Anahtar kelimeler: Şubesi Kredinin Kredisi Yazim Bankanın Layihalar İzmir Dinlenip İstenmiş Üye

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
11. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO
: █████████
KARAR NO
: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ
: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ
: █████/2022
NUMARASI
: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVANIN KONUSU
: Alacak
KARAR TARİHİ
: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ
: █████/2026
İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin █████/2022 tarih ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
:
DAVA
:Davacı vekili, davacı bankanın ... Şubesi tarafından dava dışı ...'e tüketici kredisi kullandırıldığını, ancak dava dışı kişi tarafından kredinin █████/2012, █████/2012 ve █████/2012 tarihlerinde 517,32 TL tutarında ödenmesi gereken 4., 5. ve 6. taksitlerinin vadelerinde ödenmediğini, bunun üzerinde davacı banka tarafından dava dışı kişiye Beşiktaş 17. Noterliği’nin █████████ tarih 01401 yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide ettiğini ve ihtarnamenin tebliğini izleyen 7 gün içerisinde belirtilen gecikmiş taksit tutarları ile kalan anapara bakiyesi ve anapara bakiyesine işlemiş yasal kredi faizi ve ferilerinden oluşan 20.437,78 TL alacağın muaccel hale geleceğinin ihtar edildiğini, ancak dava dışı ...'in vefat ettiğinin tespit edildiğini, bunun üzerinde davacı banka tarafından davalı şirkete başvuruda bulunulduğunu, davalı şirket tarafından sigortalı ...'in 5667590 no'lu poliçesinin başlangıç tarihinin █████/2012 olduğunun ancak dava dışı sigortalının █████/2012 tarihinde vefat ettiğinin, yani rahatsızlığının sigortalanmadan önce teşhis edilerek tedavisine başlanıldığının ve hastalığının bilindiğinin bildirildiğini, bu nedenle Hayat Sigortaları Genel Şartlarının C.2.2 maddesine yer alan “…Beyan yükümlüğünün kasıtlı ihlalinde sigortacı riziko gerçekleşmiş olsa bile sözleşmeden cayabilir ve prime hak kazanır..” düzenlemesi kapsamında sözleşmeden cayılmış olduğunu, sigorta bedelinin tazmin edilemeyeceği ve primin iade edilemeyeceği bildirdiklerini, ihtarnameye konu olan bedellerin ödenmemesi üzerine müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla borçtan sorumlu olan dava dışı ...'in kanuni mirasçısı .... ve kanuni mirasçı sıfatıyla borçlu .... aleyhine İzmir 24. İcra Müdürlüğü'nün █████████ Esas sayılı takip dosyasında icra takibi başlatıldığını, ancak borçlular tarafından borç bedellerinin murisin hayat sigortasından tahsil edilmesi gerektiği gerekçesi ile takip dosyasına konu borçlara itiraz ettiklerini, itirazın iptali istemi ile İzmir 2. Tüketici Mahkemesi’nin █████████ Esas sayılı dosyasında dava açıldığını, davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, davalı vekili tarafından kararın temyiz edildiğini ve Yargıtay 13. Hukuk Dairesinin ██████████ Esas █████████ Karar Sayılı ilamı ile "sigorta şirketinin menfi yanıtına karşı davacı banka tarafından hukuki yollar tüketilmeden mirasçılara karşı takip başlatılmasının yerinde olmadığı" gerekçesi ile yerel mahkeme kararın bozulduğunu, bozma ilamı neticesinde yeniden yargılama yapıldığını, İzmir 2. Tüketici Mahkemesinin ███████ Esas ████████ Karar sayılı kararı ile davanın usulden reddine karar karar verildiğini ve kararın kesinleştiğini, bunun