminat, 70.000,00 TL manevi tazminat, babası ... için 30.000,00 TL manevi tazminat, annesi .... için 30.000,00 TL manevi tazminat, kardeşleri ...., ...., ... ve .... için 5.000,00’er TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, 27.03.2019 tarihli dilekçesiyle, fazlaya dair hakkını saklı tutarak iş göremezlik zararına ilişkin talebini 128.490,08 TL'ye çıkarmış; yine 25.01.2024 tarihli talep artırım dilekçesiyle; fazlaya dair hakkını saklı tutarak ıslah ettiğini belirterek, 128.490,08 TL iş gücü kaybı tazminatını 1.210.533,36 TL arttırarak 1.339.023,44 TL olarak; 1.000,00 TL tedavi giderleri tazminatını (bakıcı gideri) ise 1.752,69 TL arttırarak 2.752,69 TL olarak 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) m. 107 kapsamında artırdığını beyan etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili; olayın davacıların iddia ettiği gibi olmadığını, olayın meydana geldiği yerdeki direklerinde can ve mal güvenliği açısından teknik mevzuatlar gereği zorunlu olarak bulunması gereken tırmanma engeli denilen korkuluk, koruma topraklaması ve ölüm tehlikesi levhasının mevzuata uygun olduğu, yaşanılan bu olayda ve enerji nakil hatlarında can ve mal güvenliği ile ilgili herhangi bir eksiklik ya da ihmalin olmadığını, olayda davalının herhangi bir kusurunun olmadığını, davacı ...'in kusurlu olduğunu, davacı tarafın manevi tazminat taleplerinin fahiş miktarda olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI1. İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı ...'in maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 123.563,74 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, tedavi giderine ilişkin istemin reddine, davacı ...'in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...'nin manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...’in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...’nın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...’in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...’nın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...’in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 22.12.2021 tarihli kararıyla; Van Cumhriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan ████████ CBS sayılı soruşturma dosyası (dava konusu olaya ilişkin soruşturma dosyası) sonucunun araştırılarak tüm evrakların, alınan raporların dosyaya getirtilmesinden sonra, 6100 sayılı Kanunun 266 ve devamı madde hükümlerine uygun olarak seçilecek iş güvenliği ve elektrik mühendisi bilirkişilerden oluşacak bilirkişi heyetinden itirazlar ve dosya kapsamına alınan raporlar değerlendirilmek ve çelişki de giderilmek suretiyle, zararın oluşumunda tarafların 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 51-52. maddeler uyarınca müterafik (bölüşük) kusuru olup olmadığı hususu da değerlendirilerek taraf ve istinaf denetimine elverişli rapor alınarak bir sonuca gidilmesi gerektiği gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.2. İlk Derece Mahkemesinin 28.06.2022 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın reddine dair verilen kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 30.12.2022 tarihli kararıyla; dava dosyasında kusura ilişkin alınan her iki bilirkişi raporu arasındaki çelişkinin giderilmesine yönelik önceki bilirkişiler dışında oluşturulacak üç kişilik konusunda uzman bilirkişi kurulundan (elektrik mühendisi) rapor alınması, rapor sonucuna göre davacı ...'in geçici iş göremezlik süresi ve maluliyet oranının tespitine yönelik, Adli Tıp Kurumundan davalıların rapora karşı itirazlarını da karşılayacak şekilde ve doğru yönetmeliğe göre (Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği) hazırlanmış taraf ve Yargıtay denetimine elverişli rapor alındıktan sonra, tazminat miktarının hesaplanmasına dair konunun uzmanı hesap bilirkişisinden de rapor alınmak suretiyle, hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken; yetersiz bilirkişi raporları benimsenerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararını kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın Mahkemesine gönderilmesine verilmiştir.3. İlk Derece Mahkemesinin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne, .... yönünden 1.399.023,44 TL maddi tazminatın 21.