Anahtar kelimeler: Mahsuba Çelişen Şüpheden İnceleyen Soyut Uzak Süreç Cezasıyla İstismarı Sayı

YARGITAY DAİRESİ
: 9. Ceza DairesiMAHKEMESİ
:Ceza DairesiSAYISI
: 820-606I. HUKUKÎ SÜREÇSanığın çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu'nun 103/1-a maddesi yollamasıyla 103/2,43/1, 53... . maddeleri uyarınca 24 yıl hapis cezasıyla cezalandırılmasına, hak yoksunluğuna ve mahsuba ilişkin ... 1. Ağır Ceza Mahkemesince verilen 06.02.2019 tarihli ve 108-22 sayılı hükmün sanık müdafii, katılan Bakanlık vekili ve Cumhuriyet savcısı tarafından istinaf edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesince 26.06.2019 tarih ve 820-606 sayı ile; ''...sanığın mağdureler ... ve ...'a yönelik çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunu işlediğine dair mağdurelerin aşamalarda birbiri ile çelişen soyut beyanları dışında her türlü şüpheden uzak, kesin, net ve inandırıcı delil bulunmaması nedeniyle beraatine karar verilmesi gerekirken, delillerin takdirinde yanılgıya düşülerek mahkûmiyetine hükmolunması'' gerekçesiyle sanığın beraatine, bu kararın da Cumhuriyet savcısı tarafından temyiz edilmesi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesince 21.12.2021 tarih, 22165-10190 sayı ve oy çokluğu ile hükmün onanmasına karar verilmiştir.Daire Üyeleri ... ve ...; "...mağdure ...'in ve tanık ...'ın olaydan önce sanığa iftira atmasına neden olabilecek bir husumet bulunmaması, mağdure ...'in 07.02.20 18... .03.2018 tarihlerinde Cumhuriyet savcısına verdiği ifadelerinde sanığın kendisine yönelik cinsel istismar niteliğindeki eylemlerini ayrıntılarıyla anlatması, mağdurenin anlatımlarıyla örtüşen tanıklar ..., ... ve ...'ın kolluk beyanları, sanığın Cumhuriyet savcısı tarafından müdafi huzurunda alınan 09.02.2018 tarihli ifadesinde mağdure ...'e yönelik eylemleri konusunda samimi ikrarda bulunması karşısında, sanığın mağdure ...'e farklı zamanlarda göğüslerine ve özel bölgelerine dokunmak, kucağına oturtmak, cinsel organını özel bölgelerine sürtmek ve ağzına cinsel organını sokmak suretiyle cinsel istismarda bulunduğu sabit olduğu, sanığın beraatine dair Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesi hükmünün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan (mağdure ...'e yönelik eylem bakımından) hükmün onanması yönündeki çoğunluk görüşüne katılmıyoruz." düşüncesiyle karşı oy kullanmıştır.II. İTİRAZ SEBEPLERİYargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı 24.03.2022 tarih ve 89761 sayı ile; "...Bölge Adliye Mahkemesinin mağdurun anlatımın çelişki olmasında yola çıkarak beraat kararı verdiği gerekçesinden anlaşılmaktadır. Mağdur ... ...'ın anlatımlarının çelişkili olduğu dosya kapsamı ile sabittir. Ancak 16.03.2018 tarihli ifadesinde 'Ailem beni tembihlediği için her şeyi açıkça ifade edemiyorum. Bu konuda beyanda bulunmak istemiyorum, namusuma laf gelmesini istemiyorum' şeklindeki beyanı ile aynı tarihi taşıyan ancak aslında 27.03.2018 tarihinde alındığı UYAP kayıtlarından anlaşılan ikinci ifadesindeki '... bana yakınlaştıktan sonra beni tembihlerdi, kimseye anlatma derdi, kızlara söyledim, ...'un sarkıntılık ettiğini beyan ettim ancak kızlar yine alışverişe giderdi. ...'un bana yaptıklarını anneme söyledim, terbiyesiz olduğunu muhtara söylediler, köyden kovacaklardı, günah ve sakat diye köyden kovmadılar, bir müddet sonra birkaç kadına daha aynı şeyleri yaptı, aşiret büyükleri araya girip köyden alınmasına müsaade etmediler. Muhtara birkaç kez söylesek de bize inanmadı.' şeklindeki anlatımları nazara alındığına ailesi ve köydeki sosyal çevresinin baskısı altında kaldığının ve bu nedenle ifadelerinde çelişkiler