Anahtar kelimeler: Kurmayı Nda Davadavacı Tanıştıklarını Aydin Aydın İlçesinde Teklif Yazim Beraber

DOSYA NO
: ███████KARAR NO
: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ
: AYDIN ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ
: █████/2025NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU
:KARAR TARİHİ
: █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026Aydın Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2025 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:DAVA
:Davacı vekili, müvekkillerinin ....İlçesinde davalı Avukat ... ile tanıştıklarını, davalının müvekkillerine ...'nda beraber bir inşaat şirketi kurmayı teklif ettiğini, ancak kendisinin gizli ortak olup, eşi ...'nun hem ortak hem de resmi müdür olacağını, bu yolda █████/2006 yılında .... Şirketi'nin kurulduğunu, sermaye olarak 240.000,00-TL belirlendiğini müvekkillerinin İrlanda'dan şirket hesabına yatırmak üzere ... hesabına yüklü havaleler yaptıklarını, davalı ... şirketin faaliyetleri ile ilgili 30 villa yapılacağını söylediğini, şirket müdürü ...'nun hiçbir bilgi ve izin almadan tek taraflı olarak şirketi feshettiğini, Kuşadası 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E sayılı dosyasında şirketin ihyasına karar verildiğini, şirket müdürlerinin kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurları ile ihlal ettiklerini, güveni kötüye kullandıklarını, şirkete ve şirketin hesabına yatırılmak üzere gönderilen toplamda 200.000 Euro'dan sonuç olarak 122.895, Euro'nun şirket hesabında olması gerekirken bu paranın şirket hesabında bulunmadığını, davalıların bu zarardan müştereken sorumlu olduklarını belirterek, maddi zararın ve davalı ...'nun zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespiti ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı şimdilik 1.000,00 Euro zararın ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile beraber şirket müdürü ve ortağı ...'ndan alınarak dava dışı şirkete ödemelerine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davacı vekili 06.12.2023 tarihli ıslah dilekçesiyle, davacı şirket ortaklarının uğradıkları maddi zararın ve davalı ...'nun zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunun tespiti ile 200.000.000 Euro'nun fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden ve ödeme tarihinden işleyecek ticari faizi ile beraber şirket müdürü ve ortağı ...'dan ve davalılardan alınarak dava dışı şirkete ödenmesini talep etmiştir.CEVAP
:Davalılar vekilleri, davacıların İrlanda vatandaşı olduğunu, MÖHUK'un 48. maddesi uyarınca teminat göstermek zorunda olduklarını, davanın zamanaşımına uğradığını, davacılar ile davalı müvekkili davacıların yapılacak villaların memleketleri olan İrlanda'da satışını üstlenmeleri, davalı müvekkilinin ...nda yapılacak inşaatları takip etmesi esasına dayalı olarak █████/2006 tarihinde... ... Şirketi isimli şirketin kurulduğunu, Hollanda'daki ... . isimli şirkete ödenmek üzere 77.105,0-EURO'nun banka havalesi gönderildiğini, villaların satış ayağı olmayacağından ve taahhüt edilen inşaatlara çok fazla miktarda para gerektiğinden o aşamadan sonra fiilen hiçbir faaliyet yapılamadığını, gerekli tüm masrafların şirket hesabından ödendiğini, zaman aşımı def'inde bulunduğunu belirterek davanın reddini istemiştir.DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN ÖNCEKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davanın zamanaşımı sebebiyle reddine karar verilmiştir.DAİREMİZİN ████████ E - █████████ K SAYILI KALDIRMA KARARIYLA:"Somut olayda, davacıların talebinin, davalı ... yönünden vekalet ilişkisinden kaynaklanan alacak olarak değerlendirilmesi halinde, davalı vekilin hesap verme yükümlülüğünü dava tarihinden önce yerine getirdiğini ispat etmekle mükellef olduğundan zamanaşımının başlangıç tarihinin davanın açıldığı tarih olduğu kabul edilerek, bu durumda davanın BK.nun 392.maddesi (TBK. 508. maddesi) hükmü uyarınca davanın zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığının yukarıdaki açıklamar ışığında yeniden değerlendirilmesi gerekecektir. Diğer taraftan, davacılar ile davalıların ortak bir amacı gerçekleştirmek üzere dava dışı şirketi kurduğu, 2006 yılından itibaren şirketin faaliyete başladığı, söz konusu şirketin 2014 yılında resen terkin edildiği ve davacıların bunu