Anahtar kelimeler: Astm Yönelttiği Tekirdağ Başkan Yazim Sunduğu Katip Usulden Nezdinde Üye

T.C.
TEKİRDAĞ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
4. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
BAŞKAN
:
ÜYE
:
ÜYE
:
KATİP
:
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: ..........ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
:
NUMARASI
: ..../.... Esas - ..../.... Karar
DAVACI
:
VEKİLİ
:
DAVALI
:
VEKİLİ
:
DAVANIN KONUSU
:
DAVA TARİHİ
:
KARAR TARİHİ
:
KARAR YAZIM TARİHİ
:
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonunda ilk derece mahkemesince verilen ve yukarıda tarih numarası gösterilen "davanın usulden reddine" dair karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmakla; dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
A) DAVACININ İDDİASI VE TALEBİ
:
Davacı vekili ............. tarihinde ...... ASTM ..../.... Esas sayılı dosyası nezdinde sunduğu ve davalılar ............ ve ............. aleyhine yönelttiği dava dilekçesinde; müvekkili sigorta nezdinde genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı .......... plakalı maliki ............ Şti. olan otomobilin .......... tarihinde saat ...:.... sularında, ...... İli, ........ İlçesi, ...... Caddesinde gerçekleşen kazada davacı şirket nezdinde sigortalı ............. plakalı araç ile aynı yol üzerinde seyir halinde bulunan Davalı .........'ın sevk ve idaresindeki .......... plakalı çekici ve ona bağlı ............. plakalı saman balyası yüklü dorsenin...... ...ne ait kazı ve yol üzerinde kazı çalışması yapan yüzey kazıma makinesinin yanından geçmesi sonucu yüzey kazıma makinesinden çıkan kıvılcım sebebiyle dorse üzerinde bulunan balyaların yandığını, ................ plakalı araç üzerinde ekspertiz incelemesi yaptırıldığını, aracın perte ayrılmasına karar verildiğini ve ..................-TL tutarındaki meblağın ................ Şti’ye ödediğini, müvekkili sigortanın ödeme yapmakla TTK 1472. Md uyarınca sigortalısının haklarına halef olduğunu ve sigortalısına ödediği tazminatın tahsili için TTK 1472. md uyarınca ............. ve.......... aleyhine ............. İcra Müdürlüğünün ......./....... E. sayılı dosyası vasıtasıyla icra takibi başlatıldığını ancak takibin borçluların haksız ve kötüniyetli itirazları sonucu durduğunu belirterek, davalının icra takibine vaki itirazın iptali ile davalıların takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.
Dava ........... ASTM ......./....... Esasta davalılar ............ ve ............ Genel Müdürlüğü aleyhine açılmış iken, dosya davalı............. yönünden tefrik edilerek Mahkemenin ....../....... Esas sırasına (eldeki inceleme konusu dosya) kaydedildiği anlaşılmıştır.
B) DAVALININ SAVUNMASI
:
Davalı ......... vekili cevabında yangının meydana geldiği yerin görev ve sorumluluk sahalarında olmadığını, kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, davada davada idari yargı yolunun caiz olduğunu, davacı tarafın sigortalısının kusurunun da araştırılması gerektiğini belirterek, davanın reddini savunmuştur.
C) İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
:
......... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...... tarih ve E....../......, K...../..... sayılı kararı ile;
Somut uyuşmazlıkta, davacı sigortalısının zararının ......... Bölge Müdürlüğünün planladığı bir yol kazı çalışması sırasında .......... Bölge Müdürlüğüne ait bir iş makinasının (kazı makinası) egzozundan çıkan alev sonucu meydana geldiği hususunun ileri sürülmesi karşısında davalının hizmetin görülmesinden ve yine hizmetin görülmesine dair yol kazı çalışmasında görevlendirilen iş makinesinin görevlendirilmesi ile bakım ve gözetiminden sorumluluğunun bulunup bulunmadığının davada tartışılması gerektiği olduğu, buna dair yargılamanın idare mahkemelerinde yapılması gerektiği, davalının yol bakım ve onarımı kapsamında yol çalışmalarına ilişkin hizmetinin ve temelinde ifade olunan zararın, hizmet kusuru teşkil eden eyleme dayandığı hususunun kuşkusuz olduğu, hizmet kusuruna dayalı olarak açılan bu davanın tam yargı davası ile idari yargı yerinde çözümlenmesi gerekeceği, mahkememizce HMK'nın 114/1-b maddesi gereğince yargı yolu caiz olmadığından HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmiştir." gerekçesi ile; "Davanın usulden reddine" karar verilmiştir.
