Anahtar kelimeler: Harçlandırma Doları Abd Nöbetçi Bono Haricen Öğrenildiği Vade Kambiyo Yazildiği

T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO
: ████████KARAR NO
: ████████DAVA
: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ
: █████/2025KARAR TARİHİ
: █████/2026GEREKÇELİ KARARINYAZILDIĞI TARİH
: █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:İDDİA
:Davacı vekilinin Bakırköy nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu █████/2026 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; davalı ..... tarafından, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ...... E. sayılı dosyası kapsamında müvekkili şirket aleyhine 15.05.2023 tanzim tarihli, 22.06.2023 vade tarihli ve 550.000 ABD Doları bedelli bono nedeniyle icra takibi başlatıldığını, söz konusu bono hakkında ayrıca ihtiyati haciz kararı alındığını; haricen öğrenildiği üzere yine davalı tarafından 22.05.2023 tanzim tarihli, 23.06.2023 vade tarihli ve 250.000 ABD Doları bedelli bir bono hakkında da ihtiyati haciz kararı alındığını, ancak bu bononun icra takibine konu edilmediğini; her iki senedin de geçmişe dönük olarak sahte şekilde düzenlendiğini, hiçbir hukuki ve ticari dayanağının bulunmadığını, bu sebeple müvekkili şirketin her iki senet yönünden de davalıya herhangi bir borcunun olmadığını;Huzurdaki davaya konu bonolarla birlikte tanzim edildiği anlaşılan; davalı ..... ve davalının ortağı olduğu şirket tarafından icra takibine konu edilen biri 450.000 ABD Doları ve diğeri 750.000 ABD Doları bedelli iki adet bono nedeniyle müvekkili şirketin borçlu olmadığının İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. sayılı menfi tespit davası ile tespit edildiğini, anılan davada hem müvekkili şirketin borçlu olmadığının belirlendiğini hem de davalıların icra takibini haksız ve kötü niyetli olarak başlatmaları nedeniyle kötü niyet tazminatına hükmedildiğini; arabuluculuk sürecinin tarafların anlaşamamaları nedeniyle sona ermesi üzerine işbu menfi tespit davasının ikame edildiğini;Müvekkili şirketin 1992 yılında beş ortak tarafından kurulduğunu, %95 oranında pay sahibi ve hâkim hissedar konumundaki ......’un 2020 yılında vefatı üzerine tek mirasçı olarak 15 yaşındaki .....’un kaldığını, yasal velisi annesi ......’ın antrepoculuk alanında uzmanlığı bulunmadığından şirket yönetimine yardımcı olabilecek kişiler görevlendirdiğini; bu kapsamda önce .....’in, ardından şirkette sigortalı çalışan ...... ’ın 25.04.2023 tarihli genel kurul ile temsile yetkili yönetim kurulu başkanı olarak atandığını; ...... ’ın atanmasından sonra şüpheli davranışlar sergilemeye başladığını, bankalara yalnızca kendisine bilgi verilmesi yönünde talimatlar verdiğini, ortaya çıkan ihtilaflar sonucunda 07.07.2023 tarihli olağanüstü genel kurul ile yönetim kurulu başkanlığı görevinden alındığını ve yerine müşterek imza ile iki yöneticinin atandığını; bu karara ilişkin 14.07.2023 tarihli TTSG ilanının dilekçe ekinde sunulduğunu; azil kararının kendisine derhal bildirildiğini ve 11.07.2023 tarihli ihtarname ile şirketle hiçbir ilişiğinin kalmadığının yazılı olarak da ihtar edildiğini;Görevden alınmasının ardından ......’ın, daha önce birlikte çalıştığı öğrenilen ..... ile iş birliği yaparak geçmiş tarihli dört adet kambiyo senedi düzenlediğini, bunlardan 750.000 ABD Doları bedelli olanın ..... lehtarlı, 450.000 ABD Doları bedelli olanın .....’ın ortağı olduğu ..... Lojistik Antrepo Uluslararası Taş. ve Dış Tic. Ltd. Şti. lehtarlı olduğunu; bunlara ek olarak huzurdaki davaya konu 550.000 ABD Doları ve 250.000 ABD Doları bedelli iki adet senet daha düzenlendiğini; 550.000 ABD Doları bedelli senet hakkında Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ...... D. İş sayılı dosyası üzerinden ihtiyati haciz kararı alındığını ve Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyasıyla icra takibine geçildiğini; 250.000 ABD Doları bedelli senet hakkında ise ihtiyati haciz kararı alınmasına rağmen icra takibine geçilmediğini;..... ve ......’