Anahtar kelimeler: Davalimüteveffa Bam Cismani Esaskarar Dahili Başkan Yazim Katip Ölüm Üye

T.C. ..... BAM ....... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: .../...-..../....

T.C.
.....
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
......... HUKUK DAİRESİ K A R A R
DOSYA NO
: .../....
KARAR NO
: .../...
BAŞKAN
: .........
ÜYE
: .........
ÜYE
:.......
KATİP
: .............
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ... ..... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ..../....
KARAR NO
: .../...
KARAR TARİHİ
: ....
İSTİNAF BAŞVURU TARİHİ
: ..........
..........
DAVACI
: ...........
VEKİLİ
: Av. ...........
DAVALILAR 1-...........
VEKİLİ
: Av. .......
: 2- ..........
VEKİLİ
: Av. .............
DAVALI(MÜTEVEFFA) 3- ..........
DAHİLİ DAVALILAR
: 1-............
2-.............
3-.........
DAVANIN KONUSU
: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan )
B.A.M. KARAR TARİHİ
: ..........
KARAR YAZIM TARİHİ
: ................
Davacı tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda mahalli mahkemesince davanın kısmen kabulüne dair verilen karara süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan ön inceleme sonunda, incelemenin duruşma açılmadan karar verilmesi mümkün hallerden olduğu anlaşılmakla dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan ........ ' e ait ve diğer davalı ........... sevk ve idaresindeki .............. plakal sayılı çekici tırın, müvekkili ..........' e ait ......... plakalı araca 16.08.2014 tarihinde çarparak trafik kazasına sebep olduğunu, trafik kazasında, davacı ......... ağır surette yaralandığını, davacının kaburgalarında çatlaklar ve vücudunda kalıcı hasarlar meydana geldiğini, davalının aracının sigortalısı olan .............' ne yazılı başvuru yapmalarına rağmen taraflarına ödeme yapılmadığını, kaza nedeniyle fazlaya dair haklar saklı tutulmak süreti ile açılan ... ..... Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimliğinin .../... E ve .../...K sayılı dosyasında mahkemece yapılan incelemelerde ,Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulunun █████/2015 tarihli raporuna göre, dava konusu trafik kazası neticesinde yaralanması nedeni ile davacının % 16 oranında kalıcı maluliyet durumu tespit edildiğini ve ayrıca 1,5 aylık sürede iyileşebileceği belirlendiğini, davacının kalıcı maluliyetleri ve ayrıca iyileşme sürecine kadar geçen sürede vaki zararlarının parasal değerinin belirlenmesi için yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde, bilirkişi Av. ............ 'a ait █████/2016 tarihli kök ve █████/2016 tarihli ek raporlarda, davacının toplamda 56.531,53 TI tutarında zararı olduğuna dair hesaplama yapıldığını, bunun dışında, ......... plaka sayılı araçta 755,90 TL araç yoksunluğu zararı belirlendiğini, kusur incelemesinde davalının tam ağır, asli kusurluğu bulunduğunu, davacının ise kusurunun bulunmadığını, ilk dava da fazlaya dair saklı tutulan kısımlar yönünden işbu ek dava açılarak, tahsilde tekerrür olmamak ve fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydı ile davacının kalıcı % 16 oranındaki maluliyeti ve kazadan sonra iyileşme sürecine kadar geçen süredeki geçici tam maluliyet dönemindeki kazanç kayıpları nedeni ile uğrayacağı maddi zararların telafisi için 56.231,53TL' si ek dava, araç yoksunluk zararı için ise 255,90 TL' si ek dava açmış bulunduklarını, bu nedenlerle davanın kabulüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı............. vekili cevap dilekçesinde; müvekkil sigorta şirketi yönünden dava konusu talebin zaman aşımına uğramış olduğunu, niteliği itibariyle haksız fiil olan trafik kazalarından doğan bir borcun müteselsil borçlusu aynı zamanda sorumluluk sigortasını tanzim eden sigorta şirketi ise uzamış ceza zaman aşımı süresinin sigorta şirketine karşı uygulanmaması gerektiğini, huzurdaki davada müvekkil sigorta şirketi bakımından 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 72'nci maddesi ve 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun (KTK) 109'uncu maddesinin 1'inci fıkrası uygulanması gerektiğini, ek dava, asıl davanın akıbetine bağlı bulunmakla asıl dava dosyası bekletici mesele yapılarak asıl davanın sonucuna göre ek dava hakkında karar verilmesi gerekeceğinden, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) m.165/f.1 maddesi uyarınca ...... .....Asliye Hukuk Mahkemesi'nin .../.... E. .../.... K. sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenilmesine karar verilmesi gerektiğini, dava dilekçesinde bahsi geçen 06.08.2014 tarihli kazaya karıştığı belirtilen ........... plaka sayılı araç müvekkil şirkete 08.07.2014 - 08.07.2015 tarihleri arasında geçerli olmak üzere .......... numaralı Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, söz konusu poliçede ölüm/sürekli sakatlık teminat limiti kişi başı 268.000,00-TL olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğu, sigortalının kusurlu olması halinde söz konusu olduğunu, 2918 sayılı KTK'nın 91. ve 85. maddelerine göre zorunlu mali sorumluluk sigortaları, işletenlere düşen hukuki sorumlulukları karşılamak üzere yapıldığını, sigortalı aracın sürücüsünün kusuru yoksa işletene ve dolayısıyla sigorta şirketine düşen bir sorumluğu olmadığını, meydana gelen trafik kazasında .............'ün sevk ve idaresinde bulunan .......... plaka sayılı araçta yolcu olarak bulunan davacı ...........'in kaza esnasında emniyet kemeri takıp takmadığının açıklığa kavuşturulmasını, bu nedenlerle davanın müvekkili sigorta şirketi yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar ........... ve ..........' e usulüne uygun dava dilekçesi tebliğ edildiği ancak davalı taraflarca savunmada bulunulmadığı görülmüştür.
