Anahtar kelimeler: İpoteğe İradeye Bayisi Paya Satımdan İpoteğin Nazaran Ödemede Düştüğünü İpoteği

T.C. İstanbul Anadolu 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO
: ████████
KARAR NO
: ████████
DAVA
: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ
: █████/2020
KARAR TARİHİ
: █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
DAVA
:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin müvekkilinin eski bayisi olduğunu; satın aldığı ürünlerin bedelini ödemede temerrüde düştüğünü; bu nedenle de yasal işlemler başlatıldığını; davalılardan---- lehine verilen ipoteğe konu taşınmazda 4/140, diğer davalı --- aynı paya malik olduklarını; anılan ipoteğin ------- müvekkilinden satın aldığı malların bedelinin teminatını oluşturduğunu; aylık % 10 akdi faiz ile üst sınır ipoteği tesis edildiğini; tarafların tacir olmasına nazaran, ipotek senedinde belirtilen faiz oranların serbest iradeye dayalı olduğunu; ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe davalıların haksız olarak itiraz ettiğinden bahisle iptaliyle % 20 icra inkâr tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
:
Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin tasfiyesinin sona erdiğini; ticaret sicilinden terkin edildiğini; ihya davası açılması gerektiğini; davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığını; davacının ipotek tesis ettirirken müvekkili ----- eşinin rızasını almadığını; bu nedenle ipoteğin geçersiz olduğunu; tapu kaydında aile konutu şerhi bulunduğunu; adı geçenlerin eşleri tarafından ipoteğin fekkine ilişkin açılan dava bulunduğunu; sonucunun beklenmesi gerektiğini; müvekkilin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını; böyle bir borcu olması halinde 15 yıldan beri icra takibi yapması gerektiğini; taraf ticari defterlerinin incelenmesi halinde, müvekkilinin davacıya bir borcu olmadığının bu saptanacağını; davacıya ödemelerin yapıldığını, bunların hesaplardan düşülmediğini; bu bağlamda üçüncü kişilere zorlama yoluyla tesis ettiği ipotekler kapsamında ---. İcra Müdürlüğü'nün ---- Esas sayılı dosyasıyla ipotek takibine geçildiğini, satış yapıldığını ve bedelin tahsil edildiğini; keza, ------ 4500 ada 2 parselde kayıtlı C blok zemin 2 nolu bağımsız bölümün karşılığında davacının adına ve hesabına ----- 50.000,00 TL yatırıldığını; yine ---- ili-----bloktaki taşınmaz karşılığında --- hesabından, ------ Bankası'na 50.000,00 TL yatırıldığını; ------ taşınmaz yönünden 70.000,00 TL, ayrıca davalı şirket tarafından 27.06.2007 tarihinde 7.477,00 TL; yine 30.07.2007 tarihinde 27.520,00 TL ödemesine rağmen hesaplardan düşülmediğini; yine davacının ----- Bankası'ndaki hesabına yatırılan nakit paralar ve müşteri çek ve senetleriyle yapılan ödemelerinde hesaptan düşülmediğini; asıl borçlu hakkında bütün kanun yolları tüketilmeden ipotek borçluları hakkında takip başlatılamayacağını; alacağın muaccel olmadığını müvekkilin temerrüde düşürülmediğini; davacının haksız ve kötü niyetli olarak Mükerrer tahsilat yapmaya çalıştığını; müvekkilinin sorumlu olduğu limit dışında talep ettiği faiz, ihtar masrafı ve fer'i nitelikte taleplerin haksız olduğunu; öte yandan temerrüt faizi oranının fahiş olduğu; ancak 96 9 oranında faiz talebinin olanaklı olduğundan bahisle, yerinde olmayan davanın reddini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
Dava, bayilik sözleşmesi kapsamında verilen ipoteğin paraya çevrilmesi için başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı ile davalılardan -----arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında doğan borçların teminatı olarak ---- mevki, 6555 ada 12 parselde kayıtlı taşınmazda, davacı lehine ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takipte, ipoteğin geçerli olup olmadığı; takip tarihi itibariyle alacak miktarının ne olduğu; ipoteğin niteliği ve buna göre sorumluluğunun azami hududu noktasında toplandığı anlaşılmıştır.