bulunduğu, 16.03.2018 tarihli ifadesinde hazır bulunan Psikolog Bilirkişi ...'in 'Mağdurun soruşturma başladıktan sonra vermiş olduğu ilk ifadesinde daha sağlıklı ifade verdiği ve kendisini daha iyi ifade ettiği ancak vermiş olduğu ifadeden sonra köye döndüğü, köyde bu olayın yaşanması sebebi ile konuşulan sözler sebebi ile toplumdan etkilenerek korktuğu ve kendisini ifade edemediği görüldü, mağdurun bu esnada ifadesinin alınmasının sağlıklı bulmuyorum, mağdurun bozulmuş olan psikolojisinin onarılması ve yaşamış olduğu ortamdan uzaklaşması için hastaneye sevki, ardından devlet yurduna yerleştirilmesinin doğru olduğu kanaatindeyim.' şeklindeki tespiti ve 16.03.2018 tarihini taşıyan son ifadesine ilişkin 'Mağdur çocuğun kendisini ifade etmede bir sıkıntı yaşamadığı, beyanlarına itibar edilebileceği gözlemlendi. Ayrıca mağdur çocuk ile yapmış olduğum ikili görüşmede şahsıma anlattığı durumları sizlere birebir aktardım, bu beyanlarında da kendisini samimi buldum, şahsıma anlattığı durumlara yine itibar edilebilir. Mağdur çocuğun yaşamış olduğu olaylardan dolayı kendisinin iç dünyasında suçlu olarak gördüğü, bu sebepten beyanlarında şüpheliye müsaade etmediğini söyleyerek koruma içgüdüsü sergilediği gözlemlendi' şeklindeki tespiti, son ifade alımında hazır bulunan bir diğer uzman Çocuk Gelişim Uzmanı ...'ün '...'in yaşı, gelişim özelliklerini göstermektedir. İfadelerine itibar edilebilir, kendisine yönelik eylemler yönünden her ne kadar kendisini korumaya yönelik beyanlarda bulunmuş ise de yaşadıkları gerçeği yansıtmaktadır,' şeklindeki tespitinin de mağdurun maruz kaldığı baskıya işaret ettiği kanaatine varılmıştır. Mağdurun anlatımına göre hem ailesinin kendisini vereceği ifade konusunda yönlendirdiği, hem de olayın kapatılması konusunda aşiret büyüklerinin devreye girdiği bir olayla karşı karşıya kalındığı anlaşılmaktadır. Sanığın kolluğun baskısı ile mağdur ... ile ilgili eylemlerinin kabul ettiğine dair savunmasına bakıldığında, kollukça alınan ifadesinde inkar ettiği görülmüş ve Cumhuriyet Savcısı huzurundaki ikrar içerikli ifadesini baskı altında verdiğine dair savunmasının kabul edilebilir olmadığı düşüncesine varılmıştır. Vereceği ifadeler konusunda hem aile, hem de aşiret baskısı altında kaldığı anlaşılan mağdurun, sanığın Cumhuriyet Savcısı huzurunda müdafisi ile birlikte verdiği 09.02.2018 tarihli ikrar içeren ifadesini 16.03.2018 tarihini taşıyan 27.03.2018 tarihinde alındığı UYAP kaydından anlaşılan ifadesi ile doğruladığı, mağdurun bu beyanı ile sanığın Cumhuriyet Savcısı huzurundaki ikrarına itibar edilerek, sanığın mağdurun ağzına cinsel organını müteaddit defalar sokmak ve vücuduna ellemek, cinsel organı ile mağdurun vücuduna sürtünmek, mağduru kucağına oturtmak suretiyle atılı suçu işlediğinin sabit olduğunun kabulünde zorunluluk olduğu,'' görüşüyle itiraz yoluna başvurmuştur.5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 308. maddesi uyarınca inceleme yapan Yargıtay 9. Ceza Dairesince 14.06.2022 tarih, 5675-6033 sayı ve oy çokluğu ile itirazın yerinde görülmediğinden bahisle Yargıtay Birinci Başkanlığına gönderilen dosya, Ceza Genel Kurulunca değerlendirilmiş ve açıklanan gerekçelerle karara bağlanmıştır.III. UYUŞMAZLIK KONUSU VE KAPSAMIİtirazın kapsamına göre inceleme sanık hakkında çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan kurulan beraat hükmüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Özel Daire çoğunluğu ile Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı arasında oluşan ve Ceza Genel Kurulunca çözümlenmesi gereken uyuşmazlık; sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olup olmadığının belirlenmesine ilişkindir.IV. OLAY VE OLGULARİncelenen dosya kapsamından;Sanık ...'un ... ilçesi ... köyünde bakkal dükkanı işlettiği, şikâyet tarihinde kırk yaşında olan sanığın evli ve beş çocuk babası olduğu, ihbarda bulunan tanık ...'in beyanlarında adı geçen mağdure ...'