Anahtar kelimeler: Ödemlerinin Ödenerek Evin Kardeşi Eşi Bedel Kesinlik Şartı Eksiklikleri Kredi

MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI
: ███████ E., ████████ K.İLK DERECE MAHKEMESİ
: Ankara 12. Asliye Hukuk MahkemesiSAYISI
: ███████ E., ████████ K.Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:I. DAVADavacı vekili dava dilekçesinde özetle; dava konusu 389 03... parsel üzerinde bulunan 37 numaralı bağımsız bölümün davacı tarafından 2010 yılında 126.000,00 TL bedel ödenerek satın alındığını, müvekkilinin borçlarından dolayı kardeşi... adına kredi başvurusunda bulunduğunu, alınan kredi neticesinde evin... adına kayıt edildiğini, kredi ödemlerinin davacı ve eşi tarafından yapıldığını, ekonomik nedenlerle taşınmazın akrabaları ...'a 2014 yılında devredildiğini, akabinde ...'ın da FETÖ ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle evini 2016 yılının Mart ayında bedelsiz şekilde davalı ...'a devrettiğini ve gayrimenkulün davacıya ait olduğunu belirterek davalı adına kayıtlı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.II. CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini savunmuştur.III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile özetle; davanın davacı tarafından ispat edilemediği gerekçesiyle reddine karar verilmiştir.IV. İSTİNAFİlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin istinaf taleplerinin 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353/1-b-1. hükmü gereğince esastan reddine karar verilmiştir.V. TEMYİZA. Temyiz SebepleriDavacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın usul ve kanuna aykırı olduğunu, hiçbir hukuki dayanak olmaksızın tanıklarının dinlenmediğini, davacı ile kardeşi... arasındaki inançlı işlem ve akabinde gerçekleşen muvazaalı işlemlerin ispatlanmasının gündeme gelemediğini, dayandıkları yemin metninin davalı tarafça kabul görmediğini, değiştirilerek yeminin eda edildiğini, yerin davacıya ait olduğunu, kredinin kardeşi... tarafından çekilmesi nedeniyle tapunun onun adına kayıt gördüğünü, kredi borçlarının davacı tarafından ödendiğini, kardeşi olması sebebiyle inançlı işlemin senet veya sözleşmeye bağlanmadığını, akabinde yerin muvazaalı şekilde ... adına devredildiğini, ...’ın da soruşturma geçireceğini iddia ederek bedel ödenmeksizin yeri davalı üzerine kayıt ettiğini, ortada gerçek satışın olmadığını, muvazaalı işlemin her tür delil ile ispat edilebileceğini, delillerinin dikkate alınmadığını, eksik inceleme ve yargılama neticesinde istinaf başvurularının reddedildiğini, davalının kötüniyetli şekilde davacı aleyhine ecrimisil davası açtığını, aboneliklerin 10 yılı aşkın süreden beri davacı adına kayıtlı olduğunu, davacının malik sıfatıyla evde ikamet ettiğini, gayrimenkulün istinaf aşamasında dava dışı ...’e devredildiğini ve davalının bağımsız bölümü bedel ödeterek satın aldığı hususunda delil sunamadığını beyan etmektedir.B. Değerlendirme ve GerekçeUyuşmazlık, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir.Bir dava açıldıktan sonra tapuda malik olan davalı taraf, dava konusunu üçüncü bir kişiye devrederse artık dava konusu taşınmaz üzerinde bir tasarruf yetkisi kalmaz. Bu durumda mahkemece diğer tarafa 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesi uyarınca ... hakkı hatırlatılarak cevaba göre işlem yapılması gerekmektedir.Dava açıldıktan sonra müddeabihin temliki hâlinde diğer taraf dilerse temlik edenle olan davasından vazgeçerek müddeabihi devralmış yeni malike karşı davaya devam eder, dilerse vaat borçlusu olan davalıya karşı açmış olduğu davasını tazminata dönüştürür.Somut olaya gelince, dava konusu 389 03... parsel sayılı taşınmaz üzerinde bulunan 37 numaralı bağımsız bölüm davalı adına kayıtlıyken karar tarihinden sonra 05.12.2024 tarihinde ...’e satıldığı ve ...’in de taşınmazı 11.08.2025 tarihinde ...’a devrettiği anlaşılmaktadır.Bu durumda Mahkemece, 6100 sayılı Kanun'un 125. maddesi uyarınca davacıya ... hakkı hatırlatılarak sonucuna göre bir hüküm kurulması gerekirken taraf teşkili sağlanmadan davanın esastan sonuçlandırılması doğru görülmemiş, bu sebeple kararın bozulması gerekmiştir.VI. KARARAçıklanan sebeplerle;İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,Bozma nedenine göre sair temyiz itirazlarının incelenmesine yer olmadığına,Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,09.12.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy çokluğuyla karar verildi.K A R Ş I O Y12.01.2011 tarihli ve 6100 sayılı Kanunun 225 ilâ 239. maddeleri arasında “yemin” delili düzenlenmiş olup bu maddelerde yer alan hükümlere göre; yeminin konusunu vakıalar oluşturur; yemin, davanın çözümü bakımından önem taşıyan, taraflar arasında çekişmeli olan ve kişinin kendisinden kaynaklanan bir olayın ispatı için davanın karşı tarafına teklif edilen bir doğrulatma beyanıdır.6100 sayılı Kanun hükümlerine göre; yemin, delil niteliğinde olup bir vakıanın ispatına yöneliktir. Yemini, ispat yükü kendisine düşen taraf, davanın diğer tarafına teklif eder ve yemin taraflarca yerine getirir. 