Anahtar kelimeler: Şubesi Kredinin Hayat Yazim Bankanın Layihalar İzmir Dinlenip İstenmiş İşbu

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ███████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: 12.10.2023
NUMARASI
: ████████ E. - ████████ K.
DAVANIN KONUSU
: Sigorta (Hayat Sigortası Kaynaklı)
KARAR TARİHİ
: 13.05.2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: 13.05.2026
İzmir 7
:Asliye Ticaret Mahkemesinin 12.10.2023 tarih ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili, davacı bankanın ... şubesi tarafından 16.04.2019 tarihinde ...'ya kredi kullandırıldığını, işbu kredinin ... A.Ş. (Daha sonra .... A.Ş ye devrolmuştur) tarafından sigorta ettirildiğini, borçlu tarafından kredinin 19.07.2019 ve 19.08.2019 tarihli taksitlerinin ödenmediğini, yapılan araştırmada ...'nın 22.05.2019 tarihinde vefat ettiğinin anlaşıldığını, mirasçıların müvekkili bankaya herhangi bir ödemede bulunmadığını, sigorta şirketinin de işbu kredi borcundan sorumlu olması nedeniyle davacı banka tarafından 17.09.2019 tarihinde sigorta şirketine başvuru yapıldığını, fakat sigorta şirketinin 04.10.2019 tarihinde ''Tazminat değerlendirme işlemlerinin sonucunda sigortalımız müteveffa ...'nın 24827927 numaralı poliçesinin başlangıç tarihi 16.04.2019 tarihinden önce Siroz hastalığının mevcut olduğu tespit edilmiştir" şeklinde cevap verdiğini, sigorta şirketinden olumsuz cevap alan müvekkilinin ihtarname yoluyla da murisin mirasçılarından alacağını tahsil edemediğini, bu nedenle borçlular(mirasçılar) aleyhine █████/2019 tarihinde Karşıyaka 1. İcra Müdürlüğünün ██████████ E. Dosyası ile icra takibi başlatıldığını, işbu takibe ..... ve .... tarafından süresinde itiraz edildiğini belirterek müvekkili bankanın .... şubesinin muris ...'ya kullandırdığı 24827927 numaralı poliçe kapsamındaki tüketici kredisindeki 52.536,54 borcun yasal ferileri ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili amacıyla fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; 24827927 numaralı poliçe kapsamında 01.12.2021 tarihi itibariyle toplam 82.108,28 TL olan borcun ödeme tarihine kadar olan % 24,02 gecikme faizi, %5 BSMV ve tüm ferileri ile birlikte davalı sigorta şirketinden tahsili ile müvekkili bankaya ödenmesine karar verilmesi talep etmiştir.
CEVAP
: Davalı vekili, muris ...... AŞ' den kullanmış olduğu dava konusu kredi sonrasında sigorta kapsamına dahil edilmiş olup sigortalının vefat tarihi itibariyle şirketleri nezdinde 24827927 numaralı sigorta poliçesi bulunduğunu, sigortalının, sigorta öncesinden gelen siroz hastalığını şirketlerine bildirmeyerek beyan yükümlülüğüne aykırı davrandığını, şirketlerinin tazminat ödeme borcunun bulunmadığını, şirketlerinin sorumluluğunun poliçe teminatı ile sınırlı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, dava dışı ... ile ..... A.Ş arasında █████/2019 başlangıç tarihli kredi kullanımı esnasında dava konusu kredili hayat sigortasının akdedildiği, poliçe düzenlenmesinden sonra ...'nın █████/2019 tarihinde vefat ettiği, söz konusu sözleşmede dava dışı ... tarafından sağlık durumuna ilişkin hastalık bildiriminde bulunulmamış olmakla birlikte, ölüm belgesi incelendiğinde sözleşme öncesine dair ...'nın vefat etmeden 5 yıl önce siroz hastalığı, 4 yıl önce de karaciğer kanserine yakalandığı; ölüm sebebinin de söz konusu hastalıklarına bağlı iç kanama olduğu, dolayısıyla somut olayda sigorta ettirenin kusurunun kast derecesinde olduğu ve beyan yükümlülüğünün ihlali ile gerçekleşen riziko arasında bağlantı olduğu açık olduğundan davalı sigortacının tazminat veya bedel ödeme borcunun ortadan kalktığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, müvekkili bankanın .... Şubesi tarafından ...'ya kredi kullandırıldığını, işbu kredinin ... A.