Anahtar kelimeler: Diyalog Eğitici Kurarak Mahsuba Psikolog Listelerinde İnceleyen Öğretmeni Statüsünde Süreç

YARGITAY DAİRESİ
: 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ağır CezaSAYISI
: 257-527I. HUKUKÎ SÜREÇNitelikli cinsel saldırı suçundan sanığın 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 102/2-3.a, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 18... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin ... 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.11.2017 tarihli ve 302-430 sayılı hükmün, katılan Bakanlık vekili, sanık ... müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince 08.01.2019 tarih ve 4674-33 sayı ile;"1-...Beyanı hükme esas alınan ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemesi Adalet Komisyonu Bilirkişi Listelerinde adı bulunmadığı anlaşılan bilirkişi psikolog ile mağdurenin beyanının alınması sırasında mağdureyle diyalog kurarak, mahkemeye yardımcı olan ve bu bağlamda bilirkişi statüsünde bulunan mağdurenin eğitici öğretmeni ...'e usulüne uygun bir biçimde yeminlerinin yaptırılmaması sureti ile 5271 sayılı CMK'nin 64/5-6 ve 289/1-i maddelerine aykırı davranılması,2)...Mağdurenin aşamalardaki ifadelerinde; sanığın üç defa kendisiyle normal yoldan cinsel ilişkiye girdiğini öne sürdüğü ve ancak cinsel ilişkiyi havi eylemlerin aynı gün aynı (kısa) zaman dilimi içerisinde mi yoksa aynı gün aralıklı olarak farklı zaman dilimleri içinde mi ya da farklı günlerde mi gerçekleştiği hususunda bir belirlemeye yer vermemesi ve sanığında üzerine yüklenen suçlamaları tamamıyla reddetmesi karşısında; mağdureye cinsel ilişki eylemlerinin aynı anda mı yoksa farklı zamanlarda mı işlendiği hususlarının sorulup, sonucuna göre sanık hakkında 5237 sayılı TCK'nin 43/1. maddesinde tanımlanan zincirleme suç hükümlerinin uygulanmasının gerekip gerekmediğinin tartışılıp değerlendirilmesi gerekirken eksik kovuşturmayla yazılı biçimde hüküm tesisi,3) Ereksiyon sertliğinin hiç olmadığını savunan sanık hakkında ... Üniversitesi Hastanesi Radyoloji Anabilim Dalı tarafından tanzim edilen raporda özetle: 'Tetkik 60 mg papaverin enjeksiyonu sonrasında gerçekleştirilmiştir. Tetkik sırasında grade 2 ereksiyon gerçekleşmiştir.' biçimindeki bilgilere yer verilmesi, sanık hakkında ... Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Cerrahi Tıp Bilimleri Bölümü Üroloji Anabilim Dalı Başkanlığınca tanzim edilen 06.05.2017 tarihli raporda ise özetle: 'Sanıkta orta derecede venöz yetmezlik bulgusu saptandı. Ayrıca hormonal değerlendirilmesinde normal saptandı. Bu bulgularla hastanın diyabetik olduğu da düşünülerek çok iyi bir ereksiyona sahip olamayacağı ancak orta dereceli (kısmi) bir ereksiyona sahip olduğu saptandı.' şeklindeki bilgilere yer verilmesi, mağdurenin kızlık zarında saat 6 kadranına uygun yırtık saptanması ve bu haliyle mağdurenin kızlık zarının erişkin bir erkeğin ereksiyon halindeki penisinin yırtılmaksızın duhulüne müsait olmadığının anlaşılması karşısında; suç tarihi itibariyle sanığın, ilaç kullanıp kullanmamasına göre ereksiyon sertliğine sahip olup olmadığı, orta dereceli (kısmi) bir ereksiyona sahip ise vajinal yoldan cinsel ilişkiye girmesinin olanaklı olup olmadığı hususunda İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınması,Ayrıca, adli görüşmeci psikolog tarafından düzenlenen 31.03.2017 tarihli raporda; mağdurenin verdiği ifadenin güvenilir olduğu hususuna yer verildiği, aynı şekilde 12.09.2017 tarihli duruşmada bilirkişi olarak dinlenen psikologun da mağdurenin verdiği ifadenin güvenilir olduğu mütalaasında bulunduğu ve ancak sanık müdafiinin talebi üzerine düzenlenen dosya arasında bulunan 11.09.2017 tarihli uzman heyet bilimsel mütalaasında; mağdurenin beyanlarına itibar edilemeyeceği hususlarına yer verildiği, mahkemenin istemi üzerine ... Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 09.10.2017 tarihli raporda da aynı şekilde mağdurenin beyanlarına itibar edilemeyeceği hususlarına yer verilmekle birlikte uzman heyet bilimsel mütalaası ile adli tıp heyet raporunu tanzim eden doktorlar arasında Prof. Dr. ...'ün bulunduğu da gözetilerek; mağdurenin suç tarihi itibarıyla akıl hastası olup olmadığı, akıl hastalığı var ise, bunun hekim olmayanlarca da anlaşılıp anlaşılamayacağı, mağdurenin beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda olup olmadığı, kendisine karşı işlenen eylemin ahlaki kötülüğünü idrak edip edemeyeceği bir başka ifadeyle fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneğinin gelişip gelişmediği, beyanlarına itibar edilip edilmeyeceği hususlarında İstanbul Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak, toplanan delillere göre sanığın hukuksal durumunun tartışılıp belirlenmesi gerekirken, eksik araştırmayla yazılı biçimde hüküm kurulması,4) ... Üniversitesi Rektörlüğü Tıp Fakültesi Dekanlığı Dahili Tıp Bilimleri Bölümü Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından tanzim edilen 09.10.2017 tarihli rapora göre; kendisinde orta düzeyde mental retardasyon saptanan mağdurenin fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamayacağının belirtilmesi karşısında; vasisinin şikâyet ve katılma hususunda beyanları tespit edildikten sonra, mağdurenin davaya katılması konusunda karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,5) Mağdurenin yasal temsilcisi olmayan annesinin davaya katılmasına karar verilerek, kendisini davada vekille temsil ettirdiği gerekçesiyle lehine vekalet ücretine hükmedilmesi,6) Sanığın, ceza muhakemesinde savunmasını yapan avukatın sıfatının gerekçeli karar başlığında; 5271 sayılı CMK'nin 2/1-c maddesine aykırı olarak 'müdafii' yerine 'vekil' olarak gösterilmesi,7) Suç tarihi belirlenmeden şikâyet tarihinin suç tarihi kabul edilerek gerekçeli karar başlığında bu tarihin suç tarihi olarak yazılması," isabetsizliklerinden 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 289/1 ve 280/1-d maddeleri uyarınca bozulmasına karar verilmiştir.Bozma üzerine yargılamaya devam eden ... 4. Ağır Ceza Mahkemesince 11.07.2019 tarih ve 37-461 sayı ile sanığın, TCK’nın 102/2-3.a, 43/1, 62, 53... . maddeleri uyarınca 18... ay hapis cezası ile cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba dair verilen hükmün, katılan Bakanlık vekili, sanık ... müdafii tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyanın gönderildiği Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesince 10.01.2020 tarih ve 2304-36 sayı ile istinaf istemlerinin esastan reddine; bu kararın da katılan Bakanlık vekili, sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, dosyayı inceleyen Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesince 08.04.2021 tarih ve 4131-2872 sayı ile "…Olayın intikal şekli ve zamanı, mağdurenin beyanlarına ancak ana hatlarıyla itibar edilebileceğine dair İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 15.04.2019 tarihli raporu, mağdurenin soyut ve yan delillerle desteklenmeyen beyanları, tanık ...'nin aşamalardaki çelişkili anlatımları, savunma ile tüm dosya kapsamı nazara alındığında, ilk derece mahkemesinin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmesi nedeniyle mahkumiyet kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, söz konusu hükme yönelik istinaf başvurusunun kabulü yerine esastan reddedilmesi" isabetsizliğinden bozulmasına karar verilmiştir.... 