Anahtar kelimeler: Esaskarar Sinai Sınai Fikri Hükümsüzlük Haklar Marka Layihalar İstenmiş Ankara

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ
Esas-Karar No
: ████████ - ████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ20.HUKUK DAİRESİESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A RİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2023NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU
: Marka (Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, HükümsüzlükTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen █████/2023 Tarih ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, davalı şirketin ██████████ sayılı "..." ibareli markanın tescil başvurusuna yönelik müvekkilinin itirazlarının, davalı Kurum tarafından reddedildiğini, oysa davalı başvurusu ile müvekkiline ait "..." ibareli markalar arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış olduğunu ve davaya konu marka başvurusunun kötü niyetle yapıldığını ileri sürerek, YİDK'nın 2022-M-7652 sayılı kararının iptalini ve tescil edilmiş olması halinde diğer davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.Diğer davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece, davalı şirketin "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "..." ibareli tescilli markaları arasında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı ve taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK 6/5 maddesindeki tanınmışlık koşulunun da gerçekleşmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davaya konu "..." ibaresinin ayırt edebilme işlevi bulunmadığından esasen marka olarak tescilinin mümkün olmadığını, "..." ibaresi ile müvekkilinin "...", "...+şekil", "... ... ..." markalarının asli unsurunu oluşturan "..." ibaresi arasındaki farkın bir harf değişikliğinden ibaret olduğunu, aynı harfler ile başlayan ve aynı harfler ile biten taraf markalarının sesçil olarak nerede ise ayırt edilemeyecek düzeyde birbirini çağrıştırdığını, ibarelerin yazılış-okunuş, görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzer olduğunu, ibareler arasındaki bu benzerliğin markaların ortlama tüketiciler tarafından birbiri ile ilişkili olarak algılanmasına neden olacağını, davaya konu markanın tescilinin talep edildiği sınıflardaki mal ve hizmetlerin müvekkilinin markasında tescilli olduğunu, YİDK kararında dahi davaya konu marka ile müvekkilinin ███████████, ██████████ ve 2014 1/09106 sayılı markaları arasındaki benzerliğin kabul edildiğini, davalı şirketin müvekkilinin markasının tanınmışlığından yarar sağlamak istediğini, müvekkilinin markalarının ciddi kullanımının bulunmadığına dair kurul kararının hukuka açıkça aykırı olduğunu ve mahkemece hükümsüzlük talebi bakımından bir değerlendirme yapılmadığını, ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.GEREKÇE
: Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali ve hükümsüzlük istemine ilişkindir.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin 18/5/2020 tarihinde, ██████████ sayılı ve "..." ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvuru kapsamında 01, 04, 07, 09, 11, 12, 16, 35, 37, 39, 40, 41 ve 42. sınıf mal ve hizmetlerin yer aldığı, davacının başvuruya ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ███████████, ██████████, ██████████, sayılı ve "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas iddiasıyla itiraz ettiği, davalı şirketin, itiraza karşı görüşünde davacının itirazına mesnet bütün markalarının kullanımının ispatı talebinde bulunduğu, Markalar Dairesi Başkanlığınca davacının itirazına mesnet markaların benzer görülmediği, davacının bu karara yönelik itirazı üzerine YİDK'in 2022-M-7652 sayılı kararı ile davacının ██████████, ██████████, ██████████, ██████████ sayılı "...", "...+şekil" ve "... levent" ibareli markalarının tescil tarihi itibariyle kullanım ispatına tabi olduğu, davacı tarafından kullanım ispatına ilişkin ibraz edilen delillerden, anılan markaların dava dışı ... Yönetim İşletim ve Pazarlama A.