Anahtar kelimeler: Uyarlanması Bam Esaskarar Başkan Yazim Katip Konya Eser Üye Özetle

T.C. KONYA BAM 5. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ... - ...

T.C.
KONYA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
5. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ...
KARAR NO
: ...
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
BAŞKAN
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
ÜYE
: ... (...)
KATİP
: ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2025
NUMARASI
: ... Esas - ... Karar
DAVACI
: ......
VEKİLLERİ
: Av... Av...
DAVALI
: ......
VEKİLİ
: Av...
DAVANIN KONUSU
: Eser Sözleşmesinin Uyarlanması
İSTİNAF KARAR TARİHİ
: █████/2026
G. KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına yönelik davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize gönderilmiş olmakla 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, taraflar arasında Eskişehir ili ...... ilçesi 3. Etap ... Konut ,1'er adet İlköğretim Okulu ,Ortaöğretim Okulu ve Ticaret Merkezi İnşaatları ile Altyapı ve Çevre Düzenlenmesi işine ait kaba inşaat işlerinin yapılması konusunda Hizmet Alım Sözleşmesi yapıldığını, akabinde işin yapım işi elde olmayan olağanüstü sebeplerle uzadığını ve taraflar arasında bu sözleşmeye ek olarak yeniden yazılı ek sözleşme düzenlendiğini, davacı şirket tarafından Ana Hizmet Sözleşmesinde yer alan yüklenilen tüm işler yapıldığını ve sorumluluklar tam olarak yerine getirildiğini, 03.08.2022 tarihinde taraflarca imzalanan ek sözleşmeye göre 12 ayda bitilmesi gereken işin davacı tarafından █████/2023 tarihinde ülkemizde meydana gelen afetle bitirilemediğini ve bu tarihten sonra da karşı tarafça asıl sözleşme ve eki sözleşme hükümlerinin fesh edilmediğini bu doğrultuda tüm işin yapılarak teslim edildiğini, ek sözleşmeden sonra yeniden yazılı bir sözleşme taraflar arasında düzenlenmediğinden en son ki yazılı sözleşmenin bitim tarihi olan █████/2023 tarihinden sonra artık ana sözleşme ve akabinde yapılan ek sözleşme hükümleri taraflar arasında geçerliliğini kanunen kaybettiğini ileri sürerek, taraflar arasında yapılan işe ilişkin sözleşme bedelinin davacı şirket lehine iş yapım tarihi ile iş bitim tarihine kadar değişen tüm şartlar göz önünde bulundurularak yeniden değişen şartlara göre alacak bedelinin uyarlanmasını, iş bitim tarihinden itibaren iş bu belirlenecek bedelin karşı taraftan ödenmeyen kısmına yine iş bitim tarihinden itibaren ticari işlere uygulanacak en yüksek faizin uygulanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, davacının iş yapım tarihi ile iş bitim tarihine kadar değişen tüm şartlar gözönününde bulundurularak, değişen şartlara göre sözleşme bedelinin uyarlanarak, bedelin tahsili istemi ile iş bu kısmi davayı ikame ettiğini, ikame edilen iş bu davanın sözleşmenin 6.2 maddesindeki hüküm nedeniyle ve davacının temmürrüdü nedeni ile reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
:
İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; "...Dava; taraflar arasında imzalanmış olan sözleşmenin yeniden uyarlanması talebine ilişkindir.
Tüm dosya kapsamı incelenmekle; davacı tarafın dava dilekçesi ile davalı tarafla imzalanan sözleşme bedelinin yaşanan ekonomik değişiklikler ve deprem neticesinde inşaat malzeme fiyatlarının artması sebebiyle sözleşme bedelinin yeniden tespiti ile uyarlanmasını talep ettiği, davalı tarafın cevap dilekçesi ile davanın reddini talep ettiği, dosyaya sunulan dava konusu sözleşmelerin incelenmesinde; taraflarca hizmet alım sözleşmesi imzalandığı, davacı vekili dava dilekçesinde işi tamamlayıp davalı tarafa teslim ettiğini bildirdiği, davalı taraf ise davacının inşaatı yarım bıraktığını iddia ettiği anlaşılmıştır.
Sözleşmenin uyarlanmasının talep edilebilmesi için sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durumun ortaya çıkması, bu durumun borçludan kaynaklanmamış olması, yine bu durumun sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olması, borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olması gerekir. Davacı taraf ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olduğunu iddia etmiş ise de buna ilişkin herhangi bir yazılı belge ibraz etmemiştir. Davacı taraf bu iddiasını tanık beyanı ile ispat etmek istese de tarafların her ikisinin de tacir olduğu, davacının basiretli bir tacir gibi davranması gerektiği ve sözleşme bedelinin yüksek olması nedeniyle davacının tanık dinletme talebinin reddine karar verilmiştir. Davacı taraf bu hususta yazılı bir belgede sunmadığından dosya kapsamındaki bilgi ve belgelerden, dava konusu işin davacının iddia ettiği gibi tamamlanmış olması halinde bile işin ifa aşamasında, davacının ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutmadığı anlaşılmıştır.
