Anahtar kelimeler: Bam Satım Başkan Yazim Katip Konya Üye Özetle Yoluna Özeti

T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas - ... Karar
DAVACI
: ...
VEKİLİ
: Av. ...
DAVALI
: ......
VEKİLİ
: Av. ...
DAVANIN KONUSU
: Satım Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
G. KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı ile davacı şirket arasında 29.11.2016 tarihli İşyeri Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile Karatay Belediyesi ...... Mahallesi ...... Cd. No: ... ...... ada ... parsel adresinde sözleşmede nitelikleri belirtilen 5157,91 m2 arsa içerisindeki 997 m2 kapalı ve █████ arsa payına sahip bağımsız bölümün yapılması ve sözleşmedeki şartlar ile taşınmazın satıcı tarafından alıcıya devredilmesi taahhüt edildiğini, ancak satıcı tarafından satış konusu taşınmaz 2017 yılı Temmuz ayında fiilen teslim edildiğini, tapu devri ise daha sonra yapıldığını, satış ve yapım konusu binada teslim tarihinden sonra zamanla meydana gelen hasar ve zararlar gizli ayıp niteliğinde olduğunu, kullanım ile ortaya çıktığını, bu ayıplar ortaya çıkar çıkmaz sözlü olarak muhataba bildirildiğini, şirket yetkilisi tarafından muayene edilerek bunların imalat hatası nedeni ile oluşturduğunu ve giderileceği belirtildiğini, hasarın giderilmesi için gerekenin yapılmadığını, Konya .... Noterliği'nin 03.11.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; "29.11.2016 tarihli sözleşme ile inşasını ve teslimi taahhüt ederek teslim ettiği fabrika binasında zaman içinde çökme ve başkaca nedenlerle binada çatlak ve hasarlar meydana geldiği"nin davalıya bildirildiğini, hasarın tamiri için gereken tamir ve tadilatın yapılması talep edildiğini, davalının cevap vermediğini, Konya .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş Esas, ... D.İş Karar sayılı tespit dosyasında alınan 04.12.2020 tarihli bilirkişi raporunda taşınmazdaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun ortaya çıktığını, davalı hakkında Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasında ilamsız icra takibi yapıldığını davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, davalının itirazının iptali ile takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, Konya .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nden alınan rapora itiraz ettiklerini, dava konusu muhtemelen tespit isteyen tarafından binaya sonradan kaçak olarak yapılan 2. katların kolonların saha betonuna direk montajlanmasından, yada aşırı yüklü ağır vasıta yüküne maruz kalmasından kaynaklanmış olabileceğini, bu çatlamanın binanın oturması ile alakası olmadığını, duvarların yük duvarı olmadığını ve basit bir tamir ile arızanın giderilebileceğini savunarak, davanın reddini, davacıdan %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatının tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda;'...Dava; gayrimenkul satışından kaynaklanan gizli ayıp iddiası nedeniyle uğranılan zararın tazmini amacıyla başlatılan icra takibine davalının itirazı üzerine açılan itirazın iptali davasıdır.
Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı takip dosyasının incelenmesinde; alacaklısının ......, borçlusunun ...... olduğu, borcun Konya .... Sulh Hukuk Mhk. ... D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespit sonucu oluşan hasar bedelinden kaynaklandığı, toplam 294.465,67 TL üzerinden takip başlatıldığı görülmüştür.
█████/2016 tarihli işyeri satış vaadi sözleşmesinin incelenmesinde; satıcının ......, alıcının ......, sözleşme konusunun, Karatay Belediyesi, ...... Mahallesi, ...... Caddesi, No: ..., ...... Ada ... parsel, adresinde sözleşmede belirtilen niteliklere sahip 5157,91 metrekare arsa içerisindeki 997 metrakare kapalı ve █████ arsa payına sahip bağımsız bölümün yapılması ve sözleşmedeki şartlar ile taşınmazın satıcı tarafından alıcıya devredilmesi olduğu ve devamında sözleşme şartları, satış bedeli, ödeme planını ve cezai şartların düzenlendiği gömrülmüştür.
Mahkememizce dava konusu gayrimenkule ilişkin olarak inşaat mühendisi bilirkişiden rapor alınmış, █████/2021 tarihli raporda sonuç olarak; dava konusu, ...... Mahallesi ...... Caddesi No: ... Karatay/Konya adresinde, tapuda ise Konya İli, Karatay İlçesi, ...... Mahallesi, ... cilt, ... kütük sayfa, ...... ada ... parsel numaralı, 5.157,91 m2 alanlı arsa üzerinde iki katlı prefabrik imalathane ve arsası vasıflı ana taşınmazda; zemin kat 1 bağımsız bölüm numaralı █████ arsa paylı imalathane vasıflı taşınmaz olup davalı ...... adına kayıtlı olduğunu, edinme tarihi 18.10.2017 olduğu, 1 bağımsız bölüm imalathane, zemin kat ile asma kat imalathane ekinden oluştuğunu, asma kat imalathane eki büro olarak kullanıldığını, yapı ruhsatı 15.09.2015 tarihinde ... ruhsat no ve yapı kullanıma izin belgesi 22.06.2017 tarihinde ... belge numarası ile alındığını, 26.11.2021 tarihinde yapılan keşif sırasında da, Konya .... Sulh Hukuk Mahkemesinin ... D.İş sayılı dosyasında bulunan 04.12.2020 tarihli bilirkişi tespit raporunda belirtilen aynı hususların tespit edildiğini, imalathanenin projesine uygun olarak yapıldığını, yapı kullanma izin belgesinin alınmış olduğunu, atölye zemini konusunda ise sözleşmede en az 17 cm kalınlığında helikopterle sıkıştırılmış beton olacağı belirtilmiş, mimari projesinde sıkıştırılmış zemin + 15 cm blokaj üzerine 20 cm vakumlu saha betonu olarak projelendirildiğini belirtmiştir. Aynı bilirkişi ile █████/2022 tarihinde taşınmaz üzerinde keşif yapılmış, inşaat bilirkişisi █████/2022 tarihli ek raporda sonuç olarak;
işin projesinde olmayan çelik taşıcı sisteme oturan ilave kısmı, Konya .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı dosyasında bulunan █████/2020 tarihli bilirkişi tespit raporunda da yer aldığını, 1 bağımsız bölüm imalathane, zemin kat ile asma kat imalathane ekinde oluşan zararların nedenlerinin ve işin projesinde olmayan çelik taşıcı sisteme oturan ilave kısmın yapı duraylılığına müsbet/menfi etkisinin tespiti için, yapının performansının belirlenmesi gerektiğini, yapı performansının belirlenmesi, ancak üniversitelerin ilgili bölümleri, İMO ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bu konuda yetkilendirilmiş özel mühendislik büroları tarafından test ve deneylere dayalı teknik inceleme raporu ile yapıldığı belirtilmiştir.