Mahkemece; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 159.511,42 TL sürekli iş göremezlik zararı, 2.624,42 TL geçici iş göremezlik zararı olmak üzere toplam 162.135,874 TL maddi tazminatın davalı ........ yönünden dava tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte, diğer davalılar ..... ve ......... yönünden kaza tarihi olan █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılardan müşterek ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, ( davalı ................'nin poliçe limiti ile sorumlu tutulmasına ) ve 255,90 TL araç yoksunluk zararı █████/2014 tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte davalılar ................’den alınarak davacıya verilmesi ile davacının fazla araç yoksunluk talebinin reddine karar verilmiştir.
Davalılar .......... ile ........... vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; müvekkilinin kazanın oluşumunda kusuru bulunmadığını, kabul anlamına gelmemek üzere davacının kazadaki yaralanması ağır olmaması nedeniyle geçici ve sürekli maluliyet tazminatı alacağı olmadığını, alınan maluliyet raporunun ve uygulanan yönetmeliğin hatalı olduğunu, araç mahrumiyeti talep etme hakkı da olmadığını, ..... .....Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava ile talep edilen maddi tazminat bakımından mükerrer talepte bulunulduğu dikkate alınmadan tanzim edilen hesap raporunun hatalı olduğunu, hesaplanan ücretler ve belirlenen tazminatın miktarının fahiş olduğunu, davacının SGK dan ödeme alıp almadığının araştırılmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, emniyet kemerinin takılı olmaması nedeniyle davacının müterafik kusuru olduğunu, zaman aşımı itirazlarının hatalı olarak reddine karar verildiğini, hatır taşıması bulunmasına rağmen indirim yapılmadığını, mahkeme tarafından müvekkileri aleyhine hesaplanan yargılama gideri ve vekalet ücreti ile faizin kaza tarihinden itibaren reeskont faizi uygulanmasının hatalı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı .......... vekili istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesinde; kazaya karışan araçlardan dava dışı aracın yabancı plakalı araç olması nedeniyle Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosuna müracaat etmesi halinde davacıya ödeme yapılacağını, ancak yazılan müzekkereye verilen cevapta davacının müracaat etmediğinin bildirildiği bu nedenle müracaat etmesi helinde dava dışı yabancı plakalı aracın sürücüsünün kusuru oranında davacıya ödeme yapılacağından sigortalı aracın kusuru nispetinde tazminata hükmedilmesi gerekirken % 100 kusura göre tazminattan sorumlu tutulmalarının hatalı olduğunu, davacının emekli olduğu 2012 yılından 2017 yılına kadar çalışmış olması nedeniyle bu dönemdeki ücretlerin ne olduğunun ilgili yerlerden sorularak bodroların celbi ile bilinen ücretten hesaplanması gerekirken asgari ücretin 1,96721 katı olarak hesaplama yapılmasının hatalı olduğunu, davacının en son çalışmasının SGK kayıtlarına göre █████/2017 olduğu ve bu süreden sonra çalışması olduğu ispat edilmediğinden █████/2017 tarihinden itibaren pasif dönemde olduğunun kabul edilerek hesaplama yapılması gerektiğini, davacının kazanın meydana geldiği tarihte çalışmaması nedeniyle geçici iş görmezlik zararına uğradığından bahsedilemeyeceğini, kazanın meydana geldiği tarihte Anayasa Mahkemesi iptal kararı yürürlükte olmadığından genel şartlarda belirlenen teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, ilk davada yasal faiz talep edilmesine rağmen ek davada reeskont faiz talep edilemeyeceğini, kaza anında davacının emniyet kemeri olmadığından zararın artmasına müterafik kusuru bulunduğunu ve hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
:
Dava; yaralamalı trafik kazası nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık kaza nedeniyle tarafların kusur oranları, davacının maluliyet oranı, davacının kazada müterafik kusuru bulunup bulunmadığı, hatır taşıması indirimi yapılması gerekip gerekmediği ile maddi tazminat hesabı ve tazminata uygulanan faiz türüne ilişkindir.
