Anahtar kelimeler: Mahsuba Usulünün Kaçması İnceleyen Çektirilmesine Süreç Samsun Sayı Rejimine Tutuklunun
Ceza Genel Kurulu         ████████ E.  ,  ████████ K.
    "İçtihat Metni"

    KARARI VEREN
    YARGITAY DAİRESİ
    : 8. Ceza Dairesi
    MAHKEMESİ
    :Asliye Ceza
    SAYISI
    : 597-1299
    I. HUKUKÎ SÜREÇ
    Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan sanığın, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 292/1, 62, 53/1, 58/6 ve 63. maddeleri uyarınca 10 ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna, cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine ve mahsuba ilişkin Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesince verilen 13.06.2016 tarihli ve 1197-694 sayılı hükmün, sanık tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 22.04.2021 tarih ve 18226-12139 sayı ile; "...Maddi ceza hukukuna ilişkin hükümler içeren basit yargılama usulünün 'hükme bağlanmış dosyalarda' uygulanmasını engelleyen 5271 sayılı CMK.nın geçici 5. maddesinin (d) bendindeki 'hükme bağlanmış' ibaresinin basit yargılama usulü yönünden Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi nedeniyle temyiz davasına konu dosyalarda lehe hükümler içeren 5271 sayılı CMK.nın 251/3. maddesinin uygulanması imkânının doğması ve bu konuda mahkemesince yeniden değerlendirme yapılması zorunluluğu" nedeninden bozulmasına karar verilmiştir.
    Bozmaya uyan Yerel Mahkemece 08.07.2021 tarih ve 597-1299 sayı ile; hükümlü veya tutuklunun kaçması suçundan sanığın 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun'un 105/A maddesinin sekizinci fıkrası delaletiyle TCK'nın 292/1, 62/1, 53/1 ve 58. maddeleri uyarınca 8 ay 10 gün hapis cezası ile cezalandırılmasına ve cezasının ikinci kez mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, bu hükmün de sanık müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 8. Ceza Dairesince 30.03.2022 tarih, 126-5305 sayı ve "Sanığın savunmasında kapalıya iadesine ilişkin tebligatı aldığına, ancak eşinin cezaevinde olması nedeniyle karara uymadığına ilişkin savunması ile muhatabın bilinen en son adresine çıkartılan tebligatın iade edilmesi ve adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresinin bu adresten farklı olması hâlinde; adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresine 'Mernis adresi' şerhi verilerek Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca doğrudan tebligat çıkartılmasının yeterli olduğuna, öncelikle bu adrese normal bir tebligat çıkartılmasının gerekmediğine dair Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurul Kararı 2019/2 Esas, 2020/3 Karar, 20.11.2020 tarihli kararına göre; denetimli serbestlik müdürlüğünce sanığın nüfus kayıt sistemindeki adresine Tebligat Kanunu'nun 21/1. maddesine göre normal tebligat çıkarılmadan doğrudan Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre tebligat çıkartılmasında usulsüzlük bulunmadığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak edilmemiştir." açıklaması ile onanmasına karar verilmiştir.