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, ... yönünden 15.000,00 TL manevi tazminatın 21.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı ... ve ... yönünden her biri için 2.000,00 TL toplam 4.000,00 TL manevi tazminatın 21.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine, davacı ..., ....,.... yönünden her biri için 1.000,00 TL toplam 4.000,00 TL manevi tazminatın 21.07.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacılara ödenmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.IV. İSTİNAFBölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş; karara karşı, süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriKatılma yoluyla davacılar vekili; olayın meydana gelmesinde müvekkilinin kusuru bulunmamasına rağmen müvekkilinin %75 oranında kusurlu olduğundan bahisle, müvekkili için belirlenen maddi tazminat tutarının daha yüksek olması gerekirken hükmedilen maddi tazminat tutarı yönünden verilen kararın güncel asgari ücrete ve hukuka aykırı olduğunu, maddi tazminat tutarları ile kusur yönünden yaptıkları itirazın baki kalmak kaydıyla, müvekkilinin yüksek oranda iş göremez olması, diğer davalıların ise yaşı ....'in ağır maluliyeti nedeniyle yaşadıkları ağır elem, acı ve ızdırap için hükmedilen manevi tazminat tutarının hukuka aykırı olduğunu, ayrıca bilirkişi raporlarının Mahkemeler için bağlayıcı mahiyette deliller olmadığını, hakim gerekçesini göstermek kaydıyla, bilirkişi raporunun aksine de hüküm verebileceğini, bilirkişi raporu birçok yönüyle somut verilere ve hakkaniyete uygun olarak düzenlenmediğini, elektrik çarpmalarında kusura yönelik irdelenmesi gereken öncelikli mevzuatın Elektrik Kuvvetli Akım Tesisleri Yönetmeliği olduğunu, bilirkişiler tarafından ilgili Yönetmeliğe dair tek bir maddeye değinilmediği halde bu durum yerel Mahkemece göz ardı edildiğini, ilgili Kanunun dağıtım şirketlerine ciddi sorumluluklar yüklediğini, bilirkişilerin bu maddelere hiç değinmemelerine ve bu yönüyle raporun hukuka aykırı düzenlendiği açık olmasına rağmen yerel Mahkemenin bu yöndeki itirazlarını da kabul etmediğini, müvekkilinin olay esnasında 15 yaşında olduğunu, elektrik direğine tırmanması halinde ölüm tehlikesi ile karşılaşabileceğini algılayamadığını, manevi tazminat miktarlarının düşük olduğunu ileri sürerek, kararın bozulmasını talep etmiştir.Davalı vekili; yerel Mahkemenin ilk 16.04.2019 tarihli kararında 123.563,74 TL maddi tazminata, her bir davacı yönünden ise 2.000,00 TL manevi tazminata hükmettiğini, ikinci olan 28.06.2022 tarihli kararında davacının maddi ve manevi tazminat davasının reddine karar verdiği, iş bu istinafa konu 3. kararında ise 1.399.023,44 TL maddi tazminata, her bir davacı yönünden ise farklı miktarlarda manevi tazminata hükmettiğini, bu durumun dahi yerel Mahkemenin son kararının ne derece hatalı bir değerlendirme neticesinde verildiğini gösterdiğini, yerel Mahkemenin yapı malikinin sorumluluğu kapsamında illiyet bağının kesilip kesilmediği, davalı şirketin sorumluluğuna gidilip gidilmeyeceği yönündeki dosyada mevcut delilleri yeterince değerlendirmeden ve ilk İstinaf Mahkemesi kararını hatalı değerlendirmek suretiyle usul ve yasaya aykırı fahiş hatalı bir karar verdiğini, yapı malikinin sorumluluğu kapsamında illiyet bağının kesilip kesilmediği, davalı şirketin sorumluluğuna gidilip gidilmeyeceği noktasında tam bir değerlendirme yapmadığını, dava dosyasında mevcut Ahlat Cumhuriyet Başsavcılığının ████████ soruşturma dosyasında alınan 24.11.2017 tarihli rapora göre takipsizlik kararı verildiğini, savcılık soruşturma dosyasında alınan raporda da kazanın meydana geldiği direkte olması gereken korkuluğun olduğu, direkteki kırık izolatörün kazaya bir etkisinin olmadığı, kazanın şahsın kendi kusurundan kaynaklandığının tespit edildiğini, kaldı ki yerel Mahkeme tarafından raporlar arasında çelişkinin giderilmesi için dosya tekrar bilirkişiye gönderildiğini ve dosyaya sunulan bilirkişi raporuna göre de davacının %100 kusurlu olduğunun tespit edildiğini, savcılık dosyasındaki rapor ile mahkeme nezdinde 2017 yılında alınan rapor birbirini teyit etmiş olduğundan, kazanın davacı ...’in direkte bulunan korkuluk kısmını da aşarak direğe çıkması neticesinde meydana geldiğini, meydana gelen zararın yapının (Elektrik direği) yapım ve bakımındaki eksiklikten kaynaklanmadığını ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, elektrik çarpmasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.1. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçeye ve özellikle kusursuz sorumluluğu olan davalının ek kusurunun ve tarafların müterafik kusurunun olduğu, kusur konusunda alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşılmakla, davacılar vekilinin tüm ve davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.2. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.07.2021 tarihli ve 2021/(22)9-485 E., ████████ K. sayılı kararında "...30. Belirsiz alacak davası niteliği gereği istisnai bir dava türü olmakla davasını belirsiz alacak davası olarak açan kişi bunu açıkça dilekçesinde belirtmelidir."şeklinde açıklandığı üzere, davacının alacağının miktar veya değerini belirleyebilmesi için elinde bulunması gerekli bilgi ve belgelere sahip olmaması, bu belgelere dava açma hazırlığı döneminde ulaşmasının da (gerçekten) mümkün olmaması ve dolayısıyla alacağın miktarının belirlenmesinin karşı tarafın elinde bulunan bilgi ve belgelerin sunulmasıyla mümkün hale geleceği durumlarda alacak belirsiz kabul edilmelidir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) “Belirsiz alacak davası” kenar başlıklı 107. maddesi “Davanın açıldığı tarihte alacağın miktarını yahut değerini tam ve kesin olarak belirleyebilmesinin kendisinden beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde, alacaklı, hukuki ilişkiyi ve asgari bir miktar ya da değeri belirtmek suretiyle belirsiz alacak davası açabilir.” şeklinde düzenlenmiştir. Önemli olan objektif olarak talep sonucunun belirlenmesinin davacıdan beklenemeyecek olmasıdır. Bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesi belirsiz alacak davasının açılabilmesi için yeterli değildir. Bir davada bilirkişiye başvurulmasına rağmen davacı dava açarken alacak miktarını belirleyebiliyorsa, belirsiz alacak davası açılamaz.Kısmi dava açılabilmesinin ön koşulunu, dava yoluyla yerine getirilmesi istenen edimin bölünebilir bir nitelik taşıması oluşturur. Nitekim, 6100 sayılı Kanunun 109/1 maddesinde de; talep konusunun, yani istenen edimin, sadece niteliği itibariyle bölünebilir olduğu durumlarda, kısmi dava açılması yoluna gidilebileceğine açıkça vurgu yapılmıştır. Edimin bölünüp bölünemeyeceği sorunu ise, bir usûl hukuku sorunu değil; maddi hukuk sorunudur ve edimin bölünebilirliğinden maksat, niteliğinde herhangi bir değişme ve değerinde herhangi bir azalma meydana gelmeksizin kısmen ifasının talep edilebilmesidir.Kısmi dava ile davacı, Mahkemeden sadece dava konusu yaptığı kısmın hüküm altına alınmasını istemektedir. Bu nedenle kısmi dava bakımından dava açılmasına bağlanan sonuçlar, sadece alacağın dava konusu yapılan kısmı bakımından sonuç doğuracaktır. Kısmi dava açılması halinde davaya konu edilmeyen kısmın ayrı bir davayla talep edilmesi veya aynı davada ıslah yoluyla dava konusuna dahil edilmesi mümkündür.Öte yandan, 6100 sayılı Kanunun 176/2 maddesi uyarınca tarafların aynı davada yalnızca bir kez ıslah hakkı bulunmaktadır.