Davacı vekili tarafından..... ........Asliye Hukuk Mahkemesinin .../.... esas sayılı dosyası ile davalı gerçek kişiler hakkında maddi ve manevi tazminat davası açılmış olup maddi tazminat olarak davacının kaza nedeniyle mutat işlerini görememesinden dolayı 300 TL ve araç mahrumiyet gideri olarak 500 TL talep edildiği görülmüştür.
... .....Asliye Hukuk Mahkemesinin .../... esas .../.... karar sayılı dosyasının yapılan yargılaması neticesinde kazanın oluşumunda davacının ve içerisinde yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün kusuru bulunmadığı, davalı araç sürücüsünün % 75 oranında kusurlu olduğu ve dava dışı yabanca plakalı araç sürücüsünün de % 25 kurusu olduğunun alınan rapor ile belirlendiği ve davanın kaza nedeniyle mutat işlerini yerine getirememesinden dolayı oluşan zararına karşılık taleple bağlı kalınarak 300 TL ve araç mahrumiyetine ilişkin de 500 TL olmak üzere 800 TL maddi tazminat ile 6.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verildiği görülmüştür. Verilen kararın davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine ........ Bölge Adliye Mahkemesi ........ Hukuk Dairesinin ....... tarih .../.... esas .../... karar sayılı ilamı ile kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için rapor alınması gerektiğinden bahisle kararın kaldırılmasına karar verildiği görülmüştür. Kaldırma sonra ATK dan alınan kusur raporunda kaldırma öncesi alınan kusur raporundaki kusur oranlarının belirlendiği ve mahkeme tarafından yapılan ikinci yargılama ile manevi tazminat miktarının arttırıldığı ve bu kararın yine davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine ..........Bölge Adliye Mahkemesi ......... Hukuk Dairesinin ......... tarih ........ esas ..../... karar sayılı ilamı bu kez istinaf isteminin esastan reddine karar verildiği görülmüştür.
Davacı vekili tarafından .... ....Asliye Hukuk Mahkemesine açılan davada fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak talep edilen maddi tazminattan bakiye miktarın tahsili için davalı sigorta şirketi ile birlikte diğer davalılara karşı istinafa konu davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Zaman aşımı bir defi olup, defiler HMK 141. Maddesine göre cevap ve ikinci cevap dilekçesi ile serbestçe, ön inceleme aşamasında ise ancak karşı tarafın açık muvafakati ile ileri sürülebilir. Ön inceleme duruşmasına davacı mazeretsiz olarak gelmezse, davalı taraf onun muvafakati aranmadan defilerini ileri sürebilir. Ön inceleme aşaması tamamlandıktan sonra defiler ileri sürülemez. Somut olayda davalı sigorta şirketi tarafından cevap dilekçesi ile süresinde zaman aşımı defi inde bulunulmuş olup mahkeme tarafından zaman aşımı itirazının değerlendirilerek reddine karar verilmiştir. Zaman aşımı hususundaki ilk derece mahkemesi kararının yerinde olmadığını beyanla kararı bu yönüyle sigorta şirketinin istinafa getirmediği sadece diğer davalı gerçek kişiler vekilinin istinafa getirdiği ancak davalı gerçek kişilerin dava dilekçesinin tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde cevap dilekçesi ibraz etmedikleri ve zaman aşımı definde bulunmadıkları anlaşılmakla bu husustaki istinaf hakları da bulunmadığından istinaf istemlerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
Trafik bilirkişisinden alınan raporda davalı araç sürücüsünün % 75 ,dava dışı yabancı plakalı araç sürücüsünün % 25 kusurlu olduğunun tespit edildiği görülmüştür. Davalı gerçek kişiler vekili alınan kusur raporunun hatalı olduğu ve kazanın oluşumunda müvekkilinin kusuru bulunmadığını beyanla istinaf isteminde bulunmuştur. Mahkeme tarafından trafik bilirkişisinden alınan raporda kaza nedeniyle tarafların kusur durumlarının değerlendirildiği ve yapılan değerlendirmenin kazanın oluşum şekline uygun olduğu ayrıca davalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda % 75 kusuru bulunduğunun kabul edilerek karar veren Gemlik 1.Asliye Hukuk Mahkemesi dosyasının kusur yönünden davalılar tarafından istinaf edilmesi üzerine kesinleştiği gibi davacının kaza anında araçta yolcu konumunda bulunduğu için kazada kusuru bulunduğundan bahsedilemeyeceğinden bir kısım davalı vekilinin kusura ilişkin istinaf istemlerinin reddi gerekmiştir.