ın sahte senetlerle yetinmeyerek müvekkili şirketin işlettiği antrepoyu davalının ortağı olduğu şirkete devretmeye yönelik sözleşme düzenlediklerini; bu işlemlerin tamamının sahte ve düzmece olduğunun, diğer iki senetle ilgili menfi tespit davasında verilen kararlarla ortaya çıktığını; İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda alınan bilirkişi raporları ve verilen kararla müvekkili şirketin borçlu olmadığının ve davalıların kötü niyetli olduğunun tespit edildiğini; Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ..... sayılı soruşturma dosyasında alınan bilirkişi raporlarının da senetlerin geçmişe dönük sahte olarak düzenlendiğini ve müvekkili şirketin borçlu olmadığını teyit ettiğini beyanla; fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili şirketin Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. sayılı icra takibi ve bu takibe konu 550.000 ABD Doları bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine; bu icra takibi yönünden teminatsız yahut cüzi bir teminat karşılığında takibin durdurulmasına ya da icra veznesine girecek paranın alacaklıya ödenmemesine ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine; davalının haksız ve kötü niyetle açtığı bu icra takibi sebebiyle alacağın %20’sinden aşağı olmamak kaydıyla tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesine; müvekkilinin takibe konu edilmeyen 250.000 ABD Doları bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine; henüz takip başlatılmadığından teminatsız olarak, aksi kanaatte ise bono bedelinin %15’i teminatı karşılığında icra takibinin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararı verilmesine ve yargılama gideri ile vekalet ücretinin davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.SAVUNMA
:Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu █████/2025 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; müvekkilinin antrepoculuk alanında deneyimli olduğunu, davacı şirketin 2020-2022 yıllarında zarar ettiğini, .....’ın müvekkilinden yardım talep ettiğini, müvekkilinin kefil olma veya kısmi devir önerdiğini ancak kabul görmediğini; .....’ın kızıyla birlikte Amerika’ya yerleşmek istediğini öğrenmesi üzerine müvekkilinin davacı şirketin kendisine satılmasını talep ettiğini, şirketin müvekkiline devri konusunda 2.000.000 USD bedel üzerinde anlaşmaya varıldığını; müvekkilinin önce 1.000.000 USD verdiğini, ardından mahsuplaşma ile kalan 1.000.000 USD’yi de ödediğini ve .....’ın kızının 18 yaşını doldurmasını beklemeye başladığını; bu süreçte davacı şirketin başkalarına devredileceğine dair duyumlar alınınca devrin tamamlanmasına kadar verilen paraya karşılık senet düzenlenmesinin talep edildiğini; ......’ın o zamanki yönetim kurulu başkanıyla aralarındaki problem nedeniyle şirket adına senet düzenletemeyeceğini söylediğini; bu nedenle yönetim kurulu başkanını görevden alarak ......’ı yönetim kurulu başkanı yaptığını ve senetlerin ...... tarafından düzenlendiğini;Senetlerin düzenlendiği tarihte davacı şirketin tek yetkilisinin ..... olduğunu, bunun ticaret sicil kayıtlarıyla sabit olduğunu, davacının senetlerin ..... tarafından düzenlendiğini ikrar ettiğini; muvazaa iddiasının ve senetlerin geriye dönük düzenlendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını; İstanbul ...... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. sayılı dosyasındaki ve soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporlarında senetlerin yetkisiz veya geriye dönük hazırlandığına dair tespit bulunmadığını; bonoların alınma sebebinin nakden verilen para olduğunu, müvekkilinin davacı şirkete çökme amacı taşıması halinde bonoyu cirolatmak suretiyle temel ilişkiden kurtulabileceğini; davacı şirketin müvekkili dolandırmak amacıyla hareket ettiğini beyanla davanın reddine, alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere tazminata ve yargılama giderlerinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLER ve GEREKÇE