Ş. (Daha sonra ... A.Ş ye devrolduğunu) tarafından sigorta ettirildiğini, borcun vadesinde ödenmemesi nedeniyle yapılan araştırmada ...'nın 22.05.2019 tarihinde vefat ettiğinin tespit edildiğini, sigorta şirketinin hayat sigortası kapsamında işbu kredi borcundan sorumlu olması sebebiyle müvekkili banka tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığını, sigorta şirketinin 19.09.2019 tarihinde yapılan başvuru sonucunda murisin beyan yükümlülüğünün ihlal etmesi nedeniyle tazminat ödeme yükümlülüğünün ortadan kalktığı iddiası ile müvekkili bankaya ödeme yapmaktan kaçındığını, davalı tarafın savunması incelendiğinde, sigortalı ile sigorta şirketi arasındaki ilişkiden doğacak itiraz ve defiler bakımından müvekkili bankaya sorumluluk yükletilmesinin hukuka uygun olmadığını, bunun yanında müteveffa ...'nın sigorta şirketi ile sözleşme imzaladığı esnada hastalığını gizlemesinin müvekkili bankayı ilgilendiren bir konu olmayıp sözleşme tarafları olan sigorta şirketini ve müteveffayı (mirasçıları) ilgilendiren bir konu olduğunu, sigorta şirketinin, müvekkile karşı sorumluluğunu yerine getirdikten sonra müteveffanın yanlış bildiriminden dolayı uğradığı zarar için mirasçılara karşı dava açma hakkı bulunduğunu, söz konusu sözleşme borçlu müteveffa ile davalı .... A.Ş. arasında imzalanmış olup bu sözleşme kapsamında borçlunun bildirimde bulunma yükümlülüğünü yerine getirmemesinin banka nezdinde bir önemi bulunmadığını, davalı sigorta şirketinin, müteveffanın müvekkili bankadan kullanmış ve henüz ödenmemiş kredi borçlarından dolayı hayat sigortası kapsamında sorumluluğu bulunduğunu istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
:Dava, davalı kurum bünyesindeki sigorta şirketinin hayat sigortalısı olan müteveffanın vefatı nedeniyle tahsil edilemeyen kredi borcunun hayat sigortası kapsamında davalıdan tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, bireysel kredi muhatabı dava dışı ... tarafından davacı bankadan █████/2019 tarihinde 48 ay vadeli olarak 50.000,00 TL kredi kullanıldığı, söz konusu kredi sözleşmesinden kaynaklı borca davalı yanca hayat sigorta poliçesi düzenlendiği, █████/2019 tarihinde kredi muhatabının vefat ettiği, davacı tarafından mirasçılar aleyhine istemde bulunulmuş ise de İzmir 3. Tüketici Mahkemesinin ███████ esas ve ████████ karar sayılı kararı ile önce davalı yan nezdinde hukuki yolların tüketilmesi gerektiği belirtilmekle iş bu dava açılmakla mahkemece sigorta hesap uzmanı, nitelikli hesaplama uzmanı ve bankacı bilirkişiye dosya tevdi edilmekle Elektrik ve elektronik mühendisi bilirkişi ...., nitelikle hesaplama uzmanı ..... ve banka ve finans uzmanı bilirkişi .... tarafından sunulan █████/2022 tarihli rapor hükme elverişli bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.
Sigorta poliçesinin incelenmesinde; sigorta ettirenin davacı banka olduğu, dain-i mürtehin olarak ... A.Ş. ...Şubesinin gösterildiği, lehdar kısmında "borcu kadar .... basmane şubesi, kalanı kanuni varisler" ibaresinin yer aldığı ayrıca vefat teminatının ne şekilde ödeneceğinin belirtildiği görülmekle davacı sigorta sözleşmesine az önce belirtilen sıfatla taraf olduğu gibi taraflar arası ilişki göz önüne alındığında davacı banka ile muris arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde, bankanın davalı adına sigorta yaptırma hak ve yetkisine sahip olduğundan esasen davacı banka davalı sigorta şirketinin acentesi konumundadır.