ın 14 yaşında olduğu, ailesiyle birlikte aynı köyde ikamet ettiği,01.12.2017 tarihinde ... İlçe Jandarma Komutanlığı'nı arayan tanık ...'in köyde bulunan ve market işleten ... isimli şahsın köyde yaşayan 14-15 yaşındaki kızlardan alışveriş karşılığı para almayarak cinsel istismarda bulunduğunu ihbar ettiği ancak isminin gizli kalmasını istediği,Başlatılan soruşturmada Dr. ... Devlet Hastanesince düzenlenen 15.03.2018 tarihli yaş tespit raporuna göre; mağdurenin yapılan muayenesinde, kemik yaşının 14 yaş ile uyumlu olduğu kanaatine varıldığının bildirildiği,Anlaşılmıştır.Mağdure kollukta; ...'un kendisine herhangi bir şekilde istismarda bulunmadığını, ...'ın kendisine ...'un dükkanına giderek kızlara ne yaptığını sormasını istediğini, ...'un kendisine ''kızlara bir şey yapmadım, yapsam beni yaşatmazlar'' diye cevap verdiğini, ...'ın kendisinden ...'u şikâyet etmesini istediğini,Savcılıkta; ...'un önceden kendisini hırsızlıkla suçladığını ama bunu kabul etmediğini, ...'a ''... sana plan yapıyor'' dediğini, ...'u komşuları ... ile ilişki yaşarken gördüğünü, küçük çocuklarla ilişkisini görmediğini ama yaşı büyüklerle ilişkisi olduğunu herkesin bildiğini, ... ve ...'ın ilişkiye girdiklerini gördüğünü, dükkanına alış verişe gittiği bir gün ...'un arkasından yaklaşarak fermuarını açıp cinsel organını çıkardığını, ...'un karısı dükkana gelince ''kocana terbiye ver'' diyerek dükkandan çıktığını, ...'un ...'in göğsüne dokunduğunu kendisine ...'in anlattığını, ... ve ...'e de aynı şeyleri yaptığını duyduğunu, ...'un ... ile yakınlaşırken ...'in dışarıda gözcülük yaptığını, ...'in de aynı şekilde ...'e gözcülük yaptığını,Savcılıkta verdiği ikinci beyanda ise; ...'un dükkanına girdiğinde kendisine dokunmaya çalıştığını ama izin vermediğini, ''tost al, para almayacağım'' dediğini, göğüslerine dokunmaya çalıştığında onu itekleyip tepki gösterdiğini, ...'un dükkanına gelen her çocuğa sarkıntılık ettiğini, ...'un köydeki diğer kızlara da istismarda bulunduğunu, kendisini arkadan ilişkiye zorladığını, cinsel organını ağzına sokmaya çalıştığını, dükkana gittiğinde karısını eve yolladığını, olan biteni karısına anlattığını ama karısının ''yapacak birşeyi olmadığını'' söylediğini, muhtarın kendilerine inanmadığını, aşiret büyüklerinin ...'un köyden gönderilmesine engel olduklarını,Beyana eşlik eden psikolog; çocuğun kendisini ifade etmede bir sıkıntı yaşamadığını, beyanlarına itibar edilebileceğini, beyanlarını samimi bulduğunu, iç dünyasında kendisini suçlu olarak gördüğünü,Beyana eşlik eden çocuk gelişim uzmanı ise; mağdurenin ifadelerine itibar edilebileceğini, eylemler yönünden kendisini korumaya yönelik beyanda bulunmuş ise de gerçeği yansıttığını,Mahkemede; hiçbir zaman ...'un dükkanına gitmediğini, her şeyin ... yüzünden olduğunu, kendisini tehdit ederek ...'tan şikâyetçi olmasını istediğini, bunları ...'a anlattığını, ...'