Anahtar kelimeler: Davatazminat Fiilden Varılması Sebepsiz Zenginleştiğinin Fiil Devamı Fiiller Tazminine Uğradığı

T.C.
İSTANBUL22. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO
:████████KARAR NO
:████████DAVA
:Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
:█████/2026KARAR TARİHİ
:█████/2026Mahkememizde görülmekte olan tazminat davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların hukuka aykırı ve kusurlu eylemleri neticesinde müvekkillerinin uğradığı maddi ve manevi zararların, Türk Borçlar Kanunu’nun 49 ve devamı maddeleri uyarınca haksız fiil hükümleri kapsamında davalılardan müteselsilen tazminine karar verilmesini, haksız fiil sorumluluğunun unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılması halinde ise; aynı olay ve fiiller kapsamında davalıların sebepsiz zenginleştiğinin tespiti ile, taleplerimiz yönünden Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devamı maddeleri uyarınca davalıların müteselsilen sorumluluğuna karar verilmesini, davalıların hukuka aykırı ve kusurlu eylemleri neticesinde müvekkillerin uğradığı maddi ve manevi zararların, Türk Borçlar Kanunu’nun 49 ve devamı maddeleri uyarınca haksız fiil hükümleri kapsamında, davalılardan müteselsilen tazminine, Mahkemece haksız fiil sorumluluğunun unsurlarının oluşmadığı kanaatine varılması halinde ise; aynı fiiller kapsamında davalıların müvekkiller aleyhine sebepsiz zenginleştiklerinin tespitiyle, Türk Borçlar Kanunu’nun 77 ve devamı maddeleri uyarınca taleplerimiz yönünden davalıların müteselsilen sorumlu tutulmasına, maddi zarar miktarı tam ve kesin olarak belirlenemediğinden, işbu davanın belirsiz alacak davası olarak kabulü ile; fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava haklarımız saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 50.000,00 TL maddi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, davalıların eylemleri nedeniyle müvekkilin kişilik haklarının ihlal edilmesi, psikolojik çöküntü yaşaması, güveninin sarsılması, mesleki itibarı ve kariyer potansiyelinin zarar görmesi sebebiyle; 50.000,00 TL manevi tazminatın, dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin bütünü birlikte değerlendirildiğinde uyuşmazlığın gerçek mahiyetinin; müzik eserleri, bu eserlere ilişkin telif ve kullanım ilişkileri, icracı sanatçı faaliyeti, muvafakatname, prodüksiyon, kayıt, albüm ve eser yayımlama süreçleri ile eserlerin değerlendirilmesine ilişkin hukuki ilişkiden kaynaklandığıbu itibarla işbu davada, dosyanın görevli fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi’ne gönderilmek üzere mahkemenizin görevsizliğine karar verilmesini, alacak belirli olduğundan, davanın belirsiz alacak davası olarak açılması hukuka aykırıdır:iki yıllık zamanaşımına süresine tabi olduğunu, dolayısıyla davacı, sebepsiz zenginleşme iddiasını ileri sürebilecek durumda olmasına rağmen yasal süre içerisinde dava açmadığını, dava konusu banka havalelerinin çoğunda hiçbir açıklama yazmadığını, davacı tarafın iddiaları soyut, abartılı ve ispattan yoksun olduğunu, taraflar arasında davacının bilgisi ve rızası dahilinde yürütülen profesyonel bir çalışma süreci bulunmadığını, projelerin beklenen sonucu vermemesi, tek başına tazminat sorumluluğu doğurmaz:haksız fiil şartları oluşmadığını, sebepsiz zenginleşme koşulları da oluşmadığını, manevi tazminat şartları oluşmadığını, öncelikle Mahkemenizin görevsizliğine, uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkemenin İstanbul Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olması sebebiyle dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesine, dava miktarı belli olduğundan belirsiz alacak davasının reddine, maddi ve manevi talepler zamanaşımına uğramış olduğundan reddine, davacı tarafın maddi ve manevi tazminat taleplerinin tümüyle reddine karar verilmesini savunmuştur.Dava, eser sözleşmesinden (müzik direktörlüğü, aranjman ve teknik prodüksiyon ) kaynaklanan eksik ifa sebebi ile yersiz ödenen bedelin iadesine ilişkindir.5846 sayılı FSEK Madde 8