Ş. tarafından kullanıldığı ve bu şirket ile davacı şirket arasındaki ticari ilişkinin ortaya konulamadığı, kullanım ispatına tabi olmayan ███████████, ██████████, ██████████ sayılı "...", "radyo ...", "radyo ..." ibareli markalar ile davaya konu marka arasında görsel ve işitsel düzeyde benzerlikler bulunmakla birlikte. markalarda yer alan diğer unsurlar ile taraf markalarında yer alan mal/hizmetlerin farklılığı da dikkate alındığında, karıştırılma veya ilişkilendirilme ihtimalinin olmadığı gerekçesiyle itirazın reddine karar verildiği, anılan kararın davacı tarafa 24/6/2022 tarihinde tebliğ edildiği ve eldeki davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 19/8/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "...-..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas tehlikesinin bulunup bulunmadığı ve ayrıca davacının markalarının tanınmışlığının başvurunun tesciline engel olup olmayacağı noktasındadır.6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, davacı başvuruya ██████████, ██████████, ██████████, ██████████, ███████████, ██████████, ██████████ sayılı "..." ibareli markalarına dayalı olarak itiraz etmiş, davalı tarafından açıkça YİDK sürecinde kullanım ispatı ve davada kullanmama def'i ileri sürülmüş, mahkemece kullanım ispatına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadan, davacının itiraza mesnet "..." ibareli markaları ile davaya konu marka arasında benzerlik görülmediğinden davanın reddine karar verilmiştir.Oysa Dairemizce, davacının itiraz mesnet "..." ibareli markaları ile davalı şirketin "... + şekil" ibareli başvurusu arasında görsel ve işitsel olarak yüksek düzeyde benzerlik bulunduğu kabul edilmiştir. Zira "..." ve "..." ibareleri arasındaki farkın tek bir harf ile sınırlı olduğu, ibarelerde geçen diğer beş harfin diziliş sıraları/dizinleri itibariyle dahi birebir aynı olduğu, davaya konu markadaki şekil unusuru ile "..." ve "..." ibarelerinin markanın tertip tarzındaki yeri ve boyutu itibariyle oldukça geri planda kaldığı, ayırt ediciliğe bir katkısının bulunmadığı, bu itibarla taraf markalarının benzer mal ve hizmetlerde kullanılmasının SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimaline sebebiyet vereceği, başvuruyu gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markasından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesinin mümkün olmadığı, başvurunun davacı markalarının serisi gibi algılanma ihtimalinin bulunduğu sonucuna varılmıştır.Bu durumda davalı tarafın kullanmama def'inin incelenmesi gereklidir. Dosya içinde bulunan ve idari aşamada ibraz edilen 19 adet fatura örneği, ... AVM içinden çekilen 8 adet fotoğraf ile "www... com.tr" uzantılı web sitesi görselinden, ██████████ sayılı "..." ibareli ve ██████████ sayılı "... + şekil" ibareli markanın, dava dışı ... Yönetim İşletim ve Pazarlama A.Ş. tarafından AVM işletme faaliyetlerinde kullanıldığı ve bu kullanımın "genel mağazacılık hizmetleri", "yiyecek/içecek sağlanması hizmetleri", "eğlence hizmetleri", "konser düzenleme hizmetleri" ve "gösteri düzenlenmesi hizmetleri"ni kapsadığı anlaşılmıştır. Her ne kadar anılan markaların doğrudan davacı şirket tarafından kullanımı söz konusu değilse de, 6769 sayılı SMK'nın "Markanın kullanılması" kenar başlıklı 9. maddesinin (3) no'lu fıkrası "Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması da marka sahibi tarafından kullanım olarak kabul edilir." hükmünü içermektedir. Markanın sahibinin izni ile kullanılması halinde lisans sözleşmesi şartı bulunmadığı gibi yazılı bir sözleşmeye de gerek bulunmamaktadır. Zira SMK'nın bu husustaki düzenlemesi markanın sahibinin izninin markanın kullanılmaya başlanmasından önce ve açıkça verilmiş olması dışında başka bir koşul içermemektedir (Bkz. Uğur Çolak, Türk Marka Hukuku, Onikilevha 2023, s. 1249-1250). Bu durumda davacı şirket ile aynı ticari grup içerisinde yer alan dava dışı ... Yönetim İşletim ve Pazarlama A.