Mahkememizce N.E.Ü. Yapı Anabilim Dalı Başkanı Teknik Bilirkişiden rapor alınmış, bilirkişi █████/2022 tarihli raporda sonuç olarak; "Rapora konu olan prefabrik yapının tuğla duvarlarında ve yer döşemesinde yaygın ve geniş çatlaklar mevcuttur. Çatlaklar Şekil 1 de verilen aks isimlemesine göre G aksı çevresindedir. Özellikle G-9 aks kolonu çevresindeki duvar çatlakları ve ofis katındaki çatlaklar dikkat çekicidir. Gözlenen çatlaklar aynı doğrultuda devam etmekte ve tuğla duvarın derinlerine nufuz etmiştir. Dolayısıyla bu çatlaklar sıva çatlağı değil, yapısal hasar çatlağıdır. Bu çatlakların su, ısı nem gibi koşullardan oluştuğu ifadesi doğru değildir. Yapısal sistemde aşağıda açıklandığı gibi bir deformasyon- hareket mevcuttur. Bina asimetrik olarak G aksı boyunca deplasman (çökme) yapmaktadır. Bu deplasman neticesinde gevrek tuğla duvarlar çatlamaktadır. Bu deplasmanların kolon ve kirişlere olan etkisi henüz gözle görülür seviyede değildir. Kolon ve kirişler birbirine kısmen mafsallı şekilde bağlanmıştır. Dolayısıyla bina taşıyıcı sistemi bu temel-mesnet çökmesini tolere edebilmektedir. “Kolon ve kirişlerde hareket yok” ifadesi yanlıştır. Binada harita mühendisleri tarafından çok hassas ölçümler yapılsa idi, kolon ve kirişlerin de hareket ettiği görülebilirdi. Ancak bu aşamada, bu ölçümlere gerek yoktur. G aksı boyunca temel deplasmanın etkileri çok barizdir. “Kolon ve kirişlerde hareket yok” ifadesi yanlıştır. Binada harita mühendisleri tarafından çok hassas ölçümler yapılsa idi, kolon ve kirişlerin de hareket ettiği görülebilirdi. Ancak bu aşamada, bu ölçümlere gerek yoktur. G aksı boyunca temel deplasmanın etkileri çok barizdir. Saha betonunda geniş ve uzun çatlak G aksına paraleldir. Saha betonunda açılan gözlem deliğinden, betonda donatı bulunmadığı görülmüştür. Donatı olması çatlağı engelleyemezdi. Donatı sadece yer çatlağının bu derecede genişlemesini azaltabilirdi. Yapıda deprem performans analizi yapılmıştır. Yapının deprem performans incelemesi sonucu, prefabrik yapının, Türk Bina Deprem Yönetmeliği 2018 şartlarını karşıladığı ve deprem performansının güvenli sonç verdiği tespit edilmiştir. Bina Deprem riski bakımından gerekli şartları sağlamaktadır. Prefabrik sistem yeterlidir. Yapıda mevcut durumda oluşan çatlaklar binanın zati yükleri altında oluşmuştur. Deprem sonrası oluşan bir hasar durumu değildir. Yapının bulunduğu sahanın zemin etüt raporuna ulaşılamamıştır. Ancak bölgenin genel durumu iyi bilindiği için zemin sınıfının kısmen kötü bir zemin sınıfı olan ZD zemin olduğu bilinmektedir. ZD zemin türü için geçerli zemin emniyet gerilmesi ve yatak katsayısı bina civarında yapılan bir zemin etütünden alınmıştır. Zemin emniyet gerilmesi 30-35 t/m? ve yatak katsayısının 1680 t/m? olduğu kabul edilmiştir. Bu değerlerin tam olarak tespiti için yapı çevresinde detaylı bir zemin etütü gereklidir. Ancak bu rapora dahil edilen üst yapı analizi için yukarıda yapılan kabülün yeterli olacağı değerlendirilmiştir. Yapı SAP2000 proğramında analiz edilmiştir. Yapı kolonlarının altında bulunan temel sistemi de modellenmiş ve zemin tepkisi lineer yaylarla modellenmiştir. Yapının zati ve hareketli yükleri altında temellerde oluşan oturmalar (deplasmanlar) tespit edilmiştir. Ayrıca zeminde oluşan gerilmelerde hesaplanmıştır. Bu analize göre bina temel ebatları teorik olarak yeterlidir. Bina içine sonradan ilave edilen çelik ofis kısmı da SAP2000 modeline dahil edilmiş ve mesnet deplasmanları tekrar hesaplanmıştır. Buna göre ilave çelik kattan dolayı G ve F aksları ile 3-4 aklarının kesişimindeki 4 kolon haricinde diğer kolonların temelindeki deplasmanlardaki artış ihmal edilebilecek seviyededir. Dolayısıyla ilave çelik katın G-9 kolon çevresindeki çatlaklara etkisi yoktur. Aynı şekilde ilave çelik katın, yer döşemesinde bulunan ve G aksına paralel uzun zemin çatlağına etkisi yoktur. Ancak ilave çelik kat G-3, G-4â, F-3, ve F-4 kolon temellerinde 427-9452 arasında ilave mesnet çökmesine (deplasmana) neden olmuştur. Ofis katındaki çatlaklar G aksının deplasman yapması ile oluşmuştur. İlave çelik kat G-3, G-4, F-3, ve F-4 kolonlarının 9650 ye varan oranlarda fazla deplasman yapmasına neden olmuştur. Buda sadece ofis binasındaki çatlakların dahada açılmasına neden olmuş olabilir. Bunun haricinde