Anahtar kelimeler: Olağandışı Suistimali Onüçüncü Menkul Kıymet Teminen Şüphe Fiyat Yatırım Yatırımcıların

T.C.
D A N I Ş T A YONÜÇÜNCÜ DAİREEsas No
:█████████Karar No
:████████TEMYİZ EDEN (DAVALI)
: ... KuruluVEKİLİ
: Av. ...KARŞI TARAF (DAVACI)
: ...VEKİLİ
: Av. ...İSTEMİN KONUSU
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.YARGILAMA SÜRECİ
:Dava konusu istem
: ... Menkul Kıymet Yatırım Ortaklığı (...) pay piyasasında █████/2020-█████/2020 döneminde meydana gelen olağandışı fiyat ve miktar hareketlerine ilişkin olarak yapılan incelemeler sonucunda, 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun 107. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphe bulunması nedeniyle anılan Kanun'un 1. maddesi çerçevesinde yatırımcıların hak ve yararlarının korunmasını teminen 6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin birinci fıkrası ve V-101.1 sayılı Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği'nin 5. maddesinin birinci fıkrası ile 6. maddesinin birinci fıkrası uyarınca davacı hakkında █████/2020 tarihinden başlamak üzere borsalarda 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına dair ... tarih ve ... sayılı Sermaye Piyasası Kurulu (Kurul) kararının iptali istenilmiştir.İlk Derece Mahkemesi kararının özeti
: ... İdare Mahkemesince verilen ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararda; ... pay piyasasında █████/2020-█████/2020 döneminde meydana gelen fiyat ve miktar hareketlerinin davalı idarece incelenmesi sonucunda hazırlanan Denetleme Raporu'nda; Twitter ve Telegram isimli sosyal paylaşım mecralarında ... payına ilişkin olarak yatırımcıları yönlendirici paylaşımların H.T.M.T. ve U.Y. isimli kişiler tarafından yapıldığı tespitlerine yer verildiği, davacı hakkında ise yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı herhangi bir beyanda bulunmak suretiyle menfaat sağladığı, sözü edilen paylaşımların yapıldığı Telegram grubuna üye olduğu, anılan pay piyasasında işlem gerçekleştirdiği ve bu işlemler neticesinde menfaat sağladığı tespitlerine yer verildiği;6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin dava konusu işlemin dayanağı olan (1) numaralı fıkrasından, geçici işlem yasağı tedbirinin uygulanabilmesi için 106. ve 107. maddede sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphenin varlığının yeterli görüldüğü;Somut olayda, davacının en fazla işlem gerçekleştiren yatırımcılar arasında üçüncü sırada yer aldığı (552.810 adet işlem, %1,26) hususunun davalı idarenin diğer tespitleriyle birlikte değerlendirilmesinden davacı hakkında makul şüphenin varlığı için yeterli olduğu;Bu durumda, Telegram adlı sosyal medya uygulamasında “...” adlı grup ile "..." ve "..." adlı twitter hesapları üzerinden takipçilerine ... payı ile ilgili olarak yatırımcıların kararlarını etkilemek ve bu suretle menfaat temin etmek amacıyla yanıltıcı nitelikte paylaşımlarda bulunulduğunun tespitiyle, anılan sosyal medya uygulamasına üye olan ve söz konusu payda bu şahıslarla birlikte hareket ederek işlem gerçekleştirmek suretiyle suça iştirak kapsamında sorumluluğu olduğu hususunda makul şüphe bulunduğundan 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Davacının, başkalarıyla birlikte hareket ettiği yönünde somut delil bulunmadığı yönündeki iddiasına, davaya konu işlemin tesisi için makul şüphenin yeterli olması, somut delil bulunmasının piyasa dolandırıcılığı suçunun unsurlarından olduğu, davalı idare tarafından davacı hakkında makul şüphenin varlığından hareketle dava konusu işlemin tesis edildiği anlaşıldığından itibar edilmediği belirtilmiştir.Belirtilen gerekçelerle, dava konusu işlem hukuka uygun bulunarak davanın reddine karar verilmiştir.Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti
: ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesince; Kanun'un geçici işlem yapma yasağı uygulanabilmesinin koşulu olarak aradığı sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya rapor hazırladığı ya da bunları yaydığı ve bu suretle menfaat sağladığına ilişkin davacıya yönelik herhangi bir tespitte bulunulmadığı, bu yöndeki tespitlerin yalnızca U.Y. ve H.T.M.T. hakkında yapıldığı, dava konusu tedbirin davacı hakkında tesis edilme gerekçesi olarak ... pay piyasasına ilişkin paylaşımların yapıldığı Telegram grubuna üye olmasının ve anılan pay piyasasında işlem gerçekleştirmesinin gösterildiği ve bu durumun da 107. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan filin işlendiğine dair makul şüphe olarak değerlendirildiği;Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrası ile 101. maddesinin birinci fıkrası birlikte değerlendirildiğinde, 101. maddenin birinci fıkrasının, 107. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan fiilin işlenmesine yönelik makul şüpheyi geçici işlem yasağının sebebi olarak düzenlediği, 107. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanmayan ancak bu fiile iştirak kapsamında başka iş ve işlemler gerçekleştirildiğine yönelik makul şüphenin ise “107/2'de tanımlanan fiilin işlenmesine yönelik makul şüphe” kapsamında değerlendirilemeyeceği, aksi düşüncenin kanunilik ilkesine aykırılık oluşturacağı;Bu durumda, davaya konu geçici işlem yapma yasağının uygulanabilmesi için Kanun'un 107. maddesinin ikinci fıkrasında belirtilen ve özetle yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla sözlü ya da yazılı herhangi bir beyanda bulunmak ya da başkalarının beyanlarını yaymak suretiyle menfaat sağlamak olarak tanımlanabilecek bir fiilin işlendiğine dair makul şüphe bulunması gerekmekte olup somut olayda davacı hakkında sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıları etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi verdiği, söylenti çıkardığı, haber verdiği, yorum yaptığı veya rapor hazırladığı ya da bunları yaydığı ve bu suretle menfaat sağladığı yönünde makul şüphe oluşturacak bir tespit ya da değerlendirmenin davalı idarece yapılmadığı, davacı hakkında tespit edilen ... pay piyasasına ilişkin yorumların paylaşıldığı Telegram grubuna üye olmak ve anılan pay piyasasında işlem gerçekleştirmek fiillerinin ise 107. maddesinin ikinci fıkrasında tanımlanan fiil kapsamında değerlendirilemeyeceği sonucuna varıldığından, Kanun’un 107. maddesinin ikinci fıkrasındaki fiili işlediğine yönelik makul şüphe bulunduğundan bahisle davacı hakkında 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka uygunluk, aksi yöndeki İdare Mahkemesi kararında ise hukuki isabet bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Öte yandan, davacının fiillerinin 6362 sayılı Kanun'un yaptırıma tabi başka bir düzenlemesi kapsamına girmesi durumunda davalı idarenin bu düzenleme çerçevesinde değerlendirme yaparak davacı hakkında yaptırım uygulayabileceğinin açık olduğu belirtilmiştir.Açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava konusu işlemin iptaline karar verilmiştir.TEMYİZ EDENİN İDDİALARI
