Anahtar kelimeler: Üstelendiği Bulaşıkçı Bulaşıkçılık Çeşme Ekmek Müştemilatın Yapımını Bahçesinde Servis Yemek

MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi
SAYISI
: █████████ E., █████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Çeşme 2. Asliye Hukuk (İş) MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ███████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya ait ... isimli işyerinde 10.03.2014-22.10.2017 tarihleri arasında bulaşıkçı olduğu bildirilmesine rağmen yemek ve ekmek yapımını üstelendiği, servis ve bulaşıkçılık yaptığını, müvekkillerinin kaldığı müştemilatın işyerinin bahçesinde olduğundan 08.00-02.00 saatleri arasında çalıştığını, iş sözleşmesinin haksız nedenle feshedildiğini, davacıya 16.922,76 TL kıdem tazminatı, 6.417,17 TL ihbar tazminatı ve 2.722,24 TL yıllık ücretli izin alacağı ödendiğini, hafta tatili, fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücretlerinin ödenmediğini, davalı tarafından yapılan hesaplamaların eksik olduğunu iddia ederek fark kıdem ve ihbar tazminatı ile fark yıllık ücretli izin alacağı ve fazla çalışma, hafta tatili ile ulusal bayram ve genel tatl ücreti alacaklarının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; zamanaşımı defi'inde bulunduklarını davacının 21.03.2014- 22.10.2017 tarihleri arasında çalıştığını, herhangi bir alacağının bulunmadığını, yaz-kış dönemlerinde farklı saatler ile çalıştığını, davacı tarafından yapılan 2016 Nisan-Ekim ve 2017 Nisan-Eylül fazla çalışmalarının ödendiğini, davacının hak ettiği fazla çalışma ve tatil ücretlerinin ücret pusulalarına yansıtılarak ödendiğini, iş sözleşmesinin feshi üzerine kıdem ve ihbar tazminatları ile yıllık ücretli izin alacağının ödendiğini savunarak davanın reddini istemiştir.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının, davalı nezdinde 21.03.2014-22.10.2017 tarihleri arasında 3 yıl 7 ay 1 gün hizmetinin bulunduğu, davacı işçinin kıdem tazminatına ve ihbar tazminatına hak kazanmış olduğu, yapılan ödemelerin mahsup edilmesi neticesinde davacının fark kıdem tazminatının bulunmadığı fakat bakiye 2.068,71 TL ihbar tazminatı ve 2.854,69 TL yıllık ücretli izin alacağı bulunduğu, davacı vekilinin taleplerini ıslahla artırmadığı anlaşılmakla taleple bağlı kalınarak 50,00 TL ihbar tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının davalıdan tahsiline karar verildiği, davacı tanıklarının görgüye dayalı olarak Haziran 2016'ya kadar tanıklık etmeleri nedeni ile davacının 21.03.2014-30.06.2016 tarihleri arasında yaz ve kış dönemlerinde ayrı olmak üzere nisan başı eylül sonu yaz dönemi için 07.00-01.30 saatleri arasında haftanın 7 günü çalıştığı; ayrıca hafta tatili çalışması talep etmesi nedeni ile bu süre dışlanarak ve günde fiilen ara dinlenmeleri gözetildiğinde 14 saat çalıştığı kabul edilerek (( 14... )-45) + (14-7,5)=45,5 saat fazla çalışma süresi hesaplanabileceği; Ekim başı mayıs sonu kış dönemi için 07.00-00.00 saatleri arasında haftanın 7 günü çalıştığı; ayrıca hafta tatili çalışması ücreti talep etmesi nedeni ile bu süre dışlanarak ve günde fiilen ara dinlenmeleri gözetildiğinde 13 saat çalıştığı kabul edilerek (( 13... )-45) + (13-7,5)=38,5 saat fazla çalışma süresi hesaplanabileceği; Temmuz 2016 itibarıyla ise davalı tanık beyanları dikkate alınarak yaz dönemi için 08.00-14.00, 20.00-24.00 saatleri arasında çalışma yaptığı; (9x6)-45)+ (9-7,5)=10,5 