Anahtar kelimeler: Villayı Dolara Siteden Aktiviteyi Etrafı Sakinlerine Endeksli Tahsisli Duvarlarla Tapunun
3. Hukuk Dairesi         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ :Tüketici Mahkemesi

SAYISI
: ████████ E., ███████ K.
Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili; davacılardan ....ın davalı şirket ile 16.12.2003 tarihli düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi sözleşmesi imzaladığını, ....adlı siteden B 24 no.lu villayı 480.725,00 TL bedel ile satın aldığını ve ödemelerin Dolar'a endeksli ödeme planına göre yapıldığını, tapunun 06.06.2008 tarihinde diğer davacı ... adına düzenlendiğini, konut yanında sadece site sakinlerine tahsisli sosyal alanları olan etrafı duvarlarla çevrili alanların tamamı ortak yer olan, her türlü aktiviteyi haiz sosyal donatı alanları bulunan bir projeden yer aldıklarını düşünürken 2012 yılında ..... Belediyesinin sitenin duvarları içinde kalan, mülkiyeti kamu ve belediyeye ait toplam 27.622 m²'lik alanın siteyle hiçbir ilgisinin bulunmadığının ve sitenin belirtilen alan üzerinde "işgalci" olduğunun ve işgale son verilmesi gerektiğinin site yöneticiliğine bildirdiğini, projeye yönelik ilan ve tanıtımlarında, konut sakinleriyle yapmış olduğu sözleşmelerde, tapuya ibraz ettiği yönetim planında 27.622 m²'lik alanın siteye ait olduğuna dair beyan, kabul ve açıklamaları bulunan davalının söz konusu alanın en başından beri siteye ait olmadığını bildiğini ve site sakinlerinden gizlediğini, bu sorunun sitede yer alan konut fiyatlarında yarıya varan oranda düşüşlere sebep olduğunu, ..... Belediye Encümeni tarafından 18.10.2012 tarihli ve █████████ sayılı kararla 01.10.2010-30.09.2012 arası dönem için 340.800,00 TL ecrimisil ödeme mecburiyeti getirildiğini, bu durumun maddi zarara sebep olduğunu ileri sürerek, 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunun (4077 sayılı Kanun) 4. maddesinin ikinci fıkrası çerçevesinde ayıp oranında bedel indirimine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili; davacı ... ile davalı şirket arasında taşınmaz satış vaadi sözleşmesi imzalanmış ise de davacının bu sözleşmeden doğan haklarını davacı ...’e devrettiğini ve tapuda satışın da bu kişi üzerine gerçekleştiğini, bu nedenle davacı ... yönünden husumet yokluğundan davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın beş yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığını, süresinde ayıp ihbarında bulunulmadığını, davaya konu konutun ayıplı olduğu iddialarının gerçeği yansıtmadığını, sözleşmede sosyal alanların mülkiyetinin devredileceğine ilişkin herhangi bir taahhütte bulunulmadığını, sözleşmenin 3. ve 16. maddesinde de bu hususun açıkça gösterildiğini, iddianın aksine alıcıların site ve çevresine ilişkin vaziyet planı ve mülkiyet durumuna ilişkin bilgilendirildiğini, site yönetim planı ve tapu kayıtlarının alenî olduğunu, yönetim planına bakıldığında da sosyal tesislerin bulunduğu 771/7 ve ... nolu parsellerin plan içerisinde yer almadığının anlaşılacağını, yönetim planında kamuya terk edilmiş alanlar olduğundan da bahsedildiğini, dava konusu edilen yerlerin siteyi oluşturan yapı parselleri arasında kalan ve etrafının site parselleriyle çevrildiği bir alan olduğunu, esasında şirketin mülkiyetindeyken yeşil alan olarak site sakinlerince kullanılması için kamuya terk edildiğini, site sakinlerinin herhangi bir sınırlandırma olmaksızın bu alanlardan istifade ettiğini, zarara uğranıldığı iddialarının gerçek dışı olduğunu, temlik sözleşmesinde ve teslim tutanağında şirketin ibra edildiğinin açık olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin 30.06.2015 tarihli kararıyla; sosyal tesislerin, mülkiyetinin .... Belediyesine hibe edilen ve kamuya terk edilen alanda yapılmış olması, alıcının satın alma kararını etkilediği gibi, taşınmazın değerinin azalmasına neden olduğu ve eksik ifadan dolayı teslim tarihi itibariyle on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı, davanın eksik ifaya dayalı olması nedeniyle, ibra beyanının söz konusu durumu kapsamadığı, bilirkişi raporu ile dava konusu taşınmazda meydana gelen değer kaybının 48.072,50 TL olduğunun bildirildiği ancak ıslah edilen tutar yönünden ıslah tarihi itibariyle zamanaşımı süresinin dolduğu, davacı ... tarafından 08.05.2005 tarihinde düzenlenen düzenleme şeklinde temlik sözleşmesi ile konut eşi olan davacı ...'e devredildiğinden husumet noktasından adı geçen davacı yönünden davanın reddi gerektiği gerekçesiyle; davacı ... yönünden davanın husumetten reddine, diğer davacı yönünden davanın kısmen kabulü ile 20.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine, fazlaya ilişkin 28.072,50 TL istemin reddine karar verilmiş; karara karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
1. Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesinin 30.01.2019 tarihli ilamıyla; davacının dava dilekçesinde tanımladığı ve davalı tarafından da inşa edildiği anlaşılan mevcut durumun satın aldığı bağımsız bölümün ekonomik değerini düşüren açık ayıp olduğu, 4077 sayılı Kanunun 4.maddesi gereğince malın teslim tarihinden itibaren 30 gün içinde davalıya ayıp ihbarında bulunmadığından davanın reddi gerekirken yanlış değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle, kararın bozulmasına karar verilmiştir.