G-3, G-4, F-3, ve F-4 kolonları haricinde diğer kolonların çevresindeki ve yerdeki çatlağın ilerlemesi-artması ile alakası yoktur. Netice olarak, ilave çelik kat ofis katındaki duvar çatlakların ilk oluşuma etkili değildir. Bu çatlaklar binadaki farklı oturma neticesinde obaşlamıştır. Ancak ilave çelik kısım bu çatlakların artmasına ve derinleşerek büyümesine etki etmiştir. Çelik kısım mühendislik kurallarına uyulmadan el yordamı ile (mühendislik hesabı ve hizmeti olmaksızın) yapılmıştır. Bu kısım için yeni temel yapılmamış ve saha betonuna bastırılarak yükleri mevcut temele aktarılmıştır. Binada meydana gelen ve G aksının farklı oturmasına neden olan sebep; zeminde meydana gelen farklı oturmalardır. Zeminde yapılan dolgu katmanlarının homojen olarak (her yerde eşit) sıkıştırılmaması sebeplerden birisidir. Ayrıca yığılan dolgu malzemesinin homojen olmaması, kil gibi toprak türleri ihtiva etmesi ve su etkisi de farklı deplasmana neden olabilir. Yer altı su seviyesinin değişmesi, daha derinlerde problem yaratmış olabilir. Ancak bunun tespiti ve ıspatı çok zordur. Dolgunun homojen olarak sıkıştırılıp sıkıştırılmadığını tespit için zemin etütü ve sahada plakla yükleme testleri yapılması gereklidir. Bu testler maliyet olarak yüksektir ve sadece üniversitelerin İnşaat mühendisliği bölümü, geoteknik anabilim dalında yapılabilmektedir. Üniversite laboratuarında bu testler için gerekli test aletlerinin de bulunması gerekmektedir. Ancak mavcut durumda farklı oturma net olarak bellidir. Problem ve netice aşikar olduğu için ilave zemin etütüne gerek olmadığı kanaatindeyim. Bina duvarlarındaki çatlakların onarımı yapılsa bile, binada oturmalar devam edecek ve bu çatlaklar tekrar açılacaktır. Duvarlar yıkılarak tekrar örülse de, sonrasında tekrar çatlaklar oluşacaktır. Dolayısıyla çözüm olarak, davaya konu olan kısımda, tüm dış tuğla duvarların sökülmesi ve yerine hazır sandviç panel türü bir kaplama yapılmasını tavsiye edebilirim. Ofis katında da ara duvarlar da alçıpan duvar sistemi ile yapılabilir. Dış cephe yaklaşık 9.5 m yüksekliğindedir. Buraya monte edilecek panellerde farklı oturma ihtimaline karşı derzler bırakılmalı ve montaj işlemi profosyonel kişilerce planlanmalıdır. Uygun olmayan imalat sonucu diş cephe panellerinde de başka deformasyonlar oluşabilir. Temel sisteminin güçlendirilmesi düşünülebilir. G aksı boyunca tekil temeller sürekli temele çevrilmelidir. Tüm G aksı boyunca uzanan bir temel gereklidir. Bu yeni temel ankraj çubukları ile eski temele bağlanmalıdır. Temel güçlendirme projesinin uzman kişilerce hazırlanması ve imalatının da kurallara uygun olarak yapılması gereklidir. Ancak şu unutulmamalıdır ki, hiçbir şeyin tam garantisi olamaz. Temel güçlendirmesi büyük ihtimalle farklı oturmayı azaltır. Ancak düşükde olsa başarısız olma ihtimali vardır. Binanın önemine göre mini kazık çakılması en kesin sonucu verir. Ancak bu bina için gereksiz bir maliyet oluşturacaktır. Daha kritik ve tarihi eser gibi değerli binalarda tercih edilebilir. Zemin değerlerinin yaklaşık alınmasına itiraz sözkonusu olabilir. Ancak bu raporda çelik kısım eklenmiş ve eklenmemiş sistemlerin mesnet çökmeleri orantılılanmıştır. Bu analizde lineeer elastik çözüm yapılmıştır. Zemin yatak katsayısı değişse bile, raporda verilen oranlar çok farklılık göstermez. 3-4 aksları arasında yapılan çelik ek yapının 7,8,9 akslarındaki kolonlarda deplasman neden olması imkansızdır. Çelik yapının tüm yükünü 3-4 ve F-G akslarının kesişimindeki 4 kolon temeli almaktadır." şeklinde raporunu sunmuştur. Aynı bilirkişi █████/2023 tarihli ek raporda sonuç olarak; "Dava konusu binada temelde oturma nedeniyle, bina duvarlarında çatlaklar meydana gelmiştir. Yapıda oluşan hasar deprem nedeniyle değil, binanın kendi zati yükleri altında oluşmuştur. Prefabrik yapı kolon ve kirişleri standart olarak yapıldığı için kusur bulunmamıştır. Dolayısıyla binanın depreme dayanıklı olup olmadığı bu dava konusu ile ilgili değildir. Binaya ek olarak ve ruhsatsız olarak çelik bir ilave yapılmıştır. Belediyeden izin alınmadan, projesiz olarak, el yordamıyla ve mühendislik hizmeti olmadan böyle bir ilavenin yapılması kanaatimce yanlıştır. 