Anahtar kelimeler: Ortasında Payından Ailesi Asılsız Devirlerini Ailesinden Yalan Yılının İstemesi Yazildiği

ESAS NO
: 2026/KARAR NO
: 2026/BAŞKAN
: ... ...ÜYE
: ... ...ÜYE
: ... ...KATİP
: ... ...DAVACI
:VEKİLİ
: Av.DAVALI
:VEKİLİ
: Av.DAVA
: Sözleşmenin İptaliDAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Sözleşmenin İptali davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı Vekili Dava Dilekçesinde özetle ; İş bu davaya konu davacının ortağı olduğu ... şirketlerinden yani davalılardan ve ortaklarından yani davacının ailesinden 2022 yılının ortasında kar payından kaynaklı alacakları ile taşınmazların tarafına devirlerini istemesi sebebiyle ortakları ile ailesi (davalı şirket yetkilileri) arasında alacak verecekten kaynaklı olarak husumet oluştuğunu ve tarafının tüm ... şirketlerinden kötü niyetli olarak uzaklaştırıldığını yalan ve asılsız beyanlar ile de uzaklaştırma ve tedbir kararı da aldırdığını. Davacının alacakları ile davacıya ait araçlara ve taşınmazlarına davalı şirket yetkililerince ve aynı zamanda ailesi olan davalı şirket yetkililerince el konulduğunu ve tarafını da kötü niyetli olarak yalan ve asılsız beyanlarla uzaklaştırma tedbiri alıp dışladıklarını. Tarafının, ... Halı Saha Teknoloji İletişim İnşaat Hayvancılık Otomotiv Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin (... V.No) tek sahibi ve yetkilisi olduğunu. Araçların davalıya devredildiği şirketin olduğunu. Tarafının, ... ait ... şirketlerinin ortağı iken yaşadığı zorlu süreçte, davalı ...'nun hileli ve aldatıcı beyanları neticesinde, araçların geçici olarak emaneten devir edilmesine ve sair hukuki işlemlerin yapılmasına sebebiyet verdiğini. Davalının kendi tarafının zor durumundan faydalanarak ve güven ilişkisini istismar ederek, araçları ve gayrimülkü uhdesinde tuttuğunu ve tarafını mağdur ettiğini. Kendisi ile davalı ... arasında uzun yıllara dayanan bir güven ilişkisi bulunduğunu. Kendisinin icra takipleri ve borçlarının baskısı altında olduğu dönemde, davalı ... Mutlunun, kendisine yardım etme ve yol gösterme bahanesiyle yaklaştığını. Bu süreçte davalı ... Mutlunun,kendisine senetlerin vade tarihlerinin yaklaştığı, ailesinin ödeme yapmayacağı ve araçları kurtarmam gerektiği, araçların davalı ...'ya devredilerek "kaçırılması",kendisine ait şirketten fatura kesilmesi ve bankadan "girdi çıktı" yapılarak gerçek bir işlem görüntüsü verilmesi halinde alacaklılar tarafından hukuki işlem yapılamayacağı ve araçların korunacağı, aile arasındaki problemler çözüldüğünde devredilen araçların kendisine kesinlikle iade edileceği şeklinde aldatmacı (hileli) beyanlarda bulunduğunu. Davalı ... Mutlunun, kendisinin o dönemde içinde bulunduğu hassas durumu bildiğini ve araçları sadece geçici bir süre emaneten devir edeceğini, icra takipleri ve borçları hafiflediğinde veya talep edildiğinde hiçbir koşul öne sürmeksizin derhal iade edeceğini sözlü olarak kesin bir şekilde taahhüt ettiğini. kendisinin davalı ile arasındaki güven ilişkisine inanarak ve davalının bu kesin taahhütlerine güvenerek ve o anki çaresizliği nedeniyle bu aldatıcı beyanlara inandığını ve araçların devrini gerçekleştirdiğini. Ancak davalı ... Mutlunun, kendisinin zor durumda olmasını ve ailevi sorunlarını fırsat bilerek, araçları geri vermeyeceğini ve haksız menfaat elde edeceğini baştan beri planladığını ve bu niyetini hileli davranışlarla gizlediğini. ... Halı Saha Ltd Şti üzerinden davalı ...'ya araçların devirlerin yapılacağını, sonrasında şirketin noter satış tutarları üzerinden davalıya fatura keseceğini, davalı ... Mutlunun da şirketin banka hesabına girdi çıktı yaparak faturanın kapamasını yapacağını, davalı ...'nun bu güven ilişkisini kötüye kullanarak ve kendisini ileride araçları iade edeceğine dair sözleriyle aldatarak araçların devrini sağladığını bu nedenle sözleşmenin iptali ile sözleşmeye konu araçların ve taşınmazların kendi adına tesciline, davalının üçüncü kişilere taşınmazı satmasının ve müvekkillerini zarara uğratmasını önlemek için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP
:Davalı Vekili Cevap Dilekçesinde özetle ; Davacının emanet sözleşmesi adı altında mahkemeye sunmuş olduğu sözleşme sahte bir belge olup sözleşme altındaki imznın davalıya ait olmadığını, davacı, bu şekilde sahte imzalarla düzenlediği bono-sözleşme gibi belgelerle şirketin zamanında ticari ilişkiye girdiği onlarca kişiyi yargı yoluyla mağdur etmekte olup açtığı davalarda aldığı ihtiyati haciz-tedbir kararları sonrasında davalıları tehtid edip, pazarlık yaparak haksız kazanç elde etmeyi meslek haline getirdiğini, kendisi dava dilekçesinde tarafı olduğu onlarca davadan bahsetmekte olup yine dilekçede anılan ve red ile sonuçlanan ... 7.asliye hukuk mahkemesinin 2023/ esas -2024/ karar sayılı dosyası bu durumun en somut ispatlarından biri olduğunu, ivedi olarak müvekkilin imza örneklerinin alınarak grafolojik inceleme yapılmasını ve gelecek sonuca göre öncelikle dosya kapsamında verilen tedbir kararlarının kaldırılmasını ve davanın reddini talep ettiklerine, dava aldatma-hile nedenine dayalı olarak açılmış olup işbu konuda Borçlar Kanununda belirtilen 1 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği sabittir.Dolayısıyla esasa girmeden davanın zamanaşımı yönünden reddini talep ettiklerini, ayrıca müvekkil tacir olduğu gibi ilgili araçları satan ... inşaa hayvancılık otomotiv sav.ve ticaret ltd.şti.de tacir olup ticari iş kapsamında yapılan araç alım satımı sebebiyle açılan davanın ticaret mahkemelerinde ikame edilmesi gerektiği açık olduğunu, davanın görev yönünden reddi ile dosyanın yetkili ve görevli ... Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, yine dava dilekçesine bakıldığında davacının ... olarak gösterildiği ve dava konusu araç ve taşınmazın bu kişi adına tescilinin talep edildiği görülmektedir. dava konusu aracın davacının yetkilisi olduğu şirkete ait olduğu sabit olup, şirket yetkilisi olan davacının bizzat kendi namına tescil talebinin hukuka aykırı olduğu sabit olduğunu, .zira şirket adına talepte bulunulmuş olsa dahi dava açılmadan önce bu yönde şirket adına dava açılmasına yönelik bir genel kurul kararı alınmadığı da sabittir.belirttiğimiz sebeplerle dava konusu araç yönünden aktif taraf ehliyeti bulunmayan davacının işbu davasının reddi gerekmektedir. Davacı ... tarafından sayın mahkemenize sunulan emanet sözleşmesi ... 7.Asliye Hukuk Mahkemesinde yapılan yargılamada dosyaya sunulmadığı gibi bu süreçte söz konusu sözleşmeden hiç bahsedilmemesi son derece manidar olduğunu, yapılan yargılama ile taraflar arasında gerçek bir borç-alacak ilişkisi olmadığı, davacının ticari defterlerini sunmadığı gibi hiçbir savunma yapmadığı ve en önemlisi araçların rayiç bedelleriyle satış bedelleri arasında fark olmadığı görülmüş ve dava red ile sonuçlandığını, davacının sunduğu sözleşmedeki imzanın müvekkile ait olmadığı görülecek olup ... 7.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2023/ Esas sayılı dosyasında mevcut ve yazılı delil mahiyetindeki dava konusu aracın noter satış senedi ile müvekkilin araç maliki şirkete yaptığı ödemelere ilişkin banka dökontlarına karşın davacının kendi imzasının dahi bulunmadığı adi bir belgeye, tanık ve hukuki belge değeri olmayan hususlara dayanması talebin haksız ve hukuka aykırı olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, ayrıca dava dilekçesinde açıklanan beyanlar kapsamında davacının talebi '' hiç kimsenin kendi muvazaası sebebiyle menfaat elde edemeyeceği '' yönündeki temel hukuk ilkesinde de aykırı olup asıl amacın ihtiyati tedbir müessesesini kötüye kullanarak müvekkili ticari anlamda zora sokmak olduğu sabit olduğunu, ara karar tesis edilerek müvekkilinin ivedi olarak imza örneklerinin alınmasına ve dosyanın bilirkişiye sevki ile sözleşme altındaki imzanın müvekkilin eli mahsulü olup-olmadığının tespitine, hukuka aykırı davanın reddine, dava masrafları ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesin talep etmiştir.Dosya mahkememize ... 20. Asliye Hukuk Mahkemesinin █████/2026 tarih 2025/ esas 2026/ karar sayılı görevsizlik kararı ile gönderilmiştir. Mahkeme gerekçesinde her iki tarafın tacir olduğu ve uyuşmazlığın her tarafın ticari işletmesiyle ilgili olduğundan bahisle davanın mutlak ticari dava niteliğinde olduğu belirtilmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