Davalı sigorta vekili kazaya karışan yabancı plakalı aracın kazanın oluşumunda kusur bulunduğunu ve kaza nedeniyle üçüncü kişilerin uğradığı zararlar için Türkiye Motorlu Taşıtlar Bürosuna müracaat edilmesi halinde zarar görene kusuru nispetinde ödeme yapılacağının , bu hususta yazılan müzekkereye verilen cevapta davacı tarafından yapılmış bur müracaat olmadığını bildirildiği ancak davacı tarafından her aşamada müracaat edilmesi halinde ödeme yapılabileceğinden müvekkilinin sigortalı aracın sürücüsü nispetinde zarardan sorumlu tutulması gerekirken % 100 kusura göre tüm zarardan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu beyanla istinaf isteminde bulunmuştur.
2918 sayılı Kanunun 88. maddesi ise “Bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, bunlar müteselsil olarak sorumlu tutulur. Birden fazla kişinin sorumlu olduğu durumlarda, bunlar arasındaki ilişki bakımından zarar, olayın bütün şartları değerlendirilerek paylaştırılır. Özel durumlar ve özellikle araçların işletme tehlikeleri, zararın iç ilişkide başka türlü paylaştırılmasını haklı göstermedikçe, işletenler ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahipleri kusurları oranında zarara katlanırlar” düzenlemeleri yer almıştır
6098 sayılı TBK 61. Maddesinde (818 sayılı BK’nın 50 ve 51. maddelerinde de), haksız eylemin ve bunun sonucunda doğan zararın birden fazla kişi tarafından meydana getirilmesi durumunda, zarar görenin dilediği takdirde eyleme katılanlardan birisinden, birkaçından veyahut tamamından zincirleme olarak sorumlu tutulmalarını isteme hakkına sahip bulunduğu düzenlenmiştir.
Dolayısıyla, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88/1. maddesinde trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Davacı dava dilekçesinde zararın tamamını davalılardan talep etmiştir. Davalıların sorumluluğu, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 88. maddesine dayanmaktadır. (Yargıtay 4.HD █████/2018 tarih █████████ E █████████ K)
Somut olayda davacı araçta yolcu olup kazanın meydana gelmesinde kusuru bulunmamaktadır. Kaza nedeniyle oluşan zararın tamamını kazada % 75 kusuru bulunun aracın sürücüsü, işleteni ve sigortacısından talep etmiş olup bu hususta seçimlik hak zarar görene ait olduğundan maddi tazminatın tamamının davalılardan talep edilmesinde hukuki olarak bir aykırılık bulunmadığından ve bu hususun zarar neden olan kişilerin arasındaki rücu ilişkisinin açısından önem arz ettiğinden davalı sigorta vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporlar █████/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, █████/2008 tarihi ile █████/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, █████/2013 tarihi ile █████/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, █████/2015 tarihi ile █████/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, █████/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir (Yargıtay 4 HD █████████ E- █████████ K sayılı ilam).
Somut uyuşmazlıkta, davacılar tarafından davalı gerçek kişilere karşı ..... .....Asliye Hukuk Mahkemesinden açılan maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sırasında ATK .... İhtisas Kurulundan alınan █████/2015 tarihli raporunda davacının kaza nedeniyle % 16 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiği ve iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 1,5 aya kadar uzayabileceğinin bildirildiği anlaşılmış ve iş bu rapor hükme esas alınmıştır.