Davacı tarafından, davalılar aleyhine, ----- İcra Müdürlüğü'nde -----. sayıyla 26.12.2019 günü 150.000,00 TL'nin (aylık % 10 faiziyle) tahsili amacıyla ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığı; takip borçlularının itirazı üzerine takibin durduğu, --- İli, ----- İlçesi, 6555 Ada, 12 Parsel, arsa nitelikli taşınmazdaki ipoteğin paraya çevrilmesinin talep edildiği görülmüştür.---- Tapu Müdürlüğü'nün 12 Nisan 2021 tarihli yazısı ekinde gönderilen tapu kaydı ile ipotek akit tablosunun incelenmesinde;
----- mevkii, 6555 ada 12 parselde kayıtlı 234 m2 miktarlı arsa vasıflı taşınmazda --- 4/40, ------ 4/40 hisseye 03.04.2006 gün ------ yevmiye ile alım suretiyle malik olduğu,
27.06.2006 gün ----- yevmiye sayılı ipotek akit tablolarının incelenmesinde;
----- mevkii, 6555 ada, 12 parselde kayıtlı 234 m2 miktarındaki arsanın 4140 hissesinin --- adına kayıtlı iken, ------ aldığı ve ileride alacağı bilcümle emtia dolayısıyla senet ve çek borçlarından doğmuş ve doğacak borçlarına karşılık teminat olmak üzere,------. ile direkt bir ticari ilişkisi olmaksızın -----ciro yoluyla intikal eden kıymetli evraklardan doğacak bilcümle alacağın teminatı olmak üzere, 75.000,00 TL'ye karşılık birinci derecede fekki---. tarafından bildirilinceye kadar ------- lehine süresiz olarak temerrüde uğradığı tarihten itibaren aylık % 10 akdi faiziyle ipotek ettiğinin” şeklinde olduğu,
Aynı kapsamda 27.06.2006 günü ---- yevmiye ile bu kez 4/40 hisse maliki ------ tarafından yukarıdaki aynı koşullarla 75.000,00 TL bedel ile ipotek tesis edildiği görülmüştür.
Yargılama sırasında mali Müşavir ------- 05.09.2022 tarihinde rapor alınmış, bu bağlamda davacı şirketin ticari defter kayıtları üzerinde yapılan incelemede, davacı şirketin ticari defter kayıtları itibariyle davalı şirketten 586.114,39 TL alacağı bulunduğu, davalının savunmasına geçen ödemelerin kayıtlarda yer aldığı
bildirilmiştir.
Davalı taraf yapılan tüm ihtarlara rağmen ticari defter ve kayıtları ibraz etmemiştir.
Taşınmaz rehininin bir türü olarak ipotek TMK'nın 881 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. TMK kanunu hükümleri incelendiğinde kural olarak ipotek tesisinde eşin rızası aranmadığı görülmektedir. Bu durumun istisnası TMK 194. maddesinde yer alan Aile Konutu düzenlemesidir. İlgili hükme göre eşlerden herhangi biri diğer eşin rızası olmaksızın aile konutu üzerinde ipotek tesis edemeyecektir. Ancak bu sınırlama yalnızca aile konutu vasfına haiz taşınmaz için geçerlidir. bu doğrultuda taşınmaz aile konutu olarak nitelendirilemeyecekse malik olan eş diğer eşin rızası aranmaksızın maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde ipotek tesis edebilecektir. Sonuç olarak ipotekte eşin rızasını aranır mı sorusunun, konutu düzenlemesi hariç TMK'dan kaynaklanmadığı görülmektedir.
Somut olayda ise ipotek dükkan nitelikli taşınmaz üzerine tesis edilmiştir.
Buna karşılık, TBK'nın madde 584/1 düzenlemesi “Eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça, ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir...” şeklindedir. Akabinde yer alan 603. madde ise “Kefaletin şekline, kefil olma ehliyetine ve eşin rızasına ilişkin hükümler, gerçek kişilerce, kişisel güvence verilmesine ilişkin olarak başka ad altında yapılan diğer sözleşmelere de uygulanır. ” şeklinde düzenlenmiştir.