4. Ağır Ceza Mahkemesi ise 30.12.2021 tarih ve 257-527 sayı ile "...Kendisinde hafif-orta derecede zeka geriliği tespit edilen, mental rahatsızlığı bulunan mağdurenin olayları kurgulayarak defalarca benzer ifade verebilecek durumda olmadığı, mağdurenin beyanlarının alınan raporlarla da örtüştüğü, İstanbul Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 15.04.2019 tarihli raporunda mağdurenin beyanlarına ana hatlarıyla itibar edilebileceğinin belirtilmesinin mağdurenin beyanlarına itibar edilemeyeceği anlamına gelmediği; ana hatlarıyla itibar edilmesi hâlinde dahi sanık ile mağdure arasında cinsel ilişkinin gerçekleştiğinin tüm dosya kapsamı itibariyle kuşkuya yer vermeyecek şekilde açık olduğu, bozmada tanık ...'nin beyanlarının çelişkili olduğu belirtilmişse de; tanık ...'nin soruşturma aşamasında dinlendiği, ayrıca mahkememizde iki kez dinlendiği, dinlenmeleri arasında zaman geçmesi nedeniyle bazı şeyleri atlayabilmesinin, bir beyanının diğerinden eksik veya fazla olmasının mümkün olduğu, bu durumun beyanlarının çelişkili olduğu anlamına gelmeyeceği, tanığın beyanlarının genel itibariyle aynı olduğu ve birbiriyle örtüştüğü, yine tanığın iddia konusu olayların birebir tanığı olmayıp mağdurenin kendisine olan anlatımları nedeniyle iddia konusu olaya ilişkin bilgi sahibi olduğu ve bu sebeple bazı şeyleri unutmasının, eksik veya fazla anlatmasının olağan olduğu; ayrıca tanığın mağdurenin sanığın yanındaki hal ve hareketlerine ve yine aynı şekilde sanığın mağdurenin yanındaki hal ve hareketlerine ilişkin görgüye dayalı bilgisi bulunduğu alınan bütün beyanlarında da bu hususa değindiği ve buna ilişkin beyanlarının da birbiriyle örtüştüğü, bu itibarla tanığın çelişkili beyanlarının bulunduğundan söz edilemeyeceği, yine sanığın 'cinsel iktidara sahip olmadığına ilişkin' savunmalarının alınan raporlarla örtüşmediği hususu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; mahkememizin kabulünde yer alan sübuta ilişkin delillerin dosya içeriğiyle çelişmediği" gerekçesiyle bozmaya direnerek önceki hüküm gibi sanığın mahkûmiyetine karar vermiştir.Bu hükmün de katılan Bakanlık vekili, sanık ... müdafii tarafından temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 14.04.2022 tarihli ve 49726 sayılı onama istekli tebliğnamesiyle dosya, CMK'nın 307. maddesi uyarınca Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmiş, aynı madde uyarınca inceleme yapan Özel Dairece 20.09.2022 tarih ve 6527-7968 sayı ile direnme kararının yerinde görülmemesi üzerine Yargıtay Birinci Başkanlığına gelen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.II. UYUŞMAZLIK KONUSUÖzel Daire ile İlk Derece Mahkemesi arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin ise de Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesinin bilirkişiye usulüne uygun yemin yaptırılması, mağdurenin vasisi aracılığıyla davaya katılımı hususunda bir karar verilmesi gerekliliğinden ve eksik araştırma ile hüküm kurulduğundan bahisle bozma kararı verip veremeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.III. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından,Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan yapılan yargılamanın, "Hukukî Süreç" kısmında belirtildiği şekilde aşamalardan geçtiği anlaşılmaktadır.IV. GEREKÇEA. İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin AçıklamalarAyrıntıları Yüksek Ceza Genel Kurulunun 30.04.2025 tarihli ve 490-197 sayı ile 17.09.2025 tarihli ve 242-343 sayılı kararlarında açıklandığı üzere;Bölge adliye mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hâller, CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayılmıştır. Buna göre istinaf mahkemeleri ancak şu hâllerde hükmün bozulması kararı verebilecektir:1. İlk derece mahkemesi hükmünde, CMK'nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (g) ve (h) bentleri hariç diğer bentlerinde belirtilen bir mutlak hukuka aykırılık nedeninin bulunması,2. Soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmediğinin veya ön ödeme ve uzlaştırma usulünün uygulanmadığının anlaşılması ya da davanın ilk derece mahkemesinde görülmekte olan bir dava ile birlikte yürütülmesinin zorunlu olması.Açıkça görüldüğü gibi bölge adliye mahkemesinin bozma kararı verebileceği hâller, kat'i surette davanın esasına ilişkin değil ve fakat yargılamaya dair usul kurallarının