saat fazla çalışma süresi hesaplanabileceği; kış dönemi için ise haftalık yasal çalışma süresinin üzerinde çalışmasının bulunmadığının tespit edildiği ayrıca 21.03.2014-30.06.2016 tarihleri arasında hafta tatillerini kullanmadığı, ulusal bayram ve genel tatillerde de çalıştığı, her ne kadar davalı vekili davacı tanık beyanlarına göre yapılan hesaplamalara itiraz etmiş ise de dosya kapsamında dinlenilen davacı tanık beyanlarının görgüye dayalı beyanlarına üstünlük tanınmış olup bilinmeyen dönem için davalı tanıklarının beyanlarına üstünlük verildiği, yapılan işin niteliği ve süresi dikkate alınarak %30 oranında indirim yapıldığı belirtilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücret alacakları yönünden belirsiz alacak davası olarak açılmış olmakla talep arttırım dilekçesi verilerek arttırılan miktarlar dâhil iş bu alacakların tümüne dava tarihinden itibaren faiz işletilmesi gerekirken dava ve ıslah tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi hatalı olduğundan davacının bu yöndeki istinaf itirazının kabul edildiği, yerleşik uygulama, hesaplanan dönem ve bulunan miktar nazara alındığında fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili ücret alacakları yönünden Mahkemece yapılan indirim oranının yerinde olduğu, davacının bu yöndeki itirazının yerinde görülmediği, dava tarihi itibarıyla zamanaşımına uğrayan alacak bulunmadığı, söz konusu alacak kalemleri açısından artırım yapılmadığı, tanıkların anlatımı ile davacının fazla çalışma yaptığını, ulusal bayram ve genel tatil ile hafta tatili çalışmasının bulunduğunu ispatladığı, işverence yapılan ödemelerin hükme esas alınan bilirkişi raporunda dikkate alındığı, işbu alacakların tamamının ödendiğinin işverence ispatlanamadığının anlaşılmasına göre davalının tüm istinaf itirazlarının reddine, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile faiz başlangıcı yönünden yeniden hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavalı vekili temyiz dilekçesinde;1. Davanın kısmi dava olarak açıldığını,2. Zamanaşımının dikkate alınması gerektiğini,3. Fazla çalışma, ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarının bulunmadığına dair yazılı delil bulunduğunu,4. Tanık dinletilmesinin mümkün olmadığını, aksinin ispat edilemediğinin, davanın reddi gerektiğini ileri sürmüştür.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, davanın fazla çalışma, hafta tatili ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacağı bakımından belirsiz alacak davası olarak açılıp açılamayacağı, zamanaşımı, talep edilen alacakların ispatı ve hesabına ilişkindir.1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.2. Fazla çalışma yaptığını iddia eden işçi bu iddiasını ispatla yükümlüdür. Ücret bordrolarına ilişkin kurallar burada da geçerlidir. İşçinin imzasını taşıyan bordro sahteliği ispat edilinceye kadar kesin delil niteliğindedir. Bir başka anlatımla bordronun sahteliği ileri sürülüp kanıtlanmadıkça, imzalı bordroda görünen fazla çalışma alacağının ödendiği varsayılır.Fazla çalışmanın ispatı konusunda işyeri kayıtları, özellikle işyerine giriş çıkışı gösteren belgeler, işyeri iç yazışmaları delil niteliğindedir. Ancak fazla çalışmanın yazılı belgelerle kanıtlanamaması durumunda, tarafların tanık beyanları ile sonuca gidilmesi gerekir. Bunun dışında herkesçe bilinen genel bazı vakıalar da bu noktada göz önüne alınabilir. İşçinin fiilen yaptığı işin niteliği ve yoğunluğuna göre de fazla çalışma olup olmadığı araştırılmalıdır.