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talep etmiş, harca esas olmak üzere dava değeri olarak 152.000,00 TL göstermiş ve fazlaya ilişkin hakların saklı tutulduğunu açıklamıştır. Gerek dava dilekçesinde yapılan açıklamalar, gerekse dosya kapsamı incelendiğinde; davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığı, dava dilekçesinde bu hususa ilişkin açıkça bir beyanın bulunmadığının görüldüğü, bu nedenle de dava konusu edilen alacağın kısmi davaya konu edilmiş olduğu, davacı vekilinin 27.03.2019 tarihli ilk ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini fazlaya dair hakkını saklı tutarak iş göremezlik zararına ilişkin talebini 128.490,08 TL'ye çıkardığı; 25.01.2024 tarihli dilekçesi ile 128.490,08 TL iş gücü kaybı tazminatını 1.210.533,36 TL arttırarak 1.339.023,44 TL olarak; 1.000,00 TL tedavi giderleri tazminatını (bakıcı gideri) ise 1.752,69 TL arttırarak 2.752,69 TL olarak HMK m. 107 kapsamında artırdığı, İlk Derece Mahkemesince ikinci ıslah dilekçesine itibar edilerek karar verildiği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince davacı tarafça ikinci kez ıslah yoluna başvurulamayacağı gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmiş olması usule ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.3. Usuli kazanılmış hak kavramı anlam itibariyle bir davada Mahkemenin ya da tarafların yapmış olduğu bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan hakkı ifade etmektedir. Usuli müktesep hak müessesesi HMK'da düzenlenmiş olmamakla beraber davaların uzamasını önlemek, hukuki alanda istikrar sağlamak ve kararlara karşı genel güvenin sarsılmasını önlemek amacıyla Yargıtay uygulamaları ile geliştirilmiş, öğretide kabul görmüş ve usul hukukunun vazgeçilmez ana ilkelerinden biri haline gelmiştir. Usuli kazanılmış hak ilkesi kamu düzeniyle ilgilidir. (█████/1960 T., 21/9; █████/19 59... /5 sayılı İçtihadı Birleştirme kararı) Usuli kazanılmış hakkın hukuki sonuç doğurabilmesi için; bir davada ya taraflar ya Mahkeme ya da Yargıtay tarafından açık biçimde yapılmış olan ve istisnalar arasında sayılmayan bir usul işlemi ile taraflardan biri lehine doğmuş ve kendisine uyulması zorunlu olan bir hakkın varlığından söz edilebilmesi gerekir. (HGK' nın 12.07.2006 T., 2006/4-519 E, ████████ K, █████/2008 T., ███████-730 E., ████████ K.) Mahkemece verilen karar taraflardan biri tarafından istinaf edilmemesi halinde karşı taraf lehine usuli kazanılmış hak doğmuş olur. Yani kesinleşmiş bu kısımlar o kısımlar lehine olan taraf yararına bir usuli müktesep hak teşkil eder.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; davacı vekili dava dilekçesinde maddi ve manevi tazminat talep ettiği, İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli kararıyla; alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı ...’ın maddi tazminat davasının kısmen kabulü ile 123.563,74 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, tedavi giderine ilişkin istemin reddine, davacı ...’in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...’nin manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...'in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 2.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...’nın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...’in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...’nın manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacı ...’in manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile 1.000,00 TL manevi tazminatının 21.07.2017 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak bu davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın davalı vekilince istinaf edildiği, davacılar tarafından istinaf yoluna başvurulmadığı ve İlk Derece Mahkemesinin 16.04.2019 tarihli kararında hükmedilen maddi ve manevi tazminat miktarlarının davacılar yönünden kesinleştiği anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, İlk Derece Mahkemesince; 16.04.2019 tarihli kararda hükmedilen bedellerin davacılar yönünden kesinleştiği, davalı yararına usuli kazanılmış hakkın doğduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle,1. Davacılar vekilinin tüm ve davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE,2. Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanunun 373/1 maddesi uyarınca ORTADAN KALDIRILMASINA,3. İlk Derece Mahkemesi kararının aynı Kanunun 371. maddesi uyarınca 2. ve 3. bentte açıklanan sebeplerle usulden BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz harcının istek halinde temyiz eden davalıya yükletilmesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,22.12.