ağır ve açık ihlalleri ile hükme müessir usul kurumlarının ihmali suretiyle hüküm kurulması durumlarına münhasırdır. Nitekim Yargıtay kararlarına karşı direnme yetkisi bulunan ilk derece mahkemesinin, bölge adliye mahkemelerinin bozma kararlarına direnememesinin temelinde yatan düşünce de buna dayanmaktadır. Direnme yasağına ilişkin normun, maddi ceza adaletiyle doğrudan bir ilgisi bulunmamakta, esas itibarıyla makul sürede yargılanma hakkı bakımından bir teminat alanı oluşturduğu anlaşılmaktadır.Yüksek Ceza Genel Kurulunun belirtilen kararlarında ayrıntısına yer verilen hukuki düzenlemeler ve değerlendirmeler karşısında, mesele tartışmaya ihtiyaç bırakmayacak açıklıktadır. Buna rağmen uygulamada, bölge adliye mahkemelerinin iş yoğunluğu gibi mülahazalarla kanunun kendisine tanımadığı bir yetkiyi kullanarak bozma kararları veregeldiği bilinen bir gerçektir. Bu uygulamanın, yukarıda yer verilen tespitler yanında, görevli/teminatlı mahkemede yargılanma ve mahkemeye erişim/ kanun yoluna etkin başvuru hakları yönünden ciddi sorunlar taşıdığı da tartışmadan varestedir. CMK'nın 286/1. maddesi uyarınca bölge adliye mahkemesi ceza dairelerinin bozma dışında kalan kararları temyiz edilebileceğinden, bölge adliye mahkemesinin Kanun'un açık hükmüne aykırı şekilde verdiği bozma kararının temyiz edilebilmesi de mümkün olamayacaktır. Bu nedenle ilk derece mahkemesi hükmünün hukuka aykırılık taşıdığının tespit edilmesi durumunda bölge adliye mahkemesi ceza dairesince ilk derece mahkemesi hükmünün kaldırarak yeniden hüküm kurulması gerektiği hâlde bozma kararı verilmesi nedeniyle sanığın temyiz hakkının kısıtlanması gündeme gelmektedir.Bölge adliye mahkemesi ceza daireleri kanunda açıkça öngörülmüş hâller dışında bir nedenle bozma kararı vererek, dava dosyasını ilk hükmün devretme etkisiyle görevi esasen sona eren ilk derece mahkemesine yeniden göndermektedir. Oysa CMK'nın 3. maddesine göre mahkemelerin görevleri kanunla belirlenir. Aynı Kanun'un 7. maddesi uyarınca da "Yenilenmesi mümkün olmayanlar dışında, görevli olmayan hakim veya mahkemece yapılan işlemler hükümsüzdür."Bölge adliye mahkemelerinin CMK'nın 280. maddesinin 1. fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde sayılanlar haricinde, görev sınırlarının aşılması suretiyle verdikleri, kanuni dayanağı bulunmayan bozma kararları ile bu bozma kararına istinaden ilk derece mahkemelerince görevli olmadıkları hâlde tesis edilen hükümlerin, görev sınırlarının aşılması ve görevsiz mahkeme tarafından verilmiş olmaları nedeniyle hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduklarından hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunmaları gerekir.Keza, hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olmaları nedeniyle ve fakat münhasıran işin esasını çözen hüküm ve/veya kanun yolu mercii sıfatıyla denetleme kararı bağlamında hükümsüz/hukuki değerden yoksun addolunan iş bu karar ve hükmün konu olduğu, kanun yolu silsilesinde verilen Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararı ile Özel Daire kararlarının da doğurdukları hukuki sonuçlar bakımından aynı mahiyette oldukları kabul edilmelidir. Aksi hâlde CMK'nın 280. maddesinin emredici gerekleri gözetilmediğinden henüz hukuka uygun bir denetime tabi tutulduğu söylenemeyen ilk derece mahkemesinin ilk hükmünün, bozma kararları ile ortadan kalktığı sonucuna ulaşılacaktır.