    II. İTİRAZ SEBEPLERİ
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 26.06.2022 tarih ve 69402 sayı ile;
    "1- Samsun İnfaz Hakimliğinin 09.09.2014 tarihli ve ████████ esas, ████████ sayılı kararında 'kararın tebliğinden itibaren 2 gün içerisinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olması gerektiğine' dair ihtar şerhinin bulunmamasına ve bu nedenle denetimli serbestlik dosyası içeriği itibarı ile de sanığın bilinen en son adresinin '19 Mayıs Mahallesi ... Cad No: 6-12 .../Samsun' adresi olmasından dolayı bu adrese Tebligat Kanunu'nun 10/1. maddesine göre Samsun İnfaz Hakimliğinin 09.09.2014 tarihli ve ████████ esas, ████████ sayılı kararının 'kararın tebliğinden itibaren 2 gün içerisinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olması gerektiğine' dair ihtar şerhini içeren normal tebligat çıkarılması gerekmesine karşın, sanığın bahse konu bilinen en son adresine tebligat çıkartılmadan doğrudan 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 10/2. maddesine göre mernis adresi olan '19 Mayıs Mahallesi ... Caddesi No: 23 İç Kapı No: 1 .../Samsun' adresine 'kararın tebliğinden itibaren 2 gün içerisinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olması gerektiğine' dair ihtar şerhi içermeyen tebligat çıkartıldığı ve 29.09.2014 tarihinde yapılan tebliğ işlemine istinaden sanığın tebliğ tarihinden itibaren iki gün içerisinde en yakın Cumhuriyet savcılığına teslim olmadığından bahisle hakkında kamu davası açıldığının anlaşılması karşısında, bu şekilde yapılan tebliğ işlemi usul ve yasa hükümlerine aykırı olup sanığın denetimli serbestlik tedbirini ihlali nedeniyle Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna iadesine ilişkin Samsun İnfaz Hakimliğinin 09.09.2014 tarih ve ████████ esas, ████████ karar sayılı kararının, tebliğ tarihinden itibaren iki gün içerisinde en yakın Cumhuriyet savcılığına teslim olması gerektiğine ilişkin şerhi içerir şekilde usulüne uygun olarak tebliğ edilmemesi nedeniyle 5237 sayılı TCK.nın 292/1. maddesinde düzenlenen suçun yasal unsurlarının oluşmayacağı gözetilmeden, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
    2- Bozma öncesi verilen ve sadece sanık tarafından temyiz edilen 13.06.2016 tarihli ilk hükümde, sanık hakkında 2. kez mükerrir hükümleri uygulanmadığı halde, bozmadan sonra kurulan son hükümde, kazanılmış hak gözetilmeden sanık hakkında 2. kez mükerrir hükümlerinin uygulanması suretiyle CMUK.nun 326/son madde ve fıkrasına aykırılık yapılması,
    Hukuka aykırılık oluşturmaktadır." görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.
    5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 06.12.2022 tarih ve 3185-18401 sayı ile; (1) numaralı itiraz konusu bakımından itirazın reddine, (2) numaralı itiraz konusu bakımından ise itirazın kabulüne, 30.03.2022 tarihli ve 126-5305 sayılı onama kararının kaldırılmasına ve Yerel Mahkeme hükmünün TCK'nın 58. maddesi yönünden düzeltilerek onanmasına karar verilmiştir.
    Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca 24.01.2023 tarih ve 69402 sayı ile; ilk itirazın (1) numaralı parafında yer alan görüş doğrultusunda Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 06.12.2022 tarihli ve 3185-18401 sayılı düzeltilerek onama kararına karşı itiraz yoluna başvurulmuştur.
    CMK'nın 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 8. Ceza Dairesince 11.04.2023 tarih ve 373-2156 sayı ile; itiraz nedeni yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.
    III. UYUŞMAZLIK KONUSU
    Özel Daire ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkindir.
    IV. OLAY VE OLGULAR
    Dosya arasına getirtilen ████████ NKL sayılı denetimli serbestlik dosyası ile birlikte yapılan incelemeye göre;
    Sanığın 18.06.2014 tarihli dilekçesi ile; yirmi ay hapis cezasından hükümlü olup Giresun Açık Ceza İnfaz Kurumunda bulunduğunu, koşullu salıverme tarihine bir yılın altında bir süre kalması nedeniyle cezasının koşullu salıverilme tarihine kadar olan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına karar verilmesini talep ettiği, söz konusu dilekçesinde ikamet adresini ise "19 Mayıs Mah. ... Cad. No. 6 Merkez/Samsun" olarak belirttiği,