üzerine davacı banka tarafından davalı şirkete █████/2020 tarihli ihtarname keşide edildiğini ve söz konusu ilam gereğince ihtarnamenin tebliğinden itibaren en geç 7 gün içinde toplam 58.279,20 TL borcun ödeme tarihine kadar işleyecek %20,43 oranında gecikme faizi, BSMV ve yasal ferileri ile birlikte davacı bankanın ... Şubesinin hesabına ödenmesinin, aksi takdirde söz konusu bedelin gecikme faizi, BSMV ve yasal ferileri ile birlikte tahsili zımnında yasal yollara başvurulacağının ihtaren bildirildiğini, ihtarnamenin davalı şirkete tebliğ edildiğini ancak davalı tarafından herhangi bir yanıt verilmediğini, açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davacı bankanın ... Şubesi tarafından dava dışı ...'e kullandırılan kredi borcunun ...'in vefat etmesi nedeniyle 5667590 no'lu poliçe kapmasında █████/2020 tarihi itibarile 58.279,20 TL borcun ödeme tarihine kadar işleyecek gecikme faizi, BSMV ve yasal ferileri ile birlikte davalı şirketten tahsiline karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP
: Davalı sigorta şirketi, dava konusu olayda riziko tarihinin █████/2012 olduğunu, dava konusu talebin zamanaşımına uğradığını, bu nedenle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesinin gerektiğini, dava dışı ...'in davacı banka tarafından kullandığı krediyle bağlantılı vefat tarihi itibariyle davalı şirket nezdinde 5667590 no'lu sigorta poliçesi bulunduğunu, dava dışı sigortalının vefat etmesi üzerine yapılan incelemede hastalık durumunun kalp yetmezliği olduğu, ..... Müdürlüğü ... Sosyal Güvenlik Merkezi tarafından düzenlenen takip listesinde sigortalının █████/2008 tarihinde tedavi gördüğünün belirtildiğini, poliçe başlangıç tarihinin █████/2012 olduğunu, yani rahatsızlığının sigortalanmadan önce teşhis edilerek tedavisine başlandığını, ancak bunun davalı şirkete beyan edilmediğini, sigortalının poliçe tanzim edilirken kendisine yöneltilen sorulara doğru yanıt vermek ile yükümlü olduğunu, sigortalının beyan yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davalı şirketin sorumluluğunun sigortalının vefat tarihi itibariyle teminat altına alınan bedel ile sınırlı olduğunu, sigorta şirketinin sigortalının bankaya olan kredi borcundan sorumlu olmadığını, poliçe de gösterilen bedelden sorumlu olduğunu, açıklanan nedenlerle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın esastan reddine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı banka ile davalı şirket arasında dolaylı yoldan sözleşmesel ilişkinin doğduğu, TTK Md. 1420 hükmünde açıkça sigorta sözleşmesinden doğan tüm istemler yönünden zamanaşımı süresinin alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak 2 yıl ve rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren 6 yıl olarak belirlendiği, davacı banka ile sözleşme imzalayan dava dışı ...'in kredi ilişkisi devam ederken █████/2012 tarihinde öldüğü, davacı bankanın davalı sigorta şirketine başvurusu sonrası sigorta şirketi tarafından █████/2012 tarihinde tazminat ödeme isteminin reddine ilişkin yanıt verildiği, bu tarihte alacağın muaccel hale geldiğinin kabulü gerektiği, bu tarihten itibaren 2 yıl içinde herhangi bir davanın açılmadığı gibi başkaca bir başvuruda bulunulduğunu gösterir kaydın da bulunmadığı, sözleşmenin tarafı olan dava dışı ...'in ölüm tarihi itibariyle █████/2012 tarihinden itibaren 6 yıllık zamanaşımı süresi içinde de herhangi bir başvurunun olduğuna dair kayıt veya belgenin dosyada bulunmadığı bu haliyle davanın zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı anlaşılmakla davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ
: Davacı vekili, dava konusu alacak 10 yıllık zamanaşımına tabi olup mevcut dava yasal süre içerisinde açıldığını, sigortalı ...'in vefatı nedeniyle müvekkil banka tarafından davalı sigortaya başvuru yapıldığını ve temerrüde düşürüldüğünü, Mahkemece davanın zamanaşımına uğradığı gerekçesi ile verilen kararın eksik ve hatalı olduğunu, 04.04.2022 tarihli bilirkişi raporunun da hüküm kurmaya elverişli olmadığını, bilirkişi raporunda yer alan Yargıtay içtihatlarına göre de davalı sigorta şirketinin poliçe ile teminat altına alınan tüketici kredisini müvekkil bankaya ödemekle yükümlü olduğu yönündeki tespit doğru olsa da raporda 19.381,58 TL sigorta tazminatının 12.12.2012 tarihinde muaccel olduğu, davalı sigorta şirketinin söz konusu tutarı müvekkil bankaya ödemekle yükümlü olduğu tespit edilmiş olup söz konusu tespitin eksik ve hatalı olduğunu, müvekkil banka tarafından 12.12.2012 tarihinde davalı sigortaya ödeme için başvuru yapıldığını yani davalı şirketin temerrüde düşürüldüğünü, davalı şirketin başvuru yapılmış olmasına karşın ödeme yapmaksızın müvekkilin bankanın kredi miktarını tahsil etmesini geciktirdiğini, davalı şirketin poliçe miktarı ile birlikte 12.12.2012 tarihinden itibaren işleyen gecikme faizinden de sorumlu olup bilirkişiler tarafından eksik hesaplama yapıldığı hususlarını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
:Dava, banka zararının hayat sigortası teminatı kapsamında tahsili istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.
Somut olayda, davacı yan ile dava dışı .... arasında kurulan ilişki kapsamında adı geçen .... tarafından tüketici kredisi kullanıldığı, söz konusu kredi borcuna yönelik davalı ile hayat sigorta poliçesinin imzalandığı, dava dışı ....'in █████/2012 tarihinde vefat ettiği, borcun ödenmesine yönelik davalı yanı yapılan başvurunun reddine karar verildiği, ....'in kanuni mirasçıları aleyhine açılan itirazın iptali davasında hayat sigorta poliçesine karşı hukuki yollar tüketilmeden dava açılması sebebiyle davanın usulden reddine karar verildiği, davalı yana kararın kesinleşmesinden sonra █████/2020 tarihli ihtarname gönderilmiş ise de sonuçsuz kalması sebebiyle davalıdan tahsili istemli açılan davada mahkemece bilirkişi incelemesi yapılmış ise de TTK 1420 madde kapsamında davalı sigorta tarafından kendisine yapılan başvuruya █████/2012 tarihli ret cevabı verilmekle bu tarih itibariyle davacı alacak talebi muaccel olduğu için söz konusu tarihten itibaren iki yıl içinde dava açılmadığı gibi vefattan itibaren 6 yıl içinde de dava açılmadığı bunlar yanında söz konusu sürede başvuru yapılmadığı da anlaşılmakla davanın söz konusu yasa maddesinde belirtilen sürelerden sonra açıldığı için zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği görülmüştür.
6102 sayılı Kanun'un Sigorta Hukukuna ilişkin beşinci kitabında, 1420 nci maddede, genel nitelikte temel zamanaşımı süresi düzenlenmiş ve sigorta sözleşmelerinden doğan bütün istemler iki yıllık zamanaşımı süresine bağlanmıştır. Aynı maddenin ikinci fırkasında ise, diğer kanunlardaki hükümlerin saklı tutulduğu ifade edilmiştir.