D) İSTİNAF NEDENLERİ
:
Davacı vekili istinafında; yerel mahkemece yargı yolunun caiz olmadığından bahisle verilen usûlden ret kararının yerinde olmadığını, sigortalı aracın uğradığı hasar bedelini ödeyen sigorta şirketinin, zararın idarece giderilmesi istemiyle açtığı davanın, 2918 sayılı Kanun'un ............ tarihinde yürürlüğe giren 110. maddesi gözetildiğinde, adli yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği hususunda uyuşmazlık mahkemesinin sayısız kararının bulunduğunu, 2918 sayılı Kanun'un █████/2011 tarihli Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6099 sayılı Kanun'un 14. maddesiyle değişik 110.maddesinde işleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür hükmü bulunduğunu belirterek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
E) DELİLLER
:
....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .......... tarih ve E....../....., K......./...... sayılı kararı
F) DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKÎ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava, genişletilmiş kasko sigorta poliçesi kapsamında sigortalısına ödeme yapan davacının TTK 1472. Maddesi uyarınca zararın sorumlulardan rücuen tahsili amacıyla başlattığı icra takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili, ........... günü ..........ne ait kazı ve yol üzerinde kazı çalışması yapan yüzey kazıma makinesinden çıkan kıvılcımın davalı ..............'ın sevk ve idaresindeki ............ plakalı çekici ve ona bağlı ............. plakalı dorsede yüklü saman balyaların yanmasına ve oradan da yangının müvekkili sigorta nezdinde genişletilmiş kasko sigorta poliçesi ile sigortalı ........... plakalı araca sirayet etmesi ile meydana gelen kazada, zarar gören .......... plakalı otomobil maliki .............. Şti’ye ödenen ............. TL'nin TTK 1472. Md uyarınca halefiyet yoluyla tahsili için sorumlular .......... ve......... aleyhine .......... İcra Müdürlüğünün ......./...... E. sayılı dosyası vasıtasıyla icra takibi başlatıldığını ancak takibin borçluların haksız ve kötüniyetli itirazları sonucu durduğunu belirterek, davalının icra takibine vaki itirazın iptali ile davalıların takip konusu alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini talep etmiştir.
Dava ......... ASTM ....../....... Esasta davalılar ........... ve ........ Genel Müdürlüğü aleyhine açılmış iken, dosya davalı ........ yönünden tefrik edilerek Mahkemenin ......./....... Esas sırasına kaydedilmiş ve ........ Asliye Ticaret Mahkemesinin ......... tarih ve E..../......, K...../....... sayılı kararı ile, 'idarenin hizmet kusuruna dayalı uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı kolunun idari yargı olduğu'"ndan bahisle davanın usûlden reddine karar verilmiştir. Karar karşı davacı ......... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İstinaf incelemesi, Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı gözetilerek, kamu düzenine aykırılık teşkil eden ve bu nedenle resen gözetilmesi gereken hususlar değerlendirilerek yapılmıştır.
Öncelikle belirtmek gerekir ki; karar başlığında karar numarasının ve davalının vergi numarasının yazılmaması HMK'nin 297. maddesine aykırı ise de, bu eksikliğin mahallinde her zaman düzeltilebilmesinin mümkün olduğunu değerlendiren Dairemiz, anılan hususu eleştirmekle yetinmiştir.
2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun birinci maddesinde, bu Kanun’un amacının, karayollarında, can ve mal güvenliği yönünden trafik düzenini sağlamak ve trafik güvenliğini ilgilendiren tüm konularda alınacak önlemleri belirlemek olduğu belirtilmiş; yedinci maddesinde ise ..................'nün görev ve yetkileri düzenlenmiştir.
Öte yandan, 2918 sayılı Kanun'un 6099 sayılı Kanun’un 14. maddesiyle değiştirilen 110. maddesi ise “İşleteni veya sahibi Devlet ve diğer kamu kuruluşları olan araçların sebebiyet verdiği zararlara ilişkin olanları dâhil, bu Kanundan doğan sorumluluk davaları, adli yargıda görülür. Zarar görenin kamu görevlisi olması, bu fıkra hükmünün uygulanmasını önlemez. Hemzemin geçitte meydana gelen tren-trafik kazalarında da bu Kanun hükümleri uygulanır.” şeklindedir.
Yasama belgeleri ile anılan düzenlemenin gerekçesine bakıldığında, 2918 sayılı Kanun’un uygulanması gereken sorumluluk davalarında bir karmaşanın söz konusu olduğu, bu karmaşanın adli yargı yerlerinin görevli olduğu belirlenmek suretiyle giderilmek istendiği anlaşılmaktadır.
Bahse konu düzenleme, Anayasa’ya aykırı olduğu iddiası ile somut norm denetimi yoluyla Anayasa Mahkemesi (AYM) önüne taşınmış, Anayasa’nın 2, 125 ve 155. maddeleri bağlamında inceleme yapan mahkeme, düzenlemeyi şu gerekçelerle Anayasa’ya aykırı bulmayarak iptal istemini reddetmiştir. (AYM’nin 26.12.2013 tarihli ve ███████-165 E-K sayılı kararı): “Anayasa Mahkemesinin daha önceki kimi kararlarında da belirtildiği üzere, tarihsel gelişime paralel olarak Anayasa'da adli ve idari yargı ayrımına gidilmiş ve idari uyuşmazlıkların çözümünde idare ve vergi mahkemeleriyle Danıştay yetkili kılınmıştır. Bu nedenle, genel olarak idare hukuku alanına giren konularda idari yargı, özel hukuk alanına giren konularda adli yargı görevli olacaktır. Bu durumda, idari yargının görev alanına giren bir uyuşmazlığın çözümünde adli yargının görevlendirilmesi konusunda kanun koyucunun mutlak bir takdir yetkisinin bulunduğunu söylemek olanaklı değildir. Ancak, idari yargının denetimine bağlı olması gereken idari bir uyuşmazlığın çözümü, haklı neden ve kamu yararının bulunması hâlinde kanun koyucu tarafından adli yargıya bırakılabilir.