6 şubat depremi göstermiştir ki, inşaat faaliyetleri ciddi bir iştir ve yanlış uygulamalar can kayıplarına neden olabilmektedir. Ekleme yapılacaksa bunun yasal yollardan, statik hesapları yapılarak ve gerekli izinler alınarak yapılması gerekmektedir. Yapılan 3 boyutlu sonlu elemanlar analizinde temeller ve altındaki zemin modellenmiştir. Yapılan analiz profesyonelce yapılmış olup doğruluğu konusunda emin olunmalıdır. Binada ekleme olmadan ve ekleme olduktan sonra temel oturmaları incelenmiştir. Ek yapılan çelik kısım yakındaki iki aks dışında ek temel oturmasına etki ETMEMEKTEDİR. Ancak ek çelik yapı kendi komşu akslarında ilave oturmaya neden olmaktadır. Temel oturmasının başlamasının nedeni ek çelik kısım DEĞİLDİR. Ancak bu çelik kısım yakınındaki iki aksta oturmayı kısmen artırmıştır. Temel oturmasının nedenini tam anlamak için detaylı zemin etüdü ve zemin yükleme deneyleri yapılması gerekmektedir. Ancak şu aşamada gerek olduğunu düşünmemekteyim. Çünkü bir temel oturması olmuştur ve gözle görülen hasara neden olmuştur. Temel oturmasının nedeni temelin iyi sıkıştırılmaması olabilir. Zemin sıkılaştırılmamış denemez, ama yeterli miktarda yada tekniğine uygun yapılmamış olabilir. Ayrıca, zemin malzemesinde kil gibi bileşenler olabilir. Buda zamanla oturmaya neden olur. Her hâlükârda müteahhit firmanın inşaata başlamadan detaylı bir zemin etüdü yapması gerekirdi. Dolgu malzemesi için üniversiteden veya uzman laboratuar firmaaarı aracılığıyla etüd yapılabilirdi. Bu işlem yapılsaydı zemin-temel oturması öngörülebilir ve gerekli geoteknik önlemler alınabilirdi. 6 şubat depreminden sonra 1 ay kadar deprem bölgelerini detaylı olarak gezdim. Bina göçmelerinin büyük kısmı kötü zeminde etüt yapılmadan bina inşaası nedeniyle olmuştur. Zemin etüdü binanın sağlamlığı kadar önemlidir. Bu dosyada prefabrik yapı standarttır. Binanın diğer imalatları uygundur. Ancak zemin binada söz konusu duruma neden olmuştur. Çelik kısmın oturmayı bir miktar artırdığı daha önce belirtilmişti. Bu nedenle tamirat masrafları içinde davacı tarafında dahili olması uygundur. Toplam maliyetin 415 inin davacı taraf tarafından, diğer kısmında davalı tarafından karşılanması uygundur. Aşağıdaki tabloda tamirat için metraj ve fiyat analizi verilmiştir. Takdir mahkemenizindir." şeklinde belirtmiştir.
Mahkememizce yeniden re'sen inşaat mühendisi bilirkişi ile hesap bilirkişi'nden birlikte rapor alınmış, █████/2024 tarihli raporda sonuç olarak; "Dava konusu taşınmazın Konya ili, Karatay İlçesi, ...... Mahallesi, ...... ada, 12 parselde 5.157,91 m2 yüzölçümünde İki Katlı Prefabrik İmalathane Ve Arsası niteliğinde, zemin kat 1 nolu bağımsız bölüm imalathane olduğu, taraflar arasında 29.11.2016 tarihli İşyeri Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığı, işbu sözleşme ile Karatay Belediyesi ...... Mahallesi ...... Cd. No: ... ...... ADA ... parsel adresinde sözleşmede nitelikleri belirtilen 5157,91 m2 arsa içerisindeki 997 m2 kapalı ve █████ arsa payına sahip bağımsız bölümün yapılması ve sözleşmedeki şartlar ile taşınmazın satıcı tarafından alıcıya devredilmesinin taahhüt edildiği, davalı tarafından inşaatı yapılan satış konusu taşınmazın teslim tarihinden sonra işyeri zemin betonunda çatlamalar ortaya çıktığı, bina zemininde meydana gelen oturma sonucunda duvarlarda geniş çatlak hasarları oluştuğunu, zeminde oturmaya (çökmeye) bağlı çatlakların (hasarların) oluştuğu yönünde bilirkişi raporları arasında ihtilaf bulunmadığı, zemin betonun 15 cm yapılı olduğu, Konya .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş sayılı tespit dosyasındaki bilirkişi raporunda yer aldığı, zemin saha betonunun taraflar arasındaki sözleşmeye göre 17 cm, projeye göre 20 cm yapılması gerekirken eksik yapılı olduğu, zemin saha dolgusunun hangi malzeme ile doldurulduğu ve sıkıştırıp sulanmasının yeterince yapılıp-yapılamadığı konusunda tespitler yapılamadığı, dava konusu yapıda proje ve ruhsat harici çelik ofisinin yapıldığı, bu çelik ofisinin ilave yük getirmesinin mümkün olduğu, bu ilave yükten dolayı zemindeki oturmalarda kısmi etkisinin bulunmasının mümkün olduğu, herhalükarda yapının oturduğu alanda oturma hareketlerinin oluştuğu, bu oturma hareketlerinin bütün yapılarda oluşabileceği gözönüne alınarak, yapılacak tüm imalatların proje, fen ve sanat kaidelerine yapılmasının zorunlu olduğu, duvarlardaki çatlamaların sıva çatlağı olmadığının bilirkişi raporunda tespit