Anılan bu raporun tanziminde, kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken █████/2013 tarihli Maluliyet Tespit İşlemleri Yönetmeliği'nin yaptığı atıf nedeniyle ve bu yönetmeliğin % 60 ve üstü maluliyet için belirleme yapma esasını kabul etmesi nedeniyle, █████/2008 tarihli Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranları Tespit İşlemleri Yönetmeliği ekindeki cetvellerin kullanılması, Yargıtay 4.Hukuk Dairesi'nin yerleşik uygulamalarıyla kabul edildiğinden kullanılan cetvel bakımından rapor usule uygun olup, rapor içerik itibari ile de mevuzata ve dava konusu yaralanmanın niteliğine uygun düşer şekilde hazırlandığı gibi, davalı gerçek kişiler yönünden ... .....Asliye Hukuk Mahkemesince bu rapor benimsenerek verilen kararın istinaf incelemesi davalılar vekilinin maluliyet oranına ilişkin istinaf istemininreddine karar verildiği ve davalılar yönünden maluliyet oranın kesinleştiği anlaşılmakla bir kısım davalılar vekilinin maluliyet oranına ilişkin istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Araç mahrumiyet bedeli, ihtiyaçları için aracı kullanamamaktan doğan bu süre içinde davacının aynı nitelikteki araç için (ikame araç) ödemesi gereken bedeldir. (Yargıtay 17. HD █████████ E- ██████████ K sayılı ilam), Kaza nedeniyle davacıya ait aracın hasar gördüğü ve davacının tamir süresince aracında mahrum kaldığı sabit olduğundan araç mahrumiyet bedeli talep etme hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır.
Mahkeme tarafından makine bilirkişisinden alınan raporda araçtaki hasarın niteliğine göre, araç onarım süresi 20 gün olarak ve emsal araç kiralama bedeli günlük 45,00.-TL olarak belirlenmiş ve yıpranma payı bakım masrafı ve genel masraflar düştükten sonra bakiye miktar tespit edilmiş olup, gerek onarım süresi, gerekse emsal araç kiralama bedelini hasarın niteliğine ve piyasa şartlarına uygun düştüğü anlaşılmakla bilirkişi raporunun hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı gibi, daha önce açılan dava ile hükmedilen 500 TL kısım mahsup edilerek karar verilmesinde de isabetsizlik bulunmadığından bir kısım davalılar vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Bir kısım davalılar vekili davacı tarafından Gemlik Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan dava ile hükmedilen maddi tazminat yönünden mükerrerlik oluşturacak şekilde tazminat hesabı yapıldığını beyanla istinaf isteminde bulunmuştur. Bu durumda öncelikle .... .....Asliye Hukuk Mahkemesi dosyası ile talep edilen ve hükme bağlanan maddi tazminatın kapsamının belirlenmesi gerekmektedir.
Davacı vekili tarafından Gemlik 1.Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ esas sayılı dosyası ile davalı gerçek kişiler hakkında maddi tazminat olarak davacının kaza nedeniyle mutat işlerini görememesinden dolayı 300 TL ve araç mahrumiyet gideri olarak 500 TL talep ettiği görülmüştür. Mutat işlerin görülememesi nedeniyle talep edilen maddi tazminatın iş gücü kaybı nedeniyle uğranılan sürekli iş görmezlik tazminatı olduğu anlaşılmaktadır.
Mahkeme tarafından davacının talep ettiği araç mahrumiyet giderinden .... Asliye Hukuk Mahkemesince hükmedilen mahrumiyet giderinin mahsup edilerek bakiye miktar yönünden karar verildiği anlaşılmakla bu talep bakımından mükerrerlikten bahsedilemeyecek ise de sürekli iş görmezlik tazminatı ile ilgili aynı şeyden bahsetmek mümkün değildir. Zira aktüerya bilirkişisi tarafından tespit edilen sürekli ve geçici iş görmezlik tazminatı ile ilgili davacının davasının miktar itibariyle ıslah etmiş ve mahkeme tarafından bu tutar üzerinden karar verilmiş ise de, ....... ......Asliye Hukuk Mahkemesinde hükmedilen 300 TL sürekli iş görmezlik tazminatının mahsup edilmeden karar verildiği ve bu alacak kalemi ile ilgili mükerrer tazminata hükmedildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca bilirkişi raporunda geçici iş görmezlik tazminatının 2.624,42 TL olarak ,sürekli iş görmezlik tazminatının da 156.887,01 TL olmak üzere toplam tazminat miktarının 159.511,42 TL olarak belirlenmesine rağmen davacı vekili tarafından sürekli iş görmezlik tazminatının 159.511,42 TL ve geçici iş görmezlik tazminatının 2.624,42 TL olarak ıslah edildiği ve mahkeme tarafından bu miktara hükmedilerek fazla sürekli iş görmezlik tazminatına hükmettiği anlaşılmakla bir kısım davalılar vekilinin mükerrer tazminata hükmedildiğine ilişkin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Bir kısım davalılar vekili davacıya kaza nedeniyle ödeme yapılıp yapılmadığının SGK dan sorulmadığını beyanla istinaf isteminde bulunmuş ise de bu hususta gerekli araştırmanın yapıldığı ve SGK'ya yazılan müzekkereye verilen cevapta davacıya kaza nedeniyle ödeme yapılmadığının bildirildiği görülmekle davalılar vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili davacının kaza tarihinde gelir getiren bir işte çalışmaması nedeniyle davacının geçici iş görmezlik tazminatı talep edemeyeceğini beyan etmiş ise de geçici iş görmezlik tazminatı yalnızca meslek sahipleri ve çalışıp kazanç elde etmekte olanların değil, uğranılan kaza nedeniyle günlük işlerini yapamayan veya yapmakta zorlanan (daha fazla güç sarfeden) diğer kişilerin de maddi tazminat(efor tazminatı) talep edebileceğinin kabulü gerekmektedir. Geçici iş göremezlik zararının; kazanç getiren bir işte çalışması yahut çalışma imkanı bulunmakla beraber, yaralanması nedeniyle iyileşme süresi içerisinde çalışamaması nedeniyle uğranılan zararlara karşı talep edilebileceği Yargıtay içtihatlarında kabul edilmiş olmakla somut olayda kaza sırasında 49 yaşında olan davacının geçici iş göremezlik dönemi için maddi tazminat isteyebileceği anlaşılmakla davalı sigorta vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.