:Dava, kambiyo senedine dayalı bedelsizlik iddiasıyla açılan menfi tespit istemine ilişkindir (İİK m. 72; HMK m. 106).Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri ile yargılama ön şartları denetlenmiş, uyuşmazlık konuları resen belirlenmiş ve taraflarca gösterilen deliller toplanmıştır. Dava, kıymetli evraktan kaynaklandığından TTK m. 4/1-d uyarınca mutlak ticari dava niteliğinde olup mahkememiz görevlidir; davalının ikametgâhı yargı çevremizde bulunduğundan ve takip de Bakırköy yargı çevresinde başlatıldığından yetkimiz vardır (HMK m. 6, İİK m. 72/8). TTK m. 5/A uyarınca dava şartı olan arabuluculuk süreci tamamlanmış, anlaşamama tutanağı dosyaya sunulmuştur.A) UYUŞMAZLIĞIN KAPSAMI VE TOPLANAN DELİLLERTaraflar arasındaki uyuşmazlık; (i) davacı şirketin, davalı tarafından başlatılan ve Bakırköy .... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. sayılı dosyası ile yürütülen icra takibine konu 15.05.2023 tanzim tarihli, 22.06.2023 vade tarihli ve 550.000 USD bedelli bonodan dolayı borçlu olup olmadığı, takibin haksız ve kötü niyetli olup olmadığı; (ii) henüz icra takibine konu edilmemiş 22.05.2023 tanzim tarihli, 23.06.2023 vade tarihli ve 250.000 USD bedelli bonodan dolayı davacı şirketin borçlu olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.Yargılama kapsamında; Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı icra dosyası, Bakırköy ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... ve ..... D. İş sayılı ihtiyati haciz dosyaları, İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... E. sayılı dosyası ve bu dosyada verilen █████/2025 tarihli karar, Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın .... sayılı soruşturma dosyası ile bu dosyada alınan 12.07.2024 ve 03.02.2025 tarihli bilirkişi raporları, İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin anılan dosyasında alınan 23.08.2024 ve 21.01.2025 tarihli bilirkişi raporları, davacı şirketin temsile yetki belgeleri ve TTSG ilanları, 07.07.2023 tarihli olağanüstü genel kurul kararı, Bakırköy .... Noterliği’nin 11.07.2023 tarih ..... yevmiye nolu ihtarnamesi, Büyükçekmece ..... Noterliği’nin 10.07.2023 tarihli ve ..... yevmiye nolu antrepo devir sözleşmesi, davacı şirketin 2023 yılı ticari defter ve kayıtları celp edilmiş; tarafların delilleri toplanmış ve dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiştir.B) BİLİRKİŞİ HEYETİ RAPORUMahkememizin 16.10.2025 tarihli ara kararı uyarınca, davacının ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılmak üzere oluşturulan üç kişilik heyet (Doç. Dr. Tülay AYDIN ÜNVER — medeni hukuk; Doç. Dr. Orhan EROĞLU — medeni usul ve icra-iflas hukuku; Sedef ŞAHİN — SMMM) tarafından sunulan 13.01.2026 havale tarihli raporda;— Davacı şirketin 2023 yılına ait ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK m. 64/3 ve VUK m. 182 uyarınca e-defter sistemine tabi olduğu, yevmiye ve defter-i kebir defterinin 1 sıra no’lu Elektronik Defter Tebliği gereğince e-defter olarak tutulduğu, Ocak ayı beratının açılış, Aralık ayı beratının ise kapanış tasdiki yerine geçtiği, beratların süresinde alındığı; bu itibarla HMK m. 222 anlamında davacının 2023 yılı ticari defterlerinin sahibi lehine delil niteliği taşıdığı tespit edilmiştir.— Davacının incelenen 2023 yılı ticari defter ve kayıtlarında, huzurdaki davaya konu 550.000 USD bedelli 15.05.2023 tanzim 22.06.2023 vade tarihli bono ile 250.000 USD bedelli 22.05.2023 tanzim 23.06.2023 vade tarihli bonoya ait TL ya da başka para cinsinden karşılıkların yer almadığı, şirketi borçlandıracak bir yükümlülük altına sokacak sözleşme, fatura vb. herhangi bir muhasebe kaydının bulunmadığı, senetlerin giriş ve çıkış işleminin defterlere işlenmediği, davalı ...... ile herhangi bir hesap hareketinin mevcut olmadığı, alacaklı/borçlu yönünde bir bakiyenin bulunmadığı tespit edilmiştir.— Davalı tarafça davacı şirket aleyhine 19.12.2024 tarihinde Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün ..... E. sayılı dosyası ile 550.000 USD miktarlı 15.05.2023 tanzim tarihli 22.06.2023 vade tarihli bonoya dayanılarak 500.000 USD asıl alacak, 34.760 USD işlemiş faiz ve 1.650 USD komisyon olmak üzere toplam 586.410 USD üzerinden takip başlatıldığı belirlenmiştir.— Heyetin medeni hukukçu üyesi Doç. Dr. ...... tarafından; menfi tespit talebiyle açılan davalarda ispat yükünün kural olarak alacak iddiasında bulunan tarafta olduğu, ancak kambiyo senetlerinde geçerli olan soyutluk ilkesi gereği keşidecinin lehtara karşı bedelsizlik iddiasında bulunması halinde ispat yükünün borçlu davacıya geçtiği; bu davada davalı tarafın bedelsizlik karinesinden yararlanmayıp davacının ileri sürdüğü iddiaya karşı farklı bir vakıa ileri sürdüğü — dava dışı ..... ile şirketteki hisselerin devri için 2.000.000 USD karşılığında anlaşıldığı, paranın nakden ödendiği ve verilen paraya karşılık şirket adına senet düzenletildiği yönündeki anlatımın — esasen davacı şirket ile davalı arasında bir temel ilişkinin olmadığını ikrar niteliği taşıdığı, bu anlatımın talil sonucu doğurarak ispat yükünü davalıya aktardığı, bu nedenle davalı tarafın ileri sürdüğü hususları yazılı delille ispatlaması gerektiği görüşü bildirilmiş; bu kapsamda Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.06.2025 tarih, .... E. — ..... K. sayılı ilamına ve Yargıtay .... Hukuk Dairesi’nin 23.11.2022 tarih, ... E. — ... K. sayılı kararına atıf yapılmıştır.