6100 sayılı Kanun sadece bir tarafın diğer tarafa yemin teklifini kabul etmiş, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunundan farklı olarak, hâkimin kendiliğinden davanın taraflarına yemin teklif etmesine izin vermemiştir.Tarafların, dayandıkları vakıaları, ispata elverişli şekilde somutlaştırmaları; dayandıkları delilleri ve hangi delilin hangi vakıanın ispatı için gösterildiğini açıkça belirtmeleri zorunlu olduğundan, yemin deliline dayanılması hâlinde, dilekçeler aşamasında açıkça yemin delilinin zikredilmesi gerekir (m. 194).Uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için yeminden başka delili olduğunu beyan etmiş olan taraf dahi yemin teklif edebilir. Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez (m. 227).Yemin için davet edilen kimse, tayin edilen gün ve saatte mahkemede geçerli bir özrü olmaksızın bizzat hazır bulunmaz yahut hazır bulunup da yemini iade etmez ya da yemini eda etmekten kaçınırsa yemin konusu vakıaları ikrar etmiş sayılır (m. 229).Taraflarca getirilme ilkesi uyarınca, Kanunda öngörülen istisnalar dışında, hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamaz (m.25).Yemin teklif etmek, taraflarca getirilmesi ilkesi gereği taraflara aittir. Davacı veya davalı, dilekçesinde diğer delillerle birlikte yemin deliline de dayanmış ise iddia veya savunmasını diğer delillerle ispatladığını düşünüyorsa, dilekçesinde bildirdiği yemin delili hâkim tarafından hatırlatılsa dâhi karşı tarafa yemin teklif etmemelidir.Hâkimin, yargılama devam ederken tarafların iddialarını veya savunmalarını ispatladıkları veya ispatlayamadıklarına yönelik kanaatini belli etmesi, davanın diğer tarafı için ihsası rey olarak değerlendirileceğinden, tarafların dilekçelerinde yer alsa dahi yemin delilini hatırlatmaması gerekir. Dilekçesinde açıkça yemin deliline dayanan tarafın, yargılama sırasında karşı tarafa yemin teklif etmesi veya etmemesi kendi yetki ve sorumluluğunda olduğuna göre, mahkemece yemin delilinin hatırlatılmaması Yargıtayca da bozma sebebi yapılmaması gerekir.6100 sayılı Kanunun 24 ilâ 33. maddeleri arasında düzenlenen yargılamaya hâkim olan ilkelerin nazara alınıp yorumlanması ve değerlendirilmesi gerekir. Bu ilkeler çerçevesinde diğer delillerle birlikte yemin deliline de dayanan taraf, iddia veya savunmasını diğer delillerle ispatlandığını düşünüyorsa karşı tarafa yemin teklif etmemeli, ispatlayamadığını düşünüyorsa kendisi yemin teklif etmeli ve her iki hâlde de sonuçlarına kendisinin katlanacağını bilmelidir.6100 sayılı Kanunda, “hâkim tarafından hatırlatılan yemin” veya “tarafların kendi iradeleriyle karşı tarafa teklif ettikleri yemin” şeklinde iki farklı yemin teklif usulü bulunmamaktadır. Yemin teklif etmek ve sonuçlarına katlanmak taraflara ait olup karşı tarafa teklif olunan yemin, ister hatırlatma üzerine isterse resen tarafın iradesiyle olsun sonuçları bakımından farklılık göstermez. Yemin teklif edilen tarafın, yemin etmesi üzerine teklifte bulunan taraf yemine konu vakıayı ispat edememiş sayılır. Bu aşamadan sonra, yemine konu olayın ibraz olunan diğer delillerle ispat edilip edilmediğinin değerlendirmesi yapılamaz, bu yeminin kesin delil olmasının bir gereğidir.Yemin teklif olunan kimse, yemini edaya hazır olduğunu bildirdikten sonra, diğer taraf teklifinden vazgeçerek başka bir delile dayanamaz ve yeni bir delil de gösteremez.Yemin teklif eden tarafın, karşı tarafın yemini edaya hazır olduğunu bildirmesinden sonra dönemeyeceği ve başka bir delile dayanamayacağı Kanunun 227/2 hükmünde açık ve net bir şekilde ifade edilmiştir. Karşı tarafın yemin etmesinden sonra, bu yeminin sonuçları bir tarafa bırakılarak, yemin teklif edenin diğer delillerine dayanılarak mahkemenin karar verilebileceğini söylemek ise bu hüküm karşısında hiç mümkün değildir.Dava, inançlı işleme dayalı tapu iptali ve tescil talebini içermektedir.İlk Derece Mahkemesince ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.Davacı, dava dışı... ile kendisi arasında inanç sözleşmesini ispatlayan yazılı bir belge veya yazılı delil başlangıcı oluşturacak bir delil ibraz etmemiştir.Davacı uyuşmazlık konusu vakıanın ispatı için 6100 sayılı Kanunun 227. maddesi uyarınca karşı tarafa yemin teklif etmiş, davalı uyuşmazlık konusu vakıa ile ilgili yemin etmiştir.İlk Derece Mahkemesince, davacı ile dava dışı... arasındaki inanç sözleşmesi kanıtlanamadığından, davalıya yönelik muvazaa iddiası bakımından davalının yemin ettiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacının istinaf talepleri Bölge Adliye Mahkemesi tarafından yerinde görülmemiş ve istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.Tarafların karşılıklı iddia ve savunmaları, dayandıkları deliller, hukuki ilişkinin nitelendirilmesi, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları nazara alındığında Bölge Adliye Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka aykırılık taşımadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin temyiz dilekçesinin reddine karar verilerek hükmün onanması görüşünde olduğumdan Sayın Çoğunluğun bozma gerekçesine ve kararına katılamıyorum.