İmzalı ücret bordrolarında fazla çalışma ücreti ödendiği anlaşılıyorsa, işçi tarafından gerçekte daha fazla çalışma yaptığının ileri sürülmesi mümkün değildir. Ancak işçinin fazla çalışma alacağının daha fazla olduğu yönündeki ihtirazı kaydının bulunması hâlinde, bordroda görünenden daha fazla çalışmanın ispatı her türlü delille söz konusu olabilir. Buna karşın, bordroların imzalı ve ihtirazı kayıtsız olması durumunda dahi işçinin geçerli bir yazılı belge ile bordroda yazılı olandan daha fazla çalışmayı yazılı delille ispatlaması gerekir. İşçiye bordro imzalatılmadığı hâlde, fazla çalışma ücreti tahakkuklarını da içeren her ay değişik miktarlarda ücret ödemelerinin banka kanalıyla yapılması durumunda ise işçinin ihtirazı kayıt ileri sürmesi beklenemeyeceğinden, ödenenin üzerinde fazla çalışma yapıldığının her türlü delil ile ispatı mümkündür.Fazla çalışmanın yazılı delil ya da tanıkla ispatı imkân dâhilindedir. İşyerinde çalışma düzenini bilmeyen ve bilmesi mümkün olmayan tanıkların anlatımlarına değer verilemez.Diğer yandan 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taraflarca getirilme ilkesi" başlıklı 25. maddesinin 1. fıkrası şu şekildedir:"Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz"Aynı Kanun'un "Taleple bağlılık ilkesi" kenar başlıklı 26. maddesinin 1. fıkrası da şöyledir:"Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir."Somut uyuşmazlıkta davacı vekili davacının 08.00-02.00 saatleri arasında çalıştığını ve fazla çalışma ücretinin ödenmediğini iddia etmiştir. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda davacının; davacı tanık beyanlarına göre 21.03.2014-30.06.2016 tarihleri arasında yaz ve kış dönemlerinde ayrı olmak üzere yaz dönemi için nisan başı, eylül sonu 07.00-01.30 saatleri arasında haftanın 7 günü çalıştığı; ayrıca hafta tatili çalışması ücreti talep etmesi nedeni ile bu süre dışlanarak ve günlük ara dinlenme süresi gözetildiğinde 14 saat çalıştığı, buna göre (( 14... )-45) + (14-7,5)=45,5 saat fazla çalışma yaptığı; ekim başı mayıs sonu kış dönemi için 07.00-00.00 saatleri arasında haftanın 7 günü çalıştığı, ayrıca hafta tatili çalışması ücreti talep etmesi nedeni ile bu süre dışlanarak ve günlük ara dinlenme süresi gözetildiğinde 13 saat çalıştığı, buna göre (( 13... )-45)+ (13-7,5)=38,5 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Ne var ki hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacının işe başlama saati yönünden talebi aşılarak hesaplama yapıldığı görülmektedir. Davacı tarafından açıklanan maddi vakıa ile bağlı kalınarak yapılacak hesaplamaya göre sonuca gidilmesi gerekirken fazla çalışma süresinin, talebi aşar şekilde belirlenmesi hatalıdır.Şu hâlde davacının hem tarla denilen yerde, ekmek, yemek, tatlı yapımı ve hem de restoran işyerinde servis ve bulaşıkçılık yaptığı gözetildiğinde; yaz dönemi 08.00-01.30 saatleri arasında 4,5 saat ara dinlenme ile günlük 13 saat çalışarak haftalık 38,5 saat fazla çalışma yaptığı, kış dönemi 08.00-00.00 saatleri arasında 4 saat ara dinlenme ile günlük 12 saat çalışarak haftalık 31,5 saat fazla çalışma yaptığı kabul edilerek hesaplama yapılması dosya kapsamına uygun düşeceğinden hükmün bozulması gerektirmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,11.02.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.