— Heyetin medeni usul hukukçusu üyesi Doç. Dr. ..... tarafından ise; kambiyo evraklarının HMK kapsamında senet hükmünde olduğu, HMK m. 199 vd. uyarınca senetle ispat ve senede karşı senetle ispat kuralı gereğince davacının borcu olmadığını yazılı delille ispatlayamadığı, ticari defterlerin senet hükmünde kabul edilemeyeceği görüşü bildirilmiştir.C) KAMBİYO HUKUKU NİTELENDİRMESİ VE İSPAT YÜKÜNÜN DAĞILIMIBono, TBK m. 18 anlamında bir borç tanımasını içeren; TTK m. 776 ve devamı maddelerine tabi, soyut nitelikli bir kambiyo senedidir. Kambiyo taahhüdünün hukuki sebebi (temel ilişki), senet metninde gösterilmek zorunda olmadığı gibi, gösterilmediği gerekçesiyle senet hükümsüz de sayılmaz. Bu hâl, kambiyo senedinin asli karakterini oluşturan soyutluk (mücerretlik) ilkesinin doğal sonucudur. Bonoyu düzenleyen, lehtara karşı kambiyo taahhüdünde bulunmuş sayılır; hamil, senet metnine dayanarak alacağını talep edebilir ve talebinde temel ilişkiyi ispat etmek zorunda değildir. Hamilin alacağının varlığı, kanun gereği bir karine olarak kabul edilir.Bu karinenin doğal yansıması ispat yükünün dağılımında kendini gösterir. Menfi tespit davasında ispat yükü kural olarak davalı alacaklıdadır (HMK m. 190; TMK m. 6). Davacı borçlu, davalının dayandığı hukuki ilişkinin hiç doğmadığını ileri sürerek sadece inkârla yetiniyorsa, bu ilişkinin varlığını iddia eden taraf davalı olduğundan ispat sorumluluğu davalı alacaklıya düşer. Ne var ki kambiyo senedinde davacı borçlu, borcun temel ilişkisinin hiç doğmadığını ya da ortadan kalktığını ileri sürerek bedelsizlik savunmasında bulunduğunda, kambiyo senedinin yarattığı borç karinesini çürütmek bizatihi davacının üzerine düşer. Diğer bir anlatımla, bedelsizlik iddiasıyla açılan menfi tespit davasında ispat yükü, soyutluk ilkesinin kanuni sonucu olarak ters çevrilmiş ve senedin bedelsiz olduğunu ileri süren borçlu davacıya geçmiştir.Bununla birlikte, yukarıda anılan ispat yükü dağılımı sabit ve değişmez bir kural değildir. Tarafların yargılama içinde ileri sürdüğü vakıaların niteliğine göre ispat yükü yer değiştirebilir. Yerleşik içtihatta benimsendiği üzere; davalı alacaklı, salt davacının bedelsizlik iddiasını inkâr etmekle yetinmeyip senedin verilme sebebi (temel ilişki) yönünden somut bir vakıa ileri sürer, başka bir deyişle senedin neden alındığını talil ederse, bu yeni vakıayı ispat etme yükü kendisine geçer. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.06.2025 tarih, .... E. — ...... K. sayılı kararında bu husus açıkça belirtilmiş; davalının davacı tarafça ileri sürülen vakıadan başka bir vakıa ileri sürerek karşı tarafın varmak istediği sonuca karşı çıkması ve bonoda borçlu davacı olmasına rağmen senet metninden anlaşılanın aksine kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın farklı bir hukuki ilişkiden doğduğunu savunması halinde, davalının usul hukuku anlamında bononun düzenleme sebebine ilişkin yeni bir vakıa ileri sürerek ispat yükünü üzerine aldığı; artık davalının savunmasının temelini teşkil eden bu yeni vakıayı ispat yükümlülüğü altında olduğu vurgulanmıştır (aynı yönde Yargıtay 11. HD, 23.11.2022 tarih, █████████ E. — █████████ K.).Davalı vekilinin cevap dilekçesinde dayandığı Yargıtay ..... Hukuk Dairesi’nin 19.11.2015 tarih, .... E. — .... K. sayılı kararı ise, davalının senet metninde zaten yer alan ihdas sebebini (“nakden” kaydını) tekrarlaması halinde talil sayılmayacağına ilişkin olup somut olayda davalı yalnızca “nakden alınmıştır” demekle yetinmediği için bu içtihat huzurdaki uyuşmazlığa uygulanamayacaktır.D) HUZURDAKİ DAVAYA UYGULAMA — DAVALININ TALİLİ VE İSPAT EDEMEDİĞİ HUSUSLARDavalı .... cevap dilekçesinde, dava konusu bonoların alınma sebebini şu şekilde açıklamıştır: Davacı şirketin vefat eden hâkim ortağının tek mirasçısı kızının yasal