    Giresun İnfaz Hâkimliğince 18.06.2014 tarih ve 593-595 sayı ile; sanığın talebinin kabulü ile, cezasının koşullu salıverilme tarihi olan 04.06.2015'e kadar kalan kısmının denetimli serbestlik tedbiri uygulanmak suretiyle infazına, sanığın başka suçtan tutuklu ya da hükümlü değilse tahliyesine karar verildiği,
    Giresun Açık Ceza İnfaz Kurumu tarafından düzenlenen 18.06.2014 tarihli adres tespit ve ihtar tutanağından; 18.06.2014 tarihinde saat 17.20'de anılan kurumdan çıkış yapan sanığın adresini "19 Mayıs Mah. ... Cad. No. 6/12 .../Samsun" olarak bildirdiği,
    Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce sanık hakkında düzenlenen denetim planına göre; sanığın 20.06.2014 tarihinde Samsun Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurduğu,
    Sanığın, denetim planı gereği 06.08.2014 tarihinde gerçekleştirilen HAYDE (Hayat İçin Değişim Programı) grup çalışmasının birinci oturumuna katılmaması üzerine ibraz ettiği 07.08.2014 tarihli mazeret dilekçesinde; adresinin "19 Mayıs Mah. ... Cad. No. 12 .../Samsun" olduğunu belirttiği, bu adresin sanığın bilinen en son adresi olduğu,
    Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce Samsun İnfaz Hâkimliğine hitaben düzenlenen 05.09.2014 tarihli ve ████████ NKL sayılı yazı ile; sanığın, HAYDE grup çalışmasının 13.08.2014 tarihinde yapılan ikinci oturumuna katılmayıp 25 ceza puanıyla uyarıldığı, yine HAYDE grup çalışmalarının üçüncü ve beşinci oturumlarını ihlal ettiği ve imza atma yükümlülüğüne 02.09.2014 tarihinde uymadığı açıklandıktan sonra sanığın kapalı ceza infaz kurumuna iade edilmesine karar verilmesinin talep edildiği,
    Samsun İnfaz Hâkimliğince 09.09.2014 tarih ve 421-436 sayı ile; denetimli serbestlik programına uymadığı ve belirlenen yükümlülüklere uymamakta ısrar ettiği gerekçesi ile sanık hakkında, Giresun İnfaz Hâkimliğince verilen 18.06.2014 tarihli ve 593-595 sayılı kararın kaldırılmasına, sanığın 5275 sayılı Kanun'un 105/A-6 (b) maddesi gereğince yükümlülüğünü ihlal ettiği en son tarih olan 02.09.2014 tarihinden itibaren kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine karar verildiği, bu kararda tebliğ tarihinden itibaren iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmadığı takdirde hakkında TCK'nın 2 92... . maddelerinde yazılı hükümlerin uygulanacağına dair herhangi bir ihtar bulunmadığı,
    Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı Denetimli Serbestlik Müdürlüğünce ████████ NKL sayı üzerinden sanık adına düzenlenen ve içinde sadece "Samsun İnfaz Hakimliğinin 09.09.2014 tarihli 421-436 sayılı kararı"nın bulunduğu şerhi düşülen tebligat mazbatasının "(Mernis Adresi) 19 Mayıs Mah. ... Cad. No: 23 İç Kapı No: 1 .../Samsun" adresine gönderildiği, söz konusu adresin kapalı olması nedeni ile de tebliğ işleminin 29.09.2014 tarihinde 7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 21/2. maddesine göre gerçekleştirildiği,
    UYAP sisteminden yapılan incelemede; sanığın eşi olan ...'ın 31.08.2014-14.11.2014 tarihleri arasında hükümlü olarak cezaevinde bulunduğu, sanığın 25.09.2000, 11.12.20 03... .08.2010 tarihli üç çocuğunun olduğu,
    Sanık hakkında Samsun Cumhuriyet Başsavcılığı İlamat ve İnfaz Bürosu tarafından 18.09.2014 tarihinde yirmi ay içtimalı hapis cezasına ilişkin olarak yakalama emri düzenlendiği, sanığın 18.04.2016 tarihinde yakalandığı, 19.04.2016 tarihinde ise Samsun (Kapatılan) E Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumuna hükümlü olarak alındığı,
    Anlaşılmaktadır.
    Sanık; eşinin olay tarihinde Samsun Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olduğunu, okula giden çocukları bulunduğu için dışarıda kalması gerektiğini, bu nedenle tebligatlara uyamadığını savunmuştur.
    V. GEREKÇE
    A. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin Açıklamalar
    Öncelikle ayrıntıları Ceza Genel Kurulunun 26.06.2024 tarihli ve 182-201 sayılı içtihadı ile diğer müstakar kararlarında açıklandığı üzere;
    Tebligat Kanunu'nun "Bilinen adreste tebligat" başlıklı 10/1 ile Tebligat Kanununun Uygulanmasına Dair Yönetmelik'in 16/1. madde ve fıkralarına göre tebligat öncelikle tebliğ yapılacak şahsın bilinen en son adresinde yapılır.