6102 sayılı Kanun'un 1420 nci maddesinde düzenlenen zamanaşımı süresi sigorta akdine taraf olanlar için geçerlidir. Sigorta akdine taraf olmayıp, zarar gören üçüncü kişi sıfatıyla, sorumluluk sigortasına dayalı olarak, sigorta şirketine karşı açılan davada ilgili madde hükmü değil temel ilişkideki zamanaşımı süresinin uygulanması gerekecektir. (Yargıtay 11 HD'nin █████████ esas ve █████████ karar, 08.03.1979 tarih, ████████ esas ve █████████ karar, 01.02.2002 tarih, █████████ esas ve █████████ karar, 04.10.2023 tarih, █████████ esas ve █████████ karar, 05.06.2024 tarih, ████████ esas ve █████████ karar sayılı ilamlarında da değinildiği üzere)
Sigorta poliçesinin incelenmesinde; sigorta ettirenin davacı banka olduğu, dain-i mürtehin olarak .... Bankası A.Ş. ... Şubesinin gösterildiği, lehdar kısmında "borcu kadar.... şubesi, kalanı kanuni varisler" ibaresinin yer aldığı ayrıca vefat teminatının ne şekilde ödeneceğinin belirtildiği görülmekle davacı sigorta sözleşmesine az önce belirtilen sıfatla taraf olduğu gibi taraflar arası ilişki göz önüne alındığında davacı banka ile muris arasında düzenlenen kredi sözleşmesinde, bankanın davalı adına sigorta yaptırma hak ve yetkisine sahip olduğundan esasen davacı banka davalı sigorta şirketinin acentesi konumundadır.
Davacı Banka tarafından sigortalının vefatından sonra, davalı sigorta şirketine vefat tazminatının ödenmesi talebiyle başvurulmasına karşılık davalı tarafça █████/2012 tarihli cevap ile sigortalının beyan yükümlülüğün ihlâl ettiği gerekçesiyle talebin reddedildiği bildirilmekle alacağın red cevap tarihi itibariyle muaccel hale geldiği anlaşılmıştır.
Yukarıda belirtilen ilke, esaslar ile yapılan açıklamalar karşısında davacı bankadan kredi kullanan .....'in vefatı üzerine borcun ödenmesi amacıyla kredi borcunu hayat sigorta poliçesi ile teminat altına alan davalı yana yapılan başvurunun █████/2012 tarihinde ret edildiği, aksi belirtilmekle birlikte sigorta sözleşmesine göre dain-i mürtehin sıfatına sahip davacı banka tarafından sigortalının vefatı halinde istenebilecek olan, sigortalının kredi borcu değil, "vefat teminatı" olduğu, banka tarafından tahsil edilecek vefat teminatı tutarının sigortalının bankaya olan borcunun kapatılmasında kullanılacağı göz önüne alındığında iş bu talebin kredi sözleşmesinden kaynaklandığından bahsedilemeyeceği, buna göre somut olayda 10 yıllık zamanaşımı süresinin değil TTK'nın 1420. maddesindeki 2 ve 6 yıllık sürelerin uygulanması gerektiğinden İDM'ce söz konusu yasa hükmü karşısında dava konusu talebin zaman aşımına uğradığının kabulü doğru olmuş, bu nedenle de davacı yan istinaf itirazına itibar edilmemiştir.
Bu hususlardan ayrı olarak, davacı banka yukarıda da belertildiği üzere sigorta sözleşmesine dain-i mürtehin sıfatına sahip olmakla davalı yana hayat sigortası kapsamında yaptığı başvuruda davalı sigorta şirketi sigortalının beyan yükümlülüğünü ihlal ettiği savunması ile vefat tazminatı ödemekten imtina edemez. Bu nedenle mahkemece beyan yükümlülüğün ihlali yönündeki savunma kapsamında delil toplamaya gerek olmadığı gibi bu yönden bilirkişi incelemesi yaptırılmasına da gerek olmadığından aksi yöndeki kabul doğrultusunda illiyet bağının olup olmadığı yönünde usul ekonomisine aykırı mahiyette bilirkişi incelemesi yapılması doğru görülmemiştir. (Yargıtay 13. HD'nin █████/2020 tarihli, ████████ E. ve █████████ K. sayılı ilamı)
Bu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
H Ü K Ü M
: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, yatırdığı istinaf harcının istek halinde kendisine iadesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!