temsilcisi konumundaki dava dışı .... ile, şirket hisselerinin müvekkiline devri konusunda 2.000.000 USD bedel üzerinde anlaşmaya varılmıştır. Bu bedel önce 1.000.000 USD ardından mahsuplaşma suretiyle 1.000.000 USD daha olmak üzere toplam 2.000.000 USD nakden ödenmiştir. Mirasçı kız reşit olmadığı için noter devri yapılamayacağından, verilen para karşılığında teminat amaçlı olarak söz konusu senetler davacı şirket adına o günkü temsilci ..... eliyle düzenlenmiştir.Davalının bu anlatımı, basit bir “nakden alınmıştır” beyanının çok ötesindedir. Davalı, senedin verilme sebebine ilişkin olarak; tarafları (kendisi ile dava dışı .....), miktarı (2.000.000 USD), zamanını (iki taksitte), sebebini (hisse devri için ön ödeme) ve hatta para ile senet borçlusunun farklılığına ilişkin hukuki açıklamasını içeren somut ve ayrıştırılabilir bir vakıa ileri sürmüştür. Bu anlatım yerleşik içtihat anlamında talildir; davalının senedin alınma sebebine ilişkin bu yeni vakıayı ispatlama yükü kendisine geçmiştir.Davalı, talil suretiyle üzerine aldığı bu ispat yükünü yargılama boyunca yerine getirememiştir. Şöyle ki:— İddia edilen 2.000.000 USD’lik nakit ödeme, HMK m. 200’deki senetle ispat sınırının çok üzerinde bir tutar olup yazılı delille ispatlanmak zorundadır. Davalı yargılama boyunca tek bir banka kaydı, dekont, makbuz, EFT/havale belgesi veya yazılı sözleşme sunamamıştır. Aynı husus Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ..... sayılı soruşturma dosyasında alınan 12.07.2024 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edilmiş, şüphelilerin iddia ettiği şirket devri ve bu kapsamda ödendiği ileri sürülen tutarlara ilişkin herhangi bir belge sunulamadığı belirtilmiştir.— Davacı vekili 27.06.2025 tarihli cevaba cevap dilekçesinde davalının tanık dinletmesine açıkça muvafakat etmediğini bildirmiştir. HMK m. 200/2 uyarınca senetle ispat zorunluluğu bulunan hâllerde karşı tarafın açık muvafakati olmadıkça tanık dinlenemeyeceğinden, davalının 2.000.000 USD’lik ödeme iddiasını tanıkla ispatlamasının önü de kapalıdır.— Davalının cevap dilekçesinde dayandığı bir diğer husus, dava konusu senetlerden birinin müvekkiline ait şirket adına düzenlendiği ve bu senedin şirketin ticari defterlerinde kayıtlı olduğu yönündedir. Ancak söz konusu kayıt, huzurdaki davanın konusu olan 550.000 USD ve 250.000 USD bedelli senetlere değil; İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. sayılı dosyasındaki birleşen davanın konusu olan ve ..... Lojistik Ltd. Şti. lehtarlı 450.000 USD bedelli bonoya aittir. Davalı, huzurdaki davaya konu iki bono yönünden ne kendi ticari kayıtlarında ne de davacının kayıtlarında bir destekleyici unsura işaret edebilmiştir.— Davacı şirketin usulüne uygun tutulmuş 2023 yılı ticari defter ve kayıtlarında, dava konusu iki bonoya veya bunların yarattığı borca ilişkin tek bir kayda dahi rastlanmamıştır (heyet raporu, mali bölüm). HMK m. 222/3 hükmü gereğince ticari defterlerin tek başına kesin delil olarak kabul edilebilmesi için karşı tarafın aynı şartlarla tutulan defterlerinde aksi kaydın bulunmaması yahut defterlerin ibraz edilmemesi gerekirse de; davalının gerçek kişi olması nedeniyle bu karşılaştırmanın yapılma imkânının bulunmaması, davacı defterlerinin lehte delil değerini ortadan kaldırmaz, yalnızca tek başına kesin delil olmaktan çıkarır. Ne var ki bu durumun esas etkisi, davalının ileri sürdüğü hukuki ilişkinin dış dünyada hiçbir muhasebe izine sahip olmadığını ortaya koymasıdır; nitekim 2.000.000 USD’lik bir nakit hareketinin ne davacı şirketin kayıtlarında ne de paranın karşılığı olduğu iddia edilen şirket devri işleminin herhangi bir aşamasında iz bırakmaması, davalı anlatımının inandırıcılığını esaslı biçimde sarsmaktadır.E) BİLİRKİŞİ HEYETİNDEKİ GÖRÜŞ AYRILIĞININ ÇÖZÜMÜBilirkişi heyetinde yer alan iki nitelikli hesaplama uzmanı üyenin hukuki nitelendirme yönünden birbirinden farklı sonuçlara ulaşması karşısında, HMK m. 33 (“re’sen hukukun uygulanması”) ve HMK m. 282 (“bilirkişinin oy ve görüşü hakimi bağlamaz”) hükümleri uyarınca mahkememizce konunun resen değerlendirilmesi zorunluluğu doğmuştur.Doç. Dr. ..... ’nun değerlendirmesinde; bedelsizlik iddiasında ispat yükünün borçlu davacıda olduğu ve ticari defterlerin senet hükmünde kabul edilemeyeceği