edildiği, oturmalardan çatlamasının olmaması gerektiği, bu nedeninin duvarların fen ve sanat kaidelerine göre yapılmamasından, duvar üst birleşim noktasında duvar sıkıştırma işleminin iyi yapılmamasından kaynaklı işçilik hatalarının olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır. Mahkemece kusur oranları hakkında değerlendirmenin yapılması gerektiği kanaatinin hasıl olması durumunda; davalı yüklenicinin zemin saha betonunu 20 cm vakumlu beton olarak yapması gerekirken 15 cm olarak yapması (tespit raporundan), oturmanın dolgu ve sıkıştırmanın yeterince yapılmamasının da oturma çatlaklarına neden olduğu ve duvarların fen ve sanat kaidelerine göre yapılması halinde çatlakların oluşmaması gerektiği hususları hep birlikte değerlendirildiğinde davalı yüklenicinin % 85 oranında kusurlu olacağı, davacı mal sahibi tarfından proje ve ruhsat harici ilave çelik ofisin yapılması, zemin saha betonuna ilave yük tesirini kısmen göstermesi nedeniyle, zemin oturmasına dayalı çatlamayı tetikleyeceğinden davacının % 15 oranında kusurlu olacağı, itirazın iptaline konu edilen eksik ve ayıplı iş bedelinin KDV dahil 437.951,98 TL olduğu, eksik ve ayıplı işlerin GİZLİ AYIPLI İMALAT olduğu, taraflar arasında 29. 11.2016 tarihli iş yeri satış vaadi sözleşmesi yapıldığı. Dava konusu yerin 2017 yılı temmuz ayında fiilen teslim edildiği, tespit tarihine göre itirazın iptaline konu edilen eksik ve ayıplı iş bedelinin KDV dahil 289.680,00 TL olduğu, eksik ve ayıplı işlerin gizli ayıplı imalat olduğu, kusur oranlarına göre; davalının kusur oranına düşen bedelin 289.680,00 TL x 0,85 =246.228,00 TL olduğu, davacının kusur oranına düşen bedelin 289.680,00 TL x 0,15 = 43.452,00 TL olduğu, dava tarihine göre itirazın iptaline konu edilen eksik ve ayıplı iş bedelinin KDV dahil 437.951,98 TL olduğu, eksik ve ayıplı işlerin gizli ayıplı imalat olduğu, kusur oranlarına göre; davalının kusur oranına düşen bedelin 437.951,98 TL x 0,85 =372.259,18 TL olduğu, davacının kusur oranına düşen bedelin 437.951,98 TL x 0,15 = 65.692,80 TL olduğu, dava konusu itirazın iptaline ilişkin bedelin tespit tarihine göre KDV dahil 289.680,00 TL olduğu kabul edilecek olur ise icra takibinin 246.228,00TL asıl alacak +4.632,80 TL işlemiş avans faizi = 250.860,80 TL olduğu, takibin 250.860,80-TL üzerinden devamı gerekeceği, 20.04.2021 dava tarihi itibariyle gizli ayıplı imalatlar bedelinin KDV dahil 372.259,18 TL asıl alacak kabul edilecek olur ise, icra takibinin 372.259,18TL üzerinden devamı gerekeceği," belirtilmiştir.
Mahkememizce Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi kanalı ile iki inşaat mühendisi ve bir hukukçu bilirkişi heyetinden rapor alınmış, bilirkişi heyeti █████/2025 tarihli raporda sonuç olarak; bilirkişi raporunda bulunan hasar hesabına detaylı analiz yapılmadığından heyetimizce itibar edilmediği, bilirkişi raporunda bulunan hesaplamanın kalem olarak doğru ancak 2023 yılı fiyatları olduğundan dolayı itibar edilmediği, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın doğru kalemler ve 2021 yılı birim fiyatları alındığından hasarın 437.951,98 TL olarak heyetimizce uygun bulunduğu, özellikle 2. Bilirkişi teknik raporunda yer alan; zemindeki oturmaların, 2-3/F-G aksı civarındaki çelik ofis kısmından farklı olarak özellikle G-9 Aksı kolonu etrafında oluştuğu ve zemin dayanımının yetersiz olduğunun herhangi bir teste gerek olmadan görülebileceği, ayrıca zeminde yeterli kademeli sıkıştırma yapılmadan üst yapı inşaatına devam edildiğinin diğer bir ispatı olan; toprak üstü zemin betonundaki derin çatlaklardan da belli olduğu ayrıca sözleşmeye göre 17 cm, projeye göre 20 cm yapılması gereken zemin betonunun, 15 cm kalınlığında üstelik donatısız olarak yapıldığı, davacıya herhangi bir kusur verilmediği çünkü bu tarz ticari nitelikli hangar tipi yapılarının ağır malzeme, mobil ya da sabit vinçler, ağır vasıtaların düşmesi devrilmesi gibi yüklere karşı hesaplamaların olması gerekirken basit bir çelik ofisli asma katla yapıya zarar verilmesinin ve zeminde oturmalar olmasının hayatın doğal akışına aykırı olduğunun düşünüldüğü zaten esas oturmaların bu bölgede değil yapının diğer köşesi olan 9-G aksında olduğu, heyetimizce yapı gizli ayıplı bulunmuş olup toplam hasar miktarının KDV dahil 437.951,98 TL olduğu belirtilmiştir.