Davalı tarafın iddia ettiği gibi iş teslim edilmedi ise; yerleşik Yargıtay içtihatlarıyla da sabit olduğu üzere edimini gereği gibi ifa etmeyen tarafın hakkaniyete ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı şekilde hak iddia etmesi mümkün değildir. Her iki halde de davacının sözleşme bedelinin uyarlanmasını talep etmesinin hukuki dayanağının bulunmadığı anlaşılmıştır..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle, dava dilekçesindeki hususların aynen tekrarlanarak, davalarının sözleşme bedelinin uyarlanması davası olup bu hususun dava dilekçelerinde net ve acık olduğunu, ilk derece mahkemesince müvekkili şirketin basiretli davranması gerektiği ve sözleşme bedelinin uyarlanmasını karşı taraftan talep etmiş olması gerektiğini belirtmiş ise de taraflarınca hem dava dilekçesinde hem yargılama aşamasında 21.04.2025 tarihli talep evrakı başlıklı beyan dilekçesinde hem de duruşmalarda ki beyanlarında açıkça belirttiklerini, müvekkili şirket yetkilisinin bizzat karşı tarafın yetkilileri şirket müdürleri Mensuri Seher ve İsmet Yalçın ile sözleşme devam ederken toplantı talep ettiğini ve bizzat karşı tarafın şirketinde bir araya gelerek toplantı yaptıklarını, toplantının konusunun zaten işin bedeli konusunda arttırım talebi olup müvekkili şirket yetkilisinin sözleşme bedelinin uyarlanmasını aksi takdirde işe devam etmeyeceklerini beyan ettiğini, karşı taraf yetkililerinin de kendilerinin asıl işin sahibi olan TOKİ'den uyarlama istediklerini iş bitiminden sonra ya da iş devam ederken uyarlama kendilerine yapılınca müvekkili şirkete de uyarlama yapacaklarını beyan ettiklerini, iş bittikten sonra TOKİ den uyarlama alan karşı tarafın müvekkili şirkete mail atarak sözleşme bedelinde uyarlama yaptıklarını ancak iş bu bedelin TOKİ'den aldıkları uyarlamanın yüzde onu bile değil iken müvekkili şirketin ise bitirmiş olduğu işin yüzde otuzu bile olmadığını, müvekkili şirket de iş bu uyarlamayı kabul etmediğini ve görüşmelerin uzun sürdüğünü ve müvekkili şirketin alması gereken ödemenin yüzde yetmişine yakın kısmı ödenmediği için iş bu davayı açtığını, sözleşme bedel uyarlanmasının sözleşme bittikten sonra kanunen istenebilmesi için karşı tarafa sözleşme sona ermeden bu iradenin her hangi bir şekilde gösterilmiş olması şartı yer almak da olup Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, kanunen ihtarname çekme şartı şeklinde bir şart koyulmamış olup zaten ihtarnemeye tabi tutulan yasal kanuni düzenlemelerde herhangi bir şekilde ibaresi yerine noterden ihtarname çekme şeklinde doğrudan söylenmediğini, burada ise sözleşme bedelinin uyarlanma iradesinin her hangi bir şekilde karşı tarafa sözleşme bitmeden iletilmesi gerekmekte şeklinde olup zaten irade doğrudan sözleşme bitmeden devam ederken karşı tarafla toplantı yapılarak iletildiğini, ilk derece mahkemesine hem dava dilekçesinde hem de 21.04.2025 tarihli talep dilekçesi başlıklı beyan dilekçelerinde ve de duruşmada bu durumu belirttiklerini, sözleşme bedeli uyarlanma iradesinin önceden iletildiğinin tanık beyanlarıyla bizzat ispat edileceğini, yine dosyaya sundukları karşı tarafın müvekkili şirkete attığı maille de sözleşme bedeli taleplerinin olduğu için bedelde kendilerince uyarlama yaparak teklif maili attığını sunmuş olmalarına rağmen ve akabinde diğer delilleri toplanmasının gerektiğini belirtmiş olmalarına rağmen ilk derece mahkemesince adeta taraflı işlem yapılarak anlamsız hukuka aykırı davanın mahiyetine aykırı karar kurma yoluna gidildiğini, yargılamada talepler değerlendirilmeden, tanık beyanları dinlenmeden ve bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurularının kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE
:
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçesinde belirtilen hususlarla sınırlı olmak üzere ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınarak yapılan inceleme neticesinde;
Dava; davacı ve davalı arasında yapılan birim fiyatlı eser sözleşmesindeki bedelin uyarlanması ve uyarlama nedeni ile alacak talebine ilişkindir.