belirtilmiş, ancak davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü 2.000.000 USD’lik somut vakıanın talil oluşturup oluşturmadığı meselesi değerlendirme dışında bırakılmıştır. Buna karşılık Doç. Dr. ......’in değerlendirmesinde; davalının bu anlatımının basit bir inkâr ya da “nakden alındı” ifadesinin ötesinde, taraflarını, sebebini ve miktarını belirten somut bir yeni vakıa olduğu, dolayısıyla yerleşik içtihat anlamında talil teşkil ettiği ve ispat yükünün davalıya geçtiği tespit edilmiş; bu çerçevede güncel Yargıtay Hukuk Genel Kurulu içtihadına (25.06.2025 tarih, ███████-121 E. — ████████ K.) doğrudan dayanılmıştır.Mahkememizce, somut olayın özellikleri, davalı cevap dilekçesinin içeriği ve Yargıtay’ın güncel ve Hukuk Genel Kurulu nezdinde teyit edilmiş içtihat çizgisi birlikte değerlendirildiğinde, Doç. Dr. .....’in değerlendirmesinin somut olaya uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Davalı vekilinin dayandığı Yargıtay ..... HD ..... E. sayılı kararı, davalının senet metnindeki ihdas sebebini tekrarlaması haline ilişkin olup davalının cevap dilekçesindeki ayrıntılı talili karşısında somut olaya uygulanamayacaktır.F) DOSYA BÜTÜNÜ — DESTEKLEYİCİ KARİNELER VE EMARELERDavalının talil yoluyla üzerine aldığı ispat yükünü yerine getirememiş olması tek başına davanın kabulü için yeterli bir gerekçe oluşturmakla birlikte; dosya bütünlüğünün sağlanması ve gerekçenin pekiştirilmesi bakımından, davacı iddiasının doğruluğunu destekleyen ve davalı anlatımını çürüten aşağıdaki olgu ve emareler de mahkememizce HMK m. 192 anlamında özgürce değerlendirilmiştir:— Aynı taraflar arasında aynı dönemde düzenlenen 750.000 USD ve 450.000 USD bedelli bonolar hakkında açılan menfi tespit davaları, İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ..... E. sayılı (birleşen Bakırköy ...... ATM .... E.) dosyasında 24.04.2025 tarihinde her iki dava bakımından kabul edilmiş; takip tarihindeki TL karşılığı asıl alacak üzerinden %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilmiştir. Anılan dosyada yapılan yargılama kapsamında alınan 23.08.2024 ve 21.01.2025 tarihli iki ayrı bilirkişi raporunda; (i) davacı şirketin ticari defterlerinde davalılarla ilgili hiçbir kaydın bulunmadığı, (ii) davalı .....’ın senetlerin düzenlenmesine gerekçe gösterdiği 2 milyon dolar tutarındaki nakit ödeme iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu ve ispatlanmadığı, (iii) davacı şirketin zarar etmediği, aksine 2022 yılında 4.206.469,16 TL ve 2023 yılında 2.713.590,82 TL kâr elde ettiği, dolayısıyla “zor durumdaki şirketi kurtarmak için yardım” anlatımının doğru olmadığı, (iv) .....’a tahsis edilmiş aracın 11.07.2023 günü saat 11:59’da yazılı görevden alma bildiriminin gönderilmesinden yalnızca birkaç saat sonra, saat 15:54’te lehtar şirketin adresinde GPS ile tespit edildiği, (v) lehtar ..... Ltd. Şti.’nin 13.07.2023 tarihli genel kurul kararıyla unvanına “antrepoculuk” ekleyip faaliyet konusuna antrepoculuğu eklediği ve sermayesini 3.000.000 TL’ye yükselttiği, antrepoculukla iştigal etmeyen bir şirketin görevden alma bildirimi sonrası alelacele bu değişiklikleri yapmasının ticari teamüllere aykırı olduğu, (vi) Büyükçekmece ..... Noterliği’nin 10.07.2023 tarihli ..... yevmiye nolu antrepo devir sözleşmesinde tarafların kaşesinin bulunmamasının sözleşmenin gerçeği yansıtmadığının göstergesi olduğu, (vii) ..... ile davalı ..... arasında 2022 yılına ait şirket sır bilgilerinin paylaşıldığı e-posta yazışmalarının bulunduğu, (viii) davacı şirketin ticaret siciline bildirilen genel kurul ve yönetim kurulu kararlarında .....’a bono düzenleme veya antrepo devri yönünde verilmiş bir yetki ve izin belgesine rastlanmadığı tespit edilmiştir. Söz konusu kabul kararının kesinleşip kesinleşmediği bu aşamada mahkememizce belirleyici görülmemekle birlikte, kararın gerekçesinde yer alan tespitler dosya bütününün bir parçası olarak HMK m. 192 anlamında delil değerini korumaktadır.— Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın .... sayılı soruşturma dosyasında alınan 12.07.2024 tarihli kök ve 03.02.2025 tarihli ek bilirkişi raporlarında; davacının ticari defterlerinde dava konusu senetlere ilişkin hiçbir kaydın bulunmadığı, şüphelilerin iddia ettiği şirket devri konusunda hiçbir yazılı belge sunulamadığı, senetlerin .... tarafından düzenlendiği, alacaklı görünen .....’