İtiraz konusu kural, trafik kazasında zarar görenin asker kişi ya da memur olmasına, aracın askeri hizmete ilişkin olmasına, kamu ya da özel araç olmasına veya olayın hemzemin geçitte meydana gelmesi durumlarına göre farklı yargı kollarında görülmekte olan 2918 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görüleceğini öngörmektedir. İtiraz konusu düzenlemenin gerekçesinde de ifade edildiği gibi, askeri idari yargı, idari yargı veya adli yargı kolları arasında uygulamada var olan yargı yolu belirsizliği giderilerek, söz konusu davalarla ilgili olarak yeknesak bir usul belirlenmektedir. Aynı tür davaların aynı yargı yolunda çözümlenmesi sağlanarak davaların görülmesi ve çözümlenmesinin hızlandırıldığı, bu suretle kısa sürede sonuç alınmasının olanaklı kılındığı ve bunun söz konusu davaların adli yargıda görüleceği yolunda getirilen düzenlemenin kamu yararına yönelik olduğu anlaşılmaktadır.”.
Öte yandan, Anayasa’nın 158. maddesi uyarınca adli ve idari yargı mercileri arasındaki görev ve hüküm uyuşmazlıklarını kesin olarak çözmeye yetkili kılınan Uyuşmazlık Mahkemesi (UYM) de önüne gelen benzer uyuşmazlıklarda AYM’nin yukarıda yer verilen kararına atıf yaparak benzer sonuca ulaşmıştır. UYM, 2918 sayılı Kanun’un 110. maddesiyle, yargı yolu uyuşmazlıklarına ve bu nedenle de yargılamaların uzamasına neden olan anılan Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarında, yeknesaklığı sağlamak amacıyla ve kamu yararı gözetilerek adli yargı yerlerinin görevli kılındığını, AYM’nin de bu durumu Anayasa’ya aykırı bulmadığını tespit etmektedir. (UYM’nin 11.04.2016 tarihli ve ████████-210 E-K sayılı; 24.09.2018 tarihli ve ████████-467 E-K sayılı kararları)
2918 sayılı Kanun’un 110. maddesinin gerekçesiyle AYM ve UYM’nin yukarıda yer verilen kararları birlikte değerlendirildiğinde, 2918 sayılı Kanun'dan kaynaklanan tüm sorumluluk davalarının adli yargıda görülmesi gerekliliği ortaya çıkmış, Anayasa’nın 153. maddesinin birinci ve son fıkraları ile 158. maddesinin birinci fıkrası uyarınca da tüm yargı yerlerinin benzer nitelikte yorum yapması kaçınılmaz hâle gelmiştir.
Somut olayda, .......... tarihinde davacı ....... tarafından kasko sigorta poliçesi ile sigortalanmış bulunan aracın, davalı ............ Müdürlüğüne ait olduğu ve yol yapım çalışmaları sırasında çıkardığı kıvılcım ile yoldan geçmekte olan tır üzerindeki saman balyaların yanmasına ve yangının sirayet etmesi nedeniyle yanarak zarar gördüğü iddia edilmektedir. Buna göre eldeki davanın görüm ve çözüm yeri adli yargıdır.
Öte yandan, Davacı ............. şirketi, bu davayı sigortalısının halefi olarak açtığına göre, görevli mahkemenin tayininde sigortalı ile davalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınır. Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu'nun █████/1944 tarihli 37 Esas ve 9 Karar sayılı kararında bu husus “sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu nedenle, halefiyet davası bir ticari dava sayılamaz. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur” şeklinde vurgulanmaktadır.
Somut olayda, davacı sigortanın halef olduğu ........... plakalı araç maliki ................... Şti. ile davalı ................ arasındaki uyuşmazlığın çözümünde görevli yargı yeri Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gözetilerek, sonuca gidilmesi gerekmektedir.
Davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile, inceleme konusu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a.6 ve 353/1-a.3 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın, görevli yargı kolunun adli yargı ve görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu gözetilerek buna göre bir karar verilmesi için Mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Yukarıda açıklanan nedenler ile;
1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile istinaf incelemesine konu ilk derece mahkemesi kararının HMK'nin 353/1-a.6 ve 353/1-a.3 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-) Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-) İstinaf eden tarafça peşin yatırılan istinaf karar ve ilam harcının talep hâlinde yatırana İADESİNE,
4-) Dosya üzerinde inceleme yapılması nedeniyle vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-) İstinaf eden tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince verilecek nihai kararda dikkate alınmasına,
6-) Dairemizce kesin olarak verilen işbu kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nin 362/1-g maddesi gereğince miktar itibariyle KESİN olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
E-İmza
Üye
E-İmza
Üye
E-İmza
Katip
E-İmza
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!