Sözleşmenin değişen şart ve durumlara uyarlanmasına, sözleşmenin uyarlanması denir. Sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması sözleşmeye konulacak bir hükümle olabileceği gibi sözleşmede uyarlamayla ilgili bir düzenleme bulunmaması halinde kanunda düzenlenen kurallara göre de yapılması mümkündür. TBK’da aşırı ifa güçlüğü durumunda 138. maddede genel olarak, 480/II. maddesinde de götürü bedelli eser sözleşmelerinde özel olarak uyarlama ile ilgili düzenleme yapılmıştır.
TBK’nın 480. maddesinde götürü bedel belirlenmiş olması halinde uyarlama hususu düzenlenmiş olup birinci fıkrada bedel götürü olarak belirlenmiş ise yüklenicinin eseri o bedelle meydana getirmekle yükümlü olduğu, eser öngörülenden fazla emek ve masrafı gerektirmiş olsa bile, yüklecinin belirlenen bedelin artırılmasını isteyemeyeceği belirtildikten sonra aynı maddenin ikinci fıkrasında, ancak başlangıçta öngörülmeyen veya öngörülüp de taraflarca gözönünde tutulmayan durumlar, taraflarca belirlenen götürü bedel ile eserin yapılmasına engel olur veya son derece güçleştirirse yüklenicinin hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı veya karşı taraftan beklenmediği takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğu hükmü getirilmiştir.
Aşırı ifa güçlüğü başlıklı 138. maddede de, sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sıradaki mevcut olguların kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçlenmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa, hakimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahip olduğu şeklinde düzenleme yapılmıştır.
TBK’nın 480/II. maddesine göre götürü bedelli eser sözleşmesinin uyarlanmasının istenmesi ve uyarlanması mümkün olup, götürü bedelli olmayan eser sözleşmeleri ve diğer sözleşmelerde işin özelliği ile koşulların gerçekleşmesi halinde genel kural niteliğinde olan TBK’nın 138. maddesine göre uyarlama talep edilmesi ve sözleşmenin uyarlanması mümkündür ... Birim fiyatlı eser sözleşmelerinde koşulları mevcut olduğu takdirde TBK’nın 138. maddesindeki düzenlemeye göre uyarlama talep edilmesi ve mahkemece uyarlama kararı verilmesi mümkün olabilir. (15.H.D. █████████ E. █████████ K.)
Sözleşmenin uyarlanması genel hüküm olarak 6098 sayılı TBK 138. maddede düzenlenmiştir. Sözleşmenin yapıldığı sırada taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum, borçludan kaynaklanmayan bir sebeple ortaya çıkar ve sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirir ve borçlu da borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olursa borçlu, hâkimden sözleşmenin yeni koşullara uyarlanmasını isteme, bu mümkün olmadığı takdirde sözleşmeden dönme hakkına sahiptir. Sürekli edimli sözleşmelerde borçlu, kural olarak dönme hakkının yerine fesih hakkını kullanır (TBK 138/1). Bu madde hükmü yabancı para borçlarında da uygulanır (TBK 138/2).
Maddenin gerekçesinde; bu yeni düzenlemenin, öğreti ve uygulamada sözleşmeye bağlılık (ahde vefa) ilkesinin istisnalarından biri olarak kabul edilen, "işlem temelinin çökmesi"ne ilişkin olduğu, imkânsızlık kavramından farklı olan aşırı ifa güçlüğüne dayanan uyarlama isteminin temelinin, Türk Medenî Kanununun 2 nci maddesinde öngörülen dürüstlük kuralları olduğu, ancak sözleşmenin değişen koşullara uyarlanması ya da dönme hakkının kullanılmasının, dört koşulun birlikte gerçekleşmesine bağlı olduğu belirtilmiştir.
Madde gerekçesinde de belirtildiği üzere aşırı ifa güçlüğü nedeniyle sözleşmenin uyarlanmasının istenebilmesi için gerekli dört koşul olarak; 1-Sözleşmenin yapıldığı sırada, taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıkmış olmalı, 2- Bu durum borçludan kaynaklanmamış olmalı, 3-Bu durum, sözleşmenin yapıldığı sırada mevcut olguları, kendisinden ifanın istenmesini dürüstlük kurallarına aykırı düşecek derecede borçlu aleyhine değiştirmiş olmalı 4-Borçlu, borcunu henüz ifa etmemiş veya ifanın aşırı ölçüde güçleşmesinden doğan haklarını saklı tutarak ifa etmiş olmalıdır.
Yasalarda sözleşmenin feshinin bazı koşullara bağlı tutulduğu istisnalar dışında, sözleşmeden dönme (fesih), mahkeme kararına gerek olmaksızın ileri sürülebilen, karşı tarafın kabulüne bağlı olmayan, karşı tarafa ulaşmakla sonuç doğuran, karşı tarafa ulaştıktan sonra tek taraflı geri alınması mümkün bulunmayan bozucu yenilik doğuran tek taraflı irade beyanıdır. Genel kural bu olsa da arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi, kira sözleşmesi, iş sözleşmesi gibi bazı sözleşmeler yönünden yasalarda öngörülen sınırlayıcı kurallardan doğan istisnalar da mevcuttur. Nakit bedel karşılığı eser sözleşmeleri yönünden ise sınırlayıcı istisnai bir kural bulunmadığından mahkeme kararına gerek olmaksızın tek taraflı irade beyanı ile sözleşmeden dönme mümkündür. Hukuk Genel Kurulu'nun 08.11.2006 tarih ███████-702 Esas, ████████ Karar sayılı kararı ve Yargıtay 6. HD'nin 04.06.1998 tarih ████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında da bedel karşılığı eser sözleşmesinden dönme için tek taraflı irade beyanının yeterli olduğu benimsenmiştir. Tek taraflı irade beyanı ile dönme (fesih) mümkün olmakla birlikte, sözleşmeyi haksız ya da kusuruyla fesheden taraf, fesih bildiriminin sonuçlarına da katlanmak durumundadır.
Eldeki davada ise, sözleşmenin birim fiyatlı sözleşme olduğu ve TBK 480/2 maddesinin uygulama alanı bulmadığından, davanın uyarlamaya ilişkin genel hüküm olan TBK 138 maddesi kapsamında değerlendirme yapılması gerekmektedir. Davacı ve davalı arasında yapılan sözleme davalı - iş sahibi tarafından █████/2024 tarihli ihtarname ile, sözleşmeden kaynaklanan edimlerin yerine getirilmemesi nedeniyle sözleşmenin 5.4 maddesi uyarın sözleşmenin feshedildiği anlaşılmıştır. Eser sözleşmesinin feshi tek taraflı mümkündür. Davalı tarafın sözleşmenin feshi nedeni ile sözleşme son bulmakta olduğundan, sözleşmenin TBK 138 maddesi uyarınca uyarlanması mümkün değildir. Zira sözleşmenin uyarlanması için ayakta ve devam eden bir sözleşme bulunmamaktadır. Bundan ayrı olarak da, taraflar arasında uyarlanabilir geçerli bir sözleşme bulunmadığı kabulü üzerine, sözleşmenin uyarlanması şartlarının vaki olup olmadığına yönelik davacı itirazlarının incelenmesi de mümkün olamamıştır. Mahkemece bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerekirken işin uyarlama hakkının saklı tutarak ifa edildiğinin yazılı belge ile ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi hatalıdır.
Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın gerekçesinde yapılan hatanın düzeltilmesi için yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından 6100 sayılı HMK'nın 33/1-b-2 maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜNE,
2-6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-2.maddesi gereğince yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarihli, ... Esas - ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Davanın REDDİNE,
4-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 10.588,05 TL'nin mahsubu ile fazla alınan 9.856,05 TL'nin talep halinde ve karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince davacıya iadesine,
5-Arabuluculuk görüşmelerinden dolayı Hazine tarafından (suçüstü ödeneğinden) yapılan 3.600,00 TL yargılama giderinin, davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, (İlk Derece Mahkemesince harç tahsil müzekkeresi düzenlendiğinden harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesine yer olmadığına)
6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerine bırakılmasına,
7-Davalının vekil ile temsil edildiği görülmekle AAÜT'ne göre hesaplanan 97.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,(Kazanılmış hak ilkesi gereğince)
8-Davacı tarafından yatırılan 615,40 TL istinaf karar ve ilam harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince kendisine iadesine,
9-İstinaf aşamasında yatan gider avansından kalan kısmın karar kesinleştiğinde İlk Derece Mahkemesince re'sen ilgili tarafa iadesine,
10-İstinaf kararının Dairemizce taraflara tebliğ edilmesine,
Dair; dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır
¸Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu kapsamında Elektronik İmza ile imzalanmıştır.¸

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!