ın ...'i de tehdit ettiğini, ...'un kendisine yönelik cinsel istismarda bulunmadığını, Cumhuriyet savcılığındaki beyanlarını korktuğu için verdiğini,Beyanla ilgili görüşü sorulan uzman ise; mağdurun beyanlarına itibar edilemeyeceğini,Tanık ... kollukta; bir yıldır ... isimli kişinin köydeki kız çocuklarına yönelik istismarda bulunduğunu duyduğunu, bir hafta önce marketten içeri girdiğinde ... isimli kız çocuğunu ...'un kucağında gördüğünü, kız çocuğunun giydiği eteğin kasık bölgesine kadar sıyrılmış olduğunu, ''küçük kızdan ne istiyorsun?'' dediğini, durumu önce inkar ettiğini, sonrasında ise ''...benden malzeme alıyorlar parasını ödemiyorlar...borçlarını bari bu şekilde ödesinler...bu kızın borcu bilmem kaç sefer veya kaç gece benim koynuma girse bitmez...bunların anneleri benim altıma yatmasa kızları da yatmazdı'' dediğini, ''seni şikayet edeceğim!'' dediğini, ''borcu vardı, ödememek için iftira attı diye söylerim'' dediğini, ...'in yanına giderek kendisine olanları anlatmasını istediğini, ...'in ...'un altı yedi kız çocuğuna aynı şekilde istismarda bulunduğunu anlattığını, ...'i yanına çağırdığını, onunda aynı şeyleri söylediğini,Savcılıkta; ...'a borcu olmadığını, ...'e sarkıntılık olayını hatırlamadığını, olaydan sonra köyde baskı gördüğünü ve köyü terk etmek zorunda kaldığını, köye dönmek istemediğini,Mahkemede; daha önce ifade verdiği tarihlerde yeni doğum yaptığını, söylediklerini hatırlamadığını, kimseyi zan altında bırakmak istemediğini,Tanık ... kollukta; ...'un eşi olduğunu, ...'in komşularının kızı olduğunu, hakkında dedikodu olduğundan ona güvenmediğini, dedikodulara göre kocasının ...'e para verdiğini, niçin verdiğini bilmediğini, ...'in bakkala geldiğinde yarım saat kadar kaldığını ama ne yaptığını bilmediğini, ...'ın bakkala gelip yarım saat sohbet ettiğini, ... ve ... bakkala geldiğinde kocasının kendisini eve gönderdiğini, soru sorduğunda kocasının kızdığını, kocasının ...'e cinsel istismarda bulunduğunu görmediğini, ...'ın kocasından borç aldığını,Mahkemede; kollukta verdiği ifadeyi kabul etmediğini, mağdure geldiğinde kocasının kendisini eve göndermediğini, eşinden şüphelenmediğini, Türkçe bilmediğinden ifadesinin bu şekilde yazılmış olabileceğini,Tanık ... kollukta; ...'un kendilerine ...'in pis biri olduğunu söylediğini, ...'ın kendisine ...'i ...'un kucağında otururken gördüğünü söylediğini, ...'ın kendisinden yalan söylemesini istediğini, ...'un kendisine yönelik cinsel istismarda bulunmadığını,Savcılıkta; ...'in kuzeni ...'in onu ...'un kucağında gördüğü için ondan ''...'un karısı'' olarak bahsettiğini, ...'un dükkanına ...'e pis şeyler yaptığından gitmediğini, ...'ın gördüklerini annesine anlattığını, ...'i sürekli orada gördüğünü ama pis şeyler yaparken görmediğini, kendisine böyle şeylerden bahsetmediğini, ...'in ...'un kendisine gözcülük yapması için 100 TL vereceğini söylediğini, ...'in kendisine kapıda beklediği sırada ...'un cinsel organını ...'in ağzına soktuğunu, ...'un cinsel organını çıkardığını ve ...'i duvara yasladığını gördüğünü, ...'in hamile kaldım diye ağladığını, ...'un karısının ...'i defalarca uyardığını, ...'un kendisine "... gece gündüz benimle yatsa borcu bitmez" dediğini, bunu telefonuna kaydettiğini,Mahkemede; olaylarla ilgili bilgisi olmadığını, önceki ifadelerini ... kendisini tehdit ettiği için verdiğini, ...'in kendisine bir şey anlatmadığını, ses kaydı yapmadığını,Tanık ... kollukta; Köyde çocukların ...'e "Sen ...'un karısısın'' dediğini, neden böyle söylediklerini bilmediğini, kimsenin kendisine istismarda bulunmadığını,Savcılıkta; ... ve ...'in pis şeyler yaptıklarını arkadaşlarından duyduğunu, gözcülük yaptığı iddiasını kabul etmediğini, bir defasında markete gittiğinde ...'un ...'in yanağına dokunmak üzereyken kendisini görmesi üzerine vazgeçtiğini, ...'in kendisine ''bizim nöbetimizi tut, ... sana 100 TL verecek'' dediğini ancak teklifi kabul etmediğini, ...'un başka bir gidişinde tam ...'i öpecekken içeri girdiğini, kendisini görünce öpmekten vazgeçtiğini,Yargılamada; ...'un köyün kızlarına cinsel anlamda bir şey yaptığına şahit olmadığını, bakkalına çok fazla