Ayıplı eser, sözleşmede kararlaştırılan vasıfları veya olmasından vazgeçilmez bazı vasıfları taşımayan eserdir. Eğer eser, iş sahibinin beklediği amacı karşılamıyorsa, kural olarak, ayıplı yapıldığı kabul edilir. Ayıplı işlerle ilgili olarak, açık ayıplar yönünden teslimden itibaren makul sürede, gizli ayıplar yönünden de ayıbın ortaya çıkmasından itibaren derhal yükleniciye ayıp ihbarında bulunulması zorunludur. Dairemizin yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre, ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp, süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü deliller ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabilir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.02.1979 gün ve ███████-393 Esas, ███████ Karar, Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████████ esas, ████████ karar sayılı ilamı ve aynı dairenin 06.02.2002 gün ve █████████ Esas, ████████ Karar, 19.03.2012 gün, █████████-1689 sayılı ilamları)
Tüm dosya kapsamı üzerinden yapılan değerlendirmede; davacının, davalı ile davacı şirket arasında 29.11.2016 tarihli İşyeri Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme ile Karatay Belediyesi ...... Mahallesi ...... Cd. No: ... ...... ada ... parsel adresinde sözleşmede nitelikleri belirtilen 5157,91 m2 arsa içerisindeki 997 m2 kapalı ve █████ arsa payına sahip bağımsız bölümün yapılması ve sözleşmedeki şartlar ile taşınmazın satıcı tarafından alıcıya devredilmesi taahhüt edildiğini, ancak satıcı tarafından satış konusu taşınmaz 2017 yılı Temmuz ayında fiilen teslim edildiğini, tapu devri ise daha sonra yapıldığını, satış ve yapım konusu binada teslim tarihinden sonra zamanla meydana gelen hasar ve zararlar gizli ayıp niteliğinde olduğunu, kullanım ile ortaya çıktığını, bu ayıplar ortaya çıkar çıkmaz sözlü olarak muhataba bildirildiğini, muhatap şirket yetkilisi tarafından muayene edilerek bunların imalat hatası nedeni ile oluşturduğunu ve giderileceği belirtildiği halde hasarın giderilmesi için gereken yapılmadığını, bunun üzerine Konya .... Noterliği'nin 03.11.2020 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile; "29.11.2016 tarihli sözleşme ile inşasını ve teslimi taahhüt ederek teslim ettiği fabrika binasında zaman içinde çökme ve başkaca nedenlerle binada çatlak ve hasarlar meydana geldiği" ihtaren davalıya bildirildiğini, hasarın tamiri için gereken tamir ve tadilatın yapılması talep edildiğini, fakat davalının cevap vermediğini, Konya .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ... D.İş Esas, ... D.İş Karar sayılı tespit davası sonucunda alınan 04.12.2020 tarihli bilirkişi raporu alındığını, taşınmazdaki ayıbın gizli ayıp niteliğinde olduğunun ortaya çıktığını, davalı aleyhine Konya .... İcra Müdürlüğü'nün ... E sayılı dosyası ile davalı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davalının icra takibine itiraz ettiğini belirterek, itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ettiği, dosya kapsamında aldırılan ve Mahkememizce hükme esas alınan bilirkişi heyeti █████/2025 tarihli raporunda özetle yapının gizli ayıplı olduğu ve toplam hasar miktarının KDV dahil 437.951,98 TL olduğunun belirtildiği, ayıplı işlerle ilgili olarak, açık ayıplar yönünden teslimden itibaren makul sürede, gizli ayıplar yönünden de ayıbın ortaya çıkmasından itibaren derhal yükleniciye ayıp ihbarında bulunulması zorunlu olduğu, ayıp ihbarının yazılı olarak yapılması zorunlu olmayıp, süresinde ayıp ihbarının yapıldığı her türlü deliller ve tanık beyanıyla dahi kanıtlanabileceği, davacının ayıp ihbarına ilişkin Konya .... Noterliğinin 03.11.2020 tarih ve ... yevmiye nolu ihtarını davalıya keşide ettiği, ayrıca Konya .... Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 10.11.2020 tarih ve ... D.İş sayılı dosyası ile yapılan tespit neticesinde alınan bilirkişi raporunun da davalıya 13.02.2021 tarihinde tebliğedildiği, davalıya gizli ayıp ihbarının bildirilmiş olduğu kanaatine varılmakla, davacının davasını ispatladığı, aksinin davalı tarafça ispatlanamadığı, davalı tarafından yemin deliline de dayanılmadığı anlaşılmakla davanın kabulüne karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle davanın kabulüne, Konya ....İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyasından yapılan itirazın iptali ile 289.680,00 TL asıl alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek avans faizi üzerinden takibin devamına, fazlaya dair talebin reddine, takibe konu asıl alacak olan 289.680,00 TL üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, dava konusu fabrikada meydana gelen çatlama ve göçmenin hangi nedenden kaynaklandığı açıklığa kavuşturulmadığını, fabrikada, kaçak olarak 118 m2 çelik yapı yapıldığını, bu yapının meydana gelen çatlama ve göçmelerde etkisinin bulunup bulunmadığı, bulundu ise ne kadarlık bir etkide bulunduğunun açıklığa kavuşturulması gerektiğini, bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi gerektiğini, alacağın sübuta ermesi için yargılama yapılması gerektiği açık olup, itiraz yapıldığı gerekçesi ile aleyhe icra inkar tazminatına hükmedilmesinin yasaya ve hakkaniyete aykırı düştüğünü belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; taşınmaz satım sözleşmesine konu taşınmazdaki ayıplar nedeni ile ücretsiz onarım kapsamında ayıp giderim bedelinin tahsiline yönelik takipteki itirazın iptali talebine ilişkindir. Davalı davanın reddini istemiştir.