2. Mahkemenin 05.12.2019 tarihli kararıyla; önceki kararında direnilmesine karar verilmiş; karara karşı, süresi içerisinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuşlardır.
3. Dairenin 09.06.2021 tarihli ilamıyla; Yargıtay (Kapatılan) 13. Hukuk Dairesince verilen 30.01. 2019 tarihli bozma kararının usul ve yasaya uygun olduğu, Mahkemece verilen direnme kararının yerinde olmadığı anlaşıldığından, temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın yetkili ve görevli Yargıtay Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
4. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.06.2022 tarihli ve 2021/(13)3-597 E., ████████ K. sayılı ilamıyla; davacı tüketicinin, kendisine teslim edileceğinin sözleşme ve tanıtım materyalleri ile taahhüt edildiğini iddia ettiği sosyal donatı alanlarının sitenin mülkiyet alanı dışındaki parseller üzerinde inşa edildiğini ileri sürerek açtığı davanın, ihbar koşuluna bağlı olmaksızın on yıllık genel zamanaşımı süresine tabi eksik ifa iddiası olarak değerlendirilmesi gerektiği, iddianın haklı olup olmadığı, tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı, oluştuysa tazminatın ne şekilde hesaplanması gerektiği hususlarının ise Hukuk Genel Kurulunun incelemesi dışında olduğu, hâl böyle olunca, sosyal donatılara ilişkin taleplerin sözleşmeye aykırılık niteliği taşıdığı ve ayıp ihbarına ilişkin hak düşürücü süreye tabi olmadığı yönündeki direnme gerekçesi usul ve yasaya uygun olup davalı vekilinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının yerinde olmadığı, bozma nedenine göre davalı vekilinin sair hususlara ilişkin temyiz itirazları ile davacı vekilinin tazminat miktarının tespitine ilişkin itirazları incelenmediğinden bu konuda inceleme yapılmak üzere dosyanın Özel Daireye gönderilmesine karar verilmiş; kararın karar düzeltme yoluyla incelenmesi davalı vekili tarafından verilen dilekçe ile istenilmiş olmakla Hukuk Genel Kurulunca 15.11.2022 tarihinde karar düzeltme isteminin reddine karar verilmiştir.
5. Dairenin 24.10.2023 tarihli kararıyla; davalının tüm ve davacının sair temyiz itirazları reddedilerek uyuşmazlığa konu davanın belirsiz alacak davası olduğu, davacının 28.04.2015 tarihli dilekçesinin bedel artırım dilekçesi olduğu, belirsiz alacak davasının sağladığı imkan dahilinde belirlenen alacağın zamanaşımına uğramasının söz konusu olmadığı, zamanaşımı süresinin belirsiz alacak davasının açılması ile alacağın tamamı için kesildiğinden davacının belirleyemediği alacağının zamanaşımına uğrama riskinin bulunmadığı, bu hâlde davanın ıslahı kurumundan bahsedilemeyeceği ve artırılan miktar yönünden davalının zamanaşımı def’î'nin de dinlenemeyeceği anlaşıldığından davacının bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
6. Bozmaya uyan Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın davacı ... yönünden husumet nedeniyle reddine, davacı ... yönünden ise kabulü ile 48.072,50 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacı ...'e verilmesine karar verilmiş; karara karşı, davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili; konutun ayıplı olmadığını, davacının müvekkil şirketin kamuya bıraktığı yeşil alan ve park alanlarının kendilerine veya site mülkiyetine dahil alanlar gibi pazarladığı yönündeki iddiaların tamamen gerçek dışı olduğu, site yönetim planının açık ve aleni olduğunu, davacının zarara uğradığı iddiasının tamamen gerçek dışı olduğunu, davacı ve konutu temlik alan diğer davacının müvekkili şirketi ibra ettiği, taşınmazda değer kaybının söz konusu olmadığını, zamanaşımı süresinin 5 yıl olması gerektiği, davacı iddialarının eksik ifa olarak değerlendirilmesinin usul ve kanuna aykırı bulunduğunu ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
Uyuşmazlık, satış esnasında sunulan katalog, proje ve tanıtımlarda belirtilen ancak bunlara uygun olarak yapılmayan veya eksik yapılan işler nedeni ile değer kaybının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece Hukuk Genel Kurulu ve uyulan bozma ilamında gösterilen şekilde yapılan inceleme ve araştırma sonucunda, yine o ilamda belirtilen hukuki esaslar gereğince karar verildiği, bozma kapsamı dışında kalarak kesinleşen ve usuli kazanılmış hak durumunu oluşturan kısımlar hakkında yeniden inceleme yapılamayacağı, eksik ifa nedeniyle taşınmazdaki değer kaybının bilirkişi raporu ile tespiti üzerine karar verildiği anlaşılmakla, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın onanmasına karar verilmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Mahkeme kararının ONANMASINA,
Aşağıda yazılı bakiye temyiz harcının temyiz eden davalı tarafa yükletilmesine,
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi atfıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 440. maddesi gereğince karar düzeltme yolu kapalı olmak üzere,24.12.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!