gitmediğini, savcılıkta ifade verirken stresli olduğunu, ...'in kendisine ''... sana 100 TL verecek, bizim nöbetimizi tut'' şeklinde bir şey söylemediğini, korktuğu için böyle beyanda bulunduğunu,Mağdure ... savcılıkta; ... ve ...'un yakınlaştığına dair duyumlar aldığını, ...'un bir keresinde göğüslerinin üst kısmına dokunduğunu, annesinin ...'a kızdığını, bir keresinde ...'un dükkanına gittiğinde ...'in de markette olduğunu, ...'un karısının ...'e ''sen burada ne yapıyorsun'' dediğini, ...'un ise karısına ''senin işin yok mu, içeri git'' dediğini, karısını içeri gönderdiğini,Mahkemede; ...'un akrabaları olduğunu, ... ya da ...'a cinsel anlamda bir şey yaptığını duymadığını ve görmediğini, ...'un göğüslerinin üst kısmına dokunmadığını, sırtına elini koyduğunu ama bunu kötü niyetle yaptığını düşünmediğini, bakkala gittiğinde ...'un karısına ''içeri git'' diye bir şey söylemediğini,Mağdure ... savcılıkta; ...'i ahlaki yapısı bozuk olduğundan sevmediğini, ...'un dükkanına gittiği bir gün ...'un ...'in vajinasına dokunduğunu gördüğünü ve hemen döndüğünü, ...'in, ...'un cinsel organını ağzına aldığını ...'den duyduğunu, köyde ...'e ''...'un karısı'' dediklerini, ...'un dükkanına tost almak için gittiğinde arkadan yaklaşarak kalçasına dokunmak istediğini ama bu durumu görünce tostu elinden çekerek uzaklaştığını ve kendisine tepki gösterdiğini, ...'un ...'e dokunma karşılığında para verdiğini,Mahkemede; ... ile ...'i birbirlerine yakın durumda gördüğünü ancak ...'un ...'in cinsel organına dokunduğunu net olarak görmediğini, ...'in ...'un cinsel organını ağzına aldığını ve ...'un ...'in vajinasına cinsel organına dokunduğunu ...'den duyduğunu, ...'un kalçasına dokunmak için hamle yaptığını, kolunu omzuna doğru attığını, sonraki beyanında ise; ...'un omzuna elini attığını ve kalçasına vurmaya çalıştığını söylemiş ise de bunların doğru olmadığını,Müşteki ... mahkemede; ...'ın kızı olduğunu, sanık ...'un kızı ... ve diğer mağdurlara yönelik herhangi bir eyleminden haberi olmadığını, böyle bir eylemi görmediğini, kızının da kendisine anlatmadığını, şikayetçi olmadığını,Beyan etmişlerdir.Sanık ... kollukta; ...'ın komşularının kızı olduğunu, kendilerinden alış veriş yaptığını, tanık ...'ın kendisine 1680 TL borcu olduğunu, ...'in dükkanına geldiği bir gün daha önce dükkanından hırsızlık yaptığından arkasında durup onu seyrettiğini, ...'ın dükkanına gelerek ''bu kıza ne yapıyorsun?'' dediğini, ''kızım yaşında, ne yapabilirim ki?'' diye cevap verdiğini, birkaç kez dükkanından hırsızlık yaptığını söylediğini, kendisine inanmadığını, ...'ın veresiye borcunu kimseye söylememesini istediğini, hakkındaki suçlamaları kabul etmediğini, kimseye böyle bir hareketi olmadığını,Savcılıkta; ...'a acıdığı için borç verdiğini, borcu kayınvalidesinin ödediğini, ... ile arasında başka bir ilişki olmadığını, kendisinin evli ve eşine bağlı biri olduğunu, eşi kıskanç olduğundan müşteriyi sıkıştırmaması konusunda onu uyardığını, ... geldiğinde kendisine derdini anlattığını, ...'in dükkanına sık sık uğradığını, ...'e yönelik olarak "sabah akşam koynuma girse borcumu ödeyemez" şeklinde bir söylemde bulunmadığını, karakolda ... Başçavuş'a ... ve ... ile arasında bir şeyler olduğunu beyan etmesinin sebebinin gözaltında olduğu için aklının yerinde olmaması olduğunu, ... Başçavuş'a pişman olduğunu, şeytana uyduğunu söylediğini, ... Başçavuş'a "...'in göğüslerini 2 -3 defa ellediğini, ileriye gitmediğini ve pişman olduğunu" söylediğini, ... geldiğinde ...'e yakın olmasının sebebinin hırsızlık yapması olduğunu, ...'in daha önce başkalarıyla ilişkiye girdiğini duyduğunu ve meyilli olduğunu