    Bilinen en son adres, adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adresi olabileceği gibi, başka bir adres de olabilir. Her iki durumda da muhatabın bilinen en son adresine öncelikle normal bir tebligat çıkarılması gerekir. Bilinen en son adresin tebligata elverişli olmadığının anlaşılması veya tebligat yapılamaması hâlinde ise Tebligat Kanunu'nun 10/2 ve anılan Yönetmelik'in 16/2. madde ve fıkraları uyarınca başka bir adres araştırmasına gerek olmadan muhatabın adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresi bilinen en son adresi olarak kabul edilir ve tebligat buraya yapılır.
    Tebligat Kanunu'nun "Usulüne aykırı tebliğin hükmü" başlıklı 32. maddesi şöyledir;
    "Tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılır.
    Muhatabın beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi addolunur.",
    Anılan Yönetmelik'in "Usulüne aykırı tebliğin hükmü" başlıklı 53. maddesi ise;
    "(1) Tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliği öğrenmiş ise geçerlidir. Aksi takdirde tebligat yapılmamış sayılır. Muhatap, her ne şekilde olursa olsun tebliğ evrakını veya davetiyeyi alırsa ya da bunların içeriğini öğrenirse tebliği öğrenmiş sayılır.
    (2) Muhatabın tebliği öğrendiğini beyan ettiği tarih, tebliğ tarihi olarak kabul edilir.
    (3) Tebliğin usulüne aykırı yapılmış olması halinde, muhatabın tebliği öğrendiğinin ve bunun tarihinin iddia ve ispatı mümkün değildir.". Buna göre, sanığın tebliği öğrendiğini beyan ettiği veya hâl ve hareketleri ile bunu ortaya koyduğu tarihte usulsüz tebliğ geçerli hâle gelecektir.
    TCK'nın "Hükümlü veya tutuklunun kaçması" başlıklı 292. maddesinin birinci fıkrası; "Tutukevinden, ceza infaz kurumundan veya gözetimi altında bulunduğu görevlilerin elinden kaçan tutuklu veya hükümlü hakkında altı aydan bir yıla kadar hapis cezasına hükmolunur.",
    "Etkin pişmanlık" başlıklı 293. maddesi ise "Tutuklu veya hükümlünün, kaçtıktan sonra etkin pişmanlık göstererek kendiliğinden teslim olması halinde, kaçtığı günden itibaren teslimin gerçekleştiği güne kadar geçen süre dikkate alınarak, verilecek cezanın altıda beşinden altıda birine kadarı indirilir. Ancak, kaçma süresinin altı ayı geçmesi halinde cezada indirim yapılmaz." şeklinde düzenlenmiştir.
    5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin altıncı fıkrası uygulama tarihi itibarıyla;
    "Hükümlünün;
    a) Ceza infaz kurumundan ayrıldıktan sonra, talebinde belirttiği denetimli serbestlik müdürlüğüne üç gün içinde müracaat etmemesi,
    b) Hakkında belirlenen yükümlülüklere, denetimli serbestlik müdürlüğünün hazırladığı denetim ve iyileştirme programına, denetimli serbestlik görevlilerinin bu kapsamdaki uyarı ve önerileriyle hakkında hazırlanan denetim planına uymamakta ısrar etmesi,
    c) Ceza infaz kurumuna geri dönmek istemesi,
    hâlinde, denetimli serbestlik müdürlüğünün talebi üzerine, koşullu salıverilme tarihine kadar olan cezasının infazı için kapalı ceza infaz kurumuna gönderilmesine, infaz hâkimi tarafından karar verilir...",
    Sekizinci fıkrası ise "...kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, 5237 sayılı Türk Ceza Kanununun 292 nci ve 293 üncü maddelerinde yazılı hükümler uygulanır." şeklindedir.
    Görüldüğü üzere, kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlü hakkında TCK'nın 292. maddesinde düzenlenen suçun ceza yaptırımı ile 293. maddesinde hüküm altına alınan etkin pişmanlık müessesi uygulanacaktır. Bu anlamda vazııkanun, 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin sekizinci fıkrasına göre kapalı ceza infaz kurumuna iadesine karar verilen hükümlüden iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmasını istemekte, bu yükümlülüğün yerine getirilmemesini de suç olarak düzenlemektedir.