TBK 54. maddesi hükmü uyarınca, zarara uğrayan kişinin, iyileşinceye kadar çalışamaması ve bu yüzden iş ve kazanç kaybına uğraması sebebiyle geçici iş göremezlik zararının tazminini talep etme hakkı, çalışma gücünün azalması ya da yitirilmesinden doğan bir kayba uğraması halinde de sürekli iş göremezlik zararının tazminini talep etme hakkı bulunmaktadır.
Beden gücü kaybına uğrayan kişinin aynı işi zarardan önceki durumuna ve diğer kişilere göre daha fazla efor sarfıyla yaptığı gerçeğinden hareket edilerek bir anlamda zararı, fazladan sarf edilen bu gücün oluşturduğu kabul edilmektedir.
Çalışma hayatının aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresi, bakiye yaşam süresi varsa bu sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu, tazminat hesabında pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulünün gerektiği gerekmektedir. Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenenler dışında kalan kişiler yönünden, aktif-pasif devre ayrımı anılan şekilde yapılmakla pasif devre için AGİ dahil edilmemiş ücret üzerinden hesaplama yapılması gerekmektedir. (Yargıtay 04.04.2022 tarih ve ██████████ E. - █████████K. Sayılı ilamı)
İş göremezlik nedeniyle ortaya çıkan zararın tayininde zarar görenin elde ettiği gelirinin doğru biçimde belirlenmesi, tazminatın doğru tespitinde önemli yer tutmaktadır. Zarar görenin herhangi bir işi yoksa, geliri asgari ücret kabul edilerek bu miktar üzerinden hesaplanacaktır. Zarar gören kişi, gelirinin asgari ücret üzerinde olduğunu, bir başka anlatımla herhangi bir iş yerinde çalıştığı ya da bir meslek icra ettiği ve asgari ücret üzerinde bir gelir elde ettiğini iddia ediyorsa bunu ispat etmesi gerekmekte olup, yerel mahkeme de bedensel zararların tazmini davalarında zarar görenin zararını resen belirlemek durumundadır. Bu bağlamda, gerçek zararın hesaplanmasında, zarar görenin kaza tarihindeki ve hesap tarihine kadar ki gelirini gösteren belgelerin temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden hesap tarihine kadar elde edilebilecek gelirlerin belirlenmesi, belirlenen gelirler üzerinden, işlemiş (bilinen) dönem zarar hesabının yapılması; işleyecek dönem hesabında ise zarar görenin hesap tarihinde bilinen son geliri nazara alınarak muhtemel gelirinin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi ile belirlenecek peşin değeri esas alınıp işleyecek aktif dönem tazminat hesabı yapılması gerekmektedir.
Pasif dönem, kişinin aktif çalışma döneminin sona ereceği, bir başka anlatımla emeklilik döneminin başlayacağının varsayıldığı tarihten itibaren , muhtemel bakiye ömrü sonuna kadar devam edecek olan dönemi ifade eder. Varsayıma dayalı olarak pasif dönem, 60 yaşın dolduğu tarihte başlatılır. Bunun nedeni, çalışanların bu yaşta emekli olabileceklerinin kabulüdür. Gerçekte bu tür tazminat davalarında zarar hesabında varsayımlara göre sonuca gidilmesi bir zorunluluktan kaynaklanmaktadır. Eğer, dava sırasında kişinin yaşlılık aylığının fiilen kendisine bağlandığı tarih anlaşılabiliyor ise artık varsayıma gidilerek 60 yaşına kadar aktif çalıştığı varsayımına göre hesap yapılmaz, aktif dönem zararının artık belli olan bu emeklilik tarihine kadar hesaplanması gerekir. Zira bilinen varken ihtimale göre hesap yapılması doğru değildir.