bildiğini, kimseye gözcülük yapması için para vermediğini, ...'in göğüslerine dokunduğu iddiasını kabul etmediğini, annesinin gelip kendisiyle konuşmadığını, ...'i kızından çok sevdiğini, ...'un kalçasına dokunmadığını, ...'in göğüslerini ellediğini kabul ettiğini ancak pantolonunu indirdiğini hatırlamadığını, yapmış da olabileceğini, ... ile yakınlaşmaları olduğunu ancak diğer şahıslarla ilişki yaşamadığını, ...'in ağzına ara ara cinsel organını soktuğunu, bunu kendisinin isteği üzerine yaptığını, bekaretini bozmadığını, sadece ağzına cinsel organını sokmasını istediğini, kucağına oturup kalktığını, kıyafetlerini çıkarmadığını, kucağına oturup göğüslerini okşamasını istediğini, zorlamadığını, iç çamaşırını çıkarmadan yaklaştığını, ...'in sık sık alışveriş yaptığını, borçlarının biriktiğini, ''bana yaklaş, borcumu sil'' diye teklifte bulunduğunu, ilk yakınlaşmasının üç dört ay öncesine dayandığını, ilk defa kendisinin teklif ettiğini, onun da niyeti olduğundan hemen kabul ettiğini, nefsine yenik düştüğünü, pişman olduğunu,Sorguda; önceki ifadelerinin bir kısmının doğru olduğunu, ...'a borç verdiğini ve bu nedenle iftira attığını düşündüğünü, her ne kadar ... isimli çocuk ile bir şeyler yaşadığını, cinsel anlamda yakınlaştıklarını beyan etmiş ise de kesinlikle doğru olmadığını, göz altında bulunduğu için çok yorgun olduğundan o şekilde beyanda bulunduğunu, aralarında hiçbirşey yaşanmadığını, mağdure dükkanına geldiğinde eşini eve göndermediğini,Mahkemede; Cumhuriyet savcılığında verdiği ifadeleri kabul etmediğini, o ifadeleri kolluğun baskısı altında verdiğini, bu olayın tanık ...'in üzerine attığı iftira sonucunda gerçekleştiğini, mağdure ...'ın ara sıra alış veriş yapıp bunu borç olarak yazdırdığını, ayağından rahatsız olduğu için dükkanda bulunduğu süre içerisinde ya eşi ya da oğlunun yanında olduğunu, evleriyle dükkanlarının bitişik olduğunu, her ne kadar ...'ın borcunu silmesi karşılığında göğüslerini ellediğini söylemiş ise de bu beyanını kabul etmediğini, kesinlikle mağdureler ... ve ...'e karşı cinsel içerikli bir eylemi veya yakınlaşması olmadığını, savcılık beyanında ...'in ağzına cinsel organını soktuğunu beyan etmiş ise bunun doğru olmadığını, ifade vermeden önce gözaltına alındığı için ifade verirken kendisinde olmadığını, baskı altında beyanda bulunduğunu, ... dükkanına geldiğinde kendisiyle konuşmuşluğu olduğunu, kendisine 15 yaşında olduğunu söylediğini, sakat hâliyle bu tarz eylemlerde bulunmasının söz konusu olmadığını, mağdur ...'in arkadaşlarının kendisine "...'un karısısın" diyerek takıldıklarını bildiğini ancak daha sonra arkadaşlarının böyle bir şey olmadığı için ...'e giderek özür dilediklerini,Savunmuştur.V. GEREKÇEA-1.İlgili Mevzuat ve Uyuşmazlık Konusuna İlişkin DeğerlendirmelerAnayasa’nın 138/1. ve CMK’nın 217/1. maddeleri ile Anayasa’nın 38. ve İHAS’ın 6/2. maddeleri sarahatine göre ispat hukuku bakımından vicdani kanaat esasını benimseyen Ceza muhakememizin amacı, maddi gerçeği insan onuruna yaraşır biçimde ortaya çıkarmaktır. Geçmişte yaşanan ya da yaşandığı iddia olunan bu vakıayı/maddi gerçekliği, olay mahkemesi yapacağı öğrenme yargılaması ile taraflar ve delillerle doğrudan muhatap olup muhakeme hukukuna ilişkin normlar doğrultusunda, gerektiğinde mantık ilminden ve tecrübe kurallarından da faydalanarak sonradan mahkeme önünde temsil etmeye çalışacak, böylece sezgileriyle değil akıl yoluyla vicdani kanaate ulaşarak (Metin Feyzioğlu, Ceza Muhakemesinde Vicdani Kanaat, Yetkin Yayınevi, s. 139) maddi sorunu çözecektir. Bu yetki münhasıran olay mahkemesine aittir.Vicdani kanaate ulaşılması, isnat olunan fiilin ispatlandığı