6102 sayılı Kanun'un Sigorta Hukukuna ilişkin beşinci kitabında, 1420 nci maddede, genel nitelikte temel zamanaşımı süresi düzenlenmiş ve sigorta sözleşmelerinden doğan bütün istemler iki yıllık zamanaşımı süresine bağlanmıştır. Aynı maddenin ikinci fırkasında ise, diğer kanunlardaki hükümlerin saklı tutulduğu ifade edilmiştir. Yasanın 1420 nci maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresi sigorta akdine taraf olanlar için geçerlidir. Sigorta akdine taraf olmayıp, zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla, sorumluluk sigortasına dayalı olarak, sigorta şirketine karşı açılan davada ilgili madde hükmü değil temel ilişkideki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekecektir. (Yargıtay 11 HD'nin █████████ esas ve █████████ karar, 08.03.1979 tarih, ████████ esas ve █████████ karar, 01.02.2002 tarih, █████████ esas ve █████████ karar, 04.10.2023 tarih, █████████ esas ve █████████ karar, 05.06.2024 tarih, ████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamlarında da değinildiği üzere)
Davacı Banka tarafından sigortalının vefatından sonra, davalı sigorta şirketine vefat tazminatının ödenmesi talebiyle başvurulmasına karşılık davalı tarafça █████/2019 tarihli cevap ile sigortalının beyan yükümlülüğün ihlâl ettiği gerekçesiyle talebin reddedildiği bildirilmekle alacağın red cevap tarihi itibariyle muaccel hale geldiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda davacı bankadan kredi kullanan .....'in vefatı üzerine borcun ödenmesi amacıyla kredi borcunu hayat sigorta poliçesi ile teminat altına alan davalı yana yapılan başvurunun █████/2019 tarihinde ret edildiği, aksi belirtilmekle birlikte sigorta sözleşmesine göre dain-i mürtehin sıfatına sahip davacı banka tarafından sigortalının vefatı halinde istenebilecek olan, sigortalının kredi borcu değil, "vefat teminatı" olduğu, banka tarafından tahsil edilecek vefat teminatı tutarının sigortalının bankaya olan borcunun kapatılmasında kullanılacağı göz önüne alındığında iş bu talebin kredi sözleşmesinden kaynaklandığından bahsedilemeyeceği, buna göre somut olayda 10 yıllık zamanaşımı süresinin değil TTK'nın 1420. maddesindeki 2 ve 6 yıllık sürelerin uygulanması gerektiği anlaşılmakla muacceliyet tarihinden itibaren 2 yıllık süre █████/2021 tarihinde dolmakla birlikte dava █████/2021 tarihinde açılmış ise de 7226 sayılı Kanun, 6325 sayılı Kanun ve 7036 sayılı Kanun'un zamanaşımının durmasına ilişkin amir hükümleri gereğince Covid-19 salgın hastalığı nedeniyle 13.03.2020-15.06.2020 tarihleri arasında 95 gün boyunca süreler durduğu gibi iş bu davanın açılmasından evvel zorunlu arabuluculuk aşaması da tamamlandığından 6325 sayılı yasanın 18/A-16 maddesi kapsamındaki süre boyunca da süreler durduğundan iş bu davanın yasal süresi içinde açıldığında bir tereddüt yoktur.
Davacı banka yukarıda da belertildiği üzere sigorta sözleşmesine dain-i mürtehin sıfatına sahip olmakla davalı yana hayat sigortası kapsamında yaptığı başvuruda davalı sigorta şirketi sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği savunması ile vefat tazminatı ödemekten imtina edemez. Bu nedenle davacı banka lehtar olduğu sigorta poliçesindeki hakları talep ettiğinde, sigorta şirketinin ona karşı ileri sürebileceği bir def'i ve itiraz hakkı bulunmadığı dolayısıyla beyan yükümlülüğün ihlali yönündeki savunma kapsamında delil toplamaya gerek olmadığı gibi bu yönden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına da gerek yoktur. Bu nedenle davalı yanın illiyet bağının olup olmadığı yönünde inceleme yapılması gerektiği yönündeki itirazının incelenmemiş olması yerinde görülmüştür. (Yargıtay 13. HD'nin █████/2020 tarihli, ████████ E. ve █████████ K. sayılı ilamı)