:Dava, TBK m.36 kapsamında hile hukuksal nedenine dayalı sözleşmenin iptali, tescil ve tazminat istemine ilişkindir. Ticari davaların hangi davalar olduğu TTK m.4'te tanımlanmış ve belirlenmiştir. Bu maddeye göre ticari davalar; mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç gruba ayrılır.Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK.nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır.Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. TTK.nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. Ticari iş karinesinin düzenlendiği TTK’nın 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmez. TTK, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez.Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür.Bu açıklamalarla birlikte tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, eldeki davanın; davacı tarafından davalıya muvazaalı ve emaneten devredildiği ileri sürülen araç ve taşınmazlara ilişkin devir işlemlerinin, hile (aldatma), muvazaa ve güven ilişkisinin kötüye kullanılması hukuksal nedenlerine dayanılarak iptali ile davacı adına tescili, ayrıca sebepsiz zenginleşme ve tazminat istemlerine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle dava, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu kapsamında mutlak ticari dava niteliğinde değildir. Bu nedenle davanın ticari dava olarak kabul edilebilmesi ve ticaret mahkemesinin görevli sayılabilmesi için tarafların tacir olması ve uyuşmazlığın tarafların ticari işletmeleriyle ilgili bulunması gerekmektedir.Davalının bilanço usulüne göre defter tuttuğu ve bu nedenle tacir olduğu hususu ihtilafsızdır. Davacı ...'ın ise, ... kaydının bulunmadığı; ayrıca ... Defterdarlığı'nın █████/2026 tarihli yazında, davacının ticari kazanç yönünden mükellef kaydının bulunmadığı bildirildiği anlaşılmıştır. Bu durumda davacının, 6102 sayılı TTK anlamında tacir sıfatını haiz olmadığı sonucuna varılmıştır. Bununla birlikte, her ne kadar davacı ... Halı Saha Ltd. Şti.’nin ortağı ise de, salt bu husus onun tacir sayılmasını gerektirmez. Başka bir ifadeyle, şirket ortağı olmak tek başına tacir sıfatı kazandırmaz. Bu itibarla eldeki davanın nispi ticari dava niteliği de taşımadığı anlaşıldığından, uyuşmazlığın Asliye Hukuk Mahkemesinde görülüp karara bağlanması gerekmektedir.Mahkememiz dava konusu uyuşmazlık bakımından görevsiz olup, görev kamu düzeni ile ilgili dava şartı olduğundan, iddia ve savunma olarak ileri sürülmese bile, yargılamanın her aşamasında mahkemece re'sen göz önünde bulundurulması gerektiğinden görevli mahkeme ... 20. Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu anlaşılmakla, davanın görev yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiştir. Bununla birlikte, kararın istinaf yoluna başvurulmadan kesinleşmesi halinde mahkememiz ile ... 20. Asliye Hukuk Mahkemesi arasında olumsuz görev uyuşmazlığı çıktığından yargı yerinin belirlenmesi ve merci tayini için dosyanın ... Bölge Adliye Mahkemesi 4./18. Hukuk Dairesine gönderilmesine karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.KARAR
: Yukarıda açıklanan nedenlerle ;1-6100 sayılı HMK'nın 114/1-c ve 115/2 maddesi gereğince dava şartı noksanlığından davanın USULDEN REDDİNE, Mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,2-Görevli mahkemenin ... 20. ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ olduğunun TESPİTİNE,3-Kararın, ... başvurulmadan kesinleşmesi halinde olumsuz görev uyuşmazlığının giderilmesi için, HMK.nun 20. Maddesi gereğince dava dosyasının mercii tayini konusunda karar verilmesi bakımından resen ... BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4./18. HUKUK DAİRESİNE gönderilmesine,4-Yargılama giderleri, harç, vekalet ücreti ve sair hususlarının görevli mahkemece değerlendirilmesine,Dair, tarafların yokluğunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 345. maddesi uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde mahkememize sunulacak yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye verilecek bir dilekçe ile ... Bölge Adliye Mahkemesinde ... olmak üzere dosya üzerinde karar verildi. █████/2026Katip ...✍E-ImzalıdırHakim ...✍E-Imzalıdır