sonradan öğrenip, şirketin ihyası konusunda dava açtıklarını belirttikleri, davacılar tarafından şirket için 2006 ve 2007 yıllarında para gönderildiği, şirketin 2014 yılına kadar faal olduğu, davacıların şirketin resen terkin edildiğini öğrenmeleriyle birlikte davalılar tarafından zarara uğratıldıklarını anladıkları ileri edildiğinden, davacılar yönünden zararın gerçekleşme anının; paranın veya ortaklık sermayesinin gönderildiği tarih mi, yoksa şirketin infisah tarih mi olduğu belirlenerek, davalılar için uygulanması gereken ceza zamanaşımı süresinin başlangıcının usulünce tespit edilmesinden sonra, davanın ceza zamanaşımı süresi içerisinde açılıp açılmadığının değerlendirilmesi gerekirken mahkemece salt paranın hesaba aktarım tarihlerinin zararın doğduğu tarih olarak dikkate alınmasında isabet bulunmamıştır.Kabule göre de; davacılar tarafından davalılar aleyhine Kuşadası 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/3 E. sayılı dosyasında 02.01.2018 tarihinde açıldığı ve görevsizlik üzerine arabuluculuk yoluna başvurmalarıyla zamanaşımı süresinin kesildiği, davanın açılması ve arabulucuk yoluna başvurdukları belirtildiğinden, mahkemece zamanaşımını kesen olguların somut olay açısından etraflıca değerlendirilmediği yerel mahkeme kararının bu yönüyle eksik inceleme ve araştırmaya davalı olduğu kanaatine varılarak, bu yönüyle yerinde görülen davacılar vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir."DAİREMİZİN KALDIRMA KARARINDAN SONRAKİ İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket eski temsilcisi ...'nun dava dışı şirket hesabına gönderilip, diğer davalı olan eşi ... hesabına aktarılan 85.000Euro'dan, davalı ... tarafından dava dışı şirket için yapılan masraflar düştükten sonra kalan parayı şirkete istemeyerek şirketi zarara uğrattığından, yine diğer davalı vekil ... hem dava dışı şirketin hemde davacıların vekili olarak hareket edip iş ve işlemlerini takip ettiğinden, şirket hesabından gelen paradan vekil olarak harcadıkları gider olan 11.407,56 Euro düştükten sonra kalan 73.592,44 Euro'nun şirkete iadesi gerektiği ve bu miktardan davalı ... ile birlikte müştereken ve mütesesilen sorumlu olacağı, yine davalı ...'nun şahsi hesabına davacılar tarafından doğrudan gönderilen 115.000 Euro paradan davacıların Bodrum ilçesindeki şahsi işleri için harcanan tutar olarak dava dilekçesinde açıkça kabul edilen 77.105 Euro düştükten sonra kalan 37.895,00 Euro'dan da davalı ...'nun vekil olarak tek başına sorumlu olacağı kanaatine varılmıştır.Karara karşı taraf vekillerince istinaf yoluna başvurulmuştur.İSTİNAF NEDENLERİ
:Davacılar vekili katılma yoluyla istinafında gerekçeli kararın 4 nolu maddesinde 73.592,44 Euro ve 37.895,00 Euro toplamının 111.487,44 Euro olmasına karşın mahkemece sehven 111.487,00 Euro yazıldığını, bunun 111.487,44 Euro olarak düzeltilmesi gerektiğini, diğer yandan kabul edilen vekalet ücreti miktarı olan 313.329,00-TL'nin davacılardan 1/2 oranında alınmasına karar verilmiş ise de, söz konusu 313.329,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara 1/2 oranında, verilmesi gerektiğini, söz konusu durumun hükmün icrasında da tereddüt yarattığını, yine gerekçeli kararın 6. maddesinde müvekkilleri lehine ikinci kez vekalet ücretine hükmedildiğini, bunun sebebini anlayamadıklarını, kararın bu haliyle icrasında tereddüt uyandırdığını belirtmiştir.Davalı taraf vekilleri vekili,davalı ... hesabına gelen toplam 115.000 Euro'nun sanki bu ödemeler dava dışı şirket sermayesi olarak ödenmiş bedeller gibi hatalı değerlendirme yapıldığını, aslında gönderilen havalelerin TBK'nun 102 ve 555 maddeleri gereğince borç ödeme olarak kabulünün gerektiğini, davalı hesabına havale edilen 30.000 ve 85.000 Euro ödemelerin dava dışı ....