    Ancak ceza hukukunun evrensel ve kadim ilkesi olan, İHAS'ın 7/1. maddesinde;"Hiç kimse, işlendiği zaman ulusal veya uluslararası hukuka göre suç oluşturmayan bir eylem veya ihmalden dolayı suçlu bulunamaz." TCK'nın 2/1. maddesinde ise, "Kanunun açıkça suç saymadığı bir fiil için kimseye ceza verilemez ve güvenlik tedbiri uygulanamaz." şeklinde düzenlenen kanunilik ilkesinin anlam ve kapsamı ile ilgili olarak İHAM ve AYM'nin şu tespitleri önemli ve yeterlidir:
    Sözleşme’nin 7. maddesinin koruması ceza kanununun sanığın aleyhine olacak şekilde geriye yürütülmesi yasağı ile sınırlı değildir (Del Río Prada/İspanya, § 78). Bunun ötesinde anılan madde -daha genel anlamda- ancak kanun ile bir suçun tanımlanabileceği ve bir cezanın öngörülebileceği ilkesini de içermektedir (Parmak ve Bakır/Türkiye, B. No: 22429/ 07... /07, 3/███████, § 58). Sözleşme'nin 7. maddesi özel olarak ise mevcut suçların kapsamını daha önceden suç olarak sayılmayan eylemlere teşmil edilmesini yasaklarken aynı zamanda ceza kanununun -örneğin kıyas yoluyla- sanığın aleyhine olacak şekilde geniş bir biçimde yorumlanmaması gerektiği ilkesini de içermektedir (Coëme ve diğerleri/Belçika, B. No: ████████, ... ve ████████, § 145; Başkaya ve Okçuoğlu/Türkiye [BD], B. No: 23536/ 94... /94, § 36).
    İHAM'a göre bütün bu değerlendirmelerden suçların ve ilgili cezaların kanun ile açıkça tanımlanması gerektiği ortaya çıkmaktadır. Bu gereklilik, bir kimsenin ilgili hükmün ifadesinden veya ihtiyaç duyması durumunda mahkemelerin bu hükmü yorumlamalarından hangi aktif davranışlarının ve ihmallerinin cezai sorumluluk gerektirdiğini anlayabildiği zaman karşılanmış sayılır (Parmak ve Bakır/Türkiye, § 58). Sözleşme anlamında kanun, yazılı hukukun yanı sıra içtihatları da içermekte; erişebilirliği ve öngörülebilirliği de kapsayan niteliksel gerekliliklere işaret etmektedir (Kasymakhunov ve Saybatalov/Rusya, B. No: 26261/ 05... /06, 14/3/2013, § 77).
    Sözleşme'nin 7. maddesi, cezai sorumluluk kurallarının suçun özü ile tutarlı olması ve makul olarak öngörülebilmesi şartıyla davadan davaya aşamalı olarak adli yorum yoluyla netleştirilmesini yasaklar şekilde anlaşılamaz (Parmak ve Bakır/Türkiye, § 59).
    İHAM, bir norm ne kadar açık şekilde düzenlenirse düzenlensin ceza hukuku da dâhil olmak üzere herhangi bir hukuk sisteminde kaçınılmaz olarak bir yargısal yorum unsuru olabileceğini kabul etmektedir. Çünkü daima şüpheli noktaların aydınlığa kavuşturulması ve değişen durumlara uyarlanması ihtiyacı olacaktır. Kesinlik çoğu zaman istenen bir durum olsa da bu, beraberinde aşırı katılık getirebilir. Kanunların değişen koşullara ayak uydurabilmesi gerekir. Buna göre birçok kanun, az ya da çok belirsizlik içerir; bunların yorumlanmaları ve tatbik edilmeleri bir uygulama sorunudur. Mahkemelerin görevi, tam da bu türden kalan yorumsal şüpheleri gidermektir (Kafkaris/Kıbrıs [BD], B. No. ████████, 12/2/2008, § 141).
    (Bkz.AYM 15/4/2021 t. █████████ sy.)