Davacı .......... ......... doğumlu olup olay tarihinde ...... yaşındadır. TRH 2010 yaşam tablosuna göre 25 sene 9 ay 14 gün bakiye ömrü bulunmaktadır. SGK ya yazılan müzekkereye verilen cevapta davacının 2012 yılında emekli olduğu ve kendisine yaşlılık aylığı bağlandığı görülmüştür. Davacının SGK kaydına göre emekli olduğu 2012 yılından sonra 2017 yılının 3. ayına kadar çalışması bulunduğu anlaşılmaktadır. Aktüerya bilirkişisi tarafından yapılan hesaplamada kaza tarihi olan █████/2014 tarihinden rapor tarihi olan █████/2022 tarihine kadar olan dönem işlemiş dönem , rapor tarihinden sonra █████/2022 tarihinden 60 yaş olan █████/2025 tarihine kadar olan dönem işleyecek aktif dönem ve 60 yaşından bakiye ömür sonu olan █████/2040 a kadar olan dönem pasif çalışma dönemi kabul edilmiştir. Oysaki davacının 01.02.2012 tarihinde 47 yaşında iken emekli olmuş bulunmasına göre davacının aktif dönemi bu tarih itibariyle sona ermiştir. Ancak davacının emekli olduktan sonra 2017 yılının 3. Ayına kadar SGK da kayıtlı çalışması bulunduğunun anlaşılmasına göre ve bu tarihten sonra çalışmasına devam ettiğine dair davacı tarafça başkaca bir delil ibraz edilmediğine göre en son kayıtlı çalışmasının bulunduğu 2017 yılı 3.ayının sonunun aktif dönem sonu kabul edilerek █████/2017 den itibaren pasif dönem kabul edilerek asgari ücretten hesaplama yapılması gerekirken 60 yaşına kadar aktif dönem kabul edilerek hesaplama yapılması doğru olmadığından davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf istemlerinin kabulü gerekmiştir.( Yargıtay 17. HD █████████ E █████████ K)
Ayrıca aktüerya raporunda işlemiş ve işleyecek aktif dönem için 2016 yılında kayıtlı bulunduğu iş yerinden aldığı ortalama brüt ücretin o yıl asgari ücrete oranı bulunmak suretiyle bu oran dikkat alınarak hesaplama yapıldığı anlaşılmakla davacının 2012 yılı emekli olduktan sonra SGK kaydına göre kaza tarihinden 2017 yılına kadar kesintisiz çalışması bulunduğu ve bu tarihler arasında aldığı ücretlerin belli olması nedeniyle varsayımsal hesaplama yapılamayacağı dikkate alındığında █████/2014 ile █████/2017 tarihlerine ilişkin davacının aldığı ücretlere dair gelirini gösteren belgelerin ilgili yerlerden temin edilmesi, bu belgeler ile saptanan gelir üzerinden çalışmasını bittiği tarih olan █████/2017 tarihine kadar bu ücretlerden ,son çalışmasının bittiği tarihten itibaren yani █████/2017 tarihinden itibaren pasif dönemde bulunduğu gözetilerek AGİsiz asgari ücretten hesaplama yapılması hususunda bilirkişiden ek rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, hatalı hesap içeren bilirkişi raporuna göre ve yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm tesis edilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunda davalılar vekillerinin istinaf isteminin kabulü gerekmiştir.
Davalılar vekilleri istinaf dilekçesinde müteveffanın koruyucu tertibat kullanmaması nedeniyle müterafik kusuru bulunduğunu ve tazminattan indirim yapılması gerektiğini savunmuştur.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde "belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir" düzenlemesi yapılmıştır.