Ş.'nin kullanımının markasal kullanım için yeterli olduğunun kabulü gerekmektedir.Davacı şirketin kullanımını ispat ettiğinin kabulünün gerektiği ██████████ sayılı "..." ibareli ve ██████████ sayılı "... + şekil" ibareli marka ile kullanım ispatına tabi olmayan ███████████, ██████████ ve ██████████ sayılı markalar ile davaya konu markanın kapsamına ilişkin olarak dosyada mevcut bilirkişi raporunda YİDK iptali yönünden marka işlem dosyasındaki belge ve bilgilere göre davacıya ait markanın kullanımının ispat edildiği 19. sınıftaki "inşaat malzemeleri", 38. Sınıftaki "radyo ve televizyon yayın hizmetleri. Haberleşme hizmetleri (internet servisi sağlama hizmetleri dahil). Haber ajansı hizmetleri" ile davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen 37. Sınıftaki " inşaat hizmetleri", 35. Sınıftaki "alıcı ve satıcılar için online pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri ve 41. Sınıftaki "Film, televizyon ve radyo programları yapım hizmetleri. Haber muhabirliği hizmetleri, foto muhabirliği hizmetleri" ve 42. Sınıftaki "internet arama motoru sağlama, hosting hizmetlerinin" benzer/türdeş olduğu belirtilmiş, hükümsüzlük talebi yönünden bu hizmetlere 35. sınıftaki Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (01-34 sınıflara giren emtiaların) bir araya getirilmesi hizmetleri;(belirtilen hizmetler perakende, toptan, satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri yöntemler ile sağlanabilir) hizmetleri eklenmiştir.Ancak davacının ██████████ sayılı markası ile ██████████ markaları 35/5. sınıfa genel mağazacılık hizmetleri yönünden tescilli olup, bu durumunda markaların SMK m. 6/1 hükmü kapsamında değerlendirilmesi esnasında, söz konusu markaların fiilen satışa sunulan alt ürün grupları dikkate alınarak sınıfsal benzerliğin değerlendirilmesi ve söz konusu mağazacılık hizmeti bakımından “çoğun içinde az da vardır” uygulaması dikkate alınmaksızın, fiilen satışa sunulan ürünler gözetilerek bu alt sınıf bakımından emtia karşılaştırılması yapılması gerekmektedir.Bu hususta mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda, davacının markasını AVM faaliyetleri kapsamında kullandığı ve günümüzde AVM'lerin perakende satış mekanları olmaları itibariyle her türlü eşyanın satışının yapıldığı yerler olup, bu faaliyetlerin 35. sınıftaki her türen malın satışı hizmetlerini kapsadığı bildirilmişse de, doğrudan AVM organizasyonu içinde yer alan ve AVM ile organik bağı bulunan satış yerleri dışındaki üçüncü kişilerin gerçekleştirdiği ticari faaliyetin konusunu oluşturan satış hizmetlerinin, 35. sınıftaki her türen malın satışı hizmetleri kapsamında bir kullanım olarak değerlendirilmesi mümkün değildir. Aksinin kabulü, tek faaliyet alanı AVM işletmeciliği olan firmaların, 35/5. sınıfta tüm malların satışı hizmetleri yönünden, kullanım ispatı yükümlülüğünden kurtulmaları sonucunu doğurur. Dolayısı ile somut olayda AVM içinde fiilen davacı markası altında satış yapan iş yeri ya da satışı yapılan malların bulunup bulunmadığının belirlenmesi ve ancak bu durumda anılan mallara özgülenmiş bir şekilde 35/5. sınıf mağazacılık hizmetlerinde kullanım ispatının sağlandığının kabul edilmesi gereklidir.Bu durumda mahkemece, davaya konu marka kapsamına alınmak istenen 35. sınıftaki "alıcı ve satıcılar için çevrimiçi pazaryeri (internet sitesi) sağlama hizmetleri. Müşterilerin malları elverişli bir şekilde görmesi ve satın alması için (01-34 sınıflara giren emtiaların) bir araya getirilmesi hizmetleri;( belirtilen hizmetler perakende, toptan, satış mağazaları, elektronik ortamlar, katalog ve benzeri yöntemler ile sağlanabilir) hizmetleri yönünden, bilirkişi heyetinden davacının "..." markası ile AVM faaliyetleri kapsamında fiilen satışını gerçekleştirdiği herhangi bir malın bulunup bulunmadığı gözetilerek, kullanımı ispatlanan bu alt sınıf bakımından emtia karşılaştırmasını içeren ek bir raporun temini ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.Açıklanan nedenlerle Dairemizce, davacı vekilinin yukarıdaki hususlara ilişkin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın niteliğine göre davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin █████/2023 gün ve ████████ Esas - ████████ Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,3-Davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacıya iadesine,5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine,7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile █████/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH
: █████/2026BaşkanÜyeÜyeKatipBu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.