Şu hâle göre, kanun yolu silsilesinin usul hukukuna uygun seyrini teminen; dava dosyasının, ilk derece mahkemesince verilen ilk hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılmak üzere Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesine gönderilmesine karar verilmelidir.B. Hukuki Değerlendirme;Sanık hakkında nitelikli cinsel saldırı suçundan yapılan yargılamanın, "Hukukî Süreç" kısmında belirtildiği şekilde aşamalardan geçtiği anlaşılan dosyada;Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca öncelikle; Bölge Adliye Mahkemesinin özetle bilirkişiye usulüne uygun yemin yaptırılması, mağdurenin vasisi aracılığıyla davaya katılımı hususunda bir karar verilmesi gerekliliğinden ve eksik araştırma ile hüküm kurulduğundan bahisle bozma kararı verip veremeyeceğinin değerlendirilmesine ilişkin ön sorun yönünden:Bölge Adliye Mahkemelerince incelemelerine konu hükümlerde somut olayda yer verildiği şekilde bilirkişiye usulüne uygun yemin yaptırılması, mağdurenin vasisi aracılığıyla davaya katılımı hususunda bir karar verilmesi gerekliliği ve eksik araştırma ile hüküm kurulduğunun tespit edilmesi hâlinde CMK m. 2 80... uyarınca bozma kararı verilemeyeceği, duruşma açılarak bu eksikliklerin giderilmesi gerektiği dikkate alındığında; Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince verilen 08.01.2019 tarihli ve 4674-33 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden tesis edilen ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.07.2019 tarihli ve 37-461 sayılı mahkûmiyet hükmü ve söz konusu bozma kararına dayanılarak verilen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 10.01.2020 tarihli ve 2304-36 sayılı kararı ile ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2021 tarihli ve 257-527 sayılı direnme kararının hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduğu gerekçesiyle hükümsüz, işbu nitelikteki karar (ve hükümleri) konu edinildiği Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 08.04.2021 tarihli ve 4131-2872 sayılı bozma ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20.09.2022 tarihli ve 6527-7968 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının hukuki değerden yoksun sayılmalarına,İsabetsiz bulunan İlk Derece Mahkemesinin direnme hükmünün bozulmasına karar verilmelidir.Dava dosyasının, ... 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.11.2017 tarihli ve 302-430 sayılı hüküm ile ilgili olarak, gerekiyorsa CMK’nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle istinaf incelemesi yapılması için Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmesine,Ulaşılan sonuç karşısında, sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkin uyuşmazlık konusu bu aşamada değerlendirilmemiştir.V. KARARAçıklanan nedenlerle,1- Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesince verilen 08.01.2019 tarihli ve 4674-33 sayılı bozma kararı ile bu karara istinaden tesis edilen ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 11.07.2019 tarihli ve 37-461 sayılı mahkûmiyet hükmü ve söz konusu bozma kararına dayanılarak verilen Adana Bölge Adliye Mahkemesi 12. Ceza Dairesinin 10.01.2020 tarihli ve 2304-36 sayılı kararı ile ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2021 tarihli ve 257-527 sayılı direnme kararına konu hükmün hukuka açık ve ağır aykırılıkla malul olduğu gerekçesiyle hükümsüz, işbu nitelikteki karar (ve hükümleri) konu edinildiği Yargıtay (Kapatılan) 14. Ceza Dairesinin 08.04.2021 tarihli ve 4131-2872 sayılı bozma ve Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 20.09.2022 tarihli ve 6527-7968 sayılı yerinde görülmeyen direnme kararının Ceza Genel Kuruluna gönderilmesine dair kararlarının hukuki değerden yoksun sayılmalarına,2- ... 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 30.12.2021 tarihli ve 257-527 sayılı direnme kararına konu hükmün, ... 4. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 28.11.2017 tarihli ve 302-430 sayılı hükümle ilgili olarak, gerekiyorsa CMK'nın 280/2. maddesi de gözetilmek suretiyle Adana Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Ceza Dairesince istinaf incelemesi yapılıp hüküm kurulması gerektiğinin gözetilmemesi isabetsizliğinden diğer yönleri incelenmeksizin BOZULMASINA,3- Dava dosyasının, Adana Bölge Adliye Mahkemesi 8. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.12.2025 tarihinde yapılan müzakerede oy birliğiyle karar verildi.