Somut olayda; davacının, otomobilde ön koltukta yolcu olduğu ve yaralanmasının kaburga ve göğüs bölgesi ile ilgili olduğu ve kaza tespit tutanağından kaza anında emniyet kemeri takıp takmadığının belli olmadığının tespit edildiği görülmüştür. Kazanın oluşum şekli ile davacının yaralanmasının niteliği dikkate alındığında emniyet kemerinin takılmaması ile yaralanma sonucu arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmakla davacının zararın artmasında müterafik kusurunun bulunduğundan bahsedilemeyeceği gibi ayrıca davacı tarafından davalı gerçek kişilere karşı .... .....Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan davanın yapılan ilk yargılaması sonucunda davacının müterafik kusuru bulunmadığının kabul edildiği ve kararın kusur bakımından istinaf incelemesinde geçerek kesinleştiği dikkate alındığında davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf isteminin ayrı ayrı reddi gerekmiştir. (Yargıtay 4.HD █████/2021 tarih █████████ E █████████ K)
Anayasa Mahkemesi'nin 17.07.2020 tarih- ███████-███████ sayılı kararı ile; KTK'nun 90. maddesindeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir" bölümündeki "bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda" ibaresinin Anayasa'ya aykırı olduğu gerekçesiyle iptaline karar verilmiştir. Bu nedenle; tazminat hesabında, yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması mümkün olmadığından ve %1,8 teknik faiz ile devre başı ödemeli belirli süreli rant formülü uygulaması anılan cetvellerle getirildiğinden, artık uygulanması mümkün değildir.
Aktüerya bilirkişice yapılan hesaplamanın kaza tarihinden sonraki muhtemel yaşam süresinin belirlenmesinde TRH 2010 tablosu esas alınarak, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen devirdeki gelirlerin her yıl için %10 artırılıp, %10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplandığı görülmekle davalı sigorta vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 17 H.D. █████████ E. - █████████ K ).
Davalı Sigorta vekili davacı yönünden hatır taşıması hususunun değerlendirilerek tazminattan indirim yapılmadığı hususunda istinaf isteminde bulunmuş ise de; davalılar vekillerinin dava dilekçesinin kendilerine tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde cevap dilekçesinde hatır taşıması iddiasında bulunmamış olduğundan mahkeme tarafından süresinde ileri sürülmeyen hatır taşıması yönünden resen indirim yapılmaması yerinde olduğu gibi davacının davalı araçta yolcu olmadığı dikkat alındığında hatır taşıması indiriminin ancak hatır için taşınan araç maliki, sürücüsü ve sigorta şirketi yönünden yapılacağından bu hususta davalılar lehine hatır taşıması indirimi söz konusu olamayacağından davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir. (Yargıtay 17 HD █████/2020 tarih █████████ E █████████ K)
Haksız fiilden doğan tazminat alacaklarında kural olarak sigorta şirketi dışındakiler için faiz başlangıcı olay tarihidir. Hükmedilen maddi tazminatın tamamı için davalı gerçek kişiler yönünden olay tarihi olan tarihinden itibaren faiz yürütülmesi gerekmekte olup mahkemenin bu husustaki takdirinde isabetsizlik bulunmadığından bir kısım davalı vekillerinin su husustaki istinaf istemleri yerinde değil ise de zarara neden olan ve tacir olduğu iddia edilmeyen davalı gerçek kişi adına kayıtlı aracın ruhsat kaydında kullanım amacı “yük nakli-hususi” yazdığı, kullanım şekli "hususi yük nakli" olan kamyonet, ticari araç olarak kabul edilmediğinden, taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığından ve uyuşmazlığın haksız fiil hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğinden tazminata yasal faiz işletilmesi gerekirken reeskont faiz işletilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan davalılar vekillerinin bu husustaki istinaf istemlerinin ayrı ayrı kabulü gerekmiştir.
Kabule göre de, bir kısım davalılar vekili müvekkilleri aleyhine hükmedilen yargılama gideri ve vekalet ücretinin hatalı olduğunu beyanla istinaf isteminde bulunmuş ise de yapılan hesaplama davalılar aleyhine bir hesaplama bulunmadığı anlaşılmakla bu husustaki istinaf istemlerinin de reddi gerekmiştir.
HMK'nun 355.maddesi gereğince istinaf yoluna başvuranın sıfatına, kamu düzenine ve istinaf konusu yapılan nedenlerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda, hükmün esasını etkileyecek tüm deliller toplanmadan karar verilmesi nedeniyle karar usul ve yasaya aykırı olup davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun bu sebeplerle kabulü ile mahkeme kararının HMK’nun 353/1-a-6 maddesi gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararı gereğince davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM
:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davalılar vekillerinin istinaf talebinin KABULÜ ile .... ..... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ....... tarih ve ..../... - .../.... sayılı kararının KALDIRILMASINA,
Gerekçede yapılan açıklamalar göz önünde bulundurularak yargılama yapılmak üzere dosyanın ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,
3-Karar tebliğ ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yapılmasına,
4-İstinaf kanun yoluna başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı HMK'nun 353/1-a hükmü uyarınca kesin olmak üzere █████/2023 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
....
Başkan
........
........
Üye
........
.........
Üye
...........
..........
Katip
...........

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!