Davaya konu █████/2019 tarihli sözleşmeden davalı tarafın yüklenici olduğu, sözleşmeye konu taşınmazında █████/2017 tarihinde davalı tarafından davacı tarafa devredildiği, davacının da taşınmazı yargılama esnasında █████/2021 tarihinde davacı ...'a devrettiği, dava konusu bedele ilişkin haklarında davacı ... ile davacı şirket arasındaki █████/2021 tarihli devir sözleşmesi ile davacı ...'a devrinin sağlandığı böylece devir alan ......'ın HMK 125/2 maddesi uyarınca davacı tarafın yerini aldığı anlaşılmaktadır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık taşınmaz satım sözleşmesine konu taşınmazdaki ayıptan kaynaklanmaktadır. TBK madde 246'ya göre de; taşınır satışına ilişkin kurallar, kıyas yoluyla taşınmaz satışında da uygulanır.
Ayıp; bir malda sözleşme ve yasa hükümlerine göre normal olarak bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların yer almasıdır. Türk Hukuk Lûgatında “Bir malın ya da hizmetin maddi (bir malın niteliklerindeki eksiklik), hukukî (bir malda üçüncü kişilerin ayni hak iddiası) veya ekonomik niteliklerindeki eksiklikler olup genel olarak malın ya da hizmetin değerini veya malda ya da hizmetten beklenen yararları ortadan kaldıran ya da önemli ölçüde azaltan eksikliklerdir” şeklinde tarif edilmiştir (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu, Cilt I, Ankara 2021, s. 106). Bu çerçevede ayıp kavramının içeriği belirlenirken öncelikle sözleşme hükümlerine bakılmalıdır. Sözleşme ele alınırken bakılacak ilk husus, taraflar arasında satılan malın hangi özellikleri içerdiği konusunda açık bir anlaşmanın olup olmadığıdır. Üzerinde anlaşma olmayan durumda ise sözleşmenin yorumundan hareketle tarafların zımnen bu konuda bir anlaşma yapıp yapmadıklarına bakılacaktır. Zımni anlaşmanın dahi olmadığı durumlarda, sözleşmenin tümü dikkate alınacak ve dürüstlük kuralına göre malın taşıması gereken vasıflar belirlenecektir. Bu anlamda ayıp, malın sözleşmeye göre taşıması gereken nitelikleri taşımaması hâli veya bu hususta özel bir hüküm olmasa da, sözleşmenin niteliği ve içeriği dikkate alındığında, malda mevcut olması gereken vasıfların eksikliği şeklinde ortaya çıkacaktır.
Satılan maldaki ayıp açık veya gizli ayıp şeklinde olabilir. Açık ayıplar, ilk bakışta görülebilen veya basit bir muayene ile anlaşılabilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıplar, ilk bakışta fark edilemeyen, sonradan yapılacak detaylı bir muayene ile anlaşılan ayıplardır. Bu tür ayıplar genelde malın yapısıyla ilgili olan ve kullanılmasıyla anlaşılan ayıplardır.
6098 sayılı TBK'nın 219. maddesine göre satıcı, alıcıya karşı herhangi bir surette bildirdiği niteliklerin satılanda bulunmaması sebebiyle sorumlu olduğu gibi, nitelik veya niteliği etkileyen niceliğine aykırı olan, kullanım amacı bakımından değerini ve alıcının ondan beklediği faydaları ortadan kaldıran veya önemli ölçüde azaltan maddi, hukuki ya da ekonomik ayıpların bulunmasından da sorumlu olur. Satıcı, bu ayıpların varlığını bilmese bile onlardan sorumludur.
Aynı Yasa'nın 227. maddesi gereğince; satıcının, satılanın ayıplarından sorumlu olduğu hallerde, alıcı, seçimlik haklara (satılanı geri vermeye hazır olduğunu bildirerek sözleşmeden dönme, satılanı alıkoyup ayıp oranında satış bedelinden indirim isteme, ücretsiz onarım ve satılanın ayıpsız benzer ile değiştirilmesini isteme gibi) sahip olup; ayrıca genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı da mevcuttur.