TBK'da yer verilen sınırlamalar kefalete ilişkin getirilmiş olduğundan ipotekte eşin rızası mevcut mu araştırması yalnızca malik eşin borçlu olmadığı ipotek tesisinde yapılacaktır. Malik eş aynı zamanda borçlu ise kendi borcu için ipotek tesis edildiğinden kefalet ilişkisi söz konusu olmayacağı; bu doğrultuda eşin rızası olmaksızın ipotek tesis edilebilecektir. Malik ile borçlu sıfatının aynı kişide buluşmadığı durumlarda tesis edilen ipotek kefalet ipoteği olarak adlandırılmakta ve taşınmaz maliki sınırlı ve ayni bir sorumluluk altına girmektedir. Lehine ipotek verilen kişi ya da kurumlar tarafından ipotek sözleşmesinde Müşterek ve müteselsil kefalete ilişkin hükümler eklenmesi hallerinde ise taşınmaz Malikinin aynı zamanda müşterek ve müteselsil kefil olarak kabul edildiği yerleşmiş yargı kararları ile de sabittir. Taşınmaz malikinin kefil olarak adlandırılabileceği bu durumlarda ipotek tesisi için eşin rızası kanunen aranan bir şarttır.Ancak somut olayda, ipoteğin 2006 yılında tesis edildiği; yukarıda yer verilen düzenlemenin 01.07.2012 tarihli TBK'da yer aldığı; ipoteğin tesis edildiği 2006 yılında 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda bu yönde sınırlama bulunmadığı; öte yandan, taşınmazın tapuda kayden arsa vasfında gözüktüğü; bir başka anlatımla, aile konutu olduğu hususunun yansımadığı; açıldığı bildirilen dava varsa numarasının bildirilmediği görülmüştür.Üst sınır ipoteği niteliğindeki ipoteğin borçtan sorumlu olmayan üçüncü kişi tarafından verildiği, üst sınır ipoteğinin temin ettiği alacağın kapsamına asıl borç, ipotek sözleşmesinde akdi faiz kararlaştırılmış ise akdi faiz, ipotek veren üçüncü kişiye yapılan muacceliyet ihbarından sonra temerrüt faizi, icra takip ve masraflarının gireceği, muacceliyet ihbarının ise ipotek veren üçüncü kişiye tebliğ edilmediği, bu nedenle icra takibinde gönderilen ödeme emrinin ipotek veren üçüncü kişiye tebliğ edilmemesi nedeniyle ödeme emrinin tebliğ edilmiş sayıldığı 30.12.2019 tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizinden sorumlu ise de, işleyecek temerrüt faizinin de teminat kapsamına dahil olması sebebiyle her halükarda 75.000,00 TL'nin aşılamayacağı kanaatine varılmıştır.Davalı şirketin ticari defterlerini ibraz etmediği; 26.12.2019 takip tarihi itibariyle davacı şirketin ticari defter kayıtlarına nazaran davalı şirketten 586.114,39 TL alacaklı olduğu; dolayısıyla anılan borca ipotek veren davalı --- ipotek limiti olan 75.000,00 TL diğer davalı --- 75.000,00 TL tutarlı ipotek miktarını geçmemek kaydıyla sorumlu olduğu kanaatine varılmış, davanın kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM
: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
Davanın KABULÜ ile;
1-Davalının ---. İcra Müdürlüğünün ------ Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip talebinde belirtilen şartlarla aynen devamına, davalı --- sorumluluğunun 75.000,00 TL, yine davalı----- sorumluluğunun 75.000,00 TL ile sınırlı tutulmasına)
2-Davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulü ile asıl alacak olan 150.000,00 TL'nin %20'si üzerinden hesaplanan 30.000,00 TL icra inkar tazminatının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davalı ---- sorumluluğunun 15.000,00 TL, yine davalı----- sorumluluğunun 15.000,00 TL ile sınırlı tutulmasına)
3-Alınması gerekli karar harcı 10.246,50-TL 'den davacı tarafça peşin olarak yatırılan 1.811,63-TL harcın mahsubu ile bakiye 8.434,87-TL harcın davalılardan tahsili ile hazineye irat kaydına,
4-Davacı tarafça yatırılan 1.811,63-TL peşin harcın davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-Davacı tarafından yapılan 54,40-TL başvuru harcı, 7,80-TL vekalet harcı, 1.976,00 -TL tebligat ve müzekkere gideri, 5.900,00 -TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.938,20-TL yargılama giderinin davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine,
6-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına,
7-TTK 5/A maddesi ve 6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A fıkrası ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davalı ----- tahsili ile hazineye irat kaydına,
8-Davanın kabul edilen kısmı için davacı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde geçerli A.A.Ü.T. 13/2 maddesindeki esaslara göre belirlenen 45.000,00-TL nispi vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
9-Taraflarca dosyaya yatırılan ve sarf edilmeyen gider avansının karar kesinleştiğinde Hukuk Muhakemeleri Kanununun 333.maddesi uyarınca ilgili tarafa iadesine,Dair karar, davacı vekilinin yüzüne karşı, davalıların yokluğunda karar gerekçesinin tebliğinden itibaren 2 hafta içinde --- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olarak verildi, açıkça okundu usulen tefhim olundu.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!