ın aynı zamanda diğer senedin lehtarı olan ..... Ltd. Şti.’nin yetkilisi olduğu, ....’ın eski işvereni ve arkadaşı olan ...... ile yetkisinin sona ermesinden sonra antrepo devir sözleşmesi yapmasının dosyaya iddia edilen suç unsurlarını teşkil edebileceği belirtilmiştir.— Davacı şirketin 07.07.2023 tarihli olağanüstü genel kurul kararı ile ....’ın yönetim kurulu başkanlığı görevinden alındığı, kararın 14.07.2023 tarihli ve .... sayılı TTSG’de tescil ve ilan edildiği, Bakırköy ..... Noterliği’nin 11.07.2023 tarihli ve ..... yevmiye nolu ihtarnamesinin .....’a aynı gün saat 11:59’da elektronik posta yoluyla bildirildiği sabittir. Dava konusu senetler her ne kadar .....’ın yetki döneminde (15.05.2023 ve 22.05.2023 tanzim tarihleri) düzenlenmiş gibi görünmekteyse de; e-defter sisteminin geriye dönük veri girişine elverişli yapısı, görevden alma sonrasındaki organize hareketler (lehtar şirketin unvan/faaliyet değişikliği, antrepo devir sözleşmesi, ihtarname tebliği sonrası aynı gün lehtar adresinde tespit edilme) ile birlikte değerlendirildiğinde, senetlerin gerçek bir borç ilişkisine değil, görevden alınmış şirket yetkilisi ile lehtar arasında düzenlenen bir plan çerçevesinde düzenlendiği yönündeki davacı iddiası kuvvetli karine değeri kazanmaktadır.G) KÖTÜ NİYET TAZMİNATI (İİK m. 72/4-5)İİK m. 72/4 ve 72/5 uyarınca, takip sırasında veya takipten önce açılan menfi tespit davasında borçlu lehine karar verilmesi halinde, takip alacaklısının haksız ve kötü niyetli olarak takipte bulunduğunun tespiti durumunda alacağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere tazminata hükmedilir.Somut olayda; (i) davalı tarafından İstanbul ..... ATM ..... E. sayılı dosyada yargılaması yapılan 750.000 ve 450.000 USD bedelli bonolar için başlatılan icra takiplerine ilişkin menfi tespit davalarının her ikisinin de kabul edildiği ve davalılar aleyhinde kötü niyet tazminatına hükmedildiği, (ii) huzurdaki 550.000 USD’lik takipte de aynı plan ve aynı tarafların söz konusu olduğu, (iii) davalının ileri sürdüğü 2.000.000 USD’lik nakit ödeme iddiasına ilişkin hiçbir yazılı delil sunamamış olmasının, takip iradesinin haksız temeli olduğunu gösterdiği, (iv) Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ..... sayılı soruşturma dosyasının halen yürürlükte olduğu birlikte değerlendirildiğinde, davalının haksız ve kötü niyetle takipte bulunduğu sabittir.Bu kapsamda, Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü’nün .... E. sayılı dosyasındaki takibe konu asıl alacak (500.000 USD) tutarının takip tarihindeki (19.12.2024) TCMB döviz satış kuru üzerinden TL karşılığı esas alınarak (1 USD = 38,5152 TL; 500.000 x 38,5152 = 19.257.600,00 TL), bu tutarın %20’sine tekabül eden 3.851.520,00 TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesi gerekmektedir. Hükmedilebilecek tazminat tutarı, davacı vekilinin talebi ve İİK m. 72/5’in tanıdığı asgari oran çerçevesinde belirlenmiştir.Henüz icra takibine konu edilmemiş 250.000 USD bedelli senet yönünden ise; İİK m. 72/5 hükmü icra takibinin başlatılmış olmasına bağlandığından ve takibin başlatılmadığı bir senet bakımından bu hüküm uygulanamayacağından, davacının bu yöndeki tazminat talebinin reddi gerekir.H) SONUÇYukarıda ayrıntılı biçimde açıklanan tüm vakıalar, dosya kapsamındaki deliller, bilirkişi heyeti raporundaki tespitler, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin .... E. sayılı dosyasındaki kabul kararının gerekçesinde yer alan tespitler ile Gaziosmanpaşa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın ..... sayılı soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporları bir arada değerlendirildiğinde:(i) Dava konusu 550.000 USD bedelli 15.05.2023 tanzim 22.06.2023 vade tarihli bono ile 250.000 USD bedelli 22.05.2023 tanzim 23.06.2023 vade tarihli bonoların düzenlenmesini gerektirecek davacı şirket ile davalı arasında gerçek ve geçerli bir borç ilişkisi bulunmadığı; (ii) davalının cevap dilekçesinde ileri sürdüğü dava dışı ....’a 2.000.000 USD nakit ödeme yapıldığı ve karşılığında davacı şirket adına teminat amaçlı bono düzenletildiği yönündeki anlatımının yerleşik içtihat anlamında talil teşkil ettiği ve bu suretle ispat yükünün davalıya geçtiği; (iii) davalının