: ''Bir eserin sahibi, onu meydana getirendir. Bir işlenmenin ve derlemenin sahibi, asıl eser sahibinin hakları mahfuz kalmak şartıyla onu işleyendir.Sinema eserlerinde; yönetmen, özgün müzik bestecisi, senaryo yazarı ve diyalog yazarı, eserin birlikte sahibidirler. Canlandırma tekniğiyle yapılmış sinema eserlerinde, animatör de eserin birlikte sahipleri arasındadır.'' Şeklinde,5846 sayılı FSEK Madde 9
:'' Birden fazla kimselerin birlikte vücuda getirdikleri eserin kısımlara ayrılması mümkünse, bunlardan her biri vücuda getirdiği kısmın sahibi sayılır.Aksi kararlaştırılmış olmadıkça, eseri birlikte vücuda getirenlerden her biri bütün eserin değiştirilmesi veya yayımlanması için diğerlerinin iştirakini istiyebilir. Diğer taraf muhik bir sebep olmaksızın iştirak etmezse, mahkemece müsaade verilebilir. Aynı hüküm mali hakların kullanılmasında da uygulanır.'' şeklinde,5846 sayılı FSEK Madde 53 - "Mali bir hakkı başkasına devreden veya kullanma ruhsatını veren kimse, iktisap edene karşı hakkın mevcudiyetini Borçlar Kanununun 169 ve 171 inci maddeleri hükmünce zamindir.FSEK 76/1. maddesinde "Bu Kanunun düzenlediği hukuki ilişkilerden doğan dava ve işlerile bu Kanundan kaynaklanan ceza davalarında görevli mahkeme, Sınai Mülkiyet Kanununun 156 ncı maddesinin birinci fıkrasında belirtilen mahkemelerdir." düzenlemesi yer almaktadır.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde, davacı ve davalı arasında müzik projesi kapsamında teknik ve sanatsal hizmetleri içeren üç şarkının aranjman, prodüksiyon ve müzik direktörlüğü konusunda anlaşma yapıldığı davacı tarafından ödemeler yapılmasına rağmen davalının şarkılarının ve sorumluluklarının tamamına ilişkin edimlerini yerine getirmediğinden bahisle yapılan fazla ödemenin iadesi talep edilmiş olup tarafların dava cevap dilekçelerinden aralarındaki sözleşme kapsamında davaya konu müzik eserlerine ilişkin olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini yerine getirip getirmediğinin değerlendirilmesinin, ihtisas mahkemesi sıfatıyla Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinde tartışılması gerektiği anlaşılmış olup HMK 114.maddesinde; mahkemenin görevli olması hususunun dava şartı olarak belirtildiği, HMK 115. maddesinde de, dava şartlarının, yargılamanın her aşamasında mahkemece resen gözetileceği açıklanmakla yargılamanın her aşamasında görevsizlik kararı verilebilir. HMK 2. madde ve TTK. 4. ve 5. maddesi gereğince davaya bakma görevi Mahkememize ait olmayıp davacı tarafça açılan davanın İstanbul Nöbetçi Fikri Sınai Haklar Mahkemesinde görülmesi gerektiğinden, mahkememizin görevsizliğine ilişkin aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİ nedeniyle HMK.nın 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince usulden REDDİNE, karar kesinleştiğinde ve kesinleşme tarihinden itibaren 2 hafta içerisinde talep edilmesi halinde dosyanın görevli İSTANBUL NÖBETÇİ FİKRİ SINAİ HAKLAR MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,2-Kararın kesinleşmesinden itibaren 2 hafta içerisinde dava dosyasının görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmediği taktirde, talep halinde HMK nun 20.maddesi gereğince davanın açılmamış sayılmasına ve aynı yasanan 331/2.maddesi gereğince yargılama giderleri hakkında karar verilmesine,3-Harç, yargılama giderleri, vekalet ücreti ve gider avansı hususunun görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dair, HMK'nın 345. maddesi gereğince gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkca okunup usulen anlatıldı. █████/2026Katip ...Hakim ...