anlamına gelir. Bu nedenle, vicdani kanaat hukuki sorunla değil, maddi sorunla ilgili bir kavramdır ve vicdani kanaate ulaşacak makam da maddi uyuşmazlığı çözmeye yetkili derece mahkemeleridir. Hukuki sorunun çözümünde vicdani kanaat ölçütü kullanılamaz. Çünkü; hukuki sorunun doğru çözümü, maddi olaya uygulanması gereken hukuk kurallarının doğru bulunması ve doğru yorumlanması ile ilgilidir.Vicdani ispat sisteminde hâkimler, hür vicdanlarına göre hüküm verirler. Her türlü delil aracı, kural olarak kullanılabilir ve bunlar serbestçe değerlendirilir. Ancak bu serbestliğin sınırını yine hukuk belirler. Nitekim, Anayasa’nın 138/1. maddesine göre hâkim, vicdani kanaatini oluştururken, Anayasa’nın, kanunların ve hukukun çizdiği çerçevede kalmak zorundadır. Delil araçlarının ne zaman ve kimler tarafından ikame edilebileceği, bunların muhakemede tabi tutulacakları işlemler, delil aracı ikame taleplerinin hangi şartlarda ret olunabileceği, çelişme yönteminin nasıl hayata geçirileceği, delil aracı yasaklarının neler olduğu gibi konular hukuk tarafından düzenlenir (Feyzioğlu, s. 357).Kural olarak delillerle doğrudan temas kurmayan ve öğrenme yargılaması yapamayan Yargıtayın, hukuka uygun olarak elde edilen delilleri takdir etme ve bu suretle ilk derece mahkemelerinin vicdani kanaatini denetleme, aslında olayın nasıl cereyan ettiğini ortaya koyma imkanı bulunmamaktadır. Ancak hükmün gerekçesini esas alarak, bu delillerle varılan sonucun/kabul edilen maddi vakıanın, akıl yürütme/mantık kurallarına, genel hayat tecrübelerine ve bilimsel kaidelere uygun olup olmadığını denetleyebileceğinde de kuşku yoktur. 288. maddenin Hükûmet Tasarısı'ndaki gerekçesinde bu duruma: "Delillerin yanlış değerlendirilmesi, kuralların yorumunu ve eylemin gerçek niteliğinin saptanmasını etkilediğinde elbetteki hukuka aykırılık oluşturur." denilerek işaret edilmiştir. Uygulama da bu şekilde istikrar kazanmıştır. Doktrinde Yenisey aynı düşünceyi; "Bir hukuk normu olmayan fizik ve mantık kuralları ve tecrübe kaidesi, bir hukuk normu gibi ele alınarak bunlara aykırı olan vicdani kanaatin denetlenmesine imkan sağlamaktadır." (Feridun Yenisey, İstinafta Maddi Ve Hukuki Mesele Denetimi, Dr. Silvia Tellenbach'a Armağan, Seçkin Yayınları, s. 1282) diyerek benimsendiğini ifade etmiştir. Çünkü; sağlıklı bir hukuki denetimin ön şartı, maddi vakıanın usulüne uygun, tam ve doğru olarak belirlenmiş olmasıdır.Ceza yargılamasında kanıt serbestliği ilkesi başlığı altında toplayabileceğimiz temel prensiplere göre; a) Her şeyin kanıt olabileceği (hukuka uygun yöntemlerle elde edilmiş), b) İlgililerin kanıt ileri sürebilecekleri, c) Hâkimin kendiliğinden kanıt araştırabileceği, (hatta zorunlu olarak araştırması gerektiği), d) Kanıt ileri sürmede zaman kısıtlaması olamayacağı, e) Kanıtlama külfetinin sanığa yüklenemeyeceği, f) Kanıt değerlendirmede hâkimi bağlayan üstün kanıtın söz konusu olmayıp hâkimin tüm kanıtları serbestçe değerlendirebileceği, (vicdani kanaat) ceza yargılamasının temel ilkeleridir. Bu ilkelerin birinden dahi vazgeçmek, ceza yargılamasının temel ilke ve yapısına aykırı davranmak anlamını taşır (YCGK, 08.04.1991 tarihli ve 81-111 sayılı).Amacı, somut olayda maddi gerçeğe ulaşarak adeleti sağlamak, suçu işlediği sabit olan faili cezalandırmak, kamu düzeninin bozulmasını önlemek ve bozulan kamu düzenini yeniden tesis etmek olan ceza muhakemesinin en önemli ve evrensel nitelikteki ilkelerinden birisi de öğreti ve uygulamada; suçsuzluk ya da masumiyet karinesi olarak adlandırılan kuralın bir uzantısı olan ve Latincede; in dubio pro reo olarak ifade edilen şüpheden sanık yararlanır ilkesidir. Bu