Mahkemece bilirkişi incelemesine başvurulduğunda; raporun, olayın özelliklerine ve uyuşmazlığın çeşidine göre yapılması gerekli olan inceleme ve değerlendirmeleri içermesi, raporda hâkimin uyuşmazlığı çözmesi için gerekli olan tüm özel ve teknik bilgilere ve açıklamalara usulünce yer vermesi, tarafların iddia, savunma ve itirazlarını gerekçeleriyle ve olayın teknik özellikleriyle tartışması, bu tartışmanın da denetime elverişli olması gerekmektedir. Anılan bilirkişi raporunun teknik özellikleri taşımaması, denetime elverişli olmaması, mevcut bilirkişi raporları ile çelişki oluşturması ya da verilen bilgilere göre somut olayın özellikleri ve var olan teknik verilere göre kendi içinde çelişki oluşturur tarzda olması hâlinde söz konusu rapor hükme esas alınamayacaktır. Hâkim bu durumda, davayı aydınlatma yükümlülüğünün de bir gereği olarak, eksiklik veya belirsizliğin ya da çelişkilerin giderilmesi ve gerçeğin ortaya çıkarılması için bilirkişiden ek rapor almalı ya da yeni bir bilirkişi incelemesi yaptırmalıdır. Bu kapsamda mahkemece Elektrik ve elektronik mühendisi, nitelikle hesaplama uzmanı ve banka ve finans uzmanı bilirkişilerinden oluşan heyetten rapor alınmış ise de az yukarıda da belirtildiği üzere esasen sadece bankacı bilirkişiden rapor alınması yeterli ise de dosyaya sunulan raporda davacı alacağının yerindeliği yönünden bir inceleme yapılmadığı gibi davalı yanın teminat limiti kapsamında da bir değerlendirme yapılmamış olduğu bu nedenle denetime ve hükme elverişli rapor alındığı söylenemeyeceğinden ve bu kapsamda ileri sürülen itirazlar da karşılanmadan yapılan inceleme eksik bir inceleme olduğundan raporun hükme esas alınması kadar denetime elverişli olduğunun kabul edilmesi de hatalıdır. Eksik inceleme ile hüküm kurulamayacağı gibi hatalı değerlendirme ile sonuca varılamayacağından kararın usul ve yasaya aykırı olduğu yönündeki davacı istinaf isteminin yerinde olduğu kabul edilmiştir.
Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; taraflar arası uyuşmazlık konusu kredi bireysel ihtiyaç kredisi ise de davanın, halefiyet davası olmadığı, doğrudan lehtar (sözleşmenin alacaklısı banka) tarafından sigortacıya karşı açılan dava olduğu, konu ihtilafın her iki tarafın ticari faaliyeti ile ilgili olduğu ve tarafların tacir oldukları göz önüne alındığında taraflar arasındaki ilişki tüketici işlemi olmadığından uyuşmazlığın mahkemece görülüp sonuçlandırılması yerinde ise de ilk derece mahkemesince dosyanın önceki rapor sunan bankacı bilirkişiye tevdisi ile ve bilirkişiye yerinde inceleme yetkisi ve görevi de verilmek suretiyle davacı banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak davacı yanın alacağının mevcut olup olmadığı, var ise davalı yan yönünden yukarıda belirtilen muacceliyet tarihi itibariyle asıl alacak ve ferileri ile ulaştığı değerin tespit edilmesi (davalı yan teminat limiti gözetilerek) yönünde bilirkişi raporu alınması, gerek olur ise bu rapora yapılan itirazların karşılandığı şekilde açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli şekilde alınacak ek raporun dosyaya kazandırılması suretiyle bir karar verilmesi gerekirken, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı biçimde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Kabule göre ise taraf iddia ve savunmaları göz önüne alındığında yukarıda belirtilen şekilde bankacı bilirkişi incelemesi ile sonuca gidilmesi mümkün olmakla birlikte Dairemizce ilgi ve alakası kurulamayan biçimde elektik ve elektronik bilirkişiden görüş alınma sebebi de anlaşılamamış, bu yönün usul ekonomisine aykırı olduğu da değerlendirilmiştir.
Bu durumda, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması nedeniyle istinaf istemine konu karara yönelik denetim yapılması mümkün değildir. O halde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ESASA İLİŞKİN SEBEPLER İNCELENMEKSİZİN KABULÜNE,
2-İzmir 7. Asliye Ticaret mahkemesinin █████/2023 tarih, ████████ esas ve ████████ karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,
3-Dairemizin kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere dosyanın mahal mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,
5-İstinaf yoluna başvuran tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde kendisine iadesine,
6-Karar tebliği ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-6 maddesi gereğince kesin olmak üzere 13.05.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!