Şti ve bu şirketin sermayesi ile bir ilgisi bulunmadığını, davalı ...'nun banka hesabına gelen para transferlerine ilişkin dekontlarda bu havalelerin şirkete sermaye koymak ya da aktarma yönünde herhangi bir ibare, kayıt söz konusu olmadığını, bu para havalelerinin davacıların davalı ...'na olan borçlarının ödemesi amacıyla yapıldığını, davacıların davalı ...'na olan borçlarını İrlanda'da kurdukları ... isimli şirket hesaplarından ödendiğini, bahse konu iki ödemeyi davacıların yapmadığını, bu iki ödeme dekontunda ödemenin şirket sermayesi olarak ödendiğine dair bir açıklama bulunmadığını, havalenin bir ödeme vasıtası olup, var olan borcun ödendiğini gösterdiğini, bu karinenin aksini havaleyi gönderen davacıların ispat etmesi gerektiğini, davacıların bahse konu iki havalenin şirket sermayesi olduğunu ispat edemediği gibi, 30.000 Euro ve 85.000 Euro tutarındaki havaleleri gönderenlerin de davacılar olmadığını, zamanaşımı def'i sebebiyle davanın reddi gerektiğini, 5718 sayılı MÖHUK’un 48. maddesine göre, dava konusuna ve miktarına göre uygun yeterli teminatın yatırılmış olması dava şartı olmasına rağmen, gerek davanın ilk açıldığı aşamada ama özellikle ıslah aşamasında davacılardan yeterince teminat alınmadan yargılamaya devam edilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, vekalet ücretinin fahiş hesaplandığını belirtmiştir.GEREKÇE
:Dava, davalı ... açısından limited şirket yöneticinin sorumluluğuna dayalı alacak, davalı ... açısından ise vekalet görevinin kötüye kullanılmasından kaynaklı alacak istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.TTK'nun 553. Maddesi uyarınca müdürler, kanundan ve esas sözleşmeden veya iş görme koşullarını saptayan diğer hükümlerden doğan yükümlülükleri kusuruyla ihlal ettikleri takdirde şirkete, ortaklara ve şirket alacaklılarına karşı sorumludur.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda tarafların beyanlarından, davalılardan ...'nun davacıların ve dava dışı şirketin vekili olarak hareket ettiği, olay tarihinde yürürlükte olan 818 BK'nın 392. Maddesi uyarınca vekilin talimatlara uygun hareket etme, özen ve hesap verme borcu olduğundan, vekilin, talep üzerine yaptığı işin hesabını vermeye ve müvekkili nam ve hesabına edindiği şeyleri iade etme yükümlülüğü altında olup, vekilin aldıklarını geri verme borcunda zamanaşımının vekalet sözleşmesi sürdükçe işlemeyeceği, aldırılan bilirkişi raporu doğrultusunda davalı ...'nun şahsi hesabına davacılar tarafından gönderilen 115.000 Euro'dan davacıların şahsi işleri için harcanan tutar olarak dava dilekçesinde açıkça kabul ettikleri 77.105 Euro düştükten sonra kalan 37.895,00 Euro'dan davalı ...'nun vekil olarak tek başına sorumlu olacağı, davalı şirket eski temsilcisi ...'nun ise şirket temsilcisi olup, bu davalı yönünden de davanın zamanaşımı süresi içerisinde açıldığı, davacılar tarafından dava dışı şirket hesabına gönderilip, diğer davalı olan eşi ... hesabına aktarılan 85.000 Euro'dan dava dışı şirket için yapılan masraflar düşüldükten sonra kalan paranın şirkete iade edilmesini istemeyerek şirketi zarara uğrattığı, yine diğer davalı vekil ... hem dava dışı şirketin hem de davacıların vekili olarak hareket edip, iş ve işlemlerini takip ettiğinden, şirket hesabından gelen paradan şirket için harcanan 11.407,56 Euro düşüldükten sonra kalan 73.592,44 Euro'nun şirkete iadesi gerektiğinden bu miktardan davalıların müştereken ve mütesesilen sorumlu tutulmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, bu itibarla davalı taraf vekillerinin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, diğer taraftan yerel mahkemenin tavzih kararıyla davacılar lehine hükmedilen vekalet ücreti konusundaki tereddütün giderildiği anlaşıldığından davacılar vekilinin de istinaf itirazının yerinde olmadığı değerlendirilmiştir.Bu durumda, toplanan tüm delillere, dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları delilere göre, hükme esas alınan bilirkişi raporundaki tespit ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun olmasına, raporun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, mahkemece dairemizin kaldırma kararı doğrultusunda yargılama yapılmış olmasına, mahkemece uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, istinaf itirazlarının yerinde olmadığı değerlendirilerek, yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir.HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacılar yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 1.230,80 TL'nin mahsubu ile bakiye fazla alınan 498,80 TL harcın istek halinde davacılara iadesine,3-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 140.212,02 TL'den peşin alınan 59.581,10 TL'nin mahsubu ile bakiye 80.630,92 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,4-İstinaf başvurusu nedeniyle taraflarca yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.