: Davalı idare tarafından, söz konusu fiiller davacının dahil olduğu grup tarafından gerçekleştirildiğinden, davacı tarafından ayrıca işlenmesine gerek bulunmadığı, hukuka uygun davranışlar ile gerçekleştirilen ancak suç/kabahat niteliğini haiz olan eylemlerin tek kişi tarafından gerçekleştirilebileceği gibi uygulamada çoğu kez görüldüğü üzere birçok kişinin -özellikle piyasada hakimiyetin elde edilmesi amacıyla- bir araya gelmesiyle oluşturulan yatırımcı grubu tarafından da gerçekleştirilebildiği, sermaye piyasası mevzuatı ile düzenlenen ve hukuk düzeni tarafından yasaklanan fiillerin birden fazla kişi tarafından gerçekleştirilmesi durumunda her bir kişi tarafından bahse konu fiillerin gerçekleştirilmesine gerek bulunmadığı, kişilerin hakimiyet derecesine göre değerlendirme yapılması gerektiği, iştirak içerisinde gerçekleştirilen fiillerde birtakım kişilerin sermaye piyasası araçlarının fiyatını etkileyebilecek şekilde yalan, yanlış bilgi verme gibi fiilleri gerçekleştirdiği, diğer kişilerin ise menfaat temin ettiği, böylece birden fazla kişi tarafından Kanun'un 107/2 maddesinde belirtilen fiiller üzerinde hakimiyet kurulduğu, grup tarafından bir bütün halinde gerçekleştirilen işlemlerin piyasa bozucu niteliği haiz olduğu noktasında makul şüphenin bulunduğu ileri sürülmektedir.KARŞI TARAFIN SAVUNMASI
: Davacı tarafından, temyize konu kararın hukuka uygun olduğu belirtilerek istemin reddi gerektiği savunulmuştur.DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ ...'İN DÜŞÜNCESİ
: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.TÜRK MİLLETİ ADINAKarar veren Danıştay Onüçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:HUKUKİ DEĞERLENDİRME
:Bölge idare mahkemesi kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür.Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.KARAR SONUCU
:Açıklanan nedenlerle;1. Davalının temyiz isteminin reddine,2. Davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile İdare Mahkemesi kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin yukarıda özetlenen gerekçeyle iptali yolundaki ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı temyize konu kararında, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde sayılan bozma nedenlerinden hiçbirisi bulunmadığından, anılan kararın ONANMASINA,3. Temyiz giderlerinin istemde bulunan üzerinde bırakılmasına,4. Posta giderleri avansından artan tutarın davalıya iadesine,5. 2577 sayılı Kanun'un 50. maddesi uyarınca, bu kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ... Bölge İdare Mahkemesi ... İdari Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın ... İdare Mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde kesin olarak oyçokluğuyla karar verildi.(X) KARŞI OY
:6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun "Piyasa bozucu eylemler, bilgi suistimali ve piyasa dolandırıcılığı incelemelerinde uygulanacak tedbirler" başlıklı 101. maddesi uyarınca Kurulun, 104., 106. ve 107. maddelerde sayılan fiilleri işlediğine dair makul şüphe bulunan gerçek veya tüzel kişiler ile tüzel kişilerin yetkilileri ile ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak; borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirini almaya yetkisi bulunmaktadır.V-101.1 sayılı “Bilgi Suistimali ve Piyasa Dolandırıcılığı İncelemelerinde Uygulanacak Tedbirler Tebliği”nin 4. maddesinin 1-g bendinde, “Makul şüphe”, sermaye piyasalarında; işlem gerçekleştiren kişilerin veya onlarla birlikte hareket edenlerin işlem kalıpları ve hesaplarında gerçekleştirilen transferler, sermaye piyasası araçlarının geçmiş dönem fiyat miktar analizleri, fiili dolaşım oranları, sermaye piyasası araçları ile ilgili haber ve açıklamalar, ihbar veya şikayetler ile bunları destekleyen emareler dikkate alınarak yapılan incelemeler sonucunda Kanunun 106. ve 107. maddelerinde sayılan fiillerin işlendiğine dair oluşan şüphe olarak tanımlanmıştır.Makul şüphe, Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 116. maddesinde arama tedbirinin tatbiki için aranan şüphe seviyesi olup, Yargıtay tarafından “somut olgulara dayanma”, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi kararlarında “objektif bir gözlemciyi ikna etme” şartı aranmıştır.6362 sayılı Kanun'un “Piyasa dolandırıcılığı” başlıklı 107. maddesinin 2. fıkrasında ise, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan ve bu yolla menfaat sağlayanlar üç yıldan beş yıla kadar hapis ve beş bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılacağı kurala bağlanmıştır.Suça iştirak, Türk Ceza Kanunu'nun 37-41. maddeleri arasında düzenlenmektedir. Ceza Hukukunda suça iştirak, bir suç işleme kararının icrası kapsamında birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte suç işlenmesini ifade etmektedir (TCK m.37). Suça iştirak, bir kişi tarafından işlenebilecek bir suçun aralarında anlaşmak ve işbirliği yapmak suretiyle birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesidir. Ancak kasten işlenen suçlar iştirak halinde işlenebilir.Suça iştirak hallerinde “faillik” ve “şeriklik” olmak üzere iki kavram kabul edilmiştir. Fail, kanuni tipe uygun fiili icra etmesi nedeniyle işlenen suçtan doğrudan sorumludur. Buna karşılık, şeriklerin sorumluluğu doğrudan değildir, şerikler suçtan bağlılık kuralı gereğince sorumlu tutulurlar. Başka bir deyişle, şeriklerin suçla irtibatları failin şahsına ve işlediği fiile bağlılık arz etmektedir. Bu nedenle, şerikler kendilerince bilinen ve failin işlediği fiilden veya şahsından kaynaklanan nitelikli hallerden etkilenirler. Şeriklik, “yardım etme” ve “azmettirme” olmak üzere iki şekilde vücut bulur.Türk Ceza Kanunu'nun 37. maddesinde düzenlenen faillik, “müşterek faillik” ve “dolaylı faillik” olmak üzere ikiye ayrılmaktadır. Müşterek faillik suretiyle suça iştirak, suçun vücut bulması için suçun işlenmesine katılan her bir failin eyleminin zorunlu katkısına ihtiyaç duyulması halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı faillik suretiyle suça iştirak ise, kişinin başkasını araç olarak kullanarak suç işlemesi halinde söz konusu olmaktadır. Dolaylı fail, asıl fail gibi cezalandırılmaktadır.Bu kapsamda, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suçun işlenebilmesi için, failde saik, yani özel kast olması, sermaye piyasası araçlarının fiyatlarını, değerlerini veya yatırımcıların kararlarını etkilemek amacıyla yalan, yanlış veya yanıltıcı bilgi veren, söylenti çıkaran, haber veren, yorum yapan veya rapor hazırlayan veya bunları yayan, yani bu seçimlik hareketlerden birisinin icra edilmesi ve bu yolla menfaat sağlanmış olması gerekir. Fail bir kişi olabileceği gibi, birden fazla kişi de olabilir. Bu suçun, iştirak yoluyla birden fazla kişi tarafından fikir ve eylem birliği içinde birlikte işlenmesi, bu suça azmettirme veya yardım etme yoluyla iştirak edilmesi mümkündür. Zira, bu suçun işlenmesinde bir başkasını araç olarak kullanan kişi ya da kişiler de sorumlu kabul edilmekte olup, bunun için asıl fail ile birlikte menfaat temin etmiş olması yeterlidir. Başka bir deyişle bu suça dolaylı fail olarak iştirakin mümkün olduğu gözükmektedir.6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suça iştirakin her şekli mümkün olup, anılan suç, iştirak bakımından bir özellik göstermemektedir. Mülga 2499 sayılı Kanun'un 47/A-2,3 bentlerinde, piyasa dolandırıcılığı suçunu işleyenler için “... gerçek kişilerle, tüzel kişilerin yetkilileri ve bunlarla birlikte hareket edenler” şeklinde bir ibare yer almaktaydı. TCK'nin iştirake ilişkin genel hükümlerinin, söz konusu ibareyi gereksiz kılması karşısında, yeni kanunda buna benzer bir düzenlemeye yer verilmemiştir. (Doç. Dr. Selman DURSUN, “6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu'nun Suç ve Kabahat Düzenlemelerindeki Yenilikler”, Türk Ticaret Kanunu Ekseninde Sermaye Piyasası Hukuku Toplantı Serisi-7, İstanbul, 3 Mayıs 2017, s. 327)Netice olarak, 6362 sayılı Kanun’un 107. maddesinin 2. fıkrasında belirtilen suça iştirak eden faillere, azmettirenlere, yardım edenlere de ilgili sermaye piyasası araçlarına ilişkin olarak, borsalarda geçici veya sürekli olarak işlem yapılmasının yasaklanması tedbirinin uygulanabileceği anlaşılmaktadır.