Eldeki davada, davacı taraf seçimlik haklardan onarım bedelini talep etmektedir. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için birden fazla kere bilirkişi raporu almıştır. Alınan bilirkişi raporunda taşınmazda oluşan çatlamaların, taşınmazın çökme nedeni ile oluştuğu belirtilmiştir. Tespit raporunda çökmenin zemin ıslahının yapılmadığından ve çelik hazır kullanılmamasından oluştuğu, mahkemece alınan █████/2021 tarihli birinci raporda da tespit raporuna iştirak edildiği, bila tarihli Prof. Dr. ...... tarafından sunulan ikinci raporda ve ek raporda çökmenin zeminin homojen sıkıştırılmamasından ve dolgu malzemesinin homojen olmamasından kaynaklandığını belirtmiş, █████/2024 tarihli üçüncü bilirkişi raporunda da çatlamaların nedeninin saha döşeme betonunun projede öngörülen yükseklikte olmamasında ve dolgu sıkıştırmasının tekniğe uygun yapılmamasından kaynaklandığını beyan etmiş, hükme esas alınan █████/2025 tarihli bilirkişi raporunda da projede zemin betonunun 20 cm olması gerekirken eksik yapıldığı ve zeminde donatının hallanılmadığı belirtilmiştir. Alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendiriliğinde binadaki çatlaklara yol açan çökme nedeninin, taşınmazın zemin imalatının fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapılmadığından oluştuğu anlaşılmıştır. Zira tüm raporlarda zemin imalatına yönelik, imalat hatalarına vurgu yapılmıştır. Bu nedenle de davalı yüklenici tarafın zemin imalatını fen ve sanat kaidelerine uygun olarak yapmadığından satım sözleşmesine konu taşınmazın ayıplı olduğu anlaşılmış bu nedenle de davalı ayıp nedeni ile oluşan zararlardan sorumlu olacaktır.
Dava konusu yapıda, bilirkişi raporlarında da belirtildiği üzere, projede olmayan ilave çelik katın bulunduğu anlaşılmıştır. Çelik ilave katın oturmaya etkisi, tespit raporunda ve de alınan █████/2021 tarihli birinci raporda değerlendirilmemiş, bila tarihli Prof. Dr. ...... tarafından sunulan ikinci raporda çelik ilave katın yapının belirli yerlerinde bulunan çatlamalara etki etmeyeceğini, bir kısım yerlerde bulunan çatlamalara etki edeceği, çatlamaların ilk oluşumunda çelik ilave katın etkisinin olmayacağını ancak çatlamaların artışında etkisinin olduğu belirtilmiş ek raporunda da oluşan bedelden ilave çelik yapı nedeni ile % 15'inden davacının bakiyesinde de davalının sorumlu olduğu belirtilmiştir. Alınan █████/2024 tarihli raporda da ilave çelik katın oturmalarda kısmi etkisinin olduğu belirtilmiştir. Çelik yapının oturmaya etkisine ilişkin olarak alınan █████/2025 tarihli raporda ise, özetle yapının niteliği gereği ağırlığa dayanıklı ve hesaplanabilir olması gerektiği, basit bir çelik yapının yapıya zarar vermesinin ve zeminde oturmaya sebep olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, oturmaların bu bölgede olmadığını yapının diğer köşesinde olduğunu beyan etmiştir.
Görüldüğü üzere, projede olmayan yapının zemin oturmasına sebep olup olmadığı veya zemin oturmasına sebep olmamaış ise oturma nedeni ile çatlakların artmasına sebep olup olmadığı hususunda mahkemece alınan bila tarihli Prof. Dr. ...... tarafından sunulan raporun, █████/2024 tarihli raporun ve de █████/2025 tarihli raporun birbirleri arasında çeliştiği anlaşılmıştır. Projede olmayan ve sonradan yapıldığı anlaşılan ilave çelik katın zemin oturmasına etki etmesi veya etki etmemekle birlikte zararın artmasına sebep olması halinde bu durumdan davalı ile bilikte davacı da sorumlu olacaktır. Bu itibarla mahkemece, dosyanın İstanbul Teknik Üniversitesinin inşaat ve mimarlık bölümlerinde görev yapan akademisyenlerden oluşacak 3 kişilik bir heyete dosyanın tevdi ile, ilave çelik katın zemin oturmasına sebep olup olmadığı, sebep olmaması halinde ise zararın (çatlakların) artmasına sebep olup olmadığı, zemin oturmasına veya zararın (çatlakların) armasına sebep olması halinde ise, oluşan zaradan davacı tarafın hangi oranda sorumlu olacağına yönelik, anılan raporlar arasındaki çelişkiyi de giderir mahiyette rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.
Kabule göre de, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için; ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Bu koşullar yoksa, likit bir alacaktan söz edilemez. Diğer bir anlatımla, icra inkar tazminatı, alacaklının genel mahkemede açtığı itirazın iptali davası sonucunda borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi durumunda alacaklı yararına hükmolunan icra hukukuna özgü bir tazminattır. Borçlunun ne kadar borçlu olduğunun saptanması ve itirazında haklı olup olmadığının belirlenmesi ön koşuldur. Borçlunun ödeme emrine karşı itirazın yapıldığı andaki durumu itibariyle haksızlığı saptanacak ancak haklı çıkma durumuna uygun alacak miktarı esas alınarak alacaklı yararına icra inkar tazminata hükmedilmesi gerekecektir. (HGK ████████ K sayılı ilamı) Somut olayda ise, alacağın likit olmadığı anlaşıldığından davacı tarafın icra inkar tazminatının reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi de hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi Yukarıda Açıklandığı Üzere;
1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6.maddesi uyarınca Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarihli ve ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Davalı tarafından yatırılan 4.947,10 TL istinaf karar harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince davalıya iadesine,
5-Davalı tarafından yatırılan istinaf yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
6-İlk Derece Mahkemesi kararı kaldırıldığından; İİK'nun 36/5. maddesi uyarınca davalı tarafından Konya .... İcra Dairesinin ... Esas sayılı icra takip dosyasına sunulan ...... AŞ Büsan Şube Müdürlüğüne ait █████/2025 tarihli, 2510102 sayılı ve 892.095,44 TL tutarında teminat mektubunun davalıya iadesine,
7-Karar tebliğinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliğiyle kesin olarak karar verildi.█████/2026
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır.
...
Üye
...
¸e-imzalıdır.
...
Üye
...
¸e-imzalıdır.
...
Katip
...
¸e-imzalıdır.
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!