ilkenin özü, ceza davasında sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi bakımından göz önünde bulundurulması gereken herhangi bir soruna ilişkin şüphenin, mutlaka sanık yararına değerlendirilmesidir. Oldukça geniş bir uygulama alanı bulunan bu kural, dava konusu suçun işlenip işlenmediği, işlenmişse sanık tarafından işlenip işlenmediği veya gerçekleştirilme biçimi konusunda bir şüphe belirmesi hâlinde de geçerlidir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir. Gerçekleşme şekli şüpheli veya tam olarak aydınlatılamamış olay ve iddialar sanığın aleyhine yorumlanarak mahkûmiyet hükmü kurulamaz. Ceza mahkûmiyeti; herhangi bir ihtimale değil, kesin ve açık ispata dayanmalı, bu ispat hiçbir şüphe ya da başka türlü oluşa imkân vermemelidir. Toplanan delillerin bir kısmının gözetilip diğer kısmı göz ardı edilerek ulaşılan kanaat üzerinden yüksek de olsa bir ihtimalle sanığı cezalandırmak, ceza muhakemesinin en önemli amacı olan gerçeğe ulaşmadan hüküm vermek anlamına gelecektir (YCGK, 11.6.2013 tarihli ve 36-294 sayılı).Şu hâlde, sanığa isnat edilen fiilin sanık tarafından icra edildiğinin kabulü için, gerekçeli ve muhtemel şüphenin tamamen yenilmesi gerekir. Zira kabili te'lif olmayan şüphe ile gerçeğin yan yana mevcudiyeti ile vicdani kanaate ulaşılmasının, mantık ve hukuk kuralları bakımından mümkün olduğu söylenemez.Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde;Sanığın ... ilçesi ... köyünde işlettiği bakkaldan alış veriş yapan çok sayıda çocuğa borçlarını silmesi karşılığında cinsel istismarda bulunduğu iddiasıyla başlatılan soruşturmada, başka çocuklara yönelik eylemlerini inkar eden sanığın, müdafiinin de hazır bulunduğu Cumhuriyet savcılığındaki beyanında, mağdurenin ağzına birden fazla kez cinsel organını soktuğunu, kucağına oturttuğunu ve göğüslerini okşadığını kabul ettiği ve ayrıntılı şekilde mağdureye yönelik istismar eylemlerini anlattığı, eylemlerin mağdurenin rızasıyla gerçekleştiğini ve birkaç aydır devam ettiğini söylediği, mağdurenin daha önceki beyanlarında inkar etmiş olsa da uzmanlar eşliğinde verdiği ikinci savcılık beyanında sanığın ikrarına konu cinsel istismar eylemlerini anlattığı, mağdureye yönelik istismar eylemlerinin mağdureler ... ve ...ile tanıklar ..., ... ve ...'in hazırlık aşaması beyanlarıyla da doğrulandığı, mağdure ve tanıkların çevresel baskılar nedeniyle sanığı suçtan kurtarmak amacıyla değiştirdikleri kovuşturma aşaması beyanlarına ise itibar edilemeyeceği, sanığın Cumhuriyet savcılığındaki kabule dönük beyanlarından üzerindeki baskı nedeniyle dönmesinin de inandırıcılıktan uzak bulunduğu anlaşılmakla, sanığın mağdureye yönelik eylemi nedeniyle isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olduğu kabul edilmelidir.Bu itibarla, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının kabulüne karar verilmelidir.VI. KARARAçıklanan nedenlerle;1- Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının KABULÜNE,2-Yargıtay 9. Ceza Dairesinin 21.12.2021 tarihli ve 22165-10190 sayılı, sanığın mağdure ...'a yönelik eylem nedeniyle çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçundan beraatine ilişkin onama kararının KALDIRILMASINA,3-Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesinin 26.06.2019 tarihli ve 820-606 sayılı kararının, mağdure ...'a yönelik eylem nedeniyle sanığa isnat edilen çocuğun nitelikli cinsel istismarı suçunun sabit olduğu gözetilmeden beraat kararı verilmesi isabetsizliğinden BOZULMASINA,4-Dosyanın, CMK'nın 304. maddesinin 2. fıkrası uyarınca Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 17. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.