Öte yandan, VI-104.1 sayılı Piyasa Bozucu Eylemler Tebliği'nin 3. maddesinde, “Birlikte hareket eden kişiler”, bir ya da birden fazla kişinin emir veya işlemleri, emir veya işlem planları ya da sahip oldukları sermaye piyasası araçları hakkında bilgi sahibi olarak; zımni, sözlü ya da yazılı bir anlaşmaya dayanarak; aynı kişi ya da kişilerin yönlendirmesiyle hareket ederek; bir ya da birden fazla kişiyi yönlendirerek; vekalet alarak ya da almaksızın başkalarının hesaplarını kullanarak; aynı mekanı veya sanal ortam, bilgisayar, telefon, internet bağlantısı ya da iletişim kanallarından herhangi birini kullanarak emir ileten, işlem gerçekleştiren, nakit, nakit benzeri ya da sermaye piyasası aracı virmanı veya transferi yapan, hesap hareketi gerçekleştiren, bu fiilleri gerçekleştirenlere hesaplar, emirler, işlemler ya da şirketler hakkındaki bilgileri hukuka aykırı olarak veren kişiler veya her ne nam altında olursa olsun, doğrudan ya da dolaylı olarak, aralarında, hesaplar arasında veya yönettikleri ya da kullandıkları hesaplar arasında, nakit, nakit benzeri veya sermaye piyasası aracı virmanı ya da transferi gerçekleşen kişiler olarak tanımlanmıştır.Dosyanın incelenmesinden, ... pay piyasasında █████/2020-█████/2020 döneminde meydana gelen fiyat ve miktar hareketlerinin davalı idarece incelenmesi sonucunda hazırlanan Denetleme Raporu'nda; Twitter ve Telegram isimli sosyal paylaşım mecralarında ... payına ilişkin olarak yatırımcıları yönlendirici paylaşımların H.T.M.T. ve U.Y. isimli kişiler tarafından yapıldığı tespitlerine yer verildiği, davacı hakkında ise Telegram grubuna üye olduğu, anılan pay piyasasında işlem gerçekleştirdiği ve bu işlemler neticesinde menfaat sağladığı tespitlerine yer verildiği anlaşılmıştır.6362 sayılı Kanun'un 101. maddesinin dava konusu işlemin dayanağı olan birinci fıkrasından, geçici işlem yasağı tedbirinin uygulanabilmesi için 106. ve 107. maddede sayılan fiillerin işlendiğine dair makul şüphenin varlığı yeterli görülmüştür.Somut olayda, davacının en fazla işlem gerçekleştiren yatırımcılar arasında üçüncü sırada yer aldığı (552.810 adet işlem, %1,26) hususunun davalı idarenin diğer tespitleriyle birlikte değerlendirilmesinden davacı hakkında makul şüphenin varlığı için yeterli olduğu anlaşılmıştır.Bu durumda, Telegram adlı sosyal medya uygulamasında “...” adlı grup ile "..." ve "..." adlı twitter hesapları üzerinden takipçilerine ... payı ile ilgili olarak yatırımcıların kararlarını etkilemek ve bu suretle menfaat temin etmek amacıyla yanıltıcı nitelikte paylaşımlarda bulunduğunun tespitiyle, anılan sosyal medya uygulamasına üye olan ve söz konusu payda bu şahıslarla birlikte hareket ederek işlem gerçekleştirmek suretiyle suça iştirak kapsamında sorumluluğu olduğu hususunda makul şüphe bulunduğundan 6 ay süreyle geçici işlem yasağı uygulanmasına ilişkin dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından dava konusu Kurul kararında hukuka aykırılık bulunmadığı sonucuna varılmıştır.Açıklanan nedenlerle, davanın reddine ilişkin İdare Mahkemesi kararına yönelik istinaf başvurusunun kabulü ile Mahkeme kararının kaldırılması ve dava konusu işlemin iptaline dair temyize konu Bölge İdare Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmesi gerektiği oyu ile aksi yöndeki karara katılmıyorum.