    Somut olay yönünden, 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin sekizinci fıkrasında, kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında, TCK'nın 2 92... . maddelerinde yazılı hükümlerinin uygulanacağı öngörülmüş ise de, oldukça karmaşık ve sürekli değişikliğe uğrayan infaz mevzuatı çerçevesinde, yükümlülüklerini yerine getirmeyen sanığın teslim mercii, şekli ve zamanı ile süresinde teslim olmamasının hukuki sonuçlarının ne olduğu hususlarında öngörülebilir ve anlaşılabilir bir durumla karşı karşıya olduğundan bahsetme imkânı bulunduğunu söylemek zordur. Binaenaleyh bu konularda gerekli ihtarat ve bilgilendirme yapılmayan sanığın, teslim olmak zorunluluğunu yerine getirmemek şeklinde tanımlanan ihmali davranışının açık bir haksızlık içerdiği ve bu cümleden olarak düzenlenen suçun kanuni tanımında yer alan unsurları bilerek ve isteyerek gerçekleştirdiğinden söz edilemez. Özel Daire içtihatları da bu yönde gelişmiştir (Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 09.11.2017 tarihli ve 15423-12531; 26.09.2024 tarihli ve 15897-7154; 08.05.2024 tarihli ve 14142-3976 sayılı kararları).
    B. Hukuki Değerlendirme
    Sanığın, kapalı ceza infaz kurumuna iade kararının tebliğine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet başsavcılığına teslim olmadığı gerekçesi ile 5275 sayılı Kanun'un 105/A maddesinin sekizinci fıkrası yollaması ile TCK'nın 292. maddesi uyarınca cezalandırılmasının talep edildiği anlaşılan olayda;
    Sanığın, denetimli serbestlik kararının infazı sırasında ibraz ettiği 07.08.2014 tarihli mazeret dilekçesinde belirttiği "19 Mayıs Mahallesi, ... Caddesi No: 12, .../Samsun" adresi, bilinen en son adresidir. Bu adrese usulüne uygun bir tebligat çıkarılmadan, doğrudan MERNİS kaydında yer alan "19 Mayıs Mahallesi, ... Caddesi No: ..., İç Kapı No: 1, .../Samsun" adresine, Tebligat Kanunu’nun 21/2. maddesi uyarınca yapılan tebligat, mevzuata aykırı olup usulsüzdür.
    Diğer taraftan, alınan savunmasında eşinin olay tarihinde Samsun Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda tutuklu olduğunu, okula giden çocukları bulunduğu için dışarıda kalması gerektiğini, bu nedenle tebligatlara uyamadığını ifade eden sanık her ne kadar karardan haberdar olduğu tarihi açık bir şekilde ifade etmese de UYAP sisteminden yapılan incelemede; eşinin 31.08.2014-14.11.2014 tarihleri arasında hükümlü olarak cezaevinde bulunduğunun anlaşılması karşısında sanığın söz konusu tebligattan son olarak 14.11.2014 tarihinde haberdar olduğu, bu nedenle de usulsüz tebliğin geçerli hâle geldiği değerlendirilmiştir.
    Ancak, gerek kapalıya iade kararında gerekse bu kararın tebliğine ilişkin düzenlenen mazbatada; sanığın, tebliğ tarihinden itibaren iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olması gerektiği ile süresinde teslim olmamasının hukuki sonuçlarını içeren herhangi bir ihtara yer verilmemesi nedeniyle sanığın kasıtlı hareket ettiğinden söz edilemeyecektir. Bu nedenle de sanığa isnat edilen hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığı kabul edilmelidir.
    Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.
    Çoğunluk görüşüne katılmayan yedi Ceza Genel Üyesi; itirazın reddine karar verilmesi gerektiği görüşü ile karşı oy kullanmışlardır.
    VI. KARAR
    Açıklanan nedenlerle;
    1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,
    2- Yargıtay 8. Ceza Dairesinin 06.12.2022 tarihli ve 3185-18401 sayılı düzeltilerek onama kararının KALDIRILMASINA,
    3- Samsun 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli ve 597-1299 sayılı hükmünün, sanığa isnat edilen hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun unsurları itibarıyla oluşmadığının gözetilmemesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,
    4- Dosyanın, mahalline gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİ EDİLMESİNE, 24.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy çokluğuyla karar verildi.

    Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
    Üye olmak için tıkla!