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.KARŞI OYDava, elektrik çarpması ve direkten düşme nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.Daire çoğunluğu ile aramızdaki ihtilaf, kazazede davacının olayda illiyet bağını kesecek şekilde ağır kusuru bulunup bulunmadığı noktasındadır.TBK 71. maddeye göre, “Önemli ölçüde tehlike arzeden bir işletmenin faaliyetinden zarar doğduğu takdirde, bu zarardan işletme sahibi ve varsa işleten müteselsilen sorumludur.”Tehlike sorumluluğu hükümlerinin normatif düzenleme amacı, bu sorumluluğa tabi tutulan işletmelerin sebep olduğu her tür zararı mutlak surette tehlike sorumluluğu kapsamına almak değildir.Sorumluluğun asli şartı; zararla söz konusu davranış veya olay arasında bir sebep sonuç ilişkisinin bulunmasıdır. Bu sebep sonuç ilişkisine genel anlamda illiyet bağı denir. Burada sözü edilen illiyet bağı uygun illiyet bağıdır. Uygun illiyet bağı, olayların olağan akışına ve hayat tecrübesine göre, sebebin, meydana gelen sonucu yaratmaya elverişli olmasıdır. Uygun illiyet bağı, sorumluluğu, zarar veren bakımından öngörülebilir risklerle sınırlamaktadır. Başka bir deyişle, hayatın olağan akışı ve hayat tecrübesi bakımından öngörülemez zararlar uygun illiyet bağı kapsamında sorumluluğu doğurmayacaktır.İlliyet bağı; mücbir sebep, zarar görenin kendi kusuru veya üçüncü kişinin kusuru nedeniyle kesilebilir. Aynı zamanda sorumluluktan kurtulma sebebi olan bu üç sebep, sadece kusur sorumluluğunda değil, kusursuz sorumlulukta da kabul edilmektedirZarar görenin kusuru, illiyet bağını kesecek şekilde yoğun olursa işleten sorumluluktan kurtulur (TBK m. 52/1).Zarar gören davacı, hayvan otlatırken herhangi bir sebep yokken yüksek gerilim hattını taşıyan kafes tipi demir direğe çıkarak elektrik akımına maruz kalmış, düşerek yaralanmıştır. .... elektrik direğine çıkmayı önleyen korkuluk ve silik de olsa ölüm tehlikesi yazan uyarıcı tabela bulunmaktadır. Elektrik hattının yönetmeliklere uygun yapıldığı tespit edilmiştir.EKAT madde 44’de elektrik direklerine ölüm tehlikesi levhası takma zorunluluğu getirmiştir. Bu hükmün amacı, elektrik direğine tırmanmanın tehlikeli sonuçlarını hafife alabilecek yapıdaki kişileri ve özellikle ayırt etme gücüne sahip olmayan küçükleri korumaktır. Zarar gören kişinin, yaşı ve olgunluk seviyesi göz önüne alındığında elektrik akımının tehlikesinin farkında olduğu kabul edilmelidir. Alman hukukunda da elektrik direğine kendi iradesiyle tırmanarak akıma kapılan zarar gören kişinin kusuru da illiyet bağını kesecek derecede ağır görülmüştür. (Ateş, Muhammet Ali. Elektrik tesisat İşleteninin Tehlike Sorumluluğu. Ankara 2024, s. 143, 268)Dairemize ait bir kararda da, “ölen olay tarihinde 39 yaşında, dört çocuk babası bir kişidir elektrik enerjisinin doğurabileceği sonuçları anlayabilecek durumdadır, bunun yanında dosya arasında bulunan davaya konu elektrik direğine ait fotoğraflara bakıldığında da direkte 3. kişilerin tırmanmasını engelleyecek korkuluğun da bulunduğu, bu durumda ölenin tamamen kendi rızası ile bilinçli olarak direğe tırmandığı anlaşılmaktadır” denilerek zarar görenin ağır kusuru kabul edilmiştir. (3. HD 5.4.2014 t. E. ██████████, K. █████████)Kazazede, arkadaşının kendisini direğe çıkmaması için uyarmasına rağmen kendi iradesiyle direk üzerinde bulunan sivri uçlu demir korkulukları, tırmanma engelini de aşarak direk üzerine çıkmış ve havai hat iletkenlerine yaklaşması nedeniyle çıkan ateş sonucu yere düşerek yaralanmıştır. Direkte biraz silinmiş olsa da ölüm tehlikesi levhası mevcuttur.Kazazedenin olay tarihindeki yaş ve olgunluk seviyesi göz önüne alındığında elektrik akımının tehlikesinin fark edebilecek durumda olduğu, direğe çıkmasını gerektirecek her hangi bir sebep olmadığı, elektrik hattının yönetmeliklere uygun olup hatasının bulunmadığı, dolayısıyla zarar görenin ağır kusuru ile illiyet bağının kesildiği, dosyada bu yönde üç adet bilirkişi raporu da bulunduğu anlaşıldığından davanın reddi gerektiği görüşünde olduğumdan sayın çoğunluğa katılmıyorum.