ileri sürdüğü 2.000.000 USD’lik nakit ödemenin HMK m. 200’deki senetle ispat sınırını aşmasına rağmen tek bir yazılı belge ile dahi ispat edilemediği, davacının tanık dinletmesine muvafakat etmemesi nedeniyle tanıkla ispatın da olanaklı olmadığı; (iv) davacının usulüne uygun tutulan 2023 yılı ticari defterlerinde dava konusu senetlere ilişkin hiçbir kaydın bulunmadığı; (v) aynı taraflar arasında aynı dönemde düzenlenen 750.000 USD ve 450.000 USD bedelli bonolar hakkında verilen kabul kararı ve bu kararda yer alan tespitler ile soruşturma dosyasındaki bilirkişi raporlarının dava konusu senetlerin de gerçek bir borç ilişkisine dayanmadan, organize bir plan çerçevesinde geçmişe dönük olarak düzenlenmiş olabileceği yönündeki davacı iddiasını kuvvetle desteklediği; (vi) davalının haksız ve kötü niyetle takipte bulunduğunun anlaşıldığı sonucuna varılmıştır.Bu sonuca varılırken; davalı vekilinin dayandığı Yargıtay ..... HD 2015 tarihli kararı somut olayda davalının senet metnindeki ihdas sebebini tekrarlamanın ötesine geçerek somut ve ayrıştırılabilir bir yeni vakıa ileri sürmüş olması nedeniyle uygulanamadığı; bilirkişi heyetindeki Doç. Dr. .... görüşünün davalı savunmasının talil niteliği yönünden eksik kaldığı için tercih edilmediği gözetilmiş; Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 25.06.2025 tarih, ..... E. — ..... K. sayılı kararı çerçevesinde davanın kabulü ile,Davacı şirketin Bakırköy .... İcra Müd.'nün .... E. sayılı icra takibi ve bu takibe konu 15.05.2023 tanzim, 22.06.2023 vade tarihli, 550.000 USD bedelli bono ve henüz icra takibine konu edilmemiş olan 22.05.2023 tanzim, 23.06.2023 vade tarihli, 250.000 USD bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının tespitine ,icra takibine konu edilen bono yönünden kötü niyet tazminatına hükmedilmesi,icra takibine konu edilmeyen 250.000 USD'lik bono bakımından henüz takip başlatılmadığından bu yönden tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulması gerekmiştir.HÜKÜM/Yukarıda açıklandığı üzere
:1-) Davanın KABULÜNE;2-) Davacı şirketin Bakırköy ...... İcra Müd.'nün ..... E. sayılı icra takibi ve bu takibe konu 15.05.2023 tanzim, 22.06.2023 vade tarihli, 550.000 USD bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının TESPİTİNE,3-) Davacı şirketin, henüz icra takibine konu edilmemiş olan 22.05.2023 tanzim, 23.06.2023 vade tarihli, 250.000 USD bedelli bonodan dolayı borçlu olmadığının TESPİTİNE,4-) İİK m. 72/4 ve m. 72/5 uyarınca davalının haksız ve kötü niyetle takipte bulunduğu anlaşıldığından, takibe konu asıl alacak (500.000 USD) tutarının takip tarihindeki TL karşılığı üzerinden hesaplanan %20 oranındaki 3.851.518,00.-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine; takibe konu edilmeyen 250.000 USD'lik senet bakımından henüz takip başlatılmadığından bu yönden tazminat talebinin REDDİNE,5-Alınması gerekli 2.113.970,44 TL karar ve ilam harcın peşin alınan 528.036,30- TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.588.934,14-TL harcın davalıdan alınarak hazineye İRAD KAYDINA,6-Davacı tarafından yapılan 14 adet tebligat + posta ücreti 393,50 TL ve bir bilirkişi ücreti 45.000,00 TL olmak üzere toplam 45.393,50 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya VERİLMESİNE,7-Davacının kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre kabul edilen miktar üzerinden hesap edilen 1.488.934,40-TL ücreti vekaletin davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,8-6235 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 13 ncü fıkrası uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve yargılama giderinden sayılan 4.600,00 TL arabuluculuk ücretinin davalıdan tahsili ile Hazineye İRAT KAYDINA,9-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafından peşin olarak yatırılan yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde davacılara İADESİNE,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye vereceği cevap dilekçesi ile iki hafta içerisinde İSTİNAF yolu açık olmak üzere taraf vekillerinin yüzlerine karşı oy birliği ile verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı. █████/2026Başkan .....☪e-imzalıdır.☪Üye .....☪e-imzalıdır.☪Üye .....☪e-imzalıdır.☪Katip .....☪e-imzalıdır.☪"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR."